Sudan’da siyasi krizden çıkış için 3 aşamalı yeni girişim

Girişim, Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Malik Ağar tarafından başlatıldı.

Hartum'da protestolar sürüyor. (AFP)
Hartum'da protestolar sürüyor. (AFP)
TT

Sudan’da siyasi krizden çıkış için 3 aşamalı yeni girişim

Hartum'da protestolar sürüyor. (AFP)
Hartum'da protestolar sürüyor. (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi Malik Ağar, ordunun ekim ayında askeri tedbirlerle iktidarı ele geçirmesinden bu yana ülkenin yaşadığı siyasi krizden bir çıkış yolu bulmak için üç aşamalı yeni bir girişim başlattı.
Girişim, ordu ile ülkedeki ana muhalefet Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri İttifakı (ÖDBG) ve Cuba Barış Anlaşması güçleri (eski silahlı gruplar) arasında geçiş dönemini yönetmek ve ulusal yetkilere sahip bir hükümet oluşturmak için yapılması planlanan bir anlaşmaya dayanıyor. Ulusal Kongre Partisi bu anlaşmanın dışında tutulacak.
 Ağar, acil girişim başlatarak ve protestolarla ilgili önceki görüşünden vazgeçerek siyasi çevreleri şaşırttı.
 Baında geçen ay çıkan haberlere göre Ağar, Sudan'da yaşananları devlete karşı isyan ve terörizm olarak nitelendirdiği konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:
“Sokağa çıkanlar 8-15 yaş arası şiddete başvuran çocuklardır ve siyasi bir amaçları yoktur. Onların yeri oyun alanları ve okullardır.”
Sudan Egemenlik Konseyi üyesi, girişimini büyükelçilere ve ülkede faaliyet gösteren uluslararası ve yabancı misyonların temsilcilerine sundu. Girişim, ordu, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri ve Cuba Barış Anlaşması'nı imzalayan güçler arasındaki diyalogla başlayan üç aşamayı içerecek. Ardından bir başbakan atanacak ve geçiş hükümeti kurulacak. Daha sonra ise feshedilen Ulusal Kongre Partisi hariç tüm Sudanlı partiler arasında bir diyalog için start verilecek.
 Ağar, ordu komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan tarafından atanan Egemenlik Konseyi'ne Cuba barış anlaşması uyarınca Kuzey Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey'in bir temsilcisi olarak katıldı. Ancak bir önceki röportajında ‘darbeci’ olarak nitelendirdiği hükümete katılması, birçok kişinin tepkisini ve öfkesini çekiyor.
 Ağar, girişiminde, ekonomik krizi ele alarak ve barış sürecini ve geçiş yönetim yapılarını tamamlayarak bağımsız ulusal hükümetin üzerinde anlaşmaya varacağı görevleri belirledi. Yargı ve yargı erki ve bağımsız komisyonların yapıları geçiş döneminin sonuna kadar herkes için adil katılımı garanti eden özgür ve adil seçimler yapılması hedefiyle hazır hale getirilmesi planlanıyor. Girişimin en önemli önceliği, feshedilmiş Ulusal Kongre Partisi dışında tüm kesimlerin katıldığı kapsamlı bir ulusal diyalog çağrısında bulunmak.
Ağar'ın askeri darbe olarak değerlendirdiği, 25 Ekim'de Burhan'ın aldığı tedbirlerin ardından siyasi kriz karmaşık bir aşamaya girdi. Hem ABD hem de Suudi Arabistan, orduyu Egemenlik Konseyi'nde ve Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nde (ÖDBG) temsil edilen sivilleri bir araya getirmeyi başaran arabuluculuk için baskı yapmaya başladı. Darbeyi sona erdirmek için sivil taraftan bir vizyon sunma beklentisi oluştu.
 Ancak Burhan 4 Temmuz'da, ordunun ABD-Suudi arabuluculuğu ve üçlü BM mekanizması tarafından kolaylaştırılan sivillerle diyalogdan çekildiğini duyurarak arabayı atların önüne koştu. Ordu siyasetten çekilip, ordu ve hızlı destek güçlerinden oluşan bir Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu oluşturma ve sivillerin ulusal yetkinliğe sahip bağımsız bir hükümet seçmesi için sahayı terk etme kararlılığını gösterdi. Bu, muhalefet tarafından ileriye doğru bir kaçış ve ‘ordunun iktidar üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik bir aldatmaca ve taktik’ olarak değerlendirildi.
Ağar'ın girişimi, ordu komutanı tarafından önerilen Silahlı Kuvvetler Yüksek Kurulu"nun, özgürlük ve değişim bildirgesi güçlerinin ve barış taraflarının geçiş döneminde asker-sivil ilişkisi üzerine sundukları vizyondan pek farklı değil.
 Sudan Egemenlik Konseyi üyesi, askeri bileşenlere, sivil bileşene ve barış ortaklarına yetkilerini ve görevlerini tanımlama konusunda üzerinde anlaşmaya varılacak bir ‘ilk belge’ sunma sözü verdi. Bu görev ve yetkilerin anayasal metinlerde formüle edilmesi ve önceki anayasal belgenin metinlerinin yorumlanmasına eşlik eden karışıklığı önlemek için Birleşmiş Milletler Misyonu'nun (UNITAMS) katkıda bulunduğu iki ulusal uzman ve bir uluslararası uzmandan oluşan bir teknik hukuk komitesinin oluşturulması amaçlanıyor.
 Ağar, yabancı diplomatlara hitaben yaptığı konuşmada, ülkede askeri yönetimin ele geçirilmesini takip eden koşulları “Çok karmaşık ve ülkeye çok pahalıya mal oldu" şeklinde nitelendirdi. Ordunun iktidarı ele geçirmesini ‘askeri darbe’ olarak tanımlamaktan kaçınan Ağar, daha önceki açıklamalarında 25 Ekim 2021'de yaşananların bir ‘askeri darbe’ olduğunu vurgulayarak şunları söylemişti:
“Askeri otorite iktidarı ele geçirdi ve bu prosedür, mantık ve askeri gelenek açısından, belirli bir otoriteye karşı darbe olarak adlandırılıyor. Askeri otorite açısından buna düzeltici bir devrim diyorlar. Bir iktidar değişikliği var ama adı önemli değil.”



Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Eğitim Direktörü Julia Dicum, son yıllarda Gazze’de yaşanan çatışmalar ve askerî operasyonlar nedeniyle çocukların okullarda normal yaşamlarını sürdüremediğine dikkat çekerek, araştırma tahminlerine göre eğitim sisteminin toparlanmasının yedi yılı bulabileceği uyarısında bulundu.

Dicum, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, “Bu yıl eylül ayında eğitim-öğretim yılını başlattığımızda, üçüncü sınıfta olması gereken ancak ilk kez bir okul binasına giren çocuklarla karşılaştık” dedi.

İlkokulun son yıllarındaki bazı çocuklar, Kovid-19 salgınının yol açtığı aksaklıklar ve son üç yıldır devam eden savaş nedeniyle yüz yüze eğitim kapsamında yalnızca bir tam eğitim yılı geçirebildi.

Dicum’a göre, ‘kayıpların yol açtığı psikolojik travmalar, sürekli bombardıman korkusu ve belirsizlik içinde yaşamak’, çocukların öğrenme sürecindeki eksiklikleri daha da derinleştirdi.

Yıllar boyunca biriken eksiklikler

Birleşik Krallık’taki Cambridge Üniversitesi, Lübnan Araştırmaları Merkezi ve UNRWA tarafından yürütülen araştırmalar, biriken aksaklıkların çocukların eğitimdeki ilerlemesini beş yıla kadar geciktirebileceğine işaret ediyor. Bir yıldan uzun süre önce yapılan bu tahminin ardından Dicum, mevcut gecikmenin bugün çok daha büyük boyutlara ulaşmış olabileceğini düşünüyor.

dcfvghy
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda, binaların enkazı arasında yürüyen çocuklar, 19 Ekim 2026 (AFP)

Eğitimdeki aksaklıkların devam etmesi karşısında durumun ciddiyetine dikkat çeken Dicum, “Bu aksaklıklar ne kadar uzun sürerse eğitimdeki eksiklikler de o kadar büyüyecek ve çocukların eğitimden kalıcı olarak kopma riski artacak” uyarısında bulundu.

Bu nedenle UNRWA’nın öncelikleri arasında, çocukların örgün ve resmî olarak tanınan eğitimle bağlarının korunması yer alıyor. Bu hedef doğrultusunda, güvenli ve sürdürülebilir bir örgün eğitim sistemine geçişi mümkün kılacak verilerin, kapasitenin ve koşulların sağlanması için de çalışmalar yürütülüyor.

Normal okul gününden çok uzak bir dönüş

2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlangıcında, Dicum’un aktardığı tahminlere göre Gazze’de 200 binden fazla çocuk hâlâ düzenli eğitim imkânından yoksundu. Buna karşılık Küresel Eğitim Kümesi (Global Education Cluster), Eylül 2026’da insani yardım müdahale girişimleri kapsamında ortak kuruluşlar tarafından işletilen 687 eğitim alanında 495 bin 680 öğrencinin bulunduğunu bildirdi.

sdcfvgbhy
UNRWA Eğitim Direktörü Julia Dicum, bir çocukla birlikte (UNRWA)

Küresel Eğitim Kümesi, Gazze Şeridi’nde eğitim alanında faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını koordine eden ve acil durumlarda öğrenim ihtiyaçlarına yönelik müdahalenin düzenlenmesine yardımcı olan bir mekanizma olarak faaliyet gösteriyor.

Ancak bir eğitim alanına erişebilmek, normal bir okul gününe dönüldüğü anlamına gelmiyor. Eğitime yeniden başlayan çok sayıda çocuk, aşırı kalabalık ve okul malzemelerindeki eksiklikler nedeniyle alışılmışın çok altında sürelerle eğitim görüyor. Üstelik eğitim, hasar görmüş binalarda veya yeterli su, kanalizasyon ve hijyen olanaklarından yoksun geçici alanlarda sürdürülüyor. Yerinden edilme ve patlayıcı madde tehlikeleri de bu sorunlara ekleniyor.

Dicum, “Gazze, tüm kız ve erkek çocukların tam zamanlı ve düzenli okul eğitimine dönmesinden hâlâ çok uzak” dedi.

Eğitim malzemeleri ve inşaat malzemelerinin bölgeye girişine getirilen kısıtlamalar da enkazın kaldırılmasını, tesislerin onarılmasını ve yeniden inşa edilmesini engelleyerek eğitim sürecinin normale dönmesini zorlaştırıyor.

fvghyuj
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta 14 Nisan 2024 tarihinde gerçekleşen İsrail askeri operasyonları sırasında UNRWA tarafından yönetilen bir okul tahrip edildi. (Reuters)

Bu koşullar altında müfredat yalnızca Arapça, İngilizce, matematik ve fen bilimleri dersleriyle sınırlandırılırken ruh sağlığı hizmetleri ile psikososyal destek de güçlendirildi. Ağır hasar, üniversitelerin yanı sıra teknik ve mesleki eğitim alanlarını da etkiledi. Bu kurumlar da eğitimi uyarlanmış biçimlerde sürdürmeye çalışıyor.

Akreditasyonu bulunmayan programlar, öğrenimin devamını tehdit ediyor

Öte yandan Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, UNRWA’nın uzaktan eğitim programı da dahil olmak üzere Filistin müfredatıyla uyumlu eğitim materyalleri kullanan programların akreditasyonunu onaylamıştı. Ancak diğer programların büyük bölümü, örgün olmayan ve akreditasyonu bulunmayan öğrenim imkânları sunuyor.

Dicum, “Artık mesele yalnızca çocukları bir şekilde yeniden öğrenim sürecine dâhil etmek değil. Asıl zorluk, çocukların öğrenmelerini, ilerlemelerini ve gelecekte toparlanmayı destekleyecek, umut vadeden bir gelecek inşa etmelerini sağlayacak beceriler kazanmalarını mümkün kılan kaliteli, sürdürülebilir ve akredite bir eğitim sistemini yeniden tesis etmek” dedi.

Barınma merkezlerinden öğrenim alanlarına

UNRWA’nın eğitim alanındaki müdahalesi, Ekim 2023’te kuruma bağlı barınma merkezlerinde kalan çocuklara ruh sağlığı hizmetleri ve psikososyal destek sağlanmasıyla başladı. UNRWA, 2024’ün başlarında temel derslere yönelik, BM’nin standartlarıyla uyumlu, esnek ve bireysel öğrenmeye imkân tanıyan materyaller geliştirdi. Aynı yılın yaz aylarında ise geçici öğrenim alanları oluşturmaya başladı.

fvgbh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

2024’ün sonlarına doğru akredite bir uzaktan eğitim programını hayata geçiren UNRWA, mümkün olduğu ölçüde öğrencileri öğretmenleriyle ve Ağustos 2023’te aynı sınıflarda eğitim gördükleri arkadaşlarıyla yeniden buluşturmaya çalıştı.

Dicum’un paylaştığı verilere göre UNRWA, Eylül 2026 sonu itibarıyla Gazze genelinde yaklaşık 100 bin öğrenciye ulaşan 84 geçici öğrenim alanını yönetiyordu. Ayrıca birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 280 bin öğrenciye düzenli uzaktan eğitim sağlıyordu.

Karşılaştırma yapmak gerekirse UNRWA, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 300 bin öğrenciye eğitim veriyordu. Bu sayı, Gazze Şeridi’nde birinci sınıftan on ikinci sınıfa kadar öğrenim gören tüm öğrencilerin yarısına karşılık geliyordu. Diğer yarısı ise Filistin Yönetimi’ne bağlı okullarda ve sayıları sınırlı olan özel okullarda eğitim görüyordu.

dc
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bulunan bir UNRWA okulunda yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Halihazırda yüz yüze eğitim, çadırlarda ve UNRWA’ya ait bazı okulların sınıflarında yürütülüyor. Bu alanlarda aileler, çocukların ders çalışabileceği ortamların hazırlanmasına katkıda bulunuyor; öğretmenlerin ders verebilmesi için her gün kendi eşyalarını bir kenara çekiyor.

Dicum, Gazze’deki ailelerle UNRWA arasındaki iş birliğinin geliştiğini belirterek, “Yerel toplumun 2026 yılı boyunca tam zamanlı eğitim amacıyla kullanılmak üzere üç okul binasını UNRWA’ya yeniden tahsis etmesi, bu iş birliğinin bir sonucudur” dedi. Dicum, bunun “Gazze’deki toplumların eğitime verdiği önemi ve eğitimin yeniden tesis edilmesine sundukları katkıyı yansıttığını” ifade etti.

Eğitimi yeniden başlatma çabaları, 16-18 yaşlarındaki Filistinli mülteci gençlere yönelik teknik ve mesleki eğitimi de kapsadı. İlk aşamada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının başında programlara katılan gençlerin karma eğitim ve çevrim içi öğrenim yöntemleri aracılığıyla eğitimlerini tamamlamalarına ve sertifikalarını almalarına yardımcı olundu.

UNRWA, Eylül 2026’da iki yıl süren programlara öğrenci kaydı yaptı. Dicum, özellikle toparlanma sürecine katkı sağlayabilecek becerilere odaklanan daha kısa süreli mesleki kurslar açmayı da planladıklarını belirtti. Dicum’a göre bu tür eğitimler, normalde acil durum müdahalelerinin bir parçası olarak değerlendirilmiyor.

Telafi, çocuğun seviyesinden başlıyor

Eğitime yeniden başlanması, öğrenme açıklarının daha da büyümesini önlemek için bir fırsat sunuyor. Ancak eğitimde yaşanan aksaklıklarla geçen yılların telafi edilebilmesi için her çocuğun mevcut seviyesine uygun desteğin sağlanması gerekiyor. Dicum, “Eğitimde toparlanma mümkün, ancak aksaklıklarla geçen eğitim yıllarını telafi etmenin hızlı bir yolu yok” değerlendirmesinde bulundu.

xsdcfvgyh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

Bu süreç; okuma, yazma ve matematik becerilerinin geliştirilmesi, her öğrencinin öğrenme seviyesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, uyarlanmış eğitim materyallerinin sağlanması ve öğretmenlerin sürekli destek sunmasıyla başlıyor. Süreç aynı zamanda çocukların içinde bulunduğu ve bu koşullar altında ders çalışmaya çalıştığı daha geniş yaşam koşullarıyla, yeterli ve düzenli eğitim süresine erişimleriyle de yakından bağlantılı.

Dicum, acil hedefi şu sözlerle açıkladı: “Şu anda önemli olan, daha fazla öğrenme kaybının yaşanmasını önlemek ve çocuklara sürdürülebilir, nitelikli bir eğitime dönmeleri için güvenilir bir yol sunmak.”

Finansman ve öğrenim fırsatlarının devamı

UNRWA, mevcut dönemde eğitim alanındaki müdahalesini sürdürmesini ve genişletmesini engelleyebilecek ciddi bir mali krizle karşı karşıya. Mevcut programların devam ettirilmesi ve koşullar elverdiğinde örgün eğitime dönüş için hazırlık yapılması, planlamaya imkân tanıyan sürekli kaynaklara ihtiyaç duyuyor.

 vfgbu
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta enkaz yığınları arasında yürüyen Filistinli bir kız çocuğu, 4 Eylül 2024 (Reuters)

Dicum, öğrenim imkânlarının korunması ve gerekli kaynaklarla desteklenen, güvenli bir örgün eğitime dönüşün sağlanması için ‘sürdürülebilir, düzenli ve öngörülebilir finansman sağlanmasının’ temel önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.


Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.