Biden’ın İsrail ve Filistin ziyaretleri sonuçsuz kaldı

Abbas Biden’dan Doğu Kudüs’te konsolosluk açmasını istedi, yüzlerce kişi Biden’ı protesto etti

Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
TT

Biden’ın İsrail ve Filistin ziyaretleri sonuçsuz kaldı

Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden, Ortadoğu gezisinin ilk aşamasını İsrail ile Filistin arasında durdurulan barış müzakerelerinin yeniden başlatılmasına dair ‘yeni ve somut bir öneri’ sunmadan tamamladı. Başkan Biden, ‘taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını yakınlaştırma çabalarından vazgeçmeyeceği’ yönünde söz vermekle yetindi.  
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Başkan Biden’ı resmi törenle karşılarken, Filistinliler Biden’ı, İsrail’in tarafını tutmakla itham ederek, İsrail’in yerleşim politikalarına ve ‘barış görüşmelerinin’ sürdürülmesini reddeden tutumuna tepki göstermemekle suçladı. Nablus, Ramallah ve Beytullahim’de Biden’a karşı protesto gösterileri düzenlenirken, bazıları ABD Başkanının ziyaretinin ‘herhangi bir umut işareti’ taşımamasından duydukları hayal kırıklığını dile getirdi.  
Mahmud Abbas’ın başdanışmanlarından Devlet Bakanı Mahmud el-Habbaş, Abbas’ın Biden’a, barış müzakerelerini sürdürmek için İsrail Başbakanı Yair Lapid ile görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğini söyledi. Habbaş; "Amerikan başkanının ziyareti memnuniyetle karşılandı, kendisinin iki devletli çözümü içtenlikle desteklediğini biliyoruz, ancak bu çözümü desteklemek için yararlı somut bir şey sunmasını ve İsrail'i müzakereleri sürdürmenin zorunlu olduğuna ikna etmesini bekliyorduk. En azından İsrail’in çözümü sabote eden ve anlaşmayı imkânsız kılan tek taraflı icraatlarını durdurmak için çaba gösterebilirdi. Yasadışı yerleşim kararları, tutuklamalar ve gençlerimizin öldürülmesi gibi tek taraflı icraatlar bu hükümet döneminde artış kaydetmektedir.’’ diye konuştu.   
Adının anılmamasını isteyen bir başka Filistinli yetkili, “Başkan Biden, Başkan Abbas ve hatta İsrail Başbakanı Lapid, iki devletli çözümün en iyi çözüm olduğunu söylüyorlar. Ancak İsrail bu çözüme giden yolu engelliyor. Bunun için bir açıklaması olan var mı? eğer bu Lapid'in arzusuysa ve Biden İsrail'in çıkarını istiyorsa, onun bu yolda ilerlemesine yardım etmesi zor mu?” ifadelerini kullandı.  
ABD Başkanının ziyareti öncesinde, Filistinli ve ABD’li yetkililerin, taraflar arasında üzerinde anlaşmaya varılan konuları teyit eden ortak bir açıklama formülüne ulaşmak için cuma sabahına kadar çalıştığını aktaran kaynak; “Ancak çabalar sonuçsuz kaldı, ABD’liler, İsrail seçimleri nedeniyle bu aşamada, iki devletli çözümden bahsediyorlar ancak bunu başarmak için hiçbir şey yapmaya hazır değiller. İnsan haklarından bahsediyorlar ama İsrail'den, gazeteci Şirin Ebu Akile’yi öldüren kişilerin tutuklanmasını talep edemiyorlar. Adaletten bahsediyorlar ama tüm uluslararası yasalara aykırı olan yerleşim kararlarına değinmiyorlar” diye konuştu.  
Filistinli ve İsrailli aktivistler, Başkan Biden’a işgal altındaki topraklarda olduğunu hatırlatmak için çeşitli eylemler düzenledi. Biden’ın Batı Şeria ziyaretinde ABD'nin İsrail yanlısı tutumuna tepki olarak sivil protestolar ortaya kondu. Beytullahim'i ziyaret eden Biden’ın görebileceği bir şekilde, Batı Şeria'daki Ayrım Duvarı'na, İsrail güçleri tarafından öldürülen Al Jazeera muhabiri Şirin Ebu Akile'nin fotoğrafı resmedildi. Ayrıca İsrailli sivil toplum kuruluşları, Biden'ın ziyaret etmesi beklenen bölgedeki binalara ve reklam panolarına protesto için pankartlar astırdı. Pankartlarda 'Sayın Başkan, burası bir apartheid’ ibaresi yer almaktaydı, ayrıca bazı pankartlarda, Filistin'in Batı Şeria, Gazze ve Golan Tepeleri'nin İsrail tarafından bölündüğü göz önüne serildi. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bünyesindeki bazı partiler ve Filistinli örgütler, Başkan Abbas’a Biden’la görüşmemesi yönünde çağrılar yaptı. Ancak Abbas Joe Biden’ı resmî törenle karşıladı ve yönetimine güvendiğini vurguladı. İki ülkenin milli marşları okundu, Abbas ve Biden bir süre baş başa görüştü, ardından heyetler arası görüşmeye geçildi. Bölgede barışın ve güvenliğin anahtarının Filistin devletini tanımak olduğuna işaret eden Abbas, “Filistin halkının uluslararası kararlar uyarınca meşru haklarını elde etmesinin yolunun; 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermekten geçtiğini’ belirtti.  
Başkan Biden’ın, Filistin davasıyla ilgili selefinden farklı bir siyaset benimsemesini takdir ettiklerini ifade eden Abbas, ancak daha fazla çaba göstermesini ve daha net bir tutum takınmasını istediklerini kaydetti. Mahmud Abbas, İsrail’in ‘müzakereleri dondurma politikasının ve Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinin’ devam etmesi durumunda, geniş bir güvenlik tehlikesi meydana gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.  
ABD Başkanı Biden, İsrail ve Filistin’i kapsayan 3 günlük ziyaretinin son durağı olarak işgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kentindeki gezisine, Doğu Kudüs’teki Augusta Victoria Hastanesini ziyaret ederek başladı. ABD'nin “Filistinlilerin mümkün olan en iyi tedaviye ulaşmaları için” Doğu Kudüs'teki Filistinli sağlık kuruluşlarına "100 milyon dolar ek destek vereceğini” söyledi. Başkanın bu ziyaretine herhangi bir İsrailli ya da Filistinli yetkili iştirak etmedi. İsrailli yetkililerin eşlik etmesi, işgali desteklediği yönünde bir intiba bırakabilirdi, Filistinli yetkililerin eşlik etmesi ise Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyacağı yönünde bir intiba doğurabilirdi.  
Biden ve Abbas görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Mahmud Abbas, “Barış, Filistin ve Kudüs’ten başlar, İsrail Ortadoğu'da normal, uyumlu bir devlet olmak istiyorsa uluslararası hukukun üzerinde bir devlet olarak hareket etmeye devam edemez. Yani Filistin’i işgalini sonlandırmalı ve 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletine engel çıkarmamalıdır. 74 yıllık tehcirden sonra artık bu işgalin son bulmasının zamanı gelmemiş midir? Direnen halkımızın özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesinin zamanı gelmemiş midir? Biz uluslararası meşruiyet kararlarına ve imzalanan anlaşmalara saygı duyduk, kendimizi bölgemizde ve dünyada şiddet ve terörle mücadeleye adadık. ABD yönetiminden, Doğu Kudüs'teki ABD konsolosluğunu yeniden açarak, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü terör listesinden çıkarıp Washington'daki ofisini tekrar açmasına izin vererek ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik adımlar atmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.  
Gazeteci Şirin Ebu Akile’nin katillerinin yargılanmasını da isteyen Abbas, “1967 sınırlarında iki devletli çözüm fırsatı bugün önümüzdedir, gelecekte ne olur bilemeyiz, bu fırsat uzun süre devam etmeyebilir. Bu yüzden Başkan Biden'ın bölgeyi ziyaretini değerlendirerek, gelecek nesillere daha iyi bir istikbal için elimi cesurların barışını yapmak için İsrailli liderlere uzattığımı söylüyorum” dedi.  
ABD Başkanı Biden ise, konuşmasında, Filistin-İsrail sorununun çözümünde, “iki devletli çözümün destekçilerinden biri” olduğuna işaret ederek, “ABD başkanı olarak yanınızda bulunduğum bugün, iki devletli çözüm hedefine olan bağlılığım değişmedi. 1967 sınırlarında iki devlet, Filistinliler ve İsrailliler için eşit şekilde, güvenlik, refah, özgürlük ve demokrasi elde etmenin en iyi yolu olmaya devam etmektedir. Filistin halkı bağımsız, egemen, yaşanabilir ve bütünlüklü bir devleti hak ediyor.” dedi. 
Biden Mahmud Abbas’a hitaben, “İki devletli çözüm hedefinin çok uzak göründüğünü biliyorum, birlikte adım adım bu hedefe ulaşmak için çalışacağız. Hareket ve seyahat kısıtlamaları veya çocuklarınızın güvenliğine ilişkin günlük endişeler gibi onur kırıcı durumlar gerçektir ve aciliyet arz etmektedir. Filistin halkı şimdi acı çekiyor, bunu hissedebiliyoruz. Keder ve hayal kırıklığı geleceğimize tahakküm edemez. Umutsuzluğa teslim olmayacağız ve Filistinlilerle İsraillileri bir araya getirmek için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.  
Kudüs’ün İsrailliler ve Filistinliler için ‘merkezi rolüne’ değinen Biden, herkesin bu kentte barış içinde yaşaması gerektiğine vurgu yaparak, kutsal mekanların mevcut statüsünün sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Şiddete son verilmesi gerektiğini belirten Biden, son dönemlerde bazı İsraillilerin öldürüldüğünü ve Şirin Ebu Akile’nin ölümünün kapsamlı ve şeffaf bir şekilde hesabının sorulmasında ısrar edeceklerini söyledi.  
Yönetime gelmesinden bu yana bölgede değişimi desteklediğini kaydeden Biden, "Göreve geldiğimden beri selefim (Donald) Trump'ın politikasını tersine çevirdim ve ABD, 400 milyon doları UNRWA’nın savunmasız gruplara hizmet sağlaması için bağışladı, ajansa Koronavirüs için bir milyon doz aşı sağladık, ayrıca yenilenebilir enerjinin desteklenmesi konusunu görüştük. Bütün bunlar Filistinlilerin hayatlarını iyileştirmek içindir. Filistin halkının yeteneklerini açığa çıkarmanın ve kurumlar inşa etmenin zamanı geldi” diye konuştu.  



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.