Biden’ın İsrail ve Filistin ziyaretleri sonuçsuz kaldı

Abbas Biden’dan Doğu Kudüs’te konsolosluk açmasını istedi, yüzlerce kişi Biden’ı protesto etti

Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
TT

Biden’ın İsrail ve Filistin ziyaretleri sonuçsuz kaldı

Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)
Filistin Devlet Başkanı Abbas ve ABD Başkanı Biden Beytüllahim’de bir araya geldi. (AFP)

ABD Başkanı Joe Biden, Ortadoğu gezisinin ilk aşamasını İsrail ile Filistin arasında durdurulan barış müzakerelerinin yeniden başlatılmasına dair ‘yeni ve somut bir öneri’ sunmadan tamamladı. Başkan Biden, ‘taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını yakınlaştırma çabalarından vazgeçmeyeceği’ yönünde söz vermekle yetindi.  
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Başkan Biden’ı resmi törenle karşılarken, Filistinliler Biden’ı, İsrail’in tarafını tutmakla itham ederek, İsrail’in yerleşim politikalarına ve ‘barış görüşmelerinin’ sürdürülmesini reddeden tutumuna tepki göstermemekle suçladı. Nablus, Ramallah ve Beytullahim’de Biden’a karşı protesto gösterileri düzenlenirken, bazıları ABD Başkanının ziyaretinin ‘herhangi bir umut işareti’ taşımamasından duydukları hayal kırıklığını dile getirdi.  
Mahmud Abbas’ın başdanışmanlarından Devlet Bakanı Mahmud el-Habbaş, Abbas’ın Biden’a, barış müzakerelerini sürdürmek için İsrail Başbakanı Yair Lapid ile görüşmeye hazır olduğunu bildirdiğini söyledi. Habbaş; "Amerikan başkanının ziyareti memnuniyetle karşılandı, kendisinin iki devletli çözümü içtenlikle desteklediğini biliyoruz, ancak bu çözümü desteklemek için yararlı somut bir şey sunmasını ve İsrail'i müzakereleri sürdürmenin zorunlu olduğuna ikna etmesini bekliyorduk. En azından İsrail’in çözümü sabote eden ve anlaşmayı imkânsız kılan tek taraflı icraatlarını durdurmak için çaba gösterebilirdi. Yasadışı yerleşim kararları, tutuklamalar ve gençlerimizin öldürülmesi gibi tek taraflı icraatlar bu hükümet döneminde artış kaydetmektedir.’’ diye konuştu.   
Adının anılmamasını isteyen bir başka Filistinli yetkili, “Başkan Biden, Başkan Abbas ve hatta İsrail Başbakanı Lapid, iki devletli çözümün en iyi çözüm olduğunu söylüyorlar. Ancak İsrail bu çözüme giden yolu engelliyor. Bunun için bir açıklaması olan var mı? eğer bu Lapid'in arzusuysa ve Biden İsrail'in çıkarını istiyorsa, onun bu yolda ilerlemesine yardım etmesi zor mu?” ifadelerini kullandı.  
ABD Başkanının ziyareti öncesinde, Filistinli ve ABD’li yetkililerin, taraflar arasında üzerinde anlaşmaya varılan konuları teyit eden ortak bir açıklama formülüne ulaşmak için cuma sabahına kadar çalıştığını aktaran kaynak; “Ancak çabalar sonuçsuz kaldı, ABD’liler, İsrail seçimleri nedeniyle bu aşamada, iki devletli çözümden bahsediyorlar ancak bunu başarmak için hiçbir şey yapmaya hazır değiller. İnsan haklarından bahsediyorlar ama İsrail'den, gazeteci Şirin Ebu Akile’yi öldüren kişilerin tutuklanmasını talep edemiyorlar. Adaletten bahsediyorlar ama tüm uluslararası yasalara aykırı olan yerleşim kararlarına değinmiyorlar” diye konuştu.  
Filistinli ve İsrailli aktivistler, Başkan Biden’a işgal altındaki topraklarda olduğunu hatırlatmak için çeşitli eylemler düzenledi. Biden’ın Batı Şeria ziyaretinde ABD'nin İsrail yanlısı tutumuna tepki olarak sivil protestolar ortaya kondu. Beytullahim'i ziyaret eden Biden’ın görebileceği bir şekilde, Batı Şeria'daki Ayrım Duvarı'na, İsrail güçleri tarafından öldürülen Al Jazeera muhabiri Şirin Ebu Akile'nin fotoğrafı resmedildi. Ayrıca İsrailli sivil toplum kuruluşları, Biden'ın ziyaret etmesi beklenen bölgedeki binalara ve reklam panolarına protesto için pankartlar astırdı. Pankartlarda 'Sayın Başkan, burası bir apartheid’ ibaresi yer almaktaydı, ayrıca bazı pankartlarda, Filistin'in Batı Şeria, Gazze ve Golan Tepeleri'nin İsrail tarafından bölündüğü göz önüne serildi. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) bünyesindeki bazı partiler ve Filistinli örgütler, Başkan Abbas’a Biden’la görüşmemesi yönünde çağrılar yaptı. Ancak Abbas Joe Biden’ı resmî törenle karşıladı ve yönetimine güvendiğini vurguladı. İki ülkenin milli marşları okundu, Abbas ve Biden bir süre baş başa görüştü, ardından heyetler arası görüşmeye geçildi. Bölgede barışın ve güvenliğin anahtarının Filistin devletini tanımak olduğuna işaret eden Abbas, “Filistin halkının uluslararası kararlar uyarınca meşru haklarını elde etmesinin yolunun; 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devleti topraklarındaki İsrail işgaline son vermekten geçtiğini’ belirtti.  
Başkan Biden’ın, Filistin davasıyla ilgili selefinden farklı bir siyaset benimsemesini takdir ettiklerini ifade eden Abbas, ancak daha fazla çaba göstermesini ve daha net bir tutum takınmasını istediklerini kaydetti. Mahmud Abbas, İsrail’in ‘müzakereleri dondurma politikasının ve Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinin’ devam etmesi durumunda, geniş bir güvenlik tehlikesi meydana gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.  
ABD Başkanı Biden, İsrail ve Filistin’i kapsayan 3 günlük ziyaretinin son durağı olarak işgal altındaki Batı Şeria’nın Beytüllahim kentindeki gezisine, Doğu Kudüs’teki Augusta Victoria Hastanesini ziyaret ederek başladı. ABD'nin “Filistinlilerin mümkün olan en iyi tedaviye ulaşmaları için” Doğu Kudüs'teki Filistinli sağlık kuruluşlarına "100 milyon dolar ek destek vereceğini” söyledi. Başkanın bu ziyaretine herhangi bir İsrailli ya da Filistinli yetkili iştirak etmedi. İsrailli yetkililerin eşlik etmesi, işgali desteklediği yönünde bir intiba bırakabilirdi, Filistinli yetkililerin eşlik etmesi ise Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıyacağı yönünde bir intiba doğurabilirdi.  
Biden ve Abbas görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Mahmud Abbas, “Barış, Filistin ve Kudüs’ten başlar, İsrail Ortadoğu'da normal, uyumlu bir devlet olmak istiyorsa uluslararası hukukun üzerinde bir devlet olarak hareket etmeye devam edemez. Yani Filistin’i işgalini sonlandırmalı ve 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devletine engel çıkarmamalıdır. 74 yıllık tehcirden sonra artık bu işgalin son bulmasının zamanı gelmemiş midir? Direnen halkımızın özgürlüğünü ve bağımsızlığını elde etmesinin zamanı gelmemiş midir? Biz uluslararası meşruiyet kararlarına ve imzalanan anlaşmalara saygı duyduk, kendimizi bölgemizde ve dünyada şiddet ve terörle mücadeleye adadık. ABD yönetiminden, Doğu Kudüs'teki ABD konsolosluğunu yeniden açarak, Filistin Kurtuluş Örgütü’nü terör listesinden çıkarıp Washington'daki ofisini tekrar açmasına izin vererek ikili ilişkileri güçlendirmeye yönelik adımlar atmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.  
Gazeteci Şirin Ebu Akile’nin katillerinin yargılanmasını da isteyen Abbas, “1967 sınırlarında iki devletli çözüm fırsatı bugün önümüzdedir, gelecekte ne olur bilemeyiz, bu fırsat uzun süre devam etmeyebilir. Bu yüzden Başkan Biden'ın bölgeyi ziyaretini değerlendirerek, gelecek nesillere daha iyi bir istikbal için elimi cesurların barışını yapmak için İsrailli liderlere uzattığımı söylüyorum” dedi.  
ABD Başkanı Biden ise, konuşmasında, Filistin-İsrail sorununun çözümünde, “iki devletli çözümün destekçilerinden biri” olduğuna işaret ederek, “ABD başkanı olarak yanınızda bulunduğum bugün, iki devletli çözüm hedefine olan bağlılığım değişmedi. 1967 sınırlarında iki devlet, Filistinliler ve İsrailliler için eşit şekilde, güvenlik, refah, özgürlük ve demokrasi elde etmenin en iyi yolu olmaya devam etmektedir. Filistin halkı bağımsız, egemen, yaşanabilir ve bütünlüklü bir devleti hak ediyor.” dedi. 
Biden Mahmud Abbas’a hitaben, “İki devletli çözüm hedefinin çok uzak göründüğünü biliyorum, birlikte adım adım bu hedefe ulaşmak için çalışacağız. Hareket ve seyahat kısıtlamaları veya çocuklarınızın güvenliğine ilişkin günlük endişeler gibi onur kırıcı durumlar gerçektir ve aciliyet arz etmektedir. Filistin halkı şimdi acı çekiyor, bunu hissedebiliyoruz. Keder ve hayal kırıklığı geleceğimize tahakküm edemez. Umutsuzluğa teslim olmayacağız ve Filistinlilerle İsraillileri bir araya getirmek için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.  
Kudüs’ün İsrailliler ve Filistinliler için ‘merkezi rolüne’ değinen Biden, herkesin bu kentte barış içinde yaşaması gerektiğine vurgu yaparak, kutsal mekanların mevcut statüsünün sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Şiddete son verilmesi gerektiğini belirten Biden, son dönemlerde bazı İsraillilerin öldürüldüğünü ve Şirin Ebu Akile’nin ölümünün kapsamlı ve şeffaf bir şekilde hesabının sorulmasında ısrar edeceklerini söyledi.  
Yönetime gelmesinden bu yana bölgede değişimi desteklediğini kaydeden Biden, "Göreve geldiğimden beri selefim (Donald) Trump'ın politikasını tersine çevirdim ve ABD, 400 milyon doları UNRWA’nın savunmasız gruplara hizmet sağlaması için bağışladı, ajansa Koronavirüs için bir milyon doz aşı sağladık, ayrıca yenilenebilir enerjinin desteklenmesi konusunu görüştük. Bütün bunlar Filistinlilerin hayatlarını iyileştirmek içindir. Filistin halkının yeteneklerini açığa çıkarmanın ve kurumlar inşa etmenin zamanı geldi” diye konuştu.  



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.