Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD şu anda Fırat'ın doğusunu terk etmek durumunda... Biden, bize Yunanistan şartı filan koymadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ABD şu anda Fırat'ın doğusunu terk etmek durumunda... Biden, bize Yunanistan şartı filan koymadı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Amerika şu anda Fırat'ın doğusunu terk etmek durumunda. Astana sürecinden çıkan tespit bu. Diyorlar ki, 'Fırat'ın doğusundan Amerika askerini çeksin. Şimdi buradan çıkacak bir netice Türkiye'nin de beklentisidir." dedi.
Erdoğan, İran'a yaptığı resmi ziyaretin ardından Türkiye'ye dönüşünde uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, sorularını yanıtladı.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin davetine icabetle Tahran'a yaptığı ziyareti başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, ziyaretin ilk bölümünde Reisi ile verimli görüşmeler yaptıklarını, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı'na başkanlık ettiklerini, iki ülke arasında siyasi, askeri, ekonomik, ticari, kültürel konularda atılacak adımları, bundan sonraki süreci nasıl geliştireceklerini ele aldıklarını söyledi.
Erdoğan, ekonomik alanda Ahmedinejad döneminde 30 milyar dolarlık bir hedef koyduklarını hatırlatarak, "7,5 milyar dolarlık bir noktadayız. Ama bundan sonraki süreçte tırmanış devam edecek. Ticaret, ulaştırma, gümrük, enerji, turizm, sanayi, gençlik ve spor gibi alanlarda iş birliğimizi geliştirmeye yönelik ortak iradeye sahip olduğumuzu bir kez daha gördük." diye konuştu.
Bölgesel ve uluslararası meseleler hakkında fikir teatisinde bulunduklarını, heyette yer alan bakanların mevkidaşlarıyla çeşitli alanlarda iş birliği konularını ele aldığını anlatan Erdoğan, iki ülke ilişkilerinin hukuki altyapısını daha da güçlendirecek toplam 8 anlaşma imzaladıklarını bildirdi.
Erdoğan, ayrıca terör örgütleriyle ortak mücadele ve sınır güvenliği gibi konuları ayrıntılı bir şekilde ele aldıklarını, bu vesileyle bölgede yaşanan gelişmeler hakkında kapsamlı görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, "Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney ile de bir görüşme gerçekleştirdim. Bu görüşmede Sayın Cumhurbaşkanı da beraberdi. Bizim arkadaşlarımızdan da bazıları vardı. Onlarla birlikte bu görüşmeyi yaptık." dedi.

"BMGK'nin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme yönelik mutabakatı teyit ettik"
Ziyaretin ikinci bölümünde İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in katılımıyla Astana formatında Üçlü Zirve gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, Suriye'deki güncel gelişmelere ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını, Astana garantörleri olarak, ihtilafın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik mutabakatı teyit ettiklerini söyledi. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Siyasi sürecin etkin bir şekilde sürdürülmesine dair beklentimizin altını ortaklarımızla birlikte yeniden çizdik. Terörle mücadele, insani yardımların kesintisiz bir şekilde sürdürülmesi ve Suriyelilerin ülkelerine güvenli ve gönüllü geri dönüşleri konularındaki tutumumuzu tekrar vurguladık. Bu konularda Astana ortaklarımızla iş birliği halinde çalışma konusunda anlayış birliğine vardık. Ayrıca Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sayın Putin’le kapsamlı ve verimli bir ikili görüşme de gerçekleştirdik.
İran'da gerek ikili düzeyde gerek Astana formatında yaptığımız görüşmelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu vesileyle samimi ev sahipliğinden dolayı Sayın Reisi'nin şahsında tüm İranlı kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum."

"Terörle mücadele konusunda bir defa bir birliktelik var"
Erdoğan, bir gazetecinin "Türkiye’nin Suriye'deki kaygılarına dair pozisyonuna, İran'ı mı yoksa Rusya'yı mı daha yakın buldunuz? Bu arada Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaştan sonra Rusya'nın Suriye konusundaki politikasında, pozisyonunda bir değişiklik olduğu yönünde bir kanaatiniz oldu mu görüşmelerde?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Astana süreciyle alakalı olarak İran ve Rusya ile başladığımız nokta ne ise ben bugün de Sayın Putin'i aynı noktada gördüm, aynı değerlendirmeleri yapıyor gördüm. İran tarafında daha önce Hasan Ruhani vardı, şimdi ise İbrahim Reisi var. İster istemez bazı değişiklikler oluyor desek de İran gibi bir devlet, bu tür düşüncelerini öyle kısa vadede değiştirmez. Aynı şekilde Rusya'da zaten Putin işin başındaydı, yine işin başında. Bizde de aynı şekilde, Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti'nin başındaydı, yine başında. Üçlü Zirve sonrası ortak basın toplantısında da görmüşsünüzdür, üçümüzün de düşünceleri herhalde aynı değildi. Farklı düşünceler ortaya koyduğumuz çok açık, net ortadaydı. Bazı yerlerde farklılıklar olsa bile terörle mücadele konusunda bir defa bir birliktelik var. Terörle ilgili konuda da PKK/PYD/YPG terör örgütlerine karşı ister istemez birleşiyoruz. Kaldı ki zaten bu rejime de en çok zararı veren sorun. Şu anda terör örgütü, Fırat'ın doğusunda özellikle petrol kuyularını emiyor, sömürüyor; ondan sonra rejime de satıyor. Böyle bir durum var.
Şimdi baktığımızda, Amerika önceki başkanlar dönemi de dahil buradaki terör örgütlerine ciddi manada binlerce tır silah, mühimmat, araç gereç taşıdı. Bu hala devam ediyor. Hatta koalisyon güçleri de yine aynı şekilde bu desteklerini sürdürüyorlar. Yaptığımız görüşmelerde Sayın Biden'a da söyledik. Dedik ki; bakın, bunca tırları buraya siz gönderiyorsunuz. Buradaki bütün terör örgütlerine bu destekleri siz veriyorsunuz. Ondan sonra da 'Terörle mücadelede beraberiz, NATO’da beraberiz' diyorsunuz. Nasıl beraberiz? Bunları sürekli işlemek durumundayız."

"Güya aldatacak ya… Aldatabilirse…"
Suriye'nin kuzeyine yönelik olası harekatta gelinen son durumun sorulması ve "İki liderle de görüştünüz. Onların tutumları masaya geldi mi? Bir de çok uzun bir süre sonra o bölgedeki teröristlerin bulunduğu noktada rejimin bayrağının asıldığını gördük. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, yeni bir harekat konusunun Türkiye'nin milli güvenlik endişeleri giderilmediği sürece gündemde yer almaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Amerika'nın oradaki elemanları terör örgütü mensuplarına eğitim yaptırıyor. Bu eğitim esnasında rejimin bayrağını da orada bunlar dalgalandırıyorlar. Niçin? Güya aldatacak ya… Aldatabilirse… Yaptıkları iş, orada Türk askerine karşı bir terörist eyleme girmek. Burada da kalkıp rejimin bayrağını orada dalgalandırmakla acaba Türk ordusunu aldatır mıyız diye düşünüyorlar. Bunu yemezler. Gerek Fırat'ın doğusu gerek İdlib gerek Afrin, bütün buralardaki gelişmelerde biz hassasiyetimizi sürdürüyoruz. Başından itibaren de konuştuğumuz şey şu; sınırdan 30 kilometre güneye kadar, buralardaki terör örgütleriyle mücadelemizde Rusya'nın da İran'ın da bizim yanımızda olmasını istiyoruz. Burada bize gerekli desteği vermelidirler. Bunu burada gerek Sayın Putin’e gerek Sayın Reisi'ye de tekrar ifade ettik. Her ikisi de zaten yaptıkları açıklamalarda bu konulara vurgu yaptılar. Öyle zannediyorum ki PKK/YPG/PYD konularında ayrı düşünmüyoruz. Ama bundan sonra da yine bunu işlemeye devam etmemiz lazım."

"Fırat'ın doğusundan Amerika askerini çeksin"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika Birleşik Devletleri ile Tahran ve Moskova'nın sorunlu ilişkileri varken bunun Suriye'deki operasyona yansıması bu zirve sonrası nasıl gerçekleşecek? Herhangi bir değişiklik yaşanır mı sizce?" soru üzerine "Burada herhangi bir değişikliğin olup olmadığı hesabına girecek olursak o zaman zaten Astana sürecinin hiçbir anlamı kalmaz. Astana süreci niçin var?" değerlendirmesinde bulundu.
Suriye'nin toprak bütünlüğü noktasında Türkiye'nin herhangi bir derdinin olmadığını dile getiren Erdoğan, "Biz böyle bir tasarrufun içerisinde değiliz. Ama bizim burada sınırdan 30 kilometre alan için belirttiğimiz bir husus var. Çünkü buralardan bizim sınırlarımıza sürekli taarruzlar oluyor. Bizim burada askerlerimiz şehit oldu, insanlarımız öldürüldü. Sadece Türk vatandaşı olarak değil, İdlib'de ve diğer bölgelerde sivil insanlar öldürüldü. Bütün bunları bizim dünyayla paylaşmamız, bunları anlatmamız lazım." diye konuştu.
Erdoğan, "Amerika Fırat'ın doğusunu terk etmek durumunda. Astana sürecinden çıkan tespit bu. Diyorlar ki, 'Fırat'ın doğusundan Amerika askerini çeksin. Şimdi buradan çıkacak bir netice Türkiye'nin de beklentisidir. Çünkü oradaki terör örgütlerini besleyen Amerika. Amerika terör örgütlerini beslediğine göre, biz de bu terör örgütleriyle mücadele ettiğimize göre, oradan çekildiği anda veya bu terör örgütlerini beslemediği takdirde bizim işimiz kolaylaşacaktır. " ifadelerini kullandı.
"250 bin konut yaparsak, geri dönüşü inşallah 1 milyonun üzerine çıkarırız"
Erdoğan, "İran'ın insan kaçakçılığıyla mücadele konusunda Türkiye'ye yeterli desteği verdiğini düşünüyor musunuz? TBMM’nin göç ve uyum konusundaki araştırmasında İran güvenlik güçlerinin insan kaçakçılıklarına destek verdiğine dair ifadeler yer alıyordu. Görüşmelerinizde bu konu hiç gündeme geldi mi?" sorusunu yanıtlarken konunun gündeme geldiğini belirtti.
Afganistan'dan gelen mülteciler hususunda İran'ın ciddi sıkıntısı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Sayın Reisi bunları açık net anlattı. Tabii kolay değil. Kamp noktasında hazırlıkları var mı yok mu diye baktığımızda yok. Biz Suriye'nin kuzeyinde briket evler yapıyoruz. Bizim bu yaptığımız briket evlerle de hedefimiz en az 1 milyon Suriyeli mülteciyi tekrar kendi topraklarına geri döndürmek." dedi.
Konut sayısının her geçen gün arttığına işaret eden Erdoğan, "Ama bunu özellikle söylüyorum; ne Avrupa Birliği'nden ne şuradan ne buradan en ufak bir destek alarak değil, bizim kendi sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte yapıyoruz. AFAD'ın koordinesinde bunu sürdürüyoruz. Hedefimiz de inşallah burada 250 bin konut yaparsak, biz cebren değil, gönüllü olarak geri dönüşü inşallah 1 milyonun üzerine çıkarırız. Ve o ucube çadırlar içerisinde yağmurda, çamurda anne babaları, çoluk çocukları inşallah kötü şartlarda görmeyiz." şeklinde konuştu.

"Biden, bize böyle bir Yunanistan şartı filan koymadı"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika Birleşik Devletleri'nin F-16 satışını Yunanistan şartına bağlanması yönünde bir karar çıktı. An itibarıyla gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna, "Sayın Biden ile bu konuları görüştüğümüzde Biden, bize böyle bir Yunanistan şartı filan koymadı. Tam aksine, uzunca yaptığımız görüşmede NATO üyesi ülkeler olarak herhalde birbirimizin hukukunu korumalıyız diye konuştuk." yanıtını verdi.
ABD Başkanı Joe Biden'ın F-16'lar konusunda "Ben elimden gelen bütün gayreti göstereceğim" dediğini anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Maalesef şu anda Temsilciler Meclisi'nde az da olsa bu işe muhalefet edenler var. Mevcut gelişmelere baktığımızda aslında böyle bir koşul meselesi bana göre bizi bağlayıcı bir koşul değil. Yeter ki onlar F16'larla ilgili bizim teklifimize 'evet' desinler, bize sıfır F16'ları versinler. Zaten elimizdekilerin bakım onarımını biz şu anda yapabilecek güçteyiz. O konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Ama tabii ki yedek parça noktasında bazı taleplerimiz var. Bunları da yerine getirmeye karar verdiler. Bir de Amerika'da kasım ayında ara seçimler var. Onlar da önemli. Kasım ara seçimleri ne getirir ne götürür bunları da göreceğiz. Orada Cumhuriyetçilerin senatoda daha ağır basacağı, Temsilciler Meclisi'nde de yine ağırlığı ele geçireceği istikametinde bilgiler geliyor."

"Şükranlarını bildiriyor"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya Devlet Başkanı Putin'le yaptığınız görüşmede Türkiye'nin Ukrayna savaşı konusunda arabuluculuk girişimleri hangi çerçevede ele alındı. Bu konuda sizden bir talep, yine Moskova'nın bu konuda Ankara'dan beklentileri şimdi özellikle bu dönemde ne yönde?" sorusunu şu şekilde yanıtladı:
"Şu an itibarıyla Sayın Putin'in bizim gayretlerimiz noktasındaki bakışı olumlu. Bundan dolayı hatta şükranlarını bildiriyor. Bize çok çok farklı bazı teklifleri oldu. Biz inşallah burada doğal gaz konusunda, Akkuyu meselesinde ve diğer konularda şu anda dayanışmamızı aynen sürdürüyoruz, sürdüreceğiz."
Bir gazetecinin, Azerbaycan'ın bölgedeki taleplerine ilişkin özellikle Zengezur koridoru konusunda Rusya'nın desteği ve teşvikinin hangi düzeyde olduğu ve bu konuda Azerbaycan'ın taleplerinin ne zaman somut karşılık bulacağına ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, "Sayın Putin'in galiba önceki gün Sayın İlham Aliyev'le görüşmesi oldu. Hatta bana 'Size İlham Aliyev'in de selamını getiriyorum.' dedi. Aliyev'le görüşmesinde, 'Erdoğan'la da görüşeceğim' deyince Aliyev'in 'benim de selamlarımı iletin' dediğini aktardı." dedi.
Oradaki gelişmelerle ilgili İlham Aliyev ile kendisinin de daha yeni görüştüğünü belirten Erdoğan, "Yaptığımız görüşmede de İlham Bey, 'olumlu istikamette yürüyor' dedi. Biliyorsunuz Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Michel ve Paşinyan'la beraber üçlü bir araya geldiler. O görüşme de yine İlham Bey'in ifadesiyle 'olumlu' geçti. O görüşmeden sonra biz İlham Bey'le ayrıca bir daha görüşmüştük. Aldığım bilgilere göre istikamet üzere gidiliyor ve yakında da inşallah o bölgeyi kapsayacak havalimanının da açılışı yapılacak." diye konuştu.

"Batı'nın şu anda bu konuda konuşacak aslında ne mecali ne hakkı var"
"İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği konusunda şartları yerine getirmek için gerekli adımları atmamaları halinde sürecin dondurulacağına" ilişkin sözleri hatırlatılarak, "Hangi durumlarda dondurma sürecinin gerçekleşmesi bekleniyor?" sorusunu Erdoğan, şöyle yanıtladı:
"Biz Finlandiya'ya da İsveç'e de NATO Genel Sekreteri'nin de yer aldığı masada şartlarımızı çok açık net söyledik. Gizli, saklı herhangi bir şey yok. Şartımız, bu ülkelerin terör örgütlerinin faaliyet ve gösterilerini sonlandırması, ellerindeki teröristleri iade etmesi. Biliyorsunuz PKK/PYD/YPG ve FETÖ'yü terör örgütü olarak burada kayıtlara girdik. Bunları vereceksiniz dedik. Parlamentolarına varıncaya kadar bu terör örgütünü bunlar besliyorlar. Adeta kuluçka yuvası gibi. Böyle bir durum var. Şimdi bunlar bize verdikleri sözü yerine getirmedikleri takdirde bizim de bu işe olumlu bakmamız mümkün değil.
Diğer taraftan sağ olsun bizim muhalefet zaten elimizden bütün malzemeleri hemen kapıveriyor. Onlar dediler ki 'zaten biz bu işe fırsat vermeyiz.' Bir defa Yunanistan'ın yeniden NATO'ya girmesinin önünü siz açtınız. Adamlar çıkmıştı, siz tekrar soktunuz içeri. Bunları halkımıza, hele hele gençlerimize anlatmamız lazım. Şu anda maalesef terör noktasında hemen hemen İskandinav ülkelerinin tamamı bu işin kuluçkası. Norveç de böyle. Her ne kadar şu anda Sayın Genel Sekreter oralı olsa da ama maalesef onlar da öyle. En ilerisi Almanya, orada da öyle. Fransa, Hollanda, İskandinav ülkeleri, İngiltere, İtalya öyle. Hepsinde durum bu. Batı'nın şu anda bu konuda konuşacak aslında ne mecali ne hakkı var."

"Süreç, İstanbul'da kurulacak bir koordinasyon merkezinden yürütülecek"
Erdoğan, bir gazetecinin, Ukrayna savaşı sonrası Türkiye'nin barış diplomasisini hatırlatarak, "Gıda konusunda da sizin öncülüğünüzde İstanbul'da dörtlü zirve yapıldı. BM, burada sizin, Türkiye'nin rolünü çok destekliyor. İmza aşamasının bu hafta olacağı söylenmişti. Bu konuda imzalar ne zaman atılacak, süreç ve sistem nasıl işleyecek. Türkiye'nin bu sistemdeki rolü ne olacak?" sorusuna, bu konudaki rollerinin ev sahipliği olduğunu belirtti.
Ev sahibi sıfatıyla bir arabuluculukları olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihracı konusunda uzun süredir yoğun çalışma içerisindeyiz. Bu konuyu Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy'le müteaddit kereler görüştüm. Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlıklarımız da kendi muhatapları nezdinde görüşmeler yürüttü. Neticede geçen hafta İstanbul'da yapılan teknik toplantıda BM planı çerçevesinde sürecin ana hatları üzerinde bir mutabakat oluştu. Artık bu hafta bu mutabakatı yazılı bir metne bağlamak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde de planın uygulamaya başlamasını temenni ediyoruz. Süreç, İstanbul'da kurulacak bir koordinasyon merkezinden yürütülecek. Burada ülkemizin yanı sıra Rusya, Ukrayna ve BM'den yetkililer bulunacak. İlgili tüm tarafların güvenini haiz olan ülkemiz, kurumlar arası bir yaklaşımla sürecin sağlıklı şekilde yürütülmesi için gerekli eşgüdümü yapacak. Küresel gıda güvenliği bakımından kritik önem arz eden bu hassas süreci nihayete erdirmek için yoğun gayretlerimiz devam ediyor."
Bir gazetecinin bütün istisnai süreçlerde muhalefetin sürekli devletin izlediği politikanın karşısında durmasına ilişkin görüşlerini sorması üzerine Erdoğan, "Görevleri o. Onların bizim ak dediğimize ak demesi mümkün mü? Onların görevi kara demek. Türkiye'nin en büyük talihsizliği, demokrasinin gereği olan bir muhalefete sahip olmadığıdır. Bizde böyle bir muhalefet yok. Batı ülkelerinde, bazı yerlerde muhalefet yine bizdeki gibidir ama birçoğunda gelirler, iktidarlarını desteklerler. Ama bizde böyle bir şey yok. Yalan üzerine kurulu bir siyaset anlayışı var. Ana muhalefette de öyle, yavru muhalefette de öyle, masanın altındakinde de öyle. Hepsinin şu andaki yapısı bu. Onlar karşımızda ama milletimiz bizim yanımızda." diye konuştu.

"Hiçbir adımları yok"
Cumartesi günü Kayseri'ye gideceğini ve toplu açılışlar yapacağını bildiren Erdoğan, Kayseri'de caddeler ve meydanların zaten gereken cevabı gerekenlere vereceğini söyledi.
Aynı gün yine Kayseri'de büyük bir fabrikada işçilerle toplantı yapacağını da aktaran Erdoğan,"Durmuyoruz, çalışıyoruz. En son Bay Kemal'in KYK ile ilgili söylediklerini duydunuz. Ondan sonra da ben söyledim yaptı noktasına geldi. Hep öyle oldu zaten. O söyledi ben de yaptım." dedi.
"Muhalefet sizin projenizi mi sahipleniyor? Daha önce siyasette çok örneğine rastlanılmayan bir durum. EYT konusunda da muhalefette böyle bir hazırlık olduğunu görüyoruz." şeklindeki soru üzerine Erdoğan, muhalefetin elinde 14 tane büyükşehir belediyesi olduğuna dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peki, bu büyükşehirlerde acaba yatırım noktasında çeşme musluğu değiştirmekten başka bir özellikleri var mı? Geçelim. Kağıthane'de, Silahtarağa'da bunlar ne yaptılar? Temel atma değil temel atmama adımını gerçekleştirdiler. Bu da herhalde siyasetin tarihine çok ilginç bir adım olarak geçmiştir. Bir insan temel atar övünür. Onu da geçiyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bizim arkadaşlarda olduğu dönemde metro tünelleri açıldı. Bunlar geldi, Sancaktepe'de metroyu doldurdular. Bütün hafriyatı oraya dökerek bunu doldurdular. Ben tabii Bay Kemal'e soruyorum; bunun, siyaseti geç, insanlıkla bağdaşır yanı var mı? Buraya yapılmış olan bir masraf var. Sen şimdi geliyorsun burayı hafriyatla dolduruyorsun, üzerine adeta petrol kuyularına beton döker gibi betonu döküyorsun ve buradaki vatandaşı, kendisine gelecek metrodan maalesef mahrum ediyorsun." diye konuştu.
Muhalefete, "Bir yerde de bir tane şöyle köprü yapın da köprünüzle övünelim." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hiçbir adımları yok. Şu anda Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Osman Gazi Köprüsü, Nissibi Köprüsü, öbür tarafta Cumhuriyet tarihinde değil dünya tarihinde ilk üçe giren Çanakkale'deki köprüyü hiçbir şeyle mukayese ettirmem. Ulaştırma Bakanlığı rakamları verdi geçen gün. Rakamların hepsi muhteşem. Kimse bu denli rakamların gerçekleşeceğine ihtimal vermiyordu. Ama şimdi bunların hepsi halloldu. Bu yollar böyle gerçekleşirken, sen İzmir milletvekilisin, İzmir milletvekili olarak İzmir'in Büyükşehir'i de sende. Bir yağmur olduğunda İzmir'i sel alıp gidiyor. İlçe belediye başkanları hakeza öyle. Biz ise işimize devam ediyoruz, yollarımızı yapıyoruz, onların yapması gerektiği halde yapmadıkları işi de biz yapıyoruz. Mesela Başakşehir'deki o dev hastanemizin yolu için belediye olarak rahmetli Kadir Bey'den sonra Mevlüt Bey'le de o işin yapım kararını vermiştik ama maalesef belediyede yetki beyefendiye geçince bu işi yapmayacağını söyledi. Öyle de olunca ben de bu defa Ulaştırma Bakanıma talimatı verdim. 'Hemen buranın yolunu, her şeyini sen yapacaksın. İnşallah bu hastanemize de yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın bir eseri olarak bu yolu, ulaşımı sağlamış olalım' dedik."

"Sayın Putin'le amfibik uçaklar konusunu da görüştük"
Erdoğan, birçok yerde buna benzer sıkıntılar yaşadıklarını dile getirerek, şu açıklamalarda bulundu:
"Bunları bir sormak lazım. Bu kadar belediyen var, mesela Muğla Belediyesi bunlarda, her yer yangın, nerede senin itfaiyen arkadaş? Yok. Biz, Tarım ve Orman ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hep beraber yüklendik ve hamdolsun 4-5 gün içinde edinilen tecrübelerle de söndürüldü. Ben kendim dahi gittim, baktım. Bakıyorsun İstanbul'da bir sıkıntı oluyor, adam Fethiye'de, şurada, burada. Öbürü bir başka yerde. Ya nerede olursan ol ama böyle bir felaket olduğu zaman sen oranın sorumlususun, atlayacaksın geleceksin. Ben de yaptım bu belediye başkanlığını. En ufak bir şey olduğunda nerede olursam olayım hemen atlar, İstanbul'a döner gelirdim. Şu anda bile öyle. Mesela burada Sayın Putin'le de amfibik uçaklar konusunu da görüştük. 'Arkadaşlar görüşmelerini yapsınlar, biz de elimizde olanlardan olur, üreteceklerimizden olur tekrar bu işe adımı atalım' dedi. Hamdolsun bu süreçte elimizdeki yangın söndürme uçakları, helikopterler, arazözler noktasında Orman Bakanlığımız güçlü. Her şeyden önce itfaiye erlerimiz güçlü. Jandarmamız da bu işlerin içine giriyor."
Bu yangınların sadece Türkiye'de olmadığına işaret eden Erdoğan, İspanya'da da 3 bin 500, Portekiz'de 950 hektar arazinin kül olduğunu söyledi.
Sıcakların her yerde olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bunlara rağmen biz tedbirimizi alacağız, üç tarafı denizlerle kaplı olan bu ülkede her ne kadar helikopterlerimiz varsa da bunun yanında amfibik uçaklarımızı daha da artıracağız. Bunlarla beraber inşallah bu işlerin hakkından gelip tedbirimizi alacağız. Mesela şimdi söndürme soğutmanın en uzunu 4-5 gün sürdü. Demek ki tedbirlerimiz yerinde olduktan sonra, sağ olsun elemanlarımız, itfaiyecilerimiz, ormancılarımız çok iyi çalışarak sıkıntıları atlattık. Allah onlardan razı olsun." dedi.



Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP
TT

Tahran, ABD’nin önerisine vereceği yanıtı bekliyor ve altyapıyı hedef almakla tehdit ediyor

Fotoğraf: AFP
Fotoğraf: AFP

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, New York’ta bulunduğu sırada yaptığı açıklamada, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma önerisine ilişkin ABD’den resmi bir yanıt almayı beklediğini söyledi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ülkesinin ‘güvenliği sağlanmadığı’ takdirde Tahran’ın Ortadoğu’daki altyapıları hedef alacağı uyarısında bulundu.

Kalibaf yayımlanan video mesajında, “ABD ve diğer ülkeler şunu bilsin (...) petrolümüzü satmadığımız bölgede hiç kimse petrol satamayacak. Güvenliğimiz sağlanmazsa hiçbir altyapı güvende olmayacak” ifadelerini kullandı.

İran devlet medyası, Arakçi’nin dün yaptığı açıklamada, “Katar arabulucuları bazı fikirler sundu ve bunları görüştük. Konuyu yeniden ABD tarafıyla gündeme getirmeleri planlanıyor. Ardından ABD’nin nihai yanıtı bize iletilecek” dediğini aktardı.

New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılan Arakçi, Katar tarafının bu sürecin salı günü (bugün) tamamlanmasını umduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, “Şu anda odak noktamız yalnızca Hürmüz Boğazı. Boğazın yeniden açılması, karşı tarafa ilettiğimiz belirli şartların yerine getirilmesine bağlı” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sözcüsü Hüseyin Muhibbi bugün yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ı, nükleer silahlar ve diğer konulara ilişkin açıklamalarına atıfta bulunarak ‘büyük bir yalancı’ olarak nitelendirdi.

Muhibbi, “Amerikan halkı gerçeği öğrenmeli” derken, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunda başarısız olduğunu ve bölgeden ayrılması gerektiğini savundu.

Trump yaptırımların hafifletileceği iddialarını yalanladı

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, dün İran’a nükleer alanda tavizler vermesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını teklif ettiği yönündeki haberleri yalanladı.

Trump, Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda, Axios’ta yer alan ve ABD’li yetkililere dayandırılan habere yanıt olarak, “Bu doğru değil. Onlara hiçbir şey teklif etmedim” ifadelerini kullandı. Axios’un haberinde, Trump’ın Tahran’ın nükleer programıyla ilgili ‘somut’ adımlar atması karşılığında İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğu öne sürülmüş, ancak haberde söz konusu ABD’li yetkililerin kimlikleri açıklanmamıştı.

CNN de ismini açıklamadığı bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Trump’ın nihai bir anlaşma kapsamında, Tahran’ın nükleer meselede ‘somut ilerleme’ ortaya koyması şartıyla İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeye ve dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya hazır olduğunu bildirdi.

Geçen hafta New York’ta Arakçi ile ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner arasında görüşmeler gerçekleştirilmişti.

İran, şubat ayının sonlarında başlayan ABD-İsrail savaşının ardından Hürmüz Boğazı’nda uygulamaya koyduğu kapatmayı sona erdirmek için ön koşul olarak Ortadoğu genelinde, Lübnan da dahil olmak üzere yedi günlük ateşkes ilan edilmesini talep ediyor. İran destekli Hizbullah, Lübnan’da İsrail’le çatışma halinde bulunuyor.

Tahran ayrıca yurt dışındaki İran varlıklarının serbest bırakılmasını, petrol sektörüne yönelik yaptırımların kaldırılmasını ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının sona erdirilmesini talep ediyor.


Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
TT

Trump, Şi ile Çin’e ABD silahları satılmasını görüşmediğini vurguladı

ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)
ABD Başkanı Donald Trump, Maryland eyaletindeki Andrews Hava Üssü’nde başkanlık uçağına biniyor (Arşiv-AP)

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e ABD silahları satın almasını teklif ettiğini yalanladı. Trump’ın açıklaması, ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue’nun böyle bir teklif yapıldığını söylemesinin ardından geldi.

Trump, Beyaz Saray’da gazetecilerin Perdue’nun açıklamalarına ilişkin sorusuna, “Bunu daha önce hiç duymadım” yanıtını verdi. Trump, “Belki satın almak isterler; çünkü biz onlardan daha iyi ekipman üretiyoruz. Dolayısıyla belki iyi bir fikir olabilir. Ama bunu görüşmedik” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, pazar günü Fox News’e verdiği röportajda, ABD Başkanı’nın Çinli mevkidaşına Amerikan silahları satın almasını teklif ettiğini söylemişti.

Perdue, konunun Çin Devlet Başkanı’nın geçen hafta ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yeniden gündeme geldiğini belirtti.

Perdue, “Başkan Trump sürekli olarak ‘Dünyanın diğer ülkelerine silah satıyoruz’ diyor. Bir keresinde Başkan Şi’ye bunlardan bazılarını satın almak isteyip istemediğini sordu” dedi.

Perdue ayrıca, başka silah satışlarına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü ve Trump ile Şi’nin her buluşmalarında bu konuyu ele aldıklarını belirterek, ABD’nin tutumunda değişiklik olmadığını söyledi.

New York Times ve Wall Street Journal, Beyaz Saray yetkililerine dayandırdıkları haberlerde, ABD’nin Çin’e silah satma niyetinde olmadığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı da New York Times’a yaptığı açıklamada, “ABD yasaları Çin’e silah satışını yasaklıyor ve Çin’e silah satışı konusunda herhangi bir teklif veya plan bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise pazartesi günü bu açıklamalara ilişkin doğrudan bir yanıt vermedi. Bakanlık, Çin’in “ulusal savunma kapasitesini her zaman kendi ihtiyaçları doğrultusunda güçlendirdiğini ve küresel barış ve istikrarı korumaya bağlılığını sürdürdüğünü” belirtti.

Çin, haziran ayında Tayvan’ı bağımsızlık arayışının “ABD’ye dayanarak veya askeri yollarla” yürütülmesinin “çıkmaz bir yol” olduğu konusunda uyarmıştı.

Washington, geçen yıl aralık ayında Tayvan’a 11,1 milyar dolar değerinde silah satışını onaylamıştı. Perdue, bu paketin “1979’dan bu yana herhangi bir ABD başkanının sağladığı paketten daha büyük” olduğunu söylemişti.

Trump, geçen mayıs ayında Taipei’ye yönelik yeni bir silah paketinin Çin’le müzakerelerde pazarlık unsuru olarak kullanılabileceğinin sinyalini vermiş, bu da Tayvan’ın güvenliğinin iki ülke arasındaki pazarlıkların bir parçası hâline gelebileceği endişelerine yol açmıştı.

Şi, Washington ziyareti sırasında Trump’ı Tayvan konusunda “sağduyulu ve temkinli” davranmaya çağırmış ve ABD’den ada bağımsızlığına karşı olduğunu açıkça ilan etmesini istemişti.

İki lider, kasım ayında Çin’in Shenzhen kentinde düzenlenmesi planlanan Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi sırasında ve ardından aralık ayında Miami’de Trump Doral tesisinde düzenlenecek G20 Zirvesi’nde yeniden görüşeceklerini teyit etti.

ABD’nin kendi kendini yöneten Tayvan’a yönelik silah satışları, Washington ile Pekin arasındaki başlıca anlaşmazlık konularından biri olmayı sürdürüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ABD yasaları uyarınca Washington, Tayvan’a kendisini savunması için gerekli silahları sağlamakla yükümlü.


Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Eritre, Etiyopya ile savaş ihtimalini dışlamıyor

Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)
Tigray güçlerine mensup askerler, hükümet güçleriyle artan gerilim sırasında devriye geziyor, 24 Eylül 2026 (Reuters)

Eritre’nin Kahire Büyükelçiliği Medya Danışmanı Habib Muhammed Osman yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya ile savaşı ihtimal dışı bırakmadığını söyledi. Etiyopya’nın Eritre’yi istikrarı bozmakla suçlamasına ilişkin olarak Osman, “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, “Addis Ababa’nın şu anda söyledikleri kabul edilemez iddialardır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Çünkü Eritre, Etiyopya’yı veya Etiyopya’daki herhangi bir bölgeyi işgal etmek ya da Addis Ababa’yı tehdit etmek istediğini açıklamadı. Tam tersine, durum bunun aksini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamalar, Etiyopya hükümetine bağlı güçlerin ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde stratejik öneme sahip Alamata kasabasının kontrolünü ele geçirdiğini duyurmasının hemen ardından yapıldı. Sahadaki bu gelişmenin güç dengelerini değiştirebileceği değerlendiriliyor.

Askeri ilerleme, çatışmaların komşu Afar ve Amhara bölgelerine de yayılmasıyla eş zamanlı gerçekleşiyor. Taraflar birbirlerini dış müdahalede bulunmakla suçlarken, dört yıldan kısa süre önce kanlı iç savaşı sona erdiren barış anlaşmasının çökebileceğine ilişkin endişeler ise artıyor.