Suriyelilerin ülkelerindeki üniversite eğitim seviyesi düşüyor mu?

Şam Üniversitesi’ndeki öğrenciler (Facebook)
Şam Üniversitesi’ndeki öğrenciler (Facebook)
TT

Suriyelilerin ülkelerindeki üniversite eğitim seviyesi düşüyor mu?

Şam Üniversitesi’ndeki öğrenciler (Facebook)
Şam Üniversitesi’ndeki öğrenciler (Facebook)

Irak’ın, Suriye’deki üniversitelere ait diplomaların tanınmasını iptal ettiğine dair açıklaması, Suriyelilerin ülkelerindeki üniversite eğitim seviyesinin düştüğüne dair şikayetlerini artırdı.
Hatta Lazkiye’deki Tishreen Üniversitesi’nden eski bir profesör, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’e “Keşke din alimleriyle görüştüğünüz kadar üniversite profesörleriyle de görüşseniz” yazılı bir açık bir mektup gönderdi.
Irak’ın Şam Büyükelçiliği tarafından kısa bir süre önce yapılan açıklamada, “Suriye üniversiteleri tarafından verilen diplomaların tanınması, Irak Yüksek Eğitim Bakanlığı’nın yazısına istinaden iptal edildi. Bu karar, 2022-2023 akademik yılı için 1 Eylül’den itibaren uygulanacaktır” denildi.
Büyükelçiliğin dünkü açıklamasında ise, “ülkede ikamet eden ve tam bir akademik müfredatı tamamlayan Iraklı öğrencilerin sertifikaları temeldir ve tanınır” ifadeleri kullanıldı.
Irak’ın Şam Büyükelçiliği tarafından geçtiğimiz hafta Facebook üzerinden yapılan açıklamada, Yüksek Eğitim Bakanlığı’nın kararı uyarınca, Şam, Halep ve Tishreen Üniversiteleri de dahil Suriye’deki devlet ve özel üniversitelerin verdiği diplomaların tanınmasının kaldırıldığı belirtildi. 
Suriye’de 6’sı devlet üniversitesi olmak üzere yaklaşık 14 üniversite var. Bu üniversitelerin bu yıl lise diploması almış yaklaşık 163 bin öğrenciye ev sahipliği yapması bekleniyor.
Özel bir üniversitedeki kaynaklar, “Irak’ın aldığı bu kararının nedeni, sahte diploma alma olgusunun artmasıdır. Irak, çoğu komşu ülkelerdeki üniversitelerden alınan 27 bin sahte diploma ortaya çıkardı” diye konuştu.
Şam’daki Yüksek Öğrenim Bakan Yardımcısı Fadia Deeb, “Durumun netleşmesi için kararın içeriğine yönelik resmi cevabı bekliyoruz.  Bakanlık, bu kararın gerekçelerinin açıklanmasını istedi. Henüz resmi bir şey almadık. Suriye’deki üniversiteler tarafından verilen diplomalar tüm ülkelerde tanınıyor ve akredite ediliyor” dedi.
Deeb açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“Savaş koşullarında bile hiçbir ülke Suriye diplomasının tanınmasını geri çekmedi. Suriyeli öğrenciler çeşitli ülkelerde mükemmelliklerini kanıtlıyor ve dünyanın tüm ülkeleriyle kültürel alışverişler yapılıyor.” 
Diploma sahteciliği konusuna değinen Deeb, “Kovuşturulacak birkaç münferit sahtecilik vakası olabilir. Şam’da diplomaların korunması için güvenlik işaretleri uygulandı” dedi.
Savaş koşullarına rağmen, Suriye üniversiteleri dost ülkelerden Arap ve yabancı öğrenciler almaya devam etti.
Tahminlere göre Suriye savaşının başında bini Iraklı öğrenciler olmak üzere yaklaşık 8 bin öğrenci ülkede eğitim aldı.
Savaştan önce ise bu sayı iki katıydı. Yemen’den yaklaşık bin, Tunus’tan ise 12 bin öğrenci Suriye’ye eğitim için gitti.
Suriye, lisansta Arap öğrencilere ücretsiz olarak devlet eğitimi ve barınma sağlıyordu. Ancak ülkede eğitim bütçesinin azalmasıyla bu imkanlar da azaldı.
Geçen yıl, Suriye üniversitelerinde Arap ve yabancı öğrenciler için öğrenim ücretleri 4 bin dolardan 10 bin dolara yükseldi.
Irak’ın kararıyla ilgili tartışmalar, Suriye’de üniversite eğitim seviyesinin giderek azalmakta olduğuna dair eleştirileri artırdı.
Hatta Suriye üniversitelerindeki her türlü yolsuzluk, her Ramazan mevsiminde yerel sanatçıların gündeme getirdiği en önemli konulardan biri haline geldi.
Geçtiğimiz sezon çok izlenen ‘Kaser Adem’ dizisi, idari yetkililer aracılığıyla üniversitedeki yolsuzlukları, uyuşturucu ve fuhuşun yayılmasını ele aldı.

Eski profesörden Esed’e mektup
Lazkiye’deki Tishreen Üniversitesi’nde eski bir profesör olan Zuheyr Cabbur, Facebook hesabı üzerinden Esed’e hitaben açık bir mektup paylaştı.
Suriye’deki eğitim sistemindeki bozulmadan kaynaklanacak ‘felaket’ konusunda uyaran Cabbur, “Bu bozulmanın devam etmesi, tüm nesnel küresel standartlar ve göstergelere göre yakında bizim için felaket olacak” diye yazdı.
Cabbur mektubunda şu ifadeleri yazdı:
“Sayın Devlet Başkanı. Keşke din alimleriyle bir araya geldiğiniz kadar, kadar üniversite profesörleri ve öğretim görevlileri ile de görüşseniz. Bunların çoğunun din alimi olmadığına, sadece dini ritüelleri yerine getirdiğine eminim. Çünkü çoğu teolojide tek bir orijinal araştırma sunmamıştır. Suriye’de her çeyrek yüzyılda, bir veya daha fazla sayıda şiddet döngüsü tekrarlanıyor ve din alimleri bunu durduramadı. Çünkü şiddeti durduran, devlet ve kurumlarının dokunulmazlığı, ekonomik refahı ve vatandaşlarının yaşam zenginliği ile sahip olunan güçtür. Özellikle bilimsel, bilişsel, teknik ve tarımsal üretim dışında hiçbir zenginlik veya refah yoktur. Bütün bunlar Suriyeli üniversite akademisyenlerinin ve mezunlarının üretimine bağlıdır.”
Devlet Başkanı’nın danışmanlarını gerçek verileri Esed’den gizlemekle suçlayan Cabbur, “Sayın Devlet Başkanı. Danışmanlarınızın eğitim konusuna bir kez bile kamuoyu önünde değindiklerini düşünmüyorum. Bu hayati konuyla gerçekten meşgul olsalardı, gerçek verileri sizin elinize verirlerdi” yazdı.
Cabbur, “Suriye’deki eğitimin trajedisi, yüksek ve temel eğitim üzerinde kontrol sahibi olanların, eğitim ve bilimsel araştırmaları teşvik etmek için ciddi bir projesinin olmamasıdır” ifadeleri ile mektubunu noktaladı.
Açık mektubun yayınlanmasının üzerinden beş gün geçmesine rağmen, bu mektubun etkisini gösteren resmi bir yanıt alınmadı.
Özel bir üniversiteden kaynaklar, “Bu açık mektup, kaleme alana yönelik baskıları artırmaktan başka bir işe yaramaz” şeklinde yorumda bulundu.
Söz konusu kaynaklar konuya ilişkin ayrıca şu değerlendirmeyi yaptı:
“Sosyal medya, zaman zaman üniversitelerde yaşanan skandallar ve etik sorunlarla çalkalanıyor, ancak ardından bu konular unutuluyor ve geride hiç iz kalmıyor. Suriye’de başta devlet üniversiteleri olmak üzere tüm üniversitelerdeki bozulmanın nedeni, bağımsızlığın olmaması, üniversitelerin işlerinin yürütülmesi ile ilgili olmayan yetkililerin müdahalesi ve yönetici ve öğretim görevlisi olarak bilimsel standartlar ve iyi davranışlardan uzak kişilerin atanmasıdır.”
Suriye’de savaşın başlamasından bu yana, sıkı güvenlik kıskacı ve gözaltıların dayattığı zehirli bir atmosferde bilimsel gözetim azaldı.
Bunun sonucunda yaşanan idari ve öğretim kadrolarındaki yaygın yolsuzluk ve adam kayırmacılık nedeniyle, ülkedeki yüksek öğretim Suriye üniversitelerinin sıralamasını ve diplomaların denkliğini etkileyen sürekli bir bozulmaya tanık oldu.
Üniversite profesörlerinin maaşları 100 doların altına düşerken, üniversite mezunları için iş fırsatları kalmadı ve akademisyenler ülkeden göç etti.



İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
TT

İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği hava saldırılarında 11 Filistinli öldürüldü

Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)
Filistinliler, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısı sonucu hasar gören yıkılmış bir evin kalıntılarının yanından geçiyor (Arşiv-AFP)

Sağlık görevlileri, dün Gazze Şeridi'nde İsrail'in düzenlediği ayrı saldırılarda en az 11 kişinin öldüğünü söyledi. İsrail ordusu, bu saldırıların militanların başarısız roket saldırısına yanıt olarak düzenlendiğini açıkladı.

Sağlık görevlileri, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un batısındaki bir çadıra düzenlenen İsrail saldırısında, çocuklar da dahil olmak üzere en az 4 kişinin öldüğünü ve 3 kişinin yaralandığını bildirdi. Başka bir saldırıda ise şehrin doğusunda, İsrail ordusunun bulunduğu bir mevki yakınlarında bir kişi öldü.

dfrgt
Filistinliler, Gazze'nin güneyindeki Refah'a İsrail'in düzenlediği hava saldırısının ardından evlerin enkazında arama yapıyor (Reuters)

Sağlık yetkilileri dün, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de, yerinden edilmiş ailelerin barındığı bir okula düzenlenen İsrail hava saldırısında bir kişinin öldüğünü, bir başka hava saldırısında ise Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah yakınlarında bir çadırda bir kişinin öldüğünü açıkladı.

Gazze Şehri'nin Zeytun mahallesine düzenlenen ayrı bir hava saldırısında ise 4 kişi daha öldü.

İsrail ordusu, Gazze Şehri bölgesinden İsrail'e doğru bir roket fırlatılmasının ardından, Hamas militanlarını, roket fırlatma rampalarını ve "terörist altyapı" olarak adlandırdığı unsurları hedef aldığını belirtti.

Roketin İsrail'e ulaşmadan önce Gazze'deki bir hastanenin yakınına düştüğünü belirten İsrail, Hamas'ı ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçladı.

Hamas'tan bir kaynak Reuters'e yaptığı açıklamada, hareketin İsrail'in iddialarını araştırdığını belirtti.

Ekim ayında varılan ateşkes, yaygın çatışmaları durduran ilk aşamadan öteye geçmedi. İsrail, Gazze Şeridi'nin yarısından az bir kısmından çekildi ve Hamas savaşçıları, Filistinli tutukluların ve mahkumların serbest bırakılması karşılığında hayatta olan rehineleri ve ölen rehinelerin cenazelerini teslim etti.

hyjuı
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Megazi mülteci kampında, İsrail hava saldırısında hasar gören ve enkaz altında kalan bir evin kalıntıları arasında eşya arayan çocuklar (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz üzerinde anlaşmaya varılmamış olan planının sonraki aşamaları, Hamas'ın silahsızlandırılmasını, İsrail'in daha fazla çekilmesini ve Gazze'nin uluslararası destekli bir yönetim gözetiminde yeniden inşasını öngörüyor.

Ancak, bu aşamalarda önemli bir ilerleme kaydedilmedi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 400'den fazla Filistinli ve 3 İsrail askeri öldürüldü. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Gazze'nin iki milyondan fazla sakininin neredeyse tamamı, İsrail güçlerinin çekildiği ve Hamas'ın kontrolünü geri kazandığı küçük bir alanda geçici barınaklarda veya hasarlı binalarda yaşıyor.

Anlaşmanın mevcut aşamasında İsrail, Gazze'de kalan son rehinenin cenazesinin iadesini bekliyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın bir İsrailli yetkili, Hamas cesedi iade edene kadar İsrail'in anlaşmanın bir sonraki aşamasına geçmeyeceğini söyledi.

İsrail, ABD'nin desteklediği Gazze Şeridi planının bir başka koşulu olan Gazze ile Mısır arasındaki Refah sınır kapısını henüz açmadı ve ceset iade edilene kadar açmayacağını vurguladı.

Anlaşma kırılgan görünüyor

İsrail ve Hamas, anlaşmanın ciddi ihlallerine ilişkin karşılıklı suçlamalarda bulunuyor ve bir sonraki aşamada atılması beklenen en zor adımlar konusunda hâlâ çok uzaktalar.

sadcfrgt
Gazze şehrinde İsrail hava saldırısının hedefi olan bir ev yanıyor (Arşiv-AFP)

İsrail, ateşkes olmasına rağmen Gazze'de hava saldırıları ve hedefli operasyonlar düzenlemeye devam ediyor. İsrail ordusu, Gazze'deki silahlı grupların İsrail'e saldırı girişimlerini “azami ciddiyetle” izlediğini açıkladı.

Bir Hamas lideri Reuters'a, hareketin ekim ayından bu yana İsrail'in ateşkes anlaşmasını bin 100'den fazla kez ihlal ettiğini belgelediğini söyledi ve arabuluculara müdahale etmeleri için çağrıda bulundu.

İhlallerin arasında cinayetler, yaralanmalar, topçu bombardımanı, hava saldırıları, ev yıkımları ve gözaltılar olduğunu da ifade etti.


İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
TT

İsrail önceliklerini değiştiriyor: İran mı, Hizbullah mı öncelikli hedef?

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun yeni stratejisinin temel referans noktası olarak ‘sürpriz savaş’ senaryosunun benimsediğini duyurdu (İsrail ordusu X sayfası)

Emel Şehade

Lübnan ve İran cephelerinde yaşanan hızlı gelişmeler, İsrail güvenlik kurumlarını acil danışma toplantıları düzenlemeye itti. Bu toplantılarda, çeşitli cepheler arasındaki önceliklerin yeniden düzenlenmesine karar verildi. Son 24 saatte İsrail'in gündemini Lübnan cephesi meşgul ediyor. Güvenlik onayı alınması ve takvimin belirlenmesi halinde Lübnan'a kaçınılmaz bir saldırı yapılacağı konuşulurken, İran'ın merkezi arena haline geleceği yönündeki tahminler artıyor.

Mesajlaşmalar

Bu toplantılar, İsrail'in ABD, Rusya ve Avrupa ülkeleri aracılığıyla Tahran'a gönderdiği, gerginlik istemediğini ve İran'ın iç durumunu saldırı için kullanmayacağını belirten mesajların açıklanmasından 24 saat sonra gerçekleşti. Ancak bir güvenlik yetkilisi, İranlıların mesajlara yanıt vererek İsrail'e inanmadıklarını ve Tel Aviv'in İran'da yanlış hesap yapma korkusuyla bu mesajları gönderdiğini, İsrail'in durumu istismar ederek Tahran'ın kontrolü kaybettiği sonucuna varacağını ve bu fırsatı saldırı için değerlendireceğini ima ettiklerini söyledikten sonra İsrail'in İran'a yönelik tutumunu değiştirdiğini söyledi.

Bu yanıt, İsrailli karar alıcıları önceliklerini yeniden düzenlemeye itti ve İran artık listenin en başında yer alıyor. Yapılacak olan herhangi bir değişiklik, sahadaki gelişmelere göre belirlenecek.

İki olası senaryo

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre son 24 saatte diğer cepheleri domine eden Lübnan cephesi geri çekildi ve İsrail'de şimdi iki senaryo konuşuluyor. Birinci senaryo, çok sayıda güvenlik ve askeri yetkilinin tercih ettiği senaryo. Bu senaryoda, İsrail ordusu, İran'a saldırmadan önce Hizbullah'ı zayıflatmak için güçlü ve yaygın saldırılar düzenleyecek ve böylece İran'ın, İran'a yapılan saldırıya yanıt olarak kendi inisiyatifiyle veya Tahran'ın emriyle İsrail hedeflerine karşı herhangi bir eylemde bulunma yeteneğini felce uğratacak.

İkinci senaryo ise, istihbarat raporları ve İranlı yetkililerin açıklamaları ve tehditlerine dayanan diğer bilgilere göre İran'ın İsrail'e önleyici bir saldırı düzenlemesinden korkulduğu için önce İran'a saldırılması. Her iki senaryoda da Lübnan hedef alınmaktadır ve İsrail'de saldırının sadece zaman meselesi olduğu konusunda herhangi bir anlaşmazlık yok.

Bu gelişmeler, ‘mekanizma’ komitesinin toplantısı ve Tel Aviv'in, güvenlik ve askeri yetkililer arasında en yüksek sesli olanların Lübnan'a bir saldırının kaçınılmaz olduğunu iddia etmelerine rağmen, komitenin herhangi bir sivil temsilciden arındırılması ve Hizbullah'ı silahsızlandırma ve zayıflatma yollarıyla sınırlı kalması konusunda ısrarcı olmasıyla eş zamanlı yaşandı.

Sınırlı, yerel bir operasyon

İsrail, Lübnan'ın ordusu tarafından güney bölgesini silahsızlandırma hedefine ulaştığına dair herhangi bir açıklamada bulunmasını önceden engelleyip bu tür açıklamaların ve değerlendirmelerin gerçekçi olmadığını savundu. Tel Aviv, Hizbullah'ın aslında silahsızlandırılmadığını ve hatta altyapısını yeniden inşa etmeye başladığını iddia ediyor.

İsrail Hava Kuvvetleri, İran'a olası bir saldırı için hazırlık yaparken ve İsrail'in çok sayıda balistik füzeye maruz kalması ihtimaline karşı hava savunma hazırlığını güçlendirirken, ordu, Lübnan için hazırladığı ve İsrail kabinesine sunduğu çeşitli savaş planları çerçevesinde, uygulama emirlerinin çıkarılmasını bekleyen savunma ve saldırı için askeri birimlerinin hazırlıklarını tamamladığını duyurdu. Planlar, sınırlı askeri baskıdan daha geniş seçeneklere kadar uzanıyor.

Bir İsrailli güvenlik yetkilisi, siyasi ilerleme olmaması durumunda, diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde ordunun daha geniş bir saldırı senaryosuna geçme olasılığına da hazırlandığını doğruladı. Herhangi bir hamlenin zamanlamasını belirleyen merkezi faktörlerden biri, Washington ile koordinasyon düzeyi olacak.

Artık sınırlama yok

İsrail'in Lübnan veya İran ile olası bir savaşa hazırlık kapsamında, Savunma Bakanı Yisrael Katz ve İç Cephe Komutanı Rafi Milo’nun yanı sıra yerel yönetim başkanları ve güvenlik ve acil durum hizmetleri yetkililerinin katılımıyla ‘İç Cephe Liderleri’ başlıklı bir konferans düzenlendi. Konferansa Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de katıldı.

Yeni stratejisinin temel referans noktası olarak “sürpriz savaş” senaryosunu benimsediğini açıklayan Zamir, ordunun tutumunu açıkladı ve sınırlarını tehdit eden her türlü unsuru önleyeceğini, karar verilmesi halinde çok büyük çaplı operasyonlar yürütmeye hazır olduğunu vurgulayarak, sınırlama politikasının devamını kabul etmeyeceklerini belirtti.

Zamir, konferansta yaptığı konuşmada askeri yönetimin Hizbullah'ın zayıflamasını Lübnan hükümetinin onu silahsızlandırmasına ve siyasi bir çözüme doğru ilerlemesine olanak sağlayacak bir koşul olarak gördüğünü söyledi.

Çeşitli cephelerdeki önceliklerin tartışıldığı bir oturumda Zamir, “Çeşitli gelişmelere nasıl hazırlanacağımızı ve nasıl tepki vereceğimizi biliyoruz. Sürprizlere hazırlıklıyız ve savaşa hazır olmak bizim pusulamızdır” dedi.

Lübnan hükümetine karşı medya kampanyası

Öte yandan İsrail ordusu, İsrail'e göre ateşkesin uygulanması ve Hizbullah'ın silahlarının imha edilmesi için gerekli her şeyi yapmayan Lübnan hükümetine karşı ‘farkındalık artırıcı medya kampanyası’ başlatmaya hazırlanıyor.

İsrail’de hazırlanan bir rapora göre medya kampanyası, Lübnan halkına ve uluslararası topluma Lübnan hükümetinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, Hizbullah'ın ise kendini savunma amaçlı değil saldırı amaçlı binlerce roket ve silah sistemine sahip silahlı bir örgüt olarak kaldığını göstermeyi amaçlıyor.

İsrail'de, İsrail ordusunun savaşı yeniden başlatarak Hizbullah'a karşı harekete geçmek istemediği ve Tel Aviv'in bu görevi Lübnan ordusunun üstlenmesini tercih ettiği söyleniyor.

Ancak aynı zamanda İsrail ordusu, son haftalarda Hizbullah'ın gücünü zayıflatmak amacıyla, öncelikle İsrail'in iç cephesine büyük çaplı saldırılar düzenleme yeteneğini ortadan kaldırmak, liderlerini hedef almak ve Lübnan genelindeki silah depolarını ve üslerini vurmak için harekete geçmeye hazırlandığını söylüyor.

Ne farklı yapılabilirdi?

İsrailli eski İstihbarat Şefi Hayman, İran rejimi de dahil olmak üzere Hizbullah nedeniyle Lübnan'ı neredeyse savaşa sürükleyen ciddi gerginliklere yol açan birkaç faktör olduğu değerlendirmesinde bulundu. Hayman, İran ile yaşanan 12 günlük savaşın ardından İran rejiminin biraz toparlandığını ve Hizbullah'a 1 milyar dolarlık devasa bir yardım göndermeye başladığını belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın planına göre tüm bu parayı göndermeye devam etme imkânı yok, ancak İran ekonomisine odaklanmak isterse, bu da onun konumunu zayıflatacak.

İkinci sorun ise uluslararası ortak eylem eksikliğiydi. Hizbullah'ın yenilgisinden sonra, ABD'nin ve Lübnan hükümetinin baskın, mevcut ve müdahil olduğunu, sonra bunun azaldığını gördük ve şimdi Lübnan hükümetine verilen uyarı süresi dolduğuna göre yeni bir diplomasi dalgası görebiliriz.

Hayman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Litani Nehri'nin kuzeyinde hala olumsuz bir eğilim var, ancak Litani'nin güneyinde mükemmel bir iş çıkarıldı.”

Hayman’a göre Hizbullah’ın seçkin gücü Rıdvan Gücü sınır yakınlarındaki bölgede kara manevraları yapma kapasitesine sahip değil, ancak kuzeyde bazı endişeler söz konusu. Hayman, eğer Lübnan'a karşı harekete geçmek zorunda kalırlarsa kendilerine ‘Savaşta, manevralarda ve ateş açmada neyi farklı yapacağız ve ertesi gün neyi farklı yapacağız?’ sorusunu sormaları gerektiğini belirterek “Bunun anahtarı, Lübnan hükümetinde ve Lübnan ordusunun güçlendirilmesinde yatıyor, çünkü harekete geçmeye ilgisi ve yeteneği olan tek güçler bunlar” yorumunda bulundu.


Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
TT

Lübnan, Hizbullah'ın silahlarına yönelik yasağı zımnen uzattı

Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn başkanlığında bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapıldı (Cumhuriyet Başkanlığı)

Lübnan, Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ilk aşamasının uygulanması için son tarihi zımnen (dolaylı olarak) uzattı. Ordu dün, ilk aşamanın hedeflerinin sahada etkili ve somut bir şekilde gerçekleştirilmesinin ardından planın ileri bir aşamaya girdiğini vurguladı. Litani Nehri'nin güneyinde, İsrail'in işgal ettiği topraklar ve bölgeler hariç, kendi yetkisi altına giren bölgeler üzerindeki kontrolünü genişleterek, “bu bölgedeki çalışmalar, patlamamış mühimmat ve tüneller imha edilene kadar devam edecek” dedi.

Ordunun raporu geniş siyasi destek görürken, kabine orduya Litani Nehri'nin kuzeyinden silahların çekilmesi için ayrıntılı bir plan geliştirmesi konusunda ek bir süre daha verdi ve bu süreyi gelecek şubat ayının başına kadar uzattı.

İsrail ise Lübnan ordusunun başarılarını sorguladı ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Lübnan hükümeti ve ordusunun Hizbullah'ı silahsızlandırma çabalarının "cesaret verici bir başlangıç ​​ancak tamamen yetersiz" olduğunu ifade etti.