Rusya, Batı ile yaşadığı gerginliklere karşı Arap ülkelerinden destek arayışında

Lavrov: Yaptırımlar Afrika ile iş birliğini engelliyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Rusya Dışişleri Bakanı'nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Rusya Dışişleri Bakanı'nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Rusya, Batı ile yaşadığı gerginliklere karşı Arap ülkelerinden destek arayışında

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Rusya Dışişleri Bakanı'nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Rusya Dışişleri Bakanı'nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ülkesine Batı ülkeleri ve ABD karşısında Arap ve Afrika ülkelerinden destek sağlamak amacıyla Etiyopya, Uganda ve Kongo Cumhuriyeti’ni kapsayan Afrika turuna Mısır’a yaptığı resmi ziyaretle başladı. Lavrov, Batı’nın uyguladığı yaptırımların Rusya’nın Afrika ile iş birliğini engellediğini vurguladı. İki ülke arasındaki bazı konularda görüşleri yakınlaştırmak üzere Kahire’ye geldiğini belirten Rus Bakan, Moskova ile Kahire arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade etti.
Dün Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ile Mısır Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelen Lavrov, görüşmelerinin ardından düzenlenen basın toplantısında, Batı’nın Rusya'ya uyguladığı yaptırımlara, gümrük vergilerinin dahil olması ve uluslararası limanlara ulaşıma engeller koyması nedeniyle Moskova’nın Afrika ülkeleriyle ilişkilerini sekteye uğrattığına işaret ederek söz konusu yaptırımların dünyadaki gıda kaynaklarına zarar verdiğini belirtti.
Rusya, Ukrayna, Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında geçtiğimiz Cuma günü İstanbul'da, Rusya’dan ve Ukrayna'dan dünyanın çeşitli bölgelerine tahıl, tarım ürünleri ve gübre ihracatı için Karadeniz'de güvenli bir koridor açılması amacıyla bir anlaşma imzalandı.
Pazar günü Lavrov’u Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda kabul eden Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Rus Bakan arasında gerçekleşen görüşmenin başlıca gündem maddesi de Ukrayna kriziydi. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi yaptığı açıklamada, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’ye Ukrayna krizine ilişkin son gelişmeler ve Rusya'nın bu bağlamda uluslararası düzeyde attığı son adımlara ilişkin bilgi verdiğini söyledi. Radi’nin açıklamasına göre Cumhurbaşkanı Sisi, diyaloga dayalı diplomatik bir çözüme öncelik verilmesinin önemini vurguladı.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri ise krizin gıda ve enerji güvenliği açısından Mısır'daki yansımalarına işaret ettiği açıklamasında, “Mısır, diyaloga dayalı diplomatik bir çözüme ulaşma ve askeri operasyonları sona erdirme amaçlı tutumunu altını bir kez daha çizmektedir” dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov da açıklamasında Ukrayna ile müzakerelerin yeniden başlaması gibi çeşitli konularda herhangi bir önyargılarının olmadığını belirterek “Fakat müzakerelerin yeniden başlaması bize bağlı değil. Çünkü Ukraynalı yetkililer sürekli olarak Ukrayna yenilmeden müzakerelerin olmayacağını söylüyorlar” ifadelerini kullandı. Lavrov, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin arasında küresel kriz ve gıda krizinin nedenleri konusunda fikir birliği olduğuna dikkati çekti.
Şarku'l Avsat’a değerlendirmelerde bulunan siyaset bilimi profesörü Dr. Nurhan eş-Şeyh’e göre Rusya kendisine daha geniş alanlar bulmak ve Arap, Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmek istiyor. Rusya’nın düşman listesinde yaklaşık 48 ülkenin olduğuna dikkati çeken Dr. Şeyh, bu yüzden kendisine daha geniş alanlar ve yeni ilişkiler araması gerektiğini belirterek “Avrupa, Rusya’nın bazı bankalarına yönelik yasağı kaldırarak krizi aşmak için mekanizmalar buldu. Afrika da benzer mekanizmaların olmasını istiyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan merkezi Kahire’de bulunan Arap Birliği (AL) temsilcileri ile Lavrov arasında basına kapalı bir görüşme gerçekleşti.
Mısır ve Rusya dışişleri bakanları arasındaki görüşmede ise başta Filistin meselesi, Libya krizi ve iki taraf arasında barışçıl bir çözüme ulaştırılması gerektiği konusunda ortak bir görüşe varılan Suriye’deki ve Irak’taki durum olmak üzere bazı bölgesel sorunlara değinildi. Mısırlı Bakan, ülkesinin özelde bölgede ve genel olarak ise dünyada gerginlik yaşanan tüm bölgelerde istikrar ve güvenliği sağlamak için çalışılması gerektiğine inandığını söyledi.
Lavrov’un Mısır’da gerçekleştirdiği görüşmelerde, başta ed-Dabaa Nükleer Enerji Santrali’nin inşası ve Süveyş Kanalı çevresinde bir Rus sanayi bölgesinin kurulması olmak üzere bazı projeler aracılığıyla iki ülke arasındaki işbirliği ele alındı. Şukri, Lavrov ile iki ülke arasındaki tüm sektörlerde yapılan diğer yatırım ve ekonomik projelere değinilen görüşmesinde iki ülke arasındaki ilişkileri ‘köklü ve iç içe geçmiş ilişkiler’ olarak nitelendirdi.  Şukri, Mısır ve Rusya arasındaki yakın işbirliğinin tüm ekonomik ve siyasi alanlarda sürdürülmesini istediğini de ifade etti.
Diğer taraftan Sisi ile görüşmelerini ‘yapıcı ve verimli’ olarak nitelendiren Lavrov, ‘iki ülke arasındaki ticaret hacminin dört milyar dolar arttığına (yüzde 5) dikkat çekerek Mısır ve Rusya arasındaki dostça ilişkinin önemli ölçüde ve kesintisiz bir şekilde geliştiğini’ söyledi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Radi, Sisi ile Lavrov arasındaki görüşmeye ilişkin açıklamasında, Mısır ve Rusya arasında başta tahıl ve gıda tedariki olmak üzere çeşitli alanlarda seçkin ve tarihi işbirliğinin yanı sıra bazı ikili meselelerin, petrol ve gaz sektörünün ve bu sektörlerdeki mevcut krizin de ele alındığını kaydetti.
Mısır geçtiğimiz günlerde gaz kriziyle ilgili olarak Avrupa’ya yardım etme sözü vermişti. Siyaset bilimi profesörü Dr. Şeyh, Rusya'nın Mısır'ın Avrupa'ya gaz ihraç etmesine itiraz etmediğini, çünkü Mısır'ın ve diğer gaz ihraç eden ülkelerin Moskova'nın yerine Avrupa'nın ihtiyacının yüzde 10'undan fazlasını karşılamayacağını bildiğini vurguladı.
Bunun yanında Lavrov, Rusya’nın gelecek yılın ortalarında Rusya-Afrika Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya hazırlandığını söyledi.
Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, Mısır ve Afrika Birliği'nin (AfB) uluslararası ve bölgesel güvenliği artırmak, istikrar ve güvenliği sağlamak için çalıştıklarını ve istenen hedeflere ulaşmak için bu rolü sürdürme konusunda istekli olduklarını belirtti.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
TT

İranlı yetkili, ABD ile anlaşmazlık noktalarını açıkladı

Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)
Washington İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu terk etmesini talep ediyor. (Reuters)

 

Üst düzey bir İranlı yetkili dün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında, ülkesinin nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması ya da tamamen kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu söyledi. Yetkili, artan askeri çatışma endişeleri gölgesinde yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını belirtti.

İran ile ABD, Tahran’ın nükleer programı konusunda onlarca yıldır süren anlaşmazlığı ele almak üzere bu ayın başında müzakerelere yeniden başlamıştı. Süreç, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri kapasitesini artırmasıyla eş zamanlı yürürken, daha geniş çaplı bir savaş ihtimaline dair kaygıları da artırdı.

İran, ABD güçleri tarafından hedef alınması halinde Ortadoğu’daki Amerikan üslerini vurmakla tehdit ediyor.

Yetkili, “Son tur görüşmeler, yaptırımların hafifletilmesi, askıya alınması veya kaldırılmasının kapsamı ve yöntemi konusunda ABD’nin tutumunun İran’ın taleplerinden farklı olduğunu ortaya koydu. Tarafların yaptırımların kaldırılmasına ilişkin makul bir takvim üzerinde uzlaşması gerekiyor. Bu yol haritası makul ve ortak çıkarlara dayalı olmalı” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi cuma günü yaptığı açıklamada, birkaç gün içinde alternatif bir taslak hazırlanmasının beklendiğini belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik sınırlı askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini ifade etmişti.

Taviz vermeye hazır olma

Tahran, önceki müzakerelerde büyük bir anlaşmazlık noktası olan ‘zenginleştirmenin tamamen durdurulması’ yönündeki ABD talebini reddetmesine rağmen, nükleer programına ilişkin bazı tavizler vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Washington, İran topraklarında uranyum zenginleştirilmesini nükleer silah edinmeye giden potansiyel bir yol olarak değerlendiriyor. Tahran ise bu suçlamayı reddederek uranyumu barışçıl amaçlarla zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ediyor.

ABD ayrıca, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesini istiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) geçen yıl, İran’ın yüzde 60 saflık düzeyine kadar zenginleştirilmiş 440 kilogramın üzerinde uranyum stokuna sahip olduğu tahmininde bulunmuştu. Bu oran, silah yapımında kullanılan yüzde 90 seviyesine oldukça yakın kabul ediliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İranlı yetkili, Tahran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ihraç etmeyi, en yüksek zenginleştirme seviyesini düşürmeyi ve bölgesel bir uranyum zenginleştirme konsorsiyumu oluşturmayı içeren bir seçeneği ciddi biçimde değerlendirebileceğini söyledi. Ancak bunun karşılığında İran’a ‘barışçıl amaçlarla nükleer zenginleştirme’ hakkının tanınması gerektiğini vurguladı. Yetkili, “Müzakereler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varılması mümkün” şeklinde konuştu.

Her iki taraf için de faydaları

İranlı yetkili, diplomatik bir çözümün hem Tahran hem de Washington için ekonomik faydalar sağlayacağını belirtti. Üst düzey İranlı yetkili, müzakere edilen ‘ekonomik paketin’ ABD’ye İran’ın petrol sektöründe ciddi yatırım fırsatları ve somut ekonomik çıkarlar sunmayı içerdiğini söyledi. Ancak Tahran’ın petrol ve maden kaynakları üzerindeki kontrolünden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Yetkili, “Nihayetinde ABD, İran için en fazla ekonomik bir ortak olabilir. Amerikan şirketleri her zaman İran’daki petrol ve gaz sahalarında yüklenici olarak yer alabilir” ifadelerini kullandı.


ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
TT

ABD ordusu liderliğindeki bir görev gücü, El Mencho'nun yakalanmasında Meksika'ya yardım etti.

El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)
El Mencho'nun öldürülmesinin ardından silahlı kişilerin arabaları ateşe verip otoyolları kapatmasıyla şiddet olaylarının yaşandığı bir yolu izleyen Meksikalı bir güvenlik görevlisi (AFP)

ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, uyuşturucu çeteleri hakkında istihbarat toplama konusunda uzmanlaşmış, ABD ordusu liderliğindeki yeni bir görev gücünün, dün Meksika’daki Jalisco Yeni Nesil Karteli'nin (CJNG) lideri ‘El Mencho’ lakaplı Nemesio Oseguera Cervantes’i öldüren Meksika ordusunun baskınında rol oynadığını söyledi.

ABD’li yetkililer, uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Washington’daki çeşitli resmi kurumların da dahil olduğu kurumlar arası görev gücünün, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki uyuşturucu çetesi üyelerini tespit etmek amacıyla geçtiğimiz yılın sonlarında gizlice kurulduğunu açıkladı.

Kimliğinin gizli tutulmasını isteyen ABD’li yetkili, ABD ordusu liderliğindeki görev gücünün Meksika makamlarına sağladığı bilgiler hakkında daha fazla detay vermekten kaçındı. Yetkili, baskının Meksika ordusu tarafından gerçekleştirilen bir operasyon olduğunu vurguladı.

Meksika Savunma Bakanlığı, batıdaki Jalisco eyaletinde çıkan çatışmada Oseguera'nın ağır yaralandığını ve Mexico City'ye hava ambulansıyla nakledilirken hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık, ABD’li yetkililerin ‘ek bilgi’ sağladığını belirtti. Operasyon, silahlı kişilerin altı eyaletten fazlasında arabaları ateşe verip otoyolları kapattığı bir şiddet olayları dalgasına yol açtı.