Picasso'nun torunu Şarku'l Avsat'a konuştu: Büyükbabamın batıl inançları vardı

Picasso’nun torunu dedesinin eserleriyle ilgileniyor ve son kitabında Picasso’nun kişiliği hakkında bilinmeyenleri kaleme aldı

Diana Widmaier Picasso, Picasso’nun ünlü Guernica tablosu (Getty Images)
Diana Widmaier Picasso, Picasso’nun ünlü Guernica tablosu (Getty Images)
TT

Picasso'nun torunu Şarku'l Avsat'a konuştu: Büyükbabamın batıl inançları vardı

Diana Widmaier Picasso, Picasso’nun ünlü Guernica tablosu (Getty Images)
Diana Widmaier Picasso, Picasso’nun ünlü Guernica tablosu (Getty Images)

Büyükbabası Kübizm akımının kurucusu ve dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü sanatçısı. Annesi birçok hayır kurumuna sponsorluk yapmış ve babasının eserlerini müzelere bağışlamış. Diana Widmaier Picasso kendini yıllardır Picasso'nun eserlerini kataloglama görevine adamış, sanat tarihi konusunda uzmanlaşmış bir araştırmacı.
Sorbonne Üniversitesi’nden sanat tarihi alanında doktora derecesi olan Diana Widmaier Picasso, Londra ve Paris'teki Sotheby's'de antik tablolarda uzman olarak çalıştı.
Diana Widmaier Picasso'nun yüz hatları ve uzun sarı saçları, ünlü sanatçının tablolarında ölümsüzleştirdiği büyükannesi Marie-Therese'i andırıyor. Diana ile Paris'te tanıştık ve onunla bir röportaj gerçekleştirdik.

-Sanat tarihini nasıl tercih ettiniz? Aile mirasınız kariyer tercihinizde etkili oldu mu?
Sanatsever bir çevrede ve dedemin eserlerinden oluşan başyapıtların bulunduğu bir evde büyüdüğüm için kendimi şanslı sayıyorum. Ancak bu durum, kariyerimin en başından bu yönde çizildiği anlamına gelmiyor. Sanat tarihi araştırmacısı olarak işler yapmaya başlamadan ve Picasso'nun eserlerinde uzmanlaşmadan evvel hukuk okudum ve Sorbonne Üniversitesi'nde sanat tarihi doktorası yaptım. Daha sonra Londra ve Paris'teki Sotheby's'de antik çizimler konusunda uzman olarak çalıştım ve 2003 yılının başına kadar büyükbabamın işlerinde uzmanlaşma konusunda bir girişimim olmadı.

-Tüm sanat eserlerinin izlerini bulmak araştırma ve inceleme gerektirdiğinden, yıllardır Picasso'nun eserlerinin kataloğunu hazırlamak için çalışıyorsunuz. Birincisi, bu işte ne aşamadasınız? Ve bu parçaların etkisinin detaylı incelenmesi ve araştırılması nasıl oluyor?
2003 yılından bu yana DW Edition Vakfı çatısı altında bir grup araştırmacı ile Picasso eserlerinin kataloğunu hazırlamak için çalışıyorum. Katalog, sanatçının tüm eserlerini kronolojik ve tematik sırayla kategorize ediyor. Birkaç bölümden oluşan bu katalog, eserlerin izini sürmede, bize kökenleri, sergilendiği yerler ve teknikleri hakkında bilgi veriyor. Her analitik çalışmadan önce, büyükbabama atfedilen müzelerde, tiyatrolarda ve Fransa'da uluslararası alanda özel koleksiyoncular arasında bulunan tüm parçaların kapsamlı araştırmasını yapmak zorundaydım. Özellikle Picasso'nun eserlerinin çok ve çeşitli olması, sergi salonları arasında ve özel koleksiyonlarda sık sık hareket etmesi nedeniyle sabır ve organizasyon gerektiren devasa bir eser niteliği taşıyor.

-22 Aralık 2022'ye kadar halen Paris'te bulunan Maya Ruiz-Picasso sergisinde, Picasso'nun eserlerinde Maya'nın (annenizin) güçlü varlığını ve onun resimlerinde çocukluk temalarına olan ilgisini görüyoruz. Bu yönünü bize açıklar mısınız? Picasso'nun annenizle ve bir baba olarak sizinle ilişkisi nasıldı?
Maya Ruiz Picasso sergi projesi, 2017 yılında Paris'te Gagosian Gallery'de düzenlenen bir başka sergi olan Picasso ve Maya, Baba ve Kızı’nın hemen ardından ortaya çıktı. Bu son sergi ilgimi çeken bu aile ilişkisi üzerine yaptığım çalışmanın doğal bir devamı olmasıydı. Anneannem Marie-Therese Walter Paris'te Picasso ile tanışmış ve 1927'de aralarında gizli bir ilişki başlamış. 1935'te doğan annem, Picasso'nun eserlerindeki temsili çocuk ve tıpkı büyükannem Marie-Therese gibi Picasso’ya ilham kaynağı oldu. Bu sergi aynı zamanda benim için annemle daha da yakınlaşmak için bir fırsattı. Çünkü çoğu zaman ailemiz hakkında her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz, ancak bu doğru değil. Picasso'nun kendisi çocuklarıyla çok şey çizdi ve hatta onları eserlerine dahil etti. Annem bir yandan babasının onunla oynadığı  öğretmen rolünü, diğer yandan çocuklarıyla öğrenci rolünü canlandırdı. Bu anların özeti olan eserler, hayatı boyunca sürdürdüğü sanatsal deneylerle orantılı olarak Picasso'ya ilham verdi. Bağımlılığın getirdiği kısıtlamalarından kurtulma ve bir tür ilkel temsile, basitliğe ve doğaçlamaya dönüştü. Tüm bunlar Picasso için çocukluğa ve onun estetik sembollerine dönmekle mümkün oldu.

-Diğer araştırmacılarla karşılaştırıldığında, aileden olduğunuz için kendinizi şanslı görüyor musunuz? Yoksa bu bazen sizi biraz utandırıyor mu?
Bir tarihçi olarak, Picasso'nun eserlerinin önemi ve çeşitliliği düşünüldüğünde, başyapıtları üzerinde çalışmak büyük fırsat. Sanatçının torunu olarak bu parçalar üzerinde çalışmak, onun yakınlığına kendimi kaptırmamı ve ailemin tarihiyle bağlantı kurmamı sağlıyor. Aile tarihim hakkında her yeni şeyi keşfettiğimde, hala kendimi şanslı buluyorum. Uzun yıllar boyunca büyükannem ve büyük babamın ilişkisini dağınık ayrıntılar dışında bilmiyordum. Aile efsanesi hakkında sızdırılan bilgiler ve bazı kitaplarda yayınlanan hikayeler genellikle yanlıştı.

-Bugün ve tüm dünyada Picasso'nun eserlerine adanan sergiler hala çok popüler. Peki Picasso'nun evrenselliğini nasıl açıklayacağız?
Picasso'nun çalışmalarının başarısının farklılığından kaynaklandığını düşünüyorum. Klasik sanatla ve Avrupa dışında her şeye ilgi duyan bir sanatçı olduğu için eserleri her zaman yaratıcıydı.

-Kübizm akımın öncüsü olarak bilinen Picasso, çeşitli alanlardan birçok sanatçıyı etkilemiştir. Sizce bu etkilerden en öne çıkanlar nelerdi?
Hatırlatmak gerekirse, 1912 sonrasında Picasso, Kübizm'in kurucu babası olarak kabul edilmeye başlandı. Birçok çağdaş sanatçıya ilham vermenin yanı sıra bir dönüm noktasıydı. Bazıları Picasso'nun Kübist enstalasyonlarında sanatsal pratiklerini canlandırmak için bir fırsat keşfettiler. Sanatçı Frank Stella ve onun ‘Çemberler’ serisi ve bütün eserlerinin Picasso'nun eserlerinden etkilenen Anthony Caro, Bertrand Lavier gibi çağdaş sanatçılar ve Fransız-Cezayirli heykeltıraş Adel Abdel Samad gibi. 2015 yılında düzenlediğim ‘Picasso Mania’ sergisi vesilesiyle katıldığım bir toplantıda İngiliz Thomas Hauseago, henüz 17 yaşındayken Picasso'yu rüyasında gördüğünü, bu rüyanın sanatçı olma hayalini sürdürmesi için onu cesaretlendirdiğini anlattı. Ayrıca, modern koreograf Kader Belarbi'nin ‘The Celtibank Family’ adlı sergisinde açıkça gördüğümüz dans gibi beklemediğimiz sanatsal alanlarda Picasso'nun etkisinin olması fikri hoşuma gidiyor.

-Gallimard Yayınevi’nden çıkan, son kitabınız Picasso sorcier’de dedenizin kişiliğinin bilmediğimiz bir yönünden bahsediyorsunuz, açıklar mısınız?
Sergi hazırlıkları vesilesiyle dedemin evinde gizlice sakladığı birkaç şey buldum: Tarihleri ​​belli olan ipek parçalarına serilen elbiseler, saç tutamları ve tırnaklar Çok fazla batıl inancı olan dedemin kişiliğinin bir yönüne ışık tutan bu eşyaların keşfi beni büyüledi. Masanın üzerine ters konmaması gereken ekmek veya evde açılmaması gereken şemsiye ya da ölüm getireceğini düşündüğü için yazmayı reddettiği vasiyet hakkında annemin söylediklerini hatırlıyorum. Araştırmacı Philip Charlie ile beraber yazdığım bu kitapta analiz ettiğim şey buydu ve ikimiz de şu sonuca vardık:
Günlük yaşama duyulan bu saygı, sanatçının yaşamla olan ilişkisi ve ilhamıyla ilişkili. Picasso hatıraları adını verdiğim bu kararlar, ressamın hafızasına doğal olarak gelişiyor. Daha geniş anlamda kolektif hafızanın kurucu unsurları haline geliryorlar ve Picasso için unutuluşun yüzü için bir repertuar oluştururlar.

-Picasso'nun tüm eserlerindeki tüm sırları biliyor muyuz, yoksa henüz keşfetmediğimiz şeyler var mı?
Picasso'nun çalışmalarında her zaman keşfedilecek bir şeyler vardır. Sanat tarihi, akımlara göre sürekli gelişen bir sistemdir ve Picasso'nun özellikle uzun süre yaşadığı ve çok ürettiği için yaşamının birçok farklı yönüne yaklaşabiliriz. Çalışmaları üretken ve birçok farklı teknik deney ve malzeme ile taşınıyor ve bize hala birçok keşif vaat eden çok zengin bir miras bıraktı.

-Arap dünyasının Körfez bölgesindeki sanat ve kültür ortamının canlanması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Körfez ülkeleri, kurumsallaşan iddialı kültür politikalarına ek olarak sanat piyasasında önemli bir rol oynuyor. Etkileyici müzelerin açılması sayesinde, bu bölgedeki çağdaş sanatçılar uluslararası sahnede iz bırakmayı başardılar. Bu canlılık, Sotheby's ve Christie's gibi müzayede evlerinin kurulması veya Körfez ülkelerinde çağdaş sanat galerilerinin kurulmasıyla kanıtlanmıştır. Algımdaki bu olumlu dinamik, daha büyük bir yaratıcı gelişme için coşku ve iyimserlik berındırıyor.



James Gunn sıraladı: Clayface öncesi izlenmesi gereken 12 korku filmi

Clayface, yükselen bir Hollywood yıldızından intikam dolu bir canavara dönüşen bir adamın dehşet verici hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Clayface, yükselen bir Hollywood yıldızından intikam dolu bir canavara dönüşen bir adamın dehşet verici hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
TT

James Gunn sıraladı: Clayface öncesi izlenmesi gereken 12 korku filmi

Clayface, yükselen bir Hollywood yıldızından intikam dolu bir canavara dönüşen bir adamın dehşet verici hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)
Clayface, yükselen bir Hollywood yıldızından intikam dolu bir canavara dönüşen bir adamın dehşet verici hikayesini anlatıyor (Warner Bros. Pictures)

James Gunn, Batman'in en tanınmış düşmanlarından Clayface'in beyazperdeye gelişi öncesinde izlenmesini önerdiği korku filmlerini paylaştı.

DC Stüdyoları'nın eş CEO'su Gunn, Clayface'in gösterime girmesine günler kala, bedenin geçirdiği ürkütücü dönüşümleri konu alan "beden korkusu" türünden 12 klasik filmi sıraladı. 

ABD'de R sınıflandırmasıyla gösterime girecek yapım, Batman'in en bilinen düşmanlarından birinin kökenini ve trajik dönüşümünü anlatıyor. Bu sınıflandırma, 17 yaşından küçük izleyicilerin filmi ancak bir yetişkinle beraber izleyebilmesine izin veriyor. 

DC Stüdyoları, Clayface'le süper kahraman evreninin daha karanlık bir tarafını ele almaya hazırlanıyor.

Film, alışılmış çizgi roman uyarlamalarından farklı olarak psikolojik korkuyu ve beden korkusunu öne çıkarıyor.

James Watkins'in yönettiği filmde Tom Rhys Harries, oyunculukta yükselmeye çalışan Matt Hagen'ı canlandırıyor. 

Görünümü korkunç biçimde bozulan Hagen'ın hayatı ve kariyeri altüst oluyor. Eski haline kavuşmak için deneysel bir tedaviye başvuran oyuncu, beklenmedik sonuçlarla karşılaşıyor. 

Bir hayranının Şey (The Thing) ve Sinek'in (The Fly) Clayface'e hazırlık için uygun olup olmadığını sorması üzerine Threads'te liste paylaşan Gunn, önerdiği 12 yapımın hepsini başyapıt olarak görmediğini ancak uzun yıllardır çok sevdiğini belirtti.

Listede David Cronenberg'ün yönettiği Ürperti (Shivers), Hastanede Dehşet (The Brood), Videodrome ve Sinek bulunuyor. 

Philip Kaufman'ın Beden Kemiricilerin İstilası (Invasion of the Body Snatchers), Ken Russell'ın Gerçeğin Ötesinde (Altered States), John Carpenter'ın Şey ve Frank Henenlotter'ın Sepetteki Ölüm (Basket Case) filmleri de öneriler arasında.

Stuart Gordon'ın Re-Animator, Chuck Russell'ın Büyüyen Canavar (The Blob) ve Guillermo del Toro'nun Cronos filmleri de listede. Gunn, kendi filmi Yaratıklar'a (Slither) da yer verdi.

Dört filmi listeye giren Cronenberg, Gunn'ın önerileri arasında en fazla yapımı bulunan yönetmen. Filmleri sıklıkla insan bedeni, teknoloji, hastalık ve psikolojik işkence arasındaki ilişkiyi inceliyor. 

Yönetmenin bu türdeki en tanınmış yapımlarından Sinek, Jeff Goldblum'ın canlandırdığı bilim insanı Seth Brundle'ın ışınlanma deneyinin bedeninde yol açtığı korkunç sonuçları anlatıyordu.

James Gunn'ın önerileri, Clayface'in DC çizgi romanlarındaki özellikleriyle de örtüşüyor. Biçim değiştirmesi ve kimliğini yitirmesiyle tanınan karakter, listedeki filmlerin temalarını çağrıştırıyor. Ancak bu liste, Clayface'in sözkonusu filmlerdeki sahne veya fikirleri yakından takip edeceği anlamına gelmiyor.

Clayface, ABD'yle birlikte Türkiye'de de 23 Ekim'de sinemalarda gösterime girecek.

Independent Türkçe, ScreenRant, Bloody Disgusting, GamesRadar


ABD'de sürücülere geyik uyarısı: Ölümcül olabilir

Yetkililer, ABD'deki sürücüleri geyik çiftleşme döneminin ciddi çarpışma riski ve hayati tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor. Çarpışmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda sürücülerin direksiyonu aniden kırması gerektiğini vurgulayan yetkililer, yoldan çıkmanın ölümcül kaza riskini artırdığına dikkat çekiyor (AFP)
Yetkililer, ABD'deki sürücüleri geyik çiftleşme döneminin ciddi çarpışma riski ve hayati tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor. Çarpışmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda sürücülerin direksiyonu aniden kırması gerektiğini vurgulayan yetkililer, yoldan çıkmanın ölümcül kaza riskini artırdığına dikkat çekiyor (AFP)
TT

ABD'de sürücülere geyik uyarısı: Ölümcül olabilir

Yetkililer, ABD'deki sürücüleri geyik çiftleşme döneminin ciddi çarpışma riski ve hayati tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor. Çarpışmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda sürücülerin direksiyonu aniden kırması gerektiğini vurgulayan yetkililer, yoldan çıkmanın ölümcül kaza riskini artırdığına dikkat çekiyor (AFP)
Yetkililer, ABD'deki sürücüleri geyik çiftleşme döneminin ciddi çarpışma riski ve hayati tehlike oluşturduğu konusunda uyarıyor. Çarpışmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda sürücülerin direksiyonu aniden kırması gerektiğini vurgulayan yetkililer, yoldan çıkmanın ölümcül kaza riskini artırdığına dikkat çekiyor (AFP)

Birleşik Devletler genelindeki sürücüler, yıllık çiftleşme dönemine giren geyiklere karşı dikkatli olmaları konusunda uyarılıyor. Yetkililer, bu durumun ciddi bir çarpışma riski oluşturduğunu ve yollarda hayati tehlikeye yol açabileceğini belirtiyor.

State Farm'ın analizine göre ulusal sigorta verileri, sürücülerin bir hayvanla çarpışma olasılığının 145'te 1 olduğunu ortaya koyuyor. Sigorta şirketi, Temmuz 2025'le Haziran 2026 ​​arasında ülke genelinde 1,6 milyondan fazla hayvana çarpma kaynaklı sigorta tazminatı başvurusu yapıldığını tahmin ediyor ve bu vakalarda geyikler listenin ilk sırasında.

Sürücüler, geyiklerin çiftleşme ve avlanma dönemlerinin zirve yaptığı ekim, kasım ve aralıkta en yüksek riskle karşı karşıya kalıyor.

Batı Virginia, Montana ve Wisconsin, hayvanlara çarpma vakalarının en sık yaşandığı eyaletler. Bu durum, ülke genelindeki yetkililerin bölgesel uyarılar yayımlamasına neden oluyor. New Jersey Çevre Koruma Departmanı (NJDEP), geyiklerin çiftleşme döneminin ekim ortalarından sonuna kadar başlayıp aralık ayı ortalarına kadar devam ettiğini belirtiyor.

NJDEP Balık ve Yaban Hayatı Birimi'nden komiser yardımcısı Dave Golden, kurumun basın açıklamasında, "Geyiklerle çarpışmalar çok ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Araçlarda büyük hasara yol açabileceği gibi can kaybına da neden olabilir" ifadelerini kullandı. Golden, "Sürücülerin bu tehdide karşı ekstra dikkatli olması ve çarpışma riskini azaltmak için atılabilecek adımları öğrenmeye zaman ayırması büyük önem taşıyor" dedi.

Eyalet yetkilileri ayrıca günlük işe gidiş-geliş saatlerinin, hayvanların en hareketli olduğu şafak ve alacakaranlık vakitleriyle çakıştığını belirtiyor. Çiftleşme döneminde dişilere kur yapan erkek geyiklerin yol üzerinde veya yakınında bulunma olasılığı artıyor.

1 Kasım'da yaz saati uygulamasının sona ermesiyle birlikte yoğun trafik saatlerinin daha karanlık zaman dilimlerine kayması sonucu bu güvenlik riskinin daha da artması bekleniyor.

Banliyöleşmenin doğal yaşam alanlarına doğru genişlemesiyle birlikte sorun daha da büyüdü. Gothamist'in aktardığına göre New Jersey eyaletinde yaklaşık 100 bin geyik dolaşıyor.

Yakındaki New York eyaletinde de benzer bir tablo sözkonusu. Eyalet ulaşım yetkilileri, her yıl 60 bin ila 70 bin geyiğe çarpma vakası yaşandığını tahmin ediyor.

Yetkililer, riski azaltmak için sürücülere hızlarını düşürmelerini, hayvan geçişi uyarı levhalarına dikkat etmelerini ve karanlıkta uzun farlarını kullanmalarını tavsiye ediyor. Eyalet yönergeleri, çarpışma kaçınılmaz olduğunda sürücülerin ani manevralardan kaçınması gerektiğini vurguluyor. Zira bu tür manevralar, aracın karşı şeritteki trafiğe veya yol kenarındaki yapılara çarpmasına yol açarak ölümcül kaza olasılığını önemli ölçüde artırıyor.

Independent Türkçe


Taika Waititi'nin Star Wars filmi askıya alındı

J.J. Abrams'ın yönettiği 2019 yapımı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), devam üçlemesinin ve 9 filmden oluşan ana Skywalker destanının son filmi (Disney)
J.J. Abrams'ın yönettiği 2019 yapımı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), devam üçlemesinin ve 9 filmden oluşan ana Skywalker destanının son filmi (Disney)
TT

Taika Waititi'nin Star Wars filmi askıya alındı

J.J. Abrams'ın yönettiği 2019 yapımı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), devam üçlemesinin ve 9 filmden oluşan ana Skywalker destanının son filmi (Disney)
J.J. Abrams'ın yönettiği 2019 yapımı Star Wars: Skywalker'ın Yükselişi (Star Wars: The Rise of Skywalker), devam üçlemesinin ve 9 filmden oluşan ana Skywalker destanının son filmi (Disney)

Taika Waititi, 2020'den beri geliştirme aşamasında olan Yıldız Savaşları (Star Wars) filminin resmen askıya alındığını doğruladı. 

Yönetmen, açıklamayı yeni filmi Klara ile Güneş'in (Klara and the Sun) tanıtımı sırasında yaptı.

Inverse'e konuşan Waititi, Yıldız Savaşları projesi hakkında şunları söyledi:

Bu haberi vermek istemezdim ama projeyi şimdilik rafa kaldırıyoruz. Birlikte başka bir şey üzerinde çalışıyoruz.

Waititi'nin sözünü ettiği kişi, Yıldız Savaşları projesinin senaryosunu üstlenen ve Zavallılar (Poor Things) ile Sarayın Gözdesi'ndeki (The Favourite) çalışmalarıyla tanınan Tony McNamara.

Habere göre basın danışmanı, röportaj sırasında Waititi'den bu konuda daha fazla ayrıntı vermemesini istedi. Yeni Zelandalı yönetmen ise şöyle devam etti:

İşte cevap bu. Bunu nasıl süsleyeceğimi ya da daha muğlak hale getireceğimi bile bilmiyorum. Proje iyice buz tuttu. Hayata geçirmeye çalıştığım 4 film daha var. Buzul çağları da sona erer... Kim bilir?

51 yaşındaki yönetmen, ocak ayında yaptığı açıklamada "ilk filmleri hatırladığında aklına gelen eğlence duygusunu yeniden yakalamaya çalıştığını" söylemişti.

Waititi, o dönemde yaklaşımını şöyle anlatmıştı:

Kaybedilecek çok şey var ve ciddi olaylar yaşanıyor ama o filmler bir yandan da çok eğlenceli. Geri getirmeye çalıştığım şey buydu. O evrende zaten pek çok şey olup bittiği için biraz daha bağımsız bir dünya kurmaya çalışıyordum. Orada bir film yapacaksam biraz farklı olması ve kendi kimliğini taşıması gerekirdi.

Lucasfilm başkanlığından ayrılmaya hazırlanan Kathleen Kennedy de daha önce Waititi'nin Yıldız Savaşları projesinin "bir ölçüde hâlâ gündemde olduğunu" söylemişti.

Nobel ödüllü Japon yazar Kazuo Ishiguro'nun aynı adlı romanından uyarlanan ve Jenna Ortega'nın bir androidi canlandırdığı Klara ile Güneş ise eleştirmenlerden karışık tepkiler aldı.

Variety eleştirmeni Guy Lodge, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

Jenna Ortega, bu baştan yanlış kurgulanmış Kazuo Ishiguro uyarlamasına hayat vermek için çok uğraşıyor ama Waititi'nin hikayeyi zorlama ve tuhaflıklarla bezeli bir komedi olarak ele alması filmi mahvediyor.

ABD'de 23 Ekim'de vizyona girecek Klara ile Güneş, Türkiye'de Filmekimi kapsamında sinemaseverlerle buluşuyor. Filmin vizyon tarihi ise belirsizliğini koruyor.

Independent Türkçe, Variety, ThePlaylist, Inverse, Deadline, Reuters