İsrail’in Suriye’deki rolü Tahran’daki zirvede etkili oldu mu?

Tahran'da 19 Temmuz'da yapılan Suriye konulu üçlü zirvede Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir araya geldiler. (AFP)
Tahran'da 19 Temmuz'da yapılan Suriye konulu üçlü zirvede Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir araya geldiler. (AFP)
TT

İsrail’in Suriye’deki rolü Tahran’daki zirvede etkili oldu mu?

Tahran'da 19 Temmuz'da yapılan Suriye konulu üçlü zirvede Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir araya geldiler. (AFP)
Tahran'da 19 Temmuz'da yapılan Suriye konulu üçlü zirvede Rusya Devlet Başkanı Putin, İran Cumhurbaşkanı Reisi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bir araya geldiler. (AFP)

İsrail'de ulusal güvenlik alanından isimlerin katıldığı bir panelde, İran’ın başkenti Tahran’da yapılan ve birçok ortak çıkarın bir araya geldiği ‘Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı’na katılan Türkiye, Rusya ve İran arasında çeşitli anlaşmazlıkların yanı sıra çakışan çıkarlar olduğu değerlendirmesi yapıldı. Katılımcılar üçlü zirvede, Türkiye’nin Suriye'nin kuzeyine olası askeri harekatına karşı çıkıldığını ve İsrail'in askeri saldırılar yoluyla Suriye’deki varlığının göz ardı edildiğini öne sürdüler.
Tel Aviv Üniversitesi'ne bağlı Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden (INSS) bazı diplomatların, eski generallerin ve uzmanların katıldığı panelde katılımcılar, İsrailli ve yabancı yetkililerden Türkiye, Rusya ve İran arasındaki anlaşmazlıkların ve çatışan çıkarların boyutunu gözler önüne seren zirve hakkında ayrıntılar aktardılar.
Katılımcılar, Tahran'daki Suriye konulu zirvede, İran ve Rusya'nın Türkiye'yi Suriye'nin kuzeyinde, Ankara’nın PKK’nın uzantısı olarak gördüğü ve bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu belirttiği Kürt grupların kontrolündeki bölgelere yeni bir askeri harekat başlatma niyetinden vazgeçirmek için ortak bir tutum sergilediklerini iddia ettiler. İran'ın, Türkiye tarafından Suriye’de gerçekleştirilecek başka bir harekatın Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in ülkedeki hegemonyasını baltalamasından ve Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığının İran ve onu destekleyen milislerin nüfuz bölgesi olarak kabul edilen Şii beldeleri Nebil ve ez-Zehra yakınlarındaki Halep’in kuzeyinde yer alan Tel Rıfat’a doğru genişlemesinden korktuğunu kaydettiler.
Katılımcılar, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Suriye'nin kuzeyine olası askeri bir harekatın kaçınılmaz olarak Türkiye'ye, Suriye'ye ve tüm bölgeye zarar vereceği ve teröristlerin bundan faydalanacağı konusunda uyardığını öne sürdüler. Ancak katılımcılara göre İran ve Rusya'nın açıklamalarından, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Suriye'nin kuzeyine yeni bir askeri harekat düzenleme niyetinden vazgeçmeye ikna edemedikleri anlaşılıyor.
İsrail'in Suriye'deki eylemlerinin devam etmesiyle ilgili olarak İran ve Rusya arasında Suriye sahasındaki fikir ayrılıkları bulunduğuna dikkat çeken katılımcılar, Kremlin tarafından yayınlanan Astana Formatında Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı’nın resmi özetinde, İsrail’in Suriye’deki bombardımanlarının durmasını isteyen İran’daki görüşmelerde konunun gündeme gelmesine rağmen İsrail'den ya da Suriye'deki İsrail saldırılarından bahsedilmediğine dikkat çektiler. Türkiye, Rusya ve İran, aralarında çeşitli anlaşmazlıklar olsa da Suriye'deki çıkarlarını korumak için bir tür anlaşmaya varılması gerektiğinin farkında gibi görünüyorlar.
Panle ilişkin yayınlanan bir raporda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin görüşmeler sırasında Batı tarafından uygulanan ve farklı derecelerde etkilendikleri yaptırımlarla mücadelede aralarındaki ortak tutumu gösterme fırsatı buldukları belirtildi. Ancak Batı’ya karşı tutarlı bir cephe oluşturabileceklerine ve yurtiçinde, bölgede ve uluslararası arenada karşılaştıkları zorluklarla başarılı bir şekilde başa çıkabileceklerine dair şüphe duyulduğu ifade edildi.
Rapora göre Erdoğan, Putin, Reisi ve Hamaney arasında gerçekleşen ikili görüşmelerde anlaşmazlıklar daha da belirgindi. Raporda, Putin ile Hamaney arasındaki ikili görüşmenin, İran yönetiminin, Tahran'a karşı giderek artan tecrit politikası çerçevesinde son yıllarda benimsediği ‘doğuya yönelme’ stratejisi kapsamında Rusya ve İran arasındaki iş birliğini genişletme fırsatı bulduğu belirtildi. İki ülke, son aylarda, İran'ın ekonomik yaptırımları aşma konusundaki deneyimine dayanarak Batı’nın yaptırımları karşısında iş birliği olasılığıyla ilgili istişareler gerçekleştirdi. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ile Rusya'nın enerji şirketi Gazprom arasında yaklaşık 40 milyar dolar değerindeki petrol ve gaz projelerine ortak yatırım için bir anlaşma imzalandı.
İsrailli yetkililer, Rusya'nın şu an İran'ın petrol ve gaz sahalarını geliştirmek için bu kadar büyük meblağlarda yatırım yapabilecek imkanlara sahip olmasının son derece şüpheli bir olduğunu aktardılar. Bunun yanı sıra iki ülkenin halen enerji alanlarında ortak olmaktan ziyade rakip olduklarını da hatırlattılar. Ukrayna'da savaşın patlak vermesinden bu yana İran'ın Çin'e yaptığı ham petrol ihracatının hacmi, Rus petrolünün Çin'e indirimli olarak satılmasıyla büyük bir darbe aldı.
Rapora göre Ukrayna'daki krizi, Tahran’a Moskova ile askeri iş birliğini geliştirmesi için bir fırsat sağlarken Tahran ziyaretinde Putin'e eşlik eden heyeti üyelerinden birinin Rusya ordusunun ana istihbarat servisinin başında olması nedeniyle ziyaret sırasında askeri yönlerin de tartışıldığı düşünülüyor. Ziyaret sırasında ayrıca iki ülke arasında askeri-teknik iş birliğine ilişkin bir maddenin de yer aldığı stratejik iş birliği anlaşma taslağı karşılıklı olarak paylaşıldı. Anlaşma taslağının, iki ülke arasında ilk olarak 2001 yılında imzalanan ve süresi birkaç kez uzatıldıktan sonra 2020 yılında sona eren önceki anlaşmanın yerini alması bekleniyor. Rusya, Ukrayna'yı işgalinden önce, Batı'nın tepkisinden çekinerek İran'la askeri iş birliğini geliştirmeye yönelik herhangi bir atmadı. Ancak Ukrayna savaşından sonra artık bu kısıtlama ortadan kalktı ve Rusya, İran'a henüz kendisine verilmeyen ileri askeri teknolojiler sunabilir.
Raporda, Tahran'ın Ortadoğu'da kısmen Washington tarafından yönetilen bir bölgesel savunma sistemi oluşturulması için ileri sürülen önerilere karşı Kremlin ile stratejik ilişkilerini güçlendirme konusunda çıkarı olduğunun açıkça görüldüğüne işaret edildi. Bu olasılığın, özellikle nükleer anlaşmanın canlandırılması müzakerelerindeki mevcut çıkmaz ve Batı ile aralarındaki gerginliğin daha da artması korkusuyla Tahran'da büyük endişe yarattığı vurgulandı. Rusya ise Washington tarafından yönetilen bu tür bir savunma sistemini bölgesel çıkarları için bir tehdit olarak görüyor.
Diğer yandan Ankara tarafsızlığını koruyor. Bölge ülkeleri ile İsrail arasında devam eden normalleşme süreci bölgeyi Washington liderliğindeki eksene yaklaştırırken, bu ve diğer aktörlerle aralarındaki anlaşmazlıklar Ankara’yı Rusya ve İran’a yaklaştırıyor.
İsrail’in raporunda, Putin'in Tahran ziyaretinin, ABD tarafından yayınlanan ve İran'ın Rusya'ya Ukrayna'daki savaşta kullanılmak üzere yüzlerce insansız hava aracı (İHA) tedarik etmeyi planladığına dair haberlerin ardından gerçekleştiğine işaret edildi. Ancak rapora göre İran'ın kısa sürede yüzlerce gelişmiş İHA üretme kabiliyetine sahip olup olmadığı konusunda şüpheler olduğundan Rusya, İran'dan İHA satın alsa bile bunun büyük miktarda olmayacağı tahmin ediliyor.



DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.


Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire bugün, Sudan’da barış çabalarını güçlendirmek ve iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşı durdurmaya yönelik yolları ilerletmek amacıyla kurulan Danışma Mekanizması’nın beşinci toplantısına ev sahipliği yapacak.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra’nın Danışma Mekanizması toplantısına katılımını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, dün Kahire’de Lamamra ile yaptığı görüşmede, toplantıdan çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlamasını umut ettiklerini söyledi.

Sudan’da Nisan 2023’ün ortasında savaşın patlak vermesinin ardından oluşturulan Danışma Mekanizması’nda, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği ve BM olmak üzere beş ana çok taraflı kuruluş yer alıyor. Mekanizma kapsamında daha önce Mısır, Cibuti, Moritanya ve Brüksel’de toplantılar düzenlenerek Sudan’daki barış girişimlerinin eşgüdümü hedeflendi.

asdfrgt
Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile Kahire'de kapsamlı görüşmeler yapıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Lamamra ile yaptığı görüşmede, Danışma Mekanizması toplantısından çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabalara katkı sağlamasının önemini vurguladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, başta Dörtlü Mekanizma olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklarla eşgüdümün güçlendirilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Dörtlü Mekanizma, Sudan’da ateşkesin sağlanması için çalışmalar yürütüyor. Mekanizma, 12 Eylül’de Washington’da bakanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirmiş ve Sudan’daki silahlı çatışmanın çözümü için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Toplantıda ayrıca sivillerin ve altyapının korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının sağlanması ve Kızıldeniz bölgesinin güvenliği için uygun koşulların oluşturulması çağrısı yapılmıştı.

Abdulati, Lamamra ile görüşmelerinde Sudan krizine ilişkin Mısır’ın tutumunun temel ilkelerini yineleyerek, Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Sudan devlet kurumlarının muhafaza edilmesinin, istikrarın yeniden sağlanmasının temel dayanağı olduğu vurgusunu yaptı.

Lamamra ise Mısır’ın Sudan’a yönelik siyasi ve insani çabalarını takdir etti. Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığına göre Lamamra, Kahire’nin ateşkesin sağlanmasına yönelik girişimleri desteklemedeki aktif rolüne ve Sudan halkının acılarını sona erdirecek, iç istikrarı güçlendirecek kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun koşulların oluşturulmasına yönelik çabalarına dikkat çekti.

Danışma Mekanizması’nın geçtiğimiz haziran ayında Brüksel’de yapılan son toplantısında, grubun Sudan’ın birliğine, toprak bütünlüğüne ve Sudan halkının egemenliğine bağlılığı teyit edildi. Katılımcılar, silahların susturulması, sivil geçiş sürecine geri dönülmesi ve özellikle kadınlar ile gençler başta olmak üzere savaştan etkilenen Sudan halkının geleceğine yönelik acil adımlar atılması için kolektif ve eşgüdümlü çalışmanın gerekliliği konusunda mutabık kaldı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime ise Danışma Mekanizması toplantısının Sudan’daki savaş krizinde bir kırılma yaratacağı konusunda temkinli. Halime, girişimin bölgesel ve uluslararası çözüm yollarını birleştirmek amacıyla kurulduğunu ancak özellikle çalışma çerçevesinin güvenlik ve insani boyutlarla sınırlı kalması, siyasi süreci kapsamaması nedeniyle bugüne kadar somut bir fayda sağlamadığını söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dörtlü Mekanizma, Sudan’da barış sürecinde ilerleme sağlama açısından daha etkili bir yol sunuyor” dedi. Dörtlü Mekanizma ülkelerinin güvenlik, insani ve siyasi boyutları içeren bir vizyon benimsediğini belirten Halime, uluslararası toplumun Sudan krizinin sona erdirilmesinde bu girişimin çabalarına güvendiğini ifade etti. Halime, beşinci toplantının Kahire’de düzenlenmesinin de Mısır’ın Sudan’da istikrarın yeniden tesisine verdiği önemi yansıttığını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, BM Sudan Özel Temsilcisi’yle yaptığı görüşmede, uluslararası ve bölgesel ortaklarla eşgüdüm içinde kalıcı ateşkes sağlanmasına yönelik Mısır’ın yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Abdulati ayrıca, Mısır’ın topraklarında çok sayıda Sudanlıyı misafir etmesi bağlamında Sudan halkına sağlanan sürekli desteğe de değindi.

Sudanlı siyasi analist el-Hindi İzzeddin ise Danışma Mekanizması’nın Sudan’daki insani çabaların ilerletilmesinde rol oynayabileceğini, ancak önceki çıktılarının barış dosyasında siyasi bir atılım yapma kapasitesini yansıtmadığını söyledi. İzzeddin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Kahire toplantısının öneminin, Sudan’da siyasi çözüm sürecinin fiilen başlaması halinde beş çok taraflı uluslararası kuruluşun çabalarının eşgüdümünde ortaya çıkacağını belirtti.


Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli bir kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.