Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Tatiller kalp hastalığı riskini azaltıp demans (bunama) hastalarına yardımcı oluyor

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin
TT

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Kalbinizin ve beyninizin sağlığı için seyahat edin

Seyahat terapisi, belirli koşulları tedavi etmek için ve bazı kronik rahatsızlıkları olan kişilerin sağlığını iyileştirmek için günümüzde yaygın olarak kullanılan tıbbi terim haline geldi.
Avustralya ve Çin'den araştırmacıların yaptığı ve Progress in Tourism Management dergisinin önümüzdeki Ekim sayısında yayınlanacak olan "Demans tedavisinin seyahat ve psikolojik açıdan pozitiflikle ilişkisi" başlıklı bir araştırma ilginç veriler içeriyor.
Araştırmacılar, makalenin giriş kısmında şu bilgilere yer veriyorlar:
Seyahat ve bunama arasındaki olası ilişkiyi tıbbi açıdan inceleyen hiçbir araştırma yapılmamıştır. Turizmin toplumda giderek daha önemli hale geldiği göz önüne alındığında, çok disiplinli bir ekip, demanslı bireyler için turizmin potansiyel faydaları hakkında fikir veriyor. Farmakolojik olmayan müdahalelere ek olarak turizm demans hastalarını iyileştirmenin olası bir yolu olarak sunulmaktadır.”

Seyahat terapisi
Seyahat terapisi, artık yaygın olarak kullanılan bir tıbbi terim haline geldi. bu yeni terim belirli hastalıkları tedavi etmek için sağlık hizmetleri sunan yerlere seyahatin yanı sıra, bazı kronik rahatsızlıkları olan kişilerin sağlık durumlarını iyileştirmede turizm amaçlı seyahatin fizibilitesini içeriyor. Kovid-19 pandemisinin ortaya çıkmasından uzun zaman önce, seyahat her zaman birçok sağlık yönü ile ilişkilendirilegelmiştir. Bu ilişki, dünyanın bazı bölgelerine seyahat ederken belirli aşıları yaptırmakla sınırlı olmadığı gibi, seyahat öncesi, seyahat sırasında ve sonrasında bir güvenlik ve keyif aracı olarak dikkat edilmesi gereken sağlık hususlarının bir listesi de değil. Daha ziyade, genellikle dahiliye veya aile ve toplum tıbbı kitaplarında ana bölümlerden biri olarak sunulan tıp dalının bir yönü olan ‘Seyahat Tıbbı’ kapsamında.
Yakın tarihli bir çalışmada, araştırmacılar seyahat terapisinin demans hastalarının yaşadıkları günlük komplikasyonlarını ve yansımalarını hafifletmeye terapötik katkı sağladığını ve toplumun ruh sağlığını iyileştirmenin yararlı bir yolu olduğunu öne sürüyorlar.
Araştırmacılar, bunamanın birçok insanın düşünme, hatırlama ve çalışma yeteneğini etkilediğini söylüyor.
Çoğu demans vakası için tedavi seçeneği olmadığından, destekleyici bakım genellikle demanslı kişilerin mümkün olduğunca uzun süre daha yüksek yaşam kalitesine sahip olmalarına yardımcı olmalarının bir yolu. Araştırmacılar, bu yeni çalışmalarının turizmin veya seyahat terapisinin zihinsel sağlık için faydalı olabileceğini ve beyin sağlığını olumlu yönde etkileyebilecek birçok bileşeni olabileceğini gösterdiğini söylediler. Demanslı insanlar için seyahat etmenin, özellikle ruh sağlığı ve rahatlama açısından önemli yararları olabileceğini öne sürdüler.

Turizm etkisi
Araştırmacılar son çalışmalarında turizmi “bir yılı geçmeyen bir süre boyunca bireyin günlük çevresinin dışında kalan yerleri ziyaret etmesi” olarak tanımlayarak turizm deneyiminin dört ana bileşeni olduğunu belirttiler. Bunlar:
-Duygular ve ruh hali üzerindeki etkisi (duygusal deneyim)
-Düşünceler ve anılar üzerindeki etkisi (bilişsel Deneyim)
-Değişen davranışlar üzerindeki etkisi (konatif deneyim)
-Duyular üzerindeki etkisi (duyusal deneyim)
Çalışmanın yazarları, turizmin, birden fazla psikolojik etkiye sahip bu çeşitli bileşenler aracılığıyla demans hastalarının refahı ve yaşam kalitesi üzerinde potansiyel olarak olumlu bir etkiye sahip olabileceği sonucuna varıyorlar. Araştırmacılar, demans hastalarının turizmden ve seyahatten yararlanmalarının bir yolu olarak, bir kişinin seyahatte neler yapabileceği ve seyahat sırasındaki olumlu deneyimleri gibi ‘olumlu psikolojik’ duruma olan ihtiyacına odaklandı. Aile üyeleriyle grup seyahati ve egzersiz gibi sosyal etkileşimleri artıran veya duyuları harekete geçiren plajlar, arkeolojik alanlar ve festival mekanları gibi yerlere seyahat gibi hastalara yardımcı olabilecek turizm bileşenlerini uygulamak için çeşitli yollar önerdiler.
Araştırmanın baş yazarı Dr. John Wayne şunları söyledi: "Tüm turistik deneyimler, beyin işlevini uyaran beklenti ve planlama öğeleri sunar. Egzersiz genellikle turist deneyimlerinin önemli bir bileşeni ve genellikle bunama müdahale planlarına dahil edilir. Demans hastaları için plaj ziyareti gibi turistik deneyimler, tıbbi olmayan demans müdahaleleri olarak duyusal uyarım, ruh hali geliştirici, egzersiz ve müzik terapisi sağlar. Grup halinde seyahati psikolojik destek sağlayabilir. Müzik, bunama hastalarına yönelik müzik terapi programlarıyla uyumlu hale getirilebilir.”

Akıl sağlığının kuvvetlendirilmesi
Psikofarmakoloji ve Madde Bağımlılığı bülteninin Temmuz 2017 sayısında, Dr. Andrea Robinson, ‘Yaz Tatili Yapmak İçin Dört Neden’ başlıklı makalesinde seyahatin zihinsel sağlık açısından yararlarından bahsettiği yazısında tatili psikolojik
“Kişisel yaşamdan psikolojik tatmin. Tatil yapmak birçok fiziksel ve zihinsel sağlık yararına yol açabilir. Bu faydaların bazılarının işe döndükten sonra aylarca devam ettiği kanıtlanmıştır. Kanada'da yapılan bir araştırma, daha fazla izin kullanmanın genel sağlık ve yaşam memnuniyeti ile olumlu bir şekilde ilişkili olduğunu buldu. Tatiller zaman baskısını azaltır ve zihinsel sağlığı iyileştirir. Bunların tümü, kişisel yaşamdan psikolojik doyumun artmasına katkıda bulunur. Daha da cesaret verici olan şey, tatildeyken edindiğimiz deneyimlerin uzun vadeli etkilerinin olmasıdır, çünkü geçmiş deneyimleri olumlu bir ışık altında hatırlamak şu anki mutluluk durumunuzu etkileyebilir.”
İkinci nedene gelince Dr. Robinson şunları söyledi: “Fiziksel durumdaki iyileşmeler. Tatile çıkmanın en zorlayıcı nedenlerinden biri, fiziksel sağlığımızı iyileştirebilmesidir. Framingham Kalp Çalışması (kalp sağlığı üzerine uzun süreli bir ABD tıbbi çalışması), tatillerin aslında kalp hastalığı riskini azalttığını buldu. Çalışma, denekleri dokuz yıllık bir süre boyunca takip etti ve sık tatiller ile daha uzun, daha sağlıklı bir yaşam arasında pozitif bir ilişki buldu. Birkaç yıl tatil yapmayan erkeklerin kalp krizi geçirme olasılığı %30 daha fazla. Bu yaz kaçmak için bir nedene mi ihtiyacınız var? İşte neden: Çalışma,sadece bir yıllık tatilin atlanmasının kalp hastalığı riskini artırabileceğini buldu.”
Akıl sağlığı yararlarını üçüncü neden grubunda şu şekilde "Tatiller, depresyon ve kaygıyı azaltarak zihinsel sağlığımızı da iyileştirebilir. 800'den fazla avukatla yapılan Kanada merkezli bir araştırma, tatillerin depresyonu ve iş stresini azalttığını buldu. Kısa bir tatil bile stresi azaltabilir. Japonya’daki bir araştırma, üç günlük kısa  boş zaman gezisinin algılanan stres seviyelerini ve stres hormonu kortizol seviyelerini düşürdüğünü buldu.”
“Araştırmalar, yıllık izin kullanmanın sizi daha üretken hale getirebileceğini gösteriyor” dedi. “Boston Consulting Group tarafından yapılan bir araştırma, izin alması istenen çalışanların, işte daha fazla zaman harcayanlardan önemli ölçüde daha üretken olduğunu buldu. Daha üretken olduğunuzda daha mutlusunuz ve daha mutlu olduğunuzda daha iyi bir işçisiniz.”

Amerikan Kalp Derneği: Sağlıklı Seyahat Adımları
Amerikan Kalp Derneği, Sağlıklı Seyahat  başlıklı eğitim bülteninde aşağıdaki adımları önermektedir:
1- Daha fazla hareket edin: Seyahat ederken nasıl aktif kalacağınıza ilişkin adımlar şunlar:
- Yolculuğa doğrudan havaalanında başlayın: Yürüyen bantları kullanmayın ve ekstra adım atın. Bu küçük gibi gözükebilir. Ancak sağlıklı alışkanlıkların baştan kaybolmasına izin vermemek önemlidir.
- Hemen hemen tüm oteller, özellikle lüks tatil köyleri, spor tesislerine sahiptir. Egzersiz yapmak, günün geri kalanında da kan akışına yardımcı olacak ve stresi azaltacaktır.
- Yürürken keşfetmekten daha iyi bir yol yoktur. Uzun bir yürüyüşe çıkın veya sabahları kalori yakarken koşun. Ayrıca bu jet lag ile başa çıkmanıza yardımcı olabilir.
- Yeni aktiviteler denemek için yerel kültürü ve gelenekleri bir bahane olarak kullanın. Salsa ve dans dersi alın ya da okyanus evden kilometrelerce uzaktaysa sörf yapmayı deneyin.
2- Akıllıca Yiyin: Yolda atıştırmak ve yöresel yemeklerin tadını çıkarmak çok fazla sodyum ve ekstra kalori ekleyebilir. İşte damak zevkinizin dengeyi bozmadığından emin olmak için bazı ipuçları:
-İlk olarak, özellikle yolda veya havaalanında fast food yerken, tükettiğiniz miktarı azaltın. Bilmediğiniz yiyecekleri ölçmek de zor olabilir, bu nedenle vücudunuza neyin girdiğinin farkında olun.
-Yolda tüketmek için fındık, elma dilimleri ve kereviz çubukları gibi sağlıklı atıştırmalıklar yapın. Hedefinize ulaştığınızda, süpermarkete gidin ve en sevdiğiniz sağlıklı yiyecekleri alın. Her zaman dışarıda yemeyin.
-Kendinizi restoranlarda bulmanız olasıdır. Hamburger ve patates kızartması yerine tavuk veya balık gibi sağlıklı yiyecekleri seçin ve gazlı içecekler gibi şekerli içeceklerde aşırıya kaçmayın.
3- Forma girin: Seyahat ederken sadece beden değil, zihin de ilgiye ihtiyaç duyar. Evden uzakta olduğunuzda zihinsel sağlığa odaklanma fırsatını yakalayın.
-Havaalanları stresli yerlerdir. Ancak uçuşunuzdan önce dinlenmek için beş dakika uzanabileceğiniz sakin bir yer bulun.
-Otelinizdeki spadan yararlanın ve masaj yaptırın. Masaj, kendinizi sakinleştirmenin ve rahatlamanın harika bir yolu.
-Meditasyon için bir tatil döneminden daha iyi ne olabilir? Zamanınız ve sessiz bir otel odanız var. Meditasyonun sağlığa faydaları kanıtlanmıştır. Bu nedenle günlük hayatın dikkat dağıtıcılarından uzaktayken meditasyon yapın.
-Şükredin. Okyanusun üzerinden gün batımını izleyin ya da dışarıdaki dağ vadisindeki ağaçların arasından ıslık çalan rüzgarı dinleyin.
-Ya da yeni ve farklı bir yerde olmanın keyfini çıkarın. Anı yaşayın. Bir daha asla ziyaret etmeyeceğiniz bir yerde olabilirsiniz. Evden uzaktaki yaşamı deneyimleme fırsatı için şükredin.
4- Bir sonraki seyahatiniz için önceden plan yapın. Bir sonraki seyahatinizin sağlıklı olduğundan emin olmak için bir plan yapın.
-Otel ve yakındaki bazı sağlıklı restoranlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için erkenden araştırma yapın.
-Alışveriş listenize spor elbilseleri ve ayakkabı yazın.
-Yoldayken kullanacağınız yukarıdaki belirli ipuçlarını yazın.
-Evden dışarı çıkmayı iyi alışkanlıklardan uzaklaşmaya çevirmeyin. Bu sayede nerede olursanız olun sağlıklı olabilirsiniz



Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
TT

Acı yiyecekler ve içecekler egzersiz gibi beyni uyarabilir

Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)
Bazı acı yiyecek ve içecekler, egzersizle benzer şekilde beyni uyarabilir. (AP)

Yeni bir araştırma, bitter çikolata, yeşil ve siyah çay ile böğürtlen gibi bazı acı tatlı gıdaların ve içeceklerin, egzersiz yaparken görülen beyin aktivasyonuna benzer şekilde beyni uyarabileceğini ortaya koydu.

Şarku’l Avsat’ın Fox News’ten aktardığına göre, Japonya’dan araştırmacılar tarafından yapılan çalışma, bu yiyeceklerde bulunan flavanol adlı bitkisel bileşiklerin beynin uyarılmasını yalnızca kana karışarak değil, acı tatla ilişkili duyusal tepki aracılığıyla da tetikleyebileceğini gösterdi.

Çalışmada fareler üzerinde yapılan deneylerde, tek bir flavanol dozu, farelerin doğal hareketliliğini artırdı ve hafıza testlerinde performanslarını iyileştirdi. Bulgular, Current Research in Food Science (CRFS) dergisinde yayımlandı.

Araştırmacılar ayrıca dikkati, uyanıklığı ve stres düzenlemesini kontrol eden beyin bölgelerinin hızlı şekilde aktive olduğunu gözlemledi.

İnsanların tükettiği flavanollerin yalnızca çok küçük bir kısmı kana geçtiği için, etkilerin büyük olasılıkla duyusal sinirler aracılığıyla beyin ve kalbi etkilediği düşünülüyor.

Araştırmacılar, bu yaklaşımı ‘duyusal beslenme’ olarak adlandırılan yeni bir alanın parçası olarak değerlendiriyor. Bu fikir, yiyeceklerin tadı ve beraberindeki fiziksel hislerin biyolojik işlevleri doğrudan düzenleyebileceğini öne sürüyor.

Bu etki, hafif egzersiz sırasında yaşanan uyarılmaya benziyor; kısa süreli sempatik sinir sistemi aktivasyonu, bazen ‘savaş ya da kaç’ tepkisi olarak tanımlanıyor ve kısa vadeli stres, odaklanma ve uyanıklığı artırabiliyor.

Japonya’daki Shibaura Teknoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Naomi Osakabe, çalışmaya katıldığını belirterek, “Bu deneyin en önemli bulgusu, flavanol açısından zengin acı yiyeceklerin uyarımının ilk kez merkezi sinir sistemine nasıl iletildiğini göstermesi. Bu uyarım, kısa süreli hafızayı geliştiren bir stres tepkisi oluşturuyor ve dolaşım sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratıyor” dedi.

Osakabe, flavanolün beyin aktivitesini artırıcı etkisinin çok düşük bir dozda bile ortaya çıkmasının şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

Çalışmanın bazı sınırlamaları bulunuyor. Araştırma fareler üzerinde yapıldı ve kullanılan yiyecekler, birbirleriyle etkileşime girebilecek birçok bileşiğin karışımıydı.

Araştırmacılar, farelerde gözlemlenen etkilerin insanlarda da geçerli olup olmadığını belirlemek için daha geniş kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.


Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
TT

Cilt kanserinin büyümesine yol açan molekül keşfedildi

Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)
Amerika kıtasındaki araştırmacılar, melanom tümörlerini daha iyi tedavi etmelerini sağlayabilecek anahtar bir protein keşfetti (ABD Ulusal Kanser Enstitüsü)

Uluslararası bir araştırma ekibi, cilt kanserinin büyümesini neyin tetiklediğini ve tümörlerin bağışıklık sisteminin savunmasını nasıl atlattığını anlamada çığır açıcı bir adım attı.

New York, Meksika ve Brezilya'dan bir ekip, ABD'deki 200'den fazla melanom hastasının tümörlerini analiz ederek gen aktivitesini düzenlemeye yardımcı olan bir molekülün ("HOXD13" diye bilinen kilit bir protein) melanom tümör hücrelerini besleyen ve onlara oksijen ve besin maddeleri pompalayan kan damarlarının büyümesinde kritik rol oynadığını keşfetti.

Ayrıca sitotoksik "T hücreleri" diye bilinen kanser öldürücü beyaz kan hücrelerinin kan dolaşımındaki seviyelerinin, HOXD13 proteininin aktivitesinin yükseldiği melanom hastalarında daha düşük olduğunu ve bu hastaların T hücrelerinin tümörlere girme yeteneğinin azaldığını buldular.

Ancak araştırmacılar, HOXD13 proteininin aktivitesini baskılayınca tümörlerin küçüldüğünü gözlemledi.

Bu, en ölümcül cilt kanseri türü olan melanomla yaşayan 1 milyondan fazla Amerikalı için iyi haber.

Amerikan Kanser Derneği'ne göre, bu yıl ABD'de melanomla bağlantılı 8 bin 500'den fazla ölüm ve 112 bin yeni vaka bekleniyor.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi ve Perlmutter Kanser Merkezi'nde doktora sonrası araştırmacı olan Dr. Pietro Berico yaptığı açıklamada şöyle diyor:

Çalışmamız, HOXD13 transkripsiyon faktörünün melanom büyümesinde güçlü bir tetikleyici olduğunu ve hastalıkla savaşmak için gereken T hücresi aktivitesini bastırdığını gösteren yeni kanıtlar sunuyor.

Protein, tümörlerin çevresindeki alanı da değiştirerek bağışıklık sisteminin kanserle savaşma içgüdüsüne düşman hale getirdi ve kimyasal adenozin seviyelerini artıran CD73 proteini düzeylerini yükseltti.

Adenozin tümörler için bir kalkan görevi görerek T hücrelerinin geçmesini engelliyor.

Araştırmacılar HOXD13'ü kapattıklarında, tümörlere giren T hücrelerinde artış yaşandı.

New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi'nden öğretim üyesi Dr. Eva Hernando-Monge'ye göre bulgular, HOXD13'ün neden olduğu melanoma karşı yeni tedavi yollarının önünü açıyor.

Bu süreçleri hedef alan ilaçların güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek üzere ayrı klinik çalışmalar yürütülüyor.

Araştırmacılar, deneylerin başarıya ulaşması halinde HOXD13 seviyeleri yüksek kişilerde melanom tedavisi için bu ilaçları kullanmayı planladıklarını belirtiyor.

Mevcut melanom tedavileri hastanın teşhisine bağlı olmakla birlikte, ameliyat, kemoterapi, radyasyon ve hücreleri bulup yok eden kanser ilaçları, yani immünoterapi gibi çeşitli yöntemler var.

Derneğe göre ilaçlar çoğu zaman ilk basamak tedavi olarak kullanılıyor ve tümörleri uzun süre küçültebiliyor.

Melanom, tüm cilt kanseri vakalarının sadece yüzde 1'ini oluştursa da Birleşik Devletler'deki cilt kanseri kaynaklı yıllık ölümlerin büyük çoğunluğuna yol açıyor.

Independent Türkçe


Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
TT

Beynin hafıza merkezinin yeni bir özelliği keşfedildi

Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)
Bilim insanları hipokampusta, Pavlov'un deneylerinde kanıtladığı sürecin daha ileri bir versiyonunun gerçekleştiğini söylüyor (Unsplash)

Beynin hafızadan sorumlu bölümü hipokampusun, anıları yeniden düzenleyerek gelecekteki sonuçları öngördüğü bulundu.

Hipokampus, fiziksel alan ve geçmiş deneyimlerin haritalarını oluşturarak kişinin, etrafındaki dünyayı anlamasını sağlıyor. 

Beyin aktivitesi kalıplarının değişmesiyle bu haritaların da zaman içinde değiştiği biliniyor. Ancak sözkonusu değişimin rasgele gerçekleştiği düşünülüyordu.

McGill ve Harvard üniversitelerinden bilim insanları, fareler üzerinde yaptıkları deneylerde bu sürecin rasgele değil, sistematik bir şekilde geliştiğini saptadı.

Araştırmacılar, nöronları yalnızca kısa süre izleyebilen yöntemler yerine, aktif nöronların parlamasını sağlayan yeni görüntüleme tekniklerine başvurdu. 

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmada, bir görevi öğrenen ve ödül alan farelerin nöron aktivitesi izlendi.

Bilim insanları farelerin nöron aktivitesinin önceleri ödül verildiği sırada zirveye ulaştığını gözlemledi. Ancak daha sonra bu zirve gittikçe erken bir zamana kaydı ve nihayetinde, fare henüz ödülü almadan görülmeye başladı.

Bulgular, hipokampusun anıları depolamakla kalmadığını, aynı zamanda sonuçları aktif olarak tahmin ettiğini gösteriyor.

Makalenin kıdemli yazarı Mark Brandon bu durumun "şaşırtıcı" olduğunu ifade ediyor.

Daha önce Ivan Pavlov'un deneylerinde, beynin ödülleri öğrenme becerisi olduğu ve hayvanların, zil gibi bir ipucunu yiyecekle ilişkilendirebildiği saptanmıştı. 

Ancak yeni çalışma, Pavlov'un deneylerindeki basit ipucu-ödül ilişkisinin ötesine geçiyor ve hipokampusun, hafıza ve bağlamı kullanarak sonuçları tahmin ettiğini ortaya koyuyor.

Brandon, "Hipokampus genellikle beynin dünyaya ilişkin içsel modeli olarak tanımlanır" diyerek ekliyor: 

Burada bu modelin statik olmadığını görüyoruz; beyin tahminlerdeki hatalarından ders çıkararak bu modeli her gün güncelliyor. Sonuçlar beklendiği gibi gelmeye başladığında, hipokampustaki nöronlar bundan sonra ne olacağını öğreniyor ve daha erken tepki vermeye başlıyor.

Bulgular, Alzheimer gibi hastalıklardan muzdarip kişilere de yardım etme potansiyeli taşıyor.

Alzheimer hastaları genellikle sadece geçmişi hatırlamakta değil, deneyimlerden ders çıkarma ve karar vermekte de zorluk çekiyor.

Hipokampusun anıları tahminlere dönüştürdüğünü gösteren bu çalışma, Alzheimer'ın erken evrelerinde öğrenme ve karar verme süreçlerinin neden etkilendiğini anlama yolunda yeni bir çerçeve sunuyor. 

Bilim insanları bu becerinin nasıl bozulduğunu anlamanın yeni tedavilere kapı aralayabileceğini düşünüyor.

Independent Türkçe, McGill Üniversitesi, Quantum Zeitgeist, Nature