Putin Rusya’nın yeni ‘Deniz Doktrini’ni açıkladı

Rusya’nın ‘yeni deniz doktrini’ ulusal çıkarlarının sınırlarını yeniden belirliyor. Yeni doktrin Rus donanmasının, Kuzey Kutbu, Basra Körfezi, Akdeniz ve Kafkasya'daki varlığını artırmayı hedefliyor 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
TT

Putin Rusya’nın yeni ‘Deniz Doktrini’ni açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel denizcilik hedeflerini ortaya koyan ve Rus donanmasının deniz politikasına yönelik temel unsurların belirlendiği 55 sayfalık yeni Rusya Deniz Doktrini’ni imzalayarak onayladı.
Rus hükümetinin resmi platformlarında yayımlanan güncelleştirilmiş ‘Deniz Doktrini’, Rus deniz kuvvetlerinin önceliklerinde önemli değişiklikler barındırıyor ve Kremlin’in daha önceki ‘doktrinde’ yer almayan bazı bölgelerin, ‘küresel denizcilik hedefleri’ arasında yer aldığı görülüyor. Rus Donanma Günü münasebetiyle Rusya İmparatorluğu’nun eski başkenti Saint Petersburg’da düzenlenen törende, Devlet Başkanı Putin ‘yeni deniz doktrini’ ile birlikte yeni Rus Donanma Tüzüğü’nü de imzaladı.
Devlet Başkanlığı kararnamesinde, ‘Deniz Doktrini’nde yapılan değişikliklerin, dünyadaki yeni zorluklara ve mevcut jeopolitik koşullara yanıt verdiği’ vurgulanarak, dolaylı olarak Ukrayna savaşının getirdiği değişimler ve Batıyla geniş çaplı mücadeleye atıfta bulunuldu. Kararnamede, ‘yeni doktrinin, Rusya'nın ulusal deniz politikasına yönelik temel unsurları barındırdığı’ belirtildi. Donanma Tüzüğü ise Rus askeri filosunun, iç hizmet şartlarını, koruma ve güvenlik anlayışının geliştirilmesini öngörüyor.  
Devlet Başkanı Putin, ülkesinin artan askeri yeteneklerine işaret ederek, “Rusya, egemenlik ve özgürlüğümüzü ihlal etmeye kalkan herkese yıldırım hızıyla yanıt vermeye muktedirdir. Burada esas olan deniz güçlerimizin yeteneğidir. Rus Donanması kendisine verilen görevleri yüksek caydırıcılıkla ifa etmiştir. Rus Donanması, ülkenin deniz sınırlarında ve okyanuslarının herhangi bir bölgesinde stratejik görevleri başarıyla ve onurlu bir şekilde yerine getirmektedir” dedi.  
Ülkesinin füze yeteneklerine de değinen Putin, “Benzersiz Zirkon (Tsirkon) hipersonik füzeleri aylar içinde deniz kuvvetlerine katılacak.  Amiral Gorshkov Fırkateyni bu füzeleri taşıyan ilk gemi olacak” ifadesini kullandı.  
Rusya Devlet Başkanı, yeni doktrinin en önemli içeriğine değinerek, “Rusya'nın ulusal çıkarlarının sınırlarını ve bölgelerini alenen belirledik, Bunların arasında öncelikli olarak Arktik sularımız, Karadeniz, Ohotsk ve Bering Denizi'nin suları, Baltık ve Kuril boğazları bulunuyor. Bunları sıkı şekilde ve tüm araçlarla koruyacağız” dedi. 

Nüfuz alanının genişletilmesi ve yeni deniz üsleri  
Yeni Rus Deniz Doktrini’nde, Svalbard adaları, Franz Josef Toprakları, Novaya Zemlya takımadaları ve Vrangel Adası'nda denizcilik faaliyetlerinin çeşitlendirilerek, yoğunlaştırılması ve etkinleştirilmesi öngörülüyor. Bu bölgeler, bir dizi Batılı ülke ile artan rekabete tanık olan Kuzey Kutbu'ndaki Rusya'nın kontrolünü garanti eden alanlardır. Yeni Doktrinde ayrıca, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve okyanuslarda çıkarlarının korunması amacıyla Rus donanmasının savaş kabiliyetinin artırılacağı ve Kuzey Kutbu Filosunun yeniden konumlandırılacağı ifade edildi. Asya Pasifik ülkelerinde Rus donanması için lojistik merkezlerin (deniz üslerinin) kurulmasının öngörüldüğü doktrinde, söz konusu lojistik merkezlerin, Asya-Pasifik bölgesindeki Rus filoları arasında koordinasyonun ve gerekli lojistiğin sağlanmasının yanı sıra bölgedeki ‘deniz iletişim hatlarının’ korunmasında önem arz edeceği belirtildi.  
Yeni doktrine göre, Rus donanmasının Suriye'nin Tartus kentindeki ana lojistik merkezine ek olarak, Akdeniz bölgesindeki birçok ülkede benzer ‘lojistik merkezlerin’ kurulması öngörülüyor. Doktrinde, “Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmaya dayanarak, Rusya Federasyonu'nun Akdeniz'deki donanma varlığı kalıcı olarak sağlanmıştır. Bölgedeki diğer ülkelerin topraklarında da donanma için yeni üslerin ve lojistik merkezlerin inşa edilmesi ve geliştirilmesi öngörülmektedir” denildi. Ayrıca Kızıldeniz ve Akdeniz’e kıyısı olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesi bir hedef olarak ‘yeni doktrinde’ yer aldı. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda deniz üsleri inşa edilmesinin planlandığı belirtilen doktrinde, "Ulusal denizcilik politikasının önceliklerinden biri, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda lojistik destek merkezlerinin kurulması ve Rusya Federasyonu'nun Basra Körfezi bölgesindeki deniz varlığını korumak ve sürdürmektir” ifadelerine yer verildi.  

Rusya'nın deniz faaliyetlerine yönelik tehditler 
Doktrinde, Rusya Federasyonu'nun denizcilik faaliyetlerinin karşı karşıya olduğu ana riskler ve zorluklar tanımlandı. Bu bağlamda, “Rusya dışında, uzak bölgelerde görevde olan Rus gemilerinin çalışmasını sağlayan üs noktalarının yeterli sayıda bulunmadığı” belirtildi. “ABD'nin okyanuslarda hakimiyet kurma siyaseti ve NATO'nun Rus sınırlarına doğru altyapıyı güçlendirmesinin Rusya için tehdit oluşturduğu” kaydedildi.  
Ayrıca bir dizi ülkenin, Rus askeri-sanayisine kısıtlamalar getirmesi, modern teknolojilerin transferlerinin engellenmesi, ekipman tedariğinde sıkıntılarla karşılaşılması, uzun vadeli finansman bulunamaması, petrol ve gaz şirketlerine yaptırımlar uygulanması, temel zorluklar arasında anıldı. Kuzey Kutbu’nda deniz sınırlarının belirlenmemesi, Karadeniz ve bazı diğer bölgelerde ‘hukuki boşluklar’ olması da bu bağlamda ‘zorluklar’ olarak gösterildi. Özellikle 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne atıfta bulunularak sorunlar içerdiği kaydedildi. Rusya’nın sivil deniz filolarının küresel deniz ticareti içinde yeterince aktif olmaması da ticaretinin çoğunu deniz üzerinden yapan Rusya için bir eksiklik ve çelişki olarak addedildi.  
Rusya'nın güvenliğine ve filolarının faaliyetlerine yönelik diğer büyük tehditler arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin okyanuslarda hegemonya kurma yaklaşımı ve NATO’nun artan deniz faaliyetleri gösterildi. 2015’teki belgede dış tehdit olarak NATO'nun Rusya hattına ilerlemesi zikredilirken, şimdi asıl tehlike ABD ve müttefiklerinin küresel sulardaki egemenlik çabaları olarak geçiyor. Yeni deniz doktrini belgesinde bu bağlamda şu ifadelere yer verildi: "Okyanuslarla ilgili olarak Rusya Federasyonu'nun ulusal güvenliğine ve sürdürülebilir kalkınmasına yönelik başlıca zorluklar ve tehditler şunlardır: Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası denizlerde hakimiyet kurma stratejisi ve küresel okyanuslarda ulaşım ve enerji kaynaklarının kullanımı da dahil olmak üzere uluslararası operasyonların geliştirilmesi üzerindeki küresel etkisi. NATO'nun askeri altyapısının Rusya sınırlarına ilerlemesi ve koalisyon güçlerinin Rusya Federasyonu topraklarına bitişik deniz sularındaki manevra sayılarında artış kaydedilmesi.” 
Doktrinde, aniden ortaya çıkan ve öngörülemeyen salgın hastalıkların da ülkenin denizcilik faaliyetleri için risk oluşturduğuna işaret edilerek, koronavirüs pandemisinin jeopolitik belirsizliğe ve küresel bir ekonomik krize yol açtığı hatırlatıldı. Koronavirüsün yol açtığı krizin, küresel düzeni değiştirmek isteyen güçlerin arzuları ile ilişkili olduğu iddia edildi. Doktrinde ayrıca, uçak gemilerinin inşası da dahil olmak üzere Uzak Doğu'da bir gemi inşa kompleksinin geliştirilmesi öngörüldü. Donanmanın Kuzey Kutbu'ndaki modern uçak gemilerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere, büyük tonajlı gemilerin inşası için Uzak Doğu'da, yüksek teknolojilerin kullanıldığı modern bir ‘gemi inşa kompleksi’ oluşturması, ulusal denizcilik politikasının öncelikleri arasında olduğu kaydedildi.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.