Putin Rusya’nın yeni ‘Deniz Doktrini’ni açıkladı

Rusya’nın ‘yeni deniz doktrini’ ulusal çıkarlarının sınırlarını yeniden belirliyor. Yeni doktrin Rus donanmasının, Kuzey Kutbu, Basra Körfezi, Akdeniz ve Kafkasya'daki varlığını artırmayı hedefliyor 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
TT

Putin Rusya’nın yeni ‘Deniz Doktrini’ni açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Donanma Günü kutlamaları sırasında askerleri selamlıyor. (AFP)  

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel denizcilik hedeflerini ortaya koyan ve Rus donanmasının deniz politikasına yönelik temel unsurların belirlendiği 55 sayfalık yeni Rusya Deniz Doktrini’ni imzalayarak onayladı.
Rus hükümetinin resmi platformlarında yayımlanan güncelleştirilmiş ‘Deniz Doktrini’, Rus deniz kuvvetlerinin önceliklerinde önemli değişiklikler barındırıyor ve Kremlin’in daha önceki ‘doktrinde’ yer almayan bazı bölgelerin, ‘küresel denizcilik hedefleri’ arasında yer aldığı görülüyor. Rus Donanma Günü münasebetiyle Rusya İmparatorluğu’nun eski başkenti Saint Petersburg’da düzenlenen törende, Devlet Başkanı Putin ‘yeni deniz doktrini’ ile birlikte yeni Rus Donanma Tüzüğü’nü de imzaladı.
Devlet Başkanlığı kararnamesinde, ‘Deniz Doktrini’nde yapılan değişikliklerin, dünyadaki yeni zorluklara ve mevcut jeopolitik koşullara yanıt verdiği’ vurgulanarak, dolaylı olarak Ukrayna savaşının getirdiği değişimler ve Batıyla geniş çaplı mücadeleye atıfta bulunuldu. Kararnamede, ‘yeni doktrinin, Rusya'nın ulusal deniz politikasına yönelik temel unsurları barındırdığı’ belirtildi. Donanma Tüzüğü ise Rus askeri filosunun, iç hizmet şartlarını, koruma ve güvenlik anlayışının geliştirilmesini öngörüyor.  
Devlet Başkanı Putin, ülkesinin artan askeri yeteneklerine işaret ederek, “Rusya, egemenlik ve özgürlüğümüzü ihlal etmeye kalkan herkese yıldırım hızıyla yanıt vermeye muktedirdir. Burada esas olan deniz güçlerimizin yeteneğidir. Rus Donanması kendisine verilen görevleri yüksek caydırıcılıkla ifa etmiştir. Rus Donanması, ülkenin deniz sınırlarında ve okyanuslarının herhangi bir bölgesinde stratejik görevleri başarıyla ve onurlu bir şekilde yerine getirmektedir” dedi.  
Ülkesinin füze yeteneklerine de değinen Putin, “Benzersiz Zirkon (Tsirkon) hipersonik füzeleri aylar içinde deniz kuvvetlerine katılacak.  Amiral Gorshkov Fırkateyni bu füzeleri taşıyan ilk gemi olacak” ifadesini kullandı.  
Rusya Devlet Başkanı, yeni doktrinin en önemli içeriğine değinerek, “Rusya'nın ulusal çıkarlarının sınırlarını ve bölgelerini alenen belirledik, Bunların arasında öncelikli olarak Arktik sularımız, Karadeniz, Ohotsk ve Bering Denizi'nin suları, Baltık ve Kuril boğazları bulunuyor. Bunları sıkı şekilde ve tüm araçlarla koruyacağız” dedi. 

Nüfuz alanının genişletilmesi ve yeni deniz üsleri  
Yeni Rus Deniz Doktrini’nde, Svalbard adaları, Franz Josef Toprakları, Novaya Zemlya takımadaları ve Vrangel Adası'nda denizcilik faaliyetlerinin çeşitlendirilerek, yoğunlaştırılması ve etkinleştirilmesi öngörülüyor. Bu bölgeler, bir dizi Batılı ülke ile artan rekabete tanık olan Kuzey Kutbu'ndaki Rusya'nın kontrolünü garanti eden alanlardır. Yeni Doktrinde ayrıca, ülkenin güvenliğinin sağlanması ve okyanuslarda çıkarlarının korunması amacıyla Rus donanmasının savaş kabiliyetinin artırılacağı ve Kuzey Kutbu Filosunun yeniden konumlandırılacağı ifade edildi. Asya Pasifik ülkelerinde Rus donanması için lojistik merkezlerin (deniz üslerinin) kurulmasının öngörüldüğü doktrinde, söz konusu lojistik merkezlerin, Asya-Pasifik bölgesindeki Rus filoları arasında koordinasyonun ve gerekli lojistiğin sağlanmasının yanı sıra bölgedeki ‘deniz iletişim hatlarının’ korunmasında önem arz edeceği belirtildi.  
Yeni doktrine göre, Rus donanmasının Suriye'nin Tartus kentindeki ana lojistik merkezine ek olarak, Akdeniz bölgesindeki birçok ülkede benzer ‘lojistik merkezlerin’ kurulması öngörülüyor. Doktrinde, “Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmaya dayanarak, Rusya Federasyonu'nun Akdeniz'deki donanma varlığı kalıcı olarak sağlanmıştır. Bölgedeki diğer ülkelerin topraklarında da donanma için yeni üslerin ve lojistik merkezlerin inşa edilmesi ve geliştirilmesi öngörülmektedir” denildi. Ayrıca Kızıldeniz ve Akdeniz’e kıyısı olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesi bir hedef olarak ‘yeni doktrinde’ yer aldı. Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nda deniz üsleri inşa edilmesinin planlandığı belirtilen doktrinde, "Ulusal denizcilik politikasının önceliklerinden biri, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'nda lojistik destek merkezlerinin kurulması ve Rusya Federasyonu'nun Basra Körfezi bölgesindeki deniz varlığını korumak ve sürdürmektir” ifadelerine yer verildi.  

Rusya'nın deniz faaliyetlerine yönelik tehditler 
Doktrinde, Rusya Federasyonu'nun denizcilik faaliyetlerinin karşı karşıya olduğu ana riskler ve zorluklar tanımlandı. Bu bağlamda, “Rusya dışında, uzak bölgelerde görevde olan Rus gemilerinin çalışmasını sağlayan üs noktalarının yeterli sayıda bulunmadığı” belirtildi. “ABD'nin okyanuslarda hakimiyet kurma siyaseti ve NATO'nun Rus sınırlarına doğru altyapıyı güçlendirmesinin Rusya için tehdit oluşturduğu” kaydedildi.  
Ayrıca bir dizi ülkenin, Rus askeri-sanayisine kısıtlamalar getirmesi, modern teknolojilerin transferlerinin engellenmesi, ekipman tedariğinde sıkıntılarla karşılaşılması, uzun vadeli finansman bulunamaması, petrol ve gaz şirketlerine yaptırımlar uygulanması, temel zorluklar arasında anıldı. Kuzey Kutbu’nda deniz sınırlarının belirlenmemesi, Karadeniz ve bazı diğer bölgelerde ‘hukuki boşluklar’ olması da bu bağlamda ‘zorluklar’ olarak gösterildi. Özellikle 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne atıfta bulunularak sorunlar içerdiği kaydedildi. Rusya’nın sivil deniz filolarının küresel deniz ticareti içinde yeterince aktif olmaması da ticaretinin çoğunu deniz üzerinden yapan Rusya için bir eksiklik ve çelişki olarak addedildi.  
Rusya'nın güvenliğine ve filolarının faaliyetlerine yönelik diğer büyük tehditler arasında, Amerika Birleşik Devletleri’nin okyanuslarda hegemonya kurma yaklaşımı ve NATO’nun artan deniz faaliyetleri gösterildi. 2015’teki belgede dış tehdit olarak NATO'nun Rusya hattına ilerlemesi zikredilirken, şimdi asıl tehlike ABD ve müttefiklerinin küresel sulardaki egemenlik çabaları olarak geçiyor. Yeni deniz doktrini belgesinde bu bağlamda şu ifadelere yer verildi: "Okyanuslarla ilgili olarak Rusya Federasyonu'nun ulusal güvenliğine ve sürdürülebilir kalkınmasına yönelik başlıca zorluklar ve tehditler şunlardır: Amerika Birleşik Devletleri'nin uluslararası denizlerde hakimiyet kurma stratejisi ve küresel okyanuslarda ulaşım ve enerji kaynaklarının kullanımı da dahil olmak üzere uluslararası operasyonların geliştirilmesi üzerindeki küresel etkisi. NATO'nun askeri altyapısının Rusya sınırlarına ilerlemesi ve koalisyon güçlerinin Rusya Federasyonu topraklarına bitişik deniz sularındaki manevra sayılarında artış kaydedilmesi.” 
Doktrinde, aniden ortaya çıkan ve öngörülemeyen salgın hastalıkların da ülkenin denizcilik faaliyetleri için risk oluşturduğuna işaret edilerek, koronavirüs pandemisinin jeopolitik belirsizliğe ve küresel bir ekonomik krize yol açtığı hatırlatıldı. Koronavirüsün yol açtığı krizin, küresel düzeni değiştirmek isteyen güçlerin arzuları ile ilişkili olduğu iddia edildi. Doktrinde ayrıca, uçak gemilerinin inşası da dahil olmak üzere Uzak Doğu'da bir gemi inşa kompleksinin geliştirilmesi öngörüldü. Donanmanın Kuzey Kutbu'ndaki modern uçak gemilerinin geliştirilmesi de dahil olmak üzere, büyük tonajlı gemilerin inşası için Uzak Doğu'da, yüksek teknolojilerin kullanıldığı modern bir ‘gemi inşa kompleksi’ oluşturması, ulusal denizcilik politikasının öncelikleri arasında olduğu kaydedildi.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.