Herson savaşına dair  

Herson savaşı.  
Herson savaşı.  
TT

Herson savaşına dair  

Herson savaşı.  
Herson savaşı.  

ABD eski dışişleri bakanlarından Henry Kissinger son kitabı 'Liderlik/'Leadership'de, bazı özel liderlerin, seleflerinden miras aldıkları koşulları aşmayı başardığını ve toplumlarını mümkün olanın sınırlarına taşıdıklarını işliyor. Putin, ağır bir tarihsel yükü miras aldı, bu miras onu imparatorluğun kaçınılmaz emperyal başarısının sınırları içine hapsetti. Başarısız olması ve yenilmesi, bu imparatorluk hayallerinin yıkılması ve ‘Çarlık tarihinin lanetine’ maruz kalması anlamına geliyor. Zelenskiy de benzer ancak tarih ve coğrafya koşulları nedeniyle Rusya’ya karşı zayıf bir konumu işaret eden benzer bir ‘tarihsel yükü’ devraldı. Bu denkleme, Peloponez Savaşı tarihçisi YunanlıTukidides’in (Thucydides) şu sözü uygulanabilir: "Güçlüler yapabildiklerini yapar ve zayıflar kendilerine dayatılanlar nedeniyle acı çeker." 
Mutluluğun sırrı özgürlüktür, özgürlüğün sırrı ise cesarette saklıdır. Zelensky yönetimindeki Ukrayna’nın durumu böyledir. Özgürlük istiyorlar, ama özgürlük başkalarının iradesine bağlıdır. Dünyayı şaşırtan bir cesaretlilik arz ediyorlar, ancak cesaret tek başına bir strateji değildir. Mutlak strateji, belirli bir eylem ve olası hedefler ile mevcut araçlar arasında bağlantı kuran bir davranışlar bütünüdür. Bu durumda (stratejik gerçeklik nazarından), Zelenskiy, Putin ile eşit durumdadır. İkisinin de somut hedefleri, kendilerine sunulan araçlarla ilintili ve sınırlıdır. Öte yandan ikisinin de uzak hedefleri, araçlarının sunabileceğinden çok daha fazlasını içermektedir.  
Putin'in stratejisi (başarıda veya başarısızlıkta) ve Zelensky'nin stratejisi (başarıda ve başarısızlıkta) bir dereceye kadar başkalarının, yani Batı'nın ve özellikle Amerika'nın iradesiyle bağlantılıdır. Batı, Zelenski'ye ne kadar çok gelişmiş ekipman desteği sunarsa, Zelenskiy Putin'in stratejisini o kadar çok zayıflatabilecektir. Bunun aksi ise Putin’in lehine bir senaryonun gelişmesi demektir. Bu durumda paradoksal bir denklem oluşur. Putin kazanırsa Batı'yı, özellikle de NATO ülkelerini tehdit edebilecektir. Eğer kaybederse, ‘çarlık lanetine maruz kalmamak’ için alışılmadık bir silah kullanmaya başvurabilir. Buradan yola çıkarak Başkan Biden'ın (Stratejik Netlik) çerçevesinde kurduğu denklemi anlayabiliriz: NATO ya da ABD ordusu asla Ukrayna topraklarında doğrudan faaliyet göstermeyecek, Rusya’yı doğrudan tehdit edecek ve tüm denklemleri altüst edecek silahlar Ukrayna’ya sağlanmayacak. Böylece, Ukrayna sahnesindeki mevcut resim şu şekilde tasvir edilmiş oluyor:  
Savaşın başlamasının üzerinden beş ay geçmişken Başkan Putin tüm Ukrayna'yı işgal edebilecek mi? Bu sorunun yanıtı evet ten çok hayır olarak öne çıkıyor. Başkan Zelensky, Putin tarafından işgal edilen tüm Ukrayna topraklarını kurtarabilir mi? Bu sorunun yanıtı ise ‘evet’ yerine ‘hayır’ olarak öne çıkmaktadır.  
Burada ‘Herson'u kurtarma savaşı’ önem kazanıyor. Bu savaşın, askeri bir denge unsuru olma ihtimali var, böylece (savaşın sonucuna bağlı olarak) herkes müzakere masasına dönebilir. Taraflar yapabileceklerinin zirve noktasına, yani sınırlarına ulaştıklarını kavrayacaklardır. Bu duruma uygun düşen şöyle bir söz vardır; ‘’Düşman ancak yenildiğine ikna olduysa yenilmiştir.’’  

Neden Herson?  
Herson kenti, 1778 yılında Rus İmparatorluğu'nun Karadeniz kıyısındaki kazanımlarını korumak için inşa edilmiştir. 2022 yılında Rus ordusunun kayda değer bir çatışma olmaksızın işgal ettiği ilk büyük şehirdir. Bazıları Herson’un büyük bir ihanet sebebiyle düştüğünü iddia ediyor. Bu ihanetin, Kırım Yarımadası'nı Herson'a bağlayan köprülerin altındaki patlayıcıların kaldırarak yapıldığını söylüyorlar. Vladimir Zelenski’nin bahsi geçen ihanet sebebiyle yakın zamanda istihbarat başkanını görevden aldığı konuşuluyor.  
Rus ordusu, şu anda Ukrayna genelindeki cephelerde, özellikle de Donbas’ta tökezleme yaşamaktadır. Rusya’nın 85 eyaletinin her birinden 400 kadar asker cepheye sürülmek üzere hazırlanmaktadır. Bu askerler bir aylık eğitimin ardından destek güçleri olarak Ukrayna’daki çeşitli birliklere eklemlenecek.  
Ukrayna ordusunun yeni bir silaha (Yüksek Performanslı Topçu Roket Sistemleri HIMARS) sahip olması, komuta ve kontrol merkezlerine ve lojistik, özellikle topçu müdahalesine dayanan temel Rus ordu sistemini operasyonel ve taktiksel boyutta zayıflatmıştır. Bu silahın başarıları nedeniyle, savaş alanındaki operasyonel inisiyatif, geçici olarak Rus ordusundan Ukrayna ordusuna kaymış durumdadır.
  Herson'un coğrafyası ve topografyası ile coğrafi konumu, Ukrayna ordusunun şehre bir saldırı başlatmasına yardımcı olmaktadır, ama nasıl? Herson Dinyeper Nehri'nin batısında yer alıyor, şehre ulaşmak için zorunlu güzergâh ise Antonovsky Köprüsü’dür. Bu köprü Ukrayna ordusu tarafından yoğun bir bombardımana maruz kaldı, dolayısıyla buradaki Rus birliklerinin, nehrin doğu yakasındaki birliklerle doğrudan teması kesildi ve bir nevi tecrit edilmiş oldular. Lojistik sıkıntılarının yanı sıra mühimmat eksikliğinden de muzdarip durumdalar. Ukrayna Herson'u geri almayı başarırsa, Karadeniz’de Odessa’ya kadar uzanacak yeni bir deniz cephesi açılmış olacak. Ukrayna'nın Herson operasyonuna yardımcı olan temel unsur; şehrin kuzey ve batı yönlerinin, Ukrayna ordusunun ana lojistik rotasıyla, yani Polonya'ya doğrudan bağlı olan Ukrayna derinliğine açılıyor olmasıdır.
 
Peki Ukrayna bu operasyonu başarıyla yürütebilecek mi? Ne gibi zorluklarla karşılaşacaklar?  
Ukrayna ordusu, Herson çevresindeki yaklaşık 40 yerleşim birimini ele geçirdiğini öne sürüyor. Kırsaldaki çatışma ile şehir çatışması arasında farklılıklar var mı? Elbette ki kent çatışması çok daha çetin olacaktır. Ukrayna ordusu Herson’u ele geçirmek için yeterli lojistiğe sahip midir? Şehirdeki çatışmalardaki insan kaybına tahammül edebilecek midir? Herson çatışması için Ukrayna ordusunun çok sayıda obüse ve insan gücüne gereksinim duyacaktır. Ukrayna ordusunun Herson’da yeterli manevra ve hareket kabiliyeti var mıdır? Şehri ele geçirmek için sürekli bir ateş desteği sağlayabilecekler mi? Nitekim saldırı pozisyonunda iken, savunma pozisyonuna kıyasla çok daha yüksek ve ağır bir topçu desteğine ihtiyaç olacağı açıktır.

*Bu analiz, Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından yapıldı



Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
TT

İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalya'nın Riyad Büyükelçisi Carlo Baldocci, ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ve bu hayati alanda yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu söyledi.

Büyükelçi Baldocci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, şu an çeşitli İtalyan şirketlerin Suudi ortaklarıyla deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve gelişmiş gözetleme teknolojileri dahil olmak üzere çok çeşitli sistemler üzerinde iş birliği yaptığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin geçtiğimiz yıl el-Ula'da gerçekleştirdiği görüşme ve stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma sektörlerinde iş birliğinin hızla genişlemesine yol açtığını açıkça ifade etti.

Büyükelçinin açıklamaları, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun salı günü başkent Riyad'da 500'den fazla İtalyan şirketin katılımıyla iki ülke arasında sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklar kurmak amacıyla başlamasına eşlik etti.

El-Ula toplantısının meyveleri

İtalya’nın Riyad Büyükelçisi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin katılımıyla el-Ula'da imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının rekor sürede somut ilerlemeler sağladığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma alanlarında iş birliğinin hızla genişlediğini gördük. 10 milyar avronun üzerinde değere sahip anlaşmaların imzalanması, bu yeni aşamanın derinliğini ve ciddiyetini yansıtıyor. Daha da önemlisi, kurumlarımız arasındaki diyalog daha düzenli, yapılandırılmış ve ileriye dönük hale gelerek, uzun vadeli planlamaya imkan veren bir güven ortamı yarattı.”

cvf
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İtalya Başbakanı'nı geçtiğimiz yıl el-Ula'da ağırladı (SPA)

Savunma iş birliğinin derinleştirilmesi

Ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini, yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedeflerine tam olarak uygun şekilde artırmaya hazır olduğunu vurgulayan İtalya Büyükelçisi Baldocci, İtalyan şirketlerinin, İtalya'nın uluslararası alanda tanınan uzmanlığa sahip olduğu çok çeşitli sistemlerde Suudi Arabistan’dan muadilleriyle ortaklık kurduğunu belirtti. Söz konusu sistemler arasında deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve ileri gözetleme teknolojileri yer alıyor.

Bu bağlamda, iki ülkenin savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad'da düzenlenen İtalyan Sanayi Günleri, İtalyan yeteneklerini sergilemek ve pratik iş birliği biçimlerini tartışmak için önemli bir platform sağlayan Büyükelçi Baldocci, “Bu etkinlik, İtalyan şirketlerinin Krallık'taki kurumlar ve endüstri ile doğrudan iletişim kurmasına ve yerelleştirme, ortak eğitim ve endüstriyel gelişme gibi alanlarda fırsatları keşfetmesine olanak tanıdı. Temeller sağlam ve her iki taraf da bu iş birliğini zaman içinde güçlendirmeye kararlı” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu

İki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesinde bir sonraki adımın bu iş birliğinin sürekliliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Büyükelçi Baldocci, her iki tarafın da şu anda bakanlıklar, kurumlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonu güçlendirmek için çalıştığını ve böylece büyük projelerin net yol haritaları ve ortak öncelikler doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için çaba gösterdiğini belirtti.

sdfgt
Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu, İtalya’dan 500'den fazla şirketin katılımıyla önümüzdeki salı günü başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalyan Büyükelçiye göre, Riyad'da 25 ve 26 Kasım tarihlerinde 500'den fazla İtalyan şirketini bir araya getirecek olan Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu, stratejik ortaklık hedefini sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklara, ortak yatırımlara ve daha derin kurumsal diyaloga dönüştürmeye yardımcı olacak önemli bir dönüm noktası olacak. Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun özel oturumlar ve doğrudan iş toplantıları aracılığıyla bu sektörlerin çoğuna odaklanarak somut ortaklıkları keşfetmek için benzeri görülmemiş bir platform sağlayacağını belirtti.

Vizyon 2030 fırsatları

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesinin İtalya’nın endüstriyel güçleriyle son derece uyumlu bir yatırım ortamı yarattığını belirten Büyükelçi Baldocci, altyapı ve mobilitenin en cazip sektörler arasında yer almaya devam ettiğini, İtalyan şirketlerinin şu anda büyük ölçekli kentsel gelişim projelerine, sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ve inşaat işlerine katkıda bulunduğunu ve Vizyon ile bağlantılı stratejik projelerde ek fırsatların ortaya çıkacağını ifade etti.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji sektöründe, İtalyan grupların yenilenebilir enerji, hidrojen, şebeke modernizasyonu ve enerji verimliliği teknolojileri alanlarında faaliyet göstermesi ile iş birliği hızla genişliyor. Bu alanlar, Suudi Arabistan’ın temiz enerji gündemini hızlandırması açısından öncelikli. Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen konusunda küresel bir merkez olma hedefi, özellikle Avrupa pazarlarına tedarik sağlamak açısından ortak yatırımlar için en umut verici alanlardan birini oluşturuyor.”

xscdfrg
Suudi Arabistan ve İtalya hükümetleri arasında Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulmasına ilişkin imza töreninden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan’ın yapay zeka, siber güvenlik, yarı iletkenler, veri merkezleri ve akıllı şehir uygulamalarına yoğun yatırım yaptığı ileri teknolojilerden de bahseden İtalyan Büyükelçi, ülkesinin endüstriyel otomasyon, özel yazılım, ileri üretim ve dijital çözümler alanlarında bu öncelikleri tamamlayan rekabetçi yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesi

İki ülke arasındaki ticarette görülen güçlü artışın, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında geçirdiği dönüşüm ile İtalya’nın sanayisinin kapasiteleri arasındaki yapısal uyumu yansıttığını ifade eden Büyükelçi Baldocci, “İtalya'nın ihracatı, altyapı, enerji dönüşümü ve ileri teknolojiler alanındaki büyük yatırım döngüsünün etkisiyle, makine, ilaç, elektrikli ekipman ve özel endüstriyel bileşenler gibi neredeyse tüm başlıca kalemlerde büyüme kaydetti” dedi.

İtalyan Büyükelçi, ikinci faktörün İtalya'nın Ulusal İhracat Planı’nda Suudi Arabistan’ın öncelikli ülkeler arasında yer alması ve bu sayede İtalyan şirketlerinin Suudi pazarına daha verimli bir şekilde girmesine yardımcı olan tanıtım programları, kurumsal destek araçları ve ticari düzenlemeler başlatması olduğunu söyledi. Büyükelçi Baldocci, İtalyan ihracatının yüzde 28 gibi dikkat çekici bir artışla 6,2 milyar euroya ulaştığını hatırlattı.

Üçüncü faktörün ise iki ülke arasındaki iş ortamının iyileşmesi olduğunu ifade eden Büyükelçi Baldocci, “Kurumsal misyonların yoğunluğu, yatırımı kolaylaştırmak için yeni kanalların etkinleştirilmesi ve ekonomik kurumlar arasındaki yakın diyalog, engellerin azaltılmasına ve ticaret alışverişinin hızlanmasına katkıda bulundu” diye ekledi.


Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında dün yapılan telefon görüşmesinde, bölgedeki anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının yansımaları ele alınırken, tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi ve gerilimin azaltılması için her türlü çabanın sarf edilmesinin önemine değinildi.

Diğer yandan İsrail'in İran'a yönelik saldırısı bağlamında Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimin düşürülmesi ve itidalli davranılması için her türlü çabanın sarf edilmesi gerektiğini ve diyaloğa dönülerek tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’dan aktardığına göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesinde, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından bölgede yaşanan gelişmeler gözden geçirildi ve söz konusu gelişmelerin krizin çözümüne yönelik mevcut diyaloğun kesintiye uğramasına yol açtığı ifade edildi.

Türk devlet televizyonu TRT, iki tarafın bölgesel ve küresel konuları ele aldığını belirtti. Erdoğan'ın, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail'in ‘bölgenin istikrar ve güvenliğine en büyük tehdidi oluşturduğunu’ söylediği ve bu tehdidin İran'a yönelik saldırıyla bir kez daha ortaya çıktığını belirttiği aktarıldı.

Erdoğan, ABD ile İran arasında nükleer müzakereler yoluyla uzlaşma arayışlarının sürdüğü bir dönemde İsrail'in İran'a yönelik saldırısının barış çabalarını baltalamayı amaçladığını ve İsrail saldırılarının İsrail'in ‘bölgesel ve küresel güvenliği sorumsuzca tehdit ettiğini’ bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Görüşme sırasında Erdoğan, ‘bölgenin yeni bir krizi kaldıramayacağı ve yıkıcı bir savaşın bölgedeki tüm ülkelere düzensiz göç dalgaları yaratabileceği’ uyarısında bulunarak, ‘nükleer anlaşmazlığın ancak devam eden müzakereler yoluyla çözülebileceğini’ vurguladı.