Libya ve Türkiye… Akile Salih’in Ankara ziyareti ve karmaşık ilişkilerde yeni bir sayfa

Salih’in Ankara’daki görüşmelerinde ele alınacak en zorlu dosya Türkiye’nin askeri güçlerinin Libya'dan çıkışı olacak

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı 2014 yılında göreve başlamasından bu yana Türkiye'yi ilk kez ziyaret etti (AFP)
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı 2014 yılında göreve başlamasından bu yana Türkiye'yi ilk kez ziyaret etti (AFP)
TT

Libya ve Türkiye… Akile Salih’in Ankara ziyareti ve karmaşık ilişkilerde yeni bir sayfa

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı 2014 yılında göreve başlamasından bu yana Türkiye'yi ilk kez ziyaret etti (AFP)
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı 2014 yılında göreve başlamasından bu yana Türkiye'yi ilk kez ziyaret etti (AFP)

Zayed Hediye
Ankara ile Libya’nın doğusu arasındaki yabancılaşma ve düşmanlık sayfası, diplomatik ilişkilerde yeni bir sayfa açma yolunda ilerliyor. Konuyu takip eden çevrelere göre bu, özellikle Bingazi’nin istediği ve 2020 yılında Cenevre'de yapılan Libya askeri anlaşmasında öngörüldüğü üzere Türkiye askeri güçlerini batı bölgesinden çekmeyi kabul ederse Libya'da siyasi bir çözümü destekleyebilir.
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in 2014 yılında göreve başlamasından bu yana bir ilk olan Ankara ziyareti, iki taraf arasındaki anlaşmazlıkların sona ereceğinin habercisi olabilir. İki taraf arasında anlaşmazlıklar, Libya krizini daha da karmaşık hale getiren önemli bir faktördü. Hatta Libya'nın doğusundaki siyasi ve askeri liderleri destekleyen taraflar ile Ankara arasındaki bölgesel anlaşmazlıkların adeta başlangıç noktası oldu.
Gözlemcilere göre Türkiye, sadece Bingazi ile olan anlaşmazlıkları sona erdirmek istemiyor, aynı zamanda siyasi yoldaki çıkmazın önemli nedenlerinden biri olarak kabul edilen Libya ihtilafının önde gelen iki ismi; TM Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri arasında anlaşmazlıkları çözmeye yönelik bir toplantı düzenleyerek Libyalı taraflar arasında arabulucu rolü oynamak istiyor.

Yetkililerle görüşmeler
TM Başkanı Salih, Türkiye'ye gelişinin ardından Libya'daki son gelişmeleri görüşmek üzere Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop başta olmak üzere üst düzey yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi.
TM Sözcüsü Abdullah Buleyhık tarafından yapılan açıklamaya göre Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi'nin de katıldığı görüşmede, Libya'nın birliği, istikrarının sağlanması ve barışın tesis edilmesinin yanı sıra cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin bir an önce yapılmasının desteklenmesi vurgulandı. TM Sözcüsü Buleyhık, “TM Başkanı, Türkiye ziyareti sırasında, TM’nin Fethi Başağa hükümetine güvenoyu vermesinden sonra iktidara gelmesindeki önceliğin, ülkede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasını sağlamak olduğunu vurguladı” dedi.

İş birliğinin güçlendirilmesi
Türk basınına göre TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Türkiye ile Libya arasındaki mevcut ilişkilerin çok eski dönemlere kadar uzandığını, iki ülkenin meclisleri arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin diğer alanlara ve sektörlere de olumlu yansıyacağını belirtti. TBMM'de Libya ile ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Türk-Libya Dostluk Grubu'nun kurulduğuna işaret eden Şentop, Libya'nın toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye için büyük önem taşıdığının altını çizdi.
Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Lafi de TM Başkanı Salih ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ankara'da yaptığı görüşmede ele alınan konulara değindi. Gerginliğin önlenmesi ve askeri seçeneğin düşünülmemesi konusunda fikir birliğine vardıklarını doğruladı.
Twitter’dan yaptığı paylaşımda Lafi, “Ankara’da TM Başkanı Müsteşar Akile Salih'in katılımıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştük. Siyasi gelişmeleri ele aldık. Görüşlerimizi Libya'nın birliğini korumaya ve tek bir güçlü hükümet ile seçimlerin anayasal temelinin oluşturulmasında fikir birliğine vararak seçimlerin yapılmasını hızlandırmasında görüşleri yaklaştırdık. Libya’da halen devam eden anlaşmazlıkları çözmek için askeri bir çözümün mümkün olmadığını vurguladık” yazdı.

Masaya iki dosya yatırıldı
Libyalı gözlemciler, resmi verilerin dışında, Erdoğan ve Libyalı yetkililer arasında Türkiye'de gerçekleşen resmi görüşmede, iki taraf arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinde ilerlemek için birbiriyle bağlantılı olmayan iki dosyaya değineceklerini düşünüyorlardı. Bunlardan biri, Libya'nın batısındaki Türk güçlerinin varlığı dosyası, diğeri ise Fethi Başağa ile Abdulhamid ed-Dibeybe arasındaki iktidar mücadelesi dosyası.
Gazeteci Fatih el-Haşmi’ye göre TM Başkanı Salih, Başağa’nın iyi bilinen nüfuzu ve Dibeybe ile aralarındaki rekabetin merkezi olan Trablus ve Misrata’daki önde gelen siyasi ve askeri liderlerle olan sağlam ilişkileri nedeniyle Türkiye’nin hangi hükümetin iktidar olacağına ilişkin anlaşmazlığı müttefiki Başağa lehine çözebileceğini biliyor. Türkiye’nin şimdiye kadar Dibeybe ile Başağa arasında orta yollu bir tutum sergilemeye ve bu çatışmayı çözmek için müdahale etmemeye çalıştığını söyleyen Haşmi, “Fakat artık bu çatışmada net bir tutum sergilemesi ve aralarından birini seçmesi gerekiyor gibi görünüyor. Dibeybe’nin aksine ülkenin hem doğusunda hem de batısında destekçileri olduğundan seçimi büyük ihtimalle Başağa'dan yana olacak. Bu yüzden Başağa, Ankara açısından tüm tarafların sevgisini kazanmak ve onlarla birlikte çıkarlarını korumak için uygun bir seçenek” değerlendirmesinde bulundu.
Gazeteci Haşmi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Libyalı ve Türk yetkililer arasındaki siyasi müzakerelerde ele alınacak en karmaşık dosya, Türk askeri güçlerinin Libya'dan çıkışı dosyası olacak. Ankara'nın böyle bir kararı hemen almamasını ve başta Libya’nın doğusundaki Rus yanlısı güçler olmak üzere diğer tüm yabancı güçlerin çıkışına dair garantiler talep etmesini bekliyorum.”
Bingazi'deki Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Halife Hafter’in Trablus’a karşı başlattığı askeri operasyona müdahale için Libya'daki hükümet güçlerini desteklemek üzere askeri bir tezkereyi onaylayan TBMM, geçtiğimiz Haziran ayında Libya’daki askeri güçlerin görev süresini bir yıl daha uzattı.
Ankara’nın o dönemde Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’ni (UMH) desteklemek için gönderdiği askeri güçler, Hafter liderliğindeki LUO’nun Trablus’un kontrolünü ele geçirmesini engellemede önemli bir rol oynadı.

İçten bir ziyaret
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Libya’nın siyasi meseleleriyle ilgilenenlerin çoğu, TM Başkanı'nın Türkiye ziyaretinin, Libya’nın batısındaki ittifaklar ve bu ittifaklarda yer alan önemli güçler üzerindeki etkisi nedeniyle önümüzdeki dönemde Libya’daki olayların yönünü belirlemede önemli bir rol oynayacağını düşünüyorlar.
Libyalı gazeteci Mahmud el-Misrati, Akile Salih’in Türkiye ziyareti adımını destekleyerek, “Birçok kişi bundan hoşlanmayabilir ama açıkça söylemeliyim ki ben de Akile Salih’in yerinde olsam Türkiye'ye giderdim. Salih, ordu, politikacılar ve batı bölgesindeki meclislerle olan tüm temaslarının sonunda bir Türkiye vetosuyla karşılaştı. Çünkü (Türkiye’nin Libya’daki) siyasi karar, kurallar ve kurumlar üzerindeki hegemonyası herkes tarafından biliniyor” şeklinde konuştu.
Misrati, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Salih, anayasa taslağı üzerinde anlaşmaya varılan Fas ziyaretini bitirip Trablus'a döndükten sonra Türkiye'nin reddedebileceği bahanesine sığınanlardan bazıları müttefikleri olan Türkiye’ye danışmak için süre istediler. Peki, Salih, ekonomi ve yatırım alanlarında garantiler sunarak ve mevcut tüm sorunları sona erdirecek nihai ve bağlayıcı anlaşmalar için Erdoğan'la anlaşmaya varmak varken neden tüm bu söz konusu taraflarla zamanını boşa harcıyor?”
Öte yandan Libyalı siyasi analist Salah el-Bekuş ise Salih’in ziyaretinin sonuçlarını küçümsedi. Türkiye’nin Salih’in ilgilendiği meseleye müdahale etmeyeceğini düşünen Bekuş, DYK Başkanı Halid Mişri’nin de iki taraf arasında iktidar konusuna bir uzlaşıya varılmasını bir dereceye kadar önemsediğini söyledi.
Bekuş, Akile Salih’in, Abdulhamid ed-Dibeybe’yi Fethi Başağa lehine başbakanlıktan vazgeçirecek bir çözüm arayışı için Türkiye'ye gittiğini değerlendirdi.



Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı, İsrail'in hava saldırılarını kınayarak, bu saldırıların ülkede istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamayı amaçladığını söyledi

 Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)
Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi bölgesinde bulunan Bednayel köyünde, İsrail hava saldırılarının ardından ağır hasar gören bina (AFP)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'in dün gece karadan ve denizden Sayda (Sidon) bölgesini ve Bekaa Vadisi'ndeki kasabaları hedef alan saldırılarını şiddetle kınayarak, "Bu saldırıların devam etmesi, Lübnan'ın başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dost ülkelerle istikrarı sağlamak ve İsrail'in Lübnan'a yönelik düşmanlıklarını durdurmak için yürüttüğü diplomatik çabaları ve girişimleri engellemeyi amaçlayan açık bir saldırganlık eylemidir" dedi.

Ulusal Haber Ajansı, Avn'un şu sözlerini aktardı: "Bu baskınlar, Lübnan'ın egemenliğinin yeni bir ihlalini ve uluslararası yükümlülüklerin açık bir şekilde çiğnenmesini temsil ediyor ve uluslararası toplumun iradesine, özellikle de Birleşmiş Milletler'in 1701 sayılı Kararına tam uyulmasını ve tüm hükümlerinin uygulanmasını öngören kararlarına karşı bir saygısızlığı yansıtıyor."

Bölgede istikrarı destekleyen ülkelere, "Lübnan'ın egemenliğini, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak ve bölgeyi daha fazla gerilim ve gerginlikten kurtarmak için saldırıları derhal durdurma ve uluslararası kararlara saygı gösterilmesi yönündeki sorumluluklarını üstlenmeleri" çağrısını yineledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail ordusunun Lübnan'ın doğusundaki Hizbullah komuta merkezlerini hedef aldığını söylediği baskınlarda en az 6 kişi öldü ve 25 kişi de yaralandı.


"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.