Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki ismiyle Süper Lig'in 64 yıllık geçmişinde birçok rekora imza atıldı.
Geride kalan 64 sezon baz alınarak yapılan değerlendirmede, lig tarihinde, bir sezonda ve bir maçta ortaya çıkan "en"ler şöyle:
- Lig tarihinde
En çok şampiyon olan takım: Galatasaray (22)
En çok ikinci olan takım: Fenerbahçe (23)
En çok lider olan takım: Galatasaray (563 lig haftası)
En gollü maç: 1991-1992 sezonunda Fenerbahçe-Gaziantepspor (8-4)
En farklı skorlu galibiyet: 1989-1990 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor (10-0)
En farklı skorlu deplasman galibiyeti: 1992-1993 sezonunda MKE Ankaragücü-Galatasaray (0-8)
En çok maç oynayan takımlar: Fenerbahçe ve Galatasaray (2122)
En az maç oynayan takım: Kırıkkalespor (30)
En çok galibiyet alan takım: Fenerbahçe (1206)
En az galibiyet alan takım: Kahramanmaraşspor (4)
En çok yenilen takım: MKE Ankaragücü (679)
En çok berabere kalan takım: Beşiktaş (578)
En çok gol atan takım: Fenerbahçe (3758)
En az gol atan takım: Kırıkkalespor (21)
En çok gol yiyen takım: MKE Ankaragücü (2284)
En az gol yiyen takım: Kırıkkalespor (64)
En uzun süre yenilmeyen takım: Beşiktaş (48 maç, 1990-1991 sezonunun 26. haftasından, 1992-1993 sezonunun 13. haftasına kadar)
En uzun süre gol atan takımlar: 39 maç (Sarıyer, 1987-1988 sezonunun 26. haftasından, 1988-1989 sezonunun 28. haftasına kadar. Galatasaray, 1997-1998 sezonunun 2. haftasından, 1998-1999 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre gol yemeyen takımlar: 12 maç (Fenerbahçe, 1967-1968 sezonunda 15-26. haftalar. Trabzonspor, 1978-1979 sezonunda 5-16. haftalar)
En çok gol kralı çıkaran takım: Galatasaray (17)
En çok gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (6)
En uzun süre gol yemeyen kaleci: 1978-1979 sezonunda Trabzonsporlu Şenol Güneş (1112 dakika)
En uzun sezon: 1962-1963 sezonu (42 maç)
En iyi performans: 1988-1989 sezonunda 36 maçta 29 galibiyet, 6 beraberlik, 1 yenilgiyle Fenerbahçe.
En kötü performans: 1996-1997 sezonunda 34 maçta 2 galibiyet, 5 beraberlik, 27 yenilgiyle Zeytinburnuspor. 2011-2012 sezonunda aynı performansla MKE Ankaragücü.
En çok seyircili maç: 2013-2014 sezonunda Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Beşiktaş-Galatasaray maçı. (76 bin 127 kişi)
En çok gol atılan hafta: 2021-2022 sezonunda 27. hafta (44 gol)
En az gol atılan hafta: 1981-1982 sezonu 29. hafta (4 gol)
Üst üste en çok kazanan takım: Beşiktaş (13 maç, 1959-1960 sezonunda 10-22. haftalar)
Üst üste en çok yenilen takım: 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (15 maç, 20-34. haftalar)
Üst üste deplasmanda en çok maç kazanan takım: Fenerbahçe (2010-2011 sezonunun 18. haftasıyla, 2011-2012 sezonunun 6. haftası arasında 12 maç)
En çok takımı yer alan il: İstanbul (16)
En uzun süre kazanamayan takım: Adana Demirspor (29 hafta, 1994-1995 sezonunda 6-34. haftalar)
En çok gol atılan sezon: 2020-2021 (1136 gol)
En az gol atılan sezon: 1973-1974 (405 gol)
Gol ortalaması en yüksek sezon: 2000-2001 (Maç başına 3,32 gol)
Gol ortalaması en düşük sezon: 1973-1974 (Maç başına 1,69 gol)
En çok şampiyonluk gören teknik adam: Fatih Terim (8)
En uzun süre çalışan yabancı teknik direktör: Yugoslav Abdullah Gegic (Çeşitli takımlarda yaklaşık 9 yıl)
Aralıksız en uzun süre görev yapan yabancı teknik adam: İngiliz Gordon Milne (Beşiktaş'ın başında 6,5 sezon)
En uzun süre kendi sahasında yenilmeyen takım: Trabzonspor (90 maç, 1975-1976 sezonunun 10. haftasından, 1981-1982 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre deplasmanda yenilmeyen takım: Galatasaray (40 maç, 1997-1998 sezonunun 19. haftasından, 1999-2000 sezonunun 31. haftasına kadar)
Ligi yenilgisiz kapatan takımlar: 1985-1986 sezonunda Galatasaray, 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
Yenilgisiz şampiyon olan takım: 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
En çok yenilen şampiyon: 8 yenilgi ile 2020-2021 sezonunda Beşiktaş.
En çok gol yiyen şampiyon: 2020-2021 sezonunda 44 golle Beşiktaş.
En az gol yiyen şampiyon: 1969-1970 sezonunda Fenerbahçe (6)
En çok puanla şampiyon olan takım: 1988-1989 sezonunda 93 puanla Fenerbahçe.
En az puanla şampiyon olan takım: 1979-1980 ve 1980-1981 sezonlarında 39'ar puanla Trabzonspor.
En erken şampiyonluğu ilan eden takım: Biteme 3 hafta kala, 1967-1968, 1969-1970 ve 2013-2014 sezonlarında Fenerbahçe, 2021-2022 sezonunda da Trabzonspor
Puanı silinen ilk takım: 1981'de Beşiktaş karşısında sahadan çekilen Mersin İdmanyurdu.
En gollü beraberlikler: 1967-1968 sezonunda Beşiktaş-Galatasaray, 1982-1983 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray, 1995-1996 sezonunda Samsunspor-İstanbulspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor-Kocaelispor, 2001-2002 sezonunda Gençlerbirliği-Diyarbakırspor, Kocaelispor-MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Antalyaspor-Beşiktaş, Kayserispor-Antalyaspor, 2014-2015 sezonunda Trabzonspor-Gaziantepspor, 2018-2019 sezonunda Yeni Malatyaspor-Sivasspor, 2021-2022 sezonunda Konyaspor-Kasımpaşa (4-4)
En nötr sonucu alan takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 10 galibiyet, 10 beraberlik, 10 yenilgi alan, 26 gol atıp, aynı sayıda gol yiyen Beşiktaş.
En erken gol: 10. saniyede Gaziantep FK futbolcusu Muhammet Demir (2021-2022 sezonunun 16. haftasında Medipol Başakşehir'e)
Gol atan en genç futbolcu: Kayserispor formasıyla Emre Demir. (2019-2020 sezonunda, 9 Kasım 2019 tarihindeki Gençlerbirliği-Kayserispor maçında fileleri havalandıran Emre Demir, 15 Ocak 2004 doğumlu. Emre Demir, 15 yaş, 9 ay ve 25 günlükken topu filelere gönderdi.)
En iyi sezon başlangıcı: 2009-2010 sezonundaki ilk 8 maçını da kazanan Fenerbahçe.
En iyi ilk yarı performansı: 2005-2006 sezonunda 17 maçta 14 galibiyet, 3 beraberlikle Fenerbahçe.
En iyi ikinci yarı performansı: 2010-2011 sezonunda 17 maçta 16 galibiyet, 1 beraberlikle Fenerbahçe.
En çok küme düşen takım: Samsunspor (7)
Ligden düşmeyen takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un yanı sıra 7. sezonunu yaşayacak Alanyaspor, 5. sezonunu geçirecek Gaziantep FK ile 3. sezonunda mücadele verecek Hatayspor.
Lige en çok katılan takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, geride kalan 64 sezonun tamamında yer aldı.
Lige en az katılan takımlar: Petrolofisi, Bucaspor, Siirtspor, Kahramanmaraşspor ve Kırıkkalespor (Birer kez)
Üst üste en çok maçta gol atan futbolcu: 9 maç (Metin Oktay, 1962-1963, Galatasaray), (Saffet Sancaklı, 1995-1996, Kocaelispor)
En çok gol atan futbolcu: FETÖ firarisi Hakan Şükür (249)
En çok oynayan futbolcu: Umut Bulut (515)
En çok maç yöneten hakem: Cüneyt Çakır (385)
En çok maça çıkan teknik adam: Samet Aybaba (621)
Şampiyonluk yaşayan en genç teknik direktör: Tomislav Kaloperovic (31 Ocak 1932 doğumlu Yugoslav teknik adam, Galatasaray'ın başında 25 Mayıs 1969'da şampiyonluğa ulaşırken 37 yaşından 3 ay 25 gün almıştı)
Şampiyonluk yaşayan en yaşlı teknik adam: Fatih Terim (4 Eylül 1953 doğumlu Terim, 2018-2019 sezonunda 19 Mayıs 2019'da Galatasaray'la mutlu sona ulaştığında 66 yaşını tamamlamasına 3 ay 20 gün kalmıştı.)

- Bir sezonda
En çok galip gelen takım: 1959-1960 sezonunda Beşiktaş, 1988-1989 sezonunda Fenerbahçe (29). Beşiktaş ayrıca, iki aşamalı oynanan 1962-1963 sezonunda da toplamda 29 galibiyet aldı.
En az galip gelen takım: 1981-1982 sezonunda Diyarbakırspor, 1992-1993 sezonunda Konyaspor, 1996-1997 sezonunda Zeytinburnuspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor, 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (2)
En çok gol atan takım: 1962-1963 sezonunda iki aşamalı ligde 42 maçta 105 gol atan Galatasaray ile 1988-1989 sezonunda 36 maçta 103 gol atan Fenerbahçe.
En az gol atan takım: 1971-1972 sezonunda Samsunspor, 1972-1973 sezonunda Beşiktaş (14)
En az gol yiyen takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 6 gol yiyen Fenerbahçe.
En çok gol yiyen takım: 2000-2001 sezonunda 34 maçta 91 gol yiyen Adanaspor.
En az berabere kalan takım: 1995-1996 sezonunda Eskişehirspor, 1991-1992 ve 2004-2005 sezonlarında Fenerbahçe (2)
En çok berabere kalan takım: 1982-1983 sezonunda MKE Ankaragücü (18)
En iyi averaja sahip takım: 1988-1989 sezonunda artı 76 ile Fenerbahçe.
En kötü averaja sahip takım: 1996-1997 sezonunda eksi 60 ile Zeytinburnuspor.
En çok gol atan futbolcu: Tanju Çolak (1987-1988 sezonunda 39 gol)
En az golle gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (1959 sezonunda 11 gol)
En çok gol atan yabancı futbolcu: Mbaye Diagne (2018-2019 sezonunda 30 gol)
Evindeki bütün maçları kazanan takımlar: 2000-2001 sezonunda Fenerbahçe, 2001-2002 sezonunda Galatasaray (17)
En az gol atarak şampiyon olan takım: Trabzonspor (1979-1980 sezonunda 25 golle)
"Dört büyükler"i yenen takımlar: 1987-1988 sezonunda Malatyaspor, 2001-2002 sezonunda MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Bursaspor, 2012-2013 sezonunda Kasımpaşa, 2016-2017 ve 2017-2018 sezonunda Medipol Başakşehir.
Dört derbi maçı da hiç gol yemeden kazanan takım: 2002-2003 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da hiç gol atamadan kaybeden takım: 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da kaybeden takımlar: 1991-1992 sezonunda Galatasaray, 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
En fazla puan farkıyla şampiyon olan takım: 1987-1988 sezonunda 2. sıradaki Beşiktaş'a 12 puan fark atan Galatasaray.
"Dört büyükler" dışında en çok puan toplayan takım: 2009-2010 sezonunda Bursaspor (75 puan)
"Dört büyükler" dışında en fazla galibiyet alan takımlar: 2007-2008 sezonunda Sivasspor, 2009-2010 sezonunda Bursaspor (23 galibiyet)

- Bir maçta
En çok gol atan futbolcu: 1992-1993 sezonunda Fenerbahçe-Karşıyaka (7-1) maçında 6 gol atan Tanju Çolak.
En çok gol atan yabancı futbolcular: Galatasaraylı Mario Jardel (2000-2011 sezonunda Erzurumspor'a), Fenerbahçeli Alex de Souza (2010-2011 sezonunda MKE Ankaragücü'ne), Adana Demirsporlu Mario Balotelli (2021-2022 sezonunda Göztepe'ye) (5 gol)
En çok penaltı atan takım: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında Fenerbahçe (4)
En çok penaltı atan futbolcu: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçeli Zafer Tüzün, Eskişehirspor'a karşı 4 atışı da gole çevirdi.
En fazla kırmızı kart gören takım: 2003-2004 sezonunda Beşiktaş-Samsunspor maçında 5 kırmızı kartla Beşiktaş.



Ferrari'nin en büyük umudu Lewis Hamilton: 19 yıllık hasret sona erebilir mi?

Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
TT

Ferrari'nin en büyük umudu Lewis Hamilton: 19 yıllık hasret sona erebilir mi?

Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta Scuderia Ferrari'nin Formula 1'deki şampiyonluk hasretine ve bu yılki umutlarına bakacağız.

Formula 1'de bazen tek bir yarış, sadece puan tablosunu değil, yıllardır süren bir hikayeyi de değiştirebilir.

Barselona'da damalı bayrağı ilk sırada gören Lewis Hamilton için de durum tam olarak buydu. Bu, 7 kez dünya şampiyonu olan Britanyalı pilotun Ferrari'yle kazandığı ilk Grand Prix zaferiydi.

Aynı zamanda yaklaşık iki yıl sonra yeniden zirveye çıkması ve Mercedes'in 2026 sezonundaki galibiyet serisini sona erdirmesi anlamına geliyordu.

Ancak bu galibiyetin asıl önemi, Ferrari cephesinde yarattığı umut oldu. Çünkü İtalyan ekip, 2007'den bu yana pilotlar klasmanında dünya şampiyonu çıkaramıyor.

Aradan geçen 19 yılda sayısız büyük pilot kırmızı tulumu giydi, sayısız hızlı otomobil üretildi, defalarca "Bu kez olacak" dendi. Ama sezon sonunda kupayı kaldıran hep başka biri oldu.

Şimdi gözler Avusturya Grand Prix'sine çevrilmiş durumda. Barselona'daki zafer, Ferrari'nin gerçekten yeniden şampiyonluk yarışına döndüğünün işareti miydi, yoksa sezonun güzel ama tek başına kalacak hikayelerinden biri mi? Bu sorunun cevabı belki de Spielberg'de şekillenmeye başlayacak.

Hamilton ise şimdiden beklentileri frenlemeye çalışıyor. Ona göre Mercedes'in hâlâ yenilmesi gerekiyor ve şampiyonluk mücadelesi için önünde daha çok uzun bir yol var.

Ama aynı cümlenin sonuna eklediği kısa ifade, Ferrari taraftarının hayal kurması için yeterli:

İmkansız olduğunu düşünmüyorum.

Belki de Ferrari'nin uzun bekleyişini anlamanın en iyi yolu, önce geçmişe dönmekten geçiyor.

2007'de Kimi Räikkönen dünya şampiyonu olduğunda kimse bunun Ferrari'nin son pilotlar şampiyonluğu olacağını tahmin etmiyordu.

Michael Schumacher sonrası dönemin sancıları atlatılmış, takım yeniden zirveye çıkmıştı. Ancak sonraki yıllar, Formula 1 tarihinin en acı verici kaçan fırsatlarından bazılarına sahne oldu.

İlk büyük darbe 2008'de geldi.

Felipe Massa, Brezilya'da kendi evindeki yarışı kazanarak damalı bayrağı geçtiğinde dünya şampiyonuydu. Ferrari garajında kutlamalar başlamış, takım üyeleri birbirine sarılmıştı.

Fakat bu sevinç yalnızca 38 saniye sürdü. Pistin başka bir bölümünde Lewis Hamilton, son virajda Timo Glock'u geçerek 5.'liğe yükseldi ve şampiyonluğu yalnızca bir puan farkla kazandı.

Ferrari o sezon markalar şampiyonluğunu elde etti ama Massa'nın gözyaşları, takımın yıllarca unutamayacağı bir travma yarattı.

Sonra Fernando Alonso dönemi başladı.

2010 sezonunun son yarışına lider gelen İspanyol pilotun üçüncü dünya şampiyonluğuna ulaşması bekleniyordu.

Ancak Ferrari pit duvarı, Red Bull pilotu Mark Webber'in stratejisine fazlasıyla odaklandı. Yapılan pit stop, Alonso'yu Vitaly Petrov'un arkasına düşürdü.

O gün Abu Dabi pistinde geçiş yapmak neredeyse imkansızdı. Alonso onlarca tur boyunca rakibinin arkasında sıkışıp kaldı. Yarışı 7. bitirdi, Sebastian Vettel ise beklenmedik şekilde dünya şampiyonluğuna ulaştı.

İki yıl sonra Alonso belki de kariyerinin en etkileyici sezonunu geçirdi. Ferrari'nin aracı, Red Bull kadar hızlı değildi.

Buna rağmen İspanyol pilot sezonu son yarışa kadar taşıdı. Brezilya'da Vettel ilk turda spin atıp en arkalara düştüğünde Ferrari'nin umutları yeniden canlandı.

Fakat Alman pilot hasarlı aracıyla olağanüstü bir geri dönüş yaptı. Alonso yarışı ikinci sırada tamamlasa da dünya şampiyonluğunu yalnızca üç puan farkla kaçırdı.

Ferrari bir kez daha zirveye çok yaklaşmış ama kupaya uzanamamıştı.

Yıllar sonra bu kez sahneye Sebastian Vettel çıktı.

2017 sezonunda Ferrari'nin SF70H aracı, yıllardır ürettiği en rekabetçi otomobillerden biriydi. Vettel sezonun ilk yarışını kazandı ve uzun süre Hamilton'la başa baş mücadele etti.

Ancak baskı arttıkça hatalar da gelmeye başladı. Azerbaycan'da Güvenlik Aracı arkasında Hamilton'a çarpması, psikolojik yükün ne kadar ağırlaştığını gösteriyordu.

Singapur'da pole pozisyonundan başladığı yarışın ilk virajında yaşanan zincirleme kaza ise sezonun kırılma anlarından biri oldu. Ardından gelen motor arızaları Ferrari'nin umutlarını tamamen söndürdü.

Asıl yıkım ise 2018'de yaşandı.

Ferrari bu kez belki de sezonun en hızlı aracını üretmişti. Vettel, Almanya Grand Prix'sine şampiyona lideri olarak geldi. Evindeki yarışta rahat şekilde lider giderken hafif yağmur altında küçük bir frenleme hatası yaptı ve bariyerlere çarptı.

O an tribünlerde sessizlik hakimdi ama belki de daha büyük sessizlik Ferrari fabrikası Maranello'da yaşanıyordu.

Çünkü o kazadan sonra sadece bir yarış kaybedilmedi. Vettel'in özgüveni sarsıldı, Ferrari'nin sezon içindeki teknik güncellemeleri beklenen sonucu vermedi ve Mercedes yeniden kontrolü ele geçirdi.

Birçok Formula 1 takipçisi için Hockenheim'daki o tek viraj, Ferrari'nin son yıllardaki kaderini değiştiren an olarak görülüyor.

Sonrasında Charles Leclerc dönemi başladı.

Monakolu genç pilot, Ferrari'nin geleceği olarak gösterildi. Pole pozisyonları aldı, unutulmaz zaferler kazandı, takımın yeni lideri haline geldi.

Ancak bu kez de strateji hataları, güvenilirlik sorunları ve başarısız teknik güncellemeler Ferrari'nin önüne geçti.

Geçen sezon markalar şampiyonluğu mücadelesi son yarışa kadar taşındı ama McLaren kupayı yalnızca 14 puan farkla kazandı.

Aslında son 18 yılın özeti oldukça basit.

Massa'nın 38 saniyesi, Alonso'nun Petrov'un arkasındaki çaresiz bekleyişi, Vettel'in Almanya'daki kayışı, Leclerc'in sürekli ertelenen umutları, farklı pilotlar, farklı araçlar, farklı sezonlar... Ama aynı son.

İşte Lewis Hamilton'ı farklı yapan da tam burada başlıyor.

Barselona'daki zaferden sonra yaptığı açıklamalar, aslında yalnızca bir yarışın ardından söylenmiş sözler değildi.

Geçen sezon kendisini "işe yaramaz" hissettiğini söyleyen, hatta zaman zaman Ferrari'nin başka bir pilot bulması gerektiğini düşündüğünü itiraf eden Hamilton, bu sezon öncesinde sosyal medyadan uzaklaştığını, hayatının en yoğun antrenman dönemini geçirdiğini ve en önemlisi "zihnini yeniden inşa ettiğini" anlattı.

41 yaşındaki bir pilot için bunlar sıradan açıklamalar değil.

Formula 1 tarihinde 40 yaşından sonra yarış kazanabilen pilot sayısı oldukça az. Hamilton bunu başararak sadece eleştirileri susturmadı, hâlâ en üst seviyede mücadele edebileceğini de gösterdi.

Ferrari'nin onu transfer ederken istediği tam olarak buydu.

Elbette Hamilton tek başına mucize yaratamaz.

2026 sezonu son yılların en çekişmeli şampiyonluk mücadelelerinden birine dönüşmüş durumda.

Mercedes hâlâ güçlü. Genç Kimi Antonelli şampiyona lideri konumunda ve George Russell istikrarlı şekilde puan toplamaya devam ediyor.

Red Bull, kendi evindeki Avusturya yarışına kapsamlı güncellemelerle geliyor. Max Verstappen, Red Bull Ring'de her zaman favoriler arasında yer alıyor. McLaren ise fırsat kollamayı sürdürüyor ve geçen yıl bu pistte duble yapmayı başarmıştı.

Ancak Ferrari'nin de önemli kozları var.

Barselona'da aracın temposu oldukça güçlüydü. Takımın stratejik tercihleri kusursuz çalıştı. Charles Leclerc'in uzun süredir yaşadığı fren problemlerini büyük ölçüde çözmesi de ikinci pilot açısından umut verici. Üstelik Leclerc, 2022'de Avusturya'da kazanmayı başarmıştı.

Hamilton ise bütün bu iyimser tabloya rağmen temkinli davranıyor.

Ona göre Ferrari'nin zirveye yerleşebilmesi için sezon boyunca gelişmeye devam etmesi gerekiyor. Ama "İmkansız değil" derken de aslında bütün Formula 1 dünyasına önemli bir mesaj veriyor.

Çünkü Ferrari'nin yıllardır eksik olan şey belki de yalnızca hızlı bir otomobil değildi.

Belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, en zor anlarda bile şampiyonluk baskısını yönetebilecek bir liderdi.

Avusturya'da gözler yeniden Hamilton'ın üzerinde olacak.

Barselona'daki zafer güzel bir hikaye olarak da kalabilir, 19 yıllık şampiyonluk hasretini bitirecek büyük yürüyüşün ilk adımı da olabilir.

Bunu söylemek için henüz erken. Ama kesin olan bir gerçek var.

Ferrari, uzun yıllardır ilk kez yalnızca hızlı bir araca değil, o aracı şampiyonluğa taşıyabilecek tecrübeye de sahip olduğuna inanıyor.

Ve belki de Maranello'da yıllardır beklenen o rüya, yeniden gerçeğe dönüşmeye hiç olmadığı kadar yakın.
Kaynaklar: Formula 1, BBC


Rakamlarla Dünya Kupası: Tarihin en golcü milli takımları

24 Haziran 2026'da Meksika'nın Monterrey kentinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası müsabakasında, Güney Afrikalı forvet Thapelo Maseko, Güney Kore kalecisi Kim Seung-gyu'nun koruduğu ağları sarsarak takımının ilk golünü kaydederken (Reuters)
24 Haziran 2026'da Meksika'nın Monterrey kentinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası müsabakasında, Güney Afrikalı forvet Thapelo Maseko, Güney Kore kalecisi Kim Seung-gyu'nun koruduğu ağları sarsarak takımının ilk golünü kaydederken (Reuters)
TT

Rakamlarla Dünya Kupası: Tarihin en golcü milli takımları

24 Haziran 2026'da Meksika'nın Monterrey kentinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası müsabakasında, Güney Afrikalı forvet Thapelo Maseko, Güney Kore kalecisi Kim Seung-gyu'nun koruduğu ağları sarsarak takımının ilk golünü kaydederken (Reuters)
24 Haziran 2026'da Meksika'nın Monterrey kentinde düzenlenen 2026 Dünya Kupası müsabakasında, Güney Afrikalı forvet Thapelo Maseko, Güney Kore kalecisi Kim Seung-gyu'nun koruduğu ağları sarsarak takımının ilk golünü kaydederken (Reuters)

Dünya Kupası'nın görkemi, ilk kez düzenlendiği 1930 yılından bu yana, milli takımların zafer yolculuğunu şekillendiren ve adlarını tarihe altın harflerle kazıyan gol sayılarıyla her zaman yakından ilişkili olmuştur.

2026 Dünya Kupası'ndaki mevcut büyük mücadeleye kadar, belirli futbol ekolleri sayısal üstünlüklerini mutlak bir şekilde kabul ettirmeyi başardı; rakip kaleleri kendi güçlerini ve stratejik üstünlüklerini sergiledikleri kalıcı birer sahneye dönüştürdü. Gollerin dili hiçbir zaman sadece basit birer sayıdan ibaret kalmadı; aksine, futbolun küresel hafızasını şekillendiren futbol kimliklerinin ve hücum kültürlerinin bir yansıması oldu.

"Panzerler", "Sambacılar" ve "Tangocular"ın liderliğinin arkasında; Uruguay'daki ilk turnuvadan Kanada, Meksika ve ABD’nin ev sahipliğinde 2026'da gerçekleşen mevcut gol şölenine kadar, dünyaca ünlü yıldızları ve altın jenerasyonlarıyla ulusal kimliklerini golün diliyle yazmış köklü milli takımlar yer alıyor.

Alman panzerleri... Tarihin en skorer gol makinesi

Almanya Milli Takımı, tüm futbol devlerini geride bırakarak 1934'ten bu yana uzanan turnuva geçmişinde attığı toplam 232 golle Dünya Kupası tarihinin en golcü takımı unvanını elinde bulunduruyor.

efrbr
Almanya Milli Takımı

Tarih boyunca, 1970 turnuvasında Gerd Müller ve yakın döneme kadar kupanın gelmiş geçmiş en golcü ismi olan Miroslav Klose gibi dahi golcülerin sürüklediği Panzerler, her zaman katı bir disipline ve hücum zenginliğine dayandı. Almanlar için bu yolculuğun en unutulmaz istasyonu, ev sahibi Brezilya’nın ağlarını tarihi bir yedi golle sarsarak dördüncü şampiyonluklarının yolunu açtıkları 2014 Dünya Kupası olmuştu.

Brezilya Sambası... Golün sihri ve Latin egemenliği

Brezilya Milli Takımı, tarihi bir rekabetle Almanya’yı yakından takip ediyor ve 231 golle ikinci sırada yer alıyor. Brezilya, kurulduğu 1930 yılından bu yana hiçbir Dünya Kupası’nı kaçırmayan tek takım olma özelliğini taşıyor.

dthj67k8
Brezilya Milli Takımı oyuncuları (AP)

Adı estetik futbolla özdeşleşen "Seleção" (Brezilya Milli Takımı), golcü kimliğini başta efsane Pelé ve 2002 Güney Kore-Japonya Dünya Kupası'na damga vuran "Fenomen" Ronaldo olmak üzere futbol tarihine yön veren isimlerle inşa etti. Meksika'da düzenlenen 1970 Dünya Kupası, Carlos Alberto ve arkadaşlarının attığı 19 golle Jules Rimet Kupası'nı sonsuza dek müzelerine götürdükleri, Brezilya hücum futbolunun en saf ve en görkemli tecellisi olarak kabul edilir.

Arjantin... Ağların ritmiyle dans eden tango

Arjantin Milli Takımı, tarihi sıralamada 152 golle üçüncü sırada bulunuyor. Tangocuların bu gol sayısı, Katar 2022 ve şu an oynanmakta olan 2026 Dünya Kupası'nda ülkesinin hücum hattını sırtlayan efsane Lionel Messi'nin parıltısı sayesinde çılgınca bir yükselişe geçti.

rtbgtrbn
Lionel Messi ve Arjantin Milli Takımı oyuncuları, Avusturya maçının ardından galibiyeti kutlarken (EPA)

Tangocuların gol geçmişi, Meksika 1986'daki unutulmaz performansıyla efsane Diego Maradona'nın dehasından ayrı düşünülemez. Arjantin futbolu, kritik anlardaki bitiriciliği ve büyük finalleri hafızalara kazınan birer gol festivaline dönüştürme yeteneğiyle her zaman fark yaratmıştır.

Fransa... Horozların yükselişi ve korkutucu hücum hattı

Fransa Milli Takımı, 138 golle üst sıralardaki yerini koruyor. Horozlar, bu büyük hücum mirasının temelini, İsveç 1958'de tek bir turnuvada 13 gol atarak kırılması imkansız bir rekora imza atan efsane Just Fontaine ile atmıştı.

febfe
Fransa Milli Takımı (Reuters)

Fransa'nın bu golcü mirası, 1998 ve 2006 turnuvalarında Zinedine Zidane'ın dehasıyla taktiksel ve büyüleyici bir boyuta ulaştı. Bayrağı devralan günümüzün gol makineleri Kylian Mbappé ve Antoine Griezmann; Fransa'yı Rusya 2018 ve Katar 2022'de büyük bir gol zenginliğine ulaştırırken, mevcut turnuvada da bu korkutucu hücum dalgasını sürdürüyor.

İtalya... Gök mavililer ve kolektif gerçekçilik

Son dönemlerdeki bazı turnuvalarda trajik bir şekilde yer alamamış olmasına rağmen, "Azzurri" (Gök Mavililer) 128 golle seçkin konumunu korumaya devam ediyor. İtalya'nın gol tarihi, tüm zamanların en golcü ismi Luigi Riva ile başlayan ve İspanya 1982'de attığı 6 kritik golle ülkesini şampiyonluğa taşıyan Paolo Rossi ile destanlaşan, bitirici hücum vuruşlarıyla harmanlanmış bir futbol gerçekçiliğine dayanır.

vfrbfgrb
Fabio Cannavaro, İtalya'nın 2006 Dünya Kupası şampiyonluğunu kutlarken (AFP)

90'lı yıllarda Roberto Baggio ve Christian Vieri ikilisinin performansları ile 10 farklı oyuncunun gol atarak hücumun bireysel değil kolektif bir organizasyon olduğunu kanıtladığı Almanya 2006 jenerasyonu da hafızalardaki yerini koruyor.

İngiltere... Futbolun beşiği ve üç aslan'ın kükreyişi

İngiltere Milli Takımı, Dünya Kupası sahnesine ilk çıktığı 1950 yılından bu yana toplam 104 gollük saygın bir hücum mirasına sahip. "Üç Aslan", ilk golcü şanını İngiltere'nin kendi evinde şampiyon olduğu 1966 finalinde meşhur hat-trick'e imza atan efsane Geoff Hurst ile kazandı.

drbfrgb
İngiltere Milli Takımı (Reuters)

Ardından Meksika 1986'da Altın Ayakkabı'yı kazanan keskin nişancı Gary Lineker ve Rusya 2018'in gol kralı olan, bugünün kaptanı Harry Kane gibi isimlerle jenerasyonlar devam etti. Kane, taktiksel zekası ve geniş tecrübesiyle İngiliz hücum hattına liderlik etmeyi sürdürüyor.

İspanya... Tiki-Taka dönemi ve matador senfonisi

İspanya, Dünya Kupası tarihi boyunca attığı ve 100 gole yaklaşan skoruyla dikkat çekiyor. "Matadorlar", tarihsel olarak en golcü isimleri Raúl González'in şahsında vücut bulan bireysel yetenekleriyle tanınırdı.

vfdevbf
İspanya Milli Takımı oyuncuları (Reuters)

Ancak İspanya'nın gol yollarındaki zirve noktası, tarihi Tiki-Taka dönemiyle gerçekleşti. Bu dönemde golcü David Villa, attığı kritik gollerle ülkesini Güney Afrika 2010'da şampiyonluğa taşımıştı. Son turnuvalarda (Katar 2022 ve mevcut 2026 Dünya Kupası gibi) ise takım; Dani Olmo, Ferran Torres ve Lamine Yamal gibi gelecek vadeden genç isimlerle hızlı pas trafiğine ve dinamizme dayalı bir oyun modeline dönüştü.

Hollanda... Total futbol ve Portakalların hücum mirası

Daha önce hiç Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamamış olmasına rağmen Hollanda, 96'yı aşan gol sayısıyla turnuva tarihinin en keyif veren ve en üretken takımlarından biri olmaya devam ediyor. "Portakallar", 1970'li yıllarda efsane Johan Cruyff liderliğinde 1974 turnuvasına damga vuran "Total Futbol" anlayışıyla dünyayı adeta büyülemişti.

sdvfevbf
Hollanda Milli Takımı (AFP)

Rakip ağları sarsan o korkutucu golcü jenerasyonlar; Fransa 1998'de Dennis Bergkamp, 2010 ve 2014 turnuvalarında Robin van Persie ile Arjen Robben ikilisiyle devam etti. Hollanda, bugün de Amerika kıtasındaki sahalarda sergilediği organize hücum kimliğini koruyor.


2026 Dünya Kupası: Cezayir, 2014 başarısını tekrarlamak için çifte hedef peşinde

Cezayirlilerin gözü son 32 turunda... Taraftarlar yeni bir sevinç umut ediyor. (AP)
Cezayirlilerin gözü son 32 turunda... Taraftarlar yeni bir sevinç umut ediyor. (AP)
TT

2026 Dünya Kupası: Cezayir, 2014 başarısını tekrarlamak için çifte hedef peşinde

Cezayirlilerin gözü son 32 turunda... Taraftarlar yeni bir sevinç umut ediyor. (AP)
Cezayirlilerin gözü son 32 turunda... Taraftarlar yeni bir sevinç umut ediyor. (AP)

2026 FIFA Dünya Kupası'nda Cezayir, cumartesi günü H Grubu'nun son hafta maçında Kansas City'de Avusturya ile karşılaşırken hem son 32 turuna yükselmeyi hem de tarihi bir rövanşı almayı hedefliyor. Günün diğer önemli maçlarında ise İngiltere ile Portekiz, üst tura çıkmayı lider olarak garantilemeye çalışacak.

Cezayir, Avusturya karşısında kazanarak tarihindeki ikinci Dünya Kupası eleme turu başarısını yakalamak istiyor. Afrika temsilcisi daha önce bunu yalnızca 2014 Brezilya Dünya Kupası'nda başarmıştı.

Kuzey Afrika ekibi aynı zamanda, 1982 İspanya Dünya Kupası'nda "Gijon Skandalı" olarak tarihe geçen olayın da rövanşını almak istiyor. O turnuvada Batı Almanya'nın Avusturya'yı 1-0 yenmesi, iki Avrupa takımının birlikte üst tura çıkmasını sağlarken, averajla elenen Cezayir'in Dünya Kupası tarihinde grup aşamasını geçen ilk Arap ve Afrika ülkesi olma fırsatını elinden almıştı. Bu başarıyı iki yıl sonra Meksika'daki 1986 Dünya Kupası'nda komşusu Fas elde etmişti.

Cezayir turnuvadaki ilk maçında Lionel Messi'nin yıldızlaştığı karşılaşmada Arjantin'e 3-0 mağlup oldu. Ancak ikinci hafta Arap derbisinde Ürdün'ü 2-1 yenerek toparlandı.

Üç puana sahip Cezayir ile Avusturya aynı puanda bulunuyor. Son 32 turunu garantileyen son dünya şampiyonu Arjantin ise altı puanla grubun zirvesinde yer alıyor.

Averaj üstünlüğü Avusturya'da olsa da Cezayir için üçüncü sırada kalmak daha avantajlı görünüyor. Çünkü ikinci sırayı alması halinde Avrupa şampiyonu İspanya ile eşleşme ihtimali bulunuyor.

Ancak grubu üçüncü bitirmesi durumunda da Cezayir'i kolay bir rakip beklemiyor. Bu senaryoda ya B Grubu lideri İsviçre, ya G Grubu lideri konumundaki Mısır, ya K Grubu'nda Portekiz ile Kolombiya'dan biri ya da L Grubu lideri İngiltere ile karşılaşması gerekecek.

dfbtyju7k8
İngiltere, Gana karşısında beklentilerin altında kaldı. (AFP)

Aynı gruptaki diğer maçta turnuvaya veda eden Ürdün, lider Arjantin ile karşı karşıya gelecek. Son 32 turunu garantileyen Arjantin'de gol krallığında zirvede bulunan ve Dünya Kupası tarihinin en golcü oyuncusu (18 gol) olan kaptan Lionel Messi'nin dinlendirilmesi bekleniyor.

Teknik direktör Lionel Scaloni'nin yıldız oyuncularını eleme turu öncesinde dinlendirmesi halinde Ürdün, Dünya Kupası tarihindeki ilk puanını alma fırsatı yakalayabilir.

İngiltere yeniden çıkış arıyor

İngiltere, ikinci haftada Gana ile golsüz berabere kalarak yaşadığı puan kaybının ardından New Jersey'deki MetLife Stadı'nda Panama karşısında yeniden galibiyet yoluna dönmeyi ve L Grubu liderliğini garantilemeyi hedefliyor.

İngiltere Teknik Direktörü Thomas Tuchel, Gana beraberliğinin ardından taraftarlardan "güvenlerini kaybetmemelerini" istedi. Golsüz eşitlik, İngilizlerin erken liderlik sevincini ertelemişti.

Topa sahip olmasına rağmen gol bulamaması Tuchel'i düşündürse de Alman teknik adam, bunun İngiltere'nin son 12 maçındaki yalnızca üçüncü puan kaybı olduğunu hatırlatarak panik yapılmaması gerektiğini vurguladı. Bu süreçte İngiltere dokuz galibiyet, iki beraberlik ve bir mağlubiyet aldı.

İngiltere, Dünya Kupaları'nda grup aşamasının üçüncü maçlarında son 14 turnuvada yalnızca bir kez yenildi. Bu süreçte sekiz galibiyet ve beş beraberlik elde etti.

Panama ise turnuvaya veda etti. Dünya Kupası tarihinde finallerde oynadığı ilk beş maçı da kaybeden altıncı takım oldu. Buna rağmen Orta Amerika temsilcisi, Dünya Kupası tarihindeki ilk golünü İngiltere'ye karşı attı. İki takım arasındaki tek önceki karşılaşma, İngiltere'nin 2018 Dünya Kupası grup aşamasında Panama'yı 6-1 mağlup ettiği mücadele olmuştu. Bu sonuç, İngiltere'nin Dünya Kupası tarihindeki en farklı galibiyeti olarak kayıtlara geçti.

cdfrtbhyjuk
Cristiano Ronaldo galibiyetin yanı sıra goller de istiyor. (Reuters)

Aynı grupta Hırvatistan ile Gana da Philadelphia'da karşı karşıya gelecek. İngiltere'nin puan kaybetmesi halinde iki ekipten biri grup liderliğine yükselebilecek.

Hırvatistan açısından karşılaşma daha kritik önem taşıyor. İngiltere'ye 4-2 yenilen, Panama'yı ise 1-0 mağlup eden 2018 Dünya Kupası finalisti ve 2022 üçüncüsü, en iyi grup üçüncüleri arasında yer alarak üst tura çıkmayı hedefliyor.

Hırvatistan'ın Afrika takımlarına karşı Dünya Kupası'nda dört maçta yenilgisi bulunmuyor. Bu maçlarda üç galibiyet ve bir beraberlik aldı. Ayrıca grup aşamasındaki son sekiz maçının yalnızca birini kaybetti.

Teknik direktör Zlatko Dalić, Ivan Perişić ve Luka Modrić'e ilk 11'de görev vermesi halinde iki futbolcu da Dünya Kupası tarihinde 20 maça ilk 11'de başlayan ilk Hırvat oyuncular olacak.

Grupta ikinci sıradaki Gana ise Panama'yı 1-0 mağlup edip İngiltere ile golsüz berabere kaldıktan sonra, Hırvatistan karşısında alacağı bir puanla ilk iki sırayı garantileyecek. Böylece 2010'daki tarihi çeyrek final başarısından sonra ilk kez eleme turuna yükselmeye çok yaklaşacak.

Portekizli teknik direktör Carlos Queiroz da milli takım düzeyinde Dünya Kupaları'ndaki 16. maçına çıkacak. Gana ayrıca grup aşamasında üst üste üç maçta kalesini gole kapatan ilk Afrika takımı olma şansını da elinde bulunduruyor.

Portekiz'in gözü liderlikte

K Grubu'nda Portekiz ile kaptanı Cristiano Ronaldo, Miami'de Kolombiya karşısında zorlu bir sınava çıkacak.

Altı puanla lider durumda bulunan Kolombiya, grup liderliğini korumak için beraberliğin yeterli olacağı maça çıkarken, Portekiz ise Özbekistan karşısındaki 5-0'lık galibiyette iki gol atan Ronaldo'nun formunu sürdürmesine güvenerek ilk sırayı hedefliyor.

Grubun diğer karşılaşmasında ise Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Özbekistan, Atlanta'da karşılaşacak. Her iki takım da en iyi sekiz grup üçüncüsü arasına girerek son 32 turuna yükselme umutlarını sürdürebilmek için galibiyete ihtiyaç duyuyor.