Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki ismiyle Süper Lig'in 64 yıllık geçmişinde birçok rekora imza atıldı.
Geride kalan 64 sezon baz alınarak yapılan değerlendirmede, lig tarihinde, bir sezonda ve bir maçta ortaya çıkan "en"ler şöyle:
- Lig tarihinde
En çok şampiyon olan takım: Galatasaray (22)
En çok ikinci olan takım: Fenerbahçe (23)
En çok lider olan takım: Galatasaray (563 lig haftası)
En gollü maç: 1991-1992 sezonunda Fenerbahçe-Gaziantepspor (8-4)
En farklı skorlu galibiyet: 1989-1990 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor (10-0)
En farklı skorlu deplasman galibiyeti: 1992-1993 sezonunda MKE Ankaragücü-Galatasaray (0-8)
En çok maç oynayan takımlar: Fenerbahçe ve Galatasaray (2122)
En az maç oynayan takım: Kırıkkalespor (30)
En çok galibiyet alan takım: Fenerbahçe (1206)
En az galibiyet alan takım: Kahramanmaraşspor (4)
En çok yenilen takım: MKE Ankaragücü (679)
En çok berabere kalan takım: Beşiktaş (578)
En çok gol atan takım: Fenerbahçe (3758)
En az gol atan takım: Kırıkkalespor (21)
En çok gol yiyen takım: MKE Ankaragücü (2284)
En az gol yiyen takım: Kırıkkalespor (64)
En uzun süre yenilmeyen takım: Beşiktaş (48 maç, 1990-1991 sezonunun 26. haftasından, 1992-1993 sezonunun 13. haftasına kadar)
En uzun süre gol atan takımlar: 39 maç (Sarıyer, 1987-1988 sezonunun 26. haftasından, 1988-1989 sezonunun 28. haftasına kadar. Galatasaray, 1997-1998 sezonunun 2. haftasından, 1998-1999 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre gol yemeyen takımlar: 12 maç (Fenerbahçe, 1967-1968 sezonunda 15-26. haftalar. Trabzonspor, 1978-1979 sezonunda 5-16. haftalar)
En çok gol kralı çıkaran takım: Galatasaray (17)
En çok gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (6)
En uzun süre gol yemeyen kaleci: 1978-1979 sezonunda Trabzonsporlu Şenol Güneş (1112 dakika)
En uzun sezon: 1962-1963 sezonu (42 maç)
En iyi performans: 1988-1989 sezonunda 36 maçta 29 galibiyet, 6 beraberlik, 1 yenilgiyle Fenerbahçe.
En kötü performans: 1996-1997 sezonunda 34 maçta 2 galibiyet, 5 beraberlik, 27 yenilgiyle Zeytinburnuspor. 2011-2012 sezonunda aynı performansla MKE Ankaragücü.
En çok seyircili maç: 2013-2014 sezonunda Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Beşiktaş-Galatasaray maçı. (76 bin 127 kişi)
En çok gol atılan hafta: 2021-2022 sezonunda 27. hafta (44 gol)
En az gol atılan hafta: 1981-1982 sezonu 29. hafta (4 gol)
Üst üste en çok kazanan takım: Beşiktaş (13 maç, 1959-1960 sezonunda 10-22. haftalar)
Üst üste en çok yenilen takım: 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (15 maç, 20-34. haftalar)
Üst üste deplasmanda en çok maç kazanan takım: Fenerbahçe (2010-2011 sezonunun 18. haftasıyla, 2011-2012 sezonunun 6. haftası arasında 12 maç)
En çok takımı yer alan il: İstanbul (16)
En uzun süre kazanamayan takım: Adana Demirspor (29 hafta, 1994-1995 sezonunda 6-34. haftalar)
En çok gol atılan sezon: 2020-2021 (1136 gol)
En az gol atılan sezon: 1973-1974 (405 gol)
Gol ortalaması en yüksek sezon: 2000-2001 (Maç başına 3,32 gol)
Gol ortalaması en düşük sezon: 1973-1974 (Maç başına 1,69 gol)
En çok şampiyonluk gören teknik adam: Fatih Terim (8)
En uzun süre çalışan yabancı teknik direktör: Yugoslav Abdullah Gegic (Çeşitli takımlarda yaklaşık 9 yıl)
Aralıksız en uzun süre görev yapan yabancı teknik adam: İngiliz Gordon Milne (Beşiktaş'ın başında 6,5 sezon)
En uzun süre kendi sahasında yenilmeyen takım: Trabzonspor (90 maç, 1975-1976 sezonunun 10. haftasından, 1981-1982 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre deplasmanda yenilmeyen takım: Galatasaray (40 maç, 1997-1998 sezonunun 19. haftasından, 1999-2000 sezonunun 31. haftasına kadar)
Ligi yenilgisiz kapatan takımlar: 1985-1986 sezonunda Galatasaray, 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
Yenilgisiz şampiyon olan takım: 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
En çok yenilen şampiyon: 8 yenilgi ile 2020-2021 sezonunda Beşiktaş.
En çok gol yiyen şampiyon: 2020-2021 sezonunda 44 golle Beşiktaş.
En az gol yiyen şampiyon: 1969-1970 sezonunda Fenerbahçe (6)
En çok puanla şampiyon olan takım: 1988-1989 sezonunda 93 puanla Fenerbahçe.
En az puanla şampiyon olan takım: 1979-1980 ve 1980-1981 sezonlarında 39'ar puanla Trabzonspor.
En erken şampiyonluğu ilan eden takım: Biteme 3 hafta kala, 1967-1968, 1969-1970 ve 2013-2014 sezonlarında Fenerbahçe, 2021-2022 sezonunda da Trabzonspor
Puanı silinen ilk takım: 1981'de Beşiktaş karşısında sahadan çekilen Mersin İdmanyurdu.
En gollü beraberlikler: 1967-1968 sezonunda Beşiktaş-Galatasaray, 1982-1983 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray, 1995-1996 sezonunda Samsunspor-İstanbulspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor-Kocaelispor, 2001-2002 sezonunda Gençlerbirliği-Diyarbakırspor, Kocaelispor-MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Antalyaspor-Beşiktaş, Kayserispor-Antalyaspor, 2014-2015 sezonunda Trabzonspor-Gaziantepspor, 2018-2019 sezonunda Yeni Malatyaspor-Sivasspor, 2021-2022 sezonunda Konyaspor-Kasımpaşa (4-4)
En nötr sonucu alan takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 10 galibiyet, 10 beraberlik, 10 yenilgi alan, 26 gol atıp, aynı sayıda gol yiyen Beşiktaş.
En erken gol: 10. saniyede Gaziantep FK futbolcusu Muhammet Demir (2021-2022 sezonunun 16. haftasında Medipol Başakşehir'e)
Gol atan en genç futbolcu: Kayserispor formasıyla Emre Demir. (2019-2020 sezonunda, 9 Kasım 2019 tarihindeki Gençlerbirliği-Kayserispor maçında fileleri havalandıran Emre Demir, 15 Ocak 2004 doğumlu. Emre Demir, 15 yaş, 9 ay ve 25 günlükken topu filelere gönderdi.)
En iyi sezon başlangıcı: 2009-2010 sezonundaki ilk 8 maçını da kazanan Fenerbahçe.
En iyi ilk yarı performansı: 2005-2006 sezonunda 17 maçta 14 galibiyet, 3 beraberlikle Fenerbahçe.
En iyi ikinci yarı performansı: 2010-2011 sezonunda 17 maçta 16 galibiyet, 1 beraberlikle Fenerbahçe.
En çok küme düşen takım: Samsunspor (7)
Ligden düşmeyen takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un yanı sıra 7. sezonunu yaşayacak Alanyaspor, 5. sezonunu geçirecek Gaziantep FK ile 3. sezonunda mücadele verecek Hatayspor.
Lige en çok katılan takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, geride kalan 64 sezonun tamamında yer aldı.
Lige en az katılan takımlar: Petrolofisi, Bucaspor, Siirtspor, Kahramanmaraşspor ve Kırıkkalespor (Birer kez)
Üst üste en çok maçta gol atan futbolcu: 9 maç (Metin Oktay, 1962-1963, Galatasaray), (Saffet Sancaklı, 1995-1996, Kocaelispor)
En çok gol atan futbolcu: FETÖ firarisi Hakan Şükür (249)
En çok oynayan futbolcu: Umut Bulut (515)
En çok maç yöneten hakem: Cüneyt Çakır (385)
En çok maça çıkan teknik adam: Samet Aybaba (621)
Şampiyonluk yaşayan en genç teknik direktör: Tomislav Kaloperovic (31 Ocak 1932 doğumlu Yugoslav teknik adam, Galatasaray'ın başında 25 Mayıs 1969'da şampiyonluğa ulaşırken 37 yaşından 3 ay 25 gün almıştı)
Şampiyonluk yaşayan en yaşlı teknik adam: Fatih Terim (4 Eylül 1953 doğumlu Terim, 2018-2019 sezonunda 19 Mayıs 2019'da Galatasaray'la mutlu sona ulaştığında 66 yaşını tamamlamasına 3 ay 20 gün kalmıştı.)

- Bir sezonda
En çok galip gelen takım: 1959-1960 sezonunda Beşiktaş, 1988-1989 sezonunda Fenerbahçe (29). Beşiktaş ayrıca, iki aşamalı oynanan 1962-1963 sezonunda da toplamda 29 galibiyet aldı.
En az galip gelen takım: 1981-1982 sezonunda Diyarbakırspor, 1992-1993 sezonunda Konyaspor, 1996-1997 sezonunda Zeytinburnuspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor, 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (2)
En çok gol atan takım: 1962-1963 sezonunda iki aşamalı ligde 42 maçta 105 gol atan Galatasaray ile 1988-1989 sezonunda 36 maçta 103 gol atan Fenerbahçe.
En az gol atan takım: 1971-1972 sezonunda Samsunspor, 1972-1973 sezonunda Beşiktaş (14)
En az gol yiyen takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 6 gol yiyen Fenerbahçe.
En çok gol yiyen takım: 2000-2001 sezonunda 34 maçta 91 gol yiyen Adanaspor.
En az berabere kalan takım: 1995-1996 sezonunda Eskişehirspor, 1991-1992 ve 2004-2005 sezonlarında Fenerbahçe (2)
En çok berabere kalan takım: 1982-1983 sezonunda MKE Ankaragücü (18)
En iyi averaja sahip takım: 1988-1989 sezonunda artı 76 ile Fenerbahçe.
En kötü averaja sahip takım: 1996-1997 sezonunda eksi 60 ile Zeytinburnuspor.
En çok gol atan futbolcu: Tanju Çolak (1987-1988 sezonunda 39 gol)
En az golle gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (1959 sezonunda 11 gol)
En çok gol atan yabancı futbolcu: Mbaye Diagne (2018-2019 sezonunda 30 gol)
Evindeki bütün maçları kazanan takımlar: 2000-2001 sezonunda Fenerbahçe, 2001-2002 sezonunda Galatasaray (17)
En az gol atarak şampiyon olan takım: Trabzonspor (1979-1980 sezonunda 25 golle)
"Dört büyükler"i yenen takımlar: 1987-1988 sezonunda Malatyaspor, 2001-2002 sezonunda MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Bursaspor, 2012-2013 sezonunda Kasımpaşa, 2016-2017 ve 2017-2018 sezonunda Medipol Başakşehir.
Dört derbi maçı da hiç gol yemeden kazanan takım: 2002-2003 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da hiç gol atamadan kaybeden takım: 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da kaybeden takımlar: 1991-1992 sezonunda Galatasaray, 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
En fazla puan farkıyla şampiyon olan takım: 1987-1988 sezonunda 2. sıradaki Beşiktaş'a 12 puan fark atan Galatasaray.
"Dört büyükler" dışında en çok puan toplayan takım: 2009-2010 sezonunda Bursaspor (75 puan)
"Dört büyükler" dışında en fazla galibiyet alan takımlar: 2007-2008 sezonunda Sivasspor, 2009-2010 sezonunda Bursaspor (23 galibiyet)

- Bir maçta
En çok gol atan futbolcu: 1992-1993 sezonunda Fenerbahçe-Karşıyaka (7-1) maçında 6 gol atan Tanju Çolak.
En çok gol atan yabancı futbolcular: Galatasaraylı Mario Jardel (2000-2011 sezonunda Erzurumspor'a), Fenerbahçeli Alex de Souza (2010-2011 sezonunda MKE Ankaragücü'ne), Adana Demirsporlu Mario Balotelli (2021-2022 sezonunda Göztepe'ye) (5 gol)
En çok penaltı atan takım: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında Fenerbahçe (4)
En çok penaltı atan futbolcu: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçeli Zafer Tüzün, Eskişehirspor'a karşı 4 atışı da gole çevirdi.
En fazla kırmızı kart gören takım: 2003-2004 sezonunda Beşiktaş-Samsunspor maçında 5 kırmızı kartla Beşiktaş.



Şarku'l Avsat’a konuşan kaynaklar: Al-Ahli, Riyad Mahrez ile yollarını ayırdı

Cezayirli yıldız Riyad Mahrez. (AFP)
Cezayirli yıldız Riyad Mahrez. (AFP)
TT

Şarku'l Avsat’a konuşan kaynaklar: Al-Ahli, Riyad Mahrez ile yollarını ayırdı

Cezayirli yıldız Riyad Mahrez. (AFP)
Cezayirli yıldız Riyad Mahrez. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın  kaynaklardan edindiği bilgiye göre Al-Ahli yönetimi, Cezayirli yıldız Riyad Mahrez ile üç sezon süren birlikteliğini sona erdirdi. Mahrez, bu süreçte sergilediği başarılı performansla takımın elde ettiği önemli başarılarda kilit rol oynadı.

Cezayir Milli Takımı'nın kaptanı olan Mahrez, Al-Ahli formasıyla Asya Şampiyonlar Ligi Elite, Suudi Arabistan Süper Kupası ve Elite Kupası olmak üzere üç şampiyonluk yaşadı. Kulüp yönetimi, deneyimli futbolcunun takımdaki kariyerini sonlandırma kararı aldı.

Al-Ahli'nin, taraflar arasında varılan anlaşmanın ardından Mahrez'in ayrılığına ilişkin ayrıntıları önümüzdeki günlerde resmen açıklaması bekleniyor. Böylece Cezayirli yıldız, hücum hattına yaptığı önemli katkılar ve kulübün başarılarında oynadığı belirleyici rolle geçen üç sezonun ardından takıma veda edecek.

Şarku'l Avsat, 26 Haziran'da yayımladığı haberinde, Al-Ahli yönetiminin, sözleşmede yer alan ve 30 Haziran'a kadar kullanılabilecek tek taraflı fesih maddesini yürürlüğe koymaya hazırlandığını aktarmıştı. Haberde, Mahrez'in sözleşmesini sonuna kadar sürdürmek istemesine rağmen kulübün bu seçeneği değerlendirdiği belirtilmişti.

Şarku'l Avsat’a konuşan kaynaklarına göre Al-Ahli yönetimi, söz konusu fesih maddesini resmen devreye soktu. Buna göre kulüp, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca Riyad Mahrez'e sözleşmenin feshi karşılığında 15 milyon dolar tazminat ödeyecek.


Formula 1, Britanya'daki mabedinde: Silverstone

Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
TT

Formula 1, Britanya'daki mabedinde: Silverstone

Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)
Formula 1 Britanya Grand Prix'sinde 5 Britanyalı sürücü yarışacak: Lewis Hamilton, George Russell, Lando Norris, Oliver Bearman ve Arvid Lindblad (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta 2026 Formula 1 Britanya Grand Prix'sine yakından bakıyoruz. 

Formula 1 takviminde bazı yarışlar sadece puan dağıtır, bazıları da tarihe geçer. Silverstone ise bunların çok ötesinde bir anlam taşır. Çünkü burası sadece bir yarış pisti değil; Formula 1'in doğduğu yer.

Bugün tüm dünyanın ekran başında takip ettiği dünya şampiyonası, 13 Mayıs 1950'de ilk kez burada start aldı. Aradan geçen 76 yılın ardından Silverstone sporun kalbi olmayı sürdürüyor.

Bu hafta sonu yine motor sesleri Northamptonshire semalarını dolduracak. Tribünlerde 565 bini aşması beklenen seyirciyle Formula 1 tarihinin en kalabalık hafta sonlarından biri yaşanabilir.

Ancak Silverstone'u özel yapan yalnızca bu atmosfer değil. Bu pistin her metresinde geçmişten bugüne uzanan ayrı bir hikaye saklı.

Silverstone'un hikayesi yarış pisti olarak başlamadı. II. Dünya Savaşı sırasında burası RAF Silverstone adıyla kullanılan bir hava üssüydü.

Pistin bugünkü ana hatlarını oluşturan bölüm ise o dönemde savaş uçaklarının kullandığı üçgen biçimli pistlerden oluşuyordu.

Savaş sona erdiğinde havaalanı sessizliğe büründü. Kimse birkaç yıl sonra dünyanın en önemli yarış pistlerinden birine dönüşeceğini tahmin etmiyordu.

1947 yılında bir grup yarış tutkunu, kullanılmayan havaalanının pistlerini yarış rotasına dönüştürerek kendi aralarında bir yarış düzenledi. Bu organizasyon, Silverstone tarihindeki ilk motor sporları etkinliği olarak kabul ediliyor.

Yarış sırasında sürücülerden Maurice Geoghegan piste çıkan bir koyuna çarptı. Çarpmanın etkisiyle koyun hayatını kaybederken Geoghegan'ın aracı da ağır hasar aldı. Olayın ardından yarış, tarihe "Mutton Grand Prix" (Koyun Grand Prix'si) adıyla geçti.

Bir yıl sonra Kraliyet Otomobil Kulübü pisti kiralayarak daha profesyonel organizasyonlar düzenlemeye başladı.

1950'de ise Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın ilk yarışı burada gerçekleştirildi. O günden sonra Silverstone yalnızca Britanya'nın değil, tüm motor sporlarının sembollerinden biri haline geldi.

Yıllar içinde pist birçok kez değişti. Güvenlik gerekçesiyle virajlar yeniden tasarlandı, yeni bölümler eklendi, pit alanı taşındı. Ancak Silverstone'un ruhu hiç değişmedi. Hâlâ yüksek hız, cesaret ve kusursuz tempo isteyen bir pist olarak görülüyor.

Pilotların en çok zorlandığı bölüm, peş peşe gelen Copse, Maggots ve Becketts virajları. Formula 1 otomobilleri burada neredeyse nefes almadan sağa-sola yön değiştiriyor.

Sürücüler birkaç saniye boyunca vücutlarını adeta koltuğa yapıştıran yaklaşık 5G'lik bir yanal kuvvete maruz kalıyor ve en küçük hata bile yarışın kaderini değiştirebiliyor.

Silverstone'un bir başka özelliği ise Britanya havası. Sabah güneş altında başlayan bir yarışın birkaç dakika içinde yağmur altında devam etmesi burada kimseyi şaşırtmıyor.

Son iki Britanya Grand Prix'sinde yağmurun stratejileri tamamen değiştirmesi bunun en güncel örneklerinden biri. Bu yüzden Silverstone'da sadece hızlı olmak yetmiyor; doğru anda doğru kararı verebilmek de en az hız kadar önemli.

Bu sezon da rekabetin içinde öne çıkan pek çok başlık var.

Geçen hafta Avusturya’da kazanan George Russell, evindeki mücadeleye kariyerinin belki de en özgüvenli dönemlerinden biriyle geliyor.

Sezon başında genç takım arkadaşı Kimi Antonelli karşısında zorlanan İngiliz pilot, Avusturya'daki zaferle hem moral buldu hem de şampiyonluk yarışında yeniden iddialı olduğunu gösterdi.

İlginç olan ise Russell'ın bugüne kadar Silverstone'da hiç podyuma çıkamamış olması. Kendi taraftarı önünde ilk zaferini kazanmak onun için kariyerindeki en anlamlı başarılardan biri olabilir.

Diğer tarafta ise sezonun en büyük sürprizi Kimi Antonelli var. Henüz 19 yaşındaki İtalyan pilot, Silverstone'a şampiyona lideri olarak geliyor. Avusturya'da sıralama turlarında yaptığı küçük hata pahalıya mal olsa da hız konusunda hâlâ en güçlü isimlerden biri olduğunu kanıtladı.

Üstelik Silverstone'un Antonelli için ayrı bir anlamı var. İlk Formula 2 zaferini burada kazandı ve Mercedes yönetimi de onu Formula 1 koltuğuna layık gördüğüne bu pistte karar verdi. Genç pilot şimdi aynı pistte dünya şampiyonluğu yolunda kritik puanlar toplamaya çalışacak.

Ferrari cephesinde ise daha temkinli bir hava var.

Barselona'da Ferrari kariyerinin ilk zaferini elde eden Lewis Hamilton, bu kez taraftarının önüne çıkacak. Hamilton bu pistte 9 kez zafere ulaşsa da gerçekçi konuşuyor.

Ferrari'nin özellikle düzlük hızında rakiplerinin gerisinde kaldığını ve bu pistte bunun ciddi dezavantaj yaratacağını açıkça dile getiriyor.

Yine de Silverstone denince akla gelen ilk isim hâlâ Hamilton. En çok pole pozisyonu alan ve en çok yarış kazanan pilot unvanını elinde bulunduruyor. 2020'de pistin start-finiş düzlüğüne "Hamilton Straight" adının verilmesi de bunun en büyük göstergesi. Bir pilotun adının Formula 1'in doğduğu pistte yaşatılması, spor tarihinde çok az kişiye nasip olacak bir onur.

McLaren ise yine evinde güçlü destek görecek. Geçen yıl burada kazanan Lando Norris için kurulan 16 bin kişilik "Landostand" tribününde biletler günler öncesinden tükendi.

Norris kendisini hâlâ “sadece yarışmayı seven bir çocuk” diye tanımlıyor ama artık onu destekleyen onbinlerce taraftar var. Britanya'nın Formula 1'e olan sevgisi belki de en net bu görüntüde kendini gösteriyor.

Silverstone aynı zamanda sprint hafta sonuna ev sahipliği yapacak. Yani takımların hata yapma lüksü her zamankinden daha az olacak.

Cuma günü 14.30'daki tek antrenmanın ardından 18.30'da sprint sıralaması başlayacak. Cumartesi 14.00'te sprint yarışı, 18.00'de ana yarışın sıralama turları yapılacak. Kısacası daha ilk günden itibaren tempoyu zirvede göreceğiz.

Formula 1'in bugün geldiği nokta teknoloji, bütçeler ve mühendislik açısından bambaşka bir seviyede olabilir. Ancak Silverstone bize hâlâ bu sporun özünü hatırlatıyor.

Bir zamanlar savaş uçaklarının kalktığı pistte bugün dünyanın en iyi pilotları sınırlarını zorluyor. 1947'de bir koyunun yarışın kahramanı olduğu havaalanı, artık Formula 1'in yüz binlerce taraftarın doldurduğu mabedi haline gelmiş durumda.

Belki bu hafta sonu Russell evindeki ilk zaferini kazanacak. Belki Antonelli şampiyonluk yürüyüşünü sürdürecek. Belki de Hamilton, Ferrari ile taraftarına unutulmaz bir gün yaşatacak.

Kim kazanırsa kazansın değişmeyecek tek gerçek şu: Burası yalnızca bir yarış pisti değil; bu sporun başladığı yer, geçmişiyle bugünü aynı asfalt üzerinde buluşturan yaşayan bir tarih sahnesi.

Kaynaklar: Silverstone, F1


Hiçbir başarı tesadüfen ortaya çıkmaz... Fransa, dünyayı besleyen futbol imparatorluğunu nasıl kurdu?

Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
TT

Hiçbir başarı tesadüfen ortaya çıkmaz... Fransa, dünyayı besleyen futbol imparatorluğunu nasıl kurdu?

Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)
Fransız Milli Futbol Takımı (DPA)

Fransa'nın dünya futbolundaki üstünlüğünü yalnızca tesadüf ya da yetenek bolluğuyla açıklamak mümkün değil. Son yirmi yılı aşkın süredir elde edilen başarılar, oyuncu yetiştirme sisteminin köklü biçimde yeniden yapılandırılmasının ürünü. Bugün Fransa, dünyanın en büyük futbolcu üretim merkezi konumunda bulunuyor.

Uluslararası spor çevrelerinde genel kabul gören görüşe göre Fransa, kapsamlı yapısal reformlar sayesinde dünya futbolunun en önemli oyuncu yetiştirme ve ihraç merkezi haline geldi. Fransız futbol akademileri, özellikle 2026 Dünya Kupası'nda mücadele eden Kuzey Afrika ve Afrika milli takımlarının temel oyuncu kaynağı olarak öne çıkıyor.

dscvdv
Kylian Mbappe, İsveç'e karşı Fransa'nın üçüncü golünü attıktan sonra takım arkadaşlarıyla birlikte kutlama yapıyor (EPA)

Fransa'nın etkisi artık yalnızca "Maviler” ile sınırlı değil. Resmî verilere göre 2026 Dünya Kupası'nda mücadele eden futbolcuların yaklaşık yüzde 8'i Fransa'da doğdu veya temel futbol eğitimini burada aldı. Bu oyuncular daha sonra aile kökenlerinin bulunduğu ülkeleri temsil etmeyi tercih etti; kimi aidiyet duygusuyla, kimi ise uluslararası arenada daha fazla forma şansı bulabilmek için.

1993 travması ve tarihi dönüşüm

Fransız futbolundaki bu büyük yükseliş tesadüfen gerçekleşmedi. Her şey 1993 yılında yaşanan tarihi hayal kırıklığıyla başladı. Fransa, Paris'te Bulgaristan'a son dakikada mağlup olarak 1994 Dünya Kupası'na katılma hakkını kaybetti.

Bu başarısızlığın ardından Fransa Futbol Federasyonu oyuncu yetiştirme sistemini tamamen yeniden yapılandırdı. Clairefontaine başta olmak üzere bölgesel eğitim merkezlerine büyük yatırım yapıldı. Bu insan kaynağı modeli, son yirmi yılda Fransa'yı eşsiz bir futbol ekolüne dönüştürdü.

vfvdev
Cezayirli oyuncular, antrenörleri Petkovic'in tecrübesine güveniyor (AFP)

Son yedi Dünya Kupası'nın dördünde finale yükselen Fransa (1998, 2006, 2018 ve 2022), iki kez dünya şampiyonu oldu. Bu tablo, Fransız modelinin sürdürülebilirliğini ve her nesilde yeni yıldızlar üretme başarısını ortaya koyuyor.

Bu sistemin etkisi Fransa sınırlarını da aştı. Bunun en belirgin örneklerinden biri, kadrosunda Fransız altyapısından yetişmiş 13 futbolcu bulunan Cezayir Milli Takımı.

Cezayir, Fransız futbol okulunun en büyük temsilcisi

2026 Dünya Kupası'nda Fransa'da yetişmiş oyunculara en fazla yer veren milli takım Cezayir oldu.

Takımın kaptanı Riyad Mahrez, Fransa'nın Sarcelles kentinde doğdu ve Le Havre altyapısında yetişti. Ona Lyon altyapısından yetişen Houssem Aouar, Rennes çıkışlı Amine Gouiri ve Angers altyapısından gelen Manchester City'li Rayan Aït-Nouri eşlik ediyor.

fvfdvdv
Senegal, Irak'ı büyük farkla yendi ancak Mısır ile İran arasındaki beraberlikten faydalanarak elemeleri geçti (EPA)

Kalede Fransız futbol kültürüyle yetişen Luca Zidane yer alırken, Malvin Mastil de Troyes altyapısından çıktı.

Savunmada Aïssa Mandi, Jaouen Hadjam ve Paris FC oyuncusu Samir Cherki bulunuyor. Orta sahada Lille altyapısından Nabil Bentaleb ile Toulouse çıkışlı Farès Chaïbi görev yaparken, hücum hattında Anis Hadj Moussa ve Farès Kadjimis yer alıyor.

Toplam 13 Fransız altyapılı oyuncuyla Cezayir, Fransa'nın ardından bu alanda Dünya Kupası'nın en dikkat çeken milli takımı konumunda.

Senegal'in başarısında Fransız imzası

Senegal, 2026 Dünya Kupası kadrosunda Fransa'da doğmuş veya yetişmiş 11 futbolcuyla mücadele ediyor.

Kalede Montpellier doğumlu Édouard Mendy, PSG altyapısından yetişen Mory Diaw ve Troyes çıkışlı Yahia Fofana bulunuyor.

Savunmanın lideri Saint-Dié-des-Vosges doğumlu Kalidou Koulibaly olurken, Moussa Niakhaté, Mamadou Sarr ve Anthony Mendy de Fransız altyapısından yetişen isimler arasında yer alıyor.

dsv
Demokratik Kongo Cumhuriyeti teknik direktörü Sebastien Desabre, su molası sırasında oyuncularına talimatlar veriyor (Reuters).

Orta sahada Le Havre çıkışlı Pape Gueye ile Strasbourg altyapısından Habib Diarra görev yaparken, hücum hattında Rouen doğumlu Iliman Ndiaye ve Paris Saint-Germain altyapısından yetişen genç Ibrahim Mbaye öne çıkıyor.

Bu tablo Senegal'i, Cezayir'in ardından Fransız futbol akademilerinden en fazla oyuncu kazanan ikinci milli takım haline getiriyor.

Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin omurgası da Fransa'dan

Fransız teknik direktör Sébastien Desabre yönetimindeki Demokratik Kongo Cumhuriyeti, 52 yıllık Dünya Kupası hasretine son verirken, kadrosunda Fransa'da yetişmiş 10 oyuncuya yer aldı.

derv
Afrika'nın Arap temsilcileri arasında beklentilerin gerisinde kalan tek takım Tunus oldu. (AP)

Le Havre çıkışlı kaleci Lionel Mpasi'nin yanı sıra Arthur Masuaku, Gédéon Kalulu, Dylan Batubinsika ve Steve Kapuadi savunmanın temel isimleri oldu.

Orta sahada Samuel Moutoussamy, Nathan Mbuku ve Gaël Kakuta görev yaparken, hücumda Yoane Wissa ile Simon Banza takımın en önemli kozları arasında yer alıyor.

Tunus da Fransız altyapısından yararlanıyor

Tunus Milli Takımı'nın 2026 Dünya Kupası kadrosunda Fransa'da doğmuş veya yetişmiş 7 futbolcu bulunuyor.

Savunmada Montassar Talbi, Dylan Bronn ve Yan Valery dikkat çekerken, orta sahada Montpellier altyapısından Ellyes Skhiri ile Monaco çıkışlı Hannibal Mejbri görev yapıyor. Paris Saint-Germain altyapısından yetişen Ismaël Gharbi ve Saint-Étienne çıkışlı Elias Achouri de kadronun önemli unsurları arasında bulunuyor.

sdvde
Fildişi Sahili oyuncuları elemeleri geçtikten sonra kutlama yapıyor (Reuters)

Fildişi Sahili'nin yeni nesli Fransız ekolünden geliyor

Teknik direktör Emerse Faé yönetimindeki Fildişi Sahili, yeni jenerasyonunu büyük ölçüde Fransa'da yetişen oyuncular üzerine kurdu.

xsvdv
Foto Fas Milli Takımı (AFP)

Savunmada Moussa Niakhaté ve Bradley Locko görev yaparken, orta sahada Seko Fofana ile Jérémie Boga takımın oyununu yönlendiriyor.

Hücum hattında ise Lyon doğumlu Edon Zhegrova'nın yanı sıra Jean-Philippe Mateta ve Sébastien Haller takımın skor yükünü taşıyor.

Fas'ın Fransız altyapısından yetişen 6 oyuncusu

Fas Milli Takımı'nın resmi kadrosunda Fransa futbol sisteminden yetişmiş 6 oyuncu bulunuyor.

Savunmada Fulham forması giyen Issa Diop öne çıkarken, orta sahada Roma'nın oyuncusu Neil El Aynaoui ile Lille'in 18 yaşındaki yıldızı Ayyoub Bouaddi dikkat çekiyor.

Strasbourg'dan Samir El Mourabet ve Yassine Jessim ile Fransa'da yetişen genç forvet Amine Sebaï de kadronun önemli isimleri arasında yer alıyor.

sadfergt
Gana'nın İngiltere karşısındaki performansı, küçük takımların stratejilerinin büyük takımlara karşı başarısını gösterdi (AP)

Gana ve Yeşil Burun Adaları'nda da Fransız izi

Gana kadrosunda Fransa'da doğup yetişen sadece iki futbolcu bulunmasına rağmen, Ligue 1 altyapısından geçen birçok isim milli takımın önemli oyuncuları arasında yer alıyor.

sdferasfeg
Yeşil Burun Adaları milli takımı, Dünya Kupası'nda son 32 turuna yükselerek tarihi bir başarıya imza attı (EPA)

Yeşil Burun Adaları ise Fransa'da yetişmiş Logan Costa ve Steven Moreira'nın yanı sıra Hollanda doğumlu 6 futbolcuyla dikkat çekiyor.

Fransa iki milli takım çıkarabilecek güce ulaştı

2026 Dünya Kupası, Fransa'nın yalnızca güçlü bir ilk 11'e değil, aynı zamanda aynı kaliteye sahip geniş bir oyuncu havuzuna sahip olduğunu da gösteriyor.

sdvfv
Mbappe, Fransa'yı İsveç karşısında zafere taşıdı (AP)

Kylian Mbappé'nin liderliğinde Ousmane Dembélé, Michael Olise ve William Saliba gibi yıldızlara sahip Fransa'nın yedek kulübesinde de Bradley Barcola, Rayan Cherki, Brice Samba, Maxence Lacroix ve Désiré Doué gibi üst düzey oyuncular bulunuyor.

Bu derin kadro sayesinde Fransa, adeta iki üst düzey milli takımla turnuvaya katılmış görüntüsü veriyor ve Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre 2026 Dünya Kupası'nın en güçlü şampiyonluk adaylarından biri olarak gösteriliyor.