Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)
TT

Süper Lig tarihinin 'en'leri

Fotoğraf (AA)
Fotoğraf (AA)

Eski adıyla Türkiye 1. Futbol Ligi, son yıllardaki ismiyle Süper Lig'in 64 yıllık geçmişinde birçok rekora imza atıldı.
Geride kalan 64 sezon baz alınarak yapılan değerlendirmede, lig tarihinde, bir sezonda ve bir maçta ortaya çıkan "en"ler şöyle:
- Lig tarihinde
En çok şampiyon olan takım: Galatasaray (22)
En çok ikinci olan takım: Fenerbahçe (23)
En çok lider olan takım: Galatasaray (563 lig haftası)
En gollü maç: 1991-1992 sezonunda Fenerbahçe-Gaziantepspor (8-4)
En farklı skorlu galibiyet: 1989-1990 sezonunda Beşiktaş-Adana Demirspor (10-0)
En farklı skorlu deplasman galibiyeti: 1992-1993 sezonunda MKE Ankaragücü-Galatasaray (0-8)
En çok maç oynayan takımlar: Fenerbahçe ve Galatasaray (2122)
En az maç oynayan takım: Kırıkkalespor (30)
En çok galibiyet alan takım: Fenerbahçe (1206)
En az galibiyet alan takım: Kahramanmaraşspor (4)
En çok yenilen takım: MKE Ankaragücü (679)
En çok berabere kalan takım: Beşiktaş (578)
En çok gol atan takım: Fenerbahçe (3758)
En az gol atan takım: Kırıkkalespor (21)
En çok gol yiyen takım: MKE Ankaragücü (2284)
En az gol yiyen takım: Kırıkkalespor (64)
En uzun süre yenilmeyen takım: Beşiktaş (48 maç, 1990-1991 sezonunun 26. haftasından, 1992-1993 sezonunun 13. haftasına kadar)
En uzun süre gol atan takımlar: 39 maç (Sarıyer, 1987-1988 sezonunun 26. haftasından, 1988-1989 sezonunun 28. haftasına kadar. Galatasaray, 1997-1998 sezonunun 2. haftasından, 1998-1999 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre gol yemeyen takımlar: 12 maç (Fenerbahçe, 1967-1968 sezonunda 15-26. haftalar. Trabzonspor, 1978-1979 sezonunda 5-16. haftalar)
En çok gol kralı çıkaran takım: Galatasaray (17)
En çok gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (6)
En uzun süre gol yemeyen kaleci: 1978-1979 sezonunda Trabzonsporlu Şenol Güneş (1112 dakika)
En uzun sezon: 1962-1963 sezonu (42 maç)
En iyi performans: 1988-1989 sezonunda 36 maçta 29 galibiyet, 6 beraberlik, 1 yenilgiyle Fenerbahçe.
En kötü performans: 1996-1997 sezonunda 34 maçta 2 galibiyet, 5 beraberlik, 27 yenilgiyle Zeytinburnuspor. 2011-2012 sezonunda aynı performansla MKE Ankaragücü.
En çok seyircili maç: 2013-2014 sezonunda Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki Beşiktaş-Galatasaray maçı. (76 bin 127 kişi)
En çok gol atılan hafta: 2021-2022 sezonunda 27. hafta (44 gol)
En az gol atılan hafta: 1981-1982 sezonu 29. hafta (4 gol)
Üst üste en çok kazanan takım: Beşiktaş (13 maç, 1959-1960 sezonunda 10-22. haftalar)
Üst üste en çok yenilen takım: 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (15 maç, 20-34. haftalar)
Üst üste deplasmanda en çok maç kazanan takım: Fenerbahçe (2010-2011 sezonunun 18. haftasıyla, 2011-2012 sezonunun 6. haftası arasında 12 maç)
En çok takımı yer alan il: İstanbul (16)
En uzun süre kazanamayan takım: Adana Demirspor (29 hafta, 1994-1995 sezonunda 6-34. haftalar)
En çok gol atılan sezon: 2020-2021 (1136 gol)
En az gol atılan sezon: 1973-1974 (405 gol)
Gol ortalaması en yüksek sezon: 2000-2001 (Maç başına 3,32 gol)
Gol ortalaması en düşük sezon: 1973-1974 (Maç başına 1,69 gol)
En çok şampiyonluk gören teknik adam: Fatih Terim (8)
En uzun süre çalışan yabancı teknik direktör: Yugoslav Abdullah Gegic (Çeşitli takımlarda yaklaşık 9 yıl)
Aralıksız en uzun süre görev yapan yabancı teknik adam: İngiliz Gordon Milne (Beşiktaş'ın başında 6,5 sezon)
En uzun süre kendi sahasında yenilmeyen takım: Trabzonspor (90 maç, 1975-1976 sezonunun 10. haftasından, 1981-1982 sezonunun 6. haftasına kadar)
En uzun süre deplasmanda yenilmeyen takım: Galatasaray (40 maç, 1997-1998 sezonunun 19. haftasından, 1999-2000 sezonunun 31. haftasına kadar)
Ligi yenilgisiz kapatan takımlar: 1985-1986 sezonunda Galatasaray, 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
Yenilgisiz şampiyon olan takım: 1991-1992 sezonunda Beşiktaş.
En çok yenilen şampiyon: 8 yenilgi ile 2020-2021 sezonunda Beşiktaş.
En çok gol yiyen şampiyon: 2020-2021 sezonunda 44 golle Beşiktaş.
En az gol yiyen şampiyon: 1969-1970 sezonunda Fenerbahçe (6)
En çok puanla şampiyon olan takım: 1988-1989 sezonunda 93 puanla Fenerbahçe.
En az puanla şampiyon olan takım: 1979-1980 ve 1980-1981 sezonlarında 39'ar puanla Trabzonspor.
En erken şampiyonluğu ilan eden takım: Biteme 3 hafta kala, 1967-1968, 1969-1970 ve 2013-2014 sezonlarında Fenerbahçe, 2021-2022 sezonunda da Trabzonspor
Puanı silinen ilk takım: 1981'de Beşiktaş karşısında sahadan çekilen Mersin İdmanyurdu.
En gollü beraberlikler: 1967-1968 sezonunda Beşiktaş-Galatasaray, 1982-1983 sezonunda Fenerbahçe-Galatasaray, 1995-1996 sezonunda Samsunspor-İstanbulspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor-Kocaelispor, 2001-2002 sezonunda Gençlerbirliği-Diyarbakırspor, Kocaelispor-MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Antalyaspor-Beşiktaş, Kayserispor-Antalyaspor, 2014-2015 sezonunda Trabzonspor-Gaziantepspor, 2018-2019 sezonunda Yeni Malatyaspor-Sivasspor, 2021-2022 sezonunda Konyaspor-Kasımpaşa (4-4)
En nötr sonucu alan takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 10 galibiyet, 10 beraberlik, 10 yenilgi alan, 26 gol atıp, aynı sayıda gol yiyen Beşiktaş.
En erken gol: 10. saniyede Gaziantep FK futbolcusu Muhammet Demir (2021-2022 sezonunun 16. haftasında Medipol Başakşehir'e)
Gol atan en genç futbolcu: Kayserispor formasıyla Emre Demir. (2019-2020 sezonunda, 9 Kasım 2019 tarihindeki Gençlerbirliği-Kayserispor maçında fileleri havalandıran Emre Demir, 15 Ocak 2004 doğumlu. Emre Demir, 15 yaş, 9 ay ve 25 günlükken topu filelere gönderdi.)
En iyi sezon başlangıcı: 2009-2010 sezonundaki ilk 8 maçını da kazanan Fenerbahçe.
En iyi ilk yarı performansı: 2005-2006 sezonunda 17 maçta 14 galibiyet, 3 beraberlikle Fenerbahçe.
En iyi ikinci yarı performansı: 2010-2011 sezonunda 17 maçta 16 galibiyet, 1 beraberlikle Fenerbahçe.
En çok küme düşen takım: Samsunspor (7)
Ligden düşmeyen takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un yanı sıra 7. sezonunu yaşayacak Alanyaspor, 5. sezonunu geçirecek Gaziantep FK ile 3. sezonunda mücadele verecek Hatayspor.
Lige en çok katılan takımlar: Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray, geride kalan 64 sezonun tamamında yer aldı.
Lige en az katılan takımlar: Petrolofisi, Bucaspor, Siirtspor, Kahramanmaraşspor ve Kırıkkalespor (Birer kez)
Üst üste en çok maçta gol atan futbolcu: 9 maç (Metin Oktay, 1962-1963, Galatasaray), (Saffet Sancaklı, 1995-1996, Kocaelispor)
En çok gol atan futbolcu: FETÖ firarisi Hakan Şükür (249)
En çok oynayan futbolcu: Umut Bulut (515)
En çok maç yöneten hakem: Cüneyt Çakır (385)
En çok maça çıkan teknik adam: Samet Aybaba (621)
Şampiyonluk yaşayan en genç teknik direktör: Tomislav Kaloperovic (31 Ocak 1932 doğumlu Yugoslav teknik adam, Galatasaray'ın başında 25 Mayıs 1969'da şampiyonluğa ulaşırken 37 yaşından 3 ay 25 gün almıştı)
Şampiyonluk yaşayan en yaşlı teknik adam: Fatih Terim (4 Eylül 1953 doğumlu Terim, 2018-2019 sezonunda 19 Mayıs 2019'da Galatasaray'la mutlu sona ulaştığında 66 yaşını tamamlamasına 3 ay 20 gün kalmıştı.)

- Bir sezonda
En çok galip gelen takım: 1959-1960 sezonunda Beşiktaş, 1988-1989 sezonunda Fenerbahçe (29). Beşiktaş ayrıca, iki aşamalı oynanan 1962-1963 sezonunda da toplamda 29 galibiyet aldı.
En az galip gelen takım: 1981-1982 sezonunda Diyarbakırspor, 1992-1993 sezonunda Konyaspor, 1996-1997 sezonunda Zeytinburnuspor, 2000-2001 sezonunda Adanaspor, 2011-2012 sezonunda MKE Ankaragücü (2)
En çok gol atan takım: 1962-1963 sezonunda iki aşamalı ligde 42 maçta 105 gol atan Galatasaray ile 1988-1989 sezonunda 36 maçta 103 gol atan Fenerbahçe.
En az gol atan takım: 1971-1972 sezonunda Samsunspor, 1972-1973 sezonunda Beşiktaş (14)
En az gol yiyen takım: 1969-1970 sezonunda 30 maçta 6 gol yiyen Fenerbahçe.
En çok gol yiyen takım: 2000-2001 sezonunda 34 maçta 91 gol yiyen Adanaspor.
En az berabere kalan takım: 1995-1996 sezonunda Eskişehirspor, 1991-1992 ve 2004-2005 sezonlarında Fenerbahçe (2)
En çok berabere kalan takım: 1982-1983 sezonunda MKE Ankaragücü (18)
En iyi averaja sahip takım: 1988-1989 sezonunda artı 76 ile Fenerbahçe.
En kötü averaja sahip takım: 1996-1997 sezonunda eksi 60 ile Zeytinburnuspor.
En çok gol atan futbolcu: Tanju Çolak (1987-1988 sezonunda 39 gol)
En az golle gol kralı olan futbolcu: Metin Oktay (1959 sezonunda 11 gol)
En çok gol atan yabancı futbolcu: Mbaye Diagne (2018-2019 sezonunda 30 gol)
Evindeki bütün maçları kazanan takımlar: 2000-2001 sezonunda Fenerbahçe, 2001-2002 sezonunda Galatasaray (17)
En az gol atarak şampiyon olan takım: Trabzonspor (1979-1980 sezonunda 25 golle)
"Dört büyükler"i yenen takımlar: 1987-1988 sezonunda Malatyaspor, 2001-2002 sezonunda MKE Ankaragücü, 2006-2007 sezonunda Bursaspor, 2012-2013 sezonunda Kasımpaşa, 2016-2017 ve 2017-2018 sezonunda Medipol Başakşehir.
Dört derbi maçı da hiç gol yemeden kazanan takım: 2002-2003 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da hiç gol atamadan kaybeden takım: 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
Dört derbi maçı da kaybeden takımlar: 1991-1992 sezonunda Galatasaray, 2014-2015 sezonunda Beşiktaş.
En fazla puan farkıyla şampiyon olan takım: 1987-1988 sezonunda 2. sıradaki Beşiktaş'a 12 puan fark atan Galatasaray.
"Dört büyükler" dışında en çok puan toplayan takım: 2009-2010 sezonunda Bursaspor (75 puan)
"Dört büyükler" dışında en fazla galibiyet alan takımlar: 2007-2008 sezonunda Sivasspor, 2009-2010 sezonunda Bursaspor (23 galibiyet)

- Bir maçta
En çok gol atan futbolcu: 1992-1993 sezonunda Fenerbahçe-Karşıyaka (7-1) maçında 6 gol atan Tanju Çolak.
En çok gol atan yabancı futbolcular: Galatasaraylı Mario Jardel (2000-2011 sezonunda Erzurumspor'a), Fenerbahçeli Alex de Souza (2010-2011 sezonunda MKE Ankaragücü'ne), Adana Demirsporlu Mario Balotelli (2021-2022 sezonunda Göztepe'ye) (5 gol)
En çok penaltı atan takım: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçe-Eskişehirspor maçında Fenerbahçe (4)
En çok penaltı atan futbolcu: 1986-1987 sezonunda Fenerbahçeli Zafer Tüzün, Eskişehirspor'a karşı 4 atışı da gole çevirdi.
En fazla kırmızı kart gören takım: 2003-2004 sezonunda Beşiktaş-Samsunspor maçında 5 kırmızı kartla Beşiktaş.



Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
TT

Futbolun büyüsünün ardında görmediğimiz bir kimya yatıyor

Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))
Fotoğraf: Günümüzde futbol topları çeşitli sentetik elyaflardan yapılıyor (Reuters))

Hişam el-Yetim

Modern bilim kimya aracılığıyla, toplumun yaşamın her alanında ihtiyaç duyduğu temel değişiklikleri gerçekleştiriyor. Bu bilimler bir bölümüyle, sonunda oyuncu sağlığı, çevre koruma, temiz enerji ve hatta tribünlerde ve sahada herkes için güvenli yiyecek ve su sağlanması yoluyla futbol alanına da giriş yaptı.

Kimya Bilimi Topluluğu, bilim yoluyla spor dünyası da dahil olmak üzere dünyayı daha iyiye doğru değiştirme hedefine ulaşmak için bilgiye, becerilere ve tutkuya sahip olduğunu iddia ediyor. Ancak modern bilim gerçekten futbolu geliştirmeye katkıda bulundu mu, yoksa dünyanın en popüler sporuna sadece müdahale mi etti? Peki bilim, sporlarının geleneklerine ve göreneklerine son derece duyarlı ve hassas olan taraftarların bu sporun geleceği konusunda endişelenmesine neden olmadan nasıl kendisine katkıda bulunabilir?

Gerçek şu ki, tarihi 1950'lere kadar uzanan Dünya Kupası'na modern bilimin “sızdığına” dair birçok açık örnek var. Ancak teknolojinin rolü özellikle 2001 yılında belirginleşti ve 2026 Dünya Kupası'na kadar gelişmeye devam etti. 2026 Dünya Kupası'nda kullanılan topun kendisi bilimin sporu geliştirmedeki rolünün açık bir örneği; çünkü top, on yıllarca esasında deriden yapılmış olan doğal dokusunu korudu. Dünya Kupası'nın başlangıcında üreticiler, araba lastiklerine benzer sert kauçuktan yapılmış iç astarı olan ve hava ile doldurulmuş el yapımı deri futbol topları üretmekle övünürlerdi. Ancak deri bir miktar esnekliğe sahip olsa da ağırdı ve araştırmalar sonunda bu eski toplara tekrar tekrar kafa ile vurmanın bazı oyuncularda beyin hasarına neden olabileceğini gösterdi.

Akıllı top çağı

Eskiden toplar hava ile şişirilirdi, ancak bilim ve modern teknoloji sayesinde nihayet şarj edilebilir Trionda akıllı top çağına ulaştık. Bilim, 2026 Dünya Kupası'na, oyuncuların ve hakemlerin her hareketini eşi benzeri görülmemiş bir doğrulukla izlemek için 500 Hz frekansında çalışan dahili bir sensörle donatılmış daha gelişmiş ve ileri bir top hediye etti. Avrupa Bilimsel Ansiklopedisi'ne göre, 500 Hz frekanslı dahili hareket sensörü (IMU), topun hızını, dönüşünü, ivmesini ve yönünü kaydetmeye yardımcı oluyor. Verileri gerçek zamanlı olarak doğrudan VAR odasına gönderiyor. Ayrıca, ofsayt konusundaki hataları azaltmak için temas anını tam olarak belirlemeye ve elle oynama, topun sahanın dışına çıkması veya gol çizgisini geçmesi durumlarını tespit etmeye yardımcı oluyor.

Bilim gazetecisi Kate Chapman'ın Şubat 2026'da bilim sitelerinde yayınlanan “Futbolun İnanılmaz Kimyası” başlıklı makalesi, toplardan kaleci eldivenlerine, sahadan oyuncuların formalarına ve oyunu büyük ölçüde geliştiren diğer teknolojilere kadar spordaki her şeyin iyileştirilmesine bilimin nasıl katkıda bulunduğunu açıklıyor.

dfrgttr
Hakemler, serbest vuruşlar için zemini işaretlemek üzere özel kaybolan bir sprey kullanıyor (Sosyal medya)

Chapman, modern futbol toplarının daha esnek, daha hafif ve en önemlisi kafa travmasına neden olma olasılığı daha düşük toplar elde etmek amacıyla çeşitli sentetik liflerden yapıldığını vurguluyor. Şunu belirtiyor: “Eğer bir futbol maçı izlediyseniz, muhtemelen oyuna o kadar dalmışsınızdır ki, önünüzde sergilenen spor bilimini düşünmemişsinizdir. Ancak Muhammed Salah, Leah Williamson ve David Raya gibi modern oyuncuların becerilerine katkıda bulunan inanılmaz bir kimya mevcuttur.”

Chapman, öncelikle modern teknolojinin topun kendisini geliştirmedeki rolünü özetleyerek, futbol topları ve tenis topları arasında tamamen kimyasal bir karşılaştırma yapıyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Büyük turnuvalarda kullanılan modern tenis topları tamamen farklı. Topun hâlâ kauçuk bir iç lastiği olsa da yapısının geri kalanı poliüretan, poliolefinler ve polyester gibi bir dizi sentetik elyaftan yapılmıştır.” Chapman'a göre, bu malzemeler izole değil, aksine “toplara tam olarak gerekli özellikleri veren geniş bir yelpazede hafif hidrokarbonlardır.”

Saha

Kimyagerlere göre, futbol sahaları “hayal ettiğimizden daha fazla plastik” içeriyor. Oyuncuların kramponları ve Avrupa'daki çoğu büyük profesyonel kulübün oynadığı çimler, doğal ve yapay çimi birleştiren hibrit sahalardır ve bunlar artık giderek daha fazla alt lig takımları tarafından da kullanılıyor. Dünya çapındaki ünlü kulüpler de çevreyi korumak için plastik atıkları geri dönüştürerek kimyasal yöntemler kullanıyor. Örneğin, Liverpool, Chelsea ve Tottenham Hotspur, tamamen geri dönüştürülmüş plastik şişelerden yapılmış formalar kullanıyor.

Kimya sadece saha ile sınırlı kalmadı; topun el ile olağanüstü derecede iyi tutulmasını sağlayan modern kaleci eldivenlerine de uzandı. Bu, cismin çevresinde oluşan ve artan yüzey alanı ve sürtünme nedeniyle yapışkan hale gelen ve doğal olarak oluşan bir hidrokarbon molekülü olan lateks sayesinde mümkün oluyor. Eldivenlerin iç astarı için kloropren (2-klorobüta-1,3-dien) polimerizasyonundan elde edilen neopren adı verilen sentetik bir kumaş kullanılıyor. Neopren son derece su geçirmez ve süngerimsi bir esnekliğe sahip olduğundan, eldivenlerin kalecinin eline saatte 110 kilometreyi aşan hızlarda çarpan top darbesini emmesini ve böylece herhangi bir kırığı önlemesini sağlıyor.

Hakem spreyi veya köpüğü

Kimyasal maddeler sadece oyuncular için kullanılmıyor. Futboldaki son gelişmelerden biri de hakemlerin mesafeleri belirlemek için sprey (köpük) kullanması. Sprey, serbest vuruş yapıldıktan sonra kaybolmadan önce savunmacıların arkasında durduğu beyaz bir çizgi oluşturuyor. Chapman'a göre, “Bu sprey kesinlikle boya değil. Yüzde 80 su, yüzde 17 bütan gazı ve yüzey aktif maddeler gibi diğer bileşenlerden oluşuyor. Hakem spreyi sıktığında, bütan hızla genleşerek sahaya püskürtülen suda kabarcıklar oluşturuyor. Bu kabarcıklar genellikle neredeyse anında kayboluyor, ancak spreydeki yüzey aktif maddeler geçici bir stabilite sağlayarak köpük oluşturuyor. Sonunda kabarcıklar dağılıyor ve sprey ile sahada çizilen çizgi de kayboluyor. Bu da spreyin tıraş köpüğünden çok farklı olmadığı anlamına geliyor.” Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Chapman, bilim insanlarının hakem köpüğünün gerektiği kadar uzun süre dayanmasını sağlayan kesin formülü ancak 2001 yılına geliştirebildiklerini de vurguluyor.

dvfbf
Bilimsel topluluklar, bilim insanlarının spor yoluyla nesillere ilham vermesine yardımcı olmak için kaynaklar sağlıyor (İngiltere Kraliyet Kimya Derneği)

Kate Chapman, bilim tarihi ve elementlerin keşfiyle özel olarak ilgilenen, uluslararası alanda tanınmış bir bilim gazetecisidir. Sunderland Üniversitesi'nden bilim tarihi ve felsefesi alanında doktora derecesine ve Bradford Üniversitesi'nden de eczacılık alanında yüksek lisans derecesine sahip. Matematiksel bilim alanında Chapman, The Daily Telegraph, Nature, Chemist ve New Scientist gibi birçok prestijli bilimsel dergi ve yayına yazılarıyla katkıda bulundu. Bilimi popülerleştirme üzerine yazdığı ilk kitabı Amerikan Bilim Geliştirme Derneği Ödülü'ne aday gösterildi, ikinci kitabı “The Green Race” ise 2022 yılında yayınlandı.

Chapman, Kimya Bilim Topluluğu’nun kalbinde yer alan Kraliyet Kimya Derneği için yazıyor. Dernek, web sitesinde “Dünyayı değiştirmeye ve spor da dahil olmak üzere bütün alanlarda bir zamanlar imkânsız olan heyecan verici ilerlemeyi mümkün kılmaya yardımcı oluyoruz” deniliyor. Dernek, ortaklıklar, konferanslar, etkinlikler ve küresel ağlar aracılığıyla insanları ve fikirleri bir araya getirmede rol oynuyor. Ayrıca, bilim insanlarının keşiflerini ve görüşlerini yayınlayarak sağlık, çevre ve yaşam tarzlarımızı iyileştirmek için kullanılmasını sağlıyor.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir.


Faslı Fatma’nın torunu Lamine Yamal yoksulluğu altın ayağıyla nasıl aştı?

Faslı Fatma’nın torunu Lamine Yamal yoksulluğu altın ayağıyla nasıl aştı?
TT

Faslı Fatma’nın torunu Lamine Yamal yoksulluğu altın ayağıyla nasıl aştı?

Faslı Fatma’nın torunu Lamine Yamal yoksulluğu altın ayağıyla nasıl aştı?

Lamine Yamal kaderiyle henüz dört aylık bir bebekken karşılaştı. Bu kaderin adı ise Barcelona’ydı. Aralık 2007’de Lionel Messi, bir yardım projesi kapsamında Yamal ailesini ziyaret ederek bebek Lamine ile fotoğraf çektirdiğinde, Barcelona Vakfı adına görev yapıyordu.

sdvdf
Lionel Messi ve henüz bebek olan Lamine Yamal, 2007 yılında Barcelona Vakfı'nın bir yardım projesi kapsamında gerçekleştirilen fotoğraf çekiminde (AP).

Vakıf, UNICEF yararına bağış toplamak amacıyla hazırlanan yıllık takvimde yer alması için esmer tenli bebeği seçmişti. O gün Messi, kucağına aldığı ve ayaklarını yıkadığı bu küçük çocuğun yıllar sonra altın değerinde bir futbolcu olacağını, hatta 19 yıl sonra Dünya Kupası sahnesinde onunla yollarının kesişeceğini elbette bilmiyordu.

Lamine Yamal ve Barcelona: Kaçınılmaz bir kader

Kader, Barcelona adıyla Lamine Yamal’ın kapısını ikinci kez çaldığında küçük yıldız altı yaşındaydı. İlk yıllarında doğup büyüdüğü Rocafonda’daki yerel La Torreta Kulübü’nde top koşturan Yamal, 2014 yılında İspanyol devinin dikkatini çekti.

sdvdv
Fotoğraf çekimi, Barcelona Vakfı tarafından düzenlenen bir yardım kampanyasının parçasıydı (AP)

Futbola dört yaşında başlayan Yamal, Barcelona ile sözleşme imzalayarak kulübün ünlü altyapı akademisine katıldı. Yeşil sahalara adım attığı ilk günden itibaren antrenörler ve uzmanlar onun parlak bir geleceğe sahip olacağını öngörüyordu.

Rocafonda 304

Mucizeler gecikmedi. Lamine Yamal, Barcelona A Takımı’ndaki resmi ilk maçına 15 yaş 9 aylıkken çıktı ve gol atarak hem La Liga tarihinin en genç beş oyuncusundan biri hem de Barcelona tarihinin en genç ikinci futbolcusu oldu.

dsvfvf
Lamine Yamal, doğup büyüdüğü Rocafonda semtinin posta kodunu simgeleyen “304” işaretini yaparken (Facebook).

Attığı ilk golden itibaren gol sevinçlerinde parmaklarıyla “304” rakamını göstermeyi alışkanlık hâline getirdi. Bu sayı, doğup büyüdüğü Rocafonda semtinin posta kodunun son üç hanesiydi. Başlangıçta taraftarların anlam veremediği bu hareket, zamanla Yamal’ın kariyerinin simgelerinden biri hâline geldi ve mütevazı köklerine bir saygı duruşu olarak kabul edildi.

Ailenin temel direği: Faslı Fatma

Rocafonda, Lamine Yamal için yalnızca bir rakam değil, çocukluğunun ve kimliğinin ayrılmaz bir parçasıydı.

Büyükannesi Fatma, Fas’ın Larache kentinden İspanya’ya uzanan zorlu bir göç yolculuğunun ardından Katalonya bölgesindeki Mataró’ya yerleşmişti. Granada başta olmak üzere çeşitli İspanyol şehirlerinden geçerek yeni bir hayat kurmuştu.

sdvdfv
Büyükanne Fatma, Lamine Yamal’ın çocukluk yıllarındaki en yakın yol arkadaşlarından biri oldu (Facebook)

Fatma’nın ailesinin kaderini değiştirdiği söylenebilir. 1990 yılında, 40 yaşındayken tek başına İspanya’ya göç etti. Daha sonra çocuklarını birer birer yanına getirdi. Bunlardan biri de Lamine’in babası Munir Nasraoui’ydi. Munir, dokuz yaşında İspanya’ya geldi.

Yamal’ın anne ve babasının o üç yaşındayken ayrılmasının ardından büyükannesi onun hayatında daha da önemli bir rol üstlendi. Bugün bile Rocafonda’ya gittiğinde büyükannesinden kahvaltıda çırpılmış yumurta, öğle yemeğinde ise kızarmış tavuk hazırlamasını istiyor.

c cvf
Fatma, çocuklarını Fas’tan İspanya’ya getirerek onlar için yeni bir yaşam kuran kişi oldu (Facebook).

Lamine ona daha iyi bir bölgede ev teklif ettiğinde ise Fatma bunu reddetti. Çünkü üç on yıl önce kendisini kabul eden mahalleden ayrılmak istemiyordu.

İsmin hikâyesi: El Emin ve Cemal

Rocafonda’da Faslı boyacı Munir Nasraoui ile gelecekte Lamine’in annesi olacak, Ekvator Ginesi kökenli garson Sheila Ebana tanıştı.

Yamal çocukluğunu anlatırken, genç anne-babalara tahsis edilen sosyal konutlarda büyüdüğünü ve burada herkes için yemek hazırlandığını söylüyor. Aile daha sonra arkadaşlarının kendilerine tahsis ettiği çeşitli odalarda yaşamak zorunda kaldı.

cfd fv
Lamine Yamal, büyükannesi ve babası Munir Nasraoui ile birlikte (Instagram).

Maddi koşullar son derece zorluydu. Hatta Lamine doğmadan önce aile, dostlarının maddi desteğine ihtiyaç duydu. Bu nedenle oğullarına yardım eden iki arkadaşlarının isimlerinden esinlenerek “El Emin” ve “Cemal” adlarını birleştirdiler. Böylece “Lamine Yamal” ismi ortaya çıktı.

“Annem Benim Kraliçem”

Barcelona altyapısında onunla çalışanlar, Yamal’ı sessiz, utangaç ve az konuşan bir çocuk olarak hatırlıyor.

Ailesinin yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve ebeveynlerinin ayrılığı genç futbolcu üzerinde derin izler bıraktı. Bir süre babasının yaşadığı büyükannesinin evi ile annesinin bulunduğu komşu kasaba arasında gidip geldi.

Çocukluğundaki en değişmez unsur ise futboldu. Futbol, onun tutkusu, hayali ve yoksulluktan çıkış yolu oldu. Ronaldinho, Messi ve Neymar’ı hayranlıkla izledi ancak zamanla kendine özgü bir oyun tarzı geliştirdi.

wdv
Lamine Yamal, annesi Sheila Ipana ve annesinin ikinci evliliğinden olan oğlu (Facebook)

Hayat ona başarı ve servet getirdiğinde yaptığı ilk işlerden biri annesine bir ev almak oldu.

“Annem benim kraliçem” diyen Yamal, annesinin gece vardiyalarında çalışmasına rağmen her gün onun için yemek hazırlamayı ihmal etmediğini anlatıyor.

Faslı, Gineli ve İspanyol

Babası, 2024 yılında Rocafonda’da uğradığı bıçaklı saldırının ardından semtten taşınmış olsa da Yamal’ın yüzü hâlâ doğup büyüdüğü mahallede her yerde görülüyor.

cdfvd
Lamine Yamal’ın İspanya’daki doğum yeri Rocafonda’da yer alan duvar resmi (Facebook).

İlk futbol adımlarını attığı belediye sahasının karşısında bulunan duvar resminde Yamal, Barcelona formasıyla ve üç ülkenin bayrağı arasında tasvir ediliyor: Fas, Ekvator Ginesi ve İspanya.

Kendi kuşağının aynası

Bu yaz Lamine Yamal, İspanya Milli Takımı formasıyla kariyerinin ilk Dünya Kupası deneyimini yaşayacak. 13 Temmuz’da ise 19 yaşına girecek.

Geçen yıl reşit oluşunu Barcelona’da düzenlenen ve çok sayıda ünlünün katıldığı görkemli bir kutlamayla kutlamıştı. Parti bazı çevrelerde eleştirilse de Yamal bundan etkilenmedi. Ona göre emek veren insan eğlenmeyi ve kutlama yapmayı hak ediyor; kazanılan para da mutluluğa ulaşmanın araçlarından biri.

dsfvf
Yamal, 18. yaş gününü 2025 yazında futbol ve müzik dünyasının ünlü isimlerinin katıldığı bir kutlamayla kutladı (Instagram)

Bu yaklaşım, onu Z ve Alfa kuşaklarının sembol isimlerinden biri hâline getiriyor. Bağımsızlık, özgüven, yüksek hedefler ve hayatı doğal bir şekilde paylaşma isteği gibi yeni neslin değerlerini temsil ediyor.

Sabit bir evi olmayan, içine kapanık bir çocuktan Barcelona’nın efsanevi 10 numaralı formasını taşıyan bir yıldıza dönüşen Lamine Yamal’ın hikâyesi, olağanüstü hızlı bir yükselişin öyküsü. Bu yolculukta onu zirveye taşıyan yalnızca altın sol ayağı değil; aynı zamanda karizması, samimiyeti ve milyonlarca gence ilham veren kişiliği oldu.


FIFA: Uruguay, Suudi Arabistan karşısında Arjantin'in kaderinden kaçınabilecek mi?

Suudi Arabistan, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı attığı galibiyet golünü kutluyor (Reuters)
Suudi Arabistan, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı attığı galibiyet golünü kutluyor (Reuters)
TT

FIFA: Uruguay, Suudi Arabistan karşısında Arjantin'in kaderinden kaçınabilecek mi?

Suudi Arabistan, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı attığı galibiyet golünü kutluyor (Reuters)
Suudi Arabistan, 2022 Dünya Kupası'nda Arjantin'e karşı attığı galibiyet golünü kutluyor (Reuters)

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA’nin resmi internet sitesi, Suudi Arabistan millî futbol takımı ile Uruguay millî futbol takımı arasında 2026 FIFA Dünya Kupası’ndaki açılış karşılaşmasına ilişkin değerlendirmeye yer verdi.

Miami Stadı’nda oynanacak mücadelede “Yeşil Fırtına” olarak da bilinen Suudi Arabistan, Uruguay ile yarın gece Mekke saatiyle 01.00’de karşı karşıya gelecek. Aynı grupta yer alan İspanya millî futbol takımı ile Yeşil Burun Adaları millî futbol takımı ise bu akşam karşılaşacak.

FIFA’nın haberinde, teknik direktör Marcelo Bielsa yönetimindeki Uruguay’ın, bir önceki turnuvada Suudi Arabistan’a ilk maçta kaybeden komşusu Arjantin millî futbol takımı’nın yaşadığı sürprizi yaşamaktan kaçınmak istediği vurgulandı.

Açıklamada ayrıca, Suudi Arabistan’ın 2022 FIFA Dünya Kupası’nda en büyük sürprizlerden birine imza atarak, turnuvayı şampiyon tamamlayan Arjantin’i açılış maçında 2-1 mağlup ettiği hatırlatıldı.

FIFA değerlendirmesinde, “Yeşil Fırtına”nın Güney Amerika’nın bir diğer güçlü temsilcisi Uruguay karşısında benzer bir senaryoyu tekrar etmeyi hedefleyeceği ifade edildi.

İki takım, yaklaşık sekiz yıl sonra yeniden Dünya Kupası’nda karşı karşıya geliyor. Son karşılaşma 2018 FIFA Dünya Kupası’nda oynanmıştı.

Söz konusu maçta Uruguay, Mısır karşısında aldığı 1-0’lık galibiyetin ardından sahaya çıkarken, Suudi Arabistan ise ev sahibi Rusya’ya 5-0 mağlup olmuştu.

Karşılaşmanın tek golü ilk yarının ortalarında gelmiş, Luis Suárez sol ayağıyla kornerden gelen topu ağlara göndererek “La Celeste”ye 16 turu biletini getirmişti.