Çin, Tayvan çevresindeki tatbikatlarını sürdürüyor

Çin ordusu, tatbikatın 3'üncü günündeki faaliyetlerde Ada'nın kuzey, güneybatı ve doğu kıyısı açıklarında kara ve hava taarruz kabiliyetlerinin test edildiğini bildirdi.

AA
AA
TT

Çin, Tayvan çevresindeki tatbikatlarını sürdürüyor

AA
AA

Çin'in, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin ziyaretinin ardından başlattığı askeri tatbikatlar sürüyor.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), yaptığı açıklamada, tatbikatın 3'üncü günündeki faaliyetlerde, Ada'nın kuzey, güneybatı ve doğu kıyısı açıklarında kara ve hava taarruz kabiliyetlerinin test edildiğini bildirdi.
Tatbikatları yürüten Doğu Cephesi Komutanlığı, sosyal paylaşım sitesi Weibo'daki hesabından, kara, hava, deniz unsurlarının katıldığı tatbikattan görüntü ve fotoğraflar yayınladı.
Paylaşımda, Tayvan Boğazı'nın karşı kıyısındaki Fucien eyaletinde tatbikat için sahra hastanesine dönüştürülen bir yüksek hızlı trenin görüntülerine yer verildi.
Haber ajansı Xinhua da bir PLA askerinin, Tayvan'ın Chi-yang sınıfı Lanyang fırkateynini dürbünle izlediği fotoğrafı paylaştı.
Fotoğrafın nerede çekildiğine dair bilgi verilmezken, ulusal basındaki haberlerde, arka planda görülen beyaz bacanın, kömürle çalışan Hoping Elektrik Santraline ait olduğu, dolayısıyla geminin Ada'nın doğusundaki Hualien vilayeti açıklarında seyrettiğinin tahmin edildiği belirtildi.

"Saldırı simülasyonları"
Tayvan Savunma Bakanlığı da yaptığı açıklamada, Çin'in, askeri tatbikatların 3'üncü gününde "Ada'ya yönelik saldırı simülasyonları" yaptığını bildirmişti.
Açıklamada, "PLA'ya ait çok sayıda savaş uçağı ve gemi, Tayvan Boğazı'nda görüldü, bunlardan bazıları 'orta çizgi'yi geçti. Ada'daki hedeflere saldırı simülasyonu olabilir." ifadeleri kullanılmıştı.
Araçların telsizle uyarıldığı, askeri devriye uçakları ile hava savunma füze sistemlerince takibe alındığı belirtilmişti.
Yarın öğle saatlerine kadar sürmesi öngörülen tatbikatlar, Çin'in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Ada'nın çevresinde fiili bir abluka oluşturmuş durumda. 6 bölgede yürütülen tatbikatlar nedeniyle bazı bölgeler gemi ve uçak trafiğine kapatılırken, boğazda güvenlik endişesi nedeniyle seferlerin aksadığı bildirilmişti.
Taraflarca resmi olarak tanınmayan "orta çizgi", Çin'deki iç savaşın ardından boğaz ve çevresindeki çatışmaları önlemek için 1955'te ABD tarafından belirlenmişti.

ABD Temsilciler Meclisi Başkanının ziyareti
Pelosi ve beraberindeki 5 kişilik Kongre heyetinin geçen hafta yaptığı ziyaret, Pekin'in tepkisini çekmişti.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Pelosi'nin uçağının Tayvan'a inmesinin hemen ardından yaptığı açıklamada, ziyareti kınadığını bildirmiş, Savunma Bakanlığı da Ada çevresinde "bir dizi askeri tatbikat" düzenleyeceğini duyurmuştu.
Pelosi, 25 yıl aradan sonra Ada'yı ziyaret eden ilk ABD Temsilciler Meclisi Başkanı oldu. Daha önce 1997'de Newt Gingrich, bu görevi yürütürken Tayvan'ı ziyaret etmişti.



Myanmar açıklarında meydana gelen iki gemi kazasında 500 kişinin ölmüş olabileceği yönünde endişeler var

Endonezya'nın Kuzey Açe bölgesinde Rohingyalılar teknelerinden karaya çıkıyor (Arşiv- AP)
Endonezya'nın Kuzey Açe bölgesinde Rohingyalılar teknelerinden karaya çıkıyor (Arşiv- AP)
TT

Myanmar açıklarında meydana gelen iki gemi kazasında 500 kişinin ölmüş olabileceği yönünde endişeler var

Endonezya'nın Kuzey Açe bölgesinde Rohingyalılar teknelerinden karaya çıkıyor (Arşiv- AP)
Endonezya'nın Kuzey Açe bölgesinde Rohingyalılar teknelerinden karaya çıkıyor (Arşiv- AP)

Birleşmiş Milletler (BM), haziran ayının sonlarından bu yana Myanmar açıklarında meydana gelen iki tekne kazasında 500'den fazla kişinin hayatını kaybetmiş olabileceğini açıkladı.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ortak açıklamalarında, "Myanmar açıklarında son günlerde 500'den fazla kişiyi taşıyan iki teknenin batmış olabileceğine" ilişkin haberlerden büyük endişe duyduklarını bildirdi.

İki kuruluş, ilk bilgilerin teknelerin haziran ayı sonunda Myanmar'ın Arakan (Rakhine) eyaletinden hareket ettiğini ve yolcuların büyük bölümünün Müslüman Arakanlı Rohingya azınlığına mensup olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Açıklamada, bazı yolcuların Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesindeki dev mülteci kamplarından geldiğinin düşünüldüğü ifade edildi. Bu kamplarda, Arakan'dan kaçan 1 milyondan fazla Rohingya mültecinin yaşadığı kaydedildi.

BM kuruluşları, yaklaşık 250 kişiyi taşıdığı tahmin edilen teknelerden biriyle, hareketinden kısa süre sonra iletişimin kesildiğini açıkladı. Yaklaşık 280 kişinin bulunduğu ikinci teknenin ise 8 Temmuz'da Myanmar'ın Ayeyarwady bölgesi açıklarında battığının değerlendirildiği bildirildi.

IOM ve UNHCR, olası can kayıplarının "son derece büyük ve trajik" olabileceği uyarısında bulunarak, her iki yolculuğun da "normal denizcilik sezonunun dışında" gerçekleştiğine dikkat çekti.

Açıklamada, "Bu bilgilerin doğrulanması halinde, söz konusu facia, bu yılın başından beri  Andaman Denizi ve Bengal Körfezi'nde kaybolduğu veya öldüğü bildirilen yaklaşık 300 kişinin oluşturduğu bilançoya eklenecek" ifadelerine yer verildi. Bu kişiler arasında Rohingya mültecilerinin yanı sıra Bangladeş vatandaşlarının da bulunduğu belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Rohingyalar her yıl, çoğunlukla insan kaçakçılığı ve ticareti yapan şebekelerin işlettiği, bakımsız teknelerle tehlikeli deniz yolculuklarına çıkıyor. UNHCR verilerine göre geçen yıl Kuzey Hint Okyanusu'nda 900'e yakın Rohingya mülteci hayatını kaybetti veya kayboldu. Aynı dönemde denizi geçmeye çalışanların sayısının ise 6 bin 500'ü aştığı bildirildi.

Bugün yapılan açıklamada, son olayların "çatışmaların ve uzun süreli yerinden edilmenin yıkıcı sonuçlarını, ayrıca Rohingya toplulukları için kalıcı çözümlerin hâlâ bulunmamasını gözler önüne serdiği" vurgulandı.

IOM ve UNHCR, arama-kurtarma çalışmalarının güçlendirilmesi, sığınma ve koruma mekanizmalarına erişimin güvence altına alınması ve insan kaçakçılığı ile göçmen ticareti yapan şebekelere karşı önlem alınması çağrısında bulundu.


Çin, yolsuzlukla mücadele operasyonunun son aşamasında üst düzey bir Komünist Parti üyesini ihraç etti

Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
TT

Çin, yolsuzlukla mücadele operasyonunun son aşamasında üst düzey bir Komünist Parti üyesini ihraç etti

Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)
Şi Cinping, 1 Temmuz'da Pekin'de Komünist Parti'nin kuruluşunun 105. yıldönümü kutlamalarına katıldı (AP)

Resmi medya, Çin Komünist Partisi'nde üst düzey bir yetkilinin ihraç edildiğini bildirdi. Bu karar, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yıllardır sürdürdüğü yolsuzlukla mücadele kampanyası kapsamında atılan son adım oldu.

Ma Şingrui, partinin en üst düzey karar organı olan ve 24 üst düzey yöneticiden oluşan Politbüro'nun mevcut üyeleri arasında görevden alınan üç isimden biri oldu. Diğer iki ismin ise ordu mensubu generaller olduğu belirtildi. Analistler, operasyonun yolsuzlukla mücadele etmenin yanı sıra Şi Cinping'e bağlılığı güçlendirmek için önemli bir araç olduğunu değerlendiriyor.

Asya Topluluğu Politika Enstitüsü'nde Çin siyaseti uzmanı Neil Thomas, "Şi Cinping'in mevcut bir Politbüro üyesini görevden alma kapasitesi, gelecek yıl düzenlenecek 21. Parti Kongresi öncesinde hâlâ güçlü bir hakimiyete sahip olduğunu gösteriyor" dedi.

Son resmi haberlerde, 2022 yılında Politbüro üyeliğine atanan Ma Şingrui'den artık eski bir kurul üyesi olarak bahsedildi. Ma'nın dosyasının, siyasi sadakat eksikliğinden ziyade yolsuzluk suçlamalarıyla daha fazla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Ma Şingrui'nin görevden alınışı, nisan ayında Komünist Parti disiplinini ve ulusal yasaları ciddi şekilde ihlal ettiği şüphesiyle soruşturma altına alındığının açıklanmasıyla gündeme gelmişti. O dönemde suçlamaların ayrıntıları paylaşılmamıştı.

Dün yayımlanan haberlerde, parti yetkililerinin, Ma'nın bir dizi ihlalde bulunduğu sonucuna vardığı belirtildi. Bu ihlaller arasında para ve hediye kabul etmek ile "güç karşılığında cinsel ilişki ve güç karşılığında para" olarak tanımlanan uygulamalara karışmak da yer aldı.

Diğer suçlamalar arasında, görevini kullanarak bazı kişilerin sözleşme almasını ve terfi etmesini sağlamak, çalışma ekibine yakın kişilerin gerçekleştirdiği iddia edilen ihlalleri ve suç niteliği taşıyan davranışları görmezden gelmek, ayrıca akrabalarının nüfuzunu kullanarak maddi çıkar elde etmesine izin vermek bulunuyor.

Thomas, "Ma Şingrui'nin görevden alınması, Çinli yetkililere yalnızca kendi yolsuzluklarından değil, aynı zamanda yakın akrabaları ve yardımcılarının işlediği ihlallerden de sorumlu tutulabilecekleri yönünde bir uyarı mesajı veriyor" değerlendirmesinde bulundu.


Japonya, Rusya'nın istihbarat toplama platformu haline geldiği yönündeki suçlamaların ardından casuslukla mücadele önlemlerini sıkılaştırıyor

Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
TT

Japonya, Rusya'nın istihbarat toplama platformu haline geldiği yönündeki suçlamaların ardından casuslukla mücadele önlemlerini sıkılaştırıyor

Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)
Tokyo'daki Japonya Merkez Bankası genel merkezi (Reuters)

Japon hükümeti, yabancı istihbarat faaliyetlerine karşı kapasitesini güçlendirme ihtiyacının arttığını kabul etti. Bu açıklama, The New York Times gazetesinde yayımlanan ve Rusya'nın Japonya'yı "casuslar için bir üs" ile Ukrayna savaşında kullanılan silahların üretiminde yer alan bileşenlerin temin edildiği başlıca kanallardan biri hâline getirdiğini öne süren haberin ardından geldi.

Pazar günü yayımlanan haberde, Moskova'nın Japonya'nın karşı casusluk sistemindeki zafiyetlerden yararlanarak ülkeyi hem istihbarat toplama merkezi hem de sivil ve askerî amaçlarla kullanılabilen çift kullanımlı teknolojilerin temin edildiği bir platform olarak kullandığı iddia edildi.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Minoru Kihara, ülkesinin güvenlik ortamının hızla değiştiğinin farkında olduğunu belirterek, özellikle ulusal güvenliği etkileyebilecek bilgi ve teknolojileri ele geçirmeye yönelik girişimler karşısında yabancı istihbarat faaliyetleriyle mücadelenin her zamankinden daha acil hâle geldiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın The Guardian’dan aktardığına göre Kihara, Amerikan gazetesindeki iddialara doğrudan yanıt vermekten kaçınırken, hükümetin bu konuyu "daha kararlı ve daha sert" bir yaklaşımla ele alacağını belirterek, Tokyo yönetiminin güvenlik önlemlerini sıkılaştırmaya hazırlandığı mesajını verdi.

Bu doğrultuda Japon Parlamentosu, bu yıl içerisinde istihbarat kurumları arasındaki koordinasyonu sağlayacak yeni bir ulusal istihbarat biriminin kurulmasının önünü açan bir yasayı kabul etti. Düzenleme, farklı güvenlik kurumları arasındaki görev dağınıklığını gidermeyi, bilgi paylaşımını hızlandırmayı ve tehditlere karşı müdahale kapasitesini artırmayı amaçlıyor.

Habere göre Ukraynalı yetkililerin değerlendirmeleri, Rusya'nın kullandığı füze ve insansız hava araçlarının (İHA) yaklaşık yüzde 90'ında Japon üretimi bileşenler bulunduğunu ve bu parçaların dolaylı tedarik ağları üzerinden Rusya'ya ulaştırıldığını ortaya koyuyor.

Haberde ayrıca, Japonya'daki Rus istihbarat faaliyetlerinin, Tokyo'daki Rus hava yolu şirketi Aeroflot ofisinde resmî görev kisvesi altında çalışan bir istihbarat görevlisi tarafından koordine edildiği iddia edildi. Aeroflot'un en büyük hissedarı Rus hükümeti konumunda bulunuyor.

Doğrudan Rusya'ya yönelik ihracat kısıtlamalarının ardından tedarik ağlarının Vietnam, Özbekistan ve Sri Lanka gibi üçüncü ülkelerde faaliyet gösteren aracı şirketler üzerinden teknik bileşenleri Rusya'ya ulaştırdığı, böylece Batı yaptırımlarının aşılmaya çalışıldığı öne sürüldü.

Haberde, 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'yı kapsamlı şekilde işgal etmesinin ardından Batılı ülkelerden sınır dışı edilen yüzlerce Rus istihbarat görevlisinin bir bölümünün Japonya'ya yöneldiği ifade edildi. Bu kişilerin, Japonya'nın gelişmiş teknoloji sektöründen ve Batılı ülkelere kıyasla daha gevşek olduğu öne sürülen karşı casusluk mevzuatından yararlandığı ifade edildi. Haberde söz konusu yasal çerçevenin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya'ya getirilen sınırlamaların bir mirası olduğu değerlendirmesine yer verildi.

Haberde görüşlerine yer verilen iktidardaki Liberal Demokrat Parti milletvekili ve sanayi casusluğu davalarında görev yapmış eski savcı Akihisa Shiozaki, "Gerçek anlamda bir kriz duygusu var" ifadelerini kullandı. Shiozaki'nin sözleri, Japon siyasi ve güvenlik çevrelerinde yabancı casusluk faaliyetlerinin artmasından ve bunun ülkenin ulusal güvenliği ile teknolojik üstünlüğü üzerindeki olası etkilerinden duyulan endişeyi yansıttı.