Kiev ile Uluslararası Af Örgütü arasındaki güven krizi, istifa ile sonuçlandı

Raporda, Kiev'in sivilleri tehlikeye attığı ifade ediliyor… Zelenskiy: Rapor Rusya’nın devlet terörüne müsamaha gösteriyor

Uluslararası Af Örgütü Ukrayna Yöneticisi Oksana Pokalchuk (Af Örgütü’ne Ait İnternet Sitesinden)
Uluslararası Af Örgütü Ukrayna Yöneticisi Oksana Pokalchuk (Af Örgütü’ne Ait İnternet Sitesinden)
TT

Kiev ile Uluslararası Af Örgütü arasındaki güven krizi, istifa ile sonuçlandı

Uluslararası Af Örgütü Ukrayna Yöneticisi Oksana Pokalchuk (Af Örgütü’ne Ait İnternet Sitesinden)
Uluslararası Af Örgütü Ukrayna Yöneticisi Oksana Pokalchuk (Af Örgütü’ne Ait İnternet Sitesinden)

Uluslararası Af Örgütü ile Kiev arasında, Ukrayna hükümetinin üst düzey yöneticilerinin kınamalarına ve Uluslararası Af Örgütü Ukrayna Yöneticisi Oksana Pokalchuk’un istifasına yol açan bir güven krizi patlak verdi.
Geçtiğimiz Perşembe günü Uluslararası Af Örgütü tarafından yayınlanan bir rapor, Ukrayna’yı, Rus işgali sırasında yerleşim bölgelerine askeri güç konuşlandırarak sivilleri tehlikeye atmakla itham etti. Kiev, söz konusu raporu Rus propagandası ve yanlış bilgi yaymak olarak nitelendirdi.
Raporda, araştırmacıların, Nisan ve Temmuz ayları arasında doğu ve güney Ukrayna'daki çeşitli bölgelere yaptığı ziyaretler sırasında, Ukrayna kuvvetlerinin bazı yerleşim bölgelerinde askeri operasyonlar için üsler ve sistemler kurduğuna tanık oldukları belirtildi.
Pokalchuk, Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Uluslararası Af Örgütü'nden istifa ettiğimi duyuruyorum” diyerek 4 Ağustos'ta yayınlanan raporun Rus medya propagandasına hizmet ettiğini söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, perşembe akşamı yaptığı açıklamada, çalışmalarında belirli bir güvenilirliğe sahip olan Uluslararası İnsan Hakları Örgütü’nü Rus devlet terörüne müsamaha göstermekle suçladı.
Zelenskiy, Uluslararası Af Örgütü'nün sorumluluğu, saldırgandan kurbanın sırtına yıktığını belirterek, kurbanı saldırganla eşitlediğini, dolayısıyla terör devletini aklamaya çalıştığını ifade etti.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba da örgütün yaptığı ‘haksız’ suçlamalara karşı öfkesini dile getirdi.
Uluslararası Af Örgütü, cuma günü yaptığı açıklamada, Ukrayna ordusunu, Rus işgaline karşı direnişi sırasında, yerleşim bölgelerine askeri altyapı konuşlandırmak suretiyle sivilleri tehlikeye atmakla suçlayan raporunun tüm sorumluluğunu üstlendiğini doğruladı.
Söz konusu rapor, birçok üst düzey Ukraynalı yetkilinin öfkesine neden oldu.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, raporda, “Ukrayna kuvvetlerinin yerleşim bölgelerinde faaliyet göstererek sivilleri tehlikeye attığını ve savaş yasalarını ihlal ettiğini belgeledik” dedi. Örgüt, Ukrayna hükümetine, güçlerinin sivillerin yoğun olduğu bölgelerden uzakta konuşlandırması veya evvela bu bölgelerden tüm sivillerin tahliye edilmesinin sağlanması çağrısında bulundu.
Oksana Pokalchuk, “İşgalciler tarafından işgal edilerek paramparça olan bir ülkede yaşamıyorsanız, muhtemelen bir savunma ordusunu mahkûm etmenin nasıl bir şey olduğunu anlamıyorsunuzdur” dedi. Pokalchuk, Uluslararası Af Örgütü yönetimini raporun taraflı olduğuna ve Ukrayna Savunma Bakanlığı'nın görüşlerinin dikkate alınmadığına ikna etmeye çalıştığını ancak başarısız olduğunu da sözlerine ekledi. Ancak örgüt, bulgular ile ilgili olarak 29 Temmuz'da Ukrayna Savunma Bakanlığı yetkilileriyle temasa geçildiğini, buna rağmen raporun yayınlanmasından önce herhangi bir yanıt alınamadığını açıkladı.
Pokalchuk ise Af Örgütü'nün, Savunma Bakanlığı'nın cevap vermesi için çok az zaman verdiğini belirterek, “Sonuç olarak örgüt, istemeden de olsa Rus iddialarına destek gibi görünen bir açıklama yaptı. Sivilleri korumaya çalışan bu araştırma, Rus propagandasının bir aracı haline geldi” ifadelerini kullandı.
Af Örgütü, yaptığı açıklamada, Ukrayna ile ilgili söz konusu saptamaların,  sivil nüfusa yönelik ayrım gözetmeyen Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmayacağını ifade etti.
Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı Anna Malyar , “Ukrayna silahlı kuvvetlerinin savaş sırasındaki faaliyetlerine ilişkin hazırlanan bir raporda düşmanın eylemlerinin analizinin yapılmaması, askeri bir tecavüzcünün eylemlerine atıfta bulunmadan kurbanın eylemlerini incelemek gibidir” dedi.
Ukrayna cumhurbaşkanlığı danışmanı Mikhailo Podolyak, Uluslararası Af Örgütü'nü, Rus dezenformasyon ve propaganda kampanyasına katılmakla suçladı. Podolyak, Reuters'e yaptığı açıklamada, Ukrayna'nın savaş yasalarına ve uluslararası insani hukuka tam anlamıyla uyduğunu ve sivilleri cepheden tahliye etmek için tüm önlemleri aldığını söyledi.
Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba, raporun yayınlanması sebebiyle öfkeli olduğunu dile getirerek, Uluslararası Af Örgütü'nü gerçekleri çarpıtmaktan dönmeye davet etti.
Oksana Pokalchuk, Facebook hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Af Örgütü ekibinin raporu yayınlamama taleplerini görmezden geldiğini belirterek, “Dün her şeyin düzeltilebileceğine ve metnin başka bir metinle değiştirilebileceğine dair umudum vardı ama bugün bunun olmayacağını net olarak anladım” dedi.
Örgüt, dört aylık bir soruşturmanın ardından hazırladığı raporda, Ukrayna ordusunu, okul ve hastanelerde askeri üsler konuşlandırmak ve sivil yerleşim bölgelerinden saldırılar düzenlemek ile suçladı. Raporda, söz konusu durumun, uluslararası insan hakları hukukunun ihlalini oluşturan bir taktik olduğu belirtildi.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, cuma günü yaptığı açıklamada, raporun sonuçlarının, katı standartlara ve tüm çalışmalarda ortak soruşturma prosedürüne tabi olan geniş çaplı incelemeler sırasında elde edilen kanıtlara dayandığını vurguladı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba ise yaptığı açıklamada, zalim ve kurban arasında yanlış bir denge kurulduğunu ifade etti.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.