Akile Salih’in Ankara ziyareti Libya'da tartışmaya neden oldu: ‘Türkiye, büyük çıkarları da dahil olmak üzere aralarında bir dengenin oluştuğu birçok karta ve dosyaya sahip bir ülke’

Bazı çevrelere göre Ankara'nın Libya’da iki hükümet olmasına yönelik politikasında bir değişiklik olmadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LibyaTemsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi'yi 2 Ağustos’ta kabul etti (Libya Temsilciler Meclisi)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LibyaTemsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi'yi 2 Ağustos’ta kabul etti (Libya Temsilciler Meclisi)
TT

Akile Salih’in Ankara ziyareti Libya'da tartışmaya neden oldu: ‘Türkiye, büyük çıkarları da dahil olmak üzere aralarında bir dengenin oluştuğu birçok karta ve dosyaya sahip bir ülke’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LibyaTemsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi'yi 2 Ağustos’ta kabul etti (Libya Temsilciler Meclisi)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, LibyaTemsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Abdullah el-Lafi'yi 2 Ağustos’ta kabul etti (Libya Temsilciler Meclisi)

Temsilciler Meclisi (TM) Başkanı Akile Salih'in geçtiğimiz hafta ortalarında Ankara'ya yaptığı son ziyaret, destekleyenler ve karşı çıkanlar olarak Libyalı siyasetçiler arasında siyasi bir tartışma başlattı. Libyalı siyasetçilerden bazıları bu ziyareti tüm uluslararası ortaklara yönelik bir açılık olarak görürken, bazıları Türkiye’nin çıkarına olduğunu düşündüler.
TM Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Yusuf el-Akuri, “TM Başkanı’nın Ankara ziyareti ve orada başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere üst düzey yetkililerle görüşmeleri, TM’nin ülkeye istikrar ve barış getirmek amacıyla uluslararası ve bölgesel ortaklarla yakınlaşma ve diyalog kanalları açma arzusu çerçevesinde gerçekleşti” ifadelerini kullandı. Akuri, Libya’da istikrarın sağlanması çabalarına Türkiye'nin destek vermesinin önemine dikkati çekti.
Şarku’l Avsat’a konuşan Akuri, TM Başkanı Salih’in Türk yetkililerle yaptığı toplantılarda genel olarak ülkedeki son siyasi gelişmelerin, Türkiye'nin siyasi diyalogu destekleyen rolünün ve 2019 yılının Kasım ayı sonlarında Ankara ile Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) arasında imzalanan Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı Muhtırası ve Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın yanı sıra iki ülke arasındaki tarihi bağlar çerçevesinde ticari ve bilimsel ilişkileri geliştirmenin yollarının ele alındığını kaydetti.
TM üyesi Ali et-Tekbali ise Salih’in Ankara ziyaretinin, TM tarafından desteklenen Fethi Başağa hükümetine destek için gerçekleşip gerçekleşmediğine dair değerlendirmesinde, ziyaret sonucunda Türkiye’nin Libya’daki iki hükümete yönelik politikasında herhangi bir değişiklik olabileceğine ihtimal vermedi. Tekbali, Ankara'nın ‘meseleyi Başağa lehine çözmeden, kendi lehinde daha büyük kazanımlar elde etmek için iki rakip hükümetin başbakanlarını ve destekçilerini manipüle etmesi’ olarak nitelendirdiği politikasının devam edeceğini düşünüyor.
Tekbali, Ankara'nın uluslararası toplumun gözünde Libyalı çatışan taraflar arasında dengeli bir barışın hamisi olarak görüldüğü ve ayrıca Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakatı Muhtırası ve Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın gündeme getirebildiği için bu ziyaretin gerçek kazananı olduğunu söyledi.
Johns Hopkins Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü'nün üst düzey araştırmacılarından Hafız el-Guveyl, yaptığı değerlendirmede, Salih’in Ankara ziyaretinin sadece Türkiye için olumlu sonuçlar doğurduğu düşüncesini yineledi. Ziyaretin Ankara’nın Libya politikalarındaki sabitelerini değiştirmeyeceğini söyleyen Guveyl, “Türk güçlerinin Libya topraklarından çıkarılmasından söz edilmiyor. Bunun yanında ne Başağa hükümetini ne de yeni hükümetlerin kurulmasını destekleyecek. Türkiye, Abdulhamid ed-Dibeybe hükümeti ve batı bölgesi üzerindeki nüfuzunun yanı sıra büyük çıkarları da dahil olmak üzere aralarında bir dengenin oluştuğu birçok karta ve dosyaya sahip bir ülke” yorumunda bulundu.
Ankara’nın özellikle Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın uygulanmasını istediğini, bunun nedeninin ise muhtıra çerçevesinde çizilen koridorun Türkiye'nin güneyinden Libya’nın doğu bölgesinin kıyılarına kadar uzanmasından kaynaklandığını söyleyen Guveyl, “Türklerin Libya’nın doğusuyla ilişkileri güçlendirmeyle ilgili görüşü, siyaset sahnesindeki bazı isimlerin kalıcı olmadığı düşüncesi çerçevesinde bunun doğunun siyasi ve askeri liderleriyle herhangi bir taahhüt yapmadan olmasına dayanıyor” şeklinde konuştu.
Öte yandan Libya Ulusal Eylem Grubu Başkanı Halid et-Tercüman, Türkiye’nin gerek başkent Trablus’ta ve ülkenin batısındaki şehirlerde konuşlu silahlı gruplar üzerindeki nüfuzu, gerekse bu şehirlerdeki askeri ağırlığı ve güçleriyle Başağa hükümetine yardım etme olasılığının İngiltere ve ABD'den buna yakacakları yeşil ışığa bağlı olduğunu söyledi.
Tercuman, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “İngiltere ve ABD’nin buna razı olup olmadıklarını önümüzdeki günler gösterecek. Dolayısıyla, şu an ziyaretin başarılı ya da başarısız olduğu değerlendirmesinde bulunmak güç” ifadelerini kullandı.
Anayasa ve Libya seçimleriyle ilgili bölünmeye değinen Tercuman, tarafların bu konularda diğerinden yararlanamaması nedeniyle herhangi bir olumlu adım atılmasını beklemediğini belirterek, “Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri, Libya Ulusal Ordusu (LUO) lideri Mareşal Halife Hafter’in cumhurbaşkanlığına aday olmasını engellemek için askerlerin seçimlerde aday olmalarına izin veren herhangi bir yasa maddesini onaylamayı reddediyor. Akile Salih’in bunu taahhüt edemeyeceğinin altını çizen Tercuman, “TM tek başına seçimleri yapma yolunda ilerleyemez” dedi.
Kahire merkezli El Ahram Vakfı tarafından yayımlanan Demokrasi dergisinin Türkiye işleri uzmanı ve araştırmacı Kerem Said, ziyaretin Türkiye'nin Libya’daki nüfuzunu artıracağını ve Libya krizini çözmek için Ankara'yı hiçbir denklemde atlamanın artık mümkün olmayacağını vurguladı. Said, ziyareti ‘olumlu çağrışımlar taşıyabilecek yeni bir atılım’ olarak nitelendirdi.
Ziyaretin amacının, aralarında siyasi anlaşmazlıkların olduğu tarafların görüşlerini yakınlaştırmak olduğunu söyleyen Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bölgede nüfuz kazanmanın ya da bazılarının olmasını beklediği siyasi denklemin oluşmasının artık daha fazla zaman, toplantı ve fikir birliği arayışı gerektirdiğine işaret etti.
Mısırlı araştırmacı, Türkiye'nin Trablus Büyükelçisi Kenan Yılmaz’ın, bu yılın başlarında Türk işadamlarından oluşan bir heyet eşliğinde Bingazi'ye yaptığı ziyaretin de gösterdiği gibi Türkiye'nin Libya’nın doğusuyla ilişkileri geliştirmeye yönelik son girişimlerine dikkati çekti. Said, bu ziyarette, Türk şirketlerinin doğudaki faaliyetlerine yeniden başlamaları konusunda anlaşmaya varıldığını da kaydetti.
Önümüzdeki dönemde oyunun kurallarında ve Libya krizinin çözümünde bir değişikliğin olmasını bekleyen Said, “Türkiye dahil tüm uluslararası ve bölgesel ortaklarla özellikle Başağa’nın Ankara’da birçok kez kabul edilmesi nedeniyle Başağa için Dibeybe’den ya da çıkarlar bunu gerektirirse ikisinden de vazgeçilmesi konusunda bir anlaşma sürecinde olabiliriz” şeklinde konuştu.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.