Türk güçleri ‘Rusya ile anlaşarak’ Tel Abyad’daki iki üstten çekildi

Erdoğan Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonun “yakın zamanda düzenleneceğini” yineledi.

Suriye’nin kuzeyindeki Kelcebrin beldesinin tepelerindeki bir askeri noktada Türkiye destekli bir gruba bağlı iki savaşçı (AFP)
Suriye’nin kuzeyindeki Kelcebrin beldesinin tepelerindeki bir askeri noktada Türkiye destekli bir gruba bağlı iki savaşçı (AFP)
TT

Türk güçleri ‘Rusya ile anlaşarak’ Tel Abyad’daki iki üstten çekildi

Suriye’nin kuzeyindeki Kelcebrin beldesinin tepelerindeki bir askeri noktada Türkiye destekli bir gruba bağlı iki savaşçı (AFP)
Suriye’nin kuzeyindeki Kelcebrin beldesinin tepelerindeki bir askeri noktada Türkiye destekli bir gruba bağlı iki savaşçı (AFP)

Kaynaklar Türk güçlerinin Rakka vilayetine bağlı Türkiye-Suriye sınırındaki Tel Abyad kenti kırsalındaki Tanuz ve Harkali köylerindeki askeri üslerden çekildiklerini aktarırken, Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolündeki bölgelerde bulunan temas hatlarında tarafların birbirini karşılıklı hedef alması sonucu gerginliğin tırmandığı bir süreçte, Türkiye, SDG’nin ana omurgasını oluşturan YPG tarafından Suriye’nin kuzeyindeki güçlerine düzenlenen saldırılar karşısında hareketsiz kalmayacağını yeniden vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın, “Suriye’nin kuzeyindeki güvenli bölgeler arasında yakında bağlantı kurma” konusundaki kararlılığını vurguladı. Bu açıklama, Ankara’nın, Mayıs ayında Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafında 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgeleri tamamlamak amacıyla duyurduğu askeri operasyon seçeneğinden henüz tamamen vazgeçmediğine işaret ediyor olabilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günü Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Suriye'de terör örgütünün (YPG) yuvalandığı son bölgeleri de temizleyerek bu güvenlik kuşağının halkalarını yakında birleştireceğiz” dedi.
Mayıs ayında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Menbiç ve Tel Rıfat’a “her an” askeri operasyon başlatabileceğini ilan eden Erdoğan, konferanstaki konuşmasında, ülkesinin terörle mücadelesini sürdüreceğini ve “30 kilometre derinliğinde güvenli bir hat kurma kararının baki olduğunu” belirtti.
Türkiye, olası askeri operasyonu için destek bulamadı. Suriye’deki DEAŞ terör örgütüyle mücadelesinde YPG’yi temel müttefiki olarak tanımlayan ABD, Türkiye’nin herhangi bir askeri hamlesinin DEAŞ ile mücadeleye katılan güçler için tehlike oluşturacağını söyleyerek böyle bir hamleye karşı uyardı. Avrupa ülkeleri de Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde herhangi yeni bir askeri operasyon düzenlemesini reddediyor. Ankara’dan, askeri çözüme başvurmak yerine Beşşar Esed rejimi ile diyalog kurmasını ve iş birliği yapmasını talep eden Rusya’nın yanı sıra Türkiye’nin herhangi bir operasyonunun sadece teröristlerin işine yarayacağını ve bölgenin istikrarına zarar vereceğini ilan eden İran da olası Türk operasyonunu karşı çıkıyor.
Türkiye’nin olası operasyonu, Türkiye’deki muhalif partilerin itirazlarıyla da karşı karşıya. Bu partiler, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Erdoğan’a Suriyeliler meselesi konusunda baskı uyguluyor ve Suriyelilerin rejim ile koordinasyon içerisinde ülkelerine geri gönderilmelerini talep ediyorlar. Muhalif partilerin itirazları ve baskısı, Haziran 2023’te yapılması planlanan parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı bir süreçte geliyor.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Büyükelçiler Konferansı’nın açılış konuşmasında, “Milyonlarca Suriyelinin güvenliğine katkı sağlayan Türkiye’nin YPG terör örgütünün saldırıları karşısında hareketsiz kalması beklenemez. Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyon yoluyla çok sayıda Suriyelinin güvenli geri dönüşünü sağladı. PKK/YPG terör örgütü ve uzantıları bu istikrar ortamını bozmak ve ayrılıkçı gündemini ilerletmek için ülkemize ve Suriyeli sivillere yönelik saldırıları sürüyor” dedi.
Bakan Çavuşoğlu, Türk güçlerinin Suriye’nin kuzeyindeki askeri operasyonlarla sınır ötesinde 4 bin kilometrekareyi teröristlerden temizlediğine ve böylece 515 bin 713 Suriyelinin bu bölgelere geri dönmesinin mümkün olduğuna işaret etti.

Türkiye ve desteklediği gruplar ile SDG arasında çatışmalar
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Halep kırsalındaki Kelcibrin’de bulunan Türk üssüne roketlerin düşmesi sonucu 6 Türk askerinin yaralandığını ve 3’ünün durumunun kritik olduğunu aktardı. Gözlemevine göre, SDG ve rejimin kontrolündeki bölgelerden fırlatılan yaklaşık 20 roket üsse ve çevresine düştü. Gözlemevi ayrıca İran’a ait bir silahlı insansız hava aracının (SİHA) Halep’in kuzey kırsalında Türkiye destekli gruplara ait bir noktayı hedef aldığını belirtti. Bu saldırı, son bir hafta içinde Türk üssünü hedef alan ikinci saldırı olarak biliniyor. Nitekim 26 Temmuz’da da bir Türk üssüne yapılan bombardımanda 2 Türk askeri hayatını kaybetmişti.
Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) Halep’in kuzey kırsalındaki Um El-Huş köyü ve Afrin kırsalındaki Şirava nahiyesine bağlı Ebin köyünün çevresini top ateşiyle hedef aldı.
Türk güçleri ve desteklediği gruplar Halep’in kuzeydoğusunda yer alan Menbiç kenti kırsalında SDG’nin kontrolündeki Avn ed-Dadat, Tohar, El-Cat ve El-Huşriye köylerini bombaladı. Bu bombardıman, Halep’in doğu kırsalındaki es-Sacur harekât sınır hattı bölgesinde Pazar günü TSK ve SMO unsurları ile SDG'ye bağlı Menbiç Askeri Konseyi güçleri arasında ağır silahlarla çatışmalar yaşanmasının ardından geldi.

Türkiye’den Halep’in kuzey kırsalına destek konvoyu
Türk ordusu Halep’in kuzey kırsalına takviye gönderdi. Zira Türk askeri konvoyu Pazar gecesi Er-Rai Sınır Kapısı’ndan geçerek Halep’in doğu kırsalındaki El-Bab kentine doğru hareket etti. Konvoy çok sayıda mühimmatın yanı sıra birkaç tank ve zırhlı araç yüklüydü. Sultan Murad grubu unsurları El-Bab kentine ulaşana dek konvoya eşlik etti.

Türkiye Tanuz ve Harkali köylerindeki üslerden çekildi
Gözlemevi’nin aktardığına göre, Rakka vilayetine bağlı Suriye-Türkiye sınırındaki Tel Abyad kentinde yer alan Tanuz ve Harkali köylerindeki askeri üslerde bulunan Türk güçleri, Rus tarafıyla ortak koordinasyon içinde bölgenin içlerindeki temas hatlarına doğru ilerlemek amacıyla bu üslerden çekildi. Bu çekilmenin sonucu olarak, Rus ve Türk tarafları arasında ilan edilmeyen bir anlaşma doğrultusunda Rus ve rejim güçlerinin Tel Abyad’a doğru yeni bir ilerleme kaydetmesi bekleniyor. Gözlemevi, rejim güçlerinin, Türk güçlerinin çekilmesinin ardından iki üssü roketlerle hedef aldığını kaydetti. Türk güçleri, Ekim 2019’da düzenlenen Barış Pınarı Harekatı’yla bölgede kontrolü ele geçirmesinin ardından söz konusu iki köyde üs inşa etmişti.



Hizbullah İran ile dayanışma içinde... Caca: Lübnan krizinin sona ermesi, İran tarafından verilen desteğin sona ermesiyle başlar

 Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
TT

Hizbullah İran ile dayanışma içinde... Caca: Lübnan krizinin sona ermesi, İran tarafından verilen desteğin sona ermesiyle başlar

 Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)
Hizbullah destekçileri, Beyrut şehir merkezindeki Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCWA) binası önünde Hizbullah tarafından düzenlenen gösteride Hizbullah ve İran bayrakları salladı, 4 Şubat 2026. (EPA)

Bölgenin yaşadığı bekleyiş atmosferi içinde Lübnan’daki tutumlar, özellikle İran’ın rolü başta olmak üzere bölgesel dosyalara yaklaşımda mevcut çelişkiyi yansıtıyor. Bu durum, Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca’nın, “İran, Hizbullah’a verdiği desteği kestiği zaman Lübnan’daki sorun çözülür” sözlerinde açıkça görülürken, Hizbullah’ın meclis grubu ise Genel Sekreter Naim Kasım’ın tarafsız kalınmayacağını vurgulamasının ardından Tahran ile ‘dayanışma’ ifade etmekle yetindi.

Bu gelişmeler, İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve doğusuna yönelik hava saldırılarına yeniden başladığı bir dönemde yaşandı. Dün öğleden sonra güneyde Mahmudiye beldesi ve Vadi Burguz’u hedef alan saldırılar, daha sonra güneyde Cebel er-Reyhan’daki el-Vaziyye bölgesi ile doğuda Hermel-Zegrin tepelerine yöneldi.

İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu, Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Hizbullah terör örgütüne ait hedeflere saldırılar düzenliyor” ifadesini kullandı.

 İsrail’in Lübnan’ın doğusundaki Hermel bölgesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman (Sosyal medya)İsrail’in Lübnan’ın doğusundaki Hermel bölgesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen duman (Sosyal medya)

Hizbullah, İran’la dayanışma içinde olduğunu ifade etti

Hizbullah’ın meclis grubu yayımladığı açıklamada, “ABD’nin saldırgan tehditleri karşısında İran İslam Cumhuriyeti ile liderliği, hükümeti ve halkıyla tam dayanışma içinde olduğunu” ifade ederken, ‘İran’ın liderliği ve halkıyla sergilediği kararlı ve dirençli tutumun, olası bir saldırıyı püskürtebileceğini’ belirtti.

Lübnan’ın güneyindeki sınır kasabası Ayta eş-Şaab’da İsrail güçleri tarafından havaya uçurulan bir evin enkazı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)Lübnan’ın güneyindeki sınır kasabası Ayta eş-Şaab’da İsrail güçleri tarafından havaya uçurulan bir evin enkazı (Lübnan Ulusal Haber Ajansı – NNA)

Lübnan iç siyasetine ilişkin olarak da açıklamalarda bulunan blok, ‘günlük suikastlardan sivil tesislerin yoğun şekilde hedef alınmasına kadar uzanan suç niteliğindeki saldırıları’ kınadığını belirtti. Açıklamada, ‘ekili alanlara ve tarım arazilerine zehirli maddeler atılması ve Lübnanlıların sağlığının tedavisi zor hastalıklar riskiyle karşı karşıya bırakılmasına’ dikkat çekilerek, bunun ‘ön cephe bölgelerini çölleştirerek halkından arındırmayı amaçladığı’ ifade edildi. Blok, ‘uluslararası sessizliği’ ve ‘bu açık terör suçları karşısındaki ihmali’ de kınarken, uluslararası toplum kuruluşlarını bu ihlallerin sürmesinden tamamen sorumlu tuttu.

Caca: İran Hizbullah’a desteğini keserse sorun çözülecek

Buna karşılık Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, “İran, Hizbullah’a verdiği desteği kestiğinde tüm sorun çözülecek” görüşünü dile getirdi.

Bir radyo programında konuşan Caca, “Dünyadaki tüm ülkeler cuma günü (bugün) Umman’da yapılacak toplantıyı bekliyor” diyerek, ‘ihtilaf noktalarının son derece büyük olduğunu’ vurguladı. Sorunun müzakereler yoluyla çözülmesini temenni ettiğini belirten Caca, “Ancak bunun bir sonuca ulaşacağını görmüyorum” ifadesini kullandı.

Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, (Arşiv)Lübnan Kuvvetleri Partisi lideri Samir Caca, (Arşiv)

Umman’da yaşanacak gelişmelerin Lübnan’a yansımalarına da değinen Caca, “Ne yazık ki Lübnan ve İran dosyaları arasında bir bağlantı var” değerlendirmesinde bulundu. Caca sözlerini şöyle sürdürdü: “İran, son kırk yıl içinde Lübnan devletinin tüm işleyişini sekteye uğratan bir nüfuz alanı oluşturmayı başardı. İran, Hizbullah’a verdiği desteği durdurduğunda tüm sorun çözülecek.”

Caca, ‘ateşkes anlaşmasının Lübnan’da belirli bir bölgeyi değil, ülkenin tamamını kapsadığını’ vurgulayarak, 1559 sayılı kararın ‘Lübnan topraklarının tamamında tüm gayrimeşru silahlı örgütlerin tasfiye edilmesini talep ettiğini’ hatırlattı. Meclis seçimlerine ilişkin olarak ise ‘seçimlerin zamanında yapılacağını’ ve ‘tüm sürecin yüzde 100 anayasal ve yasal çerçevede ilerlediğini’ ifade etti.


ABD Genelkurmay Başkanı, Lübnan Ordu Komutanı ile görüştü

General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
TT

ABD Genelkurmay Başkanı, Lübnan Ordu Komutanı ile görüştü

General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)
General Rudolph Heykel (Rehberlik Müdürlüğü)

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Keane, Pentagon'da Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel ile görüştükten sonra, ABD'nin Ortadoğu'daki savunma ilişkilerinin önemini vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı sözcüsü Joseph Holstead, Keane'in salı günü Lübnan ordu komutanı ve bir önceki gün Katarlı bir savunma yetkilisiyle yaptığı görüşmenin ardından "ABD'nin Ortadoğu'daki kalıcı savunma ilişkilerinin önemini yeniden teyit ettiğini" söyledi. Heykel'in Kasım 2025'te Washington'u ziyaret etmesi planlanmıştı, ancak o dönemdeki bir askeri kaynağa göre, ABD'li siyasi ve askeri yetkililer Lübnan'dan ayrılmadan saatler önce onunla yapacakları görüşmeleri iptal etmeleri nedeniyle ziyaret iptal edilmişti.

Ziyareti iptal edenler arasında önde gelen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham da vardı. Graham o dönemde yaptığı açıklamada, Heykel'in "Hizbullah'ı silahsızlandırmak için neredeyse hiçbir çaba göstermemesini" eleştirmişti. Graham, dün X.com'da yaptığı paylaşımda, Heykel'e Lübnan ordusunun Hizbullah'ı "terör örgütü" olarak görüp görmediğini sorduktan sonra onunla yaptığı görüşmeyi aniden sonlandırdığını söyledi. Graham, Heykel'in "Hayır, Lübnan bağlamında değil" diye yanıt verdiğini ifade etti.

Lübnan ordusu ocak ayında, Hizbullah'ı silahsızlandırma planının ilk aşamasını tamamladığını ve bu aşamanın Lübnan'ın güneyinde Litani Nehri ile İsrail sınırı arasındaki bölgeyi kapsadığını duyurdu. İsrail ile Hizbullah arasında yaklaşık bir yıl süren çatışmaların ardından Kasım 2025'in sonlarında varılan ateşkes anlaşmasına göre, İran destekli grubun Litani Nehri'nin kuzeyindeki güçlerini geri çekmesi ve boşaltılan bölgelerdeki askeri altyapısını ortadan kaldırması, İsrail güçlerinin ise Lübnan'dan çekilmesi gerekiyor.

Ancak Hizbullah silahlarını teslim etme çağrılarını reddederken, İsrail Hizbullah üyelerini ve tesislerini hedef aldığını söylediği düzenli Lübnan baskınlarına devam etti ve stratejik olarak gördüğü Lübnan toprakları içindeki ve sınırlarına yakın beş noktada güçlerini konuşlandırdı.

Lübnan ordusunun planı beş aşamadan oluşuyor. İkinci aşama, Litani Nehri'nin kuzeyinden, Sayda’nın (Sidon) kuzeyinden geçen ve sınırdan yaklaşık 60 kilometre uzaklıkta bulunan Avali Nehri'ne kadar olan bölgeyi kapsıyor. Hükümetin, uygulamaya geçmeden önce şubat ayında bu ikinci aşamayı görüşmesi bekleniyor.


İsrail, "7 Ekim" olaylarına katılan Gazzelileri hedef alıyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail, "7 Ekim" olaylarına katılan Gazzelileri hedef alıyor

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)
Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta İslami Cihad lideri Ali el-Razayna'nın cenaze töreninde Filistinli bir kadın oldukça duygulanmış halde görüntülendi (Reuters)

İsrail, 7 Ekim 2023 saldırısına katılan ve Filistinliler tarafından intikam eylemi olarak nitelendirilen operasyonlarda İsrailli rehinelerin (canlı veya ölü) ele geçirilmesinde rol oynayan Gazze Şeridi'ndeki önde gelen aktivistleri takip etmeye devam ediyor. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre bu durum, daha önce birkaç kez olduğu gibi, olaya karışanların ailelerine karşı da gerçekleşti.

İsrail ordusu çarşamba günü, Hamas ve İslami Cihad'ın silahlı kanatlarındaki önde gelen aktivistleri hedef aldığını ve saldırıya karışmakla suçladığını açıklayan bir dizi bildiri yayınladı.

Öte yandan, İsrail Savcılığı, Tel Aviv Bölge Mahkemesi'ne bazı savunma tanıklarını sorgulamaktan vazgeçtiğini ve böylece İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun üç yolsuzluk davasındaki yargılama süresinin kısaltıldığını bildirdi. Bu durum, savcılığın artık onu mahkum etmek için yeterli kanıta sahip olduğu anlamına mı geldiği, yoksa affın bir öncüsü mü olduğu konusunda soruları gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Savcılık, sorgulamayı on dört oturum yerine dört veya beş oturumda tamamlayacağını vurguladı; bu da davanın yıl sonundan önce bitebileceği anlamına geliyor.