Trablus’a yeniden çatışma korkusu hakim

Libya’nın güneybatı bölgesi Fizan’da Ubari halkı, taleplerinin değerlendirilmesi için verilen son tarihin dolmasının ardından petrol sahalarını kapatacak

Lafi’nin UNSMIL Başkanvekili ile yaptığı görüşmeden bir görüntü (Libya Başkanlık Konseyi)
Lafi’nin UNSMIL Başkanvekili ile yaptığı görüşmeden bir görüntü (Libya Başkanlık Konseyi)
TT

Trablus’a yeniden çatışma korkusu hakim

Lafi’nin UNSMIL Başkanvekili ile yaptığı görüşmeden bir görüntü (Libya Başkanlık Konseyi)
Lafi’nin UNSMIL Başkanvekili ile yaptığı görüşmeden bir görüntü (Libya Başkanlık Konseyi)

Libya ordusunun kuruluşunun 82’inci yıldönümü münasebetiyle askerî geçit töreni hazırlıkları devam ederken, milis gruplar da güçlerini şehir içinde seferber etmeyi sürdürüyor. Bu çerçevede Libya’nın başkenti Trablus’ta askeri ve güvenlik gerginliği 8 Ağustos’ta da devam etti.
Başkent Trablus sakinlerinin yeni bir çatışma çıkacağına dair korkularını artıran bu gelişmeler karşısında yerel arabulucular, Trablus’taki güvenlik bozulmasını durdurmaya çalıştı. Yerel medya organlarına göre görgü tanıkları, durumu Genel Güvenlik Teşkilatı Başkanı İmad et-Trablusi’yi desteklemek üzere Zintan şehrinden başkent Trablus’a doğru yola koyulan ‘büyük askeri hareketler’ olarak nitelendirdi. Durumla eş zamanlı olarak görevden alınan Askeri İstihbarat Direktörü Usame el-Cuveyli’ye bağlı araçlar ve diğer silahlı oluşumlar, es-Suvani Köprüsü çevresinde yayılmaya başladı.
Kaynaklar, orta ve ağır silahlarla donanmış bir konvoyun, Trablus’un güneyindeki 7 Nisan kampındaki Tümgeneral Usame el-Cuveyli’nin güçlerine destek olarak, Ortak Batı Harekât Odası karargahına ulaştığını açıkladı. Kaynaklara göre askeri güçler ise Libya ordusunun 82. kuruluş yıl dönümü kutlama hazırlıklarını sürdürüyor. Kaynaklar ayrıca, Trablus’taki silahlı milislerin, ordunun kuruluş yıl dönümünü kutlamak için Suriyeli paralı askerlerin kontrolündeki Cenzur Deniz Harp Okulu’nda askerî geçit töreni düzenlemeyi planladıklarına dikkati çekti.
Ancak yerel medya organları, Trablus’taki seferberliklerin tümünün, Dibeybe’nin ve Menfi’nin başkente ‘organize ve disiplinli bir orduya sahip olduklarını gösterme’ girişimlerinin bir parçası olduğunu belirtti. Medya organları, “Gösteri, Mahmud bin Receb liderliğindeki 52. Piyade Tugayı karargahında olacak. Bingazi ve Derne şehirlerinden kaçan ve radikalizm yanlısı örgütlere katılan bir dizi Suriyeli paralı asker ve çok sayıda silahlı milis de bu gösteriye katılacak” dedi.
Öte yandan Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi, 8 Ağustos’ta Libya’daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanvekili Risdon Zeninga ile görüşmede bulundu. Lafi, görüşme sırasında Başkanlık Konseyi’nin entegre bir yol haritasında ulaşmak ve seçime fayda sağlayacak bir tarih belirlemek amacıyla ‘siyasi sürece katılan tüm taraflarla iletişim kurmaya’ ve ‘Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi arasındaki anayasal süreçte kalan anlaşmazlık noktalarını tamamlamaya’ devam ettiğini söyledi.
Aynı şekilde BM yetkilisi, Başkanlık Konseyi’nin ülkedeki krizi sona erdirmek için tüm taraflarla iletişim kurma çabalarına övgüde bulundu. Zeninga, projenin stratejik vizyonunu uzmanlara, üniversitelerin ve araştırma merkezlerinin profesörlerine sunarak, konsey tarafından ulusal uzlaşı dosyasında gerçekleştirilen ilerlemenin yanı sıra, siyasi sürece ivme kazandıran bu çabalara yönelik BM desteğini dile getirdi. Risdon Zeninga ayrıca, Libya’nın güneyindeki Bent Bayya’da akaryakıt tankerinde meydana gelen patlamada hayatını kaybedenler için Başkanlık Konseyi’ne ve Libya halkına başsağlığı dileyerek, yaralılara da acil şifalar temennisinde bulundu.
Öte yandan Ubari şehri sakinleri, 8 Ağustos’ta Bent Bayya olayının arka planında taleplerinin değerlendirilmesi için verilen sürenin dolmasının ardından petrol sahalarının kapatılması için prosedürlerin başladığını duyurdu.
Diğer taraftan paralel hükümet olan İstikrar Hükümeti Başkanı Fethi Başağa, geçen dönemde kendisini durdurma ve hakkında soruşturma başlatma kararının ardından eski görevine geri döndü. geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe ise geçen pazar günü Trablus’ta el-Cebel belediye başkanlarıyla güvenlik durumuna ilişkin gelişmeleri ele aldı. Belediye başkanları, “Tüm belediyeler savaşları, ayaklanmayı ve geçiş aşamalarını reddetmekte ve birlik hükümetini parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasında desteklemektedir” dedi. Kaynaklar ise, Misrata şehrinin batı girişi olan ed-Dafine kapısının kapatıldığını yalanlayarak, “Kapı açık ve hareketlilik normal şekilde devam ediyor. Ortalıkta dolaşan haberler, sadece söylentiden ibarettir” dedi.
Rakibi Fethi Başağa ile iktidar mücadelesi çerçevesinde vatandaşların desteğini kazanma girişimlerinin bir parçası olarak Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe, 8 Ağustos’ta Yüksek Öğrenim, Bilimsel Araştırma ve Teknik Eğitim Bakanlarına ‘üniversite ve yüksek enstitü öğrencilerine yıllık burs ödemesini eğitim-öğretim yılı başlamadan önce Maliye Bakanlığı ile koordineli olarak uygulamaya koymaları’ talimatını verdi. Hükümet de dün Facebook hesabı üzerinden söz konusu haberi duyurdu.
Dibeybe’nin gençlik ve öğrenci faaliyetleri çerçevesinde imza törenine katıldığı anlaşmaya göre Libyan Post Telekomünikasyon ve Bilgi Teknolojileri Şirketi, üniversitelerin, enstitülerin ve teknik kolejlerin öğrencilerinin burslarını karşılayacak kurum oldu. Ulusal Birlik Hükümeti Yüksek Öğretim ve Teknik Eğitim Bakanlıkları ile öğrenci başına 500 dinar değerinde bir öğrenci hibe projesini uygulamak için bir anlaşma imzalandı.
11 Kasım 2021’de Dibeybe, öğrenci bursunu uygulamak ve öğretim üyeleri için 126 sayılı kararı etkinleştirmek için çeşitli talimatlar verdi. Dibeybe, söz konusu tarihte üniversitelerin ve yüksek enstitülerin verilerini Maliye Bakanlığı ile eşleştirmeleri gerektiğini vurguladı.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.