Erken yaşlanmaya neden olan 7 alışkanlık

Reuters
Reuters
TT

Erken yaşlanmaya neden olan 7 alışkanlık

Reuters
Reuters

Yaşlanmak tüm insanların ortak kaderi... Ancak bu doğal durum genetik faktörler veya yaşam tarzı sonucunda beklenenden daha erken ortaya çıkabilir.
İngiliz Independent gazetesinin haberine göre uzmanlar, 7 faktörün yaşlanma üzerinde etkili olduğunu ortaya koydu. Faktörler şu şekilde sıralandı:

1-Alkol tüketmek
Oxford Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, alkolün DNA'ya zarar vererek yaşlanma sürecini hızlandırdığına dair yeni kanıtlar ortaya koydu. Uzmanlar, yaklaşık 250 bin kişinin verilerini inceledi ve alkol içenlerin telomerlerinin daha kısa olduğunu buldu.

2-Güneşe maruz kalmak
Birçok bilimsel çalışma, güneş ışığına maruz kalmanın cilt yaşlanmasına neden olabileceğini gösteriyor. 2013 yılında yapılan bir araştırma, yüzdeki yaşlanma belirtilerinin yüzde 80'inden UV ışınlarının sorumlu olduğunu gözler önüne serdi.

3-Hareketsizlik (Fazla oturmak)

Uzmanlar, çok fazla oturmanın ve daha az aktivitenin yaşla birlikte kas inşa etmeyi zorlaştırdığını ve osteoporoz, halsizlik ve düşme sonucu kalça kırığı riskini artırdığını belirtiyor.

4- Sigara kullanımı
Sigara kullanmanın cildi sağlıklı ve elastik tutan protein olan kolajen üretimini etkilediği düşünülğyor. Yaşlandıkça vücudumuz daha az kolajen üretir. Bu nedenle cilt sarkmaya ve kırışıklıklar oluşmaya başlar. Sigara içmek bu süreci hızlandırarak erken yaşlanmaya neden olur.

5- Sağlıksız beslenmek
Sebze, bakliyat, tahıl ve meyve gibi yüksek lifli gıdalar, telomer uzunluğu ile ilişkilidir. Bu gıdalar, diğer antioksidanların yanı sıra C, E vitaminleri ve beta-karoten gibi besinlerle dolu.Uzmanlar, balık, avokado ve kuruyemiş gibi sağlıklı yağ kaynaklarını da beslenmemize dahil etmenin, telomer uzunluğunu azaltan ve birçok hastalığa neden olabilen kırmızı ve işlenmiş et ile şekerli içeceklerin alımını azaltmanın da önemli olduğunu söylüyorlar.

6- Gerginlik
Şiddetli stres de telomerlerin uzunluğunu azaltıyor ve kan basıncını yükseltiyor. Bu da yaşlanmayla ilintili hastalıklara yakalanmaya neden olabilir. Bu gerilime karşı koymak için uzmanlar, bir psikiyatristle bu konuda konuşmayı, derin nefes alma, meditasyon ve yoga yapmayı tavsiye ediyor.

7- Uykusuzluk
Uzmanlar, daha kısa telomerlerin de yeterince uyumamakla bağlantılı olduğu görüşünde. Ayrıca uyku yoksunluğunun, egzersiz yapmamak, şekerli ve yağlı yiyecekler yememek gibi hastalık riskini artıran sağlıksız davranışların olasılığını da artırdığı belirtiliyor.



Batman hayranlarına kötü haber: Yine ertelendi

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
TT

Batman hayranlarına kötü haber: Yine ertelendi

Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)
Gotham'ın elitlerini hedef alan sadist seri katil Riddler'ı yakalamaya çalışan Batman'in hikayesini anlatan The Batman üç dalda Oscar'a aday gösterilmişti (Warner Bros.)

Warner Bros., The Batman Part II'nin vizyon tarihini bir kez daha erteleyerek filmi 18 Şubat 2028'e çekti.

Böylece ilk filmin Mart 2022'deki gösterimiyle devam halkası arasında yaklaşık 6 yıllık bir boşluk oluşacak. 

Matt Reeves, erteleme haberini Robert Pattinson'ın Kara Şövalye kostümüyle yer aldığı ilk kamera testi görüntülerini Vimeo'da paylaşarak duyurdu.

Gecikmenin sebebi

İlk olarak 2 Ekim 2026'da vizyona girmesi planlanan, ardından 1 Ekim 2027'ye ertelenen filmin 2028 yılına kaydırılması, Reeves'e post prodüksiyon çalışmalarını tamamlaması için daha fazla zaman tanıyacak. 

Hollywood grevleri nedeniyle çekimlerin yaklaşık 5 ay gecikmesi de bu ertelemenin önemli nedenlerinden biri oldu.

DC Stüdyoları'nın eş başkanı James Gunn, Threads üzerinden yaptığı açıklamada büyük bütçeli devam filmleri için bu tarz uzun araların sinema tarihinde oldukça yaygın olduğunu belirterek projeyi savunmuştu:

Dürüst olmak gerekirse, devam filmleri arasında 5 yıl veya daha fazla süre olması son derece normal bir durum. Örneğin Yaratık'la (Alien) Yaratık 2 (Aliens) arasında 7, İnanılmaz Aile (The Incredibles) filmleri arasında 14, ilk iki Terminatör (The Terminator) arasında 7, Avatar serisinde 13, Top Gun filmleri arasında ise tam 36 yıl vardı. Keza Galaksinin Koruyucuları 2'yle (Guardians of the Galaxy Vol 2) 3 arasında da 6 yıl bekledik.

Kadroya yeni yıldızlar katılıyor

Rolünü yeniden canlandıracak Robert Pattinson, Andy Serkis ve Colin Farrell'ın yanı sıra devam filminin kadrosuna Scarlett Johansson, Sebastian Stan, Game of Thrones'la tanınan Charles Dance, Brian Tyree Henry ve Sebastian Koch gibi önemli isimler katılıyor. 

Reeves'in senaryosunu Mattson Tomlin'le birlikte kaleme aldığı yapımın konusu ve yeni oyuncuların hangi karakterleri canlandıracağı ise hâlâ gizliliğini koruyor.

Warner Bros.'tan diğer vizyon değişiklikleri

Stüdyo, Batman'in erteleme kararıyla birlikte vizyon takvimindeki diğer iddialı projelerin tarihlerini de güncelledi.

J.J. Abrams'ın yöneteceği, başrollerini Glen Powell ve Jenna Ortega'nın paylaştığı gizemli proje The Great Beyond, The Batman Part II'den boşalan 1 Ekim 2027'ye kaydırıldı. Filmin eski tarihiyse 13 Kasım 2026'ydı. Filmin müziklerini de bizzat Abrams besteleyecek.

Sam Esmail'ın yönettiği ve Julia Roberts'ın başrolde yer aldığı Panic Carefully, kısa bir gecikmeyle 9 Nisan 2027'ye ertelendi. Daha önce filmin 26 Şubat 2027'de vizyona gireceği duyurulmuştu.

Boşalan 26 Şubat 2027'yi dolduracak yeni yapım ise Santiago Menghini imzalı korku filmi Revenge of La Llorona oldu.

Warner Bros. böylece devam projesini de dünya genelinde 770,3 milyon dolar hasılat elde eden ilk film gibi kış-bahar dönemine yerleştirmiş oldu.

Yeni vizyon tarihi, filme ABD'de resmi tatile denk gelen dört günlük uzun hafta sonundan da yararlanma fırsatı sunacak.

Independent Türkçe, Variety, Hollywood Reporter


Uzmanlar uyardı: Sosyal medya yasağı gençlerde "istenmeyen zarara" yol açabilir

TikTok, bir kişinin sitedeki faaliyetlerini inceleyerek yaşını tahmin eden "yaş çıkarımı" yöntemini kullanıyor (AFP)
TikTok, bir kişinin sitedeki faaliyetlerini inceleyerek yaşını tahmin eden "yaş çıkarımı" yöntemini kullanıyor (AFP)
TT

Uzmanlar uyardı: Sosyal medya yasağı gençlerde "istenmeyen zarara" yol açabilir

TikTok, bir kişinin sitedeki faaliyetlerini inceleyerek yaşını tahmin eden "yaş çıkarımı" yöntemini kullanıyor (AFP)
TikTok, bir kişinin sitedeki faaliyetlerini inceleyerek yaşını tahmin eden "yaş çıkarımı" yöntemini kullanıyor (AFP)

Bilim insanları, Avustralya'da uygulanan ve birçok ülkede gündemde olan sosyal medya kısıtlamalarının, sorunun temel nedenlerini değiştirmeden çocuklarda istenmeyen sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Araştırmacılar, sosyal medyanın ergenleri, aileleri, okulları ve hükümetleri içeren daha geniş bir sistem içinde işlediğini ve sorunlu kullanımın tekil politikalarla çözülemeyeceğini savunuyor.

Sosyal medya platformlarının tamamen yasaklanmasının, ergenleri daha gizli veya denetlenmesi daha zor alanlara itebileceği uyarısını yapıyorlar.

British Medical Journal'da yayımlanan makalede araştırmacılar, sosyal medyaya yönelik kapsamlı yasakların, tütün ve alkol endüstrileri gibi büyük teknoloji şirketlerini de düzenlemelere siyasi, bilimsel, teknolojik ve ekonomik açılardan uyum sağlamaya itebileceğini yazıyor.

Şirketler, yeni düzenlemelerin kapsamı dışında kalması için "sosyal medya" kavramını yeniden tanımlamaya çalışabilir.

Bilim insanları, şirketlerin daha az düzenlenen alanlara yönelebileceği, lobi faaliyetleri ve kamuoyuna yönelik mesajlar yoluyla politikaları şekillendirebileceği uyarısını paylaşıyor.

Ayrıca sosyal medya kullanım kısıtlamaları tüm gençleri aynı şekilde etkilemeyebilir.

Bilim insanları bu hamlenin, destekleyici ailelere, yüksek kaliteli eğitim kaynakları ve fırsatlarına erişimi olanlara, izolasyonla karşı karşıya kalan, güvensiz ortamlarda yaşayan veya sınırlı destek alan gençlere kıyasla daha fazla fayda sağlayabileceğini savunuyor.

Ergen bir yazar, sosyal medya platformlarının "arkadaşlıkların kurulduğu, insanların topluluklar bulabildiği, kendilerini ifade edebildiği, yeni şeyler öğrenebildiği ve bazen de zor durumlardan kaçabileceği bir yer" olduğunu söylüyor.

Yazar, "Aileleriyle konuşmaktan çekindikleri konular hakkında sosyal medyadan bana ulaşan arkadaşlarım oldu ve ben de aynısını yaptım. Sosyal medya olmasaydı ne yapacaktık?" diye soruyor.

Bazı platformlar yasaklansa veya kısıtlansa bile, çoğu genç sosyal medyayı tamamen bırakmaz; gençler çevrimiçi ortama hızla uyum sağlayabildiğinden başka uygulamalara geçeriz. Bu bizi ne korkutur ne de başka bir alternatif bulmaktan alıkoyar.

scdfvgthyj
Fotoğraf: Reuters

Bilim insanları kapsamlı yasaklar yerine, bu etkileri öngörebilecek sistemler tasarlanmasını ve daha dengeli, kanıta dayalı yaklaşımlar geliştirilmesini talep ediyor.

Araştırmacılar sosyal medyanın etkilerine ilişkin değerlendirmelerin, ekran süresi veya ruh sağlığındaki kısa vadeli değişiklikler gibi tek başına ele alınan ölçütlerin ötesine geçerek okulla etkileşim, sosyal bağlar, sektör ve platformların tepkileri gibi daha geniş çaplı faktörleri ve uzun vadeli etkileri de kapsaması gerektiğini belirtiyor.

Böyle geniş bir bakış açısının "politikaların dengeli, esnek ve kanıta dayalı olmasını sağlamaya ve zamanla iyileştirilmesine katkı sunacağını" savunuyorlar.

Araştırmacılar, "Bu geniş bakış açısı olmadan hükümetler, istenmeyen zararlara yol açabilecek ve yeterince anlaşılmayan, temel nedenleri değiştirmeyen ve son derece görünür politikaları uygulamaya koyma riskiyle karşı karşıya kalır" diye yazıyor.

Avrupa Birliği, 27 üyeli birlik genelinde küçük çocukların sosyal medyaya erişimini sınırlamak için harekete geçeceğini açıkladı; bu, çevrimiçi tehlikelere karşı koruma sağlama amacıyla bugüne kadar atılan en büyük adım olabilir.

Avustralya, Britanya, Çin, Hindistan ve ABD halihazırda sosyal medya yasağı getirdi ya da getirmeyi değerlendiriyor. Bu yasaklar esasen TikTok, Alphabet'in YouTube'u, Meta'nın Instagram ve Facebook'unu hedef alıyor.

Independent Türkçe


Matt Damon, "bir daha hiçbir film için bu değişimi yapmayacağını" söyledi

Matt Damon, Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi için zayıflamak amacıyla yaşam tarzında büyük bir değişikliğe gitti (Universal Pictures)
Matt Damon, Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi için zayıflamak amacıyla yaşam tarzında büyük bir değişikliğe gitti (Universal Pictures)
TT

Matt Damon, "bir daha hiçbir film için bu değişimi yapmayacağını" söyledi

Matt Damon, Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi için zayıflamak amacıyla yaşam tarzında büyük bir değişikliğe gitti (Universal Pictures)
Matt Damon, Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi için zayıflamak amacıyla yaşam tarzında büyük bir değişikliğe gitti (Universal Pictures)

Matt Damon, bir film rolü için bir daha asla yapmayacağı fiziksel dönüşüm türünü açıkladı.

Christopher Nolan'ın çektiği The Odyssey'de Kral Odysseus rolünü üstlenmek için en son lise yıllarında gördüğü 76 kiloya inen Damon, bu hedefe ulaşmak için diğer şeylerin yanı sıra gluteni kestiğini söyledi. Ancak Damon, role hazırlanırken sadece beslenme düzenini değil, "tüm yaşam tarzını değiştirdiğini" vurguladı.

People dergisine verdiği röportajda kilo verme süreci hakkında konuşan Damon, "Bunu sağlıksız bir şekilde yapmadım" dedi.

Bence tam tersini yapıp kilo alsaydım, bu tehlikeli olurdu ve artık bunu yapmayacağım. Bunu hayatımın daha önceki bir döneminde yaptığımdan dolayı mutluyum.

Ve fiziksel olarak zorlu bir çekim süreci olmasına rağmen (Damon bunu "şimdiye kadar yer aldığım en zorlayıcı film" diye niteledi) "her dakikasından keyif aldığını" da söyledi.

Damon daha önce NFL yıldızı kardeşler Jason ve Travis Kelce'nin New Heights podcast'inde sağlık dönüşümü hakkında konuşmuş ve Nolan'ın "zayıf ama güçlü olmasını istediğini" söylemişti.

"Çok iyi bir formdaydım. Çok kilo verdim" diyen Can Dostum (Good Will Hunting) oyuncusu, film çekimlerinden önce "84'le 90 kilo arasında dolaştığını" da sözlerine eklemişti.

Film, Damon'ın canlandırdığı Odysseus'un Truva Savaşı'ndan sonra memleketi İthaka'ya uzun yolculuğunda canavarlarla, tanrılarla ve mitolojik düşmanlarla çarpışmasını, karısı Penelope'nin (Anne Hathaway) taliplerini savuşturmasını ve oğlu Telemachus'un (Tom Holland) onu aramasını konu alıyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Robert Pattinson, Zendaya, Elliot Page, Lupita Nyong'o ve Charlize Theron yer alıyor.

The Odyssey, Damon'ın yönetmen Nolan'la üçüncü işbirliği. Daha önce Yıldızlararası (Interstellar, 2014) ve yönetmenin 2024 ödül sezonuna damgasını vuran, 7 Oscar, 7 BAFTA ve 5 Altın Küre kazanan önceki filmi Oppenheimer'da (2023) birlikte çalışmışlardı.

Nolan, Damon'ın Odyssey için neden vazgeçilmez olduğunu yakın zamanda açıkladı.

Nolan, Los Angeles Times'a, "Matt'le daha önce iki kez çalıştım ve izleyiciyle harika bir bağlantısı var, onları içine çekiyor" diye konuştu.

Bu çok karmaşık karakter için, rollere bürünebilen, seyirciye çok açık bir oyuncuya ihtiyacım vardı. Seyircinin onun hatalarını birlikte yaşamasını istiyorsunuz ve bu karakter çok hata yapıyor.

Nolan, Damon'ın farklı karakter tarzları arasında kolaylıkla geçiş yapabildiğini belirterek şunları ekledi:

Matt, Marslı'da (The Martian) sıradan biriydi, Jason Bourne filmleri için bir tür süper kahramandı ve Odysseus da kısmen sıradan biri, kısmen süper kahraman.

Independent Türkçe