Mısır, Filistin ve İsrail arasındaki ateşkesi sürdürmek istiyor

Sisi, geçtiğimiz Aralık ayında Kahire'de Lapid ile görüştü (Twitter)
Sisi, geçtiğimiz Aralık ayında Kahire'de Lapid ile görüştü (Twitter)
TT

Mısır, Filistin ve İsrail arasındaki ateşkesi sürdürmek istiyor

Sisi, geçtiğimiz Aralık ayında Kahire'de Lapid ile görüştü (Twitter)
Sisi, geçtiğimiz Aralık ayında Kahire'de Lapid ile görüştü (Twitter)

İsrail'in Nablus'ta Filistinli “direniş” gruplarının liderlerini hedef alan operasyonları devam ederken, Mısır, Tel Aviv ile İslami Cihad Hareketi arasında ateşkesi ihlal etme girişimlerini engellemeye çalışıyor.
Dün, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile İsrail Başbakanı Yair Lapid, İsrail'in Gazze'ye düzenlediği üç gün süren saldırıların ardından varılan ateşkesi değerlendirdi. Görüşmede, mevcut sükûneti güçlendirmenin ve Batı Şeria'da veya Gazze Şeridi'nde durumu istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü girişimi engellemenin önemine dikkat çekildi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Büyükelçi Bessam Radi, Mısır’ın, Gazze’de durumun kontrol altına alınması ve çatışmaların genişlemesinin önlenmesi için yoğun çaba sarf ettiğini kaydederken, Sisi’nin Lapid’e, Gazze’de yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve Filistin yönetimi ile ekonomik ilişkiler geliştirilmeye yönelik adımlar atma çağrısında bulunduğunu ifade etti.
Öte yandan, Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne, İsrail işgalinin Kudüs’te başlayıp daha sonra Cenin, Gazze ve bugün Nablus’a yayılan saldırganlığıyla tüm Filistin halkıyla açık bir çatışmaya yaklaştığını söyledi.
Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre, Ebu Rudeyne bugün yaptığı açıklamada, “İsrail hükümeti sükunet ve istikrar sağlamakla ilgilenmiyor, bunun yerine Filistinlilerin kanını dökmeye ve İsrail iç siyasetinde kazanımlar elde etmek için onu sömürmeye çalışıyor” dedi.
ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Linda Thomas Greenfield’ın İsrail’in kendini savunma hakkı olduğuna dair açıklamalarını eleştiren Ebu Rudeyne, bu tür açıklamaların İsrail’in saldırgan olması ve 1967’den beri Filistin topraklarını işgal etmesi nedeniyle reddedilen ve kabul edilemez olan İsrail propagandasını desteklediğini vurguladı.
Ebu Rudeyne, “Şu an yapılması gereken onlarca Filistinlinin hayatına mal olan bu kanlı çatışmadan İsrail’i sorumlu tutmak” diyerek, bu saldırganlığın devam etmesi halinde kimsenin sonuçlarına katlanamayacağı bir yıkıma yol açacağını vurguladı.
Kudüs ve kutsal yerlerin herkes için barış ve istikrarın temeli olduğunun altını çizen Ebu Rudeyne şu ifadelerle açıklamasına devam etti;
“Her gün soğukkanlılıkla öldürmeler, yerleşim birimlerini genişletmeler, kutsal yerlere sürekli saygısızlık ve izinsiz girişler, evlerin yıkılması, sakinlerin kovulması ve diğer eylemler yoluyla olsun, İsrail’in tüm bu saldırganlığına Filistin halkı razı olmayacak ve ulusal ilkelerinden taviz vermeyi kabul etmeyecektir.”



Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen DEAŞ mahkumlarını yargılayacak

Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)
Irak sınır muhafızları, dün Irak'ın kuzeyindeki Sincar'da Suriye sınırında devriye geziyor (AP)

Irak yargısı, uluslararası koalisyonla koordineli olarak yürütülen bir operasyonla Suriye'nin kuzeydoğusundan transfer edilen DEAŞ üyelerinin ilk grubuna yönelik soruşturmaya başladı.

Yüksek Yargı Konseyi dün yaptığı açıklamada, tutukluların Adalet Bakanlığına bağlı cezaevlerine yerleştirildiğini ve mağdurların haklarının güvence altına alınması amacıyla anayasa ve ilgili yasalara uygun olarak yargı süreçlerine tabi tutulduklarını vurguladı.

Resmi kaynaklar, ilk grubun yaklaşık 150 Iraklı ve yabancı uyruklu kişiden oluştuğunu, sonraki grupların ise güvenlik değerlendirmelerine göre belirleneceğini ifade etti.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, tüm sanıkların "sadece Irak yargısının yetkisine tabi olacağını, ailelerinin savaşçılardan ayrı tutulmasına ve şehirlerden uzakta, tam adli gözetim altında, özel kamplar ve merkezlerde barındırılmalarına karar verildiğini, böylece onaylanmış insani ve güvenlik standartlarına uyularak hesap vermekten kaçmalarının önleneceğini" belirtti.


Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
TT

Lübnan yargısı, Hizbullah'ın Avn'a karşı yürüttüğü kampanyayla yüzleşiyor

Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)
Lübnan'ın güneyindeki Kanarit kasabasına çarşamba günü İsrail'in düzenlediği hava saldırısında yıkılan bir binanın önündeki çocuk (EPA)

Lübnan yargısı dün, Hizbullah destekçilerinin Cumhurbaşkanı Joseph Avn'a karşı yürüttüğü kampanyaya karşılık olarak, çarşamba günü İsrail'in güneydeki kasabaları bombalamasının ardından, Avn'a hakaret ve iftira atmakla suçlanan aktivistlere celp gönderdi.

Avn'ın silahlanmayı sınırlama konusundaki tutumu ve devlet otoritesini tüm topraklarına yayma kararlılığı zemininde, çarşamba günkü bombalamanın ardından Avn'a karşı yürütülen kampanya artarken, parti, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin "İsrail saldırganlığına" "ulusal birlik" ile karşı koyma çağrısıyla çelişen bu kampanyalara karşı herhangi bir açıklama yapmadı.

Ayrıca Maliye Bakanı Yasin Cabir, Lübnan'ın geçen aralık ayında harap olmuş güney bölgesini ekonomik bölgeye dönüştürme yönündeki Amerikan teklifini reddettiğini ve bu teklifin "daha doğmadan öldüğünü" söyledi.


Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
TT

Mazlum Abdi: Suriye'deki ateşkesi korumak için yoğun çaba sarf ediyoruz

ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Mazlum Abdi'nin X hesabı)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi dün yaptığı açıklamada, "gerçek bir entegrasyonu sağlamak ve mevcut ateşkesi korumak için tüm mevcut araçlarla ve ciddiyetle çalışacağını" söyledi.

Abdi, X platformunda yaptığı açıklamada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan bir telefon aldığını ve Macron'un "bizim ve Suriye'de ateşkesin sağlanması ile diyalog ve müzakerelere geri dönülmesi için çalışan tarafların çabalarına destek verdiğini, bunun amacının tüm bölgenin çıkarlarına hizmet eden kalıcı bir çözüm bulmak olduğunu" ifade ettiğini belirtti.

Abdi, "X" platformundaki bir başka paylaşımında, Irak Kürdistan'ında ABD'nin Suriye Büyükelçisi Tom Barrack ve ABD Merkez Komutanlığı Komutanı Amiral Brad Cooper ile görüştüğünü ifade etti.

“ABD’nin ve Başkan Trump’ın ateşkes sürecine yönelik politikasının yanı sıra Büyükelçi Barrack’ın Suriye hükümeti ile aramızdaki diyaloğu ve müzakereleri yeniden başlatma çabaları da ciddi, önemli ve memnuniyet vericidir” ifadelerini kullandı.

Suriye Savunma Bakanlığı salı günü, devlet tarafından açıklanan mutabakatlar doğrultusunda ve “yapılan ulusal çabaların başarısına duyulan endişe nedeniyle” SDG ile dört günlük bir ateşkes ilan etti.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara, pazar günü SDG ile ateşkesi ve hükümet ile SDG arasında tam entegrasyonu öngören yeni bir anlaşma imzaladı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre anlaşma, "gerekli güvenlik incelemelerinin ardından, SDG'nin tüm askeri ve güvenlik unsurlarının Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına bireysel olarak entegre edilmesini, askeri rütbelerin verilmesini, mali hakların ve gerektiği gibi lojistik desteğin sağlanmasını ve Kürt bölgelerinin özerkliğinin korunmasını" öngörüyor.