UAEA, İran’a yönelik soruşturmalarını kapatıyor mu?

Eski ABD Başkanı Obama’nın daha önce yaptığı gibi mevcut Başkan Joe Biden’ın da UAEA’dan Tahran’a yönelik soruşturmalarını bitirmesini istediği ortada

İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
TT

UAEA, İran’a yönelik soruşturmalarını kapatıyor mu?

İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)

Huda Rauf
Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmayı imzalayan tarafların yaklaşık altı aylık bir aranın ardından Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir araya gelmesi, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunda yeni bir umut verdi. Bu turdaki yenilik ise İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) İran’daki bazı gizli nükleer tesislerle ilgili soruşturmasının kapatılmasını istemesi oldu. İran, Viyana’da nükleer anlaşmanın canlandırılması için yapılan müzakereler boyunca çeşitli taleplerde bulunmaya ve farklı şartlar sunmaya çalıştı. UAEA'ya gizli nükleere tesislerle ilgili şüphelerine yanıt vereceğini teyit etti.
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi.
İran önce ABD'den bir daha nükleer anlaşmadan çekilmemesi için yasal ve siyasi güvenceler verilmesini istedi. Ardından nükleer anlaşmanın ekonomik faydalarından yararlanmak için ekonomik garantiler talep etti. Daha sonra ise Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ABD’nin yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması talebini dile getirdi.
Burada ABD’nin tutumuyla ilgili olarak “İran’ın istediği gibi UAEA’nın söz konusu gizli nükleer tesisler dosyasını kapatmaya zorlayacak mı?” sorusu ortaya çıkıyor. Bu dosyanın kapatıldığını varsayarsak bu, İran’ın nükleer programını kontrol altına almak ve bölgesel istikrarı sağlamak için bir anlaşmaya varılacağı anlamına mı geliyor?
ABD, İran’ın 2015 tarihli nükleer anlaşmasıyla hiçbir ilgisi olmayan taleplerden vazgeçmesi şartıyla anlaşmayı imzalamaya hazır olduğunu açıklasa da UAEA’nın, İran’ın bazı gizli tesislerde uranyum izleri bulunması ve geçmişteki nükleer araştırmalarla ilgili sorularına tatmin edici cevaplar vermemesi nedeniyle başlattığı soruşturmada iş birliği yapmadığı için Tahran’ı kınama kararı en önemli mesele olmaya devam ediyor.
Öte yandan İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, UAEA ile bu konuda iş birliği yapmayı reddederek İran ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın ülkesini geçmiş nükleer çalışmalara ilişkin soruşturmalardan muaf tuttuğunu açıkladı. İslami, Tahran'ın UAEA’ya gizli tesislerde bulunan uranyum izleriyle ilgili tatmin edici bir yanıt vereceği taahhüdünde bulunmasına rağmen bu soruşturmaların ‘kapatıldığını ve yeniden açılmayacağını’ söyledi.
İran, 2019 ve 2020 yıllarında UAEA tarafından İran’daki üç nükleer tesiste bulunan uranyum izleriyle ilgili soruları yanıtlamaktan kaçındı.  Bunun üzerine UAEA Yönetim Kurulu, İran'ı harekete geçmeye ve cevap vermeye çağıran bir kınama yayınladı.
Viyana’daki müzakereler ve İran'ın entrikalar çevirdiği bir dönemde, nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yeniden yerine getirmesi karşılığında İran'a yönelik yaptırımları kaldırma sözü veren Biden’ın başkanlığı döneminde nükleer anlaşma konusunda bir ilerleme yaşandı.  Ancak Tahran, ‘direniş ekonomisi’ sloganı atmaya devam ederek Çin ve Rusya ile ilişkilerini güçlendirdi.
İran neden UAEA soruşturmasının kapatılmasını talep ediyor? Peki bu mümkün mü?
İran rejiminin Biden’dan UAEA tarafından başlatılan soruşturmanın tamamen bitirmesini istediği ortada. Eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi de 2015 yılında nükleer anlaşma için benzer bir soruşturmayı durdurdu ve nükleer anlaşmanın şartlarına göre dünya güçleri UAEA’ya İran'ın nükleer programının potansiyel askeri boyutlarını değerlendiren bir nihai rapor yayınlaması talimatı verdi.
İran, böylece müfettişlerin denetimlerini durdurdu. UAEA Yönetim Kurulu, 2015 yılının Aralık ayında KOEP’in uygulanmasını engelleyebileceği korkusuyla soruşturmanın askıya alınmasını kararlaştırdı.
Dönemin UAEA Başkanı Yukiya Amano ve yine dönemin İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi tarafından 2015 yılının Temmuz ayında yayınlanan ortak bir bildiride geçmişte ve günümüzde UAEA ve İran tarafından halen cevapsız olan önemli sorunların cevaplanması için bir yol haritasının geliştirildiği duyuruldu.
İran ve UAEA, 15 Ağustos 2015 tarihine kadar Tahran'ın yanıt bekleyen sorulara yazılı yanıtları ve ilgili belgeleri UAEA'ya sunması ve UAEA’nın bunları 15 Eylül 2015 tarihine kadar değerlendirmesi konusunda anlaştılar.
İran, şimdi bu emsali bir kez daha tekrarlamak istiyor gibi görünüyor. Yani Washington’dan UAEA’nın soruşturmayı kapatmasını sağlamasını bekliyor. UAEA Yönetim Kurulu, 15 Aralık 2015 tarihinde İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak geçmişteki ve mevcut meselelere dair değerlendirilmesine ilişkin nihai bir rapor yayınlamıştı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı raporda, UAEA’nın İran'da nükleer bomba geliştirilmesine ilişkin bazı faaliyetlerin 2003 yılı sonundan önce koordineli bir çaba olarak yürütüldüğü ve 2003 yılından sonra bazı faaliyetlerin olduğu belirtilen bir değerlendirmesi yer aldı. Raporda UAEA ayrıca, bu faaliyetlerin fizibilite, bilimsel çalışmalar ve ilgili bazı teknik yetkinlik ve kabiliyetlerin kazanılmasının ötesine geçmediğini vurguladı. Rapora göre 2009 yılından sonra nükleer bomba geliştirilmesine ilişkin İran'daki faaliyetlere ilişkin güvenilir işaretlerin olmamasının yanı sıra UAEA, İran'ın nükleer programının askeri yönü olduğuna dair güvenilir bir işaret de bulamadı. Böylece İran’a yönelik soruşturma kapatıldı.
O dönem UAEA Başkanı, İran'ın bir sonraki adımının, İran ve nükleer anlaşamaya taraf altı ülkenin Avrupa Birliği (AB) arabuluculuğunda üzerinde anlaşmaya vardığı KOEP’i uygulamaya başlamak için gerekli hazırlıkları tamamlaması olacağını belirtti.
İran'ın UAEA ile ilişkilerini askıya aldığı ve UAEA müfettişlerinin çalışmalarına kısıtlamalar getirdiği biliniyor. Tahran, 2021 yılının Şubat ayında UAEA'nın santrifüj üretimi, madencilik, uranyum zenginleştirme ve diğer hassas nükleer faaliyetlerin yürütüldüğü nükleer tesislere erişimini sonlandırdı. İran, nükleer tesislerdeki faaliyetlerin görüntülerini ve veri kayıtlarını tutma sözü verdiyse de yalnızca yaptırımlar hafifletildikten sonra görüntüleri ve bilgileri teslim edeceğini vurguladı.
İran, UAEA Yönetim Kurulu’nun Haziran ayında aldığı kınama kararına nükleer tesislerdeki onlarca kamera ve veri toplama cihazını kapatarak karşılık verdi. Ancak bu gelişmelerin ciddiyetine rağmen Biden yönetiminin herhangi bir planı yok gibi görünüyor.
Beklemek, nükleer programın yarattığı tehlikeyi artırıyor ve muhtemelen KOEP’in hükümlerinin tamamlanmak üzere olduğu bir zamanda İran'ın bu alandaki adımlarını güçlendiriyor. İran'ın nükleer alanda kaydettiği teknik ilerleme, nükleer anlaşma canlandırılsa bile orijinal anlaşmanın değerinin çoğunu yok etti.
Dolayısıyla, şu an cevabı aranan soru şu: Nükleer anlaşmanın önündeki başlıca engelin Tahran’ın soruşturmayı engellemesi olması karşında Başkan Biden nasıl bir adım atabilir?



Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı, Deyr Hafir’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ittifak halinde olan “Kürdistan İşçi Partisi (ÜKK) milisleri ve eski rejimin kalıntıları” olarak tanımladığı güçlere karşı harekete geçtiğini duyurdu.

Operasyon Komutanlığı, Suriye Haber Ajansı’nda (SANA) bugün yer alan açıklamasında, bu saldırının SDG güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği topçu bombardımanına yanıt olarak yapıldığını belirtti.

Suriye ordusu bugün erken saatlerde, arabulucuların gerilimi sona erdirmek için müdahale etmesine rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Halep şehri ve doğu kırsalına yönelik tehdidinin devam ettiğini açıkladı.

Suriye ordusunun harekat komutanlığı El-Ihbariye TV'ye, “terörist” Bahoz Erdal'ın Kandil Dağları'ndan Tabka bölgesine “SDG ve PKK milislerinin Suriyeliler ve ordusuna karşı yürüttüğü askeri harekatları yönetmek” için geldiğini izlediğini ifade etti.

Açıklamada, SDG ve Kürdistan milislerinin, Halep şehri ve doğu kırsalındaki sakinlere yönelik yeni saldırılara hazırlanmak amacıyla Meskene ve Deyr Hafir bölgelerine çok sayıda İran insansız hava aracı (İHA) getirdiğini de belirtti.

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı şöyle devam etti: “Tabka bölgesine yeni milis gruplarının ve eski rejimin kalıntılarının geldiğini izledik. Bu gruplar, Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunan bölgelerdeki konuşlanma noktalarına nakledilecek.” Komutanlık, bu grupların Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre açıklamada, ordunun “halkı savunacağını ve Suriye'nin egemenliğini koruyacağını, eski rejimin kalıntılarının ve Kandil'den sınırı geçen teröristlerin Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına ve Suriye toplumunu hedef almasına izin vermeyeceğini” kaydetti.

Suriye ordusu, Halep'in Deyr Hafir bölgesindeki üç konumun haritasını yayınlayarak, SDG müttefiklerinin bu konumları operasyonları için fırlatma rampası ve İHA fırlatmak için üs olarak kullandığını belirtti ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

 SDG lideri güçlerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurdu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi bugün yaptığı açıklamada, güçlerinin yarın (yerel saatle sabah 7'de Halep'in doğusundan çekileceğini ve Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelere yeniden konuşlandırılacağını söyledi.

X platformunda yaptığı paylaşımda, bu adımın “dost ülkeler ve arabulucuların çağrıları ve entegrasyon sürecini tamamlama ve 10 Mart anlaşmasının şartlarını uygulama konusundaki iyi niyetimizin bir ifadesi olarak” atıldığını belirtti.


Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.