UAEA, İran’a yönelik soruşturmalarını kapatıyor mu?

Eski ABD Başkanı Obama’nın daha önce yaptığı gibi mevcut Başkan Joe Biden’ın da UAEA’dan Tahran’a yönelik soruşturmalarını bitirmesini istediği ortada

İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
TT

UAEA, İran’a yönelik soruşturmalarını kapatıyor mu?

İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi (AFP)

Huda Rauf
Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmayı imzalayan tarafların yaklaşık altı aylık bir aranın ardından Avusturya'nın başkenti Viyana'da bir araya gelmesi, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunda yeni bir umut verdi. Bu turdaki yenilik ise İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) İran’daki bazı gizli nükleer tesislerle ilgili soruşturmasının kapatılmasını istemesi oldu. İran, Viyana’da nükleer anlaşmanın canlandırılması için yapılan müzakereler boyunca çeşitli taleplerde bulunmaya ve farklı şartlar sunmaya çalıştı. UAEA'ya gizli nükleere tesislerle ilgili şüphelerine yanıt vereceğini teyit etti.
İran, Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin başlamasından bu yana müzakerelerin ilerlemesinin ve bir anlaşmaya varılmasının önüne engeller koymaya yönelik çeşitli entrikalar çevirdi.
İran önce ABD'den bir daha nükleer anlaşmadan çekilmemesi için yasal ve siyasi güvenceler verilmesini istedi. Ardından nükleer anlaşmanın ekonomik faydalarından yararlanmak için ekonomik garantiler talep etti. Daha sonra ise Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) ABD’nin yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması talebini dile getirdi.
Burada ABD’nin tutumuyla ilgili olarak “İran’ın istediği gibi UAEA’nın söz konusu gizli nükleer tesisler dosyasını kapatmaya zorlayacak mı?” sorusu ortaya çıkıyor. Bu dosyanın kapatıldığını varsayarsak bu, İran’ın nükleer programını kontrol altına almak ve bölgesel istikrarı sağlamak için bir anlaşmaya varılacağı anlamına mı geliyor?
ABD, İran’ın 2015 tarihli nükleer anlaşmasıyla hiçbir ilgisi olmayan taleplerden vazgeçmesi şartıyla anlaşmayı imzalamaya hazır olduğunu açıklasa da UAEA’nın, İran’ın bazı gizli tesislerde uranyum izleri bulunması ve geçmişteki nükleer araştırmalarla ilgili sorularına tatmin edici cevaplar vermemesi nedeniyle başlattığı soruşturmada iş birliği yapmadığı için Tahran’ı kınama kararı en önemli mesele olmaya devam ediyor.
Öte yandan İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, UAEA ile bu konuda iş birliği yapmayı reddederek İran ile 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın ülkesini geçmiş nükleer çalışmalara ilişkin soruşturmalardan muaf tuttuğunu açıkladı. İslami, Tahran'ın UAEA’ya gizli tesislerde bulunan uranyum izleriyle ilgili tatmin edici bir yanıt vereceği taahhüdünde bulunmasına rağmen bu soruşturmaların ‘kapatıldığını ve yeniden açılmayacağını’ söyledi.
İran, 2019 ve 2020 yıllarında UAEA tarafından İran’daki üç nükleer tesiste bulunan uranyum izleriyle ilgili soruları yanıtlamaktan kaçındı.  Bunun üzerine UAEA Yönetim Kurulu, İran'ı harekete geçmeye ve cevap vermeye çağıran bir kınama yayınladı.
Viyana’daki müzakereler ve İran'ın entrikalar çevirdiği bir dönemde, nükleer anlaşmadaki taahhütlerini yeniden yerine getirmesi karşılığında İran'a yönelik yaptırımları kaldırma sözü veren Biden’ın başkanlığı döneminde nükleer anlaşma konusunda bir ilerleme yaşandı.  Ancak Tahran, ‘direniş ekonomisi’ sloganı atmaya devam ederek Çin ve Rusya ile ilişkilerini güçlendirdi.
İran neden UAEA soruşturmasının kapatılmasını talep ediyor? Peki bu mümkün mü?
İran rejiminin Biden’dan UAEA tarafından başlatılan soruşturmanın tamamen bitirmesini istediği ortada. Eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi de 2015 yılında nükleer anlaşma için benzer bir soruşturmayı durdurdu ve nükleer anlaşmanın şartlarına göre dünya güçleri UAEA’ya İran'ın nükleer programının potansiyel askeri boyutlarını değerlendiren bir nihai rapor yayınlaması talimatı verdi.
İran, böylece müfettişlerin denetimlerini durdurdu. UAEA Yönetim Kurulu, 2015 yılının Aralık ayında KOEP’in uygulanmasını engelleyebileceği korkusuyla soruşturmanın askıya alınmasını kararlaştırdı.
Dönemin UAEA Başkanı Yukiya Amano ve yine dönemin İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi tarafından 2015 yılının Temmuz ayında yayınlanan ortak bir bildiride geçmişte ve günümüzde UAEA ve İran tarafından halen cevapsız olan önemli sorunların cevaplanması için bir yol haritasının geliştirildiği duyuruldu.
İran ve UAEA, 15 Ağustos 2015 tarihine kadar Tahran'ın yanıt bekleyen sorulara yazılı yanıtları ve ilgili belgeleri UAEA'ya sunması ve UAEA’nın bunları 15 Eylül 2015 tarihine kadar değerlendirmesi konusunda anlaştılar.
İran, şimdi bu emsali bir kez daha tekrarlamak istiyor gibi görünüyor. Yani Washington’dan UAEA’nın soruşturmayı kapatmasını sağlamasını bekliyor. UAEA Yönetim Kurulu, 15 Aralık 2015 tarihinde İran'ın nükleer programıyla ilgili olarak geçmişteki ve mevcut meselelere dair değerlendirilmesine ilişkin nihai bir rapor yayınlamıştı. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı raporda, UAEA’nın İran'da nükleer bomba geliştirilmesine ilişkin bazı faaliyetlerin 2003 yılı sonundan önce koordineli bir çaba olarak yürütüldüğü ve 2003 yılından sonra bazı faaliyetlerin olduğu belirtilen bir değerlendirmesi yer aldı. Raporda UAEA ayrıca, bu faaliyetlerin fizibilite, bilimsel çalışmalar ve ilgili bazı teknik yetkinlik ve kabiliyetlerin kazanılmasının ötesine geçmediğini vurguladı. Rapora göre 2009 yılından sonra nükleer bomba geliştirilmesine ilişkin İran'daki faaliyetlere ilişkin güvenilir işaretlerin olmamasının yanı sıra UAEA, İran'ın nükleer programının askeri yönü olduğuna dair güvenilir bir işaret de bulamadı. Böylece İran’a yönelik soruşturma kapatıldı.
O dönem UAEA Başkanı, İran'ın bir sonraki adımının, İran ve nükleer anlaşamaya taraf altı ülkenin Avrupa Birliği (AB) arabuluculuğunda üzerinde anlaşmaya vardığı KOEP’i uygulamaya başlamak için gerekli hazırlıkları tamamlaması olacağını belirtti.
İran'ın UAEA ile ilişkilerini askıya aldığı ve UAEA müfettişlerinin çalışmalarına kısıtlamalar getirdiği biliniyor. Tahran, 2021 yılının Şubat ayında UAEA'nın santrifüj üretimi, madencilik, uranyum zenginleştirme ve diğer hassas nükleer faaliyetlerin yürütüldüğü nükleer tesislere erişimini sonlandırdı. İran, nükleer tesislerdeki faaliyetlerin görüntülerini ve veri kayıtlarını tutma sözü verdiyse de yalnızca yaptırımlar hafifletildikten sonra görüntüleri ve bilgileri teslim edeceğini vurguladı.
İran, UAEA Yönetim Kurulu’nun Haziran ayında aldığı kınama kararına nükleer tesislerdeki onlarca kamera ve veri toplama cihazını kapatarak karşılık verdi. Ancak bu gelişmelerin ciddiyetine rağmen Biden yönetiminin herhangi bir planı yok gibi görünüyor.
Beklemek, nükleer programın yarattığı tehlikeyi artırıyor ve muhtemelen KOEP’in hükümlerinin tamamlanmak üzere olduğu bir zamanda İran'ın bu alandaki adımlarını güçlendiriyor. İran'ın nükleer alanda kaydettiği teknik ilerleme, nükleer anlaşma canlandırılsa bile orijinal anlaşmanın değerinin çoğunu yok etti.
Dolayısıyla, şu an cevabı aranan soru şu: Nükleer anlaşmanın önündeki başlıca engelin Tahran’ın soruşturmayı engellemesi olması karşında Başkan Biden nasıl bir adım atabilir?



Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
TT

Dibeybe, Katar Başbakanı ve İtalya Dışişleri Bakanı'nın huzurunda Misrata Serbest Ticaret Bölgesi'ni genişletmek için uluslararası ortaklık anlaşması imzaladı

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, 18 Ocak'ta Misrata'da yaptıkları toplantı öncesinde (Dibeybe'nin ofisi)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani ve İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’nın genişletilmesi, konteyner terminallerinin işletilmesi, geliştirilmesi ve yeni yatırımlar yapılmasına yönelik bir ortaklık anlaşması imzaladı.

Dün akşam başkent Trablus’un 200 kilometre doğusunda bulunan Misrata’da gerçekleştirilen imza töreni öncesinde Dibeybe, Tajani’nin başkanlık ettiği İtalyan heyetiyle bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle ekonomi ve hizmet alanlarında geliştirilmesi ele alındı. Ayrıca Akdeniz bölgesinde ortak bir meydan okuma olarak öne çıkan düzensiz göç dosyası da gündeme geldi.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, dün Misrata'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani’yi karşıladı. (Dibeybe'nin ofisi)

Dibeybe, imza törenine katılmak üzere Misrata Serbest Ticaret Bölgesi Limanı’na gelen Katar Başbakanı’nı karşılayanlar arasında yer aldı. Dibeybe, Libya ile Katar arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çekti.

Dibeybe, Katar Başbakanı ile yaptığı resmi görüşmede iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesi, yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve ortak çıkarlara hizmet edecek adımların ele alındığını, ayrıca karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyaların görüşüldüğünü belirtti.

Dibeybe’nin ofisi, Katar’ın Libya halkına verdiği destekten duyulan memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkilerin altyapı, enerji ve hizmet sektörü alanlarında somut program ve projelere dönüştürülmesinin önemini vurguladı.

Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)Misrata'da Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile yapılan toplantı sırasında Katar heyeti (Dibeybe’nin ofisi)

Dibeybe ile Katar Başbakanı arasında yapılan görüşmede, petrol sektöründeki iş birliği olanaklarının yanı sıra ulaştırma projeleri de ele alındı. Bu alanlardaki iş birliğinin, hizmetlerin verimliliğinin artırılmasına, altyapının hazırlık seviyesinin iyileştirilmesine ve ulusal ekonominin desteklenmesine katkı sağlayacağı vurgulandı.

Görüşmenin sonunda taraflar, önümüzdeki dönemde koordinasyonun sürdürülmesi ve ortak iş birliği kanallarının güçlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Açıklamada, bu sürecin istikrar ve kalkınmayı destekleyeceği ve iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edeceği ifade edildi.

Öte yandan Dibeybe, hastaneden taburcu olmasının ardından dün sabah gerçekleştirdiği ilk toplantıda Roma ve Avrupa Birliği’nden (AB), düzensiz göçle mücadelede UBH’ye doğrudan ve açık destek verilmesini talep etti. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre Dibeybe, Libya’nın bu konuda hem güvenlik hem de insani açıdan ağır yükler taşıdığını belirtti.

Dibeybe’nin ofisinden yapılan açıklamada, Libya’nın düzensiz göç için bir yerleşim ülkesi ya da göçmenler için kalıcı bir durak olmayı reddettiği vurgulandı. Açıklamada, krizin çözümü için temel bir yol olarak sınır dışı ve geri dönüş planının desteklenmesi gerektiği, bunun sorumlulukların adil şekilde paylaşılmasını sağlayacağı ve Libya kentleri üzerindeki baskıyı azaltacağı kaydedildi.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani için dün Misrata'da düzenlenen karşılama töreninden (Dibeybe’nin ofisi)

Ekonomik iş birliği kapsamında Dibeybe, devam eden stratejik ortaklıklara ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. Dibeybe, Misrata kentinde serbest ticaret bölgesi liman terminalinin geliştirilmesi ve genişletilmesine yönelik, toplam 2,7 milyar dolara ulaşan yatırımla bir anlaşmanın imzalandığını belirtti. Anlaşmaya Katarlı, İtalyan ve İsviçreli şirketlerin katıldığını kaydeden Dibeybe, İtalyan MSC şirketinin de projede yer aldığını ifade etti. Proje kapsamında limanın yıllık kapasitesinin 4 milyon konteynıra çıkarılmasının hedeflendiği, yıllık yaklaşık 500 milyon dolar işletme geliri öngörüldüğü ve 8 bin 400’ü doğrudan olmak üzere toplam 62 bin kişilik istihdam sağlanmasının beklendiği aktarıldı.

Dibeybe dün sabah X platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, söz konusu projenin hayata geçirildiğini duyurdu. Açıklamasında projenin, Libya’nın bölgedeki en büyük limanlar arasında kapasite ve ölçek açısından konumunu güçlendirmekle kalmayacağını, aynı zamanda entegre bir uluslararası ortaklık çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanına dayandığını vurguladı.

Dibeybe, söz konusu projenin açık geliştirme ve işletme düzenlemeleri çerçevesinde doğrudan yabancı yatırım finansmanlarıyla hayata geçirildiğini, böylece devlet bütçesine ilave yük getirmeden uygulanmasının güvence altına alındığını söyledi.

Dibeybe, İtalyan heyetiyle yaptığı görüşmelerde enerji sektöründeki mevcut iş birliğini de ele aldı. Bu kapsamda, İtalyan enerji şirketi ENI’nın, Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC), BP ve Libya Yatırım Ajansı ortaklığıyla, Sirte Körfezi’nin derin sularında ilk keşif kuyusunun sondaj çalışmalarına iki gün önce başladığını açıklamasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti.

Görüşmenin sonunda taraflar, istikrar ve kalkınmaya hizmet edecek şekilde Libya-İtalya ortaklığının güçlendirilmesi ve koordinasyonun sürdürülmesinin önemini vurguladı. Açıklamada, düzensiz göç başta olmak üzere ortak zorlukların ele alınmasına katkı sağlanacağı kaydedildi.

Bu arada Dibeybe, dün Misrata kentinde Birleşik Krallık’ın Libya Büyükelçisi Martin Reynolds’u kabul etti. Reynolds, ülkesinin selamlarını ileterek UBH Başbakanı’na sağlık ve esenlik dileklerini sundu.

Görüşmede, Libya ile Birleşik Krallık arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli dosyalarda eş güdümün artırılması ele alındı.


Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
TT

Güney Yemenliler yaklaşan diyalogun sonuçlarına uymayı kabul etti

Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)
Riyad'da güneyli liderler arasında yürütülen diyalogun Yemen tarihinde yeni bir sayfa açması bekleniyor (Reuters)

Yemen'de yeni bir siyasi gelişme olarak, Suudi Arabistan'ın himayesinde, güneyli liderlerin ve önde gelen isimlerin geniş katılımıyla dün Riyad'da ‘Güney Danışma Toplantısı’ düzenlendi. Bu toplantı, diyalogu temel seçenek olarak benimseyen ortak bir vizyonun oluşturulmasının teyit edilmesi üzerine, ‘Güney Diyalog Konferansı’na hazırlık amacıyla gerçekleştirildi. Bu vizyon, şiddetten ve iç kutuplaşmadan uzak olup, güneydeki tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Mehrami tarafından okunan nihai bildiride, yaklaşan Güney Diyalog Konferansı'nın, güney halkının dış müdahale ya da tek taraflı temsil olmaksızın siyasi geleceğini belirleme hakkına saygı göstererek, güney meselesine adil ve sürdürülebilir bir çözüm getirmeyi amaçladığını vurguladı. Mehrami, Suudi Arabistan'ın kapsamlı siyasi, ekonomik ve güvenlik desteğine dikkati çekti.

Bildiride ayrıca güney güçlerine yaklaşan diyaloga sorumlu bir şekilde katılmaları çağrısı yapılırken, halk protestolarını kişisel çıkarlar için kullanmamaları konusunda uyarıda bulunuldu. Suudi Arabistan'ın desteğinin, siyasi süreci yeniden düzenlemek ve güneyde, Yemen'de ve bölgede güvenlik ve istikrarı korumak için tarihi bir fırsat sunduğu vurgulandı. Şarku’l Avsatın aldığı bilgiye göre Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) bölünmeleri ve kaosu daha da şiddetlendiren müdahaleleri eleştirildi.


Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
TT

Suriye: Ateşkes, SDG entegrasyonunun önünü açıyor

Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)
Yol kenarında sıralanarak, Rakka’daki Tabka ilçesine giren Suriye güvenlik güçlerine el sallayan Suriyeliler (EPA)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara dün akşam düzenlediği basın toplantısında, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında entegrasyon ve ateşkes konusunda bir anlaşma imzalandığını duyurdu. Şara, SDG ile ilgili tüm sorunların çözüleceğini vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG lideri Mazlum Abdi'nin imzalarını taşıyordu. Suriye’nin resmi haber ajansları, Şara'nın “SDG ile ilgili çözülmemiş tüm sorunlar çözülecek” dediğini aktardı.

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan belge, ateşkes anlaşmasının tüm SDG savaşçılarının Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle birlikte uygulanacağını gösterdi.

Şarku’l Avsat’ın belgeden aktardığına göre ‘Suriye hükümet güçleri ile SDG arasındaki tüm cephelerde ve temas noktalarında kapsamlı ve acil bir ateşkesin sağlanması ve bunun yanında yeniden konuşlandırma için bir ön adım olarak tüm SDG askeri birliklerinin Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesi’ öngörülüyor.

Öte yandan ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, anlaşma ve ateşkesin ‘eski düşmanların bölünme yerine ortaklığı tercih etmesiyle birlikte önemli bir dönüm noktası’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Barrack, ‘Birleşik Suriye için yeniden diyalog ve iş birliğinin önünü açtığını’ söylediği bu anlaşmayı imzalamak için her iki tarafın da ‘yapıcı’ çabalarda bulunmasını övdü.