Afganistan'da iktidara geldikten sonra Taliban içindeki bölünmeler

Taliban Hareketi, Batı ülkelerinin kapsayıcı bir hükümet kurulması taleplerini görmezden geldi

Zevahiri suikastı, Taliban'ın radikal gruplarla bağlarını kesme taahhüdüyle ilgili soru işaretlerini artırdı (AFP)
Zevahiri suikastı, Taliban'ın radikal gruplarla bağlarını kesme taahhüdüyle ilgili soru işaretlerini artırdı (AFP)
TT

Afganistan'da iktidara geldikten sonra Taliban içindeki bölünmeler

Zevahiri suikastı, Taliban'ın radikal gruplarla bağlarını kesme taahhüdüyle ilgili soru işaretlerini artırdı (AFP)
Zevahiri suikastı, Taliban'ın radikal gruplarla bağlarını kesme taahhüdüyle ilgili soru işaretlerini artırdı (AFP)

Afganistan'da Taliban Hareketi’nin iktidara geri dönmesinden bu yana geçen bir yılın ardından, radikal çizgideki grup içinde, özellikle liderlerinin reformları ne denli uygulayabileceklerine dair bölünmeler ortaya çıkmaya başladı. Taliban’ın ülkenin uluslararası güçler tarafından desteklenen eski hükümetine karşı kazandığı zafer, savaşı sona erdirerek, özellikle yirmi yıllık şiddetli çatışmaların yükünü çeken kırsal bölgelerdeki Afganlara derin bir nefes aldırdı. Ancak Taliban’ın iktidara gelişi, Afganistan'ın karşı karşıya olduğu mali, ekonomik ve insani krizleri daha da kötüleştirdi. Yoksulluk sınırının altında yaşayan Afganlıların sayıları arttı ve milyonları buldu. Birçoğu ilk kez borç almak zorunda kaldı. Boğucu hayat şartları, insanları bebeklerini ya da organlarını satmak arasında seçim yapmaya zorladı.

‘Göstermelik’
Uluslararası Kriz Grubu’ndan (ICS) Afganistan analisti Ibraheem Bahiss, “Taliban içinde reform olarak gördüklerinin uygulanması için zorlayan bir kampımız, bu yetersiz reformların bile abartılı olduğunu düşünen başka bir kampımız var. Taliban’ın bazı liderlerinin hareketin bu kez ülkeyi farklı bir şekilde yöneteceğini iddia ettiği bir dönemde, birçok gözlemci değişikliklerin göstermelik olduğunu düşünüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

İdeolojik görüşler
ABD merkezli düşünce kuruluşu Wilson Center uzmanlarından Michael Kugelman, “Siyasette bir gelişme olduğunun işaretleri olarak görülecek bazı durumlar var, ama açık konuşmak gerekirse halen gerici ideolojik görüşleri terk etmeyi reddeden bir grup görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Birçok kız lisesi halen kapalı kalmaya devam ederken kadınlar kamusal alanlardaki görevlerden uzlaştırıldılar. Katı muhafazakar çizgideki bölgelerde müzik dinlemek, nargile içmek ve kağıt oynamak gibi basit faaliyetler sıkı bir şekilde kontrol ediliyor, protestolar bastırılıyor ve gazeteciler düzenli olarak tehdit ediliyorlar ya da gözaltına alınıyorlar.

Eymen ez-Zevahiri
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre, Taliban Hareketi, Batılı ülkelerin Afganistan’da kapsayıcı bir hükümet kurulması taleplerini görmezden geldi. El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri'nin geçtiğimiz hafta Kabil'deki lüks bir mahallede yer alan evinde öldürülmesi, Taliban'ın radikal gruplarla bağlarını koparma taahhüdüne dair soruların artmasına neden oldu.

Para akışı
Taliban lideri Molla Hibetullah Ahundzade’nin, Mart ayında, Eğitim Bakanlığı'nın kız liselerini yeniden açmasına son dakikada müdahale ederek iptal etmesi tüm dünyayı şaşırttı. Bazı analistler, Ahundzade’nin böyle yaparak Batı’nın taleplerine boyun eğmiyormuş gibi görünmek istediğini düşünüyorlar. Bu kararla birlikte uluslararası mali akışların yeniden sağlanması ümidi de ortadan kalktı. Bu durum, Kabil’deki Taliban yönetimi için de dahi eleştirilere yol açarken, bazı yetkililer kamuoyu önünde buna karşı olduklarını açıkladılar. Bu adımı Taliban hükümetinin üyeleriyle düzenli olarak görüşen yabancı diplomatların protestolarına rağmen hemen ardından gelen çok sayıda katı direktif izledi.

Taliban'ın iktidara dönüşünden bir yıl sonra
Afganistan'da Taliban Hareketi’nin bir yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana insan hakları, özellikle kadın hakları, ekonomik çöküş ve saldırılarla birlikte öne çıkan gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz:
1 - Taliban, ABD ve NATO güçlerinin geri çekilmeye başlamasından yararlanarak Mayıs ayında başlattığı yıldırım saldırısının ardından 15 Ağustos 2021’de herhangi bir direnişle karşılaşmadan Kabil'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı işgal etti.
Ülkeyi terk eden eski Cumhurbaşkanı Eşref Gani, ‘Taliban'ın zaferini’ kabul etti ve ‘kan dökülmesini’ önlemek için ülkesinden ayrıldığını açıkladı. Washington, Afganistan Merkez Bankası'nın yaklaşık 9,5 milyar dolarlık fonlarını dondurdu. Dünya Bankası, nüfusunun yüzde 60'ını uluslararası yardımlara bağımlı olan ülkeye yaptığı yardımı askıya aldı.
Afgan ordusunun ve hükümetinin çöküşü, ABD ordusunun ve Afganistan’daki sivil müttefiklerinin geri çekilmesini hızlandırdı. Kabil Havalimanı, 26 Ağustos 2021’de DEAŞ’ın üstlendiği ve 100'den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan bir saldırıya sahne oldu.
2 - ABD ordusu 30 Ağustos 2021’de Afganistan'dan tamamen çekildi. Böylece ülkedeki yirmi yıllık varlığı sona erdi.
3- Taliban 7-8 Eylül 2021’de Taliban’ın kurucusu Molla Ömer’e yakınlığıyla bilinen Molla Muhammed Hasan Ahund liderliğinde bakanlarını kendi saflarından atadığı bir hükümetin kurulduğunu duyurdu. Batılı ülkeler, ‘daha önce verilen sözlerin yerine getirilmediğini ve ülkedeki etnik ve dini çeşitliliği temsil etmediğini’ söyleyerek yeni hükümeti eleştirdiler. Ayrıca başta kadın hakları olmak üzere insan haklarına saygıyı, yardımların yeniden başlaması ve İslami çizgideki yeni rejimin tanınması konusundaki müzakerelerde bir ön koşul haline getirdi. Taliban ise kadınlara ciddi kısıtlamalar uyguladı.
4 - Taliban 23 Mart 2022 tarihinde kızlara yönelik eğitim kurumlarının yeniden açılmasından sadece birkaç saat sonra kapatıldığını duyurdu.
5- Taliban lideri, Mayıs ayı başlarında kadınların kamuya açık alanlarda yüzlerini tamamen kapatmalarını emretti. Ardından kadınlar devlet kurumlarındaki görevlerinden uzaklaştırıldı. Şehirlerinden dışarıya mahremsiz seyahat etmeleri engellendi.
6- Taliban yönetimi, 17 Mayıs 2022’de özellikle halka yönelik şiddet vakalarını izleyen bir organ olan İnsan Hakları Komisyonu'nun feshedildiğini duyurdu. Yüksek Seçim Komisyonu ve Milli Uzlaşı Yüksek Konseyi de aynı kaderi paylaştı. Dini olmayan müziklerin çalınması, reklamlarda insan yüzlerinin kullanılması, başı açık kadınların yer aldığı filmlerin ya da dizilerin yayınlanması yasaklandı. Erkeklerin geleneksel kıyafetler giyip sakal bırakması  zorunlu hale getirildi. Bununlar gibi bir takım kısıtlamalar getiren bir dizi karar alındı.

Afganistan yardımlardan mahrum kaldı
Kendisi için hayati önem taşıyan uluslararası yardımlardan mahrum kalan Afganistan, hızla yükselen işsizlik oranıyla ciddi bir mali ve insani krize girdi. Birleşmiş Milletler'e (BM) verilerine göre ülke nüfusunun yarısından fazlası yani yaklaşık 24 milyon Afgan, gıda güvensizliği tehdidi altında.
7-BM 31 Mart’ta Afganistan’a bağış toplamak için uluslararası topluma en büyük çağrısını yaptıysa da ihtiyacı olan 4,4 milyar dolara ulaşamadı ve yalnızca 2,44 milyar dolar toplayabildi. Haziran ayı sonlarında ülkenin doğusunda meydana gelen, binden fazla kişinin ölümüne ve binlerce kişinin yerinden edilmesine neden olan depremin ardından Washington ile Taliban arasında daha önce dondurulan fonların serbest bırakılmasıyla ilgili müzakereler yapıldı.
8-2021 yılının Ekim ayında Sünnilerin çoğunlukta olduğu ülkede uzun süredir zulüm gören Şiilere yönelik bir saldırı gerçekleşti. ABD güçlerinin geri çekilmesinden sonra en fazla ölüme yol açan terör saldırısında 60 kişi hayatını kaybetti. Saldırıyı Taliban'ın yıllardır mücadele ettiği DEAŞ/Horasan örgütü üstlendi.
9-2022 baharında, birçoğu DEAŞ/Horasan örgütü tarafından üstlenilen terör eylemlerinde onlarca insan hayatını kaybetti. Taliban, örgütü Afganistan'da mağlup ettiğini iddia etse de analistler radikal örgütün Afganistan’ın yeni yönetimi için başlıca güvenlik sorunu olmaya devam ettiğini düşünüyorlar.
10-ABD Başkanı Joe Biden, 1 Ağustos’ta ABD’nin El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri'yi Kabil’de silahlı insansız hava aracıyla (SİHA) öldürdüğünü duyurdu.

Kabil Havaalanı kaosun simgesi oldu
Kabil Havaalanı’nda durum, on binlerce Afganlı erkek, kadın ve çocuğun, 15 Ağustos 2021 tarihinde iktidarı ele geçiren Taliban Hareketi’nin ilerleyişinden kaçmak için bir umutla havaalanına akın etmesinden bir yıl sonra neredeyse normale döndü.
Büyük kalabalıklar günlerce, Taliban Hareketi, Afgan güçleri ve ABD Deniz Piyadeleri tarafından kurulan barikatları aşmaya çalıştı. Çoğu zaman püskürtülmeleri için üzerlerine ateş açıldı.
Ağustos ayının sonlarında Kabil Havaalanı’nın girişinde bir intihar bombacısının kendisini havaya uçurması sonucu 100'den fazla kişi hayatını kaybetti. Saldırının sorumluluğunu DEAŞ üstlendi. Bir yıl sonra, havaalanında bazı iç ve dış uçuşlar yapılmaya başlandı.
Ancak büyük yabancı havayollarının Kabil Havaalanı’na tam bir uçuş programı uygulamaları için büyük bir desteğe ihtiyaç var. Taliban yetkilileri, sahada bakım hizmetleri ve yolcular için güvenlik kontrolleri sağlamak üzere Abu Dabi merkezli bir şirketle anlaştı. Hava kontrolü ise Özbekistan ve Katar'dan uzmanlar tarafından eğitilmiş Afganlar tarafından sağlanıyor. Havaalanının tam olarak faaliyete geçmesi, ülke ekonomisinin canlanması için hayati bir önem taşıyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.