Rusya Zaporijya Nükleer Santrali ile ilgili ihtilafı BMGK’ye taşıyor

Kiev uluslararası koruma talep ederken Moskova, Kiev’i tehlikeli tesisleri kasten bombalamakla suçladı

Ukrayna polisi tarafından paylaşılan, Rusya ordusunun dün Dnepropetrovsk’ta hedef aldığı bir evin enkazının fotoğrafı (Reuters)
Ukrayna polisi tarafından paylaşılan, Rusya ordusunun dün Dnepropetrovsk’ta hedef aldığı bir evin enkazının fotoğrafı (Reuters)
TT

Rusya Zaporijya Nükleer Santrali ile ilgili ihtilafı BMGK’ye taşıyor

Ukrayna polisi tarafından paylaşılan, Rusya ordusunun dün Dnepropetrovsk’ta hedef aldığı bir evin enkazının fotoğrafı (Reuters)
Ukrayna polisi tarafından paylaşılan, Rusya ordusunun dün Dnepropetrovsk’ta hedef aldığı bir evin enkazının fotoğrafı (Reuters)

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Zaporijya Nükleer Santrali’nin sık sık saldırılara uğraması nedeniyle ‘bir nükleer felaket tehlikesi’ uyarısının ardından nükleer santralin durumuyla ilgili son gelişmeleri tartışmak üzere özel bir oturum düzenleyecek. Öte yandan Rusya ve Ukrayna, Zaporijya Nükleer Santrali’ndeki durumla ilgili bir birlerinisuçlamaya devam ediyorlar.
Rusya’nın BM misyonundan bir kaynak, Rus haber ajansı RIA Novosti’ye yaptığı açıklamada, Rusya’nın BMGK’danUkrayna'nın Zaporijya Nükleer Santrali’ne yönelik saldırıları ve bir felaketin yaşanması olasılığı çerçevesinde 11 Ağustos'ta konuyla ilgili bir oturum talep ettiğini söyledi. Rusya’nın BM misyonunun, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi’den oturum öncesinde bir rapor sunmasını istediği öğrenildi.
UAEA Başkanı Grossi dün, ‘gerçek bir nükleer felaket riski’ uyarısında bulunarak her iki tarafı da itidalli olmaya çağırdı. Öte yandan G7 ülkeleri Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere, Avrupa Birliği (AB) ve ABD Dışişleri Bakanları ortak açıklamasında, Rusya'nın Zaporijya Nükleer Santrali ve bütün nükleer faaliyetlerinin tüm kontrolünü derhal Ukrayna'ya devretmesi çağrısında bulunulsa da Rusya’nın bunu yapması beklenmiyor.

“Uçurumun kenarı”
BM daha önce, UAEA uzmanlarının durumu yerinde incelemek amacıyla Zaporijya Nükleer Santrali’ne bir ziyaret düzenlemeye çalıştığını duyurmuştu. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, UAEA heyetinin Zaporijya Nükleer Santrali’ni ziyaret etmesini sağlamalı” denildi. 
Rusya Dışişleri Bakanlığı Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Dairesi Başkan Yardımcısı Igor Vishnevitsky, yaptığı açıklamada, “Şimdi birçok mesele, BM Genel Sekreterliğine ve Genel Sekreter António Guterres'e bağlı. Çünkü bu ziyaret için destek sözü vermekle kalmayıp ziyaretin gerçekleşmesini sağlamalı. Bu konuda ona mümkün olan her şekilde yardım edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın UAEA ile yakın iş birliğine ve nükleer santrali denetlemeye hazır olduğunu söyleyen Vishnevitsky, “Bir noktada teftişi kabul etmeye hazırdık ve her şey yapıldı, ama BM Genel Sekreterliği Güvenlik Departmanı buna izin vermedi. UAEA, bu departmanın tavsiyelerine aykırı hareket edemez. Görev gerçekleşmese de programa kadar tüm lojistik hazırlıklar tamamlandı. UAEA Başkanı Rafael Grossi de dahil olmak üzere herkes için büyük bir sürpriz oldu” şeklinde konuştu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı daha önce BM Genel Sekreterliği Güvenlik Departmanı'nın Gorssi’nin Zaporijya Nükleer Santrali'ne yaptığı ziyareti onaylamadığını, bunun da Kiev'in nükleer santralin bulunduğu bölgede provokasyonlar düzenlemesine izin verdiği açıklamasında bulunmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ‘Kiev’in nükleer santrale yönelik saldırıları’ ile ilgili durum çerçevesinde dünyanın ‘uçurumun kenarında yürüdüğünü’söyledi. Zaharova, açıklamasında, “İnsan kaynaklı felaketlerin sonuçları da dahil olmak üzere nükleer enerji sorunlarıyla ilgilenen BM Genel Sekreterliği, tüm dünyanın bir uçurumun kenarında olduğunu anlaması gerekiyor gibi görünüyor. Bunlar, bilim adamlarının dünyanın yararı, kalkınması ve alternatif enerji kaynakları arayışı için yaptıkları deneyler değil, Kiev yönetiminin tamamen yasadışı faaliyetlerinin bir parçası olarak suç teşkil eden eylemleridir. Bu yıkıcı eylemlerin sonuçları belirli bir coğrafi alanla sınırlı olmayacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Kiev, Ukrayna'daki nükleer tesisler ve hassas bölgelerin uçuşa yasak bölge ilan edilmesini talep etti. Ukraynalı yetkililer, uluslararası izleme kurumlarının bu bölgelerdeki durumun takibine dahil edilmeleri gerektiğine işaret ettiler. Rus çevreleri ise bu talebi, Kiev'in nükleer tesisler dosyasını ‘uluslararasılaştırma’ girişimi olarak gördüler. Rus kaynaklar, Kiev'i savaşa müdahale etmeleri için müttefik güçleri çekmeyi başaramayınca, uluslararası tarafları sahaya askeri birlikler göndermeye ikna etmeye çalışmakla suçladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, daha önce Ukrayna'nın uçuşa yasak bölge çağrısını ‘saçmalık’ olarak nitelendirmişti.

Ukrayna’nın suçlaması
Kiev ile Moskova’nın birbirlerine yönelttikleri suçlamalara gelince Ukrayna dün, Rusya'nın nükleer santralin bulunduğu yeri, yakındaki bir kasabayı hedef almak için kullandığını ve füzeli saldırıda en az 13 kişinin ölümüne, çok sayıda kişinin ciddi şekilde yaralanmasına neden olduğunu açıkladı. Ukrayna'nın Rusya tarafından hedef alındığını söylediği Marganets kasabası, Moskova'nın geçmişte Ukrayna güçlerinin Mart ayından bu yana Rusya tarafından kontrol edilen Zaporijya Nükleer Santrali’nde saklanan Rus güçlerini bombalamak için kullandığını iddia ettiği yer.
Ukrayna’nın orta kesimlerinde yer alan Dnipropetrovskbölgesinin valisi Valentin Ryzhnichenko, Rusya'nın Marganets’e 80 adet Grad füzesinin kullanıldığı bir saldırı gerçekleştirdiğini söyledi. Dnipro Nehri’nin diğer yakasında yer alan kasabada 20'den fazla binanın hasar gördüğünü de belirten Vali Ryzhnichenko, saldırıda bir elektrik hattının zarar gördüğünü ve birkaç bin kişinin elektriksiz kaldığını kaydetti. Ryzhnichenko, bir otel, iki okul, bir konser salonu, ana belediye binası ve diğer idari binaların bombalandığını ifade etti. Ukraynalı yetkililer tarafından dağıtılan resimlerde, bombalanmış ve camları kırılmış gibi görünen molozlarla dolu bir okul koridoru ve füzenin isabet ettiği bir apartman yer aldı.
Reuters’ın aktardığına göre Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofis Başkanı Andriy Yermak, Rusya’yı Zaporijya Nükleer Santrali’nden Ukrayna’nın çeşitli noktalarına saldırılar gerçekleştirmekle suçladı. Yermak, Rusya’nın, Ukrayna’nın buradan yapılan bir saldırıya tehlikeli olabileceğinden ötürü karşılık veremeyeceğini bildiğini de sözlerine ekledi. Yermak, Telegram hesabından yaptığı paylaşımda, Marganets'e yapılan saldırıya işaret ederek “İnsanların oturdukları apartmanların üzerine 80 adet füze ateşlendi” yazdı.
Ukrayna, araçlar ve ağır silahlarla desteklenen yaklaşık 500 Rus askerinin Ukraynalı teknisyenlerin çalışmaya devam ettiği nükleer santralde konuşlandığını duyurdu. Buna karşın Rusya, güçlerinin sorumlu davrandığını ve tesisin güvenliğini sağlamak için elinden gelen her şeyi yaptığını öne sürdü.

Rusya’dan kömür ithalatına yasak
Diğer taraftan, AB ve İngiltere tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırım paketleri kapsamında alınan Rusya’dan kömürü ithalatını yasaklama kararı dün itibarıyla yürürlüğe girdi. 
Batılı ülkeler tarafından alınan karara göre İngiltere ve AB, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonu temelinde uygulanan yaptırımların bir parçası olarak 10 Ağustos'tan itibaren AB’nin en büyük kömür tedarikçilerinden biri olan Rusya’dan kömürü ithalatına son verdi. 
Rusya Enerji Bakanlığı'na göre Rusya 2021 yılında, AB’ye 48,7 milyon ton kömür ve kömürden elde edilen hammadde sattı. Bu da Rusya’nın toplam kömür ihracatının yüzde 21,8'ini oluşturuyor. Rusya, 2020 yılında ise toplam kömür ihracatının yüzde 22'sini AB’ye gerçekleştirdi.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.