Bakan Çavuşoğlu'nun 'uzlaşı' açıklamasının ardından Suriye’de Türk bayrağı yakıldı

Bakan Çavuşoğlu'nun 'uzlaşı' açıklamasının ardından Suriye’de Türk bayrağı yakıldı
TT

Bakan Çavuşoğlu'nun 'uzlaşı' açıklamasının ardından Suriye’de Türk bayrağı yakıldı

Bakan Çavuşoğlu'nun 'uzlaşı' açıklamasının ardından Suriye’de Türk bayrağı yakıldı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye ile ilgili açıklamalarını protesto eden bir grup,  Azez’de Türk bayrağı yaktı.
Çavuşoğlu, Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda düzenlediği basın toplantısında  Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad'la 10 ay önce yaptığı görüşmeyi şu ifadelerle aktardı:
"Bağlantısızlar Toplantısı'nda, Belgrad'da ayaküstü diğer bakanlarla sohbet ederken Suriye Dışişleri Bakanıyla da ayaküstü kısa bir sohbetim oldu. O toplantı marjında, yemekten önce... Sonuçta orada da biraz önce söylediğimi söyledim. Suriye'nin tek çıkar yolu siyasi uzlaşı. Teröristlerin temizlenmesi lazım. Kim olursa olsun, adı ne olursa olsun...Diğer taraftan muhalif Suriyelilerle rejim arasında bir barışın olması gerektiğini, Türkiye olarak böyle bir durumda buna destek olabileceğimizi de söyledik."

Çavuşoğlu'nun bu ifadelerinin ardından Suriye'nin Azez kentinde bazı gruplar Türk bayrağı yaktı.
Sosyal medyaya yansıyan bazı görüntülerde de AK Parti'li Şahinbey Belediyesi'nin yaptırdığı Millet Bahçesi önünde toplanan grubun "Türkiye duysun Suriye devriminin sesini. Kanım değerli ve satılık değil" sloganları attığı görüldü.
Eylemciler, ‘Suriye rejimiyle uzlaşma olmayacağını ve Suriyeliler için tek seçeneğin rejim ve onun direkleri devrilene kadar devrimi sürdürmek olduğunu’ vurguladı.
Ülkenin kuzeybatısındaki muhalefet tarafından kurulan geçici hükümetin Savunma Bakanı Hassan Hamadah ise, "Çığlık (halk rejimin düşmesini istiyor) dönüşü olmayan bir noktadır. Bitti, Esed'i devirmekten başka bir alternatif yok" derken, Suriye Milli Ordusu'na (SMO) bağlı Ahlaki Rehberlik Departmanı "Esed rejimi Suriye ve Türk halkı için bir tehlikedir" açıklamasında bulundu.

SMO bileşenlerinden Hamza Tümeni Özel Kuvvetler Komutanı Seyf Ebu Bekir, "Siyasetteki ölçek ve dalgalanmalarla hiçbir ilgimiz yok. Göreve geldiğimiz ilk günden beri söylediklerimizden başka bir sözümüz yok. Devrim. Diz çökmeyeceğiz, suçlularla barışmayacağız, masumların katillerine bakıcılık yapmayacağız, özgürlük ve haysiyet haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz, Beşşar terörün başı ve diğer örgütlere kaynaktır” dedi.
Öte yandan Şam hükümetini destekleyen aktivistler, Türkiye'nin Suriye'deki politikasına yönelik eleştirilerde bulundular. Ankara’nın silahlı muhalif gruplara verdiği desteğin ülkede yıkıma neden olduğu ifade edildi.
Son günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirileceği iddiaaları basında yer almıştı.



DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
TT

DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)

Suriye'nin Deyrizor, Rakka ve Haseke arasında kalan alan el-Cezire bölgesi, DEAŞ terör örgütünün yeteneklerini test ettiği başlıca saha hâline geldi. Bu durum, örgütün önceliklerini yeniden belirlemesi ve Suriye hükümeti ve ülkedeki çeşitli kesimler ile coğrafya kazanımı konusunda yürüttüğü açıklanmamış yarış bağlamında değerlendiriliyor.

ABD’nin son geri çekilmesinin ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye devletine entegrasyonuna yönelik mutabakatlara varılmasının ardından örgüt, yıllarca özerk yönetim ya da uluslararası nüfuz altında kalan bölgelere Şam otoritesinin yeniden dönmesiyle doğabilecek ‘çelişkilerden’ medet umuyor. Örgüt; merkezi politikalara ilişkin aşiret kaygılarını istismar ederken kamplarda kendi safları için üye devşirme faaliyetleri yürütüyor.

Örgütün bugün ‘uyuyan hücre’ evresine girmesinin nedeni daralma dönemlerini yeniden konuşlanmak ve faaliyetlere yeniden başlamaya zemin hazırlamak amacıyla her türlü açıktan yararlanmaya alışmış olmasından kaynaklanıyor.

Bu yüzden yetkililer ne kadar çaba harcarsa harcasın DEAŞ’ın Şam'ı -en azından asgari düzeyde- ‘rahatsız etme’ yeteneğini halen sürdürdüğü görülüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)

Lübnan Sivil Savunması'nın açıklamasına göre, Lübnanlı gazeteci Amal Halil, dün İsrail'in güney Lübnan'daki sınıra yakın el-Tayri kasabasındaki bir evi hedef alan hava saldırısında öldürüldü.

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Sivil Savunma Genel Müdürlüğü arama kurtarma ekipleri, saatlerce süren arama çalışmalarının ardından, Tayri kasabasındaki bir eve düzenlenen düşman baskını sonucu şehit düşen gazeteci Amal Halil'in cesedini bulmayı başardı" denildi.

Gazeteci Halil'in çalıştığı Lübnan gazetesi Al-Akhbar, ölümünün ardından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan'da Al-Akhbar muhabiri olan meslektaşımız Amal Halil, düşman ordusuna ait uçaklar tarafından takip edildikten ve önce arabasına, ardından sığındığı eve düzenlenen bir dizi hava saldırısının hedefi olduktan sonra şehit oldu. Bu, Lübnan'daki basın ve gazetecileri açıkça hedef alan bir eylemdir."


Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
TT

Libya Kızılayı: 10 teknedeki 404 göçmen kurtarıldı

Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)
Libya'nın doğusundaki Tobruk'ta göçmenlerin cesetlerinin çıkarılması (Arşiv- Kızılay)

Libya’nın doğusundaki Tobruk kentinde faaliyet gösteren Kızılay yetkilileri, dün yaptıkları açıklamada, Libya Ulusal Ordusu’na bağlı sahil güvenlik güçlerinin denizde zor şartlarla karşı karşıya kalan en az 404 göçmeni kurtardığını bildirdi.

Yetkililer, göçmenlerin farklı uyruklardan olduğunu ve 10 ayrı teknede bulunduklarını belirtti. Tobru, Libya’nın doğusunda Mısır sınırına yakın bir sahil kentidir.

Kızılay tarafından Facebook üzerinden paylaşılan görüntülerde, gönüllülerin kurtarılan göçmenlere ilk yardım sağladığı, yiyecek ve battaniye dağıttığı görüldü.

Libya, özellikle Sahra Altı Afrika’dan gelen göçmenler için önemli bir geçiş güzergâhı olmaya devam ediyor. Göçmenler, çatışma ve yoksulluktan kaçmak amacıyla çöl ve deniz üzerinden Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken büyük riskler alıyor.

Öte yandan, pazartesi günü Tobruk açıklarında bir teknenin alabora olması sonucu 10 göçmenin hayatını kaybettiği doğrulandı. Üç Libyalı kaynak ve Uluslararası Göç Örgütü’ne göre 31 kişi ise hâlâ kayıp. Cumartesi günü dalgaların kıyıya sürüklediği altı cesedin bulunduğu bildirildi.