Sosyal medya insanlığı geriletiyor mu?

Yapay zeka hayata, topluma ve doğaya bakışımızı değiştirdi, sosyal ilişkilerimizi kökten dönüştürdü

Teknolojiyle ilgili korkular, insanlığın gidişatına dair kasvetli beklentilerin ortasında insan ırkının geleceğini tehdit ediyor (AFP)
Teknolojiyle ilgili korkular, insanlığın gidişatına dair kasvetli beklentilerin ortasında insan ırkının geleceğini tehdit ediyor (AFP)
TT

Sosyal medya insanlığı geriletiyor mu?

Teknolojiyle ilgili korkular, insanlığın gidişatına dair kasvetli beklentilerin ortasında insan ırkının geleceğini tehdit ediyor (AFP)
Teknolojiyle ilgili korkular, insanlığın gidişatına dair kasvetli beklentilerin ortasında insan ırkının geleceğini tehdit ediyor (AFP)

Fidel Spiti
Masa ya da dizüstü bilgisayar başında, arabanın direksiyonunda ve hayal gücüyle sınırlanabilecek diğer ulaşım araçlarında çalışmak gibi teknolojik gelişmelerle birlikte insan vücudundaki biyolojik değişikliklere dair bir takım beklentiler söz konusu.  Bu beklentiler bir yandan mantıklı görünürken tarih boyunca insanın evrimsel gelişimine göre analiz ediliyor. İnsan anatomisi ve biyolojisiyle ilgilenen bilim dallarından uzmanlar, sanayi devriminden bu yana ellerimizi yoğun bir şekilde kullandığımız için insanların ellerinin zamanla uzayacağını, bacaklarının da kısalacağını düşünüyor. Bu beklentiler, çalışırken ve işe giderken bacaklarımızı daha az kullanmamıza karşın bilgisayar ve telefon aracılığıyla yüzlerce iş türünün süresini kısaltan internet çağının gelmesiyle birlikte arttı. Tüm bu işler bunlar parmaklar ve eller ile yapılırken, bacaklar ise daha az hareket ediyor. Bu da ellerin uzaması ve bacakların körelmesi açısından insan formunun şempanze benzeri bir biçime dönüşeceği anlamına geliyor. Tıpkı şempanzelerin tırmanmak ve hareket etmek için ellerini kullanması gibi, biz de çalışmak için ellerimizi yoğun bir şekilde kullanıyoruz.

‘Dönüşüm’ beklentileri
En çarpıcı tahminlerden bazıları, insanoğlunun on binlerce yıl sonra biçimleri değişmiş farklı makinelerden örülmüş bir ağ üzerine kurulu beyne dönüşebileceğine işaret ediyor. Elon Musk, geçtiğimiz günlerde bir kişinin hafızasının, beyinde meydana gelen görüntülerin ve olayların toplayıcısı olduğu sürece onu sonsuza kadar canlı tutan bir ‘hafıza kartına’ dönüştürülebileceği tezini öne sürdü. Musk’a göre bu hafıza kartı, bir grup farklı algoritmayı birbirine bağlayarak ne olacağını tahmin edebilir.
İnsanoğlunun, eski fiziksel gelişimi fikrinin bir sonucu olarak, makineler ağı üzerine kurulu bir beyne dönüşmesi, biyolojik bedene olan ihtiyaç, düşünce süreci lehine zaman geçtikçe azalacağı, hatta bu beden ya da beyin için şu anki yiyeceklerden farklı olarak tekrar tekrar tuvalete gitmesine ya da yemek için ara vermesine gerek kalmayacak yiyecek türleri bulunabileceği anlamına geliyor. Öncelikle gezegenler ve galaksiler arasında ışık hızına yakın hızlarda seyahat edecek olan astronotlar için bu tür yiyeceklerle ilgili araştırma halen devam ediyor.
Bu tür bilimsel iddiaları doğrulayan Facebook’un sahibi olan Meta şirketinin başlattığı ve Google’ın da doğruladığı ‘Metaverse’ dünyası, kullanıcının gerçek bir kimliğinin olduğu gerçek dünyaya paralel olan ve özel bir kimliğe sahip olacağı bir dünya. Ancak eğer kullanıcı Metaverse dünyasında daha fazla zaman harcarsa, gerçek dünyadaki kimliğinin ikinci sıraya düşeceği ve Metaverse’deki kimliğinin birinci sıraya yükseleceği de bir gerçek.
Psikoloji, medya, kitle psikolojisi, telekomünikasyon ve iletişim bilimlerinin dallarını üreten yeni bir bilim alanı olan sosyal medya uzmanları, internet dünyasının artık neredeyse kimliğimizi ve çevremizdeki hayatı tanımlamanın önemli bir parçası olduğunu söylüyorlar. Artık herkes, birçok sosyal medya platformu, uygulaması ve internet sitesi aracılığıyla gerek biçim gerekse içerik olarak gerçek karakterinden farklı olarak başkalarına göstermek istediği bir karakter oluşturabiliyor. Biçim açısından yüzün şeklini değiştiren yeni filtreler sayesinde, artık yüzün özelliklerini kökten değiştirmek mümkün. İçerik açısından ise insanlar kendi sayfalarında yayınladıkları resimlerde ya da videolarda kendini mutlu ve keyif içinde gösterebilirken, gerçekte sefil ya da farklı bir hayat yaşıyor olabilir. Bunun tam tersi de mümkün.

Hem olumlu hem de olumsuz
Önce gezegeni küçük bir köy haline getirdiğimizde sosyal medyayı kendi yararımıza kullandık. On binlerce kilometre uzaktaki birini görüntülü arayabiliyor ve sanki odada bizimleymiş gibi konuşabiliyoruz. Artık fikirlerimizi, kafaları karıştırıcı, yanlış, intihal, kışkırtıcı ve uydurma olsalar bile binlerce kullanıcı arasında yayabiliyoruz. İnternette tüm hızıyla devam eden bu durum, hükümetleri ve uluslararası gözlemcileri, insanlara ulaşan bilgileri ve Rusya'nın Donald Trump'ı başkanlığa taşıyan ABD seçimlerine müdahale ettiği iddiaları gibi İnternette kasıtlı olarak yayılan ve internet kullanıcıları üzerinde önemli bir etkisi olan yanıltıcı bilgileri yayma yeteneklerini kontrol edebilmek için sosyal medya şirketlerine zorlu koşullar dayatmaya itiyor. Rusya’nın ABD’deki başkanlık seçimlerine müdahale ettiği iddiaları ve Trump'ın mağlup olduğu, çevresindeki birkaç grubu harekete geçirebildiği son ABD başkanlık seçimlerine hile karıştığı iddiaları ile ilgili soruşturmalar sürüyor. Son seçimlere hile karıştığı iddiaları ‘Trumpist’ propagandadan etkilenen grupların eşi benzeri görülmemiş bir şekilde ABD’nin başkenti Washington’daki Kongre binasına baskın gerçekleştirmeleriyle sonuçlandı. Olayla ilgili soruşturma da halen devam ediyor.
Ancak iletişim araçlarının üzerimizde yarattığı en büyük etki, günlük yaşam, yani çevremizdeki doğa ve sosyal çevre ile olan ilişkimiz ve çekirdek aileden başlayıp daha sonra geniş aileye ve akrabalara, oradan çalıştığımız ya da aralarında yaşadığımız topluluğa kadar nüfuz etmiş olması.
Örneğin Google Earth uygulaması, kullanıcıyı balkonunda otururken bir astronota dönüştürebiliyor. Uzaydan tüm dünyayı görebiliyoruz. Bu uygulama sayesinde dünyanın herhangi bir yerini seçip çok yakından ziyaret edebiliyoruz. Böylece maliyetsiz ve fiziksel olarak bir yerden başka bir yere gitmeden artık dünyanın diğer ülkelerindeki şehirlerin sokaklarında turistik bir gezi yapıyormuş gibi hissedebiliyoruz. Fakat bu uygulama da tıpkı diğerleri gibi, iki yanı keskin bir bıçak. Olumlu yanı, bu uygulama aracılığıyla dünyanın dört bir yanındaki çevreler, kültürler ve coğrafi alanlar arasında öğrenme, keşfetme ve gezinme imkanı sunması. Ziyaret ettiğimiz bölgeleri, diğer bölgeleri ziyaret eden diğer kişilerle paylaşılabiliyoruz.  Böylece her gün bu uygulamanın karşısında geçirdiğimiz birkaç saat içinde gezegeni keşfetmeye ilgi duyan arkadaşların sayısını artırıyor. Olumsuz yanı sıra hareketliliğimizin ve fiziksel seyahatimizin kesintiye uğraması. Tıpkı sosyal ağlarda bulunma oranlarının önemli ölçüde arttığı bir dönem olan Kovid-19 salgını nedeniyle iki yıl süren kapanmalar ve seyahat yasaklarında sırasında olduğu gibi. Bu dönemde çalışma tarzı da değişti. Artık birçok kişi evde olduğundan sosyal ağlarda dolaşmak daha kolay ve pratik hale geldi. Bu durumda mesele uzun bir süre, belki de sonsuza kadar böyle devam edecek, yani ofis yerine evden çalışılacak gibi görünüyor.

Doğa ve aile ile ilişkilerin bozulması
Arkadaşların ya da aile üyelerinin hayatlarını sosyal ağlar aracılığıyla ifşa etmek, onların hayatlarının gözlerimizin önüne, bizim hayatlarımızın da onların gözleri önüne serilmesi onlarla olan gerçek ilişkilerimizi de etkiler. Hatta bu durum, aile bağlarının ya da fertleri arasındaki güçlü ilişkilerin zayıflamasına katkıda bulunuyor.  Bu aynı zamanda sık sık karşılıklı olarak yapılan ziyaretlere yahut yılda en az bir kez olsun aile büyüklerinin ziyaret edildiği seyahatlere de yansıdı. Ancak iletişim kolaylığı ile bu ziyaretler önemli ölçüde azaldı.  Ziyaretin yerini, bunu eksiksiz ve önemli bir harcamaya gerek kalmadan yapan görüntülü görüşme aldı.
Çevredeki doğanın kendisiyle, yani şehirdeki mahallelerin, küçük kasabalar ya da yerleşim bölgeleriyle olan ilişkisiyle başlayan, komşu köylerin ve ormanların yakınlarından geçen nehir ile devam eden bir ilişkisi var. Sanayi devriminden hoşnut olmayan romantik dönem ile doğaya dönüş talepleri geldi. Romantik dönemin ünlü teorisyenleri, filozofları, şairleri, müzisyenleri ve ressamları, 19. yüzyılın başlarından sonuna kadar bir asırdan biraz daha az bir süre boyunca, makinelerden, kalabalıktan, kömür fabrikalarının dumanından ve işçilerin sefil hayatından uzaklaşarak doğaya dönmeyi başardılar. Ancak bu da hayatın evriminin seyrine tersti. Romantik dönemin hızla sona ermesi, sanayi çağının 19. yüzyılın sonlarından ve 20. yüzyılın başlarından günümüze kadar istikrarlı ve geniş bir şekilde gelişmesine izin verdi.
Ama romantik dönemle bir kıyaslama yapacak olursak, o dönemin insanları doğadaki karınca gibi, bizi ise kayaya yapışmış deniz kabukları gibi görebiliriz. Çevreciler, Kovid-19 salgınının başlarındaki kapanmanın ilk aylarında, gezegenin, gerek hava kirliliğinden gerekse ağaçların kesilmesi nedeniyle ormanların bozulmasından olsun, kendini temizleyebildiğini keşfettiler. İnsan yaşamının kalitesine ilişkin kaygının doğaya yönelik kaygıyla başladığını düşündüklerinden insanlardan çok, doğa anaya ilgi duyan çevrecilerin görüşü bu yönde olsa da sosyologlara göre insanın toplumsal ilişkilerinin modelini ve doğayla olan ilişkisini kökten değiştirdiği için bu görüş kusurlu ve yanlış. Bu durum, ebeveynlerin ve çocuklarının çevredeki doğaya bakış açısındaki geniş ayrılıkta da ortaya çıkıyor. Hayatlarının büyük bir kısmı bir bilgisayar veya telefon ekranı başında ve çeşitli oyunlar karşısında geçen çocukların görüşleri ve aileleri ile bakış açılarındaki farklılıklar her yeni nesilde daha da artıyor. Sosyologlar, bu tür farklılıkların kaçınılmaz olduğunu söylüyorlar. Bununla birlikte sosyal ve insani yönden etkisi, özellikle farklı toplumlarda bir sonraki aktif nesil olacak olan küçük çocuklar için internet kullanımının azaltılmasıyla ve yönlendirilmesiyle azaltılabilir. Örneğin Adam Smith'in 29 Temmuz Cuma günü The Independent Arabia’da yayınlanan makalesinde, Google’ın eski Başkanı ve CEO'su Eric Schmidt’in “Yaptığımız şeyin etkisi konusunda saftım. Bugün yapay zekanın etkisinin nükleer silahlar kadar tehlikeli olduğunu düşünüyorum” şeklindeki sözlerine dikkati çekti.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Matt Damon'ın eşi, aslında ilk önce Ben Affleck'i beğenmiş

Matt Damon'ın eşi Luciana Barroso, Can Dostum'u izledikten sonra ilk başta "yakışıklı olanın" Ben Affleck olduğunu düşündüğünü itiraf etmiş (AP)
Matt Damon'ın eşi Luciana Barroso, Can Dostum'u izledikten sonra ilk başta "yakışıklı olanın" Ben Affleck olduğunu düşündüğünü itiraf etmiş (AP)
TT

Matt Damon'ın eşi, aslında ilk önce Ben Affleck'i beğenmiş

Matt Damon'ın eşi Luciana Barroso, Can Dostum'u izledikten sonra ilk başta "yakışıklı olanın" Ben Affleck olduğunu düşündüğünü itiraf etmiş (AP)
Matt Damon'ın eşi Luciana Barroso, Can Dostum'u izledikten sonra ilk başta "yakışıklı olanın" Ben Affleck olduğunu düşündüğünü itiraf etmiş (AP)

Matt Damon, 20 yıllık eşi Luciana Barroso'nun, tanışmalarından önce oyuncunun en yakın arkadaşını beğendiğini itiraf ettiğini açıkladı.

Barroso, ilişkilerinin birkaç ayı geçtikten sonra, 1997 yapımı Can Dostum'da (Good Will Hunting) Damon'la birlikte rol alan Ben Affleck'in, başlangıçta ikili arasındaki daha yakışıklı taraf olduğunu düşündüğünü şimdiki eşine söylemiş

55 yaşındaki Damon, pazartesi günü Howard Stern Show'da "Lisedeki en iyi arkadaşıyla tanışmıştım ve ikisinin birlikte Can Dostum'u izlemeye gittiği ortaya çıkmıştı" dedi. 

En iyi arkadaşı benim daha yakışıklı olduğumu düşünmüş. O ise Ben'in daha yakışıklı olduğunu düşünmüş.

Damon "Bana itiraf etti. Ben de 'Yanlış kişiyi mi seçtin?!' dedim. Bunu bana 23 yıl önce söyledi" diye devam etti.

Ardından Affleck, ikilinin yeni filmi The Rip'te Barroso'nun yapımcı olarak çalıştığını belirterek "O harika bir yapımcı ve gerçekten iyi bir arkadaş. Evet, ondan hiç öyle bir his almadım" dedi.

dfrgtyu
20 yıldır evli olan Matt Damon ve Luciana Barroso'un 4 kızı var (AP)

Kayıp Kız'ın (Gone Girl) 53 yaşındaki oyuncusu "Sanırım gerçek hayatta yaptığım bir şey hislerinin değişmesine neden oldu" diye espri yapınca Stern ve Damon güldü.

Barroso, Damon'ı terk edip Affleck'le birlikte olsaydı "yıkılıp yıkılmayacağını" soran Stern'e, Damon "En sevdiğim iki kişi hayatımdan çıkarsa mı? Evet, bu çok kötü olurdu" diye cevap verdi.

Barroso ve Damon, oyuncu Takıldım Sana'yı (Stuck on You) Miami'de çekerken 2003'te tanışmıştı ve Barroso o dönem kentte barmenlik yapıyordu. 2005'te evlenen çiftin 4 çocuğu var: Barroso'nun önceki ilişkisinden olan 26 yaşındaki kızı Alexia, 19 yaşındaki Isabella, 17 yaşındaki Gia ve 15 yaşındaki Stella.

Affleck, en yakın arkadaşının ilişkisi hakkında Stern'e şöyle dedi: 

Gerçekten muhteşem bir evlilik ve arkadaşlık. İki kişi, ayrı kaldıklarında bile birbirlerinin hayat arkadaşı olmayı sürdürüyor.

Ardından Barroso'nun lisedeki en iyi arkadaşının telefon numarasını istemesi gerektiğini söyleyerek espri yaptı ancak Damon, kadının evlendiğini söyledi. Affleck esprili bir şekilde "Hayatımın hikayesi" diye yanıtladı.

Affleck'in 2005'ten 2018'e kadar evli olduğu eski eşi Jennifer Garner'dan üç çocuğu var. Aktör 2022'de Jennifer Lopez'le evlenmiş ancak eskiden beri bir ayrılıp bir barışan çiftin boşanma süreci 2024'te tamamlanmıştı.

Damon ve Affleck, onlarca yıllık arkadaşlıkları boyunca banka hesaplarından Akademi Ödülleri'ne kadar her şeyi paylaştı. İlk Oscar'larını En İyi Özgün Senaryo dalında Can Dostum'la kazanan ikilinin bu filmi, hayatını kaybeden aktör Robin Williams'ın da En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü evine götürmesini sağlamıştı.

Independent Türkçe


Ejderha Dövmeli Kız dizi oluyor: 8 bölümlük uyarlama yolda

2011 yapımı Ejderha Dövmeli Kız, asılsız bir iddiayla suçlanan Mikael Blomkvist ve onun geçmişini taramakla görevlendirilen sıradışı hacker Lisbeth Salander'ın hikayesini anlatıyor (Sony Pictures Releasing)
2011 yapımı Ejderha Dövmeli Kız, asılsız bir iddiayla suçlanan Mikael Blomkvist ve onun geçmişini taramakla görevlendirilen sıradışı hacker Lisbeth Salander'ın hikayesini anlatıyor (Sony Pictures Releasing)
TT

Ejderha Dövmeli Kız dizi oluyor: 8 bölümlük uyarlama yolda

2011 yapımı Ejderha Dövmeli Kız, asılsız bir iddiayla suçlanan Mikael Blomkvist ve onun geçmişini taramakla görevlendirilen sıradışı hacker Lisbeth Salander'ın hikayesini anlatıyor (Sony Pictures Releasing)
2011 yapımı Ejderha Dövmeli Kız, asılsız bir iddiayla suçlanan Mikael Blomkvist ve onun geçmişini taramakla görevlendirilen sıradışı hacker Lisbeth Salander'ın hikayesini anlatıyor (Sony Pictures Releasing)

Sky, Stieg Larsson'ın çok satan romanı Ejderha Dövmeli Kız'ın (Män Som Hatar Kvinnor) dizi uyarlamasına yeşil ışık yaktı.

Variety'nin özel haberine göre 8 bölümden oluşacak diziyi Spider-Noir, Gözlerinin Ardında (Behind Her Eyes) ve Hannibal gibi yapımlarla tanınan Steve Lightfoot ve The Haunting: Bly Malikanesi (The Haunting of Bly Manor) yazarlarından Angela LaManna kaleme alacak. 

İkili yürütücü yapımcı görevini de üstlenecek. 

Amazon'un projesi rafa kalkmıştı

Çekimlerin bu ilkbaharda Litvanya'da başlaması planlanıyor. Dizi, Birleşik Krallık, İrlanda, İtalya, Almanya, İsviçre ve Avusturya'da Sky üzerinden izleyiciyle buluşacak. ABD'deki ön satış görüşmeleri de şimdiden başladı.

Roman, "itibarsızlaştırılmış" gazeteci Mikael Blomkvist ve hacker Lisbeth Salander'ın, varlıklı bir ailenin kızının 40 yıl önceki gizemli kayboluşunu araştırmasını konu alıyor. 

Projenin resmi tanıtımında, hikayenin "Stieg Larsson'ın Millennium serisindeki karakterlerine ve araştırmacı DNA'sına yaslanarak günümüze taşınacağı; bugünün güncel temaları üzerinden yeniden ele alınacağı" ifade ediliyor.

Variety 2023'te Amazon'un da Ejderha Dövmeli Kız için bir dizi uyarlaması geliştirdiğini yazmış ancak sözkonusu proje geliştirme aşamasında kalmıştı.

Salander ve Blomkvist, Larsson'ın 2004'teki ölümünden önce tamamladığı üç kitaptan oluşan Millennium serisinin başlıca karakterleri. 

Larsson'ın kaleme aldığı üçleme Ejderha Dövmeli Kız, Ateşle Oynayan Kız (Flickan Som Lekte Med Elden) ve Arı Kovanına Çomak Sokan Kız (Luftslottet Som Sprängdes) kitaplarından oluşuyor. 

100 milyondan fazla sattı

Seriyi daha sonra David Lagercrantz devralarak Örümcek Ağındaki Kız (Det Som Inte Dödar Oss), Göze Göz Dişe Diş Diyen Kız (Mannen Som Sökte Sin Skugga) ve Ölmesi Gereken Kız (Hon Som Måste Dö) romanlarını yayımladı. 

Son olarak seriyi Karin Smirnoff devraldı; 2022 ve 2024'te iki roman daha yayımlandı. Serinin kitapları dünya genelinde toplamda 100 milyondan fazla sattı.

İlk üç kitap önce İsveç'te beyazperdeye uyarlandı; başrollerde Noomi Rapace ve Michael Nyqvist yer aldı. 

Romanın ABD uyarlaması 2011'de, Salander rolünde Rooney Mara ve Blomkvist rolünde Daniel Craig'le vizyona girdi. 

Lagercrantz'ın romanından uyarlanan Örümcek Ağındaki Kız ise 2018'de, başrollerde Claire Foy ve Sverrir Gudnason'la gösterime çıktı. 

Independent Türkçe, Variety, Deadline


Yeni romantik komedi fırtına gibi: Üç günde 17,2 milyon izlenme

Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, bazı izleyiciler tarafından şimdiden hem romantik komedi türünün hem de 2026'nın "kurtarıcısı" ilan edildi (Netflix)
Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, bazı izleyiciler tarafından şimdiden hem romantik komedi türünün hem de 2026'nın "kurtarıcısı" ilan edildi (Netflix)
TT

Yeni romantik komedi fırtına gibi: Üç günde 17,2 milyon izlenme

Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, bazı izleyiciler tarafından şimdiden hem romantik komedi türünün hem de 2026'nın "kurtarıcısı" ilan edildi (Netflix)
Tatilde Tanıştığımız İnsanlar, bazı izleyiciler tarafından şimdiden hem romantik komedi türünün hem de 2026'nın "kurtarıcısı" ilan edildi (Netflix)

Emily Henry'nin Tatilde Tanıştığımız İnsanlar (People We Meet on Vacation) adlı romanından uyarlanan aynı adlı Netflix filmi, gösterime girdiği ilk hafta sonunda 17,2 milyon izlenmeye ulaştı.

Platformun paylaştığı verilere göre romantik komedi türündeki film, 9 Ocak'ta yayına girmesinin ardından 5-11 Ocak haftasında Netflix'in İngilizce filmler kategorisinde zirveye çıktı.

Filmin güçlü performansının yanı sıra aynı adlı kaynak eser de New York Times Çok Satanlar listesine ve Amazon kitap listelerine yeniden girdi.

Emily Bader ve Tom Blyth'ın başrollerini paylaştığı film, her yıl birlikte tatile çıkan iki yakın arkadaşın ilişkisinin zamanla romantik bir bağa dönüşmesini anlatıyor.

Netflix, 18 yaş altı izleyiciler için uygun olmadığını belirttiği romantik filmin konusunu şöyle özetliyor:

Özgür ruhlu Poppy ile planlama meraklısı Alex... Yıllarca yaz tatillerine beraber çıkan zıt karakterdeki bu iki arkadaşın birbirleri için ideal sevgili olmaları mümkün mü dersiniz?

Netflix, Henry'nin planlanan 5 kitap uyarlamasının ilki olan filmin tanıtımı için kapsamlı bir kampanya yürüttü. Platform, ocak ayında yağmurlu bir günde New York'ta yağmurlu bir ocak gününde "yaz" atmosferi yaratmayı hedefleyen etkinlikte, sahte kumla kaplı ısıtmalı bir kubbede kokteyller, atıştırmalıklar ve ücretsiz ürünler dağıtıldı.

Filmin prömiyerinden bir gün sonra, 10 Ocak'ta, Henry, Bader ve Blyth etkinlik kapsamında izleyicilerle buluştu. New York merkezli kitapçı The Ripped Bodice'in ev sahipliğinde Henry, kitabın ilk bölümünü okudu.

Henry, canlı okumaya katılan hayranlarına seslenerek "Bu filmin siz olmadan var olmayacağını çok iyi biliyorum" dedi ve teşekkür etti:

Burada olduğunuz ve beni, bu kitabı desteklediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

Independent Türkçe, Variety, Deadline