DEAŞ’ın The Beatles hücresinden Davis Londra’da yargı önünde

DEAŞ’ın ‘The Beatles’ terör hücresinin dördüncü üyesi Aine Davis'i dün Londra’nın merkezindeki Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ne vardığı sırada taşıyan araç; sol üst köşede Davis (DPA / İngiliz Polisi)
DEAŞ’ın ‘The Beatles’ terör hücresinin dördüncü üyesi Aine Davis'i dün Londra’nın merkezindeki Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ne vardığı sırada taşıyan araç; sol üst köşede Davis (DPA / İngiliz Polisi)
TT

DEAŞ’ın The Beatles hücresinden Davis Londra’da yargı önünde

DEAŞ’ın ‘The Beatles’ terör hücresinin dördüncü üyesi Aine Davis'i dün Londra’nın merkezindeki Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ne vardığı sırada taşıyan araç; sol üst köşede Davis (DPA / İngiliz Polisi)
DEAŞ’ın ‘The Beatles’ terör hücresinin dördüncü üyesi Aine Davis'i dün Londra’nın merkezindeki Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’ne vardığı sırada taşıyan araç; sol üst köşede Davis (DPA / İngiliz Polisi)

DEAŞ’a bağlı ‘The Beatles’ hücresinin dördüncü üyesi Aine Davis, terör suçlarıyla itham edilmesi ardından dün Westminster Sulh Ceza Mahkemesi’nde İngiliz yargısı huzuruna çıktı.
Şarku’l Avsat’ın İngiliz haber ajansı PA Media'dan aktardığı habere göre, 38 yaşındaki Davis, Türkiye'den sınır dışı edilmesi ve İngiltere’ye gelmesinin ardından Çarşamba akşamı Luton Havaalanı’nda tutuklandı. İngiltere Kraliyet Başsavcısı, Davis’in 2014’de terörist suçlar işlemek ve terörist amaçlarla ateşli silah bulundurmak ile suçlandığını aktardı.
Savcılar, 2014 yılında terörle mücadele yasaları kapsamında Davis aleyhinde suç isnat edilmesine vermiş olduklarını aktardı. Dün kaydedilen kısa süreli duruşmada, Davis’e terör lehine para toplama, terörizm finansmanı düzenlemesine dahil olma ve terörist amaç için ateşli silah bulundurma suçlamaları yöneltildi. Davis, Westminster Sulh Ceza Mahkemesi huzuruna çıkması ardından ihtiyaten tutuklandı. Davis’in yalnızca adını ve doğum tarihini doğrulamak için konuştuğu belirtildi. Şuan İngiltere'de bir adresi olmadığı belirtilen Davis’in kefaletle serbest bırakılması talep edilmedi.
Westminster Sulh Ceza Mahkemesi, Ocak 2015'te terörizmi finanse etmeye çalışmak suçundan Davis aleyhinde tutuklama emri çıkarmıştı. Davis’in Suriye'de Batılı rehineleri işkence ile katleden The Beatles hücresinin bir parçası olduğunu reddettiği bildirildi. Davis Türkiye’de ise DEAŞ üyeliği suçlaması ile yargılanarak 7 buçuk yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Batı Londralı olduğu bilinen Davis, Terörle Mücadele Komutanlığı görevlileri tarafından havalimanında tutuklanarak Güney Londra’daki bir polis karakoluna götürüldü. Başkent polisi, zanlının 2000 tarihli Terörle Mücadele Yasası'nın 15, 17 ve 57. maddeleri uyarınca tutuklandığını aktardı.
Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, konuyla ilgili açıklamasında, “Her zaman Birleşik Krallık'ın güvenliğini gözetecek, emniyeti tehlikeye atacak hiçbir şeye izin vermeyeceğiz. Bir İngiliz vatandaşının Türkiye'den İngiltere'ye sınır dışı edildiğini doğrulayabiliriz, ancak polis soruşturması devam ettiği sırada fazla yorum yapmak uygun olmayacaktır” ifadelerini kullandı.
Londra Polisi tarafından yapılan açıklamada ise, Luton Havaalanı’nda bir kişinin tutuklandığı doğrulandı. Ancak şahsın ismi açıklanmadı. Açıklamada, “38 yaşındaki bir şahıs Çarşamba akşamı uçakla Türkiye'den İngiltere'ye gelişi ardından Terörle Mücadele Yasası'nın bir dizi maddesi uyarınca tutuklandı” ifadelerine yer verildi.
Türkiye’deki duruşması sırasında Davis, üyelerinin İngiliz aksanına sahip olmaları dolayısıyla The Beatles adını alan Londra hücresine üyeliğini reddetti. 2013’te DEAŞ’a dahil olmak için İngiltere'den ayrılan Davis, 2015 yılında İstanbul yakınlarında tutuklanmış, iki yıl sonrasında ise Türk yargı makamlarınca ‘terör örgütünün kıdemli üyesi olmaktan’ suçlu bulunmuştu. ABD makamları, söz konusu hücrenin 27 rehineyi katlettiğini, birçoğunun kafasını kestiğini, aynı zamanda cinayetleri kaydederek internette yayınladığını bildirdi.
DEAŞ’a bağlı The Beatles hücresinin, hepsi Batı Londra'da büyümüş, Suriye'de DEAŞ adına savaşmak için gönüllü olan, Batılıları rehin alan dört üyeden oluştuğu biliniyor. Hücre; ABD, İngiltere, Avrupa, Yeni Zelanda, Rusya ve Japonya'dan gazetecileri ve insani yardım çalışanlarını rehin almakla suçlanıyor.
The Beatles hücresinin ABD’Lİ gazeteciler James Foley ve Steven Sotloff’a işkence edip bu şahısların başlarını kestiğinden, aynı zamanda insani yardım çalışanları Kayla Mueller ve Peter Kassig’i katlettiğinden şüpheleniliyor. DEAŞ, sosyal medyada bu şahısların infazlarını gösteren propaganda videoları yayınlamıştı.
Uyuşturucu kullanma ve benzeri suçlardan hüküm giyen Davis, radikal bir hayat tarzını benimsemeden önce 2006 yılında ateşli silah bulundurmaktan tutuklanmıştı. Davis, bir duruşmasında, "Cihatçı John" lakaplı İngiliz katil Muhammed Emvazi ile aynı camiye gittiğini itiraf etmiş, ancak Suriye'ye giderek burada adam kaçırma çetesine dahil olduklarını reddetmişti.
Suriye'deki Kürt güçleri Ocak 2018'de The Beatles hücresinden Alexanda Kotey (38) ve eş-Şafi eş-Şeyh’i (34) tutuklamış, Birleşik Krallık’a gönderilmeleri öncesinde Irak'taki ABD güçlerine teslim etmişti.
Alexanda Kotey’a rehin alma ve teröristleri desteklemek için komplo kurma gibi sekiz farklı suç isnat edilirken Şeyh ise rehin alma ve cinayet komplosu kurma suçlamalarından hüküm giymişti. Şeyh’in Nisan ayında mahkum edilmesi ardından bu ay ABD'de hüküm giymesi bekleniyor. Muhammed Emvazi ise Kasım 2015’te Suriye’de düzenlenen bir drone saldırısında öldürülmüştü. 2014’te Davis’in eşi Emel el-Vehhabi, Birleşik Krallık'ta DEAŞ üyelerini finanse etmekten hüküm giyen ilk kişi olmuş, zirâ Suriye'deki eşine 20 bin Euro göndermeye çalıştığı teyit edilmişti. Suriye'ye gitmeden önce 28 ay hapis cezasına çarptırıldığı davası sırasında Davis, bir uyuşturucu satıcısı olarak tanımlanmıştı.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.