Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Didier Drogba’ya selam olsun!

Didier Drogba’ya selam olsun!

“Tehlike büyüdüğünde kurtuluş olanağı da büyür”
Cuma, 12 Ağustos, 2022 - 13:00
Futbolcu Didier Drogba, Fildişi Sahili halkının iç savaşı sonlandırmasını istedi. (AFP)

Ahmed el-Fituri   

Bu sıcak yazın çoğunu uzun bir aradan sonra doğduğum şehir Bingazi'de geçirdim. Zamanımın önemli bir kısmı televizyon karşısında geçiyordu ve haber bültenleri de yangınlarla doluydu. Trablus sokaklarında havan topları patlıyor, Avrupa’da ormanlar adeta savaşın ateşi yayılmışçasına yangınlarla kavruluyordu. Asya’da, Irak’ta ve Kuveyt’te havalar hiç olmadığı kadar ısınmış, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi’nin Tayvan adasını ziyareti harareti daha da yükseltmişti. Çin eşi görülmemiş askeri tatbikatlar düzenleyince, Tayvan da olası bir saldırıyı püskürtmeyi simüle eden askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.  

Bu bunaltıcı yaz, yüksek hararetli haber bültenleriyle uyumluluk arz ediyor. Bu haberlerden biri de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres'in panik içinde dünyanın uçurumun eşiğinde olduğu konusundaki uyarısıdır. Dehşetengiz bir nükleer savaşın başlaması bir tuşa dokunulmasına bakar. Dünyadaki mevcut ortam buna uygun görünüyor. Panik içinde olan sadece Guterres değil, küresel bir gıda kıtlığı konusunda uyaranlar da var. Bazılarına göre Avrupa Kıtası bir ‘üçüncü dünya savaşı’ senaryosu yazıyor ve yönetmen olarak Putin adeta bir Hitchcock filminin son dokunuşlarını yapıyor. Pelosi’nin boşluğa bir adım atmasının ardından, yönetmen dahil kimse filmin nasıl biteceğini bilemiyor.  

Bu sıcak yaz, daha önce hiç olmadığı kadar şiddetli savaş senaryolarını akla düşürüyor. Ukrayna'da olanlar, korkunç bir filmin ön senaryosundan başka bir şey değil ve bir çıkış yolu görünmüyor. Ukraynalılar ve Ruslar, Ukrayna’daki nükleer santralin hedef alınmasıyla ilgili birbirini suçluyor. Guterres’in uyardığı gibi; her an kontrol kaybedilebilir ve bir kaza süsüyle felaket yaşanabilir.  

Doğrusu bu yaz hiç olmadığı kadar dehşete kapıldım ve kendi kendime şunu dedim; savaş bu kadar basit bir şekilde mümkünse barış da mümkün değil midir? Bunun üzerine ‘insanlık hafızasında’ (internet) bir gezintiye çıktım. Bir baktım ülkelerinin dünya kupasına katılma hakkını elde etmesini kutlayan takım arkadaşlarıyla çevrili Fildişi Sahilli Didier Yves Drogba, bu fırsatı değerlendiriyor ve samimi bir konuşma yapıyor. Drogba konuşmasında şunları söylüyor:

“Fildişi Sahili’nden bayanlar ve baylar; ülkenin kuzeyinden, güneyinden, merkezinden ve batısından herkese sesleniyorum. Bugün ülke olarak bir arada olup ortak bir amaç uğruna çalışabileceğimizi gösterdik. Kutlamaların bütün ülkeyi birleştireceğine söz vermiştik. Bugün dizlerimizin üstünde size yalvarıyoruz.”

Ardından Drogba ile birlikte tüm takım arkadaşları da diz çökerek üç kere “Affedin” dediler. Drogba şunları söyledi:

“Bu kadar çok zenginliğe sahip bir ülke savaşmamalı. Yalvarıyoruz, silahlarınızı bırakın ve demokratik seçimleri yapın. Her şey çok daha iyi olacak. Lütfen, sevinmek istiyoruz. Ateş etmeyi bırakın...” 

Didier Drogba'nın 2006 Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandıktan sonra Fildişi Sahili vatandaşlarını savaşı durdurmaya çağıran konuşmasının etkisi, sadece bir anlık değildi, Drogba en iyi bildiği şey, yani futbol ile ‘iç savaşı durdurmak’ için ciddi bir çaba sarf etti. Bu konuşmanın ardından Fildişi Sahili’nde halen iç savaşın zaman zaman yansımaları olmuyor değildi ama bu forvet oyuncusu, ihtilafı sonlandırmak için, Afrika Kupası çerçevesinde Fildişi Sahili ve Madagaskar arasında yapılacak maçın, ülkenin güneyi yerine isyancılarla özleştirilen kuzey tarafında oynanmasını önerdi.

Bu görüntüler gönlüme bir serinlik ve ferahlık verdi. Savaşlar nasıl ki küçük ve bazen görünmez bir kıvılcım tarafından başlayabilirse, yaz sıcaklarında da barış meltemleri esebilir. Bir futbolcu olan Didier Drogba ne ilk ne de son barış elçisi olacaktır. Barışın tesis edilmesi için herkesin elinden geleni yapması gerekir.


Peki, nasıl? 

Alman şair Friedrich Hölderlin, “Tehlike büyüdüğünde kurtuluş olanağı da büyür” diye bir söz söylemiş. Bu sözden hareketle, tehlikenin artması ve savaşın hız kazanmasının barışa işaret ettiğini söyleyebiliriz. Örneğin bu kavurucu yaz mevsiminde, haberlerde Odessa’dan tahıl yüklü gemilerin hareket ettiğine dair bilgiler de yer aldı. Enerji fiyatlarının düşeceğine dair emareler var. Tüm bunlar kurtuluşun mümkün olduğuna işaret ediyor. 


*Bu yazı Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.


Editörün Seçimi

Multimedya