Putin'in yeni oyunu: ABD emperyalizmi taklidi

Rusya liderinin sorunu ekonominin zayıflığı

Putin, çok yüksek bir bedel ödemeden tüm Ukrayna'yı işgal edemez (AP)
Putin, çok yüksek bir bedel ödemeden tüm Ukrayna'yı işgal edemez (AP)
TT

Putin'in yeni oyunu: ABD emperyalizmi taklidi

Putin, çok yüksek bir bedel ödemeden tüm Ukrayna'yı işgal edemez (AP)
Putin, çok yüksek bir bedel ödemeden tüm Ukrayna'yı işgal edemez (AP)

Refik Huri
Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder, Moskova'yı ziyaret edip Ukrayna savaşının sona erdirilmesine ilişkin müzakereden bahseden ilk Avrupalı değil. Bu belirsizliğin ortasında, pek çok kişinin Schröder’in konuşmasının Soğuk Savaş günlerinden Rus dostunun kişisel takdirinin bir ifadesi mi yoksa Başkan Vladimir Putin'den duyduklarının bir özeti mi olduğunu sorgulaması normal. Ancak savaşa katılan Çeçen lider Ramazan Kadirov’un askerler ile başkent Kiev'e ve diğer şehirlere doğru ilerleme tehdidinde bulunmasının ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Kahire'de Arap Birliği’nin daimi delegelerinin önünde net bir konuşma yaptı. Lavrov, “Rusya'nın Ukrayna'daki genel amacı, halka ve tarihe düşman olan bu kabul edilemez rejimi devirmektir” dedi. Peki, soru şu: Bu ‘genel hedef’ ‘nihai hedef’ mi, yoksa savaşın arkasında Avrupa ve dünyada daha başka hedefler mi var? Ukrayna rejiminin devrilmesi, Putin'in defalarca sözünü ettiği tek taraflı dünya düzeni ve ABD hegemonyasının sona ermesi yolunda atılmış bir adım değil mi? Lavrov, Münih Güvenlik Konferansı'nda ‘Batı sonrası dünya’ ve bunun için yeni bir düzenin kurulması hakkında konuşmadı mı? Peki, bu hedefler gerçekleştirilebilir mi?
Savaş alanı açık ve arkasında ne olduğu aşikâr. Ukrayna'da büyük bir nükleer güç olarak kapasitesinin altında savaştığını söyleyen Rusya, kendine yapabileceklerinden daha büyük emeller çiziyor. İddialar bir yana bugün hakim görüş, savaşın iki tarafının, nihai sonucun üçüncü tarafın yapacağı şeye göre belirleneceğinin farkında oldukları yönünde. Neden? Çünkü denklem şöyle ki, Batı, Ukrayna'ya son derece gelişmiş silahlar sağlama hızını artırırsa, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy kazanır. Eğer bu silahları sağlamaya devam etmezse Putin kazanır. Şu anda gerçek şu: İki zor mesele var. Birincisi Putin çok yüksek bir bedel ödemeden tüm Ukrayna'yı işgal edemez. Yani kârı aslında kayıp olabilir. İkincisi Zelenskiy, Donbas'ı kurtaramaz ve Kırım'ı geri alamaz. Sloganlar, büyüklük taslamaları ve hayali iddialar bu gerçeği değiştirmeyecek.
King's College London'da savaş çalışmaları fahri profesörü Lawrence Freedman, “Savaşın draması çarpışmada olsa da zaferin kaynağı lojistiktir” diyor. İkmallerin yavaş ve zor yapıldığı uzun hatlarda geniş bir cephede savaşan Rus ordusunun en büyük sorunu lojistiktir. Buna karşılık, kendi topraklarında savaşan Ukrayna ordusunun lojistiği daha iyi. ABD’li strateji uzmanı Anthony Cordesman konuyla ilgili şu açıklamayı yapıyor:
“ABD'nin Ukrayna savaşına yanıt vermekten ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) yeniden inşasına yardım etmekten daha fazlasını yapması gerekiyor. Küresel bir meydan okuma söz konusu. Ukrayna savaşından çıkarılması gereken ders şu ki, ABD’nin stratejik ortaklarıyla Çin ve Rusya'ya karşı süresiz bir işbirliği yapmak için planlar yapması lazım.”
Bu tabiki ABD tek taraflılığının ve ortaklara tepeden bakma tutumunun terk edilmesinin tezahürlerinden biri. Nitekim Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Fransa savaş ekonomisine girdi ve uzun süredir kendimizi bu temele göre örgütlüyoruz” diyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da aynı şeyi yapıyor. Zira Alman ordusunu ‘Avrupa'nın en güçlü kara ordusu’ yapma planından bahsediyor.
Rusya’nın emelleri Putin'i, savaş sonrası Ukrayna gelişmelerine istinaden ‘dünyadaki yeni zorluklara ve mevcut jeopolitik koşullara yanıt veren’ bir değişikliğe giderek ‘Rusya'nın yeni deniz doktrini’ni ilan etmeye sevk etti. Buna göre plan, ‘Asya-Pasifik ve Hint Okyanusu bölgeleri ile Kızıldeniz ve Akdeniz'de Rus deniz üsleri kurmak’, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek ve Tartus'taki ana lojistik merkezin yanı sıra çeşitli merkezlerde de donanma mevcudiyeti sağlamak. Tabi uçak gemileri inşa etme arzusu da söz konusu. Kısacası plan, ABD’nin yaptığı ve Rusya, Çin ve sol çevreler tarafından eleştirildiği şeyleri yapmak.
Ancak ‘kıtasal’ ülkesi sekiz denize doğrudan veya anlaşmalar yoluyla bakan Putin'in sorunu, ekonominin zayıflığı. Rusya'nın milli geliri 1,5 trilyon dolar. Bu, sadece New York eyaletinin 1,9 trilyon dolarlık gelirinden daha azına tekabül ediyor.
Dünyanın tepesindeki büyük rol hırslarını finanse edebilecek durum, ABD ve Çin ekonomilerinin durumudur. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Japon ve Alman ekonomilerinin gücünü ve iki ülkenin silahlanmasına getirilen kısıtlamaları hala herkes hatırlıyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrildi.



ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
TT

ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)

ABD, İran'a yönelik gizli operasyon ve askeri stratejiler üzerinde çalışıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Başkan Donald Trump'a çeşitli saldırı seçenekleri sunduğunu söylüyor.

Bunlar arasında ABD'nin haziranda vurduğu nükleer tesislere ek olarak balistik füze üretimi merkezlerinin hedef alınması da var.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Yetkililer, böyle bir saldırı senaryosunda operasyonun "birkaç gün" sürebileceğini ve İran'ın "şiddetli misilleme yapabileceğini" belirtiyor.

İran, ABD'nin saldırısına cevap olarak 23 Haziran'da Amerikan ordusunun Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'ne saldırmıştı. Operasyonda Tahran'ın önceden Washington'a haber verdiği ve hiçbir can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştı.

Pentagon'un sunduğu diğer seçenekler arasında İran'ın güvenlik kurumlarına yönelik siber saldırı düzenlenmesi yer alıyor. Kaynaklara göre bu tarz saldırılarda "protestoculara karşı ölümcül güç kullanan iç güvenlik aygıtı" hedef alınacak.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla BBC'ye konuşan ABD'li yetkililer de İran'a yönelik olası operasyonda hava saldırılarının en muhtemel seçenekler arasında olduğunu belirtiyor. Bunlara ek olarak İran'ın "komuta ve telekomünikasyon sistemlerinin" hedef alınabileceğine işaret ediliyor.

Trump, sosyal medyadan dün paylaştığı gönderide İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu.

NYT'nin analizinde, İran petrolünün en büyük alıcısı Çin'in yanı sıra Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan'ın da böyle bir hamleden olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiliyor.

Trump'ın protestocuların öldürülmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunduğu İran'ın ekonomisi, uzun süredir ABD ambargosunun da etkisiyle zor durumda.

İran riyalinin açık piyasada ABD doları karşısında rekor seviyede düşmesinin ardından başkent Tahran'daki Kapalı Çarşı'da esnaf 28 Aralık'ta greve gitmişti.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, Norveç merkezli insan hakları örgütü İran İnsan Hakları (IHRNGO) verilerine göre, protestolarda en az 648 eylemci öldürüldü, bunlardan 9'u 18 yaşın altındaydı. BBC'nin İran'daki kaynaklarıysa ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), öğrencilerin de katılımıyla büyüyen gösterilerin 16. gününe ilişkin raporunda, 133'ü emniyet görevlisi ve biri savcı, 9'u 18 yaşın altında toplam 646 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi.

ABD'nin İran'a yönelik operasyon başlatma ihtimali İsrail'i de harekete geçirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden (IDF) dün yapılan paylaşımda, İran'daki durumla ilgili "sürpriz senaryolara karşı" hazırlık yapıldığı ifade edildi.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Times of Israel


Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
TT

Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)

Çin, Tayvanlı politikacıları kabul etmemeleri için Avrupa ülkelerine baskı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Guardian'a konuşan diplomat ve yetkililer, Pekin'in Tayvanlı siyasetçilerin ülkelerine girişini yasaklaması için Avrupa Birliği (AB) hükümetlerine baskı yaptığını öne sürüyor. 

Kaynaklara göre Çin yönetimi, Avrupa'daki konsolosluklar üzerinden hükümet yetkililerine kasım ve aralıkta ulaşarak Tayvanlı politikacıların girişlerinin yasaklanması yönünde "hukuki tavsiye" verdi. 

Pekin yönetimi, Schengen Sınırları Kanunu diye bilinen ve AB vatandaşı olmayanların ülkelere girişi için "üye devletlerin uluslararası ilişkilerine tehdit oluşturmamasını" şart koşan kuralları öne sürerek uyarı yapıyor. 

Buna göre Çinli yetkililer, Tayvanlı siyasetçilerin Avrupa ülkelerine girişinin, mevzubahis ülkenin Çin'le uluslararası ilişkilerini tehdit edeceğini savunuyor. 

Diğer yandan Tayvan Ulusal Dong Hwa Üniversitesi'nden Zsuzsa Anna Ferenczy, "AB-Tayvan ilişkilerinin AB-Çin ilişkilerini tehdit ettiği yönündeki yorum Pekin'e ait. Bu, Avrupa'daki algı veya gerçeklikle hiç uyuşmuyor" diyor. 

Guardian'ın incelediği bazı notlarda "Tayvanlı personelin resmi temas için Avrupa'ya girmesinin yasaklanması" talep ediliyor. Bunun "Çin'in kırmızı çizgisinin ihlal edilmesi" anlamına geldiği ileri sürülüyor. 

Ayrıca bazı notlarda, AB hükümetlerinden Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, Devlet Başkanı Yardımcısı Hsiao Bi-khim ve Başbakan Cho Jung-tai'nin yanı sıra, bu pozisyonlarda önceden görev yapmış isimlerin de girişinin yasaklanması talep ediliyor. 

Çin yönetimine göre Tayvanlı yetkililerin Belçika, Çekya, Polonya, Hollanda, İtalya, Avusturya, Almanya, Litvanya, Danimarka, Estonya ve İrlanda'ya ziyaretleri, "Çin-AB ilişkilerini ciddi şekilde zedeleme" riski taşıyor. 

Guardian'ın aktardığına göre Norveç ve Finlandiya'ya da benzer uyarı notları gönderilmiş. 

Tayvan Dışişleri Bakanlığı gazeteye gönderdiği açıklamada, yetkililerin Avrupa ziyaretlerinin "Çin'le hiçbir ilgisi olmadığı, Çin'in bu konuda müdahale etme hakkının bulunmadığı" belirtildi. 

Çin'e odaklanan Alman düşünce kuruluşu Merics'ten Claus Soong, şu ifadeleri kullanıyor: 

Pekin, Tayvanlı yetkilileri ülkeye kabul etmeden önce iyice düşünmeniz gerektiğini söylemek için elinden geleni yapıyor. Bunun bir tehdit olduğunu söyleyemem, daha çok bir hatırlatma ancak pek de nazik bir hatırlatma değil.

AB, Çin ordusunun Tayvan etrafında geçen ay düzenlediği kapsamlı tatbikatı eleştirerek, "bölgedeki istikrarın tehlikeye girdiğini" bildirmişti.

Independent Türkçe, Guardian, European Newsroom


Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
TT

Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanı Pam Bondi'den memnun olmadığını bildirdi. 

Amerikan gazetesinin kaynakları, 60 yaşındaki siyasetçiyi etkisiz ve zayıf bulan Trump'ın, onu kapalı kapılar ardında sürekli yerdiğini iddia etti.

Danışmanlara yapılan şikayetlerinin dozu ve sıklığının özellikle son aylarda çok arttığı belirtiliyor. 

WSJ, eski FBI Direktörü James Comey ve New York Başsavcısı Letitia James gibi Trump'ın rakip gördüğü kişilere karşı atılan yasal adımların yeterli bulunmadığını öne sürüyor. 

Trump'ın bu kişilere ve kaybettiği 2020 seçimlerine dair hile iddialarına karşı yürütülen yasal süreçlerin hızlandırılması için Adalet Bakanlığı'na özel savcılar atamayı planladığı da haberde dile getirilen iddialar arasında. 

Trump'ın, MAGA hareketinden de tepki alan Pondi'nin Jeffrey Epstein dosyalarını eline yüzüne bulaştırdığı eleştirilerine hak verdiği ifade ediliyor. 

Trump'ın bizzat eleştirilerini ilettiği Bondi'nin endişelerinin özellikle son bir aylık süreçte arttığı bildiriliyor.

WSJ'nin haberinin ardından Beyaz Saray'dan peş peşe açıklamalar geldi.

Trump, "Pam harika bir iş çıkarıyor. Uzun yıllardır benim arkadaşım. Radikal solcu çılgınlara karşı muazzam bir ilerleme kaydedildi. Onlar tek bir işte iyi, seçimlerde hile yapmak ve suç işlemek" dedi. 

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles da Bondi'nin onlarca yıldır arkadaşı olduğunu söyleyip ekledi:

O inanılmaz derecede yetenekli, zeki ve çalışkan. Adalet Bakanlığı'nın başında olduğu için Trump Yönetimi şanslı.

Trump eylülde X'te yaptığı paylaşımda Adalet Bakanı Pam Bondi'ye seslenerek Comey ve James'in yanı sıra Demokrat Partili Senatör Adam Schiff'in de cezalandırılması gerektiğini savunmuştu.

Yanlışlıkla paylaşıldığı iddia edilen gönderide, "Aşırı suçlular ama hiçbir şey yapılmıyor. Daha fazla gecikemeyiz. Bu bizim itibarımızı ve inanırlığımızı öldürüyor" denmişti. 

Sonrasında Comey ve James hakkında iddianameler hazırlandı. Ancak yargı, Trump'ın eski avukatıyken Virginia Doğu Bölgesi Başsavcısı yapılan Lindsey Halligan'ın atanmasının kanunlara uymadığı neticesine varınca bu girişimler suya düştü. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, The Times, NBC