Yemen Temsilciler Meclisi, Aden’de toplanacak

Toplantının gündeminde devletin genel bütçesini onaylamak var.

Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barkani, Aden’e döndü. (Saba)
Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barkani, Aden’e döndü. (Saba)
TT

Yemen Temsilciler Meclisi, Aden’de toplanacak

Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barkani, Aden’e döndü. (Saba)
Yemen Meclis Başkanı Sultan el-Barkani, Aden’e döndü. (Saba)

Temsilciler Meclisi’nin, nisan ayında Başkanlık Konseyi’nin kurulmasından bu yana ikinci kez Aden’de bir toplantı düzenlemek için hazırlanmaya başladığı bildirildi. Resmi Yemen kaynaklarının aktardığına göre söz konusu toplantıda devletin genel bütçesinin onaylanması ve son gelişmelerin görüşülmesi planlanıyor.
Meclis Komitesi’nin milletvekilleri tarafından yapılacak oylamaya hazır olması için bütçe raporunu tamamlaması beklenirken meclisten iki kaynak Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda görüşmenin tarihinin henüz belirlenmediğini aktardılar. Ancak kaynaklar, toplantı tarihinin önümüzdeki günlerde, ülke dışında veya diğer Yemen bölgelerinde bulunan onlarca milletvekilinin Aden’e dönüşlerinin ve koordinasyon sağlanmasının ardından belirlenmesini bekliyorlar.
Resmi kaynaklar perşembe günü Başkanlık Konsey Başkanı Şeyh Sultan el Barakani’nin, yardımcısı Muhammed eş-Şaddadi ve Cumhurbaşkanı Danışmanı Abdulmalik el-Mihlafi ile birlikte geçici başkent Aden’e döndüğünü belirtti. Söz konusu isimlerin dönüşü, Temsilciler Meclisi’in toplanması ve Meclis komitesinin devletin 2022 genel bütçesini inceleme ve gözden geçirme çalışmalarının ele alınması ve ulusal arenadaki gelişmelerin takip edilmesine yönelik düzenlemeler çerçevesinde geldi.
Resmi medya tarafından dağıtılan bir açıklamaya göre, Barakani, Aden’e gelişinin ardından devlet bütçesinin incelenmesi ve gözden geçirilmesine ilişkin Meclis Komitesi’nin başkanı ve üyeleriyle görüştü. Gündemde komitenin üstlendiği görevler çerçevesinde yapılanlar ile ilgili hükümet ekibiyle gerçekleşen görüşmeler vardı. Barakani ayrıca mali tablo ve bütçelerle ilgilenen komitenin komisyon tarafından sorulan soruları yanıtladı.
2022 genel bütçesini inceleme ve gözden geçirmeye yönelik Temsilciler Meclisi Komitesi, geçici başkent Aden’de Temsilciler Meclisi Başkan Yardımcısı ve Komite Başkanı ile devletin genel bütçeli projelerini hazırlıyor. Rapor daha sonra taslak komitesine havale edecek.
Hükümet kaynaklarına göre komite, Maliye Bakanı Salim bin Berik ve Merkez Bankası Başkanı Ahmed Galib el-Maabki’nin de katılımıyla, Meclis Başkan Yardımcısı Muhsin Basıra başkanlığında bir toplantı yaptı. Toplantıda Merkez Bankası’nın parasal ve bankacılık durumuna ilişkin gözlemler ve araştırmalar, bankacılık sistemi dışında para hacminin enflasyona uğramasının nedenleri, döviz kurlarının yüksek olmasının sebepleri, bankanın dayandığı bankacılık mekanizması, bankaların ve borsa şirketlerinin denetleyici rolünün yanı sıra bankanın görevlerini daha iyi yerine getirebilmesi için yürütülen yapısal reformlar ele alındı.
Komitede dış fonlar, bazı valiliklerde devlet kaynaklarının alınmasının engelleyen nedenler, bankalar ve sarraflarla ilgili dengesizlikleri düzeltmek için atılan adımlar, likiditeyi kontrol etmek ve ulusal para biriminin döviz kurunu kontrol etmek için yapılan hamlelerin yanı sıra performans ve denetim seviyesinin sürekli değerlendirilmesi de tartışıldı. Aynı zamanda periyodik raporlar sunulması ihtiyacı da dahil olmak üzere Merkez Bankası’nın görevleri ile para ve bankacılık işlemlerinin yönetimi ile ilgili gündeme getirilen diğer hususlar da görüşüldü.
Saba haber ajansı, Merkez Bankası Başkanı’nın geçtiğimiz günlerde bankanın çalışma mekanizmasını, görevlerini yerine getirirken karşılaştığı başlıca zorlukları ve bankanın yürüttüğü para, bankacılık ve idari politikalara ilişkin devam etmekte olan reformları gözden geçirdiğini aktardı.
Aynı bağlamda Meclis Komitesi, devletin 2022 genel bütçe projelerini incelemek ve gözden geçirmekle görevlendirilmişti. Komite, bütçe taslağında belirtilenlerle ilgili soru ve incelemeleri belirledi. Taslak komitesinin oluşturulmasını onayladı ve komitenin mekanizmalarını, çalışma programlarını ve tamamlama takvimini görüştü.
Komite hükümet ile birlikte, mali beyan, merkez hesapları, yerel hesaplar ve fonlar hakkında soruların sunulmasını, bunlara cevap verilmesini ve bütçe için doğru pratik temellerin oluşturulmasını sağlamak ve istenen hedeflere ulaşmak konusunda komitenin gözlem ve tavsiyelerini ele almak üzere bir toplantı yapmaya karar verdi.
Komite, valilikler arasındaki yol ve gümrük noktalarındaki tüm yasa dışı ücretlendirmelerin, petrol ürünleri üzerindeki yasa dışı fiyatlamanın, yasa dışı fonların ve bütçe ödemelerinin kaldırılmasını ve özel bankaların borsalarında resmi kurumların hesaplarının askıya alınmasının iptalinin yanı sıra bir dizi nüfuzlu kimsenin arkasında olduğu tüm ruhsatsız döviz değişimlerinin kaldırılmasını vurguladı.
Resmi kaynaklara göre komite ayrıca her türlü yolsuzlukla mücadele, Kontrol ve Muhasebe Merkez Teşkilatı’nın rolünü etkinleştirme, denetimi sağlama, başta elektrik, telekomünikasyon, su, sağlık ve eğitim hizmetleri olmak üzere insanların yaşam ve hizmet koşullarının iyileştirilmesi için çalışma ve ayrıca vatandaşın güvenliğini ve istikrarını bozan, omuzlarında yük olan tüm konuları adil bir yaşam sağlayacak şekilde görüşme konusunda mutabakata vardı.



Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
TT

Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)

Suriye güvenlik güçleri bugün, ülkenin kuzeydoğusundaki el-Hol Kampı’na girdi. Kamp, terör örgütü DEAŞ mensuplarının ailelerini barındırıyor. AFP muhabirinin aktardığına göre bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kampı terk ettiklerini duyurmasının hemen ardından gerçekleşti.

AFP muhabiri, kampın çevresinde görev yapan onlarca güvenlik görevlisinin demir bir kapıyı açıp araçlarıyla içeri girdiğini, bazı güvenlik mensuplarının ise kampı gözetim altında tuttuğunu bildirdi.

SDG, salı günü 24 binden fazla kişinin yaşadığı el-Hol Kampı’ndan çekildiğini açıkladı. Kamp sakinleri arasında 15 bin Suriyeli, 3 bin 500 Iraklı ve 6 bin 200 yabancı bulunuyor ve sıkı güvenlik önlemleri altında tutuluyordu. Suriye Savunma Bakanlığı ise el-Hol Kampı ve DEAŞ’a ait tüm hapishaneleri devralmaya hazır olduğunu duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı da dün, SDG ile ‘Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin bazı konularda’ yeni bir ‘ortak anlayış’ sağlandığını açıkladı. Anlaşma gereği SDG’ye ‘alanların fiilen entegrasyonuna yönelik detaylı planı hazırlamak için dört günlük bir süre’ tanındı. Bununla eş zamanlı olarak dört günlük ateşkes ilan edildi. SDG de ateşkese uyacağını ve anlaşmanın ‘istikrarı destekleyecek şekilde’ uygulanmasına hazır olduğunu bildirdi.

Diğer yandan SDG lideri Mazlum Abdi dün, ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nu (DMUK), Kürt savaşçıların bazı bölgelerden çekilmesinin ardından Suriye’de DEAŞ mensuplarının tutulduğu tesislerin korunmasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Washington ise Kürtlerin DEAŞ’a karşı görevlerinin sona erdiğini belirtti; ABD, yıllarca destek verdiği Kürt güçlerin artık bu rolü üstlenmediğini açıkladı.

Suriye’deki Kürt yetkililer ve yerel makamlar ise dün yeni bir ateşkese uyacaklarını duyurdu. Bu ateşkes, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarıyla entegrasyonuna yönelik görüşmelerin tamamlanmasının ön hazırlığı olarak ilan edildi.

Bu ayın 6’sında Halep’te başlayan askeri gerilimin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, pazar günü SDG ile bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Anlaşma, ateşkes ve özerk yönetim kurumlarının Suriye devleti bünyesinde kapsamlı entegrasyonunu öngörüyor.

Taraflar arasında ateşkesi ihlal suçlamalarının yükselmesiyle birlikte hükümet güçleri, SDG kontrolündeki Arap çoğunluğa sahip bölgelere ilerledi. Hükümet dün, Hasake kentine takviye birlikler gönderirken, Kürt yetkililer Şam ile görüşmelerin çöktüğünü duyurdu.

Anlaşmanın açıklanmasının ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X platformunda paylaştığı mesajda, SDG’nin ‘DEAŞ’a karşı sahadaki başlıca güç’ rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Barrack, Şam’ın artık güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye yetkin olduğunu ve bunun örgüt mensuplarının tutulduğu hapishaneler ile ailelerini barındıran kampları da kapsadığını ifade etti.

ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden ve bu süreçte örgütü Suriye’de neredeyse tamamen yok etmeyi başaran SDG, Arap savaşçıları da bünyesinde barındırarak yıllar boyunca Suriye iç savaşında kritik bir rol oynadı. Bu başarısı sayesinde kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda kontrol sağladı, büyük petrol sahalarını kapsayan bu bölgelerde özerk bir yönetim kurdu.

Ancak Esed sonrası dönemde yeni yönetim, ülkeyi hükümet güçlerinin kontrolü altında birleştirme kararlılığını ilan etti ve Kürtlerle, güçlerini ve kurumlarını devlet yapısına entegre etmek üzere müzakerelere başladı.

Son günlerde hükümet güçlerinin ilerleyişiyle SDG, kuzey ve doğuda kontrol ettiği alanların önemli bir bölümünü kaybetti.


Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.