İsrail, Abbas'ın yerine geçecek isimle ilgili artan anlaşmazlıkları takip ediyor

İsrail, Filistin İstihbaratı Başkanı Tümgeneral Tevfik Tiravi'nin görevden alınmasının ardından Abbas'ın yerine geçecek isimle ilgili anlaşmazlıkları takip ediyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İstiklal Üniversitesi'nin yeni Mütevelli Heyeti'ni kabul etti (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İstiklal Üniversitesi'nin yeni Mütevelli Heyeti'ni kabul etti (WAFA)
TT

İsrail, Abbas'ın yerine geçecek isimle ilgili artan anlaşmazlıkları takip ediyor

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İstiklal Üniversitesi'nin yeni Mütevelli Heyeti'ni kabul etti (WAFA)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İstiklal Üniversitesi'nin yeni Mütevelli Heyeti'ni kabul etti (WAFA)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın iktidardaki Fetih Hareketi (El Fetih) Merkez Komitesi’nin önde gelen üyesi ve Filistin İstihbaratı eski Başkanı Tümgeneral Tevfik Tiravi'yi güvenlik ve askeri bilimlerde çalışmalar sunan Filistin Yönetimi'ne bağlı tek üniversite olan İstiklal Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevinden alma kararı, bugünlerde İsrail basınının gündeminde büyük bir yer tutuyor. Bunun nedeni, kararın, Filistinli üst düzey yetkililer ve subaylar arasındaki Abbas'ın yerine geçecek isim ile ilgili gerilimin arttığının en son göstergesi olmasından kaynaklanıyor.
Tiravi'nin Abbas'a yakınlığıyla bilinen Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Kurulu Genel Sekreteri Hüseyin eş-Şeyh'i eleştirdiği ve imajını bozduğu iddia edilen, ancak Tiravi'nin düzmece olduğunu öne sürdüğü bir ses kaydının sızdırılmasından günler sonra Abbas Pazartesi günü, Filistin İstihbaratı eski başkanını İstiklal Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevinden aldı.
İsrail Kamu Yayın Kurumu (KAN) ve İsrail gazetesi The Jerusalem Post, Tiravi'nin görevden alınmasının ‘Abbas'ın yerine geçecek ismin kim olacağına dair mücadeledeki anlaşmazlıkların arttığının önemli bir göstergesi olduğuna’ işaret ettiler.
İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrail’in gelişmeleri, güvenlik değerlendirmeleri çerçevesinde izlediği ve İsrail güvenlik güçlerinin ve üst düzey yetkililerin yıllardır gündeminde olan bir konu olan Abbas sonrası için yapılan düzenlemelere müdahale edebileceği belirtildi.
Öte yandan Tiravi'nin İstiklal Üniversitesi'ndeki görevinden alınmasının ardından evinin önünde güvenliğini sağlayan personel de geri çekildi. Tiravi (73) evini koruyan güvenlik görevlilerinin geri çekilmesinin nedenini bilmediğini ve görevden alındığını basından duyduğunu söyledi.
Anlaşmazlıklar, birçok Filistinlinin 61 yaşındaki Hüseyin eş-Şeyh'i Abbas'ın yerine geçmesi beklenen önde gelen bir isim olarak gördüğü bir zamanda ortaya çıkarken Tiravi'nin destekçileri de onu Abbas'ın yerine geçebilecek uygun bir aday olarak görüyor. Bunun yanında başka rakipler de var.
The Jerusalem Post gazetesi,  Tiravi’nin evini koruyan güvenlik güçlerinin geri çekilmesinin, görevden alınması sonrası bir prosedür olduğunu ve bunun Filistin Yönetimi tarafından, Abbas'ı ve Filistin Yönetimi’nin diğer önde gelen isimlerini eleştiren üst düzey Filistinli yetkilileri cezalandırmak için sıklıkla kullanıldığını aktardı. Gazeteye göre Abbas, bununla muhaliflerini ‘olduklarından daha önemsiz göstererek’ küçük düşürmeyi amaçlıyor.
Tiravi, son birkaç yılda Abbas da dahil olmak üzere Filistin Yönetimi’nin önde gelen isimlerini birçok kez eleştirdi ve onları mali yolsuzlukla ve kötü yönetmekle suçladı. The Jerusalem Post’a göre Tiravi ve Cibril er-Racub, Mahmoud el-Alul ve Azzam el-Ahmed başta olmak üzere El Fetih’in üst düzey bazı liderleri, Abbas’ın Hüseyin eş-Şeyh’i Filistin Yönetimi’nin bir sonraki lideri olmasının önünü açabilecek bir görev olan FKÖ Genel Sekreterliğine getirme kararına şiddetle karşı çıkıyor.
Tiravi’nin görevden alınması kararı, Filistin Yönetimi’nde sert geçen veraset savaşının bir başka işareti olduğunu söyleyen bazı El Fetih üyeleri için de sürpriz olurken Abbas'ın El Fetih içindeki muhaliflerinden kurtulmaya çalıştığını iddia ettiler.
El Fetih üyelerinden biri Tiravi'nin çok popüler ve etkili bir figür olduğunu ve özellikle mütevelli heyeti başkanlığını yaptığı İstiklal Üniversitesi mezunlarından çok sayıda destekçisinin olmasının Tiravi’nin konumunu güçlendirdiğini belirtti. El Fetih'in bir başka üyesi, Tiravi'ye karşı hareket etmenin El Fetih’i daha da parçalamasından ve liderleri arasındaki gerilimi artırmasından korktuğunu ifade etti.
Mahmud Abbas, İstiklal Üniversitesi için Filistin Devleti Başbakan Yardımcısı Ziad Abu Amr, FKÖ Yürütme Kurulu Üyesi Ahmed Mecdelani ve Fetih Hareketi Merkez Komitesi üyeleri; Azzam el-Ahmed, Ruhi Fettuh, El-Hac İsmail Cebr, Mecid Farac (Askeri İstihbarat Sorumlusu) Tümgeneral Yusuf el-Hilu (Güvenlik Güçleri Askeri Eğitim Heyeti Başkanı), Tümgeneral Nidal Ebu Duhan (Ulusal Güvenlik Direktörü), Tümgeneral Zekeriya Muslih (Askeri İstihbarat Direktörü), Tümgeneral Yusuf Dahlullah, Ziyad Heb er-Rih (İçişleri Bakanı), Tuğgeneral Abdulkadir et-Tamari, Leyla Ganam (Ramallah ve Bire kentleri valisi) ve Müsteşar Ali Muhenna’dan oluşan yeni bir mütevelli heyeti kurdu.
İstiklal Üniversitesi'nin yeni Mütevelli Heyeti üyeleri, El-Hac İsmail Cebr'i Tiravi’nin yerine Mütevelli Heyeti Başkanlığına seçti. Askeri İstihbarat Direktörü Tümgeneral Zekeriya Muslih ise Mütevelli Heyeti Genel Sekreteri seçildi.
Mahmud Abbas, yeni Mütevelli Heyeti’ne İstiklal Üniversitesi'nin Filistin’in güvenlik alanında nitelikli uzmanlar yetiştirme konusunda hem akademik hem de güvenlik açısından oynadığı büyük ve önemli rolü hatırlattı.
Tiravi’ye ait olduğu öne sürülen ve Hüseyin eş-Şeyh'e sert eleştirilerin yöneltildiği bir ses kaydının sosyal medyada sızdırılmasının ardından Abbas, Tiravi’yi görevinden aldı. Tiravi, ses kayıtlarını, fitne çıkarmak isteyenlerin düzmecesi olduğunu ve bu ses kayıtlarıyla hiçbir ilgisi olmadığını söyledi.
Abbas, daha önce de gerçekleştirilmeyen milletvekili seçimlerinde Fetih Hareketi ile yarışan bir seçim listesinin başını çeken Nasır Kidva’yı El Fetih Merkez Kurulu’ndan uzaklaştırmıştı. Bundan yıllar önce, 2011 yılında ise Muhammed Dahlan, El Fetih Merkez Kurulu’ndaki görevinden alındı. Dahlan, o dönem Filistin Ulusal Güvenlik Danışmanıydı.
Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü tarafından kısa bir süre önce yapılan bir araştırma, El Fetih’te merkezi bir kontrolün bulunmadığı, gruplara ayrılarak yerel talimatlara göre hareket edildiği ve bunun da Batı Şeria'daki istikrarı baltaladığı, Abbas'ın iktidarını zayıflattığı ve İsrail'i karmaşık bir meydan okuma ile karşı karşıya bıraktığı vurgulandı.



Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
TT

Çin Cumhurbaşkanı "adil çok kutuplu bir dünya" çağrısında bulundu

Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)
Şi ve Orsi, Pekin'de bugün yaptıkları görüşmede, (AP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bugün Uruguaylı mevkidaşı Yamandu Orsi'ye, iki ülkenin "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünya"ya doğru ilerlemek için birlikte çalışması gerektiğini söyledi.

İki ülke, ticaret ve çevre de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Orsi'nin ziyareti, ABD'nin geçen ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasından bu yana bir Güney Amerika liderinin Çin başkentine yaptığı ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor.

Medyada yer alan bir haberde Şi'nin, Çin'in Latin Amerika ve Karayip ülkelerini egemenliklerini, güvenliklerini ve kalkınma çıkarlarını korumada ve uluslararası gerilimleri hafifletmeye yardımcı olmada desteklediğini söylediği belirtildi.

Şi, Çin ve Uruguay'ın "adil ve düzenli çok kutuplu bir dünyaya ve kapsayıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapması" gerektiğini ifade etti.

Bu görüşme, bu yıl Batılı başbakanların Çin'e yaptığı bir dizi ziyaretin ardından gerçekleşti.

Haberde, Orsi'nin Çin ve Uruguay arasındaki stratejik ortaklığın "en iyi noktasında" olduğunu söylediği ve her iki ülkeyi de "ortaklığı yeni bir seviyeye yükseltmeye kararlı olmaya" çağırdığı belirtildi.

Çin ve Uruguay bugün, stratejik ortaklıklarını güçlendirmek için bir bildiri imzaladı ve bilim ve teknolojiden çevreye, fikri mülkiyete ve et ticaretine kadar çeşitli alanları kapsayan 12 iş birliği belgesini imzaladı.


İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran Cumhurbaşkanı, ABD ile müzakereye şartlı olarak hazır olduğunu açıkladı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz pazar günü hükümet toplantısına başkanlık etti. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmaya varılmaması halinde ‘kötü sonuçlar’ doğabileceği yönündeki uyarısının ardından, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ABD ile müzakereler için gerekli zeminin hazırlanması talimatını verdiğini açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformundaki paylaşımında, Dışişleri Bakanı’nı ‘adil ve eşitlikçi müzakerelere’ hazırlıkla görevlendirdiğini belirterek, bunun tehditten arındırılmış ve gerçekçi olmayan beklentilerden uzak bir ortamda, ‘ulusal çıkarlar ile izzet, hikmet ve maslahat ilkeleri’ gözetilerek yapılması gerektiğini vurguladı. İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Cafer Gaimpenah da X hesabından yaptığı açıklamada, “İyi bir savaş yoktur, her barış da teslimiyet değildir” ifadesini kullandı.

Washington, İran yönetiminin geçen ay zirveye ulaşan hükümet karşıtı protestolara sert müdahalesinin ardından Ortadoğu’ya uçak gemileri göndermişti. ABD Başkanı Donald Trump, saatler önce yaptığı açıklamada, büyük savaş gemilerinin İran’a doğru yola çıktığını duyurarak, temsilcilerinin Tahran’la görüşmeler yürüttüğünü ve bu temasların olumlu sonuçlar doğurmasını umduğunu söyledi. Trump dün, anlaşmaya varılamaması halinde ‘kötü şeyler’ yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Bu gelişmelerin ardından gözler İstanbul’a çevrildi. ABD ve İranlı kaynakların doğruladığına göre, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un, nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla İstanbul’da Abbas Arakçi ile bir araya gelmesi bekleniyor. Söz konusu görüşmeler, İsrail’in haziran ayında İran’ın askeri ve nükleer tesislerine saldırması ve ABD’nin de bu operasyona katılmasıyla patlak veren 12 günlük savaş nedeniyle kesintiye uğramıştı.

Buna karşılık Tahran, diplomatik bir çözüme ulaşmak istediğini belirtirken, kendisine yönelik herhangi bir saldırıya sert karşılık verileceği uyarısında bulundu. İran yönetimi, görüşmelerin yalnızca nükleer dosyayla sınırlı olması gerektiğini vurgulayarak, füze programı ya da savunma kapasitesine ilişkin herhangi bir müzakereyi reddetti.

Bölgesel bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, bu hafta İstanbul’da İran ile ABD arasında yapılması öngörülen görüşmelerin önceliğinin, olası bir çatışmanın önlenmesi ve iki taraf arasındaki gerilimin düşürülmesi olduğunu söyledi.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen yetkili, dışişleri bakanları düzeyinde görüşmelere davet edilen ülkeler arasında Suudi Arabistan, Katar, Mısır, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan’ın bulunduğunu aktardı.

Kaynak, görüşmelerin çerçevesinin henüz netleşmediğini, ancak ‘ana toplantının’ cuma günü yapılmasının planlandığını belirterek, daha fazla gerilimin önüne geçilmesi için taraflar arasında diyaloğun başlatılmasının önemine dikkat çekti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile nükleer bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğunu söyledi. CNN’e konuşan Arakçi, “Başkan Trump nükleer silah istemediğini söyledi, biz de buna tamamen katılıyoruz. Bu çok iyi bir anlaşma olabilir” dedi. Arakçi, Tahran’ın beklentisinin yaptırımların kaldırılması olduğunu da sözlerine ekledi. Birkaç gün önce İran Dini Lideri Ali Hamaney, ABD’nin ülkesine yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde ‘bölgesel bir savaş’ çıkabileceği uyarısında bulunmuştu.

Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani ise İran’ın beş tur önceki müzakerelerde nükleer silah edinme peşinde olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, ancak ‘bunun bir bedeli olması gerektiğini’ söyledi.

Şemhani, zenginleştirilmiş uranyum stokunun miktarının şu aşamada bilinmediğini belirterek, ‘Stok enkaz altında kaldığı için, tehlikeli olması nedeniyle şu ana kadar çıkarılmasına yönelik bir girişim bulunmuyor” ifadesini kullandı.

Şemhani, aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile güvenliğin korunması ve risk oluşturulmaması kaydıyla zenginleştirilmiş uranyum stokuna erişim ve miktarın tahmin edilmesine ilişkin müzakerelerin sürdüğünü kaydetti.

Şemhani, İran’ın ABD ile doğrudan ve somut müzakerelere hazır olduğunu, başka taraflarla yürütülecek görüşmeleri ise kabul etmediğini vurguladı.

Paris, ‘baskıya son verilmesi’ çağrısında bulundu

Bu arada Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, cuma günü yapılması planlanan müzakerelerin, nükleer dosyaya geçilmeden önce İran’daki baskı meselesine odaklanması gerektiğini söyledi.

Barrot bugün France Televisions’a verdiği demeçte şu ifadeleri kullandı: “Elbette alınması gereken ilk kararlar, bu kanlı baskıya son verilmesi, gözaltındakilerin serbest bırakılması, iletişimin yeniden sağlanması ve İran halkına özgürlüklerin iade edilmesidir. Bundan sonra nükleer meseleler, füzeler ve terör örgütlerine verilen destek ele alınmalıdır” dedi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı da İran’ın nükleer dosyasına yönelik bir çözümün, İran halkı pahasına olmaması gerektiğini vurguladı.

cdfrgt
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bugün Brüksel'de düzenlenen bakanlar toplantısının oturum aralarında Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile görüştü. (EPA)

Barrot, “Bir kez daha vurguluyorum ki öncelik, devlet tarafından uygulanan bu baskı ve şiddetin sona ermesi ve cezasız kalmaması gereken bu geniş çaplı suçların durdurulmasıdır” dedi.

Barrot, bundan iki gün önce pazar günü yayımlanan Liberation gazetesine verdiği röportajda ise İran’ın topraklarına yönelik olası ABD saldırılarını önlemek için diplomatik müzakereler kapsamında ‘büyük tavizler’ vermesi gerektiğini söyledi. Barrot, ABD’nin ‘İran’a karşı askeri operasyon başlatabilecek bir konuma geldiğini’ belirterek, aynı zamanda rejimin değerlendirmesi gereken bir müzakere yolunun da sunulduğunu ifade etti. Barrot sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Rejimin bu fırsatı değerlendirmesi, büyük tavizleri kabul etmesi ve yaklaşımında köklü bir değişikliğe gitmesi gerekiyor. İran, bölgesel komşuları ve bizim güvenlik çıkarlarımız için bir tehdit kaynağı olmaktan çıkmalı. İran halkı özgürlüğünü yeniden kazanmalı.”


Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
TT

Kurbanlarla ilgili hassas verilerin ortaya çıkmasının ardından... ABD Adalet Bakanlığı Epstein’e ait binlerce belgeyi geri çekti

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein dosyalarındaki bir belgeden alınan fotoğraf, Epstein’ın 6 Temmuz 2019’da tutuklandığı sırada hazırlanan raporu gösteriyor. (AP)

ABD Adalet Bakanlığı dün, Jeffrey Epstein ile ilgili birkaç bin belge ve ‘medya’ materyalini geri çektiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, New York’ta bir mahkemeye başvuran avukatlar, hükümetin son yayınladığı belgelerdeki hassas bilgilerin sansürlenmesinde yapılan hatalar nedeniyle yaklaşık 100 mağdurun hayatının ‘alt üst olduğunu’ öne sürmüştü.

Yanlışlıkla ifşa edilen materyaller arasında mağdurların yüzlerinin göründüğü çıplak fotoğraflar, isimler, e-posta adresleri ve tam olarak gizlenmemiş diğer tanımlayıcı bilgiler yer alıyordu. Bakanlık, bunun ‘teknik veya insan hatasından’ kaynaklandığını belirtti.

ABD Başsavcısı Jay Clayton, Epstein ve ortağı Ghislaine Maxwell’e karşı açılan insan ticareti davalarını denetleyen yargıçlara yazdığı mektupta, bakanlığın mağdurların veya avukatlarının belirttiği materyallerin neredeyse tamamını, ayrıca hükümetin bağımsız olarak belirlediği ‘çok sayıda’ belgeyi geri çektiğini bildirdi.

Clayton, mağdurlar ve avukatlarının değişiklik talebinin ardından, bakanlığın ‘rapor edilen belgelerle ilgili protokollerini’ revize ettiğini açıkladı.

Yeni mekanizmaya göre, belgeler mağdurlar tarafından bildirildiği anda geri çekiliyor, ardından gözden geçirilip düzeltilmiş bir kopya yeniden yayımlanıyor ve işlemin ‘24 ila 36 saat içinde tamamlanması’ hedefleniyor.

Epstein mağdurlarını temsil eden iki avukat pazar günü, hükümetin isimleri ve diğer kişisel bilgileri gizleme konusundaki binlerce hatayı gerekçe göstererek mahkemeden ‘acil yargı müdahalesi’ talebinde bulundu.

Sekiz kadın, kendilerini Epstein mağduru olarak tanıtarak, yargıç Richard M. Berman’a gönderilen mektuba yorum ekledi. Kadınlardan biri, belgelerin açıklanmasının ‘hayatını tehdit ettiğini’ yazdı. Bir diğeri ise 51 materyalde banka bilgilerinin yer alması nedeniyle ölüm tehditleri aldığını, bunun sonucunda kredi kartlarını ve banka hesaplarını dondurmak zorunda kaldığını belirtti.

ABD Başsavcı Yardımcısı Todd Blanche, pazar günü ABC’nin ‘This Week’ programına verdiği röportajda, hassas bilgilerin gizlenmesi sürecinde bazı hataların meydana geldiğini, ancak Adalet Bakanlığı’nın hızlı bir şekilde müdahale etmeye çalıştığını söyledi.

Blanche, “Bir mağdur ya da avukatı, adının doğru şekilde gizlenmediğini bildirdiğinde, bunu derhal düzeltiyoruz. Bahsettiğimiz sayı, Amerikalıların anlayabilmesi için, toplam materyalin yüzde 0,001’ini geçmiyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşın, AP’den onlarca gazeteci dosyaları inceleyerek, bazı belgelerde isimlerin gizlenmiş olmasına rağmen aynı dosyanın diğer kopyalarında açık bırakıldığını tespit etti.