Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin bölünmesi ülkeyi nasıl etkiledi?

Sudan tarihi boyunca, kalkınmanın marjinalleşmesi ile etnik ve dini ayrımcılık ikilemi çözülemezken büyük değişim güneyin ayrılmasının ötesine geçemedi

SPLM-N lideri Malik Agar, SPLM’nin ÖDBG çatısı altında temsil edilmediğini açıkladı (The Independent - Hasan Hamid)
SPLM-N lideri Malik Agar, SPLM’nin ÖDBG çatısı altında temsil edilmediğini açıkladı (The Independent - Hasan Hamid)
TT

Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin bölünmesi ülkeyi nasıl etkiledi?

SPLM-N lideri Malik Agar, SPLM’nin ÖDBG çatısı altında temsil edilmediğini açıkladı (The Independent - Hasan Hamid)
SPLM-N lideri Malik Agar, SPLM’nin ÖDBG çatısı altında temsil edilmediğini açıkladı (The Independent - Hasan Hamid)

Mina Abdulfettah
Siyaset bilimci ve yazar Francis Fukuyama, ‘End of History and the Last Man’ (Tarihin Sonu ve Son İnsan) adlı kitabında “Kızgınlığı devam edenler, tarihi her zaman yeniden başlatabilecek olanlardır” der. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin (SPLM) ortaya çıkmasına eşlik eden olaylar sürekli değişime uğrarken örgüt içindeki ve sahadaki çatışmalarla aynı zamanda sınırlı da olsa bir uzlaşı da söz konusuydu. Bahsi geçen olaylar farklı zaman dilimlerinde meydana gelse de bölünmeler de aynı hızda seyretti.
Sudan Halk Kurtuluş Hareketi- Kuzey (SPLM-N) lideri Malik Agar, yaptığı son açıklamada, SPLM’nin geçtiğimiz günlerde yapılan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) toplantılarına hiçbir üyesini göndermediğini, mevcut iktidarın gitmesini talep eden ÖDBG toplantılarına katılanların, SPLM’nin tutumunu ifade etmediklerini ve sadece kendilerini temsil ettiklerini söyledi.
Agar açıklamasında, SPLM’nin, Sudan'ın Nil Nehri, el-Cezira, Mavi Nil, Kuzey ve Orta Darfur gibi bazı eyaletlerinde şubelerini açan ÖDBG'de temsilcisinin olmadığını vurguladı.
Böylece SLPM’nin öfkeli akımları, 2018 yılının Aralık ayındaki devrime katılmasına kadar sürdürdüğü eski ve yeni mücadelesinde birçok durak olmasına rağmen ÖDBG'den dışlanmasını bir açıklamayla kınadılar. 2019 yılında ÖDBG'nin kurucularından biri olan SLPM, aynı zamanda 2021 yılının Ağustos ayında başkent Hartum'daki Dostluk salonunda imzalanan ‘Dostluk Salonu Bildirgesi’nin taraflarından biri.
Ayrıca 2022 yılının Mart ayında Mavi Nil Eyaleti'nin yönetim merkezi Damazin’de düzenlenen müzakereler sırasında 9 silahlı grubu barındıran ve hükümetle barış görüşmeleri yürüten 'Devrimci Cephe'den ayrılarak ÖDBG üyeliğine devam etme kararı aldı. Agar’ın açıklamasıyla baskının daha da artmasıyla bu akımlar, geçiş hükümeti ile Devrimci Cephe tarafları arasında 3 Ekim 2020 tarihinde imzalanan Cuba Barış Anlaşması’na geri dönmek zorunda kaldılar.

SLPM’de bölünmeler
Agar, SLPM içindeki bölünmeyi ortaya çıkaran açıklamasından yıllar önce SLPM içindeki her bölünmenin kendi itici güçleri ve dinamikleri olduğunu yazmıştı. Onlarca yıldır ‘ortak bir düşmanla savaşan yoldaşlar’ olarak nitelediği SLPM’den ayrılanları, stratejik hedeflerinin ve mücadelelerinin neden olduğu yıkıcı bölünmelerin kurbanları olduklarını belirtmişti.
Bu da Güney Sudan halkından oluşan silahlı bir direniş hareketi olarak ortaya çıkan ve 1950’li yıllarda Hartum'daki merkezi yönetime isyan bayrağı açan, daha sonra Nuba Dağları ve Mavi Nil bölgesinden liderlerin hareketin bir kolu olarak katılımları ve güney bölgesinin artık bir devlete dönüşmesiyle kuzeyini temsil ettikleri için Kuzey (N) eki almalarıyla SLPM’nin ilk oluşumundan bu yana yaşadığı bölünmelerin onun bir özelliğine dönüştüğü anlamına geliyor.
Ancak 2005 yılında Kenya'nın Naivasha kentinde bir barış anlaşmasının imzalanmasıyla iç savaşın sona ermesinden sonra SLPM-N’nin faaliyetlerini sürdürmesinin gereği hakkında sorular ortaya çıktı. Güneyde varlığını siyasi bir oluşum olarak sürdürdüğü kabul edilebilirdi, ancak güney bölgesinin ayrılmasından ve savaştığı eski rejimin düşmesinden sonra kuzeydeki varlığı, sayıları tüm hareketlerden daha fazla olan Darfur hareketlerini geride bırakmayacak şekilde silahlı hareketler için coğrafi bir denge unsuru olduğu şeklinde yorumlandı. Savaşlar, ekonomik krizler, kabileler ve etnik kökenler arasındaki anlaşmazlıklarla boğuşan bölgenin omuzlarına yüklenen tek sorun, güç ve zenginliği paylaşma ve ötekileştirmeyi ortadan kaldırma talebi olmaya devam ediyor.
Bu yüzden, bazı çevreler SLPM-N’nin temelinin özellikle iç savaş sırasında aktif olduğu alanlar, yönetimin yeniden formüle edilmesini merkezin bölgeler üzerindeki kontrolünü tamamen ortadan kaldıracak şekilde somutlaştırmaya çalışan ana hareket içinde olduğundan silahlı hareketlerin zorlu doğasına dayandığını düşünüyorlar.  Aynı zamanda, Güney Sudan’ın siyasi oluşum aşamasının bir yansıması olarak görülüyor. Çatışma daha sonra kendi kaderini tayin etme talebini de güçlendirebilir. Hareketin etkinliğinin tekrar tekrar anlaşılması için onun biçimsel yönüne ve ahlaki yüküne bakılmalı.

Karşılıklı suçlamalar
Sudan’daki tüm silahlı hareketler gibi SLPM de 1950'lerin ortamında ve koşullarında, tarihi ve siyasi adaletsizliklerin körüklediği, taleplerin, şikayetlerin, çatışmaların, uzlaşmaların ve bölünmelerin eşlik ettiği bir dönemde doğdu. Ana hareketi içinden ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil bölgesini temsil eden SLPM-N doğdu. Sudan ordusu ile SLPM güçleri arasında, güney bölgesinde yaşanan çatışmaların bir uzantısı olan pek çok savaş meydana geldi. Şimdi, kabileler arasında şiddet olayları yaşanırken SLPM akımları bir birlerini bu şiddeti körüklemekle suçlanıyor.
SLPM içindeki bölünmelere bakıldığında daha önceki bölünmelerin içeriğine kıyasla aralarında bir takım farklılıklar olduğu görülüyor.  En büyük bölünmenin ana grupta başlayıp daha sonra kollarında bu bölünmelerin tekrarlanması ise değişmeyen tek nokta. SLPM, 1983 yılında ikinci kez, Sudan ordusundan iltica ederek isyancı harekete katılmaya karar veren Albay John Garang de Mabior tarafından kuruldu. Lam Akol, Riek Machar ve Kerubino Kwanyin başta olmak üzere SLPM’nin önde gelen isimlerinden oluşan bir grup, 1990’larda SLPM’den ayrıldılar ve ardından 1997 yılında Faşoda (Kodok) Barış Anlaşması imzalandı.  Ardından Hartum Barış Anlaşması geldi. John Garang, bu iki anlaşma çerçevesinde, 2005 yılında bir helikopter kazasında öldüğü güne kadar iktidarda yer aldı.
En SLPM içinde en büyük bölünme ise Salva Kiir Mayardit liderliğinde Güney Sudan'ın 2011 yılında bağımsızlığından sonra hareketin beka tehdidiyle karşı karşıya kaldığı bölünme oldu. Ardından, Riek Machar ve diğerler önde gelen isimlerden oluşan muhalefet kanadı hareketten ayrıldı. SLPM, Mavi Nil ve Nuba Dağları'nın güneyindeki kalesinde Malik Agar ve yardımcıları Abdulaziz el-Hilu ve Yasir Arman liderliğinde Hartum’daki eski rejimle savaşını sürdürdü.
Abdulaziz El-Hilu, Agar ve Arman'ı karşısına alarak onları müzakere dosyasında Nuba Dağları halkının çıkarlarına zarar veren tavizler vermekle suçladıktan sonra istifasını sundu. Daha sonra 2017 yılının Haziran ayında, SLPM Yürütme Konseyi Malik Ağar ve Yasir Arman'ı ihraç etti ve hareketin başına Hilu'yu atadı. Böylece Agar ve Hilu aynı adı taşıyan iki harekete liderlik etmeye başladılar.

İstikrarsız duruş
Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın 25 Ekim 2021'de hükümetin feshedilmesi ve başbakan dahil onlarca siyasetçinin gözaltına alınması gibi kararları, Malik Agar liderliğindeki SLPM-N, Abdulvahid Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) ve Tahir Hacer liderliğindeki Sudan Kurtuluş Güçleri Birliği’nin bir araya geldiği Devrimci Cephe’nin sergilediği istikrarsız duruşu gözler önüne serdi. Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi ve Arko Minavi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi’nin katılımıyla Nuba Dağları’nda yer alan Kauda’da bir ittifak oluşturan bu güçler, 2011 yılının Kasım ayında SLPM-N tarafından duyurulan bir bildiriyi imzaladılar.
Başta Malik Agar, Hadi İdris ve Tahir Hacer olmak üzere söz konusu hareketlerin bazılarının liderleri, Cuba Anlaşması çerçevesinde 2021 yılının Mart ayında Geçici Egemenlik Konseyi'ne katılarak egemen pozisyonlara ve bakanlıklara getirildiler. Bu, hem Cuba Anlaşması’nın uygulanmasına hem de savaşı durdurmaya yönelik bir adımdı. Ardından Agar, Askeri Konseyi destekleyen ve hükümetin sivil kanadı ÖDBG’yi eleştiren bir tutum sergilemeye başladı. Agar’ın açıklamaları, hareketin bileşenleri arasındaki kırılma ve bölünme sinyallerinin takip edilmesine olanak sağladı.
Egemenlik Konseyi'nin 11 Kasım'da yeniden oluşturulmasının ardından Agar, Egemenlik Konseyi üyeliği görevine geri döndü. Ancak, kendisi ile yardımcısı Yasir Arman arasında, ispat usulleri konusunda farklı düşünmeleri nedeniyle devam eden anlaşmazlıkların yanı sıra ÖDBG çatısı altında kalma konusunda bir başka anlaşmazlık patlak verdi.

Yapılandırma uçup gitti
SPLM, kalkınmanın marjinalleşmesi ile etnik ve dini ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan ‘Yeni Sudan’ vizyonu çerçevesinde çalışıyordu. Ancak ülke tarihi boyunca, merkez ve çevre arasında bu konudaki ikilem çözülmedi. Değişim, ayrılma oyu veren güneyliler için bir başarı ve kuzey için bir kayıp olarak güney bölgesinin ayrılması gibi büyük olayla sınırlı kaldı. Bu yüzden kuzeydeki halk hareketi, artık aslı olmayan bir kopya haline gelen ana hareketle eski bağını kurmak zorunda kalmış gibi görüyor. Belki de bu bölünme, üyelerine hareketin başarısızlıklarının boyutunu da gösterebilir.
Agar'ın hareket içindeki akımlara dair tutumuna karşı peş peşe açıklamalar gelirken SLPM’nin Darfur hareketleri gibi dağınık örgütler haline gelebileceği daha fazla bölünmeyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Tek fark ise bu hareketlerin nihilist olacak ve rollerinin sorun yaratmak ve ötekileştirmekle sınırlı kalacak olması.
Bu olaylar daha geniş bağlamları içinde birbirleriyle ilişkili olsa da hareketin eski rejim döneminde faaliyetleri ile şimdi SLPM-N’yi tanıması ve Mavi Nil ve Nubia Dağları’nı temsil eden konumunu zayıflatmaya çalışması arasındaki fark, içinde bölünmeler yaratmayı başarırken güç paylaşımı ve hareketin bazı üyelerinin bakanlık ve egemen makamlara atanmaları taleplerini yerine getirmesi oldu. Ayrıca hareket ile eski rejim arasındaki ilişki, şiddetli bir siyasi kutuplaşmaya dayanıyordu. Çünkü rejim, hareket etrafındaki siyasi güçlerin mutabakatı karşısında herkesi kendi bünyesine almak istiyordu. Bölünme fenomeni şimdi sivil ve askeri bileşenleri vuruyor. Çıkar çatışmasını, devrimcilerin ve askerlerin tutumlarındaki çelişkiyi artırıyor.
Ülkede yarım asırdır süren iç savaş, sonunda Güney Sudan'ın ayrılmasına yol açtı. SLPM-N üyeleri, devrimin bir işareti olarak laikliği vurgulamaya ve bu askeri doktrine solcu bir çizgiyle tutunmaya çalışıyorlar. Ancak hareketin temel oluşumunun zayıflaması, ikinci ve üçüncü kez başarısızlıklara uğraması, son zamanlardaki küçük bölünmeler çerçevesinde gizli bir krizin aniden ortaya çıkmasına neden oldu. Buna karşın hareket, yeni üyelerin yükselişine karşı birleşti. Bunun üzerine hareketin liderlerinin otoriterliğini kınayan yeni üyeler, onları devrim ruhuna karşı tek taraflı kararlar aldıkları değerlendirmesinde bulundular.

*Bu analiz Şarku’l Avsat okurları için Independent Arabia’dan tercüme edilmiştir.



SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
TT

SDG’nin askeri yığılmasının tespit edilmesinden sonra Halep'in doğusunda yüksek alarm durumu ilan edildi

Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)
Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında çıkan çatışmaların ardından enkaz içindeki mühimmatlar (DPA)

Suriye ordusu, birkaç gün süren çatışmaların ardından Şeyh Maksud mahallesinden savaşçıların tahliye edilmesinden bir gün sonra, Halep'in doğusunda "Suriye Demokratik Güçleri" (SDG) tarafından yapılan askeri yığılmayı tespit ettikten sonra dün olağanüstü hal ilan etti.

SANA haber ajansına göre Ordu operasyon komutanlığı açıklamasında, "Uçaklarımız, SDG'nin Halep'in doğusundaki Deyri-Hafer cephesine silahlı gruplar ile orta ve ağır teçhizat getirdiğini tespit etti" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, "Örgüt tarafından getirilen bu takviyelerin niteliğini henüz bilmiyoruz" denilerek, "Güçlerimizi seferber ettik ve konuşlanma hatlarımızı güçlendirdik, her türlü senaryoya hazırız" ifadeleri yer aldı.

Halep kırsalındaki Menbiç bölgesinde iç güvenlik operasyonları dün "kamikaze insansız hava araçlarından (İHA) kaynaklanabilecek potansiyel tehditler" konusunda uyarıda bulunan bir bildiri yayınladı. Bildiride, bölge sakinlerinin "mümkün olduğunca halka açık yerlerde, meydanlarda ve pazarlarda toplanmaktan kaçınmaları" ve "ana ve tali yollarda seyahat ederken dikkatli olmaları" çağrısında bulunuldu.


Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

TT

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın tutumu belirleyici oldu... Havaalanları yakında yeniden açılacak

Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, vilayetteki durumun son gelişmelerin ardından normale dönmeye başladığını belirtti. Hanbeşi, istikrarın doğrudan vatandaşların yaşamına yansıdığını ve halkın yerel yönetime ve devlet kurumlarına olan desteğinin güçlendiğini vurguladı.

Hanbeşi, Mukalla’daki ofisinde Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen yeniden elden geçirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini ifade etti.

cdfgrt
Hadramut Valisi ve vilayetteki Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Salim el-Hanbeşi (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, Hadramut’un altyapı geliştirme projelerinden oluşan geniş bir paket için Suudi yetkililerden sözler aldığını aktardı. Hanbeşi, gıda yardımlarının şu anda Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen günlerde sahil bölgelerine de dağıtılacağını söyledi.

Vilayetteki askeri güçlerle ilgili olarak Hanbeşi, Hadrami Elit Güçleri komutanları, Vatan Kalkanı Güçleri ve koalisyon temsilcilerinin, elit birliğin eski kadrosuna geri dönmesi konusunda anlaştığını ve daha sonra Vatan Kalkanı Güçleri’yle birleştirilerek tek bir güç oluşturulacağını açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut’un ‘gelecek herhangi bir çözüm sürecinde etkin bir siyasi aktör olması gerektiğini’ vurguladı. Yerel yönetimin, tüm bileşenler, partiler ve kanaat önderleriyle görüşmeler yaparak Hadramut’un ortak sesini oluşturma hazırlıkları yürüttüğünü ve bu çerçevede Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde yakında gerçekleştirilecek Güney-Güney Diyalog Konferansı’na katılım sağlanacağını ifade etti.

Güvenlik ve öncelikli hizmetler

Hanbeşi, vilayet yönetiminin kanaat önderleri ve toplum liderleriyle yaptığı tekrarlayan görüşmelerin öncelikli olduğunu vurgulayarak, “Onlar kamuoyunu yansıtıyor ve vatandaşların taleplerini iletiyor” dedi. Hanbeşi, vatandaşlardan en sık dile getirilen talebin ‘güvenlik, istikrar ve başta elektrik olmak üzere kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi’ olduğunu aktardı.

Hanbeşi, Başbakan’la da görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, “Başbakan, hükümetin vilayetin bu alandaki ihtiyaçlarının büyük bir kısmını karşılamaya hazır olduğunu ifade etti” dedi. Hanbeşi, hükümetin verdiği sözler doğrultusunda gelecek yazın daha iyi geçeceği konusunda iyimser olduğunu sözlerine ekledi.

Sakinlik ve istikrar

Hanbeşi, ‘Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin çekilmesinin ardından genel tablonun huzur ve istikrarla karakterize olduğunu’ belirterek, “Çeşitli kamu kurum ve idarelerinin yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve özellikle silah taşınmasıyla ilgili güvenlik önlemlerinin artırıldığını” söyledi.

Hanbeşi, kamu tesislerini yağmalamakla bağlantılı bazı kişilerin yakalandığını, ağır silah bulundurdukları tespit edilmeyen diğerlerinin ise serbest bırakıldığını ifade etti. Hanbeşi, hayatın yavaş yavaş normale dönmeye başladığını ve durumun daha da iyileşme potansiyeline sahip olduğunu vurguladı.

Suudi Arabistan ile yüksek düzeyde koordinasyon

Hadramut Valisi Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın rolüne dikkat çekerek, “Bu başarı Suudi Arabistan’a aittir” dedi. Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın vilayetteki GGK güçlerinin çıkarılmasını kısa sürede sonuçlandırdığını belirtti ve koordinasyon ile desteğin devam ettiğini vurguladı. Hanbeşi, vilayet yönetimi ile Hadrami Elit Güçleri komutanları arasında yapılan bir toplantıya değinerek, bu görüşmede “Suudi Arabistan’ın gıda ve mali teşvikler sağlayacağı taahhüdü sonrasında güçlerin eski durumuna geri getirilmesinin” ele alındığını aktardı.

Hanbeşi, Suudi Arabistan ile koordinasyon seviyesinin ‘son derece yüksek’ olduğunu belirterek, vilayetin Suudi yetkililerden altyapıyı geliştirecek büyük bir proje paketi için sözler aldığını kaydetti. Ayrıca, gıda yardımlarının Hadramut Vadisi’ne ulaştığını ve ilerleyen dönemde sahil bölgelerine de dağıtılacağını ifade etti.

Yeniden yapılandırma

Hanbeşi, yerel yönetimin yeniden yapılandırılmasıyla ilgili olarak, “Alınan önlemler, açıkça GGK’yi desteklediklerini ilan eden veya siyasi olarak karşıt tavırlar sergileyen yetkililere yönelikti” dedi. Hanbeşi, bunun ‘yönetim yetkileri çerçevesinde ve yerel yönetim birimlerinde uyumu sağlama gerekliliği kapsamında’ gerçekleştirildiğini vurguladı.

Hanbeşi, “Tehdit altında tavır alanlar için hoşgörü gösterileceğini, ancak siyasi olarak GGK’ye bağlı kalanlar hakkında yasal ve idari tedbirlerin uygulanacağını” belirterek iki grubu birbirinden ayırdı.

Hanbeşi, Güney-Güney Diyaloğu ile ilgili olarak, vilayet yönetiminin bazı Hadramut Ulusal Konseyi üyeleriyle bir araya geldiğini ve diyaloğun genel çerçevesine dair bilgi edindiğini belirtti, ancak temsilcilerin seçimi ve detaylı mekanizmaların henüz netleşmediğine dikkat çekti.

Hanbeşi, önümüzdeki günlerde vilayetin farklı siyasi ve sosyal bileşenleriyle geniş kapsamlı görüşmeler yaparak, Hadramut’u temsil edecek ortak bir vizyon üzerinde uzlaşmayı hedeflediklerini açıkladı.

Hanbeşi, Hadramut ile bazı güney vilayetler arasında tarihi sorunlar bulunduğunu vurgulayarak, vilayetin 1967’den bu yana yaşadığı marjinalleşmeye işaret etti ve Hadramut’un özel bir temsil ile haklı taleplerini yansıtması gerektiğini söyledi.

Hadramut’un geleceğine dair olarak ise Hanbeşi, vilayetin gelecekteki siyasi uzlaşmada etkili bir aktör olması gerektiğini vurguladı.

Doğu Bölgesi

Hanbeşi, Hadramut, Şebve, el-Mehra ve Sokotra’yı kapsayan Doğu Bölgesi seçeneğini desteklediğini belirterek, bu vilayetlerle herhangi bir sorun bulunmadığını vurguladı ve aralarındaki ilişkinin ‘derin köklere sahip sosyal dokuyu’ yansıttığını ifade etti.

İhlaller

Vali Hanbeşi, hapishaneler ve ihlaller konusuna ilişkin olarak, geçmiş dönemde Riyan Uluslararası Havalimanı’nda sert işkenceye uğrayan iki vaka kaydedildiğini ve bunların GGK ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçlerinin varlığı sırasında belgelenmiş olduğunu belirtti.

vfgthy
Hadramut'taki kampları ele geçirmek için harekete geçen Vatan Kalkanı Güçleri (Şarku’l Avsat)

Hanbeşi, ciddi ihlallerin yargı mercilerine sevk edileceğini vurguladı. Ayrıca, farklı vilayetlerden ciddi suç isnadı bulunmayan veya silahlarını teslim eden onlarca tutuklunun serbest bırakıldığını ifade etti.

Hanbeşi, “El-Advas bölgesinde 78 kişiyi serbest bıraktık ve silahlarını teslim eden diğer 78 kişi de yakında serbest bırakılacak. Ancak ciddi suçlara karışanlar mutlaka yargıya sevk edilecek” dedi.

Yağma operasyonları

Hanbeşi, Marib vilayetindeki Seyun Havalimanı’nda uçak yakıt ikmal aracının bulunduğunu tespit ettiklerini açıkladı. Aracın yerel yetkililer tarafından kontrol altına alındığını ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde geri alınması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

Havaalanı hazırlığı

Hanbeşi, havalimanlarıyla ilgili olarak, Riyan Uluslararası Havalimanı’nın tamamen hazır hale getirildiğini ve önümüzdeki bir iki gün içinde hizmete açılmasının beklendiğini belirtti. Seyun Havalimanı için ise uçak yakıt ikmal aracının gelmesini beklediklerini ifade etti.

Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin birleştirilmesi

Hanbeşi, Vatan Kalkanı Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’nin performansını değerlendirirken, “Geniş bir toplantı yapıldı; toplantıya Hadrami Elit Güçleri’nin liderleri ve Vatan Kalkanı Güçleri katıldı. Toplantıda, Hadrami Elit Güçleri’nin önceki yapısına geri döndürülmesi ve ardından Vatan Kalkanı Güçleri ile birleştirilerek tek bir güç oluşturulması kararlaştırıldı” dedi. Hanbeşi, çok sayıda askeri oluşumun uygun bir seçenek olmadığını vurguladı.

sxdfrgt
Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu temsilcisi Albay Abdulbari eş-Şehrani ile birlikte Hadrami Elit Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri’nin liderleriyle yaptığı toplantıda (Yerel medya)

Önceki aşamanın etkilerinin üstesinden gelmek

Vali Hanbeşi sözlerini Hadramut halkına verdiği bir mesajla tamamladı ve onları, ‘önceki dönemin etkilerini geride bırakmaya, birlik ve dayanışmayı güçlendirmeye, vilayet güvenliği ve istikrarını korumak için yerel yönetimle iş birliği yapmaya ve inşa sürecini destekleyecek bir halk desteği oluşturmaya’ davet etti.


Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
TT

Sudani’nin Maliki'ye şartlı tavizi

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Bağdat'ta düzenlenen bir dini etkinlik sırasında Nuri el-Maliki ile birlikte (Devlet Medyası)

Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Koalisyonu'nun lideri Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani, parlamento seçimlerinde ikinci olan Hukuk Devleti Koalisyonu'nun lideri eski Başbakan Nuri el-Maliki'ye bir sonraki hükümeti kurma yetkisini verme kararı aldı.

Bilgi sahibi kaynaklar, es-Sudani'nin “gayri resmi bir toplantı sırasında bu açıklamasıyla Şii Koordinasyon Çerçevesi liderlerini şaşırttığını” söyledi.

Ona yakın üst düzey bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada es Sudani “Çerçeve liderlerinin, Maliki'nin önerdiği uzlaşma adayı yerine, el Maliki'yi şahsen atamalarını ve adaylığının Çerçeve'nin liderleri, dini otorite ve Sadr Hareketi'nin lideri Mukteda es-Sadr ve ulusal arena tarafından onaylanmasını şart koştu.”

Aynı kaynak durumu, "Es-Sudani herkese, el-Maliki'nin hükümeti kuramaması durumunda meselelerin ilk kazanan olarak kendisine döneceğini, siyasi bir çıkmazı önlemek ve anayasal sürelerin dolmasından korktuğu için taviz verenin kendisi olduğunu bildirdi" şeklinde açıkladı.