AB sunduğu nükleer anlaşma taslağına İran’ın verdiği yanıt üzerinde çalışıyorhttps://turkish.aawsat.com/home/article/3819296/ab-sundu%C4%9Fu-n%C3%BCkleer-anla%C5%9Fma-tasla%C4%9F%C4%B1na-i%CC%87ran%E2%80%99%C4%B1n-verdi%C4%9Fi-yan%C4%B1t-%C3%BCzerinde-%C3%A7al%C4%B1%C5%9F%C4%B1yor
AB sunduğu nükleer anlaşma taslağına İran’ın verdiği yanıt üzerinde çalışıyor
İran AB’nin teklifine dün geç saatlerde yanıt verdi (Reuters)
Avrupa Birliği (AB), İran’ın nükleer programına sınırlamalar getirme amacı taşıyan 2015 tarihli nükleer anlaşmayı canlandırma önerisine Tahran’ın verdiği yanıt hakkında çalıştıklarını bildirdi.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB’nin hazırladığı anlaşmaya ilişkin nihai taslak teklifine İran’ın dün geç saatlerde yanıt sunduğunu bildirdi.
AB’den bir kaynak AFP’ye yaptığı açıklamada, İran’ın verdiği yanıt üzerinde çalıştıklarını söyledi ve anlaşmadaki diğer taraflar ve ABD ile bu konuda istişarelerde bulunduklarını belirtti.
Ne olmuştu?
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan dün bakanlık merkezinde yaptığı açıklamada, ülkesinin nükleer anlaşmayı canlandırma konusundaki son talep ve değerlendirmesini gece yarısına kadar Avrupa Birliği’ne (AB) sunacağını bildirdi.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Abdullahiyan, “ABD, İran’ın iki teklifini sözlü olarak kabul etti” dedi.
İran’ın Batı ile nükleer müzakerelerini yürüten heyetin danışmanı Muhammed Marandi ise, 2015 tarihli nükleer anlaşmaya geri dönmek için büyük bir fırsat olduğunu bildirdi, aynı zamanda garantilerin anlaşmaya geri dönmenin ana koşulu olduğunu vurguladı.
Marandi, Twitter hesabından paylaştığı mesajında, Tahran’ın Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer müzakerelerde nihai anlaşma taslağı olarak sunduğu öneriye verdiği yanıtı değerlendirdi.
İran’ın AB’ye ilettiği cevabında endişelerini dile getirdiğini ve müzakerelerde çözüm bekleyen meselelerin aşılmasının zor olmayacağını belirten Marandi şu ifadeleri kullandı:
“Bu endişeler geçmişteki ABD ve AB’nin anlaşmadaki ihlallerine dayanmaktadır. (Henüz) bir anlaşma olacağını söyleyemem ama anlaşmaya her zamankinden daha yakınız.”
Tahran ile altı büyük uluslararası güç arasında varılan 2015 tarihli anlaşma, nükleer faaliyetlerini azaltması ve nükleer programının barışçıl tutması karşılığında Tahran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasına izin verdi.
Ancak eski ABD Başkanı Donald Trump, 2018’de tek taraflı olarak anlaşmadan çekildi ve İran’a yeniden sert yaptırımlar uygulamaya başladı.
İran ve halen anlaşmaya bağlı güçler (Fransa, İngiltere, Almanya, Rusya ve Çin), askıya alınan anlaşmayı yeniden canlandırmak için Nisan 2021’de görüşmelere başladı.
Aynı yılın Haziran ayında askıya alınan görüşmeler, Kasım ayında yeniden başladı.
Anlaşmaya varılması yönünde önemli ilerleme kaydedilmesine rağmen, Washington ile Tahran arasında anlaşmazlık nedeniyle Mart ortasından bu yana yeniden askıya alındı.
Lübnan, Esed'in devrilmesinden sonra ilk olarak bir tuğgenerali Suriye’ye teslim ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5309132-l%C3%BCbnan-esedin-devrilmesinden-sonra-ilk-olarak-bir-tu%C4%9Fgenerali-suriye%E2%80%99ye-teslim
Lübnan, Esed'in devrilmesinden sonra ilk olarak bir tuğgenerali Suriye’ye teslim etti
Suriyeli Eski Tümgeneral Adil İsa (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye İçişleri Bakanlığı, Lübnan makamlarının dün Suriye ordusunda görev yapmış üst düzey eski bir subayı, cinayet ve işkence de dahil olmak üzere çeşitli suçlamalarla karşı karşıya olduğu gerekçesiyle Şam'a teslim ettiğini açıkladı. Bu, Beşşar Esed'in 2024'te devrilmesinden sğnra Lübnan'ın Esed döneminde görev yapmış bir askeri yetkiliyi Suriye'ye teslim ettiği ilk işlem oldu.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Suriye ordusunun eski 17. Tümen Komutanı ve daha sonra Deyrizor'daki kara kuvvetleri komutanı olarak görev yapan Tümgeneral Adil İsa, bu ayın başlarında Lübnan makamlarınca gözaltına alınmasının ardından Suriye makamlarına teslim edildi.
Suriye İçişleri Bakanlığı, İsa'nın “kasten öldürme, bir suçun işlenmesini kolaylaştırma, ikiden fazla kişinin kasten öldürülmesi, ölümle sonuçlanan işkence ve iç savaş ile mezhep çatışmalarını körüklemeyi amaçlayan saldırı suçları” nedeniyle hakkında çıkarılan yakalama kararı kapsamında arandığını bildirdi.
Bakanlık, İsa hakkındaki dosyanın şu anda Şam'daki bir sevk hâkiminin önünde bulunduğunu ve sanığın Şam Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilip edilmeyeceğine karar verilmesinin beklendiğini açıkladı.
İsa'nın gözaltına alınması ve teslim edilmesi süreci hakkında bilgi sahibi iki kaynak, İsa'nın Lübnan'da gözaltında tutulduğu sırada yöneltilen suçlamaları reddettiğini belirtti.
Bu teslimat, muhaliflerin mevcut Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğinde Aralık 2024'te Esed'i devirmesinin ardından sınırdan kaçtığı düşünülen onlarca eski Suriyeli güvenlik ve askeri yetkili açısından emsal teşkil edebilir.
67 yaşındaki İsa, bazı evrak işlemlerini tamamlamak üzere Beyrut'taki Suriye Büyükelçiliği'ne gittikten sonra 8 Ağustos'ta gözaltına alındı. Süreç hakkında bilgi sahibi iki kaynak, büyükelçilik yetkililerinin Lübnan Başsavcılığı'na İsa'nın Suriye'de arandığını bildirdiğini ve ardından Lübnanlı soruşturma görevlilerinin İsa'yı gözaltına aldığını ifade etti.
Teslimat, Şam'ın Esed döneminde görev yapan ve hükümetin devrilmesinin ardından Lübnan'a sığınan eski subaylara karşı harekete geçmesi için Beyrut'a aylardır yaptığı baskıların ardından gerçekleşti.
Reuters, ocak ayında Suriye makamlarının Lübnanlı güvenlik yetkililerine, Şam tarafından aranan 200'den fazla eski üst düzey subayın yer aldığı bir liste sunduğunu bildirmişti.
Üst düzey bir Suriyeli güvenlik yetkilisi de aralık ayında Beyrut'a giderek söz konusu kişilerin nerede bulunduğu, hukuki durumları ve yargılanmaları veya Suriye'ye teslim edilmeleri ihtimalini görüşmüştü.
Haddam, Şam'daki son görüşmeyi anlattı: Beşşar Esed Hariri'ye “Bana karşı çıkanın kemiğini kırarım” demişhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5309130-haddam-%C5%9Famdaki-son-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmeyi-anlatt%C4%B1-be%C5%9F%C5%9Far-esed-haririye-%E2%80%9Cbana-kar%C5%9F%C4%B1-%C3%A7%C4%B1kan%C4%B1n
Haddam, Şam'daki son görüşmeyi anlattı: Beşşar Esed Hariri'ye “Bana karşı çıkanın kemiğini kırarım” demiş
Kitap kapağı
Suriye Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam, İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan anı kitabında, 2004 yazında Suriye'nin başkenti Şam'da dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri arasında gerçekleşen görüşmenin ayrıntılarını aktardı. Haddam, söz konusu görüşmeyi suikasttan önceki dönemin en sert görüşmesi olarak nitelendirdi.
Saudi Research and Media Group'a (SRMG) bağlı “Ref” yayınevi tarafından eylül ayının başında yayımlanması planlanan anılara göre Esed, Hariri'yi temmuz ayında sabah saat 07.30'da görüşmeye çağırdı. Görüşmede Tümgeneral Gazi Kenan, Tuğgeneral Rüstem Gazale ve Albay Muhammed Hıluf da hazır bulundu. Esed'in sert sözleri nedeniyle Hariri'nin tansiyonu yükseldi ve burnu kanadı.
Haddam, krizin kökenini 1998 yılında Lübnan Ordu Komutanı General Emil Lahud'un cumhurbaşkanı seçilmesine dayandırıyor. Haddam'ın anlatımına göre Lahud'un Cumhurbaşkanı Elias Hıravi'nin yerine seçilmesi, Beşşar Esed'in dayattığı bir karardı. Beşşar, babası Hafız Esad'ı ordu komutanını desteklemeye ikna etmişti. Oysa Şam'a yakın Lübnanlı siyasetçilerin çoğu, aralarında Velid Canbolat, Nebih Berri ve Refik Hariri'nin de bulunduğu isimler, bu seçime karşı çıkıyordu. Ayrıca Tümgeneral Gazi Kenan milletvekilleri üzerinde baskı uygulamıştı.
Beşşar Esed, Emil Lahud, Nebih Berri ve Refik Hariri ile bir araya gelirken (Getty)
Haddam, bunun ardından dönemin Cumhurbaşkanı Hafız Esed'den Lübnan dosyasındaki görevinden alınmasını istediğini, çünkü Lahud konusundaki tutumunun bilindiğini aktarıyor. Dosya daha sonra Beşşar Esed'e devredildi ve Haddam'ın ifadesiyle, “böylece bu karmaşık dosyanın siyasi yönetimi sona erdi ve Suriye güvenlik birimlerinin eline geçti.”
Haddam, aynı sabah Esed ile randevusu olduğunu ve onu “öfkeli ve gergin” bulduğunu anlatıyor. Esad, görüşmeyi bizzat şöyle aktarmış:
“Refik Hariri yanımdaydı. Kendisine açık ve net konuştum; subaylar da oradaydı. Emil Lahud dışında başka bir cumhurbaşkanının göreve gelmesi için çalışmasına izin verilmediğini söyledim. Lübnan'ı kimin yöneteceğine ben karar veririm. Bana karşı çıkanın kemiğini kırarım.”
Sağdan sola: Faris Buveyz, Refik Hariri, Faruk eş-Şara, Elias Hıravi, Abdülhalim Haddam ve Gazi Kenan, Baabda Sarayı'ndaki bir görüşmede (Getty)
Haddam, bu sözler karşısında şaşırdığını ve Esed'e, “Lübnan'daki Sünnileri temsil eden başbakanla konuşuyorsunuz. Bu sözler basına yansırsa yaratacağı yankıyı düşündünüz mü? Lübnan Başbakanı'na bu subayların huzurunda nasıl böyle konuşabilirsiniz?” diye karşılık verdiğini aktarıyor.
Haddam'ın anlatımına göre Esed daha sonra sakinleşti ve görüşmenin yarattığı etkiyi “gidermek” amacıyla Hariri'yi kendisini ziyaret etmeye davet etmesini istedi.
Anılara göre Hariri başlangıçta bu daveti reddetti ve Haddam'a telefonda, “Son ziyaretimden sonra Şam'a gitmeyeceğim” dedi. Ancak daha sonra Şam'ın kuzeybatısındaki Bludan'da Esed ile görüşmeyi kabul etti. Görüşmede “incinmiş” görünen Hariri'nin, “Beşşar Esed'le yaptığım görüşmeyi hayatım boyunca unutmayacağım” dediği aktarıldı.
Haddam'ın anlatımı, cumhurbaşkanlığı süresinin uzatılması meselesine de uzanıyor. 18 Ağustos 2004'te Esed'in kendisine Lahud'un görev süresini uzatmama kararı aldığını söylediğini belirten Haddam, Esed'in “Dünyada hiç kimse Lahud'u istemiyor. Arap ülkeleri karşı, Lübnanlıların çoğu da itiraz ediyor” dediğini belirtiyor.
Ancak yalnızca üç gün sonra, Haddam Fransa'dayken Hariri kendisini arayarak Esed'in kararını değiştirdiğini bildirdi. Hariri'nin anlattığına göre Esed, kendisini kısa ve gergin bir görüşme için Şam'a çağırmış ve ona, “Tutumunu belirlemelisin. Suriye'den yana mısın, karşısında mısın?” demişti.
Haddam, Hariri'nin kendisine Velid Canbolat'ın görev süresinin uzatılmasını kabul etmesini ve ardından istifa etmesini tavsiye ettiğini aktarıyor. Haddam'ın kendisi de Hariri'ye uzatmayı kabul etmesini, ardından Lübnan'dan ayrılarak istifasını ülke dışında açıklamasını önermiş.
Hariri, Tuğgeneral Rüstem Gazale'ye uzatmayı kabul ettiğini bildirdikten sonra ailesiyle buluşmak üzere Sardinya'ya gitti. Birkaç gün sonra Haddam'ı arayarak, “Lübnan'a dönersem hayatım tehlikede olur mu?” diye sordu. Haddam ise Hariri'nin kendisinden istenen her şeyi kabul ettiğini ve Esed'in hâlâ ona ihtiyaç duyduğunu, çünkü anayasa değişikliğinin henüz yapılmadığını söyleyerek kendisini rahatlattı.
Abdul Halim Haddam (Reuters)
Haddam'ın anıları, son anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunu engellemeye yönelik İspanyol arabuluculuk girişimine de yer veriyor. Beş saat süren temasların ardından ABD, Fransa ve İngiltere, Suriye'nin görev süresinin uzatılmasından vazgeçmeyi taahhüt etmesi karşılığında oturumun iptal edilmesini kabul etti. Ancak dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara, İspanyol mevkidaşına “Lübnan bağımsız bir devlettir ve bununla hiçbir ilgimiz yok” yanıtını verdi.
Bunun üzerine Güvenlik Konseyi ertesi gün toplandı ve 7. Bölüm kapsamında 1559 sayılı kararı kabul etti. Haddam'ın anılarında bu kararın Suriye yönetimini Güvenlik Konseyi'nin denetimi altına soktuğu ifade ediliyor.
Bu anlatının önemini artıran unsur ise Haddam'ın konumu. Haddam, onlarca yıl boyunca Suriye'nin Lübnan dosyasından sorumlu üst düzey yetkilisiydi. Kendi anlatımına göre dosyanın daha sonra Beşşar Esed'e ve Suriye güvenlik birimlerine devredilmesiyle birlikte, Şam'ın Lübnan politikasındaki dengeler de değişti.
Haddam'ın anlatımı, tek bir görüşmede yaşananları aktarmanın ötesinde, Şam yönetimi ile Lübnan toplumunun geniş kesimleri arasındaki ilişkilerin tamamen kopuşa sürüklendiği dönemi anlamak açısından önemli bir tanıklık niteliği taşıyor. Görüşmenin öncesi ve sonrasına ilişkin ayrıntılar, kitabın “Refik Hariri Suikastı” başlıklı bölümünde yer alıyor.
Mısır, Gazze'deki artan ihtiyaçları karşılamak için uluslararası yardımın artırılması çağrısında bulunduhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5309063-m%C4%B1s%C4%B1r-gazzedeki-artan-ihtiya%C3%A7lar%C4%B1-kar%C5%9F%C4%B1lamak-i%C3%A7in-uluslararas%C4%B1-yard%C4%B1m%C4%B1n
İngiltere Kalkınmadan Sorumlu Devlet Bakanı, dün Mısır'ın kuzeydoğusundaki Arish kentinde bulunan lojistik yardım depolarını gezdi (Kuzey Sina Valiliği)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Mısır, Gazze'deki artan ihtiyaçları karşılamak için uluslararası yardımın artırılması çağrısında bulundu
İngiltere Kalkınmadan Sorumlu Devlet Bakanı, dün Mısır'ın kuzeydoğusundaki Arish kentinde bulunan lojistik yardım depolarını gezdi (Kuzey Sina Valiliği)
Mısır, Gazze Şeridi'nde artan ihtiyaçların karşılanması için uluslararası yardımların artırılması çağrısında bulundu. Kahire, İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal etmeyi ve anlaşmaya aykırı uygulamalarını sürdürdüğünü, sınır kapılarından yardım girişine de kısıtlamalar getirdiğini belirtti.
Mısır'ın çağrısı, Kuzey Sina Valisi Tümgeneral Halid Maccaver ile İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty'nin, Gazze Şeridi sınırına yakın kuzeydoğu Mısır'daki Ariş kentinde bulunan Mısır Kızılayı depolarını ziyaretleri sırasında yapıldı. İki yetkili dün, insani yardımların Gazze'ye gönderilmek üzere kabul edilmesi ve hazırlanması süreçlerini inceledi.
İki yetkili ayrıca gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve barınma malzemelerinin depolandığı bölümleri gezdi ve Mısır Kızılayı ekiplerinin yardımların hızla hazırlanıp teslim edilmesini sağlamak amacıyla günün 24 saati yürüttüğü çalışmaları yerinde inceledi.
Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Hicazi, İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı'nın Ariş'teki yardım depolarını ziyaretinin, “sahada inceleme yapmanın ötesinde” siyasi ve insani bir anlam taşıdığını belirtti. Hicazi, Ariş'in Gazze'ye gönderilen uluslararası yardımlar için fiilen en önemli toplama ve lojistik merkezlerinden biri haline geldiğini belirterek, üst düzey bir İngiliz yetkilinin burada bulunmasının, yardım krizinin artık yalnızca Mısır'ı veya bölgeyi ilgilendiren bir mesele olmadığını, doğrudan uluslararası bir sorumluluk haline geldiğini gösterdiğini ifade etti.
Hicazi'ye göre ziyaretin en önemli yönü, krizi tespit etme aşamasından yardımların Gazze'ye ulaştırılma mekanizmalarının test edilmesi aşamasına geçilmesi. Hicazi, “Mısır tarafındaki depolarda büyük miktarda yardım bulunurken Gazze'deki ihtiyaçların giderek ağırlaşması, temel sorunun yalnızca yardım sağlamak veya finanse etmek olmadığını; asıl meselenin bu yardımların ihtiyaç sahibi halka düzenli ve güvenli biçimde ulaştırılmasını sağlamak olduğunu” ifade etti.
Ziyaret sırasında Kuzey Sina Valisi Tümgeneral Halid Meccaver, valiliğin yardım kuruluşlarının çalışmalarına yönelik bütün kolaylıkları ve lojistik desteği sağladığını belirtti. Ariş'teki depoların, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde Gazze Şeridi'ne gönderilmeden önce Mısır'dan ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen yardımların toplanmasında başlıca merkezlerden biri olarak faaliyet gösterdiğini ifade etti.
Vali, Gazze Şeridi'nde giderek artan ihtiyaçların karşılanması için uluslararası iş birliğinin sürdürülmesinin ve yardımların artırılmasının önemine dikkat çekti.
Hicazi, Mısır'ın “insani yardım dosyasını, büyük devletlerin ve özellikle İsrail üzerinde etkisi bulunan ülkelerin Gazze'ye yardımların ulaştırılmasını sağlamak için baskı uygulama sorumluluğunu üstlendiği ortak bir uluslararası yükümlülüğe dönüştürmeye çalıştığını” söyledi.
Hicazi, İngiliz yetkilinin ziyaretinin bu yönde birden fazla açıdan katkı sağlayabileceğini belirterek, ziyaretin öncelikle insani ihtiyaçların boyutuna ilişkin doğrudan bir saha gözlemi sunduğunu söyledi. Bunun yanı sıra ziyaretin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimî üyesi ve uluslararası sistemde etkili bir güç olan İngiltere'yi siyasi sorumluluğuyla karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Hicazi ayrıca finansman ile yardımların özgür ve hızlı biçimde ulaştırılmasını güvence altına alan somut mekanizmaları ilişkilendiren daha uyumlu bir Avrupa ve uluslararası tutumun güçlendirilmesi ihtimaline dikkat çekti.
Mısır, Gazze Şeridi'nde artan ihtiyaçların karşılanması için uluslararası yardımların artırılmasını istiyor (Kuzey Sina Valiliği)
Mısır Kızılayı dün sabah, Dünya İnsani Yardım Günü kapsamında Gazze'ye yönelik “Zad el-İzze... Mısır'dan Gazze'ye” yardım konvoyunun 260'ıncısını yola çıkardı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre konvoyda gıda paketleri, çeşitli insani yardım malzemeleri ve tıbbi malzemelerin yanı sıra Gazze'deki hastaneler ile hayati tesislerin işletilmesi için gerekli yakıt da dahil olmak üzere 2 bin 577 tondan fazla insani yardım bulunuyor.
Hicazi'ye göre taleplerin yalnızca “yardımların artırılması” çağrısıyla sınırlı kalmaması, etkili insani koridorların açılmasını, yardım taşıyan kamyonların girişinin önündeki engellerin kaldırılmasını, insani yardım çalışanlarının korunmasını ve yardımların akışı ile dağıtımının uluslararası düzeyde denetlenmesini sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulmasını da içermesi gerekiyor.
Hicazi, Mısır'ın bu yardım faaliyetleriyle vermek istediği temel mesajın: “Ariş yardımları kabul edebilir, depolayabilir ve koordine edebilir; ancak uluslararası toplum bunların Gazze'ye ulaştırılmasını güvence altına almakla yükümlüdür. İnsani dayanışma, açıklamalardan ve tutumlardan çıkarılarak yardım akışını güvence altına alan uygulanabilir ve sürdürülebilir bir mekanizmaya dönüştürülmelidir” olduğunu kaydetti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة