Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada, Fransa ve Norveç’in, ‘Batı Şeria’daki durumun kötüleşmesine’ karşılık olarak aşırılık yanlısı İsrailli yerleşimcilere yönelik koordineli yaptırım kararları açıkladığı bir dönemde, Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı bir soruşturma komisyonu da dün İsrail makamlarını, Batı Şeria’da Filistinlilerin ölümüne, yaralanmasına ve yerinden edilmesine yol açan saldırılara ‘doğrudan müdahil olmakla’ ve faillere ‘mali-askeri destek sağlamakla’ suçladı.
Dün yaptırımların yürürlüğe girmesinin ardından söz konusu ülkeler, ‘İsrail hükümetinin sahadaki durumla ilgili acil adımlar atmaması halinde ilave önlemler almaya hazır olduklarını’ bildirdi. İsrail ise yaptırım kararlarını reddederek, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü aracılığıyla bunların ‘utanç verici adımlar’ olduğunu savundu.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarında bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto gösterisini izleyen bir Filistinli (Reuters)
BM’ye bağlı soruşturma komisyonu, ‘İsrail makamlarının, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin ölümüne, yaralanmasına ve yerinden edilmesine yol açan yerleşimci saldırılarına doğrudan müdahil olduğunu, İsrail güvenlik güçlerinin ise yerleşimcilere koruma sağladığını’ belirtti.
İşgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili soruşturma komisyonunun yayımladığı raporda, ‘İsrail makamlarının, mali ve askeri destek yoluyla yerleşimcilerin Filistinlilere saldırmasını mümkün kıldığı, yargı organları ile kolluk kuvvetlerinin teşvik ettiği cezasızlık ortamının da bu süreci güçlendirdiği’ sonucuna varıldı. Komisyon ayrıca, Hamas’ın hem Filistinlilere hem de İsraillilere karşı ‘savaş suçları’ işlediğini ifade etti.
Raporda, Filistin köyleri ve tarım arazilerine yönelik saldırıların 2023 yılından bu yana tırmandığı, yüzde 130 oranında arttığı ve yüzleri maskeli saldırgan gruplarının yer aldığı çok sayıda olayın kaydedildiği belirtildi.
1967 Savaşı’nda İsrail tarafından işgal edilen topraklarda, milyonlarca Filistinlinin yanı sıra yüz binlerce İsrailli yerleşimci yaşıyor. Çoğu ülke ile Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bu yerleşimlerin uluslararası hukukun ihlali niteliğinde olduğu görüşünü savunuyor.
Komisyon raporunda ayrıca, ‘İsrail güvenlik güçlerinin yerleşimci saldırılarına artan ölçüde katılımının, yerleşimciler ile askerler arasındaki ayrımın fiilen ortadan kalktığını gösterdiği’ değerlendirmesine yer verildi. Raporda, “Bu tür şiddetin, yasa dışı işgalin sürdürülmesi, Filistinlilerin yerinden edilmesi ve Filistin topraklarının ilhakı da dahil olmak üzere devlet politikasını desteklemek amacıyla kullanıldığı” ifade edildi.
(foto altı) Batı Şeria’nın El-Halil kenti yakınlarındaki bir yerleşim birimine karşı düzenlenen protesto esnasında, İsrailli askerler nöbet tutarken bir İsrailli yerleşimci cep telefonuyla fotoğraf çekiyor, 9 Haziran 2026. (Reuters)
Komisyon, Filistinli çocuklara yönelik yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırı, kaçırma ve kötü muamele vakalarını da belgeledi. Raporda yer alan bilgilere göre, 19 Nisan 2025’te meydana gelen bir olayda, 12 yaşındaki bir kız çocuğu ile 3 yaşındaki erkek kardeşi silah zoruyla kaçırıldı. Çocukların bir zeytinliğe götürüldüğü ve plastik kelepçelerle bir ağaca bağlandığı, ailelerinin müdahalesiyle kurtarıldıkları belirtildi.
İtalyan soruşturması ve Fransız yasağı
Bu arada bir yargı kaynağı pazartesi günü yaptığı açıklamada, İtalya savcılığının aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir hakkında, geçen ay Gazze’ye destek amacıyla düzenlenen filoda yer alan aktivistlere yönelik muamele nedeniyle soruşturma başlattığını bildirdi.
Karara tepki gösteren Ben-Gvir, “Bu ya da şu soruşturma karşısında geri adım atmayacağım. Savaşçılarımızın yanında gururla durmayı sürdüreceğim” dedi. Ben-Gvir ayrıca, İtalya’nın çizme şeklindeki coğrafi görünümüne gönderme yaparak, “Uzun çizmenin ülkesi artık açık terliklerin ülkesine dönüştü” ifadesini kullandı.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ise İsrailli bakanın açıklamalarını sert bir dille kınadı. Tajani dün X platformundaki paylaşımında, “Ben-Gvir’in İtalya hakkında söylediklerine ilişkin yorum yapacak söz bulamıyorum. Bunlar kabul edilemez ifadelerdir... Bir bakana yakışmayan sözlerdir” dedi.
Öte yandan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını aktif şekilde savunan ve Gazze’de yeniden yerleşim kurulması çağrısında bulunan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in Fransa’ya girişinin yasaklandığını açıkladı.
(video)
Barrot, X platformundaki paylaşımında, ‘yerleşimci örgütlerinin dört lideri ile şiddet olaylarına karıştığı belirtilen 21 yerleşimcinin’ de ülkeye girişinin yasaklandığını duyurdu. Barrot, bu uygulamanın, uluslararası toplumun ezici çoğunluğu tarafından kabul edilemez görülen ve iki devletli çözüme güçlü biçimde bağlı olan yaklaşımın bir sonucu olduğunu belirtti. Fransa, geçen ay da Gazze’ye destek filosunda yer alan aktivistlere yönelik muamele gerekçesiyle Ben-Gvir’in ülkeye girişini yasaklamıştı.
Filistin Yönetimi’nin parasına çökme
Bu arada Knesset pazartesi günü Filistin Yönetimi’ne ait vergi gelirlerinden kesinti yapılmasını öngören yasa tasarısını ikinci ve üçüncü (nihai) oylamalarda kabul etti. Söz konusu düzenleme, bir yandan mevcut kesintilere yasal zemin kazandırırken, diğer yandan bunların kapsamını genişleterek benzeri görülmemiş bir mali krizle karşı karşıya bulunan Filistin Yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.
Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi’nden bir milletvekili tarafından sunulan yasa tasarısı, ‘İsrail’in, Filistin kaynaklı saldırıların yol açtığı zararların bedelini, Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken vergi gelirlerinden doğrudan tahsil etmesini’ öngörüyor. Bu zararın her yıl yüz milyonlarca şekele ulaştığı belirtiliyor.
İsrail, 2019 yılından bu yana Filistin Yönetimi’ne ait vergi gelirlerinden kesinti yapıyor. Yaklaşık bir yıldır ise bu gelirleri tamamen bloke etmiş durumda. Bu nedenle Filistin Yönetimi, kamu çalışanlarının maaşlarını düzenli şekilde ödeyemiyor ve ödemeleri yalnızca eksik tutarlar halinde gerçekleştirebiliyor. Filistin Yönetimi, İsrail’in alıkoyduğu kendisine ait fonların 14 milyar şekeli (yaklaşık 4,5 milyar dolar) aştığını belirtiyor.
Filistin Ulusal Konseyi Başkanı Ruhi Futuh, Knesset’in yasayı kabul etmesini ‘örgütlü bir korsanlık suçu, açık bir hırsızlık ve siyasi-mali zorbalık’ olarak nitelendirdi.