Irak’ta silahlı çatışma endişesi

Iraklı vatandaşlar hasım siyasi tarafların silahlı kanatları arasında çatışma çıkmasından endişe ediyor.

Koordinasyon Çerçevesi destekçilerinin daha önce Bağdat’ta düzenlediği gösteri (AP)
Koordinasyon Çerçevesi destekçilerinin daha önce Bağdat’ta düzenlediği gösteri (AP)
TT

Irak’ta silahlı çatışma endişesi

Koordinasyon Çerçevesi destekçilerinin daha önce Bağdat’ta düzenlediği gösteri (AP)
Koordinasyon Çerçevesi destekçilerinin daha önce Bağdat’ta düzenlediği gösteri (AP)

Irak’ta geçtiğimiz günlerde düzenlenen gösteriler Iraklıların günlük yaşamı üzerinde etkisini hissettirmeye devam ediyor. Nitekim göstericilerin oturma eylemi başkent trafiğinin yer yer tıkanmasına neden oldu. Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın destekçileri ve Koordinasyon Çerçevesi destekçilerinin gösteri düzenlediği alanlarda izdiham yaşanıyor. Iraklı vatandaşlar iki taraf arasındaki çekişmenin barışçıl gösterilerden silahlı çatışmalara dönüşmesinden endişe ediyor. Gözlemcilere göre iki taraf arasında olası bir silahlı çatışmanın yaşanması, sosyal hayatın akışının ve kurumların çalışmalarının sekteye uğramasına ve hatta devletin çöküşüne yol açabilir.

Gösterilerin Iraklıların günlük yaşamları üzerindeki etkileri
Iraklı araştırmacı Salih Lafta, “Gösteriler tüm Iraklıların hayatını etkiliyor. Zira yollar trafiğe kapatıldı, bazı işletmeler çalışmayı durdurdu, siyasi hayat felç oldu, Irak’ın sorunları için çözümler bulunmaması halktaki hayal kırıklığını arttırdı. Halk mevcut siyasi elitlerden ümidini kesti. Bu durum ülkenin geleceği için durumu daha da kasvetli hale getiriyor” dedi.
Lafta, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Amacım gösterileri ve ortaya çıkaracağı sistem değişikliği ve gidişatın düzeltilmesi gibi sonuçları küçümsemek değil. Özellikle toplumun farklı kesimlerinden gelişigüzel olarak milyonların katıldığında bu sonuçların alındığı birçok ülke örneği var. Ancak Irak’taki durum farklı. Zira gösterilere iktidardaki partilerin göstericileri katılıyor. Bu nedenle bu gösterilerden halkı memnun edecek bir sonuç çıkmaz. Çıkacak sonuç sadece özel çıkarları ve belirli tarafların taleplerini temsil edecek. Partilerin ne istediğini, onları ikna edecek şeyin ne olduğunu ve halk tabanlarını harekete geçirmeye ne derece hazırlıklı olduğunu hiç kimse bilmiyor. Kitlesel hareketler, karar alma mekanizması ve politika oluşturma süreçleri üzerinde en büyük etkiye sahip. Aynı zamanda mevcut rejimin yapısı üzerinde de etkilidir. Fakat gösterilerin ve sokak hareketlerinin tekrarlanması ve tüm tarafların hangi sebeple olursa olsun destekçilerini sokağa dökmesi sadece tıkanmaya, toplumun parçalanmasına, Irak’ın tüm alanlarda gerilemesine, insanlara sunulan hizmetlerde aksaklıklar yaşanmasına, vatandaşı ilgilendiren kanunların kabul edilememesine ve mevcut siyasi rejimin bozulmasına sebep olur.”

Geleceğe dair endişeler
Siyasi araştırmacı Ali El-Bider, “Sokaktaki bu hareketlilikler manevi açıdan toplumun gelecek vizyonuyla ilgili endişeye yol açabilir. Bu da insanları endişelendiriyor. Bazı aileler gösterilerin başlamasıyla birlikte başkenti terk etti” ifadesini kullandı.
Bider, “Diğer bir mesele ise bu gösterilerin Iraklıların büyük bir kesiminin özellikle de günlük yevmiye ile çalışanların geçim kaynaklarını olumsuz etkilemesidir. Bu gösteriler genel olarak trafiğin durma noktasına gelmesine ve yolların kapanması ve gelecek endişesi sebebiyle çarşıların kapanmasına neden oldu. Zira bazı kesimler bu gösterilere daha büyük bir krizin habercisi gözüyle bakıyor. Bu da çoğu kişinin daha kötü bir şey yaşanması endişesiyle elindeki paralara güvenmesine yol açtı. Gösteriler hükümetin kurulması sürecini baltaladı ve bütçenin kabulünü geciktirdi. Bu durumun çarşıda mal bulunamamasında payı var” diye konuştu.

İhtiyat ve bekleyiş
Siyaset ve ekonomi alanında araştırmalar yapan Nebil Cebbar el-Ali, gösterilerin Iraklıların günlük yaşamı üzerindeki etkileriyle ilgili soruya, “Iraklılar büyük bir ihtiyat ve bekleyiş içinde gösterileri takip ediyor. Siyasi partilerin gösteri çağrıları artıyor. Birçok kişi gösterilerin hâlâ devam etmesine, silahlı çatışma ve şiddet aşaması öncesi güç toplama aşaması gözüyle bakıyor” diye yanıt verdi.
Ali, değerlendirmesinin devamında şu ifadeleri kullandı:
“Olayın sosyolojik boyutuna gelince, gösterilere katılma çağrıları, parti tabanlarında birinci dereceden karşılık buldu. Kamuoyu ve sessiz çoğunluktaki karşılığı ise sınırlı. Çatışmanın tarafları toplumun sempatisini kazanmaya çalışıyor. Ancak bu çabaların kamuoyundaki karşılığı sınırlı düzeyde kaldı. Iraklılar çatışmanın barışçıl gösterilerden silahlı çatışmalara dönüşmesinden endişe ediyor. Bu da kamusal hayatın seyrini tehdit ediyor, kurumların çalışmalarını sekteye uğratıyor ve hatta bu durum devletin çöküşüne kadar bile gidebilir. Zira çatışmanın taraflarının silahlı kanatları bulunuyor. Şii nüfusun ağırlıkta olduğu ve silahlı grupların yaşadığı dış dünyaya kapalı bölgelerdeki riskler daha büyük. Genellikle bir evin veya ailenin üyeleri arasında bugünkü çatışmanın iki tarafına bağlılık konusunda görüş ayrılıkları yaşanabiliyor. Bu da olası bir çatışmanın Şii ailelerin üyelerine kadar uzanabileceği anlamına geliyor.”

Sessiz çoğunluk
Kürt ve Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu bölgelerin mevcut çatışmadan daha az etkilendiğini söyleyen Ali, “Kürt ve Sünni nüfus mevcut çatışmanın siyasetin geleceği üzerindeki sonuçlarını daha az merak ediyor. Bu çevreler çatışmada tarafsız olmanın en iyi pozisyon olduğuna inanıyor. Ancak akıllara şu soru geliyor: Çatışan iki taraftan birinin zafer kazanması halinde diğer etnik bileşenlerin akıbeti ne olacak?” ifadelerini kullandı.
Ali, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Çatışmanın taraflarının gösteri için yaptıkları çağrıların kamuoyu ve sessiz çoğunluktaki karşılığı sınırlı düzeyde kaldı. Özellikle de Ekim 2019 gösterileriyle etkileşim kuran kesimlerde. Bunun sebebi iki hasım tarafın planlarına yönelik güvensizlik veya siyasi gelecekle ilgili fotoğrafın belirsizliği olabilir. Zira iktidar için kavga eden siyasi aktörlerin davranışları çelişkili. Bugün siyasi durumun yol açtığı güvensizlik nedeniyle piyasalarda durgunluk var. Durgunluğun birinci derecede hissedildiği piyasaların başında lüks malların satışlarının yapıldığı ticaret piyasaları geliyor. Ayrıca raporlar da piyasaların durgun olduğunu söylüyor. Fakat bu durum geçici olur. Kalıcı bir aşamaya ulaşmaz.”



DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.


Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Sudan'daki barış çabalarını koordine etmek için Kahire'de uluslararası toplantı

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile görüşmesi sırasında (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire bugün, Sudan’da barış çabalarını güçlendirmek ve iki buçuk yılı aşkın süredir devam eden iç savaşı durdurmaya yönelik yolları ilerletmek amacıyla kurulan Danışma Mekanizması’nın beşinci toplantısına ev sahipliği yapacak.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra’nın Danışma Mekanizması toplantısına katılımını memnuniyetle karşıladı. Abdulati, dün Kahire’de Lamamra ile yaptığı görüşmede, toplantıdan çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik uluslararası çabalara katkı sağlamasını umut ettiklerini söyledi.

Sudan’da Nisan 2023’ün ortasında savaşın patlak vermesinin ardından oluşturulan Danışma Mekanizması’nda, Afrika Birliği (AfB), Avrupa Birliği (AB), Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD), Arap Birliği ve BM olmak üzere beş ana çok taraflı kuruluş yer alıyor. Mekanizma kapsamında daha önce Mısır, Cibuti, Moritanya ve Brüksel’de toplantılar düzenlenerek Sudan’daki barış girişimlerinin eşgüdümü hedeflendi.

asdfrgt
Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Özel Temsilcisi Ramtane Lamamra ile Kahire'de kapsamlı görüşmeler yapıldı. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Abdulati, Lamamra ile yaptığı görüşmede, Danışma Mekanizması toplantısından çıkacak sonuçların Sudan’da barış ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabalara katkı sağlamasının önemini vurguladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, başta Dörtlü Mekanizma olmak üzere bölgesel ve uluslararası ortaklarla eşgüdümün güçlendirilmesinin gerekliliğine de dikkat çekti.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD’den oluşan Dörtlü Mekanizma, Sudan’da ateşkesin sağlanması için çalışmalar yürütüyor. Mekanizma, 12 Eylül’de Washington’da bakanlar düzeyinde bir toplantı gerçekleştirmiş ve Sudan’daki silahlı çatışmanın çözümü için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştı. Toplantıda ayrıca sivillerin ve altyapının korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasının sağlanması ve Kızıldeniz bölgesinin güvenliği için uygun koşulların oluşturulması çağrısı yapılmıştı.

Abdulati, Lamamra ile görüşmelerinde Sudan krizine ilişkin Mısır’ın tutumunun temel ilkelerini yineleyerek, Sudan’ın birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasının öncelik olduğunu ifade etti. Sudan devlet kurumlarının muhafaza edilmesinin, istikrarın yeniden sağlanmasının temel dayanağı olduğu vurgusunu yaptı.

Lamamra ise Mısır’ın Sudan’a yönelik siyasi ve insani çabalarını takdir etti. Şarku’l Avsat’ın Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan aktardığına göre Lamamra, Kahire’nin ateşkesin sağlanmasına yönelik girişimleri desteklemedeki aktif rolüne ve Sudan halkının acılarını sona erdirecek, iç istikrarı güçlendirecek kapsayıcı bir siyasi sürecin başlatılması için uygun koşulların oluşturulmasına yönelik çabalarına dikkat çekti.

Danışma Mekanizması’nın geçtiğimiz haziran ayında Brüksel’de yapılan son toplantısında, grubun Sudan’ın birliğine, toprak bütünlüğüne ve Sudan halkının egemenliğine bağlılığı teyit edildi. Katılımcılar, silahların susturulması, sivil geçiş sürecine geri dönülmesi ve özellikle kadınlar ile gençler başta olmak üzere savaştan etkilenen Sudan halkının geleceğine yönelik acil adımlar atılması için kolektif ve eşgüdümlü çalışmanın gerekliliği konusunda mutabık kaldı.

Eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Salah Halime ise Danışma Mekanizması toplantısının Sudan’daki savaş krizinde bir kırılma yaratacağı konusunda temkinli. Halime, girişimin bölgesel ve uluslararası çözüm yollarını birleştirmek amacıyla kurulduğunu ancak özellikle çalışma çerçevesinin güvenlik ve insani boyutlarla sınırlı kalması, siyasi süreci kapsamaması nedeniyle bugüne kadar somut bir fayda sağlamadığını söyledi.

Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dörtlü Mekanizma, Sudan’da barış sürecinde ilerleme sağlama açısından daha etkili bir yol sunuyor” dedi. Dörtlü Mekanizma ülkelerinin güvenlik, insani ve siyasi boyutları içeren bir vizyon benimsediğini belirten Halime, uluslararası toplumun Sudan krizinin sona erdirilmesinde bu girişimin çabalarına güvendiğini ifade etti. Halime, beşinci toplantının Kahire’de düzenlenmesinin de Mısır’ın Sudan’da istikrarın yeniden tesisine verdiği önemi yansıttığını vurguladı.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Abdulati, BM Sudan Özel Temsilcisi’yle yaptığı görüşmede, uluslararası ve bölgesel ortaklarla eşgüdüm içinde kalıcı ateşkes sağlanmasına yönelik Mısır’ın yürüttüğü temaslara dikkat çekti. Abdulati ayrıca, Mısır’ın topraklarında çok sayıda Sudanlıyı misafir etmesi bağlamında Sudan halkına sağlanan sürekli desteğe de değindi.

Sudanlı siyasi analist el-Hindi İzzeddin ise Danışma Mekanizması’nın Sudan’daki insani çabaların ilerletilmesinde rol oynayabileceğini, ancak önceki çıktılarının barış dosyasında siyasi bir atılım yapma kapasitesini yansıtmadığını söyledi. İzzeddin, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Kahire toplantısının öneminin, Sudan’da siyasi çözüm sürecinin fiilen başlaması halinde beş çok taraflı uluslararası kuruluşun çabalarının eşgüdümünde ortaya çıkacağını belirtti.


Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan bir  kaynak Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli bir kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.