Türkiye, Suriye rejimine ait bir noktayı bombaladı

Çavuşoğlu ‘sözlerinin çarpıtıldığını’ söyledi. Şam ile yapılan temaslara destek açıklamaları geliyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
TT

Türkiye, Suriye rejimine ait bir noktayı bombaladı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türk savaş uçaklarının dün (Salı) Suriye’nin kuzeyindeki bir sınır köyünde Suriye ordusuna ait bir merkezi hedef aldığını ve 11 kişinin öldüğünü bildirdi. Ölenlerin tamamının rejim güçleri mensubu olup olmadığı bilinmiyor. Türkiye’nin Suriye ordu merkezine yönelik bombardımanı, Ankara’nın 2020’de İdlib ve ülkenin kuzeybatısındaki rejim güçlerine karşı sınırlı askeri operasyon başlatmasından bu yana iki taraf arasındaki en büyük gerginlik olarak kabul ediliyor.
Rejim güçleri, Rusya’nın garantörlüğünde Kürtlerle yaptığı anlaşmaların ardından Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda Kürtlerin kontrolündeki bölgelere bağlı sınır köylerinde konuşlanıyor. Bu anlaşmaların amacı Türkiye’nin uzun süredir dillendirdiği yeni askeri operasyonları başlatmasını engellemek.
Gözlemevi, Türk savaş uçaklarının, Ayn el-Arab ilçesinin 25 kilometre batısında yer alan ve Türk sınır duvarına 2 kilometre uzaklıktaki Tel Carıkli’de konuşlu rejim güçlerine ait askeri noktalara 8 hava saldırısı gerçekleştirdiğini aktardı. Bu bölgeler, 2019’da Türkiye ve Rusya arasında imzalanan Soçi Mutabakatı kapsamına giren bölgelerden biri. Gözlemevi Carıkli ve Tel Cubna çevresinde 11 askerin öldüğünü, 8 askerin de yaralandığını belirtti. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu ve can kayıplarının artabileceği kaydedildi. Ölü sayılarıyla ilgili başka rakamlar da aktarılırken, ölenlerin tamamının rejim güçleri mensubu olup olmadığı bilinmiyor.
Gözlemevi’ne göre, Kürtlerin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sınırın Türkiye tarafındaki bir noktayı bombalamasının ardından Türk güçleri ile SDG arasında gece yarısı şiddetli çatışmalar patlak verdi.
SDG’den yapılan açıklamada, “Türk savaş uçakları Kobani’nin batısındaki sınır şeridinde konuşlu Suriye ordusuna ait noktalara 12 hava saldırı düzenledi” ifadeleri kullanıldı.
SDG Sözcüsü Ferhad eş-Şami, hava saldırıları sonucu yaralıların olduğunu belirtti ancak daha fazla detay vermedi. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Kobani’de yaşayan bir kişi, “Sınır köylerinde göç hareketliliği var. Kentteki (Kobani’deki) iş yerleri kapılarını kapattı” dedi.
Türkiye Millî Savunma Bakanlığı (MSB) daha önce yaptığı bir açıklamada, Suriye sınırı yakınındaki bir Türk askerinin şehit rdildiğini, belirlenen hedeflerin vurulduğunu, “13 teröristin etkisiz hale getirildiğini ve operasyonların sürdüğünü” bildirdi.
Bu sırada, Türkiye’nin Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda SDG’ye ait noktaları hedef almaya devam etmesinin yanı sıra, Türkiye-Suriye sınırı SDG ve Türk güçleri arasında şiddetli bir gerginliğe tanık oldu. Bu kapsamda, Türkiye’nin güneyindeki Şanlıurfa iline bağlı Birecik ilçesindeki polis karakoluna dün (salı) günü düzenlenen saldırıda 1 Türk askeri hayatını kaybetti, 4 asker yaralandı. Saldırının kaynağının Suriye’nin kuzeyinde SDG kontrolündeki Ayn el-Arab (Kobani) ilçesi olduğu belirtildi. MSB Türk güçlerinin hemen karşılık verdiğini ve “terör hedeflerini ateş altına aldığını” kaydetti. MSB’nin açıklamasında, saldırıya verilen karşılıkta SDG’nin en büyük bileşeni olan YPG’ye bağlı 12 unsurun öldürüldüğü ifade edildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Halep vilayetinin doğusundaki Ayn el-Arab kırsalında yer alan Tel Cubne’de rejim güçlerine ait bir askeri noktanın bulunduğu bölgenin üzerinde Türk savaş uçaklarının uçtuğunu ve bölgeye Türkiye tarafından hava saldırısı gerçekleştirildiğini bildirdi.
Bu sırada, Fırat Nehri’nin doğusunda SDG’nin kontrolündeki bölgelerden Gaziantep iline 4 havan mermisi fırlatıldı. Mermiler Karkamış ilçesindeki boş alanlara düştü ve can kaybı yaşanmadı. Gaziantep Valisi Davud Gül, yaptığı açıklamada, saldırıya misliyle karşılık verildiğini söyledi. Gaziantep Belediyesi vatandaşlara Suriye sınır hattına yaklaşmama uyarısında bulundu.
Gözlemevi, Ayn el-Arab ilçesinin batısında Türk güçleri ve SDG arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir süreçte, Türk güçleri tarafından Ayn el-Arab ve batı kırsalına düzenlenen yoğun füze saaldırısı sonucu bir çocuğun öldüğünü ve ikisi çocuk biri kadın 7 kişinin çeşitli şekillerde yaralandığını belirtti. Gözlemevi’ne göre Türk güçleri ayrıca Rusya’ya ait bir askeri üssün bulunduğu Kobani’nin Miştenure Dağı’nı da bombaladı.

Türk istihbaratının operasyonları
Türk istihbaratı, Haseke’nin doğusundaki Kamışlı kentinde YPG’nin önde gelen yöneticilerinden Dijvar Silopi kod adlı Muhsin Yağan’ın öldürüldüğünü açıkladı. Türk istihbaratı Ağustos başında Halep’in doğusundaki Ayn el-Arab ilçesinde YPG yöneticisi Erhan Erman’ın ve 24 Temmuz’da da yine Ayn el-Arab’da YPG yöneticisi Nüsret Tebiş’in öldürüldüğünü duyurmuştu.
Türk güçleri son dönemde silahlı insansız hava araçları (SİHA) kullanarak YPG yöneticilerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Türkiye Mayıs ortasında Suriye topraklarında 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgelerin inşasını tamamlamak amacıyla Menbiç ve Tel Abyad’daki SDG noktalarına askeri operasyon düzenleyeceğini ilan etti. Türkiye’nin operasyon planı uluslararası toplumun büyük bir bölümü tarafından reddedildi.
Türk güçleri Mayıs ayından beri Haseke kırsalında SDG’nin konuşlandığı bölgelerde gerginliği tırmandırıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu durum, Haseke’nin kuzeybatı kırsalındaki Dırbesiye ilçesi ve Türkiye sınırındaki köylerin sakinlerinden onlarca ailenin daha güvenli yerlere doğru göç etmesine sebep oldu.

Türkiye: Suriyelilerin ülkelerine geri dönüş planı
Hükümete yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesi, dünkü (Salı) sayısında Türkiye’deki Suriyelilerin ülkelerine geri dönüş planının ilk aşamasını ortaya çıkardı. Gazete, Ankara’nın ilk aşamada Humus, Şam ve Halep’in geri dönüşler için pilot bölge olmasını önerdiğini bildirdi.
Gazetede yayınlanan yazıda, “Türkiye’nin Rusya, İran ve Şam rejimi ile yürüttüğü görüşmelerde sığınmacıların geri dönüşü önemli yer tutuyor.  Ankara’nın teklifinde dönüş esnasında mültecilerin can güvenliği ve sonrasında mallarının iadesi, tüm özlük haklarının verilmesi ve sürecin garantör ülkeler dâhil, tarafların kabul edeceği bağımsız siyasi, askerî uluslararası niteliğe sahip birimler tarafından kontrolü de var.  Türkiye’nin garantör olduğu bir proje dâhilinde yüzbinlerce Suriyeli evine dönmekte tereddüt etmeyecek” ifadeleri kullanıldı.
Suriye sınırı yakınında ve Ayn el-Arab’da Türkiye ile SDG arasında tansiyonun yükseldiği bir ortamda, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye rejiminin siyasi çözüme değil, askeri çözüme inandığını söyledi. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye karşıtı protestoların düzenlenmesine sebep olan ‘rejim ve muhalefeti barıştırma’ açıklamasının çarpıtıldığını belirten Çavuşoğlu, ‘barıştırma’ değil, ‘uzlaştırma’ kelimesini kullandığını vurguladı.
Bakan Çavuşoğlu dün (Salı) Letonyalı mevkidaşı Edgars Rinkevics ile Ankara’da yaptığı görüşmelerin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu. Türkiye’nin Beşşar Esed rejimi ile yeni ilişki sürecine girme imkânı hakkında konuşan Çavuşoğlu, “Sadece Suriye değil Türkiye içinde bu işi kızıştırmak isteyenler sözlerimizi çarpıttı. Çarpıtanların kim olduğunu biliyoruz. Biz her zaman söylediğimizi söyledik, kim nasıl yorumlarsa... Suriye'de kalıcı barışın olması için gereken adımların atılması gerektiğini söyledik” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) oy birliğiyle 2015'te aldığı 2254 sayılı kararını anımsatan Çavuşoğlu, bu kararda, Suriyeli taraflar arasında BM kolaylaştırıcılığında Suriye'de geçiş sürecinin başlatılması, yeni bir anayasa yapılması ve BM'nin gözetiminde adil ve şeffaf bir seçimin yapılması gibi konuların yer aldığını ifade etti. Çavuşoğlu, “Bu gerçek oldu mu, olmadı. Bunun olmamasının sebebi rejimin ayak diremesi: Rejim siyasi değil askeri çözüme inanıyor” diye konuştu.
Geçen yıl Belgrad’da Suriyeli mevkidaşı Faysal el-Mikdad ile kısa bir sohbet gerçekleştirdiğini açıklamasının ardından Suriye’nin kuzeyinde patlak veren protestolar kapsamında Halep’in kuzeyindeki Azez’de Türk bayrağının yakılması olayına da değinen Çavuşoğlu, “Suriye'nin toprak bütünlüğünü önemsiyoruz. Muhalefetin müzakere heyeti kurmasının amacı neydi? Bu geçiş sürecinin rejim ile müzakere edilmesi. Rejim ve muhalefeti ilk kez bir araya getirmiyoruz. Biz buna ciddi katkılar sağlıyoruz. Çünkü muhalefet bize güveniyor, asla yarıda bırakmadık. Bayrağımıza uzanan eller kırılır. Bu provokasyonu kimlerin yaptığını biliyoruz. Türkiye Suriye’de kalıcı barışın sağlanması için Suriye Anayasa Komitesi müzakerelerinin sürmesi de dahil olmak üzere gerekli adımların atılması gerektiğine inanıyor” dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Suriye ile olan ikili ilişkilerin doğrudan hale gelebileceğini ve ilişki seviyesinin yükselebileceğini söyledi. Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP’nin müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir. Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir” ifadelerini kullandı.



İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
TT

İsrail Lübnan’da işgalin kapsamını genişletirken ülkenin doğusunda da tahliye emirleri verilmeye başladı

Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)
Dün sınırın Lübnan tarafında manevra yapan bir İsrail kuvveti (EPA)

Lübnan-İsrail ateşkesi, Lübnan’ın sınır köylerinden iç kesimlerine doğru kademeli olarak genişleyen açık uçlu bir günlük çatışmaya dönüştü. İsrail'in hava saldırıları ve tahliye uyarıları Litani Nehri’nin kuzeyindeki kasabaları da kapsayacak şekilde genişleyerek doğuda Bekaa Vadisi’nin batısındaki Meşğara ve Kualya beldelerine kadar ulaştı.

İsrail, tahliye uyarılarını sarı hattan uzak ve Beyrut'a görece yakın beldeleri kapsayacak şekilde genişletti. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Reyhan, Carcua, Kefrumman, Nemiriye, Arabsalim, Cumeycime, Meşğara, Kualya ve Haruf sakinlerine acil uyarıda bulunarak evlerini terk etmeleri ve en az bin metre uzaklaşmaları talimatı verdi.

Öte yandan Hizbullah, işgal altındaki köylerde ya da çevresinde konuşlanan İsrail kuvvetlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze operasyonlarını yoğunlaştırdı. Aynı süreçte diplomatik hareketlilik de arttı. ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, Washington'a gitmek üzere ülkeden ayrılmadan önce Lübnanlı yetkililerle bazı görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerin odak noktasını önümüzdeki perşembe günü Washington'da yapılacak toplantının hazırlıkları oluşturdu. Ateşkesin öncelik taşıdığı konusunda Lübnan'da tam bir görüş birliği olduğu bildirildi.


Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
TT

Beyrut kuşatmasından Aksa Tufanı'na İran ve Filistin meselesini araçsallaştırması: Muğlak bir ilişkinin sonuçları

Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)
Yaser Arafat, 17 Şubat 1979'da Tahran'ı ziyaret ederek, İran İslam Devrimi’nin ardından ülkeyi ziyaret eden ilk resmi isim oldu (Getty)

Yaser Arafat, tüm çekincelerine ve endişelerine karşın İranlılarla görece iyi ilişkiler kurdu. Ruhullah Humeyni’nin 1979 yılındaki İran İslam Devrimi’nin ardından Tahran'ı ziyaret eden ilk lider oldu. Filistin devriminin, İsrail büyükelçiliğini derhal kapatarak binayı Filistin Kurtuluş Örgütü'ne (FKÖ) devreden yeni İran'a sıçradığına inanıyordu. Ancak kısa sürede, sunulan desteğin son derece karmaşık ve tam bir bağımlılığa koşullu olduğunu fark etti. Arafat bu koşulu kabul etmedi; bunun üzerine onu zayıflatmak ve FKÖ'yü parçalamak için yoğun çabalar başladı.

Filistinliler, İran'ın 1982 yılında Beyrut'ta kuşatma altındaki Arafat'a yardım etmek için parmağını kıpırdatmadığını bugün hâlâ net biçimde hatırlıyor. Daha sonra Humeyni'ye biat eden Lübnan’daki Emel Hareketi'ne bağlı Şii milis güçleri Filistin kamplarında katliamlar gerçekleştirdi. İran ise sonradan ‘Fetih el-İntifada’ örgütünü kuran ve Şam'a yerleşen Ebu Musa liderliğindeki en büyük Fetih Hareketi (El-Fetih) bölünmesini destekleyip finanse etti.

Tahran ayrıca FKÖ çatısı altındaki diğer örgütlerdeki bölünmeleri de körükledi. Bu süreç Hamas ve İslami Cihad hareketlerinin kuruluşuna ve tüm bölgede bir eksenin oluşturulmasına kadar uzandı.

Bu ekseni yalnızca Hamas'ın Ekim 2023'teki "Aksa Tufanı" saldırısı sarstı; söz konusu saldırı bumerang gibi geri dönerek bizzat İran'a kadar tüm ekseni derinden sarstı.

 


İsrail ordusu, Lübnan'da Hristiyanların dini simgesine ‘hakaret eden’ askere hapis cezası verdi

Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'da Hristiyanların dini simgesine ‘hakaret eden’ askere hapis cezası verdi

Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)
Lübnan'ın güneyinde hareket halindeki bir İsrail askeri aracı (AFP)

İsrail ordusu, Ordu Sözcüsü Ariella Mazor aracılığıyla dün, bir İsrail askerin Lübnan'ın güneyin Hristiyanların dini simgesine hakaret ettiği gerekçesiyle 21 gün askeri hapis cezasına çarptırıldığını açıkladı.

Mazor, cezanın Lübnan'ın güneyinde birkaç hafta önce yaşanan ve bir askerin Hristiyanların dini simgesine hakaret ederken görüntülendiği olayın ardından yürütülen soruşturma sonucunda verildiğini belirtti.

Alman Haber Ajansı DPA'nın aktardığına göre fotoğrafta askerin Meryem Ana heykelinin ağzına sigara yerleştirdiği görülüyor.

Fotoğrafı çeken askere ise 14 gün hapis cezası verildi.

Mazor, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda İsrail ordusunun olayı son derece ciddi değerlendirdiğini ve tüm din ve mezheplere ait ibadet özgürlüğüne, kutsal mekânlara ve dini simgelere saygı gösterdiğini vurguladı. İsrail ordusu sözcüsü, ilgili bölgelere girilmeden önce dini kurum ve simgeler yakınındaki davranış kurallarına ilişkin talimatların düzenli olarak güçlendirildiğini de sözlerine ekledi.

Öte yandan Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın DPA’ya yaptığı açıklamaya göre İsrail ordusu şu an güney Lübnan'da 68 noktayı kontrol altında tutuyor.

İsrail'in İran'a yönelik savaş sürecinde patlak veren Hizbullah ile son savaş öncesinde bu sayı yalnızca beş noktayla sınırlıydı.

İsrail ordusu, gerçekleştirdiği hareketlerin İsrail'in kuzey bölgelerinin güvenliğini korumayı, bölgede yaşayanlara yönelik ‘doğrudan tehdidi’ ortadan kaldırmayı ve Hizbullah'ın Lübnan'da yeniden konuşlanmasını engellemeyi amaçladığını açıkladı.

Beyrut hükümeti ise Lübnan’ın güneyinde İsrail askeri operasyonlarını uluslararası hukukun ve ülke egemenliğinin açık bir ihlali olarak nitelendirerek kınadı.

Bu olay, nisan ayında güney Lübnan'da yaşanan benzer bir olayın ardından gündeme geldi. O vakada bir askerin çekiçle İsa heykeline zarar verdiği, bir diğerinin ise olayı görüntülediği gerekçesiyle her ikisine de 30'ar gün hapis cezası verilmişti.

Hristiyanlar Lübnan nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.

Beyrut hükümeti ise güney Lübnan'daki İsrail askeri operasyonlarını uluslararası hukukun ve ülke egemenliğinin açık bir ihlali olarak nitelendirerek kınadı.

Bu olay, geçtiğimiz nisan ayında Lübnan'ın güneyinde yaşanan benzer bir olayın ardından gündeme geldi. O vakada bir askerin çekiçle İsa heykeline zarar verdiği, bir diğerinin ise olayı görüntülediği gerekçesiyle her ikisine de 30'ar gün hapis cezası verilmişti.

Hristiyanlar Lübnan nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturuyor.