Türkiye, Suriye rejimine ait bir noktayı bombaladı

Çavuşoğlu ‘sözlerinin çarpıtıldığını’ söyledi. Şam ile yapılan temaslara destek açıklamaları geliyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
TT

Türkiye, Suriye rejimine ait bir noktayı bombaladı

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin Salı günü Ayn el-Arab (Kobani) ve kırsalına yönelik Türk bombardımanıyla ilgili servis ettiği fotoğraf.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Türk savaş uçaklarının dün (Salı) Suriye’nin kuzeyindeki bir sınır köyünde Suriye ordusuna ait bir merkezi hedef aldığını ve 11 kişinin öldüğünü bildirdi. Ölenlerin tamamının rejim güçleri mensubu olup olmadığı bilinmiyor. Türkiye’nin Suriye ordu merkezine yönelik bombardımanı, Ankara’nın 2020’de İdlib ve ülkenin kuzeybatısındaki rejim güçlerine karşı sınırlı askeri operasyon başlatmasından bu yana iki taraf arasındaki en büyük gerginlik olarak kabul ediliyor.
Rejim güçleri, Rusya’nın garantörlüğünde Kürtlerle yaptığı anlaşmaların ardından Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda Kürtlerin kontrolündeki bölgelere bağlı sınır köylerinde konuşlanıyor. Bu anlaşmaların amacı Türkiye’nin uzun süredir dillendirdiği yeni askeri operasyonları başlatmasını engellemek.
Gözlemevi, Türk savaş uçaklarının, Ayn el-Arab ilçesinin 25 kilometre batısında yer alan ve Türk sınır duvarına 2 kilometre uzaklıktaki Tel Carıkli’de konuşlu rejim güçlerine ait askeri noktalara 8 hava saldırısı gerçekleştirdiğini aktardı. Bu bölgeler, 2019’da Türkiye ve Rusya arasında imzalanan Soçi Mutabakatı kapsamına giren bölgelerden biri. Gözlemevi Carıkli ve Tel Cubna çevresinde 11 askerin öldüğünü, 8 askerin de yaralandığını belirtti. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu ve can kayıplarının artabileceği kaydedildi. Ölü sayılarıyla ilgili başka rakamlar da aktarılırken, ölenlerin tamamının rejim güçleri mensubu olup olmadığı bilinmiyor.
Gözlemevi’ne göre, Kürtlerin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) sınırın Türkiye tarafındaki bir noktayı bombalamasının ardından Türk güçleri ile SDG arasında gece yarısı şiddetli çatışmalar patlak verdi.
SDG’den yapılan açıklamada, “Türk savaş uçakları Kobani’nin batısındaki sınır şeridinde konuşlu Suriye ordusuna ait noktalara 12 hava saldırı düzenledi” ifadeleri kullanıldı.
SDG Sözcüsü Ferhad eş-Şami, hava saldırıları sonucu yaralıların olduğunu belirtti ancak daha fazla detay vermedi. Fransız haber ajansı AFP’ye konuşan Kobani’de yaşayan bir kişi, “Sınır köylerinde göç hareketliliği var. Kentteki (Kobani’deki) iş yerleri kapılarını kapattı” dedi.
Türkiye Millî Savunma Bakanlığı (MSB) daha önce yaptığı bir açıklamada, Suriye sınırı yakınındaki bir Türk askerinin şehit rdildiğini, belirlenen hedeflerin vurulduğunu, “13 teröristin etkisiz hale getirildiğini ve operasyonların sürdüğünü” bildirdi.
Bu sırada, Türkiye’nin Suriye’nin kuzey ve kuzeydoğusunda SDG’ye ait noktaları hedef almaya devam etmesinin yanı sıra, Türkiye-Suriye sınırı SDG ve Türk güçleri arasında şiddetli bir gerginliğe tanık oldu. Bu kapsamda, Türkiye’nin güneyindeki Şanlıurfa iline bağlı Birecik ilçesindeki polis karakoluna dün (salı) günü düzenlenen saldırıda 1 Türk askeri hayatını kaybetti, 4 asker yaralandı. Saldırının kaynağının Suriye’nin kuzeyinde SDG kontrolündeki Ayn el-Arab (Kobani) ilçesi olduğu belirtildi. MSB Türk güçlerinin hemen karşılık verdiğini ve “terör hedeflerini ateş altına aldığını” kaydetti. MSB’nin açıklamasında, saldırıya verilen karşılıkta SDG’nin en büyük bileşeni olan YPG’ye bağlı 12 unsurun öldürüldüğü ifade edildi.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Halep vilayetinin doğusundaki Ayn el-Arab kırsalında yer alan Tel Cubne’de rejim güçlerine ait bir askeri noktanın bulunduğu bölgenin üzerinde Türk savaş uçaklarının uçtuğunu ve bölgeye Türkiye tarafından hava saldırısı gerçekleştirildiğini bildirdi.
Bu sırada, Fırat Nehri’nin doğusunda SDG’nin kontrolündeki bölgelerden Gaziantep iline 4 havan mermisi fırlatıldı. Mermiler Karkamış ilçesindeki boş alanlara düştü ve can kaybı yaşanmadı. Gaziantep Valisi Davud Gül, yaptığı açıklamada, saldırıya misliyle karşılık verildiğini söyledi. Gaziantep Belediyesi vatandaşlara Suriye sınır hattına yaklaşmama uyarısında bulundu.
Gözlemevi, Ayn el-Arab ilçesinin batısında Türk güçleri ve SDG arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir süreçte, Türk güçleri tarafından Ayn el-Arab ve batı kırsalına düzenlenen yoğun füze saaldırısı sonucu bir çocuğun öldüğünü ve ikisi çocuk biri kadın 7 kişinin çeşitli şekillerde yaralandığını belirtti. Gözlemevi’ne göre Türk güçleri ayrıca Rusya’ya ait bir askeri üssün bulunduğu Kobani’nin Miştenure Dağı’nı da bombaladı.

Türk istihbaratının operasyonları
Türk istihbaratı, Haseke’nin doğusundaki Kamışlı kentinde YPG’nin önde gelen yöneticilerinden Dijvar Silopi kod adlı Muhsin Yağan’ın öldürüldüğünü açıkladı. Türk istihbaratı Ağustos başında Halep’in doğusundaki Ayn el-Arab ilçesinde YPG yöneticisi Erhan Erman’ın ve 24 Temmuz’da da yine Ayn el-Arab’da YPG yöneticisi Nüsret Tebiş’in öldürüldüğünü duyurmuştu.
Türk güçleri son dönemde silahlı insansız hava araçları (SİHA) kullanarak YPG yöneticilerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Türkiye Mayıs ortasında Suriye topraklarında 30 kilometre derinliğindeki güvenli bölgelerin inşasını tamamlamak amacıyla Menbiç ve Tel Abyad’daki SDG noktalarına askeri operasyon düzenleyeceğini ilan etti. Türkiye’nin operasyon planı uluslararası toplumun büyük bir bölümü tarafından reddedildi.
Türk güçleri Mayıs ayından beri Haseke kırsalında SDG’nin konuşlandığı bölgelerde gerginliği tırmandırıyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu durum, Haseke’nin kuzeybatı kırsalındaki Dırbesiye ilçesi ve Türkiye sınırındaki köylerin sakinlerinden onlarca ailenin daha güvenli yerlere doğru göç etmesine sebep oldu.

Türkiye: Suriyelilerin ülkelerine geri dönüş planı
Hükümete yakınlığıyla bilinen Türkiye gazetesi, dünkü (Salı) sayısında Türkiye’deki Suriyelilerin ülkelerine geri dönüş planının ilk aşamasını ortaya çıkardı. Gazete, Ankara’nın ilk aşamada Humus, Şam ve Halep’in geri dönüşler için pilot bölge olmasını önerdiğini bildirdi.
Gazetede yayınlanan yazıda, “Türkiye’nin Rusya, İran ve Şam rejimi ile yürüttüğü görüşmelerde sığınmacıların geri dönüşü önemli yer tutuyor.  Ankara’nın teklifinde dönüş esnasında mültecilerin can güvenliği ve sonrasında mallarının iadesi, tüm özlük haklarının verilmesi ve sürecin garantör ülkeler dâhil, tarafların kabul edeceği bağımsız siyasi, askerî uluslararası niteliğe sahip birimler tarafından kontrolü de var.  Türkiye’nin garantör olduğu bir proje dâhilinde yüzbinlerce Suriyeli evine dönmekte tereddüt etmeyecek” ifadeleri kullanıldı.
Suriye sınırı yakınında ve Ayn el-Arab’da Türkiye ile SDG arasında tansiyonun yükseldiği bir ortamda, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye rejiminin siyasi çözüme değil, askeri çözüme inandığını söyledi. Suriye’nin kuzeyinde Türkiye karşıtı protestoların düzenlenmesine sebep olan ‘rejim ve muhalefeti barıştırma’ açıklamasının çarpıtıldığını belirten Çavuşoğlu, ‘barıştırma’ değil, ‘uzlaştırma’ kelimesini kullandığını vurguladı.
Bakan Çavuşoğlu dün (Salı) Letonyalı mevkidaşı Edgars Rinkevics ile Ankara’da yaptığı görüşmelerin ardından düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu. Türkiye’nin Beşşar Esed rejimi ile yeni ilişki sürecine girme imkânı hakkında konuşan Çavuşoğlu, “Sadece Suriye değil Türkiye içinde bu işi kızıştırmak isteyenler sözlerimizi çarpıttı. Çarpıtanların kim olduğunu biliyoruz. Biz her zaman söylediğimizi söyledik, kim nasıl yorumlarsa... Suriye'de kalıcı barışın olması için gereken adımların atılması gerektiğini söyledik” ifadelerini kullandı.
Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) oy birliğiyle 2015'te aldığı 2254 sayılı kararını anımsatan Çavuşoğlu, bu kararda, Suriyeli taraflar arasında BM kolaylaştırıcılığında Suriye'de geçiş sürecinin başlatılması, yeni bir anayasa yapılması ve BM'nin gözetiminde adil ve şeffaf bir seçimin yapılması gibi konuların yer aldığını ifade etti. Çavuşoğlu, “Bu gerçek oldu mu, olmadı. Bunun olmamasının sebebi rejimin ayak diremesi: Rejim siyasi değil askeri çözüme inanıyor” diye konuştu.
Geçen yıl Belgrad’da Suriyeli mevkidaşı Faysal el-Mikdad ile kısa bir sohbet gerçekleştirdiğini açıklamasının ardından Suriye’nin kuzeyinde patlak veren protestolar kapsamında Halep’in kuzeyindeki Azez’de Türk bayrağının yakılması olayına da değinen Çavuşoğlu, “Suriye'nin toprak bütünlüğünü önemsiyoruz. Muhalefetin müzakere heyeti kurmasının amacı neydi? Bu geçiş sürecinin rejim ile müzakere edilmesi. Rejim ve muhalefeti ilk kez bir araya getirmiyoruz. Biz buna ciddi katkılar sağlıyoruz. Çünkü muhalefet bize güveniyor, asla yarıda bırakmadık. Bayrağımıza uzanan eller kırılır. Bu provokasyonu kimlerin yaptığını biliyoruz. Türkiye Suriye’de kalıcı barışın sağlanması için Suriye Anayasa Komitesi müzakerelerinin sürmesi de dahil olmak üzere gerekli adımların atılması gerektiğine inanıyor” dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Pazartesi akşamı yaptığı açıklamada, Suriye ile olan ikili ilişkilerin doğrudan hale gelebileceğini ve ilişki seviyesinin yükselebileceğini söyledi. Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP’nin müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar değerli ve isabetlidir. Dışişleri Bakanımızın Suriyeli muhaliflerle Esad rejimi arasında barışın tesis edilmesi hususundaki yapıcı ve gerçekçi sözleri kalıcı çözüm arayışlarına güçlü bir nefestir” ifadelerini kullandı.



Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.