Libya'da Salih ve el-Mişri, ‘anayasal zemin’ çıkmazına ilişkin bir çözüme ulaşamadı

Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
TT

Libya'da Salih ve el-Mişri, ‘anayasal zemin’ çıkmazına ilişkin bir çözüme ulaşamadı

Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri arasında dün akşam Kahire'de yaptıkları görüşme sırasında, ertelenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin anayasal zeminde yapılmasına dair ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözmek için ABD’nin arabuluculuk yapmasını talep etti.
Söz konusu talep, Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümetine bağlı güçler ile İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa’ya bağlı milisler arasında çatışmaların patlak verebileceği endişelerinin artması sonrasında gerçekleşti.
Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin dün akşam Kahire'de yaptıkları görüşmede anayasal zemin konusundaki anlaşmazlıkla ilgili herhangi bir çözüme ulaşamadıklarına dair haberlerin doğrulanması sonrasında Libya Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi harekete geçti. el-Lafi, dün akşam ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Norland’ı, Akile Salih ile Halid el-Mişri arasında yeniden arabuluculuk yapmaya ikna etmeye çalıştı.
Temsilciler Meclisi Başkanı'nın medya danışmanı Abdulhamid el-Safi televizyonda yaptığı açıklamada, “Salih ve el-Mişri'yi Kahire'de bir araya getiren toplantı, özellikle ‘çifte vatandaşlık ve seçimlerde oylamaya ordu mensuplarının katılımı’ konusunda, anayasal zemine dair tartışma noktalarını ele almayı amaçladı. Salih ve Mişri’nin, istişare etmek üzere kendi yetkili kurullarına başvurmaları ve anayasal zemine dair taslak üzerinde nihai bir anlaşmaya varmaları kararlaştırıldı” ifadelerini kullandı.
Taraflara yakın kaynakların Şarku'l Avsat'a verdiği bilgiye göre, Kahire'de on gün süren görüşmelerin ardından Salih ve Mişri’nin geri dönmesi bekleniyor.
Abdulhamid el-Safi, Libya’da üçüncü bir hükümetin oluşturulacağına dair söylentilerle ilgili olarak, “Temsilciler Meclisi’nin güvenoyu verdiği meşru hükümet Başağa Hükümetidir. Medya tarafından ortaya atılan iddiaların hiçbir doğruluk payı yok” dedi. Salih ve el-Mişri'nin Kahire'deki görüşmelerinde, Dibeybe ve Başağa hükümetlerinin yerine üçüncü bir hükümet kurulması konusunu ele alacağı hakkında resmi olmayan iddialar ortaya atılmıştı.
Libya Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi, Büyükelçi Norland’ın, ‘ulusal uzlaşı’ çalışmalarının başarısını ve özellikle Başkanlık Konseyi'nin bu konuda oynadığı rolün önemini, ayrıca Temsilciler Meclisi ile devlet arasında anayasal temelde uzlaşma çalışmalarının hızlanması gerektiğini vurguladığını aktardı. el-Lafi, Norland ile yaptığı görüşmede, ülkedeki istikrara engel olacak tüm siyasi çıkmazların giderilmesi ve mümkün olan en kısa sürede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması için çalışmaların devam edeceği, ayrıca siyasi süreci ve sivillerin güvenliğini tehlikeye atacak gerilimlerden uzak durulması gerektiği konusunda mutabık kalındığını ifade etti.
Öte yandan ABD’nin Libya Büyükelçisi Norland, dün, görüşmede Başkanlık Konseyi'nin Libya'daki gergin siyasi duruma ilişkin çabalarını ele aldıktan sonra, tarafların şiddeti kışkırtacak herhangi bir adımdan kaçınması gerektiği konusunda anlaştıklarını söyledi.
Norland, Ankara, Kahire ve Libya'daki yoğun tartışmalara dikkat çekerek, Başkanlık Konseyi'nin liderlerle etkileşimine övgüde bulundu. Norland, “ABD, Ulusal Birlik Hükümetini, mümkün olan en kısa sürede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin önünü açmak için Libya kurumlarıyla ilişki kurmaya devam etmeye çağırıyor” dedi. Norland, ABD büyükelçiliği tarafından yayınlanan açıklamada, Başkanlık Konseyi'nin ulusal uzlaşmayı teşvik etme çalışmalarından övgü ile bahsetti ve Afrika Birliği'nin bu konuda oynadığı rolü memnuniyetle karşıladı.
Öte yandan, Temsilciler Meclisi, dün (Salı), Tobruk şehrinde, ülkedeki siyasi tıkanıklığı ve anayasal yolu desteklemenin imkanlarını ele almak üzere Başkan Yardımcısı Fevzi el-Nuri yönetiminde bir oturum gerçekleştirdi.
Meclisten dün akşam yapılan açıklamaya göre, Yüksek Mahkeme danışmanlarının Temsilciler Meclisi önünde yemin etmesi için mahkeme tarafından sunulan ‘Yargıtay Yasası’nda yapılan değişikliği onayladı. Ayrıca Divan Başkanlığı'nın Yargıtay'a çok sayıda danışman atanmasına ilişkin kararı onaylandı.
Temsilciler Meclisi, vatandaşlar arasında adalet ve eşitliğin sağlanması için Libya’daki tüm işçiler için tek maaş tasarısını da ele alarak devlet kurumlarını bu projeye dâhil etmek için tasarıyı Sosyal Güvenlik Kurumu ile işbirliği yapılması kaydıyla Finans Komitesine iletmeye karar verdi.
Öte yandan, Libya basınında çıkan haberlere göre, batı bölgesi ve Trablus'taki bazı saha liderleri, dün akşam yapılan bir istişare toplantısında ilk kez Başağa hükümetini destekleme ve O’nu başkentte yetkilendirme ihtiyacı konusunda anlaştılar. Söz konusu haber, Temsilciler Meclisi Başkanı Akıle Salih’in medya danışmanının Meclisin, Başağa hükümetinin başkent Trablus'a girmesini beklediği ve Dibeybe’nin hükümet karargâhını teslim etmemek için yasa dışı silahlı milisler kullanacağını açıklaması ile eş zamanlı olarak yayınlandı.
Ulusal Birlik Hükümeti Yerel Yönetimler Bakanı Bedreddin El-Sadık El-Tumi, başkentte bir araya geldiği 11 belediye başkanın herhangi bir silahlı çatışmayı reddettiklerini ve Libya'da reform yapmanın tek yolunun sandıklara başvurmak olduğuna inandıklarını aktardı. El-Tumi, toplantıda başkentteki güvenlik durumu ve yerel yönetimlerle ilgili birçok konu ele alındığı belirtti.
BM Misyonu Başkan Vekili Residon Zeninga, Tunus’un Libya Büyükelçisi Esad Uceyli ile yaptığı görüşmede, siyasi anlaşmazlıkları çözmenin tek yolunun silahlı oluşumların çatışma çağrılarına son vermesi ve seçimlerin gidişatı üzerinde anlaşmaları olduğunu belirtti. Zeninga, Tunus'un Libya’daki taraflar arasında iş birliğini geliştirmedeki rolü ve diyaloga verdiği desteği takdir ettiğini ifade etti. Ayrıca Tunus hükümetinin Libya'daki BM misyonuna verdiği desteği devam ettirmesinden övgüyle bahsetti.
Diğer yandan, Dibeybe, geçen akşam Twitter hesabı üzerinden yayınladığı mesajda, Libyalıları ilgilendiren şeyin kendilerine hizmet sunulması, sorunlarının ele alınması ve yaşadıkları krizlere gerçek çözümler bulunması olduğunu belirtti.
Buna mukabil, İstikrar Hükümetinin Başbakanı Fethi Başağa, Libya Merkez Bankası'nı ekonomik durgunluğu durdurmak ve Libya dinarının değerini artırmak için bir plan geliştirmeye çağırdı. Ayrıca, yaşanmakta olan küresel ekonomik krizin ülke ekonomisine yansımalarına, emtia fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yerel para biriminin satın alma gücünün düşmesine ve bunun ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz sonuçlarına dikkat çekti. Başağa, Merkez Bankası başkanı ve üyelerine yaptığı konuşmada, hükümetinin ulusal ekonomi ile mali ve parasal istikrarı güçlendirme hedeflerine ulaşmak için çalışmaya ve iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladı. Başağa, döviz kuru ayarlama kurallarına ilişkin para politikasına uygun olarak, enflasyonu tetikleyen harcamaları azaltmak için tüm önlemleri alacağına söz verdi.



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.