Libya'da Salih ve el-Mişri, ‘anayasal zemin’ çıkmazına ilişkin bir çözüme ulaşamadı

Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
TT

Libya'da Salih ve el-Mişri, ‘anayasal zemin’ çıkmazına ilişkin bir çözüme ulaşamadı

Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)
Tobruk'ta bulunan Libya Temsilciler Meclisi oturumundan bir kare (Meclis Medya Ofisi)

Libya Başkanlık Konseyi, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri arasında dün akşam Kahire'de yaptıkları görüşme sırasında, ertelenen cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin anayasal zeminde yapılmasına dair ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözmek için ABD’nin arabuluculuk yapmasını talep etti.
Söz konusu talep, Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümetine bağlı güçler ile İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa’ya bağlı milisler arasında çatışmaların patlak verebileceği endişelerinin artması sonrasında gerçekleşti.
Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri’nin dün akşam Kahire'de yaptıkları görüşmede anayasal zemin konusundaki anlaşmazlıkla ilgili herhangi bir çözüme ulaşamadıklarına dair haberlerin doğrulanması sonrasında Libya Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi harekete geçti. el-Lafi, dün akşam ABD'nin Libya Büyükelçisi Richard Norland ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Norland’ı, Akile Salih ile Halid el-Mişri arasında yeniden arabuluculuk yapmaya ikna etmeye çalıştı.
Temsilciler Meclisi Başkanı'nın medya danışmanı Abdulhamid el-Safi televizyonda yaptığı açıklamada, “Salih ve el-Mişri'yi Kahire'de bir araya getiren toplantı, özellikle ‘çifte vatandaşlık ve seçimlerde oylamaya ordu mensuplarının katılımı’ konusunda, anayasal zemine dair tartışma noktalarını ele almayı amaçladı. Salih ve Mişri’nin, istişare etmek üzere kendi yetkili kurullarına başvurmaları ve anayasal zemine dair taslak üzerinde nihai bir anlaşmaya varmaları kararlaştırıldı” ifadelerini kullandı.
Taraflara yakın kaynakların Şarku'l Avsat'a verdiği bilgiye göre, Kahire'de on gün süren görüşmelerin ardından Salih ve Mişri’nin geri dönmesi bekleniyor.
Abdulhamid el-Safi, Libya’da üçüncü bir hükümetin oluşturulacağına dair söylentilerle ilgili olarak, “Temsilciler Meclisi’nin güvenoyu verdiği meşru hükümet Başağa Hükümetidir. Medya tarafından ortaya atılan iddiaların hiçbir doğruluk payı yok” dedi. Salih ve el-Mişri'nin Kahire'deki görüşmelerinde, Dibeybe ve Başağa hükümetlerinin yerine üçüncü bir hükümet kurulması konusunu ele alacağı hakkında resmi olmayan iddialar ortaya atılmıştı.
Libya Başkanlık Konseyi üyesi Abdullah el-Lafi, Büyükelçi Norland’ın, ‘ulusal uzlaşı’ çalışmalarının başarısını ve özellikle Başkanlık Konseyi'nin bu konuda oynadığı rolün önemini, ayrıca Temsilciler Meclisi ile devlet arasında anayasal temelde uzlaşma çalışmalarının hızlanması gerektiğini vurguladığını aktardı. el-Lafi, Norland ile yaptığı görüşmede, ülkedeki istikrara engel olacak tüm siyasi çıkmazların giderilmesi ve mümkün olan en kısa sürede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması için çalışmaların devam edeceği, ayrıca siyasi süreci ve sivillerin güvenliğini tehlikeye atacak gerilimlerden uzak durulması gerektiği konusunda mutabık kalındığını ifade etti.
Öte yandan ABD’nin Libya Büyükelçisi Norland, dün, görüşmede Başkanlık Konseyi'nin Libya'daki gergin siyasi duruma ilişkin çabalarını ele aldıktan sonra, tarafların şiddeti kışkırtacak herhangi bir adımdan kaçınması gerektiği konusunda anlaştıklarını söyledi.
Norland, Ankara, Kahire ve Libya'daki yoğun tartışmalara dikkat çekerek, Başkanlık Konseyi'nin liderlerle etkileşimine övgüde bulundu. Norland, “ABD, Ulusal Birlik Hükümetini, mümkün olan en kısa sürede cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin önünü açmak için Libya kurumlarıyla ilişki kurmaya devam etmeye çağırıyor” dedi. Norland, ABD büyükelçiliği tarafından yayınlanan açıklamada, Başkanlık Konseyi'nin ulusal uzlaşmayı teşvik etme çalışmalarından övgü ile bahsetti ve Afrika Birliği'nin bu konuda oynadığı rolü memnuniyetle karşıladı.
Öte yandan, Temsilciler Meclisi, dün (Salı), Tobruk şehrinde, ülkedeki siyasi tıkanıklığı ve anayasal yolu desteklemenin imkanlarını ele almak üzere Başkan Yardımcısı Fevzi el-Nuri yönetiminde bir oturum gerçekleştirdi.
Meclisten dün akşam yapılan açıklamaya göre, Yüksek Mahkeme danışmanlarının Temsilciler Meclisi önünde yemin etmesi için mahkeme tarafından sunulan ‘Yargıtay Yasası’nda yapılan değişikliği onayladı. Ayrıca Divan Başkanlığı'nın Yargıtay'a çok sayıda danışman atanmasına ilişkin kararı onaylandı.
Temsilciler Meclisi, vatandaşlar arasında adalet ve eşitliğin sağlanması için Libya’daki tüm işçiler için tek maaş tasarısını da ele alarak devlet kurumlarını bu projeye dâhil etmek için tasarıyı Sosyal Güvenlik Kurumu ile işbirliği yapılması kaydıyla Finans Komitesine iletmeye karar verdi.
Öte yandan, Libya basınında çıkan haberlere göre, batı bölgesi ve Trablus'taki bazı saha liderleri, dün akşam yapılan bir istişare toplantısında ilk kez Başağa hükümetini destekleme ve O’nu başkentte yetkilendirme ihtiyacı konusunda anlaştılar. Söz konusu haber, Temsilciler Meclisi Başkanı Akıle Salih’in medya danışmanının Meclisin, Başağa hükümetinin başkent Trablus'a girmesini beklediği ve Dibeybe’nin hükümet karargâhını teslim etmemek için yasa dışı silahlı milisler kullanacağını açıklaması ile eş zamanlı olarak yayınlandı.
Ulusal Birlik Hükümeti Yerel Yönetimler Bakanı Bedreddin El-Sadık El-Tumi, başkentte bir araya geldiği 11 belediye başkanın herhangi bir silahlı çatışmayı reddettiklerini ve Libya'da reform yapmanın tek yolunun sandıklara başvurmak olduğuna inandıklarını aktardı. El-Tumi, toplantıda başkentteki güvenlik durumu ve yerel yönetimlerle ilgili birçok konu ele alındığı belirtti.
BM Misyonu Başkan Vekili Residon Zeninga, Tunus’un Libya Büyükelçisi Esad Uceyli ile yaptığı görüşmede, siyasi anlaşmazlıkları çözmenin tek yolunun silahlı oluşumların çatışma çağrılarına son vermesi ve seçimlerin gidişatı üzerinde anlaşmaları olduğunu belirtti. Zeninga, Tunus'un Libya’daki taraflar arasında iş birliğini geliştirmedeki rolü ve diyaloga verdiği desteği takdir ettiğini ifade etti. Ayrıca Tunus hükümetinin Libya'daki BM misyonuna verdiği desteği devam ettirmesinden övgüyle bahsetti.
Diğer yandan, Dibeybe, geçen akşam Twitter hesabı üzerinden yayınladığı mesajda, Libyalıları ilgilendiren şeyin kendilerine hizmet sunulması, sorunlarının ele alınması ve yaşadıkları krizlere gerçek çözümler bulunması olduğunu belirtti.
Buna mukabil, İstikrar Hükümetinin Başbakanı Fethi Başağa, Libya Merkez Bankası'nı ekonomik durgunluğu durdurmak ve Libya dinarının değerini artırmak için bir plan geliştirmeye çağırdı. Ayrıca, yaşanmakta olan küresel ekonomik krizin ülke ekonomisine yansımalarına, emtia fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle yerel para biriminin satın alma gücünün düşmesine ve bunun ülke ekonomisi üzerindeki olumsuz sonuçlarına dikkat çekti. Başağa, Merkez Bankası başkanı ve üyelerine yaptığı konuşmada, hükümetinin ulusal ekonomi ile mali ve parasal istikrarı güçlendirme hedeflerine ulaşmak için çalışmaya ve iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurguladı. Başağa, döviz kuru ayarlama kurallarına ilişkin para politikasına uygun olarak, enflasyonu tetikleyen harcamaları azaltmak için tüm önlemleri alacağına söz verdi.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.