İsrailli uzmanlara göre Gazze'ye son saldırı İslami Cihad'ı zayıflattı ama bitirmedi

İsrail insansız hava aracı (IDF)
İsrail insansız hava aracı (IDF)
TT

İsrailli uzmanlara göre Gazze'ye son saldırı İslami Cihad'ı zayıflattı ama bitirmedi

İsrail insansız hava aracı (IDF)
İsrail insansız hava aracı (IDF)

İsrailli uzmanlar, Tel Aviv'in abluka altındaki Gazze Şeridi'ne yönelik son saldırısında, İslami Cihad Hareketi'ne darbe vurduğu ancak Hareketin, varlığını sürdürdüğü ve yeniden yapılanacağı değerlendirmesinde bulundu.
İsrail'in 5 Ağustos'ta "saldırı hazırlığında olduğu" gerekçesiyle Gazze Şeridi'nde İslami Cihad'a ait olduğunu iddia ettiği hedeflere başlattığı son saldırı, süresi ve kapsamı açısından öncekilerden farklıydı. Bu saldırı 66 saat sürdü ve başka bir Filistinli grup olmaksızın İslami Cihad'ın mevzilerinin hedef alındığı kaydedildi.
Filistin Sağlık Bakanlığı saldırılarda Gazze'de 17'si çocuk 49 kişinin yaşamını yitirdiğini, 360 kişinin yaralandığını açıkladı.
İsrail saldırılarında ayrıca İslami Cihad Hareketinin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri liderlerinden Halid Mansur ile Teysir el-Caberi de hayatını kaybetti.
Saldırısı üzerine Gazze'den de İsrail'e bir dizi roket atıldı. İsrail tarafında can kaybı olmadığı, sınırlı sayıda yaralı olduğu açıklandı.

İslami Cihad'ın İsrail hedeflerine yönelik operasyonun engellenmesi
Kudüs İbrani Üniversitesinden araştırmacı, İsrailli güvenlik uzmanlı Roni Shaked, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son saldırıların tek bir amacı olduğunu düşündüğünü; bunun da İslami Cihad Hareketinin İsrail hedeflerine karşı bir operasyon gerçekleştirmesini engellemek olduğunu ifade etti.
İslami Cihad yöneticisi Bessam es-Saadi'nin 1 Ağustos'ta işgal altındaki Batı Şeria'da gözaltına alınmasını hatırlatan Shaked, İsrail'den Saadi'nin serbest bırakılmasının istendiğini, bu talep reddedilince İslami Cihad'ın operasyon planlamaya başladığını iddia etti.
Shaked, istihbarata göre tehdidin sıcak olduğunu; yani operasyonun planın arkasındaki isimler ve hedefin bilindiğini kaydetti.
Bu kapsamda İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasından birkaç saat sonra Caberi'nin öldürüldüğünü aktaran Shaked, "İstihbarat bilgilerine göre, Caberi, operasyonunun planlayıcısıydı." dedi.
Shaked, Gazze'ye yönelik saldırıların İsrail'de 1 Kasım'da yapılması planlanan seçimlerle ilişkilendirilmesini ise "uzak ihtimal" olarak değerlendirdi.
İsrail seçimleri için pratikte 3 adayın yarıştığına işaret eden Shaked, bunların; son saldırıları fiilen yürüten İsrail Başbakanı Yair Lapid ve Savunma Bakanı Benny Gantz ile saldırıya desteğini açıklayan muhalefet lideri Binyamin Netanyahu olduğuna dikkati çekti.

Hamas'a karşı "havuç-sopa" politikası
Shaked ayrıca fiilen olmasa da İsrail'in son saldırılarının hedeflerinden birinin Hamas olduğunu söyledi. Bunu açıklamak için süreci sırayla aktaran Shaked, İsrail'in önce saldırının Hamas'ı değil İslami Cihad'ı hedeflediğini duyurduğuna işaret etti.
İsraillli uzman, ikinci olarak saldırının hızlıca, hatta Bakanlar Kurulunun onayı alınmaksızın gerçekleştirildiğini kaydetti.
Shaked, bu hızlı adımın, İsrail'in, askeri operasyonun acil hedefinin İslami Cihad'ın İsraillilere karşı bir operasyonun engellenmesi ve saldırıların Hamas'ı kapsayacak şekilde genişletilmemesini hedefleyerek atıldığını belirtti.
Son olarak da İsrail'in saldırıların ardından bundan böyle Gazze'de olanlardan tek başına Hamas'ın sorumlu olduğunu ve Gazze'de herhangi bir operasyon yapılması halinde İsrail'e karşı Hamas'ın sorumlu olacağını duyurduğuna dikkati çeken Shaked, İsrail'in Hamas'a karşı "havuç-sopa" politikası izlediğini kaydetti.
Shaked, sopanın "Hamas'ın şu andan itibaren Gazze'de olanların tek sorumlusu olması ve Batı Şeria'daki gözaltılara karşı Gazze'den operasyonla karşılık verilmesinin Tel Aviv tarafından kabul edilmemesi" olduğunu söyledi.
Havucun ise Gazze Şeridi'ndeki nüfus yoğunluğunu azaltmak için başka kolaylıklarla birlikte binlerce işçinin İsrail'e girişine izin verilmesi olduğunu kaydeden Shaked, şöyle devam etti:
"İsrail'deki karar verici mekanizmada, 'Tel Aviv'in, Hamas'ın Gazze'yi kontrol altına tutma düşüncesiyle yaşaması gerektiğine, Gazze'de Hamas'a yönelik herhangi bir askeri operasyonun İsrail için çok elim sonuçları olacağına' inananlar var."
Shaked, bunun, gelecekte Hamas'a yönelik büyük bir operasyon olmayacağı anlamı taşımadığını dile getirdi. İsrailli uzman, bu açıdan bakınca Gazze'de etkili çözümler göremediğini kaydetti.
İsrail'in son saldırısında, İslami Cihad'ı mağlup ettiği yönündeki söylemleri kabul etmediğini aktaran Shaked, "(Son saldırılarda), İslami Cihad, geçici olarak zayıfladı ancak yeniden yapılanacak. İslami Cihad, İran tarafından destekleniyor, varlığını sürdürecek, bu zaman alacak." ifadelerini kullandı.

"İsrail Hamas'ın karışmasını önlemek için hızlı hareket etti"
Yedioth Ahronot gazetesi analistlerinden Avi Issacharoff da İslami Cihad'ın alt yapı, füze ve benzeri şeylerle kendisini yeniden yapılandıracağını ancak bunun zaman alacağını belirtti.
Issacharoff, bu arada Hareketin, sadece Gazze'den değil, Batı Şeria'dan ve İsrail'den, belki de yurt dışında (İsrail hedeflerine karşı) saldırılar gerçekleştirmeye çalışabileceğini öne sürdü.
İsrail'in Gazze saldırısını "İslami Cihad'ın operasyonunu engelleme" hedefiyle düzenlediğini duyurduğunu hatırlatan Issacharoff, "Konuştuğum kaynaklara göre, Bessam es-Saadi'nin Cenin'de gözaltına alınmasından sonra İslami Cihad'ın Gazze'den bir operasyon düzenleme niyeti vardı. İsrail bunu nedenle Gazze çevresindeki yolları 3 gün kapadı." diye konuştu.
İslami Cihad'ın operasyon düzenleme kararlılığının ardından İsrail'in harekete geçtiğini işaret eden Issacharoff, "Hamas'ın araya girmesini önlemek için operasyon hızla sonlandırıldı." dedi.
Issacharoff, İsrail'deki "kesin değerlendirmelerin", Gazze'de çok sayıda ölü ve yaralı olmadıkça Hamas'ın müdahale etmeyeceği yönünde olduğunu, bu nedenle operasyonun hızla sonlandırıldığını aktardı.

İsrail ile Hamas arasındaki "yeni aşama" ihtimali
Issacharoff, saldırıların amacının Hamas ile İslami Cihad'ın arasını açmak olduğuna da inanmadığını dile getirdi.
İsrail'in askeri operasyonundan sonra Tel Aviv ile Hamas arasında yeni bir aşama olabileceğini kaydeden Issacharoff, bu döndemde birtakım büyük kolaylıklar karşısında Gazze'de sükunetin korunabileceğini belirtti.
Issacharoff, "Bir yıl önce İsrail'in Gazze'den 20 binden fazla işçinin çalışmak için girişine hatta orada yatılı kalacağına izin vereceği söylenseydi inanmazdım; bunun çılgınca olduğunu söylerdim. Ancak bu, bugün gerçekten oluyor. Bu büyük bir değişiklik." dedi.
Bununla birlikte Hamas'ın Batı Şeria'daki operasyonlarına devam edeceği yönündeki görüşünü savunan Issacharoff, verilerin, Batı Şeria'da operasyonların ve girişimlerin sayısında artışa işaret ettiğini aktardı.

Batı Şeria'da devam eden gerginlik
Haaretz gazetesi yazarı askeri güvenlik uzmanı Amos Harel ise, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırı sonlanmış olsa da Batı Şeria'da İsrail güçleri ile Filistinli gruplar arasındaki her gün yaşanan sürtüşmelerin kesintisiz şekilde devam ettiğine dikkati çekti.
İsrail güçlerinin ve sınır muhafızlarının neredeyse her gece Filistin şehirlerine ve mülteci kamplarına baskınlar düzenleyerek gözaltı operasyonları gerçekleştirdiğini kaydeden Harel, bugünlerde bu baskınlara özellikle Batı Şeria'da ateşli silahlarla bir direnişin eşlik ettiğini aktardı.
Harel, "Ordunun gurur duyduğu Gazze'deki İslami Cihad yetkililerine yönelik suikastlar dizisinin etkisini şimdi göreceğiz." dedi.
Tasfiye edilenlerin yerine başka yetkililerin ortaya çıkmasıyla ilgili Harel, boşalan safların istihbarat birimlerinin beklediğinden daha hızlı ve erken dolduğunu sözlerine ekledi.



İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
TT

İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)

İran'da üç haftadır süren savaşta hayatını kaybedenlerin gerçek sayısı, resmi bir güncelleme yapılmaması ve ülkedeki çatışmanın bilançosunu belgelemeye çalışan yabancı insan hakları örgütlerinin çalışmalarını engelleyen tekrarlanan internet kesintileri nedeniyle, büyük bir belirsizlikle örtülü.

İran Sağlık Bakanlığı'nın son tahminleri, çatışmanın dokuzuncu günü olan 8 Mart'a dayanıyor.

O tarihte bakanlık, ülke genelinde ABD ve İsrail hava saldırılarında yaklaşık bin 200 sivilin öldüğünü açıklamıştı.

İran'da sansürün son derece sıkı olduğu bir ortamda, yabancı insan hakları örgütleri her zaman ülke içindeki yaşamla ilgili bilgi edinmek için en güvenilir kaynaklar arasında görülmüştür.

Ancak internet ve telefon bağlantılarının kesilmesi nedeniyle, bu örgütler sahadaki bilgi ağlarına ulaşmakta zorlanmaktadır.

ABD merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan ve ocak ayında hükümet karşıtı protestoların şiddetle bastırılması sırasında ölenlerin sayısını belgelemede merkezi rol oynayan İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Hrana), çatışmalarda 214'ü çocuk olmak üzere bin 407 sivilin öldürüldüğünü tahmin ediyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre HRANA müdür yardımcısı Skylar Thompson ajansa yaptığı açıklamada, “Bunun asgari rakam olduğunu, mutlak asgari rakam olduğunu düşünüyorum, çünkü tek bir anda her yerde bulunup olan bitenin boyutunu tam olarak kavrayacak kapasitemiz yok” ifadelerini kullandı.

Thomson şöyle devam etti: «Saldırıların boyutu ve ülke genelindeki hedeflerin vurulma hızı göz önüne alındığında, kayıpları aynı hızda belgelemek imkansızdır.»

İran Kızılayı kurban sayısına ilişkin tahminlerde bulunmuyor, ancak en son verilerine göre, 28 Şubat'tan bu yana süren savaşta 61 bin 555 ev, 19 bin şirket, 275 sağlık merkezi ve yaklaşık 500 okul hasar gördü.

Tahran'da bulunan AFP muhabirleri, saldırılar sonucu birçok sivil binanın hasar gördüğünü doğrulayabildi; bunlara patlamaların şiddetiyle yerle bir olan konutlar da dahildi. Ancak gazetecilerin resmi izin olmadan ülke içinde seyahat etmesine izin verilmediğinden şehir dışındaki hasarın ne olduğu ve boyutu bilinmiyor.

İletişim sorunları

Özellikle ocak ayındaki protestoların şiddetli bir şekilde bastırılmasının ardından, insan hakları örgütlerinin İran’ın resmi rakamlarına yönelik şüpheleri giderek artırıyor.

İran, bu protestolarda çoğu güvenlik güçlerinden olmak üzere yaklaşık 3 bin kişinin öldüğünü açıklasa da yurtdışında yaşayan araştırmacı ve aktivistlerin tahminleri, ölü sayısının 7 bin ile 35 bin arasında değişen çok daha yüksek rakamlara işaret ediyor.

Norveç merkezli insan hakları örgütü “Hengaw”dan Oyar Şeyhi, AFP'ye verdiği demeçte, İran'ın “verileri yayınlamaktan veya toplamaktan kaçınma geçmişine" sahip olduğunu söyledi.

“Hengaw” ve eksik resmi verilere güvenilir bir alternatif sunmaya çalışan diğer kuruluşların karşılaştığı en büyük sorun, savaşın başlamasından bu yana İran’da internetin neredeyse tamamen kesilmiş olmasıdır.

Şeyhi, «İnternet bağlantısı hiç olmadığı kadar kötü, bu yüzden ölü sayısına ilişkin doğru verileri elde etmek çok zor ve elimizdeki bilgiler son derece sınırlı» dedi.

İranlı yetkililerin yurt dışına bilgi gönderen kişileri tutuklayabileceğini ve İran'a yurt dışından telefonla ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu vurguladı.

Minab Okulu

Resmi rakamlara göre, Minab'daki bir ilkokulu hedef alan ve en az 165 kişinin ölümüne yol açan hava saldırısı, savaşta bugüne kadar yaşanan en büyük sivil kayıp olarak kabul ediliyor.

New York Times gazetesi tarafından yayınlanan bir ABD askeri soruşturmasının ilk sonuçlarına göre okul, bir hedef belirleme hatası sonucu, çatışmaların ilk gününde bir Tomahawk füzesi ile vuruldu.

Ayrıca, «Hengaw» örgütü, 7 Mart'ta ülkenin batısındaki Nakde kentinde bir un fabrikasına düzenlenen hava saldırısını belgeledi; saldırı sonucunda 11 işçi hayatını kaybetti, 21 kişi ise yaralandı.


Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
TT

Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yaptığı açıklamada, ‘hiçbir işgalin kimsenin güvenliğini garanti etmediğini’ vurguladı. Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde Cubeyl (Biblos) Antik Kenti ile ilgili bir serginin açılışında, İsrail'i Lübnan'daki kara operasyonlarının riskleri konusunda uyardı.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre Fransa Cumhurbaşkanı, Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin de katıldığı bir toplantıda, “Ne işgal ne de herhangi bir sömürge biçimi, ne burada ne de Batı Şeria'da ya da başka herhangi bir yerde, hiç kimsenin güvenliğini garanti edemez” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in 2 Mart'ta öldürülmesi üzerine Hizbullah'ın İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından savaş Lübnan'a da sıçradı. O günden bu yana İsrail, Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenliyor ve birlikleri Lübnan'ın güneyine çeşitli cephelerden giriyor. Son resmi verilere göre savaş Lübnan'da en az bin 39 kişinin ölümüne yol açtı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, dünkü konuşmasında sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dini ayrışmaların yaşandığı bu dönemde, bazıları bizi giderek şiddetlenen savaşlara sürüklemeye çalışırken ve bazıları da bizi güvenliğin ancak korktuğumuz komşumuzu işgal ederek sağlanabileceğine inandırmaya çabalarken, Lübnan bize tek bir şeyi; uluslararası hukukun gücüne işaret ederek, evrenselliğin gücünü hatırlatıyor.”

vfgbvgf
Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı Anne-Claire Legendre, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Cubeyl, Lübnan'ın Milenyum Şehri’ sergisinin açılışında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin yanında bir konuşma yaparken, 23 Mart 2026 (AFP)

Lübnan'ın Cubeyl Antik Kenti’ne dair serginin ‘Lübnan'ın kaderine’ ve ‘mparatorluklara karşı direnişine’ dair ‘çok şey anlattığını’ belirten Macron’a göre bu sergi, Paris'te sergilenen çok sayıda eserin buraya ulaşmasını zorlaştıran «savaşa» karşı bir duruş sergiliyor.

Bugün açılacak ve 23 Ağustos'a kadar sürecek olan ‘Eski Bir Lübnan Şehri Olarak Biblos’ sergisi, MÖ 6900'den beri yerleşim yeri olan ve ‘dünyanın en eski limanı’ olarak kabul edilen bu Akdeniz kentinin tarihine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Sergide, çoğu Lübnan'dan gelen yaklaşık 400 eseri ve Louvre Müzesi'nden seçilmiş bir koleksiyon yer alıyor.

Şubat ayında Beyrut'tan Paris'e sanat eserlerinin iki parti halinde nakliyesini denetleyen Lübnan Kültür Bakanlığı Arkeoloji Genel Müdürü Sarkis el-Huri, “Hazırlıklar zorluklarla doluydu” dedi.

Sevkiyatın üçüncü partisi mart ayı başlarında iptal edildi, ancak yaklaşık 20 taş yelken ve büyük bir mozaik tablosu, serginin açılışından birkaç gün önce sağ salim ulaştı.

Geçtiğimiz ay Jacques Lang'ın yerine Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı olan Anne-Claire Legendre, ‘bombardımanlara rağmen büyük bir cesaretle’ düzenlenen sergiye övgüde bulundu.