Suudi Arabistan'da yeni çalışma sistemine geçişin etkileri inceleniyor

Sonuçları Riyad Ekonomik Forumu sırasında sunulacak olan yeni çalışma alanının incelenmesi üzerine tartışmaların yürütüldüğü panel (Şarku’l Avsat)
Sonuçları Riyad Ekonomik Forumu sırasında sunulacak olan yeni çalışma alanının incelenmesi üzerine tartışmaların yürütüldüğü panel (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan'da yeni çalışma sistemine geçişin etkileri inceleniyor

Sonuçları Riyad Ekonomik Forumu sırasında sunulacak olan yeni çalışma alanının incelenmesi üzerine tartışmaların yürütüldüğü panel (Şarku’l Avsat)
Sonuçları Riyad Ekonomik Forumu sırasında sunulacak olan yeni çalışma alanının incelenmesi üzerine tartışmaların yürütüldüğü panel (Şarku’l Avsat)

Suudi Kamu Yatırım Fonu'na bağlı Suudi Emlak Yeniden Finansman Şirketi (SRC), Riyad Bank ile 500 milyon (133,3 milyon dolar) Suudi riyali değerinde gayrimenkul finansman portföyü satın almak için bir anlaşma imzaladı. Diğer yandan Riyad Ekonomik Forumu’nda ise serbest, esnek ve uzaktan çalışma gibi yeni çalışma alanlarından ve bunların zorluklarından bahsediliyor. Nitekim Kovid-19 pandemisinin kontrol altına alınması yönündeki tedbirlerin ardından devlet kurumları ve özel sektör bu yöntemleri uygulamak zorunda kalmış, Suudi yönetimi ise bu modern çalışma şekillerine yönelik başarısını kanıtlamıştı.
Riyad Ticaret Odası çatısı altında faaliyet gösteren Riyad Ekonomik Forumu'nu gerçekleştirme fikri ile özel sektörün ulusal ekonomiye öncülük ettiği öncü rolünü oynaması, aktif ve etkili insani unsurun hazır edilmesi yoluyla zorluklarla yüzleşilmesi, gelirlerin çeşitlendirilmesi, üretkenliğin artırılması, Suudi Arabistan’da iş fırsatlarının sağlanması ve yatırım ortamının iyileştirilmesi hedefleniyor. 
Forumun danışma ofisinin ifade ettiğine göre söz konusu inceleme, temel olarak modern kalıpların başarısı için kavramları, mekanizmaları, gereksinimleri ve karşılaşılan zorlukları, geleneksel çalışmalarla aralarındaki benzerlik ve farklılıkları, bu alanda başarılı uluslararası deneyimleri, ilgili istatistiklerin analizlerini, aynı zamanda yeni çalışma sistemine geçişin olası ekonomik ve toplumsal etkilerini ele almayı amaçlıyor.
Forumun Mütevelli Heyeti Başkanı Halid er-Racihi, serbest çalışma ve uzaktan çalışma metotlarının son yıllarda dünya genelindeki önemine değindi. Zirâ bu metotlara ve bilgi teknolojilerinde kaydedilen gelişmeler dolayısıyla yerel işgücü piyasasında değişime ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Panel tartışması, sonuçları önümüzdeki Kasım ayında düzenlenecek 10. oturumda sunulacak olan çalışmanın ilerleyişini takip etme yönünde Çarşamba günü gerçekleştirildi. Bu sırada söz alan Racihi ise inceleme kapsamında yeni çalışma alanlarının işgücü piyasası üzerindeki etkisinin araştırıldığını bildirdi.
Mütevelli Heyeti üyesi Dr. Faysal el-Bevaridi, incelemenin devlet, özel sektör ve vatandaşlardan paydaşların görüşlerinin araştırılması açısından önemli olduğunu vurguladı. Aynı zamanda yeni çalışma sistemlerinin analiz edilmesi, geleneksel çalışma sistemi ile modern kalıplar arasında bir yaklaşım yürütülmesi ve yeni çalışma sisteminin artıları ile eksilerinin, neticede kaydedilen ekonomik etkilerin netleştirilmesi imkanının bulunduğuna dikkat çekti.
Diğer yandan Suudi Kamu Yatırım Fonu'na bağlı Suudi Emlak Yeniden Finansman Şirketi (SRC), Riyad Bank ile 500 milyon (133,3 milyon dolar) Suudi riyali değerinde gayrimenkul finansman portföyü satın almak için bir ortak işbirliği anlaşması imzaladı. İmzalar, Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskan Bakanı ve SRC Yönetim Kurulu Başkanı Macid el Hakil ve Riyad Bank Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah el-İsa huzurunda atıldı.
Ülkedeki bankacılık sektörünün tanık olduğu en kapsamlı ikinci emlak yeniden finansmanı operasyonunu teşkil eden anlaşma ile konut finansmanı piyasasında sürdürülebilirliği, uzun vadeli likidite sağlamayı ve gayrimenkul finansmanı için risk yönetiminin geliştirilmesi amaçlanıyor.
SRC CEO’u Fabrice Susini, gayrimenkul finansörleri ile ortaklıkların genişletilmesi yönünde süregelen çabaların bir parçası sayılan anlaşmanın benzer öneme sahip bir dizi anlaşmanın sonuncusu olduğunu belirtti. Bu tür anlaşmalar yoluyla finans hizmeti sağlayıcılarına likidite ve risk yönetimi çözümlerinin sağlandığını, böylece ev sahibi olmak isteyen Suudi ailelere finansman hususunda çözümler sunulduğunu da ekledi. Tüm bunların aynı zamanda 2030 Vizyonu’nda yer alan konut sahibi olma programının Suudi ailelerin konut sahipliği oranının 2030 yılına kadar yüzde 70'e çıkarılması hedeflerine ulaşılmasını sağlayacağına değindi.
Riyad Bank CEO’su Tarık es-Sadhan da SRC ile uzun vadeli ortaklığın Suudi ailelerin isteklerine uygun gayrimenkul finansman çözümleri sağlayacağına değindi. Nitekim finansman çözümlerinin sağlanması için gerekli finansal likiditenin sağlanacağını, yararlanıcı tabanının genişletileceğini, kapsamlı süreçler için gerekli sermaye ve risk yönetimi araçlarının sağlanacağını vurguladı.
SRC, Suudi Arabistan’daki konut amaçlı gayrimenkul finansmanının gelişmesi ve sürdürülebilirliği için temel bir dayanak olması amacıyla 2017’de Kamu Yatırım Fonu tarafından kurulmuştu. İkincil piyasada gayrimenkul alanınca çalışılması yönünde SRC için Merkez Bankası’ndan lisans alınmıştı.



Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve İtalya, savunma ortaklıklarını geliştirme konusunda görüşmelerde bulundu

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'da İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto ile yaptığı görüşmede (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman ve İtalyan mevkidaşı Guido Crosetto, iki ülke arasındaki ortaklığı ve askeri ve savunma alanlarında ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.

İki bakan dün Cidde'de gerçekleştirdikleri görüşmede, özellikle bölgedeki gelişmeler başta olmak üzere, son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını artırmaya yönelik ortak çabaların koordinasyonunu ele aldılar.


NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
TT

NEOM Limanı, Suudi Arabistan’ın kuzeyinden dünya ticaret haritasını yeniden çiziyor

Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)
Suudi Arabistan’daki NEOM Limanı (NEOM)

Suudi Arabistan’ın NEOM şirketine ait resmi X hesabı, 15 Nisan’da dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Kısa ancak güçlü mesajlar içeren paylaşımda “Avrupa – Mısır – NEOM – Körfez: En hızlı rotanız” ifadesi yer aldı. Paylaşıma eşlik eden haritada, Avrupa’dan başlayarak Mısır’daki Dimyat ve Safaga limanları üzerinden NEOM Limanı’na uzanan, buradan da kara yoluyla Kuveyt, Irak, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Umman’a dağılan bir ulaşım ağı gösterildi. Söz konusu paylaşım, sıradan bir tanıtımın ötesinde, uzun süredir gündemde olan ticaret koridorunun fiilen hayata geçtiğine işaret eden önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Aynı gün, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF), 2026-2030 dönemine ilişkin yeni stratejisini onayladığını duyurdu. NEOM’un resmi hesabı da bu duyuruya hızlı şekilde yanıt vererek, projenin Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm sürecindeki merkezi rolünü koruduğunu vurguladı. Açıklamada, NEOM’un yeni strateji kapsamında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılmasının, projeye verilen desteğin derinliğini yansıttığı ifade edildi. İki açıklamanın aynı zamana denk gelmesi, liman projesi ile daha geniş kapsamlı ulusal strateji arasındaki güçlü bağlantıya işaret etti.

Sahadaki gelişmeler de hız kazanmış durumda. Dünyanın en büyük yük gemilerini kabul edecek şekilde tasarlanan gelişmiş Konteyner Terminali 1’in, 550 metre uzunluğunda giriş kanalı, 18,5 metre derinliği ve 900 metreyi bulan rıhtım duvarıyla bu yıl içinde açılması planlanıyor. Terminalin yıllık kapasitesinin 1,5 milyon TEU’ya ulaşması öngörülüyor.

Geçtiğimiz yıl haziran ayında ise liman, ülkede bir ilk olma özelliği taşıyan, tamamen otomatik ve uzaktan kumanda edilen köprülü vinçlerin ilk sevkiyatını teslim aldı. Yetkililer bu gelişmeyi, Suudi limanları açısından ‘dönüm noktası’ olarak nitelendirdi.

rtfbr
(foto altı) Tamamen otomatik köprülü vinçlerin ilk sevkiyatı (NEOM)

Birkaç gün önce NEOM hesabından yapılan bir başka paylaşımda, limanın Kızıldeniz üzerinde stratejik bir merkez olarak tam kapasiteyle faaliyet gösterdiği vurgulandı. Açıklamada, farklı yük türlerinin yüksek verimlilikle yönetildiği, gelişmiş altyapı ve yüksek operasyon standartlarıyla desteklenen limanın; Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa ve Mısır’dan bölgeye uzanan ticaret akışını Körfez ülkeleri ve Irak pazarlarına bağladığı ifade edildi.

Oyunun kurallarını değiştiren yeni bir coğrafi merkez

Bu çerçevede, Kral Fahd Petrol ve Maden Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Abdullah el-Mir, NEOM Limanı’nın diğer Suudi limanlarından ayrışmasını sağlayan özgün bir coğrafi avantaja sahip olduğunu belirtti. El-Mir’e göre, Cidde İslam Limanı ve Kral Abdullah Limanı gibi büyük limanlar batı kıyısında, Kral Abdulaziz Limanı ile petrol limanları ise Arap Körfezi’nde yoğunlaşırken, NEOM Limanı ülkenin kuzeybatısında konumlanarak üç ana bölgenin doğal kesişim noktası haline geliyor: ‘Akdeniz ve Mısır üzerinden Avrupa, Suudi kara koridorları aracılığıyla Körfez ve kuzey hattı üzerinden Irak ile Ürdün’.

El-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bu konumun limana deniz ve kara taşımacılığını tek bir sistemde birleştiren ‘köprü liman’ rolü kazandırdığını ifade etti. Süveyş Kanalı’na yakınlığın yanı sıra, ülkenin kuzeyi ile Ürdün, Irak ve Kuveyt’ten Umman’a kadar uzanan modern kara yolu ağlarına bağlantının, limanın gelecekteki lojistik merkez konumunu güçlendirdiğini vurguladı. El-Mir, “NEOM Limanı yalnızca Cidde ya da Dammam ile rekabet etmiyor; özellikle Hürmüz Boğazı gibi geleneksel geçiş noktalarındaki gerilimler dikkate alındığında, bölgedeki lojistik haritayı değiştirecek yeni bir coğrafi eksen açıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu görüş, lojistik uzmanı Neşmi el-Harbi’nin değerlendirmeleriyle de örtüşüyor. El-Harbi, NEOM Limanı’nı mevcut limanlara rakip değil, Suudi Arabistan’ın lojistik sistemini tamamlayan ‘hayati bir unsur’ olarak tanımlarken, tamamen yenilenebilir enerjiye dayalı yapısının operasyonel verimliliği artırdığını ve projeyi sürdürülebilirlik alanında küresel ölçekte öncü konuma taşıdığını ifade etti.

Nakliye süresinde yüzde 50 tasarruf

Zaman tasarrufu açısından ise el-Mir, yeni koridorun geleneksel rotalara kıyasla taşıma sürelerini yüzde 50’den fazla azaltabileceğini belirtti. El-Mir, daha önce Körfez’deki varış noktalarına ulaşması 10 ila 12 gün süren sevkiyatların, bu hat üzerinden yalnızca 4 ila 6 gün içinde teslim edilebildiğini ifade etti. Bu hızlanmanın, Avrupa ile Mısır arasında ve ardından Mısır ile NEOM arasında kısa mesafeli deniz taşımacılığının, Suudi Arabistan içindeki hızlı kara taşımacılığıyla entegre edilmesinden kaynaklandığını vurguladı.

El-Mir’e göre bu dönüşüm yalnızca mesafenin kısalmasından ibaret değil; aynı zamanda limanlardaki bekleme sürelerinin azalması, prosedürlerin sadeleşmesi ve daha istikrarlı, daha az yoğun bir güzergâhın sağlanmasıyla da destekleniyor.

defgth
Koridor ağını gösteren harita (NEOM)

El-Harbi de Şarku’l Avsat’a bu verilerle örtüşen değerlendirmelerde bulunarak, söz konusu koridorun, çok modlu taşımacılığa dayanması sayesinde ‘tedarik zinciri verimliliğinde devrim’ niteliği taşıdığını belirtti. Mevcut jeopolitik zorluklar karşısında daha güvenilir ve esnek bir alternatif sunduğunu ifade etti.

Hangi yük türlerinin daha fazla fayda sağlayacağına ilişkin olarak ise iki uzman da zaman hassasiyeti yüksek ürünlerin öne çıktığı konusunda hemfikir. Buna göre hızlı tüketim malları, taze ve soğuk zincir gerektiren gıda ürünleri, tıbbi ve farmasötik ürünler, yedek parçalar, ileri teknoloji ekipmanları, yüksek değerli elektronik ürünler ve gelişmiş inşaat malzemeleri bu koridordan en çok yararlanacak kalemler arasında yer alıyor.

Deneyimden fiili uygulamaya

Altyapı hazırlığı açısından el-Mir, NEOM Limanı’nın ilk deneme aşamasını geride bıraktığını ve artık gerçek ticari hareketliliği destekleyebilecek kapasiteye ulaştığını belirtti. Bununla birlikte limanın operasyonel kapasite bakımından halen ‘kademeli büyüme’ sürecinde olduğunu vurgulayan el-Mir, planlanan genişleme projelerinin tamamlanmasıyla birlikte tesisin büyük bir bölgesel lojistik merkeze dönüşmesini bekliyor. El-Harbi de bu değerlendirmeye katılarak, limanın 2026 itibarıyla ileri bir operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını ve mevcut altyapısının bölgesel ticaret trafiğini karşılamak için yeterli olduğunu ifade etti. El-Harbi, özellikle beşinci ve altıncı nesil iletişim ağları, otomatik vinç sistemleri ve Suudi Arabistan iç bölgeleri ile komşu ülkelere bağlanan modern kara yolu ağı gibi unsurların limanın gücünü artırdığını dile getirdi.

Küresel taşımacılık şirketlerinin tutumuna ilişkin olarak el-Mir, Pan Marine ve DFDS gibi büyük uluslararası firmaların koridorun işletilmesine ana ortaklar olarak katılmasının, NEOM Limanı’na yönelik küresel ilginin izleme aşamasından fiili operasyon aşamasına geçtiğinin açık bir göstergesi olduğunu söyledi. Ancak limanın halen daha geniş ölçekte fizibilitesini kanıtlama sürecinde olduğuna da dikkat çekti.

El-Harbi ise bu ilgiyi, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dalgalanmalar karşısında daha güvenli ve güvenilir alternatifler arayışıyla ilişkilendirdi. Taşıma sürelerini kısaltma vaadi ve limanın yenilikçi teknolojik altyapısının, projeyi uluslararası ölçekte dikkat çeken yeni bir lojistik gerçeklik haline getirdiğini ifade etti.

Vizyon 2030’un stratejik bir ayağı ve Tebük için bir refah dalgası

Ulusal strateji ile proje arasındaki ilişki bağlamında el-Mir, PIF’ın 2026-2030 stratejisinin lojistik ve tedarik zincirlerini ekonomik çeşitlendirme çabalarının merkezine yerleştirdiğini belirtti. El-Mir’e göre NEOM Limanı ve yeni ticaret koridoru, Avrupa, Afrika ve Doğu Asya’yı Körfez ülkelerine kara ve deniz yoluyla bağlayan bir hat oluşturarak bu stratejinin doğrudan uygulama araçlarından biri niteliğini taşıyor. Bu yapı; Körfez ithalat ve ihracatına 60 güne kadar depolama ücreti muafiyeti sağlanması, Körfez ülkelerine ait tırların boş veya yüklü girişine izin verilmesi ve depolama ile yeniden dağıtım bölgeleri girişimi gibi politikalarla da destekleniyor.

Yerel düzeyde ise el-Mir, Tebük bölgesi ekonomisi üzerindeki etkinin büyük ve kademeli olmasını bekliyor. Limanın; operasyon, yük elleçleme ve deniz hizmetlerinde doğrudan istihdam yaratmasının yanı sıra kara taşımacılığı, depolama ve destekleyici lojistik hizmetlerde dolaylı iş imkânları sağlayacağı ifade ediliyor. Ayrıca liman çevresinde lojistik ve sanayi bölgelerinin kurulması için de yeni fırsatlar doğması öngörülüyor.

El-Mir, NEOM’un Irak, Ürdün ve Kuveyt’e yakın konumunun, bölgesel bir geçiş kapısı olarak rolünü güçlendirdiğini belirterek, bunun Tebük’ün yatırım çekiciliğini artıracağını ve bölgesel ticaretin merkezine yerleştireceğini ifade etti.


İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
TT

İran, ABD’ye karşı Hürmüz kılıcını tekrar çekti: Körfez ülkeleri endişeli

İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)
İran yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan geçişleri açmış ancak ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle gemi trafiğini tekrar sınırlandırmıştı (Reuters)

Körfez ülkeleri, ABD ve İran arasındaki olası ikinci tur müzakerelerin Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini pekiştirmesinden endişeleniyor.

Yetkililer ve analistler, İslamabad'da yapılması planlanan bir sonraki müzakerelerde Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ve İran'ın uranyum zenginleştirme programının gündemde olacağını düşünüyor.

Devrim Muhafızları'nın boğazdaki gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına getirmesi nedeniyle müzakerelerde İran'ın balistik füze programı ve bölgedeki Şii örgütlere desteği gibi konularsa ikinci plana atıldı.  

ABD ve İran, Pakistan'daki ilk tur müzakerelerde anlaşamayaınca Washington yönetimi, Hürmüz'ü ablukaya almıştı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, abluka kaldırılmadan ABD'yle müzakere etmeyeceklerini bildirdi. İki ülkenin tekrar ne zaman görüşeceği henüz belli değil.

Adlarının açıklanmaması şartıyla Reuters'a konuşan Körfez ülkelerinden yetkililer, Beyaz Saray'ın görüşmelerde ilerleme sağlayabilmek için Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyetini "zımnen kabul etmesinden" endişelenildiğini söylüyor.

Kaynaklardan biri şu ifadeleri kullanıyor:

Sonuçta Hürmüz kırmızı çizgi olacak. Daha önce bu bir sorun değildi. Artık bir sorun. Kurallar değişti.

Diğer yandan İran yönetimi, ABD ve İsrail'in uranyum zenginleştirmeyi sonlandırma talebini başından beri reddediyor. Tahran hükümeti, Washington ve Tel Aviv, uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması talebine de yanaşmıyor.

ABD ve İsrail'in saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta Amerikan basını, uranyumun İran dışına çıkarılması için ülkeye özel harekatçıların gönderilebileceğini yazmıştı. Ancak Washington yönetimi kara harekatı başlatılacağına dair bir açıklama yapmadı.

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de 8 Nisan'da X'ten yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı'nı "İran'ın nükleer silahı" diye niteleyerek Tahran'ın boğaz üzerindeki hakimiyetinin müzakerelerdeki önemine dikkat çekmişti.

İranlı bir yetkili de "İran coğrafyasına kök salmış, paha biçilmez bir hazine" diye nitelediği Hürmüz Boğazı kozuna ilişkin şunları söylüyor:

İran, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasını içeren bir senaryoya yıllardır hazırlanıyordu, bunun her adımı planlandı. Bu, İran'ın en etkili araçlarından biri haline geldi; güçlü bir caydırıcı unsur olarak işlev gören bir coğrafi avantaj.

Devrim Muhafızları'na yakın bir kaynak da Hürmüz Boğazı'nı "kınından çekilmiş bir kılıç" diye niteleyerek, dış güçlere karşı güçlü bir koz elde ettiklerini vurguluyor..

Analizde, Körfez ülkelerinin İran'a yönelik yaptırımları tamamen kaldırmaması için Washington'a uyarıda bulunduğuna da dikkat çekiliyor. Özellikle İran'ın balistik füze programı ve Şii milislere desteğinin Körfez için yarattığı risklerin en aza indirilmesi isteniyor.

Suudi Arabistan merkezli Körfez Araştırma Merkezi Başkanı Abdulaziz Sager, İran meselesinin ele alınmasının "farklı bir yaklaşım" gerektirdiğini belirtiyor:

ABD, bölgesel güvenliğin ayrılmaz bir parçası. Ancak bu, tek taraflı hareket etmek, bölgeyi sürece dahil etmeden tek başına harekete geçmek anlamına gelmiyor.

Independent Türkçe, Reuters, TASS, Tesnim