Irak’ta bir türbede meydana gelen göçükte mahsur kalanların kurtarılması için seferberlik başlatıldı

Sivil Savunma 3 çocuğu kurtardı ve enkazın altından 4 ceset çıkardı.

Kurbanlardan birinin yakınları çöken türbedeki kurtarma ekiplerinin yanında görülüyor (Reuters)
Kurbanlardan birinin yakınları çöken türbedeki kurtarma ekiplerinin yanında görülüyor (Reuters)
TT

Irak’ta bir türbede meydana gelen göçükte mahsur kalanların kurtarılması için seferberlik başlatıldı

Kurbanlardan birinin yakınları çöken türbedeki kurtarma ekiplerinin yanında görülüyor (Reuters)
Kurbanlardan birinin yakınları çöken türbedeki kurtarma ekiplerinin yanında görülüyor (Reuters)

Irak’ta kurtarma ekipleri, ülkenin güneyindeki Kerbela vilayetinde kum tepesinin bir türbenin üzerine çökmesinin ardından enkaz altında kalan 4 kişinin cesedini çıkardı. Sivil Savunma ekipleri iş makineleri ve ekipmanlarla bölgede mahsur kalanları çıkarmak için çalışmalara devam ediyor. Çok sayıda Iraklı ve özellikle Kerbela vilayetindeki vatandaşlar enkaz altında mahsur kalanlara yönelik kurtarma faaliyetlerini endişeyle takip ediyor.
Sivil Savunma kaynakları iki çocuğu kurtarmayı ve enkazın altından çıkarmayı başardıklarını ve 4 ceset çıkardıklarını söyledi. Kaynaklar en az 8 kişinin hâlâ enkaz altında mahsur kalmış olabileceğinden bahsediyor. Bazı kaynaklar ise enkaz alanında çok sayıda kayanın ve çöken inşaata ait molozların olmasından dolayı geri kalanları sağ çıkarmanın zor olduğunu belirtiyor. Kattarat’ül İmam Ali türbesi, Kerbela’nın batı çölünde ve şehir merkezine yaklaşık 28 kilometre uzaklıktaki Er-Rezzaze Gölü yakınında bulunan bir su kaynağından ibaret.
Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Pazar günü yaptığı açıklamada, Kattarat’ül İmam Ali türbesindeki göçük olayında mahsur kalanların kurtarılması için tüm çabaların seferber edilmesi gerektiğini vurguladı. Salih, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Mukaddes Kerbela’daki Kattarat’ül İmam Ali (Aleyhisselam) türbesinde meydana gelen göçükte halkımızın yaşadığı feci olayı üzüntüyle öğrendik. Kahraman Sivil Savunma ekipleriyle ve mahsur kalanların kurtarılmasında ve onlara yardım edilmesinde gönüllü olanların yanındayız. Diğer mahsur kalanların kurtarılması için çabalar seferber edilmeli” dedi.
Cumhurbaşkanı Salih’in açıklamasının ardından Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Kazımi’nin göçük olayını takip ettiği, yaralıların güvenliğinin sağlanması ve enkaz altında mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için İçişleri Bakanı’na kurtarma çalışmalarını olay yerinde sahada ve doğrudan yönetme talimatı verdiği ve Sivil Savunma ile sağlık birimlerini alarm durumuna geçirdiği belirtildi. Açıklamada, Başbakan Kazımi’nin Kerbela Valisi ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde sivil savunma ekiplerinin hızlı müdahalesinin ve görevlerini en iyi şekilde yerine getirmelerinin önemini vurguladığı ifade edildi.
Kerbela’dan Jeolog Sabah Hasan Abdulemir, Facebook sayfasında yaptığı paylaşımda, “Türbe, Er-Rezzaze çöküntü gölünü oluşturan düz bir bölgede yer alıyor. Bu bölge Er-Rezzaze Gölü seviyesinden 7-8 metre yüksekliğindeki tepelerle çevrili. Bu tepeler, arasında kireçtaşı dilimleri ve ayrıca kum tabakalarının bulunduğu kumtaşı tabakalarından oluşuyor. Tepeler üstten ve yanlardan rüzgâr yoluyla erozyona maruz kalıyor. Er-Rezzaze Gölü’ndeki su seviyesi yükseldiğinde kireçtaşı dilimleri ayrışıyor ve eriyor. Bu bölgedeki su kaybının nedeni, yağmur suyunun kumdaki çatlakların arasına sızması ve El-Kattara denilen bölgede tepenin eteğinden çıkmasıdır. Yazın bölgede sular kesiliyordu” ifadelerini kullandı.
Abdulemir, paylaşımın devamında şunları kaydetti:
“Çobanlar rahat olması ve güneşin sıcağından koruduğu için eskiden hayvanlarını bölgede otlatırdı. Ayrıca El-Rezzaze Gölü rıhtımında rıhtımına bulunan kum veya kalkerlerin nakliyesini yapan sürücüler bölgeyi dinlenme ve bekleme yeri olarak kullandılar. Bu yer 3'e 3 metre ölçülerinde bir platformdan ibaretti. Bu yerin yanında topraktaki nem yüksek olduğunda her zaman düşen bir hurma ağacı yetişirdi. Son göçüğün sebebi, türbeyle ilgili son projenin sahibinin su tahliyesinin devamlılığını sağlamak için boruları tepelerin altından geçirmesiydi. Bu durum, bölgedeki suyun çekilmesiyle birlikte bölgedeki toprağın çökmesine sebep oldu. Bu toprağın üzerine betonarme bir yapı inşa edildi. Kaygan toprak tabakaları bu ağırlığı taşıyamadı ve çöktü.”
Kerbela’daki Şii Vakfı, türbede meydana gelen göçüğün sorumlusu olduğu iddiasını yalanladı. Vakıf Müdürü Faris et-Tayyar, yerel Şafak News haber ajansına yaptığı açıklamada, “Ne türbenin toprağı ne de üzerindeki tesis Şii Vakfı’na ait değil ve vakıfta kayıtlı değil. Bu, vakfın onayı olmayan bir bina. Bu olayın sorumluluğu tesisi inşa eden ve işleten kişiye aittir. Kattarat’ül İmam Ali türbesi özel mülkiyettir ve içinde mezar bulunmuyor. Bunun ispatı için ilişki sahiplerinin gözden geçirilmeli. Türbe olduğu kanıtlanırsa resmi makamlara başvurulur ve üzerine kurulu olduğu arazi kamulaştırılır. Dolayısıyla da Şii Vakfı Divanı’nın denetimi, idaresi ve koruması söz konusu olur” dedi.
Son yirmi yılda birçok türbe, tarihi yönden doğru olmamalarına rağmen, dikkat çekici bir şekilde Irak’ın güney ve orta kesimlerine yayıldı. Birçok vatandaş bazı kişilerin para kazanmak için bu türbeleri istismar ettiklerine inanıyor.



İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
TT

İki Guta’nın Düşmanı’nın itirafları: Hedefleri rastgele vurduk… Bombalama emirleri Esed’den geliyordu

 ‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan
‘İki Guta’nın Düşmanı’ lakaplı pilot Mizer Suvan

Suriye İçişleri Bakanlığı dün akşam, ‘İki Guta’nın Düşmanı’ olarak bilinen Mizer Suvan’a ait itirafları içeren bir video yayımladı. Suvan, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık dahil olmak üzere uluslararası yaptırım listelerine alınmıştı ve Doğu Guta ile Batı Guta’ya yapılan hava saldırılarından sorumlu tutuluyordu.

Söz konusu video, daha önce rejim güçlerinde görev yapmış 3 eski pilotun sorgularını içeriyor. Bu 3 pilottan biri olan Suvan, hava saldırılarına dair emirlerin Beşşar Esed’den geldiğini doğruladı.

Videoda Suvan’ın yanı sıra, Abdulkerim Aliya ve Rami Süleyman yer aldı.

Suvan, askeri alanda çeşitli görevlerde bulunmuş ve özellikle Dumeyr Hava Üssü’nde 20. Hava Tümeni’nin komutanlığını yapmıştı. Esed’in devrilmesinin ardından, Guta’daki halk ayaklanmalarına karşı savaş uçaklarıyla düzenlenen saldırılara dair emir veren kişiler arasında yer alıyordu. Guta yıllarca muhalif grupların en önemli kalesi olarak biliniyordu.

Suvan’ın, geçtiğimiz haziran ayında, devrik yönetim sonrasında başlayan tutuklamalar çerçevesinde gözaltına alınması, eski rejim üyeleri ve Esed ailesine yakın isimleri kapsayan bir dizi tutuklamanın parçasıydı. Bu tutuklamaların en sonuncusu, Beşşar Esed’in kuzeni ve uyuşturucu ticaretine karıştığı iddia edilen isimlerden biri olan Vesim Esed’di.

Kameraya kaydedilen sorgulamada Suvan, “Bombardıman emri bize Beşşar Esed’den geliyordu” dedi.

dvevf
15 Aralık 2024’te çekilen bu fotoğrafta, Doğu Guta’daki Suriye kasabası Cuber’de yıkılmış binalar görülüyor. (AFP)

Suvan açıklamalarına şöyle devam etti: “2013’ün başlarında, savaş uçakları güneydeki geniş bölgeleri, özellikle Dera ve Guta’yı bombalamaya başladı. Bazı pilotlar ise özel ayrıcalıklara sahipti ve bu onlar için farklı bir statüydü.”

Bombalama emirlerinin nasıl alındığına dair ise “Emirler, faks yoluyla iletiliyordu. Faksla, uçuş sayıları ve koordinatlar belirleniyor, ardından bu emirler hava üslerine dağıtılıp uygulanıyordu” dedi.

Suvan, pilotların görevlerini ‘hedefleri bilmeden ve rastgele’ yerine getirdiklerini de belirtti. Bir soru üzerine “Hedefi bilmiyordum, seçmedim. Sadece verilen emirleri yerine getiriyordum, çünkü reddedemezdim. Reddedersem, hem benim hem de ailemin sonu idam olurdu” şeklinde konuştu.

yju
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

Birleşik Krallık, ‘Beşşar Esed rejiminin politikalarına hizmet eden’ Mizer Suvan’ı Suriye’ye yönelik yaptırım listesine dahil etti.

AB de Suvan’ı, ‘sivillere yönelik şiddetli baskı uygulamakla, özellikle de sivil alanlara hava saldırıları düzenlemekle’ suçladı.

Diğer taraftan Suriyeli pilot Rami Süleyman, Duma’ya iki vakum bombası attığını anlattı. Süleyman, “Ne içerdiğini bilmiyordum, belki kimyasal bombalardı. Guta üzerinde 50 metre yükseklikten uçtum, bir insansız hava aracı (İHA) da saldırıyı kaydediyordu… Ertesi gün, medyada kimyasal saldırı haberi yayıldı” ifadelerini kullandı.

fdvfv
2013’teki kimyasal saldırıda hayatını kaybeden eşinin fotoğrafını taşıyan Suriyeli bir kadın… Geçtiğimiz ağustos ayında düzenlenen anma töreninden (EPA)

21 Ağustos 2013’te gerçekleşen ve rejim güçlerine atfedilen kimyasal saldırıda, bin 400’den fazla kişi hayatını kaybetmiş, 10 binden fazla kişi ise yaralanmıştı. Çoğu kurban, çocuklar ve kadınlar olarak kayıtlara geçti.

Birleşmiş Milletler’in (BM) o dönemdeki Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarafından 16 Eylül 2013’te yayımlanan raporuna göre, “Kimyasal silahların, Suriye’deki çatışmada, özellikle sivillere ve çocuklara karşı yaygın şekilde kullanıldığı” sonucuna varıldı. Raporda, bu bulguların kesin ve tartışmasız olduğu vurgulandı.


ABD, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’ye temkinli destek verdi

Görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (Hükümet medyası)
Görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (Hükümet medyası)
TT

ABD, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Zeydi’ye temkinli destek verdi

Görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (Hükümet medyası)
Görevden ayrılan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’yi kabul etti. (Hükümet medyası)

ABD, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali ez-Zeydi’ye temkinli destek verdi. Bu destek, yeni kabinenin oluşturulması sürecinde silahlı grupların etkisi ve bu gruplarla bağlantılı isimlere yönelik Amerikan yaptırımları gibi zorlukların arttığı bir dönemde geldi.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği bugün yaptığı açıklamada, Zeydi’nin ‘tüm Iraklıların beklentilerini karşılayabilecek bir hükümet kurma’ çabalarını desteklediğini belirtti. Açıklamada ayrıca, ülke egemenliğinin korunması, güvenliğin güçlendirilmesi, terörle mücadele ve istikrarlı bir ekonomi inşası gibi hedeflere verilen desteğin altı çizildi.

Bu tutum, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin Zeydi’yi aday göstermesinin ardından geldi. Süreç, Muhammed Şiya es-Sudani ve Nuri el-Maliki’nin çekilmesiyle şekillendi ve 2025 sonlarında yapılan seçimlerden bu yana yaklaşık beş aydır süren siyasi krizin sona ermesini sağladı.

Grupların etkisi

Siyasi kaynaklara göre Zeydi, hükümeti kurma görevini, kabine oluşumunda bağımsızlığa ilişkin bazı şartlar ileri sürdükten sonra kabul etti. Bu şartlar arasında, silahlı grupların bakanlar kurulundaki etkisinin sınırlandırılması ve hükümet üyelerini doğrudan müdahale olmaksızın seçebilme yetkisi yer alıyor.

fdv fdsvdf
Ali ez-Zeydi’nin yeni Irak hükümetini kurma görevini üstlendiği an (Irak Cumhurbaşkanlığı)

Zeydi’nin ofisinden bu koşullara ilişkin kamuoyuna açık resmi bir doğrulama yapılmazken, Koordinasyon Çerçevesi, başbakana kabinesini belirlemesi için alan tanındığını açıkladı ve liyakat ile dürüstlük kriterlerinin esas alınacağını vurguladı.

Silahlı grupların rolü, özellikle bazı liderlerinin Amerikan yaptırımlarıyla bağlantılı olması nedeniyle, Irak siyasetinde hassas bir başlık olmayı sürdürüyor.

Yaptırımların bağlamı

ABD Hazine Bakanlığı, ABD çıkarlarını ve Irak’taki istikrarı tehdit eden faaliyetler suçlaması kapsamında bazı silahlı grup liderleri hakkında bilgi sağlayanlara mali ödül verileceğini duyurdu. Bu isimler arasında, Ketaib Hizbullah lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, Ketaib Seyyid eş-Şuheda lideri Ebu Ala el-Velai ve Ensarullah el-Evfiya lideri Haydar el-Garavi yer alıyor.

Analistler, bu güvenlik bağlamının, Zeydi’nin görevini daha da karmaşık hale getirdiğini belirtiyor. Zeydi’nin, iç siyasi aktörlerin talepleri ile uluslararası toplumun beklentileri arasında denge kurmaya çalıştığı ifade ediliyor.

Siyaset bilimi profesörü Yasin el-Bekri, ABD’nin tutumunun ‘süreci izleme kaydıyla itiraz etmeme’ anlamına geldiğini belirterek, Washington’un özellikle silahların devlet kontrolünde toplanması ve güvenlik kararlarının tek elde olması gibi konulara odaklandığını söyledi.

Talib Muhammed Kerim ise ABD desteğinin ‘artan bir pragmatizmi yansıttığını’ ifade ederek, kabul kriterinin artık hükümetin kimliğinden ziyade performansına bağlı olduğunu dile getirdi.

Kerim, bu desteğin ‘bölgesel denge ve güvenlik iş birliği alanlarında performansın test edilmesine dayalı koşullu bir kabul’ olarak değerlendirilebileceğini kaydetti.

Irak Cumhurbaşkanı Nizar Amedi, uzun süren siyasi tıkanıklığın ardından Zeydi’yi hükümeti kurmakla resmen görevlendirmişti. Gözlemcilere göre, Zeydi’nin başarısı; silahlı gruplar da dahil olmak üzere siyasi güçlerin etkisi ile özellikle ABD kaynaklı uluslararası baskılar arasında hassas bir denge kurabilmesine bağlı olacak. Irak’ın devam eden güvenlik ve ekonomik zorlukları da bu süreci belirleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Hükümet kurma görüşmeleri başlarken, silahlı grupların kabinede yer alıp almayacağı ve Amerikan yaptırımlarının etkileri, yeni hükümetin yapısını ve dış ilişkilerinin niteliğini belirleyecek başlıca dosyalar olarak öne çıkıyor.


Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Avn'ın müzakere pozisyonlarına geniş destek

Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Avnn, Riachi'yi Geagea'dan gelen bir elçi olarak kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail ile müzakerelere ilişkin tutumu ve Hizbullah’ı dış çıkarlar uğruna Lübnan’ı savaşa sürüklemekle suçlayan açıklamalarının ardından içeriden geniş bir destek gördü.

Milletvekili Melhem Riachi, Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca’nın desteğini aktararak, cumhurbaşkanlığının yaklaşımıyla tam uyum içinde olduklarını belirtti ve “Sayın Cumhurbaşkanı’nın attığı adımlara ve yürüttüğü çalışmalara tam destek veriyoruz” dedi.

Kataib Partisi ise Avn’ın tutumunun, Lübnanlıların Hizbullah’ın hâkimiyetine karşı duruşunu yansıttığını ifade etti. Parti, ateşkesin sağlanması, İsrail’in çekilmesi ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için Arap ve uluslararası destekli müzakere sürecinin önemine dikkat çekti.

Bu gelişmeler, İsrail’in Hizbullah’ın yeni insansız hava araçlarından (İHA) duyduğu endişenin arttığı bir dönemde yaşandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, füze ve İHA tehditlerine karşı uyarıda bulunarak, bu tehditlerle askeri ve teknolojik yöntemlerin birlikte kullanılmasıyla mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail’in Güney Lübnan’daki askeri operasyonları sürerken, İsrail ordusu dün akşam Kantara bölgesinde “Hizbullah’a ait” olduğunu öne sürdüğü bir tünele yönelik büyük bir saldırı gerçekleştirdi. Patlamanın, bölgede şiddetli sarsıntılara yol açtığı bildirildi.