Yüksek Yargı Konseyi ‘Sadr’ın ve Seraya es-Selam’ın terör listesine alınması için talepte bulunduğu’ iddiasını yalanladı

13 hakimin Mukteda es-Sadr ve ona bağlı Seraya es-Selam isimli silahlı grubun terör listesine alınması için BM Güvenlik Konseyi ve Uluslararası Adalet Divanı’na talepte bulunduğu iddia edildi.

Sadr destekçileri Bağdat’taki Yüksek Yargı Konseyi binası yakınında gösteri düzenliyor (EPA)
Sadr destekçileri Bağdat’taki Yüksek Yargı Konseyi binası yakınında gösteri düzenliyor (EPA)
TT

Yüksek Yargı Konseyi ‘Sadr’ın ve Seraya es-Selam’ın terör listesine alınması için talepte bulunduğu’ iddiasını yalanladı

Sadr destekçileri Bağdat’taki Yüksek Yargı Konseyi binası yakınında gösteri düzenliyor (EPA)
Sadr destekçileri Bağdat’taki Yüksek Yargı Konseyi binası yakınında gösteri düzenliyor (EPA)

Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, 13 hakimin Mukteda es-Sadr ve Sadr Hareketi’nin silahlı kanadı Seraya es-Selam’ın ‘uluslararası terör listesine’ alınması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile Uluslararası Adalet Divanı’na talepte bulunduğu iddiasını yalanladı. Bu iddia, Sadr destekçilerinin Yüksek Yargı Konseyi binası önünde gösteri düzenleyip çadır kurmasının ardından gündeme geldi.
Yargı Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, bir grup hakimin 23 Ağustos 2022’deki olaylarla ilgili uluslararası mahkemelere şikayet başvurusunda bulunduğu iddiası yalanlandı. Açıklamada, Yargı Konseyi’nin yürürlükteki Irak kanunları uyarınca her türlü davaya bakacak güce ve yetkiye sahip olduğu vurgulandı.
Sadr destekçilerinin Yargı Konseyi binası önündeki protestolarının ardından bazı sosyal medya hesapları Iraklı 13 hakimin Mukteda es-Sadr ve Sadr Hareketi’nin silahlı kanadı Seraya es-Selam’ın uluslararası terör listesine alınması için BMGK ile Uluslararası Adalet Divanı’na talepte bulunduğu iddiasını dolaşıma koydu. Sosyal medya hesaplarının paylaştığı talep metninde aralarında istihbaratla ilgili davalarına bakan hakimler de dahil olmak üzere şu isimler yer aldı: Tayf Rezic el-Muhami, Abdullahi Nasır Cuma, Muhif Ferhud Muhaybis, Cuma Cuma Duheym el-Meşhedani. Talep metninde, yasalara saygı duymayan ve halktan korkmayan barbar bir silahlı grubun Yargı Konseyi binasını hedef almasının ülkenin ve yargının prestijine zarar verdiği vurgulandı. Söz konusu silahlı grubun yargı binası önündeki eyleminin Başbakan Mustafa el-Kazımi ve Yargı Konseyi binasının güvenliğinden sorumlu güvenlik birimleri arasındaki işbirliği kapsamında gerçekleştirildiği belirtilen metinde Kazımi ve güvenlik birimlerinin bunu engellemekte yetersiz kaldığı ifade edildi.

Metinde şunlar kaydedildi:
“Biz, Irak mahkemelerinde görev yapan bir grup hakim olarak, hükümetin yargıyı ve mensuplarını koruyamadığı bir ortamda hakimleri bizzat tehdit ettiği, yargıyı tehdit ettiği ve yargının saygınlığına zarar verdiği gerekçesiyle Mukteda Muhammed Sadık es-Sadr ve silahlı grubu (Seraya es-Selam) hakkında Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi'ne suç duyurusunda bulunmaya ve karar verdik. Uluslararası Adalet Divanı ve BM Güvenlik Konseyi'nden Mukteda es-Sadr ve Seraya es-Selam’ı küresel terör listesine almasını talep ediyoruz.”
Yargı Konseyi, Sadr ve Seraya es-Selam hakkında böyle bir şikayet başvurusu yapıldığı iddiasını yalanlarken, çeşitli yargı kaynakları ise söz konusu metni teyit ederek, bu adımın Sadr’ın Yargı Konseyi’ne yönelik açık ihlaline karşı verilen bir yanıt nitelediğinde olduğunu belirtiyor. Şarku’l Avsat’a konuşan konuya yakın bir kaynak, “Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan, Sadr destekçilerinin gösterilerini ve oturma eylemlerinden faydalanarak, bu eylemleri bizzat kendisini değil de tüm yargı otoritesini hedef almış gibi yansıttı. Yargı Konseyi Başkanı Sadr destekçilerinin oturma eyleminden sonra yargı ve mahkemelerin çalışmalarını askıya alma kararı çıkardı. Bu kararı çıkarmak Yargı Konseyi Başkanı’nın yetkisi dahilinde değil. Nitekim Sadr destekçileri protestolarıyla diğer mahkemeleri hedef almadı ve sadece Yargı Konseyi ve Başkanı’na odaklandı. Yargı Konseyi Başkanı muhtemelen yetkisi dahilinde olmadığı için söz konusu kararından geri adım attı” dedi.
Sadr destekçileri ile Yargı Konseyi arasında yaşanan gerginlik kapsamında, Sadr’a yakın basın yayın kuruluşları ülkenin güneyindeki Meysan vilayetinde bulunan Temyiz Mahkemesi Başkanı Haydar Hanun Zayer’in sert bir dille eleştirildiği haberler yayınladı. Nitekim Zayer, Yargı Konseyi’ne sert açıklamalar yapan Sadr Hareketi’nin yönetici kadrosundaki bazı isimler hakkında tutuklama kararı çıkardı. Sadr Hareketi çevreleri Zayer’in Meysan’da 12 tutuklama kararı çıkardığını söylüyor. Sadr’a yakın basın yayın kuruluşları Hakim Zayer’i, Sadr’ın siyasi rakibi Koordinasyon Çerçevesi ile işbirliği yapmakla suçladı ve Zayer’in Ekim 2021’deki seçimlerde Fetih Koalisyonu’ndan aday olduğunu gösteren seçim afişlerini yayınladı. Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu Koordinasyon Çerçevesi çatısı altında bulunuyor.
Irak yargısı önceki gün yargıyı tehdit etme suçlamasıyla Sadr Hareketi’nin 3 yöneticisi (Eski Milletvekili Sabah es-Saidi, Şeyh Muhammed es-Saidi ve milletvekilliğinden istifa eden Gayib el-Umeyri) hakkında tutuklama kararı çıkardı.
Yüksek Federal Mahkeme’nin Nisan ayında yayınladığı ‘cumhurbaşkanı seçimi oturumuna Meclis üyelerinin üçte ikisinin katılması’ şartını getirmesi Sadr Hareketi ile Federal Mahkeme arasındaki ilişkilerin zarar görmesine neden oldu. Zira Mahkeme’nin getirdiği şart Sadr Hareketi’nin hükümet kurmasının önünde engel teşkil etti. Bu yönüyle bu şartın Koordinasyon Çerçevesi’nin lehine olduğu değerlendiriliyor. Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) üyesi ve Eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, dün Twitter hesabından paylaştığı mesajda, “Tarih şahittir! Sadr Hareketi ve Egemenlik Konseyi ile görüşmelerimiz sırasında KDP çoğunluk hükümetinin kurulması ve yargıda reform yapılması maddesinin en büyük blok anlaşmasına eklenmesini önerdi. Sadr Hareketi’nin tutumu ise ‘biz yargıyı siyasete alet etmeyiz çünkü yargı tarafsızdır ve bize haksızlık etmez’ şeklinde oldu. Fakat bunu takip eden Federal Mahkeme kararları Sadr Hareketi’nin çoğunluk hükümeti kurma planını engelledi ve mevcut tıkanıklığa neden oldu” diye yazdı.



Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
TT

Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor

Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)

Irak’ta (Şii) Koordinasyon Çerçevesi’nden kaynaklar dün, başbakanlığa aday isim konusunda karar verme aşamasına yaklaştıklarını ve adayı Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'ye sunarak görevlendirme sürecini başlatacaklarını açıkladılar. Öte yandan tahminlerin çoğu, mevcut geçici hükümetin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ikinci bir dönem için yeniden aday gösterilebileceğine işaret ediyor. Bu durum geçtiğimiz ocak ayı sonlarında ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘vetosu’ ile karşılaşan Hukuk Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'nin adaylığından vazgeçileceği anlamına geliyor.

Buna rağmen kaynaklar, Baas Partisi'nin Kalıntılarının Ortadan Kaldırılması Komisyonu Başkanı Asim el-Bedri gibi ‘uzlaşmacı bir isim’ seçme olasılığı olduğuna da işaret ettiler. Ayrıca eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin adı da olası bir aday olarak gündemde.

Koordinasyon Çerçevesi'nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ABD ile İran arasındaki ateşkes dönemini hükümetin kurulması meselesini çözmek için değerlendirmeye çalıştığını ve bunun çok yakın bir zamanda yapılacak bir toplantıda gerçekleşmesinin olası olduğunu belirtti.


Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
TT

Çin Cumhurbaşkanı, Arap dünyasıyla ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan arasındaki görüşmeden (Reuters)

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, dünyada yaşanan benzeri görülmemiş değişimler ışığında, Çin ile Arap dünyası arasında daha güçlü ve dinamik bir ortaklık çağrısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre medya haberleri, Şi'nin Pekin'i ziyaret eden Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayid el Nahyan'a, dünyanın barış ve savaş, birlik ve çatışma gibi seçeneklerle karşı karşıya olduğu bir dönemde daha fazla koordinasyon ve iş birliğine ihtiyacı olduğunu söylediğini belirtiyor.

Abu Dabi Veliaht Prensi'nin ziyareti, Washington ve Tahran arasında haftalar süren İran savaşını sona erdirmek için yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bölgede artan gerilim dönemi ile eş zamanlı olarak gerçekleşiyor.


Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyor

Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
TT

Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyor

Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)

Aya Salame, bir buçuk yıl boyunca aynaya bakmaktan kaçındı; sokağa çıkabildiği zamanlarda bile yüzünün yarısından fazlasını örtüyordu. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısında yüzü tamamen deforme olan Aya, hayatının normale döneceği umudunu hiç kaybetmedi.

33 yaşındaki Aya Salame, yaralanmasının ardından yaşadığı acıları, Mısır'daki tedavi sürecini ve bir kadın olarak yüzüne kavuşma hayalini anlatıyor. Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, 7 Aralık 2023'te Gazze'nin kuzeyinde İsrail'in ateş hattında yaralandığını söylüyor.

Ve devam ediyor: “Tamamen yandım ve ateş göğsüme sıçradı.”

Çifte acı

Gazze’li bayan, yangından kurtulduğunu anlatıyor; hastanede etrafındaki herkes ondan şehadet getirmesini istiyor; çünkü alevlerin yüzünü ve göğsünü ciddi şekilde tahrip etmesinden sonra, herkes onun ömrünün sayılı günleri kaldığını düşünüyordu.

Aya, el-Şifa Hastanesinde 40 gün yoğun bakımda kaldı. “Gazze’deki durum çok zordu. Gazlı bezimiz ya da pansuman malzememiz yoktu. İlk birkaç gün boyunca pansuman değiştirmek için elimizde sadece en temel araçlar vardı” diyor. Altı aydır evinden çıkamadığı için hemşire olan komşusunun yaralarını temizlemesine yardım etmek üzere gönüllü olduğunu belirtiyor. “Tek bir adım bile atamıyordum, temiz hava bile alamıyordum” diyor.

Aya Salame sağ gözünü ve yüzünü kaybetti; durumuna duyduğu üzüntü nedeniyle felç geçirdi. Ancak oğlu Hamid onu görüp tanımadığında, acısının katlanarak arttığını söylüyor. Acıyla şöyle anlatıyor: «Çocuklarım benden korktu. Oğlum ‘Bu anne değil’ dedi.»

Aya Salame, Gazze’de dışarı çıkabilecek duruma geldikten sonra bile dışarı çıkmaktan kaçınıyordu ve dışarı çıktığında yüzünü örtüyordu. Şöyle devam ediyor: “İnsanlar bunun savaş yarası olduğunu biliyordu. Gözlerim bir perdeyle kapalıydı ve bir yıl üç ay boyunca aynaya hiç bakmadım.”

Tıbbi olarak büyük zorluk

Mısırlı plastik cerrah ve danışman Doktor Mahmud el-Desuki ile mikroskobik cerrahi uzmanı için Gazze Savaşı'nın yol açtığı ilk vaka değildi. El-Desuki Şarku’l Avsat’a, savaşta yaralanarak deformasyona uğrayan onlarca vakayla ilgilendiğini, ancak “Aya'nın vakasının büyük ve karmaşık bir zorluk oluşturduğunu” belirtiyor.

Doktor şöyle diyor: “Aya’nın yaralanması çok şiddetliydi, özellikle yüzünün sağ tarafında; yanak, yanak kasları, deri ve yedinci sinir tamamen deforme olmuştu; ayrıca yüzünde şarapnel parçaları da vardı. Tüm bunlar dokuların nekrozuna ve yaralı gözün çevresinde iltihaplanmaya neden oldu.”

Doktor, bir göz hastalıkları uzmanıyla iş birliği içinde durumu değerlendirdikten sonra, tedavi aşamalarının sayısını azaltmak amacıyla kapsamlı bir cerrahi müdahaleye başlanmasına karar verildiğini ifade etti. İlk ameliyat 8 ila 10 saat sürdü ve deri greftleri kullanılarak göz kapaklarının onarılması, lokal dokuların hareket ettirilmesi yoluyla yanağın yeniden yapılandırılması, kasların ve yüz sinirinin onarılması girişimi ile ağzın doğal haline yakın olarak yeniden şekillendirilmesini içeriyordu.

Ameliyata çok disiplinli bir tıbbi ekip katıldı. Tedavi ekibinin açıklamasına göre bu aşama en önemli ve en zor aşama olarak tanımlandı. Bunu, bir yıl boyunca devam eden tamamlayıcı aşamalar izledi. Bu aşamalar, mümkün olan en iyi sonuca ulaşmak amacıyla, protez gözün görünümünü iyileştirme, yağ enjeksiyonu, lazer seansları ve fizik tedavi gibi işlemleri içeriyordu.

Doktorun resmi sayfası, «X» platformu ve «Facebook» üzerinden takipçilerin, Aya’nın ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarına gösterdiği tepkilerle ilgili olarak doktor şöyle diyor: “Vaka Gazze'den ve savaş yaralanması olduğu için ameliyat öncesi ve sonrası arasındaki büyük görünüm farkı ve elbette yüzünde doğrudan meydana gelen yaralanma nedeniyle, bu durum insanların vakaya daha fazla tepki vermesine neden oldu. Bazı insanlar görünümdeki değişikliği ‘iğrenç’ olarak nitelendirdi.”

Mısırlı doktor, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tür ameliyatların bazı ülkelerde nadir sayılabileceğini, ancak daha karmaşık yaralanmalar da dahil olmak üzere birçok vakada yerel olarak yapıldığını belirtiyor. Doktor, Aya'nın yüzü için daha iyi bir sonuç elde etme konusunda “estetik cerrahların hırsı” olarak tanımladığı şeyi hayal etmeye devam ederken, kadının hayali ise çocuklarını tekrar kucağında görmek. Aya şöyle diyor: “Yaralanmam kolay değildi... Aylarca acı çektim. Ama tek hayal ettiğim şey, çocuklarımın kucağıma dönmesi.”