İstihbaratçılar: Dugina suikastı Ukrayna’nın işi değil

Ukrayna’da kimse Dugin’i ve kızını tanımıyor. Peki, kızını öldürmenin ne anlamı var?

Alexander Dugin kızı Darya Dugina’nın cenazesinde (AP)
Alexander Dugin kızı Darya Dugina’nın cenazesinde (AP)
TT

İstihbaratçılar: Dugina suikastı Ukrayna’nın işi değil

Alexander Dugin kızı Darya Dugina’nın cenazesinde (AP)
Alexander Dugin kızı Darya Dugina’nın cenazesinde (AP)

Güvenlik uzmanları, suikastın arkasında Rusya içerisinden bir tarafın olabileceğini belirtti.
Rus yetkililer, geçen hafta sonu gazeteci Darya Dugina’nın ölümüne neden olan bombalı araç saldırısından Ukrayna’yı sorumlu tuttu. Ancak Fransız haber ajansı AFP’ye göre güvenlik uzmanları, “Kiev’in böyle bir saldırı düzenleyebilecek olmasına rağmen, bu ihtimal pek olası değil” diyor.
Cumartesi günü Moskova dışında öldürülen 29 yaşındaki Darya Dugina, altı ay önce Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından başlatılan Ukrayna’yı işgal girişiminin ateşli destekçisi olan aşırı milliyetçi Aleksandr Dugin’in kızı. Kiev, Rusya güvenlik birimlerinin ‘cinayetin Dugina’nın izini sürmek ve ortadan kaldırmak için gönderilen ve daha sonra Estonya’ya kaçan Ukraynalı bir kadın tarafından gerçekleştirildiği’ yönündeki iddialarını yalanladı. Ukraynalı bir istihbarat yetkilisi, “Rusya’ya 400 gram TNT sokabilir misiniz? Teoride evet. Bomba yerleştirebilir misiniz? Evet. Ama daha büyük soru, bunun ne anlamı olur? Ukrayna’da kimse Dugin’in kim olduğunu bilmiyor. Kim kızına karşı bir şey yapabilir ki.? Onu öldürmek anlamsız” açıklamasında bulundu.
Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinden bu yana Ukrayna, gelecek gerginliklere hazırlanmak için casusluk ağları kurarak Rusya’ya karşı gizli bir savaş yürütüyor. Paris’teki Cnam düşünce kuruluşundan uluslararası istihbarat uzmanı Gerald Arbois konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi:
“Mart ayından bu yana Rusya’da Ukraynalı lojistik ve operasyonel ağlar olduğunu düşünüyorum. Sınırın diğer tarafında Ukraynalılar var. Ancak bu tür bir saldırı için onu takip edecek bir keşif ekibine ve ardından bir infaz timine ihtiyacınız olacak. Bir otomobili havaya uçurmak için iki veya üç kişiye ihtiyaç var. Hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz.”
Rus güvenlik birimlerinin son yıllarda Ukrayna ağlarını dağıttığına dikkat çeken Arbois, Ukrayna’nın yerel Rus muhalefet gruplarıyla müdahale gerçekleştirebileceğini belirtti. Ayrıca Ukraynalı ajanların Rusya’ya girmesi, altı aylık savaşın ardından yüksek düzeyde tetikte olması gereken Rus istihbarat teşkilatlarından kaçınmayı gerektirecek.
Merkezi New York’ta bulunan düşünce kuruluşu Soufan Center’dan kıdemli araştırma görevlisi Colin Clarke ise, “Dugina suikastı, Ukrayna istihbaratının nüfuz etmesi çok zor bir hedef olan Moskova’da gerçekleşti” dedi. Clarke, “Ancak aynı zamanda Ukrayna özel kuvvetlerinin veya istihbarat servislerinin saldırıyı gerçekleştirmesinin mümkün olduğu kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre uzmanlar, Dugina’nın öldürülmesinin muhtemelen Putin’in çıkarlarına hizmet edeceği ve güney ve doğu Ukrayna’da büyük ölçüde durmuş olan bir savaş için daha fazla askeri seferberliğe desteği artırabilecek öfkeyi körükleyebileceği görüşünde.
Bir Fransız istihbarat kaynağı açıklamasında, “Dugina’nın Ruslar tarafından, büyük olasılıkla termobarik bombalar gibi geleneksel olmayan silahlarla, savaşı kızıştırmak için öldürüldüğünü düşünüyorum” dedi. Yapılan değerlendirmeler Rus isimleri hedef alan suikastlar büyük ölçüde Batılı müttefiklerin sempatisine ve askeri yardımına ihtiyaç duyan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’i geri tepebileceği yönünde.
Jerusalem Güvenlik ve Strateji Enstitüsü analistlerinden Alexander Greenberg de yaptığı açıklamada, “Ukraynalılar için uygulanması çok karmaşık olacak bu operasyonu mantıklı görmüyorum. ABD’lilerin veya İngilizlerin buna izin vereceğini hayal bile edemiyorum. Bu, özellikle Dugin’in Kremlin’de gerçek bir etkisi olmaması sebebiyle Rus güvenlik servislerinin Kiev’e zarar verme hilesi gibi görünüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Colin Clarke ayrıca, “Ukrayna, üst düzey bir Rus şahsiyete suikast düzenleseydi, Dugina’yı seçmezdi” derken, “Hala suikastın başka bir tarafça gerçekleştirildiğinden şüpheleniyorum ve bu Rusya’nın içinden olabilir” şekline konuştu.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.