Türkiye-Suriye hattındaki karşılıklı talepler ve Rusya’nın çözüm önerileri

Şarku'l Avsat, Suriye – Türkiye hattında normalleşme koşullarıyla ilgili talepler listesine ulaştı.

Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
TT

Türkiye-Suriye hattındaki karşılıklı talepler ve Rusya’nın çözüm önerileri

Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan ve Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük’ün Moskova’da gerçekleştirdiği görüşmeler, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarının sürdüğünü ve Rusya’nın ortak bir çözüm bulunmasını arzuladığını gösteriyor.  
İddiaya göre Şam yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi için bir ‘takvim’ belirlenmesini talep ederken Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde ‘güvenli bölgeler’ konusunda ısrar ediyor. Ruslar ise iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını yakınlaştırmak için çaba sarf ediyor. Rusya, iki ülkenin ortak ilgi alanlarına odaklanması gerektiğini savunuyor ve ‘Kürt ayrılıkçı hareketlere’ karşı koordinasyon içinde hareket etmelerini istiyor.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed söz konusu süreçte, Dışişleri Bakan Yardımcısı Beşşar el-Caferi'yi Moskova Büyükelçisi olarak atadı. Bu atamanın, Rusya’nın arabuluculuğunu güçlendirecek bir etkisinin olabileceği değerlendiriliyor. Caferi’den boşalan pozisyona Eymen Sevsan ya da eski Çin büyükelçisi İmad Mustafa’nın getirilebileceği konuşuluyor.  

Güvenlik turları ve diplomatik hat
Türkiye ve Suriye arasında son yıllarda, Lazkiye, Tahran ve Moskova’da farklı düzeylerde gizli güvenlik görüşmeleri yapıldığı biliniyor. Türkiye’nin muhaliflere desteğine rağmen İstanbul’da Suriye konsolosluğu çalışmalarının sürdüğü iddia edildi. Türkiye’nin Suriye’ye yapacağı operasyonlar öncesinde konsolosluğa bilgi verdiği öne sürüldü. Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan ve Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük, Ocak 2020’de Moskova'da görüşmüştü. Bu, uzun süredir Suriye'deki iç savaşın zıt kutuplarında yer alan Şam ve Ankara arasındaki ilk resmi boyuttaki görüşmeydi. Söz konusu görüşmede iki taraf da pozisyonlarını tekrar etti. Ali Memlük Türkiye tarafından; İdlib konusunda, Devlet Başkanları Erdoğan ve Putin’in Soçi ittifakı gereğince, özellikle de bölgeyi teröristlerden ve silahlardan arındırarak, Halep-Lazkiye ve Halep–Hama yollarını açma bağlamında, yükümlülüklerini yerine getirmesini ve askerlerini bölgeden çekmesini talep etti.
Gözlemciler söz konusu görüşmenin ‘önemli pratik sonuçlar’ doğurmadığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Esed’in  Putin’in aracılığını önemsemedikleri ya da karşı çıktıkları yönünde bir izlenim bırakmamak için görüşmeyi onaylamış olabileceği görüşündeler. Nitekim o tarihten itibaren hem Türkiye hem de Suriye yönetimi kendi önceliklerine göre hareket etmeyi sürdürdü.
Rusya-Ukrayna savaşı Suriye’deki ‘açmazı’ hareketlendirdi. Moskova ve Washington tarafından kendisine ihtiyaç duyulması nedeniyle konumu güçlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyine ‘güvenli bölge’ oluşturmak amacıyla yeni bir askeri harekat düzenlemeyi planlıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu operasyon hazırlıklarını tamamladı. Muhtemel operasyon için temmuz ayının sonuna işaret ediliyordu. Erdoğan 19 Temmuz’daki Tahran Zirvesi’nde, Putin ve Ali Hamaney ile söz konusu operasyonla ilgili bir koordinasyon sağlamak istedi. Zirveye katılan kaynaklara göre,  Rus ve İran tarafları, Erdoğan'a askeri harekata karşı olduklarını ve operasyon yerine Esed’le bir koordine sağlamasını arzu ettiklerini açık bir şekilde ifade ettiler. Rusya ve İran bu aşamada ABD destekli ‘ayrılıkçı güçlere’ karşı bir ortak tutuma odaklanılması gerektiğini kaydettiler. Bazıları Putin ve Hamaney’in,  Esed’le görüşme için ikna etmeyi başardıklarını ileri sürdü.  

Fidan ve Memlük birbirine yakın mı?
Rus, Batı ve Arap kaynaklarında yer alan iddialara göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Beşşar Esed’i, birbirini iyi tanıyan Memlük ve Fidan'ı, temmuz ayında Moskova’ya göndermeleri için ikna etti. Hakan Fidan ve Ali Memlük, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun da katıldığı bir dizi güvenlik görüşmesi gerçekleştirdi. İddialara göre Fidan ve Memlük karşılıklı olarak taleplerde bulundu. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a taleplerin içeriğiyle ilgili açıklamada bulundu.  

 Karşılıklı talepler neler içeriyor?  
Suriye'nin taleplerinin başında; ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye topraklarından çekilmesi için bir takvim belirlenmesi, ayrılıkçı muhalif gruplara desteğin kesilmesi, 2015'ten bu yana muhalif grupların kontrolünde olan İdlib'in rejime geri verilmesi ve Bab al-Hava sınır kapısının kontrolünün yeniden rejime teslim edilmesi yer aldı. Suriye tarafı ayrıca Akdeniz’den Bağdat’a uzanan ve Suriyeli muhalif güçler ile Suriye Demokratik Güçleri tarafından kontrol edilen M4 karayolunun tekrar ulaşıma açılmasını, Şam’ın uluslararası yaptırımları atlatmasına destek verilmesini (Türkiye’nin Rusya’ya yaptırımlar konusundaki desteğinin benzeri şekilde), Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne destek sağlanmasını, ülkenin yeniden imarına yardımcı olunmasını ve Şam rejiminin Fırat’ın Doğusunda yer alan, petrol, gaz ve buğday gibi milli kaynakları üzerinde yeniden kontrolü sağlamasına yardımcı olunmasını talep etti.
Şam'ın SDG ile tek başına savaşamayacak durumda olduğu görüşünde olan Türkiye'nin talepleri arasında ise şunlar olduğu aktarıldı:
Terör örgütü PKK ve onun Suriye kanadı olan YPG’ye karşı ciddi bir yaklaşım sergilenmesi. Kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için, Türkiye tarafından destelenen muhaliflerle müzakereler yapılması. Halep ve bazı diğer bölgelerde 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgelerin inşa edilmesi, Suriyeli mültecilerinin dönüşünün kolaylaştırılması ve Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarının desteklenmesi ve kolaylaştırılması.  
Bu arada Moskova hala, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in ziyaretine rağmen, Suriye Anayasa Komitesi'nin Cenevre'de toplantı düzenlemesine karşı çıkıyor. Söz konusu komitenin önümüzdeki aylarda toplanamayacağı değerlendiriliyor. Anayasa Komitesi’nin Astana’da toplanma ihtimali de gündemde. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce komitenin BM’nin merkezinin bulunduğu bir şehirde toplanmasını teklif etmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkilerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ethan Goldrich’in talebi üzerine Batı ülkelerinin temsilcileri, Şam’la normalleşmeye karşı çıkan Arap ülkelerinin temsilcilerinin de katılımıyla Cenevre’de bir toplantı düzenlenmesini koordine ediyor.  

İran’ın dahil olması ve Rusya’nın çözüm önerileri  
İran da Suriye ile Türkiye arasındaki güvenlik arabuluculuk hattına girmek için girişimde bulundu ancak bu girişimi, Moskova ve Şam’daki bazı çevreleri rahatsız etti. Rusya’nın ise arabuluculuk pozisyonunu sürdürdüğü değerlendiriliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’yı ziyaret eden Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile görüşmesinde, Moskova’nın pozisyonunu yineledi. İddialara göre Mikdad, Hakan Fidan’ın rolünün etkinliğine şüpheyle yaklaştı.
Rusya ilk etapta, Türkiye'nin askeri operasyon başlatma planlarını durdurduğuna ve iki ülke yetkililerin söylemlerini yumuşatmayı başardığına inanıyor. Rusya’ya göre Türk Silahlı Kuvvetleri bir aşamada Suriye’den çekilecektir ancak bu acil bir konu değil. Şu an Suriye ve Türkiye’nin ‘hemfikir olduğu husus’ ‘Kürt ayrılıkçı hareketleri’ ile mücadeleye odaklanılmasının gerekli olduğu. Bazılarına göre mevcut durum iki ya da üç yıl daha bu şekilde devam ederse Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması daha da zorlaşacaktır. Şimdilerde Rusya’nın, iki tarafın talepleri ve ortak noktalarına odaklanan bir ‘eylem planı’ üzerinde çalışıyor. Öncelikler arasında ise Türk tarafına güvenlik garantileri verilmesi ve bunun karşılığında, İdlib ve Halep-Lazkiye yolunda operasyonel düzenlemeler yapılması yer alıyor. Çözüm önerilerinden biri de Suriye ve Türk taraflarının 1998 tarihli Adana Mutabakatı’nın bir benzeri üzerinde anlaşmaya varmasının sağlanması. Adana Mutabakatı, terör örgütü PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyonlar için bir zemin teşkil ediyordu.  

Washington ile Şam arasında arabuluculuk girişimi  
 Moskova'nın Ankara ile Şam arasındaki arabuluculuğuna paralel olarak, Suriye'de on yıl önce kaybolan Amerikalı gazeteci Austin Tice ile ilgili olarak Lübnan İstihbarat Direktörü Abbas İbrahim ve diğerleri de Şam ile Washington arasında arabuluculuk yürütüyor. Abbas İbrahim, Donald Trump döneminde benzer bir rol üstlenmişti, şimdi Joe Biden yönetimiyle de bu bağlamda temasları var. Ancak Şam yönetimi, Austin Tice üzerinde müzakere yapmadan önce, ABD’nin Suriye’den çekilmesini ve Tanf Üssü’nü boşaltarak yaptırımları kaldırılmasını şart koşuyor. Şam yönetimi bununla birlikte Tice’ı rehin aldığı iddialarını reddediyor ve hayatta olup olmadığıyla ilgili bilgi paylaşmıyor. Suriye rejimi 2019’da Donald Trump’ın elçilerinden benzer taleplerde bulunmuş ve bu konudaki görüşme notlarını Tahran ve Moskova ile paylaşmıştı.
Şam rejiminin şu anki önceliği, Tahran ve Moskova’yı hoşnut tutmak ve Ankara ile bir temas hatları kurulmasını sağlamak. Tüm göstergeler, Şam ile Ankara arasında ‘normalleşme treninin’ hareket ettiğini ve Moskova’nın, istasyonları, içeriği ve trenin hızını belirlemek için çabaladığını gösteriyor. Türkiye ve Suriye arasındaki temasın güvenlik çerçevesinde mi kalacağı yoksa siyasi bir çerçeveye de geçilip geçilmeyeceği ise bilinmiyor.  



Selam: Biz silahların münhasırlığı ilkesine ve Taif Anlaşması'na bağlıyız

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, cuma günü Elysee Sarayı'nda Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı kabul etti (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, cuma günü Elysee Sarayı'nda Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı kabul etti (AFP)
TT

Selam: Biz silahların münhasırlığı ilkesine ve Taif Anlaşması'na bağlıyız

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, cuma günü Elysee Sarayı'nda Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı kabul etti (AFP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, cuma günü Elysee Sarayı'nda Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı kabul etti (AFP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, "devletin güç kullanımındaki tekelinden geri adım atmayacağız" diyerek, devletin "Litani Nehri'nin güneyindeki bölge üzerinde tam operasyonel kontrol sağladığını ve orada paralel bir askeri güç oluşturulamayacağını" belirtti.

Selam, Lübnan'ın "devlet otoritesini genişletmeyi ve savaş ve barışla ilgili karar alma gücünü geri kazandırmayı içeren Taif Anlaşması'nı uygulamaya kararlı olduğunu" vurgulayarak, "Litani Nehri'nin kuzeyi ve güneyi arasında hiçbir fark olmadığını; kanunun herkese uygulanacağını" ifade etti.

Selam'ın açıklaması, Fransa ziyaretinin sona ermesinin ardından dün Paris'teki Lübnan Büyükelçiliği'nden geldi. Salam, cuma akşamı Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelmişti.

Büyükelçilikteki görüşme sırasında Selam, "Lübnan'a yatırım akışı, güvenliğin sağlanmasına ve bankacılık sektörünün reformuna bağlıdır" dedi. Ayrıca, "Başkan Macron'a mali açığı kapatma yasasının detaylarını sundum ve Uluslararası Para Fonu ile ilişkiler kurmada yeni bir aşamaya giriyoruz" ifadesini kullandı.


Suriye hükümeti, daha önce SDG’nin  kontrolünde olan bir hapishaneden 126 çocuğu serbest bıraktı

TT

Suriye hükümeti, daha önce SDG’nin  kontrolünde olan bir hapishaneden 126 çocuğu serbest bıraktı

Suriye hükümeti, daha önce SDG’nin  kontrolünde olan bir hapishaneden 126 çocuğu serbest bıraktı

Resmi medyaya göre, Suriye hükümeti dün, iki taraf arasında varılan bir anlaşmanın parçası olarak Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) kontrolü ele geçirdikten sonra, ülkenin kuzeyindeki Rakka'da bulunan el-Aktan hapishanesinde tutulan en az 126 çocuğu serbest bıraktı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre devlet televizyonunda yayınlanan görüntülerde serbest bırakılan küçükler için büyük bir karşılama töreni düzenlendiği görülürken, resmi haber ajansı SANA da hapishanede hayatta kalanların isimlerini yayınlayarak internette aranabilir hale getirdi.

Televizyon kanalı, DEAŞ üyelerinin tutulduğu el-Aktan hapishanesinden "18 yaşın altındaki 126 tutuklunun" serbest bırakıldığını bildirdi.

SDG, bu haberlerle ilgili yorum taleplerine yanıt vermedi.

SDG, son günlerde bu bölgelerde ilerleyen hükümet güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından ülkenin kuzey ve doğusundaki geniş alanlardan çekildi.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, bugün SDG ile ateşkesi ve üyelerinin hükümet güçlerinin saflarına entegrasyonunu içeren bir anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Bu anlaşma, çatışma yıllarında kurdukları özerk yönetimin kazanımlarını korumayı uman Kürtlere ağır bir darbe indirdi. Bu kazanımlar arasında, Suriye'nin kuzey ve doğusundaki geniş alanları yöneten örgütlü ve eğitimli sivil ve askeri kurumlar da yer alıyordu. Anlaşma ayrıca, Şam'daki yetkililerle yapılan müzakereler sırasında ısrar ettikleri merkezi olmayan yönetim modeline de son verdi.

Cuma günü, Kürt savaşçıların El-Aktan hapishanesinden, Halep kırsalında Kürtlerin kontrolündeki Ain el-Arab (Kobani olarak da bilinir) şehrine nakli, "iki taraf arasında varılan güvenlik düzenlemeleri" kapsamında başladı.

SANA'nın orduya dayandırdığı habere göre el-Aktan mahkumlarının nakli, "İçişleri Bakanlığı'nın hapishaneyi devralıp yönetimini üstleneceği 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasında atılan ilk adımdır."

SANA haber ajansı orduya dayandırdığı haberinde, El-Aktan cezaevindeki mahkumların naklinin, "İçişleri Bakanlığı'nın cezaevini devralıp yönetmesini öngören 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasına yönelik ilk adım" olduğunu belirtti.


Sudan'da çatışmanın iki tarafı arasında ‘İHA’lar savaşı’ patlak verdi

Kuzey Kordofan'ın el-Abyad kentinde İHA saldırısında yaralanan Sudanlılar (Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Abyad kentinde İHA saldırısında yaralanan Sudanlılar (Reuters)
TT

Sudan'da çatışmanın iki tarafı arasında ‘İHA’lar savaşı’ patlak verdi

Kuzey Kordofan'ın el-Abyad kentinde İHA saldırısında yaralanan Sudanlılar (Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Abyad kentinde İHA saldırısında yaralanan Sudanlılar (Reuters)

Sudan'daki savaş, özellikle her iki tarafın da cumartesi günü, bu ay onlarca sivilin ölümüne neden olan bir dizi saldırıda insansız hava araçlarını düşürdüklerini açıklamasıyla tırmandı.

Alman Basın Ajansı DPA’nın aktardığına göre Sudan’daki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından dün yapılan açıklamada, Güney Kordofan eyaletinin el-Ferşaye bölgesinde Türk yapımı Bayraktar insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü belirtildi.

HDK’nın açıklamasında, ‘sivilleri korumaya ve uluslararası hukuk ve normları açıkça ihlal eden, yerleşim bölgelerini, kamu tesislerini ve altyapıyı hedef alan insansız hava araçlarıyla yapılan hava saldırılarına kararlılıkla yanıt vermeye’ yönelik kararlılık vurgulandı.

Uluslararası topluma, bölgesel kuruluşlara ve insan hakları kuruluşlarına bir kez daha “silahsız vatandaşlara karşı işlenen bu sistematik suçları kınamaları ve nüfuslu bölgelere yönelik tekrarlanan saldırıları durdurmak için acil önlemler almaları” çağrısında bulundu.

Bu çağrı, Sudan gazetesi Al-Mashhad'ın saha kaynaklarına dayandırdığı haberinde ‘Sudan ordusunun kara savunma birimlerinin, yerleşim bölgelerini tehdit etmek amacıyla Güney Kordofan eyaletindeki Dilling şehrini hedef alan bir kamikaze İHA’yı durdurup düşürmeyi başardığını’ bildirmesinin ardından yapıldı.

Gazeteye göre edinilen ilk bilgilere göre ‘İHA yüksek hassasiyetle izlendiği ve kontrol altına alındı, şehir içinde herhangi bir insan veya maddi kayıp yaşanmamasının sağladı ve böylece saldırı girişiminin hedefine ulaşmadan engellendi.

Bu gelişme, Güney Kordofan bölgelerine yönelik İHA saldırılarının arttığı, bölgede yaygın hedef alma ve artan güvenlik tehditleri korkusunun yaşandığı bir dönemde yaşanırken Sudan güçlerinin şehirleri ve nüfuslu bölgeleri korumada ek zorluklarla karşı karşıya kalmasına neden oldu.

Sudan Doktorlar Ağı, Güney Kordofan eyaletinin Dilling kentinde HDK ve Halk Hareketi tarafından düzenlenen bir protesto yürüyüşüne düzenlenen saldırıda bir erkek ve bir kadın iki sivil öldürüldüğünü, onlarca kişinin de yaralandığını duyurdu.

Sudan Doktorlar Ağı tarafından dün yapılan basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“HDK ve Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) Güney Kordofan eyaletinin Dilling kentindeki Fethurrahman mahallesini hedef alan kamikaze İHA saldırısı düzenledi. Saldırı, sivil hedefleri vurmayı durdurma yönündeki tüm uluslararası çağrıları açıkça ihlal eden, yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere yönelik kasıtlı bir saldırıydı. Saldırıda biri kadın ve biri erkek olmak üzere iki sivil hayatını kaybetti, çok sayıda sivil yaralandı.”

Uluslararası topluma, Birleşmiş Milletlere (BM) ve insan hakları örgütlerine yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve HDK liderlerine Dilling şehrindeki kuşatmayı kaldırmaları için acil baskı uygulamaları çağrısında bulunan Sudan Doktorlar Ağı, adaletin sağlanması ve cezasızlığın önlenmesi için sivilleri hedef almayı derhal durdurmalarını, insani yardıma engelsiz erişim sağlanmasını ve bu ihlallerden sorumlu olanların hesap vermelerini talep etti.

Sudan, Abdulfettah el-Burhan liderliğindeki Sudan ordusu ile eski yardımcısı ve Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK arasında kanlı bir iktidar mücadelesine sahne oluyor.

Savaşan taraflar, çeşitli eyaletlerde sivil altyapı ve nüfusu hedef alan saldırıların tırmanması sonucu düzinelerce sivilin ölüm ve yaralanmasından sorumlu oldukları yönünde birbirlerini suçluyorlar.