Türkiye-Suriye hattındaki karşılıklı talepler ve Rusya’nın çözüm önerileri

Şarku'l Avsat, Suriye – Türkiye hattında normalleşme koşullarıyla ilgili talepler listesine ulaştı.

Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
TT

Türkiye-Suriye hattındaki karşılıklı talepler ve Rusya’nın çözüm önerileri

Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)
Şam'ın merkezinde Devlet Başkanı Beşşar Esed'in posterleri ile Rus bayrakları taşıyan çocuklar. (AP)

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan ve Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük’ün Moskova’da gerçekleştirdiği görüşmeler, iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarının sürdüğünü ve Rusya’nın ortak bir çözüm bulunmasını arzuladığını gösteriyor.  
İddiaya göre Şam yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi için bir ‘takvim’ belirlenmesini talep ederken Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde ‘güvenli bölgeler’ konusunda ısrar ediyor. Ruslar ise iki ülke arasındaki görüş ayrılıklarını yakınlaştırmak için çaba sarf ediyor. Rusya, iki ülkenin ortak ilgi alanlarına odaklanması gerektiğini savunuyor ve ‘Kürt ayrılıkçı hareketlere’ karşı koordinasyon içinde hareket etmelerini istiyor.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed söz konusu süreçte, Dışişleri Bakan Yardımcısı Beşşar el-Caferi'yi Moskova Büyükelçisi olarak atadı. Bu atamanın, Rusya’nın arabuluculuğunu güçlendirecek bir etkisinin olabileceği değerlendiriliyor. Caferi’den boşalan pozisyona Eymen Sevsan ya da eski Çin büyükelçisi İmad Mustafa’nın getirilebileceği konuşuluyor.  

Güvenlik turları ve diplomatik hat
Türkiye ve Suriye arasında son yıllarda, Lazkiye, Tahran ve Moskova’da farklı düzeylerde gizli güvenlik görüşmeleri yapıldığı biliniyor. Türkiye’nin muhaliflere desteğine rağmen İstanbul’da Suriye konsolosluğu çalışmalarının sürdüğü iddia edildi. Türkiye’nin Suriye’ye yapacağı operasyonlar öncesinde konsolosluğa bilgi verdiği öne sürüldü. Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan ve Suriye Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memlük, Ocak 2020’de Moskova'da görüşmüştü. Bu, uzun süredir Suriye'deki iç savaşın zıt kutuplarında yer alan Şam ve Ankara arasındaki ilk resmi boyuttaki görüşmeydi. Söz konusu görüşmede iki taraf da pozisyonlarını tekrar etti. Ali Memlük Türkiye tarafından; İdlib konusunda, Devlet Başkanları Erdoğan ve Putin’in Soçi ittifakı gereğince, özellikle de bölgeyi teröristlerden ve silahlardan arındırarak, Halep-Lazkiye ve Halep–Hama yollarını açma bağlamında, yükümlülüklerini yerine getirmesini ve askerlerini bölgeden çekmesini talep etti.
Gözlemciler söz konusu görüşmenin ‘önemli pratik sonuçlar’ doğurmadığını belirterek Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Esed’in  Putin’in aracılığını önemsemedikleri ya da karşı çıktıkları yönünde bir izlenim bırakmamak için görüşmeyi onaylamış olabileceği görüşündeler. Nitekim o tarihten itibaren hem Türkiye hem de Suriye yönetimi kendi önceliklerine göre hareket etmeyi sürdürdü.
Rusya-Ukrayna savaşı Suriye’deki ‘açmazı’ hareketlendirdi. Moskova ve Washington tarafından kendisine ihtiyaç duyulması nedeniyle konumu güçlenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin kuzeyine ‘güvenli bölge’ oluşturmak amacıyla yeni bir askeri harekat düzenlemeyi planlıyordu. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu operasyon hazırlıklarını tamamladı. Muhtemel operasyon için temmuz ayının sonuna işaret ediliyordu. Erdoğan 19 Temmuz’daki Tahran Zirvesi’nde, Putin ve Ali Hamaney ile söz konusu operasyonla ilgili bir koordinasyon sağlamak istedi. Zirveye katılan kaynaklara göre,  Rus ve İran tarafları, Erdoğan'a askeri harekata karşı olduklarını ve operasyon yerine Esed’le bir koordine sağlamasını arzu ettiklerini açık bir şekilde ifade ettiler. Rusya ve İran bu aşamada ABD destekli ‘ayrılıkçı güçlere’ karşı bir ortak tutuma odaklanılması gerektiğini kaydettiler. Bazıları Putin ve Hamaney’in,  Esed’le görüşme için ikna etmeyi başardıklarını ileri sürdü.  

Fidan ve Memlük birbirine yakın mı?
Rus, Batı ve Arap kaynaklarında yer alan iddialara göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Beşşar Esed’i, birbirini iyi tanıyan Memlük ve Fidan'ı, temmuz ayında Moskova’ya göndermeleri için ikna etti. Hakan Fidan ve Ali Memlük, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun da katıldığı bir dizi güvenlik görüşmesi gerçekleştirdi. İddialara göre Fidan ve Memlük karşılıklı olarak taleplerde bulundu. Kaynaklar Şarku’l Avsat’a taleplerin içeriğiyle ilgili açıklamada bulundu.  

 Karşılıklı talepler neler içeriyor?  
Suriye'nin taleplerinin başında; ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi, bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye topraklarından çekilmesi için bir takvim belirlenmesi, ayrılıkçı muhalif gruplara desteğin kesilmesi, 2015'ten bu yana muhalif grupların kontrolünde olan İdlib'in rejime geri verilmesi ve Bab al-Hava sınır kapısının kontrolünün yeniden rejime teslim edilmesi yer aldı. Suriye tarafı ayrıca Akdeniz’den Bağdat’a uzanan ve Suriyeli muhalif güçler ile Suriye Demokratik Güçleri tarafından kontrol edilen M4 karayolunun tekrar ulaşıma açılmasını, Şam’ın uluslararası yaptırımları atlatmasına destek verilmesini (Türkiye’nin Rusya’ya yaptırımlar konusundaki desteğinin benzeri şekilde), Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşüne destek sağlanmasını, ülkenin yeniden imarına yardımcı olunmasını ve Şam rejiminin Fırat’ın Doğusunda yer alan, petrol, gaz ve buğday gibi milli kaynakları üzerinde yeniden kontrolü sağlamasına yardımcı olunmasını talep etti.
Şam'ın SDG ile tek başına savaşamayacak durumda olduğu görüşünde olan Türkiye'nin talepleri arasında ise şunlar olduğu aktarıldı:
Terör örgütü PKK ve onun Suriye kanadı olan YPG’ye karşı ciddi bir yaklaşım sergilenmesi. Kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için, Türkiye tarafından destelenen muhaliflerle müzakereler yapılması. Halep ve bazı diğer bölgelerde 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgelerin inşa edilmesi, Suriyeli mültecilerinin dönüşünün kolaylaştırılması ve Suriye Anayasa Komitesi’nin çalışmalarının desteklenmesi ve kolaylaştırılması.  
Bu arada Moskova hala, Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’in ziyaretine rağmen, Suriye Anayasa Komitesi'nin Cenevre'de toplantı düzenlemesine karşı çıkıyor. Söz konusu komitenin önümüzdeki aylarda toplanamayacağı değerlendiriliyor. Anayasa Komitesi’nin Astana’da toplanma ihtimali de gündemde. Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce komitenin BM’nin merkezinin bulunduğu bir şehirde toplanmasını teklif etmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İlişkilerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ethan Goldrich’in talebi üzerine Batı ülkelerinin temsilcileri, Şam’la normalleşmeye karşı çıkan Arap ülkelerinin temsilcilerinin de katılımıyla Cenevre’de bir toplantı düzenlenmesini koordine ediyor.  

İran’ın dahil olması ve Rusya’nın çözüm önerileri  
İran da Suriye ile Türkiye arasındaki güvenlik arabuluculuk hattına girmek için girişimde bulundu ancak bu girişimi, Moskova ve Şam’daki bazı çevreleri rahatsız etti. Rusya’nın ise arabuluculuk pozisyonunu sürdürdüğü değerlendiriliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’yı ziyaret eden Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad ile görüşmesinde, Moskova’nın pozisyonunu yineledi. İddialara göre Mikdad, Hakan Fidan’ın rolünün etkinliğine şüpheyle yaklaştı.
Rusya ilk etapta, Türkiye'nin askeri operasyon başlatma planlarını durdurduğuna ve iki ülke yetkililerin söylemlerini yumuşatmayı başardığına inanıyor. Rusya’ya göre Türk Silahlı Kuvvetleri bir aşamada Suriye’den çekilecektir ancak bu acil bir konu değil. Şu an Suriye ve Türkiye’nin ‘hemfikir olduğu husus’ ‘Kürt ayrılıkçı hareketleri’ ile mücadeleye odaklanılmasının gerekli olduğu. Bazılarına göre mevcut durum iki ya da üç yıl daha bu şekilde devam ederse Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması daha da zorlaşacaktır. Şimdilerde Rusya’nın, iki tarafın talepleri ve ortak noktalarına odaklanan bir ‘eylem planı’ üzerinde çalışıyor. Öncelikler arasında ise Türk tarafına güvenlik garantileri verilmesi ve bunun karşılığında, İdlib ve Halep-Lazkiye yolunda operasyonel düzenlemeler yapılması yer alıyor. Çözüm önerilerinden biri de Suriye ve Türk taraflarının 1998 tarihli Adana Mutabakatı’nın bir benzeri üzerinde anlaşmaya varmasının sağlanması. Adana Mutabakatı, terör örgütü PKK’ya yönelik sınır ötesi operasyonlar için bir zemin teşkil ediyordu.  

Washington ile Şam arasında arabuluculuk girişimi  
 Moskova'nın Ankara ile Şam arasındaki arabuluculuğuna paralel olarak, Suriye'de on yıl önce kaybolan Amerikalı gazeteci Austin Tice ile ilgili olarak Lübnan İstihbarat Direktörü Abbas İbrahim ve diğerleri de Şam ile Washington arasında arabuluculuk yürütüyor. Abbas İbrahim, Donald Trump döneminde benzer bir rol üstlenmişti, şimdi Joe Biden yönetimiyle de bu bağlamda temasları var. Ancak Şam yönetimi, Austin Tice üzerinde müzakere yapmadan önce, ABD’nin Suriye’den çekilmesini ve Tanf Üssü’nü boşaltarak yaptırımları kaldırılmasını şart koşuyor. Şam yönetimi bununla birlikte Tice’ı rehin aldığı iddialarını reddediyor ve hayatta olup olmadığıyla ilgili bilgi paylaşmıyor. Suriye rejimi 2019’da Donald Trump’ın elçilerinden benzer taleplerde bulunmuş ve bu konudaki görüşme notlarını Tahran ve Moskova ile paylaşmıştı.
Şam rejiminin şu anki önceliği, Tahran ve Moskova’yı hoşnut tutmak ve Ankara ile bir temas hatları kurulmasını sağlamak. Tüm göstergeler, Şam ile Ankara arasında ‘normalleşme treninin’ hareket ettiğini ve Moskova’nın, istasyonları, içeriği ve trenin hızını belirlemek için çabaladığını gösteriyor. Türkiye ve Suriye arasındaki temasın güvenlik çerçevesinde mi kalacağı yoksa siyasi bir çerçeveye de geçilip geçilmeyeceği ise bilinmiyor.  



Hamaslı bir yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretmeye hazırız

Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
TT

Hamaslı bir yetkili Şarku’l Avsat’a konuştu: Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretmeye hazırız

Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)
Perşembe günü Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, Cibaliye’de İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 11 yaşındaki bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinli (AP)

Hamaslı bir yetkili, İsrail’in Gazze’de ateşkesin sürdürülmesi ve sürecin ikinci aşamasına geçilmesi yönündeki niyetlerinden kuşku duyduklarını dile getirdi. Hamaslı yetkili, ikinci aşamanın yeni bölgelerden çekilme ve Refah Kapısı’nın açılmasını öngördüğünü anımsatarak, hareketin Gazze yönetimini Filistinli bir yapıya devretme, direniş silahlarına ilişkin bir formül üzerinde çalışma ve diğer şartları yerine getirme konusunda yükümlülüklerini koruduğunu vurguladı.

Görüşme sürecini yakından takip eden Hamaslı yetkili, Şarku’l Avsat’a, İsrail’in yıl başından itibaren benimsediği stratejiyle Gazze’de kalıcı bir saha istikrarsızlığı yaratmayı amaçladığını, yeni angajman kuralları dayatmaya çalıştığını ve bunu yoğun ateş gücüyle desteklediğini belirtti.

defrgt
Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nden düzenlenen cenaze töreninde, İsrail ateşiyle hayatını kaybeden bir kız çocuğunun naaşını taşıyan Filistinliler (AP)

Yılbaşından bu yana geçen son 8 günde İsrail ihlalleri ve 3 hedefli saldırı sonucu, Hamas’tan 3 aktivistin de aralarında olduğu yaklaşık 21 Filistinli öldü. Böylece 10 Ekim 2025’te başlayan ateşkesten bu yana ölenlerin sayısı yaklaşık 431’e ulaştı.

Perşembe akşamı gerçekleşen son suikastta, Han Yunus’ta Hamas’ın askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan öne çıkan bir aktiviste ait çadıra düzenlenen İHA saldırısında 3’ü çocuk 4 kişi öldü. Çarşamba akşamı ise Kassam Tugayları’nda “Tuffah ve Derec” taburunu yöneten bir saha komutanı, Gazze kentinin doğusundaki Tuffah Mahallesi’nde ailesine ait evin bombalanmasıyla hedef alındı. Operasyonun akıbetine ilişkin belirsizlik sürerken, çok sayıda yaralı olduğu ve enkaz altında kayıplar bulunduğu bildirildi. İsrail ordusu, saldırının kuzeydeki birliklerine açılan ateşe yanıt olarak düzenlendiğini öne sürdü.

Başarısız roket atışı iddiası

Perşembe öğle saatlerinde, Han Yunus’un doğusundaki Beni Süheyla beldesinde bir İHA’nın Filistinlilerin bulunduğu bir gruba bomba atması sonucu bir Filistinli hayatını kaybetti. Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliya’da ise bir kız çocuğu İsrail İHA’sından açılan ateşle öldürüldü.

frgt
Geçen kasım ayında Gazze kentinde İsrail askerî operasyonlarının ardından yıkılmış binaların yanında kurulan çadırlar (Reuters)

İsrail ordusu, Gazze’nin kuzeyinden başarısız bir roket atışı tespit edildiğini, roketin Gazze Şeridi’nin içine düştüğünü ve atışın yapıldığı noktanın vurulduğunu açıkladı. Ancak sahadaki kaynaklar, Şarku’l Avsat’a, patlamanın Gazze kentinin kuzeybatısında çocukların savaş kalıntılarıyla oynaması sonucu meydana geldiğini söyledi.

Hamaslı yetkiliye göre İsrail, aylardır sürdürdüğü yöntemle Gazze üzerinde fiilî bir güvenlik kontrolü oluşturmayı amaçlıyor. Yetkili, “sarı hat” yakınında birliklerine ateş açıldığı iddialarının direniş mensuplarını hedef almak için kullanıldığını, buna karşın aynı hat üzerinde ve özellikle batı kesimlerinde sivillerin hedef alındığını ve gerçek bir tehdit olmamasına rağmen 200’den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü; hattı aşan vakaların ise sınırlı sayıda kaldığını belirtti.

Hamaslı yetkili, İsrail’in güvenliğin normale dönmesini ve ateşkesin korunmasını istemediğini, Filistinlilere karşı dilediği zaman ve yöntemle güç kullandığını ileri sürdü. Halkın, savaşın her gün devam ettiği ve bitmeyeceği algısıyla baskı altında tutulduğunu söyleyen kaynak, Gazze’de çatışmaların “Lübnan senaryosu” da dâhil olmak üzere farklı yollarla sürdürüldüğünü dile getirdi.

İsrail’in yalnızca askerî saldırılarla değil, insani alanda da baskıyı sürdürdüğünü belirten kaynak, yardımların düzenli bir şekilde girişinin engellendiğini, birçok ticari ürünün geçişine izin verilmediğini, bazı ürünlerin ise kısa süreliğine izin verildikten sonra yeniden yasaklandığını söyledi.

Kaynak, “İsrail, Gazze’yle ilgili her şeyi kontrol ediyor ve sınırsız ABD desteğini kullanarak ateşkesin birinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerden kaçıyor” dedi.

Mısır’da görüşmeler

Hamas liderliğinin, ihlaller, insani protokole uyulmaması ve ikinci aşamaya geçiş konularını arabulucularla yakından takip ettiğini belirten kaynak, bu kapsamda Kahire’de ve önümüzdeki günlerde diğer başkentlerde görüşmeler yapılacağını aktardı.

Mısır’ın başkenti Kahire, gelecek hafta Hamas liderliğinden bir heyeti ağırlayacak. Bu arada Gazze’de yaşayan bazı Hamas yöneticilerinin günler önce Mısır’a ulaştığı ve hem iç toplantılar hem de Filistinli gruplarla görüşmeler yaptığı öğrenildi.

edrt
Geçen kasım ayında Gazze kentinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan binalar arasında yürüyen Filistinliler (Reuters)

Öte yandan Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ile İstihbarat Başkanı Macid Ferac’ın da kısa süre önce Kahire’yi ziyaret ederek ikinci aşamaya geçiş, Refah Kapısı’nda Filistin Yönetimi’nin rolü ve teknokratlar komitesinin oluşturulması konularını görüştüğü bildirildi. Bu adımların, ikinci aşamanın tam uygulanmasının ardından Filistin Yönetimi’nin Gazze’de yeniden görev almasına zemin hazırlaması hedefleniyor.

Hamas idari düzenlemelerin dışında

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, Gazze’nin tüm alanlarını kapsayacak şekilde yönetmek üzere bağımsızlardan oluşan bir komitenin kurulmasını beklediklerini ve Hamas’ın bu süreci kolaylaştıracağını söyledi. Kasım, “Hareketimiz daha önce de açıkladığı gibi, idari düzenlemelerin bir parçası olmayacak” dedi.

Yedioth Ahronoth gazetesi ise İsrail’in, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci aşamaya geçişi ilan etmesinin muhtemel tarihi olan ayın 15’ine kadar Refah Sınır Kapısı’nı iki yönlü açmaya hazırlandığını yazdı. Gazete, İsrail’in kapıyı, Gazze’de kalan son İsrailli rehinenin naaşı iade edilmese bile açabileceğini; ancak günde yalnızca birkaç düzine kişinin, sıkı güvenlik denetimi altında geçişine izin verileceğini öne sürdü.


Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı el-Alimi, Savunma Bakanı’nı görevden aldı

Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)
Yemen Savunma Bakanı Orgeneral Muhsin ed-Daari (Şarku’l Avsat)

Yemen Liderlik Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, yayımlanan başkanlık kararıyla Savunma Bakanı Korgeneral Muhsin ed-Daari’yi görevden alarak emekliye sevk etti.

Siyasi ve askeri kaynaklara göre ed-Daari’nin görevden alınması, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçlerinin başta Hadramut ve Mehra olmak üzere kurtarılmış bazı vilayetlerde gerçekleştirdiği asker gerilim karşısında yetersiz kaldığı ve birlikleri disiplin altına almak, devlet otoritesi dışında fiilî durumlar oluşturulmasını engellemek için kararlı adımlar atamadığı gerekçelerine dayandırdı.

Kararın, kurtarılmış vilayetlerde devlet otoritesini güçlendirmek ve askerî ile güvenlik alanlarında düzeni yeniden tesis etmek amacıyla, hızlanan siyasi ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alınan bir dizi önlemin parçası olduğu belirtildi.

El-Alimi, çarşamba akşamı da GGK’nin isyan girişimlerine destek verdikleri gerekçesiyle Hadramut, Mehra ve Aden’de bazı askerî ve sivil yetkilileri görevden almıştı.

Bu kapsamda Aden Valisi ve Devlet Bakanı Ahmed Lamlis görevden alınarak soruşturmaya sevk edilirken, yerine Abdurrahman el-Yafii atandı. Ayrıca İkinci Askerî Bölge Komutanı Korgeneral Talib Bargash ile Mehra’da el-Ghayda Ekseni Komutanı ve askerî polis tugayı komutanı Tümgeneral Muhsin Mersaa görevden alınıp soruşturmaya gönderildi.

Kararlarda, Tümgeneral Muhammed el-Yemini’nin İkinci Askerî Bölge Komutanlığına, Tuğgeneral Salim Baslum’un aynı bölgenin kurmay başkanlığına, daha önce Mukalla’daki askerî polis şubesinin komutanı olan Albay Murad Bahila’nın rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek İkinci Bölge askerî polis tugayı komutanlığına atanması yer aldı. Ayrıca Salim Kedde el-Ghayda Ekseni Komutanlığına rütbesi tuğgeneralliğe yükseltilerek atanırken, Tuğgeneral Halid el-Kathami de Cumhurbaşkanlığı Özel Muhafızları 2. Tugayı Komutanlığına getirildi.


Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
TT

Suriye ordusu Halep'in bazı mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan etti... SDG sivilleri hedef almamaları konusunda uyarıda bulundu

 Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)
Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılmak için araçlarla yollara dökülen Suriyeliler (AP)

Suriye resmi haber ajansı SANA, ordunun bugün Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Yasağın, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurlarına yönelik saldırılar kapsamında uygulamaya konulduğu belirtildi. SDG ise operasyona karşı uyarıda bulunarak, bunun sivilleri evlerinden zorla göç ettirmeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı, sivillere SDG’ye ait tüm noktalardan uzak durmaları çağrısında bulundu ve sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG mevzilerine yönelik ‘nokta atışı operasyonlar’ başlatılacağını duyurdu.

Suriye devlet televizyonu da ordunun, Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu bölgelerde yaşayanlardan, hedef alınacakları gerekçesiyle derhal tahliye olmalarını istediğini aktardı.

SDG, yayımladığı açıklamada, Suriye Ordusu Harekât Komutanlığı’nın, sivillerin yaşadığı mahalleleri hedef alma tehdidini ‘doğrudan bir yıldırma, zorla yerinden etme girişimi ve savaş suçu’ olarak nitelendirdi.

Açıklamada, sivillere, mülklere ve sivil altyapıya gelebilecek her türlü zarardan Suriye hükümeti ile ona bağlı kurumların sorumlu tutulacağı vurgulandı.

Suriye devlet televizyonu ise Halep Sosyal İşler ve Çalışma Müdürlüğü’ne dayandırdığı haberinde, kentteki gerilimler nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının yaklaşık 140 bine yükseldiğini bildirdi.

Geçtiğimiz ay Halep’te SDG ile hükümet güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmış, olaylarda onlarca kişi hayatını kaybetmiş ya da yaralanmıştı. Taraflar, yaşanan şiddetin sorumluluğu konusunda karşılıklı suçlamalarda bulunmuştu.

Kuzeydoğu Suriye’nin geniş kesimlerini kontrol eden SDG, geçtiğimiz yıl 10 Mart’ta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile bir anlaşma imzalamıştı. Anlaşma kapsamında, SDG’ye bağlı tüm sivil ve askeri kurumların yıl sonuna kadar devlet kurumları bünyesine entegre edilmesi öngörülüyordu. Ancak taraflar, anlaşmanın uygulanması konusunda kayda değer bir ilerleme sağlayamadı.