İran, Avrupa’nın enerji krizini nükleer anlaşma için kullanmak istiyor

Hamaney'in yakın çevresi, nükleer müzakerelerin sonuca varabileceğine ihtimal vermiyor

2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
TT

İran, Avrupa’nın enerji krizini nükleer anlaşma için kullanmak istiyor

2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)
2019 yılının Kasım ayında çekilen Natanz Nükleer Tesisi’ndeki santrifüj örnekleri (Arşiv - Reuters)

İran’ın katı muhafazakar çizgideki Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi hükümetini destekleyen çevreler, 2015 yılında dünya güçleri ile İran arasında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırma müzakerelerinin gidişatına yönelik eleştirilerini artırdılar. Söz konusu çevreler, Tahran'ın “düşmanı” Washington'dan anlaşmayı sona erdirmek için daha güçlü garantiler talep etmesinin ardından, son taleplerinin yerine getirileceğinden şüphe ettiklerini belirttiler. İranlı bir milletvekili dün, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yönelik metin taslağının ‘İran'ın kırmızı çizgilerini dikkate almadığını’ söyledi.
Nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakerelerin tarafları, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell tarafından 8 Ağustos'ta önerilen nihai anlaşma taslağına İran'ın verdiği ikinci yanıtı inceliyorlar. Borrell’in sözcülerinden biri Cuma günü yaptığı açıklamada, “Her zaman yaptığımız gibi, tüm katılımcılarla nasıl ilerleyeceğimizi tartışacağız” ifadelerini kullandı. Washington ise Tahran’ın ikinci yanıtının ‘yapıcı olmadığını’ söyledi.
Borrell, nükleer anlaşmayı canlandırma amacıyla yapılan müzakerelerin koordinatörlüğünü yapıyor. Geçtiğimiz mart ayında, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasına yaklaşılmış gibi görünüyordu. Ancak Tahran ve Washington arasında yapılan dolaylı müzakereler, başta İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) İran'daki gizli üç nükleer tesiste bulunan uranyum izlerine ilişkin soruşturmalarını kapatması yönündeki ısrarı olmak üzere çeşitli sorunlar nedeniyle çöktü.
ABD, Tahran'ın bir yılı aşkın bir süredir uranyumu yüzde 60 oranında zenginleştirme sürecini sürdürdüğü bir dönemde İran'ın nükleer faaliyetlerinin olası nükleer silah programlarından arındırılmış olduğunu teyit etmek için, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılmasını, UAEA tarafından Nükleer Silahların Yayılmasının Önlemesi Antlaşması'ndaki  (NPT) yetkileri kapsamında yürütülen soruşturmaların kapatılmasıyla ilişkilendirmeyi reddediyor.
Batılı bir diplomat Cuma günü yaptığı açıklamada, İran'ın AB’nin önerisine verdiği son yanıtta konuyu yeniden açtığını, yapıcı olarak nitelendirdiği bir yanıt olduğunu, ancak ABD'nin buna katılmadığını söyledi. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, UAEA ile anlaşmazlıklara üstü kapalı bir göndermeyle ‘İran nükleer dosyasının şu an uluslararası çevrelerde bir suikast, cinayet ve suç çetesinin saldırısı altında olduğunu’ söyledi. İslami, “Bu çete, 20 yılı aşkın bir süredir İran'a karşı her türlü suçlamayı yaptı. Bu yalanlar, iftiralar ve yalanlarla dolu uydurma belgeler, kibirli küresel güçlerin İran halkına karşı haksız bir yasak getirmesine neden oldu” şeklinde konuştu.
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan geçtiğimiz hafta, ülkesinin anlaşmayı yeniden canlandırmak için Washington'dan daha güçlü garantiler istediğini söyledi. Ancak daha fazla detay vermekten kaçındı. Aynı doğrultuda, İran nükleer müzakere ekibinin danışmanı Muhammed Marandi dün Twitter’dan yaptığı paylaşımda İran’ın ‘anlaşma metnindeki belirsizlikleri ve ya boşlukları kabul etmeyeceğini’ yazdı. Marandi, “Kış yaklaşıyor ve AB boğucu bir enerji kriziyle karşı karşıya” dedi.
Muhafazakar çizgideki İranlı milletvekili Ali Hazaryan ise ‘gecikmeyi’ eleştirdi ve nükleer anlaşma taslağının içeriği hakkında ‘genellemeler’ yayınladı. Hazaryan’ın anlaşma taslağıyla ilgili açıklamasına göre İran'ın nükleer anlaşmaya, yaptırımların kaldırıldığının doğrulanmasından önce uyacak ve Tahran nükleer taahhütlerini yeniden uygulayana kadar tüm yaptırımlar kaldırılmayacak.
Hazaryan, Twitter’dan yaptığı paylaşımda, İran’ın rejim lideri “Rehber” Ali Hamaney’in yol gösterici uyarıları ve ‘Yaptırımların Kaldırılması İçin Stratejik Adım Yasası’ çerçevesinde, nükleer yaptırımlar kaldırılmadan nükleer faaliyetleri azaltmaya yönelik adımların atılmaması gerektiğini vurguladı. Bunun hem riskli bir adım hem de Hamaney’in tavsiyelerine uygun bir politika olduğunu söyledi. İranlı milletvekili, nükleer anlaşmanın, anlaşmadan bir daha tek taraflı bir çekilme olmayacağı ya da bir daha nükleer anlaşmaya otomatik geri dönüşü sağlayan ‘Snapback’ mekanizmasının etkinleştirilmemesiyle karşı karşıya kalınmayacağı konusunda ABD’nin vereceğini garantileri içermediğine dikkati çekti.
İranlı milletvekili, başka bir tweette İran'ın nükleer anlaşmanın onaylanmasından ve İran’ın taahhütlerine geri dönmesinden 60 gün sonra 50 milyon varile kadar petrol ihraç edebileceğini açıkladı.  ABD'nin İran'ın petrol kaynaklarını dolar ve euro dışında bir para biriminde satışına karşı olduğuna işaret eden Hazaryan’a göre İran’ın petrol sevkiyatlarının yapıldığı yer hakkında ABD'ye bilgi vermesi gerekiyor.
İran’ın nükleer anlaşmadan çekilmemesini talep ettiği garantilerle ilgili olarak ise Hazaryan, anlaşma metninde İran'a yaptırımların yeniden uygulanması halinde, İran'la sözleşmesi olan yabancı şirketlerin Tahran'ın nükleer anlaşmaya uymaya devam etmesi şartıyla iki buçuk yıl daha İran topraklarında faaliyetlerini sürdürme imkanına sahip olacaklarını kaydetti. Hazaryan, İran'ın yaptırımların kaldırıldığının doğrulanması talebiyle ilgili olarak ise “ABD doğrulama sürecini üstlenecek ve bununla ilgili bir açıklama yapacak” dedi.
Hazaryan'a göre yaptırımların kaldırılması, yaptırımlar listesindeki bin 600 kişi ve kuruluşu kapsamıyor ve UAEA'nın İran’daki gizli tesislerde bulunan uranyum izleriyle ilgili soruşturmasının kapatılmasını öngörmüyor.
Öte yandan Rehber Hamaney'in sağcı Keyhan gazetesindeki temsilcisi ve gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, İran’ın nükleer programının, ABD ve Avrupa’ya 20 yıllık bir ‘meydan okuma’ olduğunu vurguladı. Şeriatmedari, ‘ABD ve Avrupa ülkelerinin gerçekte İran'ın nükleer silah elde etmesinden endişe duymadıklarını, ancak bu durumu İran’a karşı yaptırım uygulamak için bahane olarak kullandıklarını’ söyledi.
Yaptırımların müzakereler yoluyla kaldırılması girişimini ‘su üzerine yazılan bir yazı’ olarak değerlendiren Şeriatmedari, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın İran'ın yarı resmi haber ajansı Fars’a verdiği röportajda, “Bu müzakereler hiçbir yere varmaz. Hükümet taviz vermeyecek, çünkü bu müzakereler ülke çıkarlarını garanti altına alan bir noktaya varmayacak” ifadelerini kullandı. Şeriatmedari, UAEA’yı ‘nükleer programın ilerlemesini durdurmak, nükleer faaliyetler bahanesiyle askeri merkezlerde kapsamlı teftişler yapmak ve ABD, İsrail ve bazı Avrupa ülkelerine İran’ın askeri bilgileri sızdırmakla’ suçladı.
İran’ın izleyebileceği tek yolun, NPT’den çekilmesi olduğunu düşünen Şeriatmedari, Pakistan, Hindistan ve Kuzey Kore'nin nükleer silahlara sahip olduğuna ve NPT’ye taraf olmadıklarına işaret ederek “Biz nükleer silah üretme peşinde değiliz, ancak UAEA tarafından daha fazla baskıya maruz kalıyoruz” dedi.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.