ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

Halife Hafter, ülkenin güneyinde ‘bir ulusal uzlaşı girişimi’ başlatıyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
TT

ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)

Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Libya Başkanlık Konseyi, başkent Trablus'ta, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abudlhamid ed-Dibeybe ile paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa arasında devam eden iktidar mücadelesinden uzak durma politikasını sürdürüyor. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen çatışmaların, ‘sürdürülemez’ olarak tanımladığı Libya’daki mevcut durumu vurguladığını belirtti.
Blinken, Trablus’taki son çatışmaların ‘tüm tarafların iyi niyetle ve seçimlerin anayasal temeli ve yapılacağı takvim üzerinde anlaşmaya varma konusunda acele etme duygusuyla hareket etmelerine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini’ söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk yapan ve uluslararası toplumu kendisiyle yakın iş birliği içinde çalışmaya çağıran Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) yeni başkanı Abdoulaye Bathiliy’e tam destek verdiğini söyledi. Blinken, Libya halkının, yeni bir hükümete güvenoyu verilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması için gerekli olan özgür ve adil seçimler yoluyla liderlerini seçme fırsatı verilmesini istediklerinin altını çizdi.
Blinken, ABD'nin Abdoulaye Bathiliy’i Libya’daki devlet kurumlarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamaya öncelik vermesinin yanı sıra BM’nin Ateşkesi İzleme Misyonu'nun, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ülkedeki tüm yabancı güçlerin, savaşçıların ve paralı askerlerin derhal sınır dışı edilmelerini denetlemede yardımcı olacak şekilde çalışması için teşvik ettiğini söyledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi ve Libya Özel Temsilcisi Richard Norland da Abdoulaye Bathiliy’in UNSMIL başkanı ve BM Genel Sekreteri'nin yeni Libya Özel Temsilcisi seçilmesiyle ilgili iyi dileklerini dile getirdi. Büyükelçi Norland, ülkesinin Bathiliy’in Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk etme çabalarına tam destek verdiğini belirtti.
Öte yandan paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa, Büyükelçi Norland ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘uluslararası toplumun ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamak için Libya'ya desteğini sürdürmesinin önemini’ ele aldı. Başağa Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin bir an önce yapılması için BM Libya Destek Misyonu’nu (UNSMIL) desteklemenin ve bir yol haritası çizmenin önemini vurguladık” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de AB’nin BM’nin uzun süreli krize, Libyalıların liderliğinde ve tüm Libyalıların çıkarına olacak şekilde siyasi bir çözüm bulma çabalarına tam destek vermeye devam edeceği taahhüdünde bulundu.
Diğer taraftan UBH Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, bu ay Almanya’da Libya krizindeki gelişmelerin ele alınacağı uluslararası bir toplantı düzenleneceğini duyurdu. Bakan Menguş, İtalya'nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Puccini ile geçtiğimiz Pazar günü başkent Trablus’ta yaptığı görüşme sırasında hükümetin seçimlere hazırlık için yaptığı çalışmaları baltalayacak her türlü girişim ve eylemin reddedildiğini vurgulayarak, siyasi sürecin üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ulaşılmasının hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi.
İtalyan Büyükelçi Puccini ise ülkesinin, Libya’da üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel ve Libyalı tüm siyasi partilerle varılan bir anlaşma çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için güvenliğin ve istikrarın korunmasını istediğini ifade etti. Büyükelçi,  Libya'nın istikrarının Akdeniz bölgesinin istikrarı için önemli olduğunu vurguladı.
Öte yandan Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, Başkanlık Konseyi’nin Libya’daki siyasi ve idari krizin bir parçası olmadığını ve bu yüzden de Dibeybe ve Başağa arasında kısa bir süre önce Türkiye'de yapılan müzakerelere taraf olmadığını söyledi. Vehibe, Başkanlık Konseyi’nden bazı isimlerin söz konusu müzakerelere katıldığına dair iddiaları da reddetti.
Başkanlık Konseyi Sözcüsü, Pazar günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Trablus'ta bazı güvenlik ihlalleri yaşandı. Bunun sorumlularından hesap sorulacak” dedi. Vehibe, Başkanlık Konseyi'nin ‘Başkomutanlık’ sıfatıyla, Libya'nın tüm şehirlerini savunmak için, UBH’ye bağlı güçlerin Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad'ın liderliğinde ihtiyati bir tedbir olarak bir ‘Güvenlik ve Savunma Konseyi’ oluşturduğunu açıkladı.
Diğer yandan Libya Yüksek Seçim Komisyonu, geçtiğimiz yılın sonlarında yapılması planlanan seçim sürecinin yeniden başlamasının mücbir sebep unsurlarıyla mücadeleye yardımcı olmayan bir atmosfer oluşturduğu açıklamasında bulundu. Komisyondan dün yapılan açıklamada, “Yürütme yetkisini etkileyen bölünmenin yanı sıra seçimlerin yapılmasını onaylayacak siyasi taraflar arasındaki uçurum genişledi. Ortaya çıkan güvenlik gerilimleri, çoğu seçim bölgesinde güvenlik durumunu olumsuz etkiledi” denildi.
Seçim sürecini yeniden başlatma kararının, ancak Libyalıların iradesini ve güvenilir sonuçların elde edileceği, ülkenin içinde bulunduğu krizinden çıkmasına katkıda bulunacak özgür ve adil bir seçim süreci arzuladıklarını gösteren egemen bir karar olacağına işaret eden Komisyon, mücbir sebepleri ortadan kaldırmak için Temsilciler Meclisi (TM) ile birlikte çalışma sözü verdi.
Yüksek Seçim Komisyonu, seçim sürecinin uygulanmasını askıya alan yürürlükteki yargı kararlarıyla başa çıkmak için yasal bir formül bulunması ihtiyacının yanı sıra seçim itirazlarını ve anlaşmazlıklarını değerlendirme mekanizmasıyla ilgili olarak nihai gözlemlerini adli makamla koordinasyon halinde sunacağını belirtti.  Komisyon açıklamasında, ilgili seçim yasalarının uygulanması sırasında ortaya çıkan birçok teknik ve zaman engelinin önlenmesine etkin bir şekilde katkıda bulunacak seçim sürecinin teknik yönlerinin ve mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde çeşitli adımlar attığını belirtti. Açıklamada, Yüksek Seçim Komisyonu’nun, uzlaşının hakim olduğu siyasi bir atmosfer mevcut olur olmaz ve güvenlik durumu sağlanır sağlanmaz seçim sürecini yeniden başlatmaya, mücbir sebep halinin sona erdirilmesinde taraflarla doğrudan temas kurmaya ve uygulamaya devam etmeye tamamen hazır olduğu vurgulandı.
Bu arada başkent Trablus’taki Libya Yüksek Mahkemesi Anayasa Dairesi, 10. ve 11. anayasa değişiklikleri ve 2018 tarihli 6 sayılı kanun taslağıyla ilgili referanduma ilişkin itirazın değerlendirilmesini ertelediğini duyurdu. Yüksek Mahkeme Başkanı Muhammed el-Hafi, temyizin, önümüzdeki Ekim ayına kadar ertelenme kararı aldığını açıkladı.
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Yüksek Seçim Komisyonu ve Yüksek Mahkeme’nin açıklamalarından sadece birkaç saat sonra TM, Yüksek Mahkeme Başkanı Hafi’nin adaylığını görüşmek ve Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri'nin mesajına yanıt vermek üzere Bingazi şehrinde bir oturum düzenledi.
Bir başka gelişmede Güvenlik Operasyonları Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kolluk Kuvvetleri İdaresi, başkent Trablus'ta, diğer güvenlik birimleriyle birlikte, güvenliği sağlamak, durumu kontrol etmek ve resmi ve özel mülkleri korumak için güvenlik devriyeleri gerçekleştirildiğini duyurdu. Kolluk Kuvvetleri İdaresi, duyurusuyla ilgili olarak Ayn Zara’da düzenlenen devriyelerden görüntüler yayınladı.
Öte yandan Libya basını tarafından yayınlanan sızdırılmış bir listeye göre, başkent Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen silahlı çatışmalarda çoğu sivil olmak üzere ölenlerin sayısı 44'e yükseldi. UBH Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlarda ise çatışmalarda 32 kişinin hayatını kaybettiği ve 159 kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Diğer taraftan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, kısa bir süre önce ziyaret ettiği, ülkenin güneyinde yer alan Kufra şehrinin ileri gelenlerinin ve halkının toplumsal barışın ve istikrarın sağlanması, gelişme, kalkınma ve yeniden yapılanma yönüne ilerleme kaydedilmesi için ulusal uzlaşıya varılması taleplerini yerine getirmek üzere özel bir komite kurulması talimatını verdi.
LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Hafter'in Ofis Müdürü Korgeneral Hayri et-Temimi’den alıntı yaparak, Hafter'in 2014 yılında ülkedeki terörist ve radikal gruplara karşı başlattığı ‘Onur Operasyonu’nun sekizinci yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere ziyaret ettiği Kufra’da Kufralılardan gördüğü konukseverlik için minnettarlığını ve takdirini ifade ettiğini söyledi.
Bir diğer gelişmede, LUO tarafından takviyelerde bulunulan 128. Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan ez-Zademe, ülkenin güneyindeki tüm askeri birimleri ziyaret etmek üzere Cufra askeri bölgesinden Sabha şehrine doğru ilerleyen askeri devriyenin yürütüldüğünü duyurdu. Tuğgeneral Zademe, devriyenin rotasının, sınır şeridi boyunca hayati öneme sahip yerlerde ve bölgelerde askeri devriyelerin ve güvenlik kontrol noktalarının çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Libya çölünün derinliklerine kadar uzandığını da sözlerine ekledi.



Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
TT

Gazze’de ikinci aşama: Trump, Hamas’ın silah bırakmasını beklemeyecek

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)
İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

İsrail ordusunun en az 70 bin Filistinliyi katlettiği Gazze'de Hamas, son İsrailli rehinenin cesedinin yerini tespit etmeye çalışıyor (AP)

ABD, Hamas'ın silah bırakmasını beklemeden Gazze'de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçmeyi planlıyor.

Tel Aviv yönetimi, Hamas İsrailli polis memuru Ran Gvili'nin naaşını iade edip silah bırakmayı kabul edene kadar Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçmeyeceklerini bildirmişti.

Ancak adlarının paylaşılmaması şartıyla Times of Israel'e konuşan yetkililer, ABD'nin bunlar gerçekleşmeden ikinci aşamaya bir an evvel geçmek istediğini belirtiliyor.

Kaynaklara göre ABD Başkanı Donald Trump, geçen hafta İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla yaptığı görüşmede hem Hamas'ın silah bırakmasını hem de Gvili'nin cesedinin ailesine geri gönderilmesini istediklerini söyledi. Ancak bunların ateşkesin ikinci aşamasına geçiş için şart olarak görülemeyeceğini ifade etti.

10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve rehine takası anlaşmasının garantörleri Türkiye, Mısır ve Katar'ın, Hamas'ın kademeli bir silah bırakma planını kabul edeceğini Washington'a ilettiği belirtiliyor.

Bu plana göre Filistinli örgüt önce ağır silahlarını teslim edecek, daha sonra hafif silahlar için geri alım programı başlatılacak. Kaynaklar, gelecek haftalarda bu mekanizmanın devreye girmesinin hedeflendiğini söylüyor.

Ancak Tel Aviv'in böyle bir çerçeveyi onaylayıp onaylamayacağı belirsiz. Hamas, Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak bir süreç başlatılmadan silah bırakmayacağını bildirmişti. İsrail ise iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca duyurmuştu.

20 maddelik barış planının ilk aşamasında taraflar arasında rehine takası gerçekleştirilmiş, İsrail askerleri belirlenen "sarı hatta" geri çekilmişti. İsrail ordusu Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 53'ünü kontrol ediyor.

İkinci aşamadaysa Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinde söz sahibi olmaması isteniyor. Gazze Şeridi'nin yönetiminin Hamas mensubu olmayan Filistinlilerin yer alacağı bir teknokratlar komitesine geçici olarak devredilmesi planlanıyor. Trump'ın başkanlık edeceği Barış Kurulu'na ek olarak bölgeye Uluslararası İstikrar Gücü'nün (ISF) konuşlandırılması öngörülüyor.

Analizde, Trump'ın Barış Kurulu'nu ve teknokratlar komitesini gelecek hafta açıklamayı planladığı yazılıyor. Beyaz Saray ilk etapta bu açıklamayı geçen ay yapmayı planlamış ancak Hamas'la İsrail arasındaki anlaşmazlıklar çözülemediği için vazgeçmişti.

İsrail medyasında geçen ay çıkan haberlerde, Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Barış Kurulu'nda görmek istediği aktarılmıştı.

Türkiye'nin hem Barış Kurulu'nda yer alması hem de ISF'ye asker göndermesi için ABD'nin Tel Aviv'e baskıyı artırabileceği belirtilmişti. Washington'ın, Ankara'nın ISF'ye asker göndermese bile güvenlik gücünün komuta yapısında yer almasını istediği de yazılmıştı.

Trump, Azerbaycan ve Endonezya'ya da ISF'ye katılma çağrısı yapmıştı. Azerbaycan lideri İlham Aliyev, bu haftaki açıklamasında "Arap ülkelerinin meselelerini Arap devletleri çözmelidir" diyerek Gazze'deki uluslararası misyonlara katılmayacaklarını duyurmuştu.

Independent Türkçe, Times of Israel, Caspian Post


Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
TT

Halep’te çatışmaların merkezindeki mahalleler olan Şeyh Maksud ve Eşrefiye nasıl Kürt Mahallesi olarak anılmaya başlandı?

2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).
2013 yılında Halep’in Eşrefiye Mahallesi’nde Araplar ve Kürtlerin birlikte yer aldığı sivil hareketten bir kare (Akil Hüseyin arşivi).

Halep doğumlu Suriyeli aktivist ve gazeteci Akil Hüseyin, bugün Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye hükümeti arasında çatışmaların yaşandığı Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin tanıklığını Şarku'l Avsat'a anlattı. Hüseyin, Mart 2011’de Suriye devriminin başlamasının ardından sivil harekete katıldığını ve kentin özellikle doğu kesiminde sahada gelişmeleri izlediğini ifade ediyor.

Kısa süre önce Halep’i temsilen Halk Meclisi’ne seçilen Hüseyin’in bu tanıklığı, SDG yanlılarının öne sürdüğü anlatının aksine, Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde nüfus çoğunluğunun Kürtlerden değil Araplardan oluştuğunu vurguluyor.

cdfrgt6y
Halep kentinin haritası; üzerinde Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri görülüyor (Sosyal medya)

Son yıllarda “Kürt mahalleleri” olarak tanınan bu iki bölge, yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Süryani ve Ermeni yoksul Hristiyanların yaşadığı küçük yerleşim alanlarıydı. Daha sonra Halep kırsalının kuzey ve doğusundan, aralarında Afrin, Cinderes ve Ayn el-Arab (Kobani) sakinlerinin de bulunduğu, şehirde daha iyi bir yaşam arayan aileler için; konut maliyetlerinin görece düşük olması ve sanayi bölgelerine yakınlığı nedeniyle makul bir tercih hâline geldi.

Birçok kişinin bu iki mahalleye Kürt kimliği atfetmesinin temel nedeni, Halep kentinde ilk kez bu denli büyük bir Kürt nüfusunun aynı bölgede bir araya gelmiş olmasıydı.

1970’li yıllara kadar Halepliler, Şeyh Maksud’u “Cebel es-Seyyide” (Meryem Ana Tepesi) adıyla biliyordu. Ancak Kürtlerin yoğunlaşmaya başladığı bu bölgede, Kürt kökenli bir sufi şeyhin adını taşıyan “Şeyh Maksud” camisinin inşa edilmesinin ardından, bu isim mahalle için yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Komşu Eşrefiye Mahallesi ise aynı dönemde, Hristiyanların yaşadığı Süryaniler Mahallesi’nin plansız bir uzantısı olarak ortaya çıktı.

Halepliler, bu iki mahallenin siyasi anlamda Kürtlerin merkezi hâline geldiğini ilk kez 2004 yılında, Kamışlı Olayları olarak bilinen süreçte fark etti. O dönemde Cezire bölgesindeki Kürt ayaklanmasıyla eş zamanlı olarak Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da Kürt siyasi parti kadroları ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

dfrgt
Ekim 2024’te Halep’in Şeyh Maksud Mahallesi’nde, PKK lideri Abdullah Öcalan’a ait fotoğraf ve kitapların yer aldığı bir sergi

Bundan önce Kürtlerin bu mahallelerdeki en belirgin görünürlüğü, Suriye’de uzun süre yasaklı olan Nevruz kutlamaları sırasında ortaya çıkıyordu. Kutlamalar esnasında, özellikle Esad rejiminin 1980’lerden itibaren kendisine muhalif Kürt siyasi hareketlerini kontrol altında tutmak için kullandığı PKK unsurlarıyla güvenlik güçleri arasında zaman zaman gerginlikler yaşanıyordu.

2011’de Beşşar Esad rejimine karşı halk ayaklanmasının başlaması ve rejimin Kürtleri muhalefetten uzak tutma çabaları kapsamında, Suriye istihbaratı 2012 yılında bu iki mahalleyi Kürtlere devretti. Böylece bölgeler kademeli olarak rejimin denetiminden çıktı ve sonunda, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt çoğunluklu kentlerde olduğu gibi SDG’nin iç güvenlik gücü olan Asayiş aracılığıyla SDG’nin kontrolüne girdi.

asdfr
2014 yılında Halep’te gerçekleşen bombardıman sonucu oluşan yıkım (Reuters).

Başlangıçta Eşrefiye Mahallesi, Arap ve Kürt önde gelen aktivistlerin yer aldığı “Kardeşlik Koordinasyonu”nun öncülüğünde dikkat çekici bir barışçıl sivil harekete sahne oldu. Ancak üyeleri kısa sürede, rejimden devraldığı bölgelerde devrimle bağlantılı her türlü faaliyeti bastıran PKK’nın Suriye kolu tarafından takibe alındı. Bu yapı, bölgede tam denetim sağlayan güvenlik ve polis aygıtları ile asker devşirme merkezleri kurdu. Bu durum, iki mahallenin “Kürt mahalleleri” olarak algılanmasını daha da pekiştirdi.

yuı
Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta, Eş-Şam rejimi ile SDG ve muhalif gruplar arasındaki çatışmalara sahne olan evinin enkazını kaldıran bir Suriyeli vatandaş (AP)

Ancak SDG ile Suriye muhalefeti arasındaki ilişkilere en ağır darbe, 2016’nın sonunda geldi. Bu dönemde SDG, Beşşar Esad güçleriyle iş birliği yaparak Halep’in doğu kesiminin kontrolünü ele geçirdi. Operasyon, bölge nüfusunun büyük bölümünün yerinden edilmesi ve yapıların büyük ölçüde yıkılmasıyla sonuçlandı.

Daha sonra SDG, Lübnan Hizbullahı ve İran Devrim Muhafızları ile birlikte Halep’in kuzey kırsalındaki Sünni Arap yerleşimlerinin kontrolünü ele geçirdi. Özellikle Tel Rıfat kentinde nüfusun neredeyse tamamı yerinden edildi ve bu bölge de SDG’nin bir parçası olarak anılmaya başlandı.

Bugün ise Halep’te, SDG’nin Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini Suriye hükümetine devretmeyi reddetmesi nedeniyle yaşanan gerilim sürerken, SDG yanlıları bu mahallelerin “Kürt kimliğini” kanıtlamaya yönelik yeni bir medya kampanyası yürütüyor. Oysa bölgede, Bakara (Baggara) aşireti ve Batuş kabilesi başta olmak üzere on binlerce Arap yaşarken, varlığı inkâr edilemeyecek ölçüde bir Kürt nüfus da bulunuyor.


Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
TT

Suriye ordusu, Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerini kontrol altına aldı

Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’ne girmeye hazırlanıyor (SANA)

Suriye devlet televizyonu, bugün (perşembe), ordu güçlerinin Halep’te Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin bazı bölümlerinde kontrol sağladığını bildirdi. Haberde, bu ilerlemenin bölgedeki halk ve aşiretlerle iş birliği içinde, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yaşanan çatışmaların ardından gerçekleştiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ordu ve iç güvenlik güçlerinin, SDG’nin karşı saldırı girişiminin ardından Eşrefiye Mahallesi’nde ilerlemeyi sürdürdüğünü aktardı. SDG ise hükümet güçlerinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud’a yönelik saldırılarında 12 kişinin öldüğünü, 64 kişinin yaralandığını ileri sürdü. Halep’te gerginliğin geçen aydan bu yana sürdüğü belirtildi.

Halep’te bazı mahallelerde sokağa çıkma yasağı

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, perşembe akşamı yaptığı açıklamada Eşrefiye, Şeyh Maksud, Beni Zeyd, Süryan, Helak ve Meydan mahallelerinde ikinci bir duyuruya kadar tam sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu. Açıklamada, kararın “buralarda yaşayanların güvenliğini sağlamak, güvenliği tesis etmek ve can ile mal kaybına yol açabilecek ihlalleri önlemek” amacıyla alındığı belirtildi.

dfrgthy
Suriye itfaiye ekipleri, SDG tarafından atılan mermilerin isabet etmesi sonucu Halep’te Cemiliye ile Sebil mahalleleri arasındaki Faysal Caddesi’nde çıkan yangını söndürmek için çalışma yürütüyor (SANA)

Komutanlık, söz konusu mahallelerde sokağa çıkma yasağı süresince istisnasız her türlü hareketliliğin yasak olduğunu vurguladı.

Daha önce Suriye Arap Haber Ajansı SANA, Halep Müdahale Merkezi Komitesi’ne dayandırdığı haberinde, çatışmalarda ölü sayısının 10’a, yaralı sayısının ise 88’e ulaştığını bildirmişti. Suriyeli bir hükümet yetkilisi de Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde yaşayanların, bu bölgelerin bazı kısımlarını yetkililere teslim etmeye başladığını söyledi.

Aynı yetkili, Suriye televizyonu El-İhbariye’ye yaptığı açıklamada, bu sürecin SDG mensupları arasında art arda yaşanan ayrılıklar ve iç güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği tesis etmeye hazırlanmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti.

Halep İç Güvenlik Komutanlığı, SDG’yi yerleşim bölgelerini hedef alan bombardıman ve rastgele ateş açma eylemleriyle suçlayarak, bu saldırılar sonucu sivil kayıplar yaşandığını belirtti. Komutanlık, SANA aracılığıyla SDG saflarındaki unsurlara derhâl ayrılma ve silahlarını teslim etme çağrısı yaptı; bu amaçla bir iletişim hattı da duyurdu.

Suriye hükümeti ise Kürtlerin “Suriye halkının asli ve temel bir bileşeni” olduğunu vurgulayarak, devleti onları ayrı bir taraf ya da istisnai bir durum olarak değil, ülkenin eşit ortakları olarak gördüğünü kaydetti. Hükümet açıklamasında, çözümün medya söylemleri ya da karşılıklı suçlamalarla değil, ülkenin birliğinin ve tüm vatandaşların güvenliğinin teminatı olan devlet kurumları aracılığıyla sağlanabileceği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca sahadaki kargaşa ve tırmanışın, SDG’nin 1 Nisan’da varılan anlaşmayı bozmasının doğrudan sonucu olduğu, bunun önceki mutabakatları zayıflattığı ve istikrarsızlığa kapı araladığı belirtildi. Hükümet, devletin mevcut rolünün Halep çevresini güvence altına almak, saldırı kaynaklarını şehirden uzaklaştırmak ve sivilleri korumak olduğunu vurguladı; Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den “milis güçlerin” çıkarılmasını talep etti.

SANA, ordunun bugün (perşembe) saat 13.30’dan itibaren ikinci bir duyuruya kadar Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini ve SDG unsurlarına yönelik saldırılar düzenleyeceğini bildirdi. SDG ise operasyonu sivillerin zorla yerinden edilmesine yönelik bir girişim olarak nitelendirdi.

Öte yandan Halep Valisi Azam el-Garib, daha önce yaptığı açıklamada, Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de SDG’ye bağlı çok sayıda unsurun ayrıldığını, bazılarının ise bölgeden kaçtığını ve bunun sahada önemli bir değişime zemin hazırladığını söyledi. Vali, Halep halkına resmî duyurular yapılmadan evlerine dönmemeleri çağrısında bulundu.

rgt
Suriye iç güvenlik güçleri ile “A1” birimine bağlı unsurlar, Halep’te Eşrefiye Mahallesi’nde konuşlandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Halep Müdahale Merkezi Komitesi ayrıca kent içinde 10 geçici barınma merkezinin açıldığını, Afrin ve Azez’de de merkezler oluşturulduğunu açıkladı. Alman Haber Ajansı DPA’ya göre, ordu operasyonlar birimi sivillerden SDG mevzilerinden uzak durmalarını isterken, sokağa çıkma yasağının başlamasıyla birlikte SDG hedeflerine yönelik “nokta atışı” saldırıların başlatılacağını bildirdi.

Suriye televizyonu, ordunun Eşrefiye ve Şeyh Maksud’da beş bölgeyi gösteren haritalar yayımladığını ve bu alanların derhâl boşaltılmasını istediğini aktardı.

Halep’te geçen ay SDG ile hükümet güçleri arasında yaşanan şiddetli çatışmalarda çok sayıda kişi hayatını kaybetmiş, taraflar birbirlerini suçlamıştı. SDG, 10 Mart’ta Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile, sivil ve askerî kurumlarını devlet yapısına entegre etmeyi öngören bir anlaşma imzalamış olsa da, bu anlaşmanın uygulanmasında şimdiye kadar kayda değer ilerleme sağlanamadı.