ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

Halife Hafter, ülkenin güneyinde ‘bir ulusal uzlaşı girişimi’ başlatıyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
TT

ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)

Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Libya Başkanlık Konseyi, başkent Trablus'ta, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abudlhamid ed-Dibeybe ile paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa arasında devam eden iktidar mücadelesinden uzak durma politikasını sürdürüyor. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen çatışmaların, ‘sürdürülemez’ olarak tanımladığı Libya’daki mevcut durumu vurguladığını belirtti.
Blinken, Trablus’taki son çatışmaların ‘tüm tarafların iyi niyetle ve seçimlerin anayasal temeli ve yapılacağı takvim üzerinde anlaşmaya varma konusunda acele etme duygusuyla hareket etmelerine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini’ söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk yapan ve uluslararası toplumu kendisiyle yakın iş birliği içinde çalışmaya çağıran Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) yeni başkanı Abdoulaye Bathiliy’e tam destek verdiğini söyledi. Blinken, Libya halkının, yeni bir hükümete güvenoyu verilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması için gerekli olan özgür ve adil seçimler yoluyla liderlerini seçme fırsatı verilmesini istediklerinin altını çizdi.
Blinken, ABD'nin Abdoulaye Bathiliy’i Libya’daki devlet kurumlarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamaya öncelik vermesinin yanı sıra BM’nin Ateşkesi İzleme Misyonu'nun, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ülkedeki tüm yabancı güçlerin, savaşçıların ve paralı askerlerin derhal sınır dışı edilmelerini denetlemede yardımcı olacak şekilde çalışması için teşvik ettiğini söyledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi ve Libya Özel Temsilcisi Richard Norland da Abdoulaye Bathiliy’in UNSMIL başkanı ve BM Genel Sekreteri'nin yeni Libya Özel Temsilcisi seçilmesiyle ilgili iyi dileklerini dile getirdi. Büyükelçi Norland, ülkesinin Bathiliy’in Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk etme çabalarına tam destek verdiğini belirtti.
Öte yandan paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa, Büyükelçi Norland ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘uluslararası toplumun ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamak için Libya'ya desteğini sürdürmesinin önemini’ ele aldı. Başağa Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin bir an önce yapılması için BM Libya Destek Misyonu’nu (UNSMIL) desteklemenin ve bir yol haritası çizmenin önemini vurguladık” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de AB’nin BM’nin uzun süreli krize, Libyalıların liderliğinde ve tüm Libyalıların çıkarına olacak şekilde siyasi bir çözüm bulma çabalarına tam destek vermeye devam edeceği taahhüdünde bulundu.
Diğer taraftan UBH Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, bu ay Almanya’da Libya krizindeki gelişmelerin ele alınacağı uluslararası bir toplantı düzenleneceğini duyurdu. Bakan Menguş, İtalya'nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Puccini ile geçtiğimiz Pazar günü başkent Trablus’ta yaptığı görüşme sırasında hükümetin seçimlere hazırlık için yaptığı çalışmaları baltalayacak her türlü girişim ve eylemin reddedildiğini vurgulayarak, siyasi sürecin üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ulaşılmasının hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi.
İtalyan Büyükelçi Puccini ise ülkesinin, Libya’da üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel ve Libyalı tüm siyasi partilerle varılan bir anlaşma çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için güvenliğin ve istikrarın korunmasını istediğini ifade etti. Büyükelçi,  Libya'nın istikrarının Akdeniz bölgesinin istikrarı için önemli olduğunu vurguladı.
Öte yandan Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, Başkanlık Konseyi’nin Libya’daki siyasi ve idari krizin bir parçası olmadığını ve bu yüzden de Dibeybe ve Başağa arasında kısa bir süre önce Türkiye'de yapılan müzakerelere taraf olmadığını söyledi. Vehibe, Başkanlık Konseyi’nden bazı isimlerin söz konusu müzakerelere katıldığına dair iddiaları da reddetti.
Başkanlık Konseyi Sözcüsü, Pazar günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Trablus'ta bazı güvenlik ihlalleri yaşandı. Bunun sorumlularından hesap sorulacak” dedi. Vehibe, Başkanlık Konseyi'nin ‘Başkomutanlık’ sıfatıyla, Libya'nın tüm şehirlerini savunmak için, UBH’ye bağlı güçlerin Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad'ın liderliğinde ihtiyati bir tedbir olarak bir ‘Güvenlik ve Savunma Konseyi’ oluşturduğunu açıkladı.
Diğer yandan Libya Yüksek Seçim Komisyonu, geçtiğimiz yılın sonlarında yapılması planlanan seçim sürecinin yeniden başlamasının mücbir sebep unsurlarıyla mücadeleye yardımcı olmayan bir atmosfer oluşturduğu açıklamasında bulundu. Komisyondan dün yapılan açıklamada, “Yürütme yetkisini etkileyen bölünmenin yanı sıra seçimlerin yapılmasını onaylayacak siyasi taraflar arasındaki uçurum genişledi. Ortaya çıkan güvenlik gerilimleri, çoğu seçim bölgesinde güvenlik durumunu olumsuz etkiledi” denildi.
Seçim sürecini yeniden başlatma kararının, ancak Libyalıların iradesini ve güvenilir sonuçların elde edileceği, ülkenin içinde bulunduğu krizinden çıkmasına katkıda bulunacak özgür ve adil bir seçim süreci arzuladıklarını gösteren egemen bir karar olacağına işaret eden Komisyon, mücbir sebepleri ortadan kaldırmak için Temsilciler Meclisi (TM) ile birlikte çalışma sözü verdi.
Yüksek Seçim Komisyonu, seçim sürecinin uygulanmasını askıya alan yürürlükteki yargı kararlarıyla başa çıkmak için yasal bir formül bulunması ihtiyacının yanı sıra seçim itirazlarını ve anlaşmazlıklarını değerlendirme mekanizmasıyla ilgili olarak nihai gözlemlerini adli makamla koordinasyon halinde sunacağını belirtti.  Komisyon açıklamasında, ilgili seçim yasalarının uygulanması sırasında ortaya çıkan birçok teknik ve zaman engelinin önlenmesine etkin bir şekilde katkıda bulunacak seçim sürecinin teknik yönlerinin ve mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde çeşitli adımlar attığını belirtti. Açıklamada, Yüksek Seçim Komisyonu’nun, uzlaşının hakim olduğu siyasi bir atmosfer mevcut olur olmaz ve güvenlik durumu sağlanır sağlanmaz seçim sürecini yeniden başlatmaya, mücbir sebep halinin sona erdirilmesinde taraflarla doğrudan temas kurmaya ve uygulamaya devam etmeye tamamen hazır olduğu vurgulandı.
Bu arada başkent Trablus’taki Libya Yüksek Mahkemesi Anayasa Dairesi, 10. ve 11. anayasa değişiklikleri ve 2018 tarihli 6 sayılı kanun taslağıyla ilgili referanduma ilişkin itirazın değerlendirilmesini ertelediğini duyurdu. Yüksek Mahkeme Başkanı Muhammed el-Hafi, temyizin, önümüzdeki Ekim ayına kadar ertelenme kararı aldığını açıkladı.
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Yüksek Seçim Komisyonu ve Yüksek Mahkeme’nin açıklamalarından sadece birkaç saat sonra TM, Yüksek Mahkeme Başkanı Hafi’nin adaylığını görüşmek ve Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri'nin mesajına yanıt vermek üzere Bingazi şehrinde bir oturum düzenledi.
Bir başka gelişmede Güvenlik Operasyonları Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kolluk Kuvvetleri İdaresi, başkent Trablus'ta, diğer güvenlik birimleriyle birlikte, güvenliği sağlamak, durumu kontrol etmek ve resmi ve özel mülkleri korumak için güvenlik devriyeleri gerçekleştirildiğini duyurdu. Kolluk Kuvvetleri İdaresi, duyurusuyla ilgili olarak Ayn Zara’da düzenlenen devriyelerden görüntüler yayınladı.
Öte yandan Libya basını tarafından yayınlanan sızdırılmış bir listeye göre, başkent Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen silahlı çatışmalarda çoğu sivil olmak üzere ölenlerin sayısı 44'e yükseldi. UBH Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlarda ise çatışmalarda 32 kişinin hayatını kaybettiği ve 159 kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Diğer taraftan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, kısa bir süre önce ziyaret ettiği, ülkenin güneyinde yer alan Kufra şehrinin ileri gelenlerinin ve halkının toplumsal barışın ve istikrarın sağlanması, gelişme, kalkınma ve yeniden yapılanma yönüne ilerleme kaydedilmesi için ulusal uzlaşıya varılması taleplerini yerine getirmek üzere özel bir komite kurulması talimatını verdi.
LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Hafter'in Ofis Müdürü Korgeneral Hayri et-Temimi’den alıntı yaparak, Hafter'in 2014 yılında ülkedeki terörist ve radikal gruplara karşı başlattığı ‘Onur Operasyonu’nun sekizinci yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere ziyaret ettiği Kufra’da Kufralılardan gördüğü konukseverlik için minnettarlığını ve takdirini ifade ettiğini söyledi.
Bir diğer gelişmede, LUO tarafından takviyelerde bulunulan 128. Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan ez-Zademe, ülkenin güneyindeki tüm askeri birimleri ziyaret etmek üzere Cufra askeri bölgesinden Sabha şehrine doğru ilerleyen askeri devriyenin yürütüldüğünü duyurdu. Tuğgeneral Zademe, devriyenin rotasının, sınır şeridi boyunca hayati öneme sahip yerlerde ve bölgelerde askeri devriyelerin ve güvenlik kontrol noktalarının çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Libya çölünün derinliklerine kadar uzandığını da sözlerine ekledi.



Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
TT

Şara, cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinin yıldönümünde şunları söyledi: Geleceği adalet ve kalkınma ile birlikte inşa edeceğiz ve Suriye'yi hak ettiği yere geri döndüreceğiz

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve başlamasının yıldönümünde Suriye haber ajansı SANA'ya göre bugün yaptığı açıklamada, Suriyelilerin "Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek kapsamlı bir kalkınmayla geleceği birlikte inşa edeceklerini" söyledi.

“X” platformunda yaptığı bir paylaşımda el-Şara şunları söyledi: “Suriye Arap Cumhuriyeti başkanlığı görevini üstlenmemin üzerinden bir yıl geçti. Bu süre zarfında, Suriye halkının her alanda gösterdiği fedakarlıkları ve sabrı hatırlıyorum ve Allah'tan bu emanete layık olmamı diliyorum.”

Şöyle devam etti: “Geleceği birlikte, sarsılmaz bir adalet, kalıcı istikrar ve kapsamlı bir kalkınma ile inşa edeceğiz; bu da Suriye'yi hak ettiği yere geri getirecek ve halkının özlemlerini karşılayacaktır.”

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre, 29 Ocak 2025'te Şam'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda, "askeri operasyon komutanlığı ve Suriye devrimci güçlerinin geniş katılımıyla" Suriye devriminin zaferini ilan eden bir konferans düzenlendi.

SANA’nın haberine göre"konferans, Ahmed el-Şara'nın Cumhurbaşkanı olarak atanmasını, tüm askeri grupların ve devrimci siyasi ve sivil organların feshedilmesini ve devlet kurumlarına entegre edilmesini ilan ederek önemli bir dönüm noktası oldu."

Konferansta ayrıca 2012 anayasasının iptali, tüm istisnai yasaların askıya alınması, Beşşar Esed rejiminin ordusunun dağıtılması ve "Suriye ordusunun ulusal temeller üzerine yeniden inşası" ilan edildi.

Alınan kararlar arasında, Esed rejiminin güvenlik aygıtının dağıtılması ve yeni bir güvenlik kurumunun kurulmasının yanı sıra, Halk Meclisi, Arap Sosyalist Baas Partisi, Ulusal İlerici Cephe partileri ve bunlara bağlı örgüt, kurum ve komitelerin feshedilmesi ve herhangi bir isim altında yeniden kurulmalarının yasaklanması da yer alıyordu.


SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.