ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

Halife Hafter, ülkenin güneyinde ‘bir ulusal uzlaşı girişimi’ başlatıyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
TT

ABD, Libya'daki son durumu eleştirirken Başkanlık Konseyi çatışmadan uzak duruyor

LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)
LUO’nun takviyede bulunduğu 128. Tugay tarafından ülkenin güneyinde düzenlenen devriyelerden bir kare (128. Tugay)

Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Libya Başkanlık Konseyi, başkent Trablus'ta, geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abudlhamid ed-Dibeybe ile paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa arasında devam eden iktidar mücadelesinden uzak durma politikasını sürdürüyor. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen çatışmaların, ‘sürdürülemez’ olarak tanımladığı Libya’daki mevcut durumu vurguladığını belirtti.
Blinken, Trablus’taki son çatışmaların ‘tüm tarafların iyi niyetle ve seçimlerin anayasal temeli ve yapılacağı takvim üzerinde anlaşmaya varma konusunda acele etme duygusuyla hareket etmelerine ihtiyaç olduğunu gösterdiğini’ söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı dün yaptığı açıklamada, ülkesinin Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk yapan ve uluslararası toplumu kendisiyle yakın iş birliği içinde çalışmaya çağıran Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu’nun (UNSMIL) yeni başkanı Abdoulaye Bathiliy’e tam destek verdiğini söyledi. Blinken, Libya halkının, yeni bir hükümete güvenoyu verilmesi ve hesap verebilirliğin sağlanması için gerekli olan özgür ve adil seçimler yoluyla liderlerini seçme fırsatı verilmesini istediklerinin altını çizdi.
Blinken, ABD'nin Abdoulaye Bathiliy’i Libya’daki devlet kurumlarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamaya öncelik vermesinin yanı sıra BM’nin Ateşkesi İzleme Misyonu'nun, 5+5 Ortak Askeri Komitesi’ne ülkedeki tüm yabancı güçlerin, savaşçıların ve paralı askerlerin derhal sınır dışı edilmelerini denetlemede yardımcı olacak şekilde çalışması için teşvik ettiğini söyledi.
ABD’nin Trablus Büyükelçisi ve Libya Özel Temsilcisi Richard Norland da Abdoulaye Bathiliy’in UNSMIL başkanı ve BM Genel Sekreteri'nin yeni Libya Özel Temsilcisi seçilmesiyle ilgili iyi dileklerini dile getirdi. Büyükelçi Norland, ülkesinin Bathiliy’in Libyalıların liderliğindeki siyasi sürece arabuluculuk etme çabalarına tam destek verdiğini belirtti.
Öte yandan paralel İstikrar Hükümeti Başbakanı Fethi Başağa, Büyükelçi Norland ile yaptığı telefon görüşmesinde, ‘uluslararası toplumun ekonomik ve siyasi istikrarı sağlamak için Libya'ya desteğini sürdürmesinin önemini’ ele aldı. Başağa Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin bir an önce yapılması için BM Libya Destek Misyonu’nu (UNSMIL) desteklemenin ve bir yol haritası çizmenin önemini vurguladık” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de AB’nin BM’nin uzun süreli krize, Libyalıların liderliğinde ve tüm Libyalıların çıkarına olacak şekilde siyasi bir çözüm bulma çabalarına tam destek vermeye devam edeceği taahhüdünde bulundu.
Diğer taraftan UBH Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, bu ay Almanya’da Libya krizindeki gelişmelerin ele alınacağı uluslararası bir toplantı düzenleneceğini duyurdu. Bakan Menguş, İtalya'nın Trablus Büyükelçisi Giuseppe Puccini ile geçtiğimiz Pazar günü başkent Trablus’ta yaptığı görüşme sırasında hükümetin seçimlere hazırlık için yaptığı çalışmaları baltalayacak her türlü girişim ve eylemin reddedildiğini vurgulayarak, siyasi sürecin üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ulaşılmasının hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi.
İtalyan Büyükelçi Puccini ise ülkesinin, Libya’da üzerinde uzlaşılan anayasal bir temel ve Libyalı tüm siyasi partilerle varılan bir anlaşma çerçevesinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması için güvenliğin ve istikrarın korunmasını istediğini ifade etti. Büyükelçi,  Libya'nın istikrarının Akdeniz bölgesinin istikrarı için önemli olduğunu vurguladı.
Öte yandan Başkanlık Konseyi Sözcüsü Necva Vehibe, Başkanlık Konseyi’nin Libya’daki siyasi ve idari krizin bir parçası olmadığını ve bu yüzden de Dibeybe ve Başağa arasında kısa bir süre önce Türkiye'de yapılan müzakerelere taraf olmadığını söyledi. Vehibe, Başkanlık Konseyi’nden bazı isimlerin söz konusu müzakerelere katıldığına dair iddiaları da reddetti.
Başkanlık Konseyi Sözcüsü, Pazar günü bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Trablus'ta bazı güvenlik ihlalleri yaşandı. Bunun sorumlularından hesap sorulacak” dedi. Vehibe, Başkanlık Konseyi'nin ‘Başkomutanlık’ sıfatıyla, Libya'nın tüm şehirlerini savunmak için, UBH’ye bağlı güçlerin Genelkurmay Başkanı Muhammed el-Haddad'ın liderliğinde ihtiyati bir tedbir olarak bir ‘Güvenlik ve Savunma Konseyi’ oluşturduğunu açıkladı.
Diğer yandan Libya Yüksek Seçim Komisyonu, geçtiğimiz yılın sonlarında yapılması planlanan seçim sürecinin yeniden başlamasının mücbir sebep unsurlarıyla mücadeleye yardımcı olmayan bir atmosfer oluşturduğu açıklamasında bulundu. Komisyondan dün yapılan açıklamada, “Yürütme yetkisini etkileyen bölünmenin yanı sıra seçimlerin yapılmasını onaylayacak siyasi taraflar arasındaki uçurum genişledi. Ortaya çıkan güvenlik gerilimleri, çoğu seçim bölgesinde güvenlik durumunu olumsuz etkiledi” denildi.
Seçim sürecini yeniden başlatma kararının, ancak Libyalıların iradesini ve güvenilir sonuçların elde edileceği, ülkenin içinde bulunduğu krizinden çıkmasına katkıda bulunacak özgür ve adil bir seçim süreci arzuladıklarını gösteren egemen bir karar olacağına işaret eden Komisyon, mücbir sebepleri ortadan kaldırmak için Temsilciler Meclisi (TM) ile birlikte çalışma sözü verdi.
Yüksek Seçim Komisyonu, seçim sürecinin uygulanmasını askıya alan yürürlükteki yargı kararlarıyla başa çıkmak için yasal bir formül bulunması ihtiyacının yanı sıra seçim itirazlarını ve anlaşmazlıklarını değerlendirme mekanizmasıyla ilgili olarak nihai gözlemlerini adli makamla koordinasyon halinde sunacağını belirtti.  Komisyon açıklamasında, ilgili seçim yasalarının uygulanması sırasında ortaya çıkan birçok teknik ve zaman engelinin önlenmesine etkin bir şekilde katkıda bulunacak seçim sürecinin teknik yönlerinin ve mekanizmalarının geliştirilmesi yönünde çeşitli adımlar attığını belirtti. Açıklamada, Yüksek Seçim Komisyonu’nun, uzlaşının hakim olduğu siyasi bir atmosfer mevcut olur olmaz ve güvenlik durumu sağlanır sağlanmaz seçim sürecini yeniden başlatmaya, mücbir sebep halinin sona erdirilmesinde taraflarla doğrudan temas kurmaya ve uygulamaya devam etmeye tamamen hazır olduğu vurgulandı.
Bu arada başkent Trablus’taki Libya Yüksek Mahkemesi Anayasa Dairesi, 10. ve 11. anayasa değişiklikleri ve 2018 tarihli 6 sayılı kanun taslağıyla ilgili referanduma ilişkin itirazın değerlendirilmesini ertelediğini duyurdu. Yüksek Mahkeme Başkanı Muhammed el-Hafi, temyizin, önümüzdeki Ekim ayına kadar ertelenme kararı aldığını açıkladı.
Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Yüksek Seçim Komisyonu ve Yüksek Mahkeme’nin açıklamalarından sadece birkaç saat sonra TM, Yüksek Mahkeme Başkanı Hafi’nin adaylığını görüşmek ve Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Halid el-Mişri'nin mesajına yanıt vermek üzere Bingazi şehrinde bir oturum düzenledi.
Bir başka gelişmede Güvenlik Operasyonları Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kolluk Kuvvetleri İdaresi, başkent Trablus'ta, diğer güvenlik birimleriyle birlikte, güvenliği sağlamak, durumu kontrol etmek ve resmi ve özel mülkleri korumak için güvenlik devriyeleri gerçekleştirildiğini duyurdu. Kolluk Kuvvetleri İdaresi, duyurusuyla ilgili olarak Ayn Zara’da düzenlenen devriyelerden görüntüler yayınladı.
Öte yandan Libya basını tarafından yayınlanan sızdırılmış bir listeye göre, başkent Trablus'ta son zamanlarda meydana gelen silahlı çatışmalarda çoğu sivil olmak üzere ölenlerin sayısı 44'e yükseldi. UBH Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlarda ise çatışmalarda 32 kişinin hayatını kaybettiği ve 159 kişinin yaralandığı belirtilmişti.
Diğer taraftan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, kısa bir süre önce ziyaret ettiği, ülkenin güneyinde yer alan Kufra şehrinin ileri gelenlerinin ve halkının toplumsal barışın ve istikrarın sağlanması, gelişme, kalkınma ve yeniden yapılanma yönüne ilerleme kaydedilmesi için ulusal uzlaşıya varılması taleplerini yerine getirmek üzere özel bir komite kurulması talimatını verdi.
LUO Ahlaki Rehberlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral Halid el-Mahcub, Hafter'in Ofis Müdürü Korgeneral Hayri et-Temimi’den alıntı yaparak, Hafter'in 2014 yılında ülkedeki terörist ve radikal gruplara karşı başlattığı ‘Onur Operasyonu’nun sekizinci yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere ziyaret ettiği Kufra’da Kufralılardan gördüğü konukseverlik için minnettarlığını ve takdirini ifade ettiğini söyledi.
Bir diğer gelişmede, LUO tarafından takviyelerde bulunulan 128. Tugay Komutanı Tuğgeneral Hasan ez-Zademe, ülkenin güneyindeki tüm askeri birimleri ziyaret etmek üzere Cufra askeri bölgesinden Sabha şehrine doğru ilerleyen askeri devriyenin yürütüldüğünü duyurdu. Tuğgeneral Zademe, devriyenin rotasının, sınır şeridi boyunca hayati öneme sahip yerlerde ve bölgelerde askeri devriyelerin ve güvenlik kontrol noktalarının çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Libya çölünün derinliklerine kadar uzandığını da sözlerine ekledi.



Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.