El Kaide’nin yeni lideri Seyful Adil mi olacak?

Seyful Adil (solda), Ebu Muhammed el-Mısri ve Ebu el-Hayr el-Mısri’nin 2015 yılında Tahran’da ilk kez yayınlanan nadir bir fotoğrafı
Seyful Adil (solda), Ebu Muhammed el-Mısri ve Ebu el-Hayr el-Mısri’nin 2015 yılında Tahran’da ilk kez yayınlanan nadir bir fotoğrafı
TT

El Kaide’nin yeni lideri Seyful Adil mi olacak?

Seyful Adil (solda), Ebu Muhammed el-Mısri ve Ebu el-Hayr el-Mısri’nin 2015 yılında Tahran’da ilk kez yayınlanan nadir bir fotoğrafı
Seyful Adil (solda), Ebu Muhammed el-Mısri ve Ebu el-Hayr el-Mısri’nin 2015 yılında Tahran’da ilk kez yayınlanan nadir bir fotoğrafı

El Kaide örgütünün lideri Eymen ez-Zevahiri’nin öldürüldüğü haberi, El Kaide liderliğinin olası halefleri hakkında tartışma başlayana kadar kamuoyunda neredeyse hiç gündem olmadı.
Terör örgütü, dört hafta önce 71 yaşındaki el-Zevahiri’nin Afganistan’ın başkenti Kabil’de bir balkonda öldürüldüğü ABD insansız hava aracı saldırısından bu yana lidersiz durumda. Peki Usame bin Ladin’in kurduğu örgütün yeni lideri kim olacak ve örgütü hangi yöne götürecek?
‘Seyful Adil’ lakaplı Mısırlı, Zevahiri’nin yerini alacak adaylardan biri. 60 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Yakın zamanda sızdırılan bir fotoğrafta, İran’ın başkenti Tahran’da çok sayıda kişinin en El Kaide lideri Eymen ez-Zevahiri’nin halefi olduğuna inandığı Seyful Adil de dahil üç üst düzey El-Kaide lideri görüldü. ABD hükümetinin birçok sınıflandırması da El-Kaide’nin üst düzey liderlerinin İran’daki varlığına işaret ediyordu. Ancak bu fotoğraf nadir kanıtlar sağladı. Fotoğrafta ABD Dışişleri Bakanlığı’nın ödül listesindeki en çok aranan El-Kaide liderleri arasında bulunan (solda sağa) Seyful Adil, Ebu Muhammed el-Mısri ve Ebu el-Hayr el-Mısri görülüyor. Fotoğraf, İran Devrim Muhafızları’nın bu ve diğer El-Kaide liderlerini ev hapsinde tuttuğu iddiaları karşısında şüphe uyandırıyor.
Fotoğraf, ilk olarak 26 Ağustos 2022’de Twitter hesabı tarafından yayınlandı. İki ABD istihbarat yetkilisi, ‘FDD’s Long War Journal’ dergisine yaptığı açıklamada fotoğrafın gerçek olduğunu ve üç adamın isimlerini belirtti. İstihbarat yetkilileri, fotoğrafın 2015 öncesinde Tahran’da çekildiğini söyledi.
11 Eylül saldırılarından önce El Kaide ile resmen birleşen cihatçı bir grup olan Mısır merkezli ‘el-Cihad’ hareket üyesi olan Seyful Adil, uzun süredir El-Kaide liderlerinden biri. Diğer önemli terörist liderlerle birlikte İran’a sığındığı biliniyor. Seyful Adil, El-Kaide’nin askeri komutanı olarak görev yaptı ve Merkezi Karar Alma Konseyi’nin bir üyesiydi. Şu an Afganistan’ın içerisinde bulunduğuna inanılıyor.
Adil’in İran ve ana terörist vekili Hizbullah ile ilişkileri 1990’larında başına kadar uzanıyor. 2001 yılının başlarında ABD büyükelçiliğini bombalama davası sırasında, El-Kaide’den kaçan ve Cemal el-Fadl olarak adlandırılan bir kişi, Seyful Adil’i İran ve Hizbullah’tan patlayıcı eğitimi almış bir El Kaide lideri olarak nitelendirdi. ‘9/11 Komisyonu’, daha sonra El Kaide’nin bu eğitimi 1998 Kenya ve Tanzanya büyükelçiliklerini bombalamak için gerekli ‘taktik uzmanlığını’ geliştirmek için kullandığını tespit etti. Söz konusu büyükelçilikler, Hizbullah’ın 1980’lerin başlarında Lübnan’da ABD ve Batılı güçlere yönelik saldırılarına benzer şekilde gerçekleştirilmişti.
Abdullah Ahmed Abdullah olarak da bilinen Ebu Muhammed el-Mısri, aynı zamanda Mısır el-Cihad Hareketi’nin asli bir üyesiydi ve 1998 Kenya ve Tanzanya saldırılarının suç ortağıydı. Ayrıca El-Kaide’nin önemli bir lideri ve örgütün Merkez Konseyi üyesiydi. Söz konusu büyükelçiliklere yönelik saldırıların 22. yıldönümü olan 7 Ağustos 2020’de Tahran’da vurularak öldürülmeden önce El-Kaide liderliğinin hilafet hattındaydı.
Asıl adı Muhammed Receb Abdurrahman olan Ebu el-Hayr el-Mısri ise El-Kaide örgütünün üst düzey kademelerine yükselmeden önce ‘el-Cihad’ hareketinin asli üyesiydi. Washington Post’a göre ABD istihbaratı, Ebu el-Hayr’ı El Kaide’nin yönetim kurulu başkanı olarak sınıflandırdı. Ebu el-Hayr, daha önce El-Kaide’nin ‘dış ilişkiler başkanı’ pozisyonundaydı. Bu konum, Afganistan’da Taliban ile bağlantılı sayılıyor.
Eski Mısırlı subay Seyful Adil, askeri ve terör tecrübesi sayesinde uluslararası terör örgütünün adeta gazisi konumunda. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Seyful Adil’i 10 milyon dolarlık ödülle dünyanın en çok aranan teröristlerinden biri olarak sınıflandırdı.
Eski FBI ajanı ve terörle mücadele uzmanı Ali Soufan, Seyful Adil’in hayat hikayesinin ya da onun hakkında bilinenlerin, bir ‘cihat romanına’ benzediğini yazdı. Soufan, Seyful Adil’in gençliğinden beri yabancı istihbarat teşkilatlarını ‘öldüğüyle’ kandırdığını ve teşkilatları tamamen başka biri olduğuna inandırdığını söyledi. Soufan’a göre yorgun bir yüz ve biraz boş bir görünümle gerçek Seyful Adil’i gösteren yalnızca üç fotoğraf mevcut. Gerçek adının Muhammed Salah Zeydan olduğuna inanılıyor.
Fundamentalizm konusunda uzmanlar, El Kaide’nin eski lideri Usame bin Ladin’in mesajlarına dikkati çekerken, Seyful Adil’in yaşıtlarından daha az kalifiye olduğunu ve liderliği devralırsa, bu Suriye’deki ve Irak içinde örgüt üzerinde olumsuz bir etki oluşturacağını söyledi. Muhammed Salah Zeydan olan Seyful Adil, 1989’da Afganistan’a taşındı be El Kaide’ye katıldı. Örgütün askeri yeteneklerini geliştirmede çok önemli bir rol oynadı. Eski tecrübelerinin yanı sıra Afrika Boynuzu başta olmak üzere birçok bölgesel şubesinin kurulmasına dahil oldu. Seyful Adil’in Mısır ordusunda özel bir birliğe katılımı sırasında patlayıcılar ve istihbarat faaliyetleriyle ilgilenirken deneyim kazanmış olması muhtemel. 1980’lerin sonunda Sovyet işgaline karşı savaşmak için Afganistan’a gittiğinden şüpheleniliyor. Aynı dönemde Pakistan ile sınır bölgesinde El Kaide kuruldu. Birleşik Devletler Barış Enstitüsü’nden Uzman İsfendiyar Mir, Afganistan’daki bu dönemin ‘son derece belirsiz’ olduğunu söyledi. Öte yandan Seyful Adil’in doksanların büyük bir kısmında ülkede olduğuna dair pek çok belirti olduğunu da dile getirdi.
Kısa bir süre sonra örgüt liderliğinde Usame bin Ladin’den sonra ikinci sıraya yükselen Seyful Adil, bir Afgan kampında eğitimlere önderlik etti, Sudan ve Somali’de başka kamplar kurdu, Yemen’de El-Kaide’nin Arap Yarımadası’ndaki bir kolunun temelini attı. 2011’de Pakistan’da bir ABD özel kuvvetler birliği tarafından öldürülen Bin Ladin’in, güvenliği söz konusu olduğunda Seyful Adil’den daha fazla kimseye güvenmediği söyleniyor.
Usta planlayıcı olarak Seyful Adil, El Kaide’nin en büyük iki saldırısına karıştı. Bunların ilki, 1998’de 200’den fazla kişinin öldüğü, Doğu Afrika’daki iki ABD büyükelçiliğine yönelik. İkincisi ise 2000 yılında 17 ABD askerinin öldürüldüğü ‘Cole’ adlı ABD destroyerine yönelik. 11 Eylül 2001 saldırıları ve Afganistan’ın ABD güçleri tarafından işgal edilmesinden sonra Seyful Adil, Kandahar’ın savunmasının komutasını üstlendi. Bu çerçevede Soufan, şu ifadelere yer verdi: “Seyful Adil, orada çok dayanıklı ve becerikli bir askeri lider olduğunu kanıtladı.”
Mir’e göre Seyful Adil, daha sonra İran’a kaçtı. 2010 yılına bir esir takasında serbest bırakılmadan önce önümüzdeki on yılın çoğunu Tahran’da ev hapsinde geçirdi. BM’ye bağlı El-Kaide ile mücadele uzman grubunun başkanı Edmund Fitton-Brown, Mısri’nin hala İran’da olabileceğini söyledi. Fitton-Brown’a göre Faslı Abdurrahman el-Mağribi’nin de orada ikamet etmesinin muhtemel olduğunu dile getirdi. El-Kaide’nin en önemli medya platformunun yöneticisi olan Mağribi, örgütün boş olan en üst düzey pozisyonunu doldurmak için de olası bir aday.
El Kaide, şu anda DEAŞ’tan daha az tehlikeli kabul ediliyor. Geçen Temmuz ayında BM uzmanlarının bir raporunda, “El-Kaide, Afganistan’daki sığınağından doğrudan bir uluslararası tehdit olarak görülmüyor” ifadelerine yer verildi. Raporda, örgütün “dış operasyonlar yürütme yeteneğinden’ yoksun olduğuna dikkati çekti.
Raporda ayrıca, örgütün Afganistan dışında saldırılar gerçekleştirmesinin olası olmadığı ve örgütün şu anda ülkeyi yöneten Taliban için sorun çıkarmak istemediği belirtildi. Rapor, grubun nihai hedefinin bir kez daha ‘küresel cihat lideri’ olarak görülmek olduğunu kaydetti. Bu amaca, İran’ı terk etmesi veya örgütü oradan yönetmesi şartıyla Seyful Adil adlı bir liderin önderliğinde ulaşmak mümkün. Edmund Fitton-Brown, “İran, Seyful Adil’in gitmesine ve başka yerlerde El-Kaide ile öfke yaratmasına izin vermeyebilir” dedi.
İran, 11 Eylül saldırılarından önce El Kaide üyelerini kısmen korumuştu. El Kaide, bugün 20 yıl önceki 11 Eylül saldırılarından çok daha güçlü. BM raporuna göre DEAŞ gibi bir örgütün örneğin Avrupa’da saldırılar gerçekleştirmek için yalnızca sınırlı kaynakları olmasına rağmen, geçen yılki tahminlere göre El Kaide’nin dünya genelinde 30 bin ila 40 bin arasında üyesi bulunuyor. Yakın Doğu’da şubesi var. Ayrıca Güney Asya ve Arap Yarımadası, Afrika’daki en tehlikeli yerlerden bazıları.



Kuzey Kore liderinin kız kardeşi, ABD tatbikatlarını eleştirdi ve “daha saldırgan” bir karşılık tehdidinde bulundu

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong (AP)
TT

Kuzey Kore liderinin kız kardeşi, ABD tatbikatlarını eleştirdi ve “daha saldırgan” bir karşılık tehdidinde bulundu

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong (AP)
Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong (AP)

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong, ABD’yi tekrarlanan askeri tatbikatlarla bölgesel gerilimi artırmakla suçladı ve Pyongyang’ın “daha saldırgan” bir karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Şarku’l Avsatın Kuzey Kore’nin resmi Kore Merkezi Haber Ajansı’ndan (KCNA) aktardığına göre Kim Yo-jong, “Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanca faaliyetlerin eşi benzeri görülmemiş seviyelere ulaştığı mevcut durum, karşılıklarımızın da orantılı veya daha saldırgan şekilde eşi benzeri görülmemiş seviyelere çıkarılmasını gerekli kılıyor” ifadelerini kullandı.

ABD ve müttefiklerinin son aylarda Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikatları “ABD öncülüğünde savaş eğitimi” olarak nitelendiren Kim, “egemenliğimizi savunma irademizin daha açık adımlarla ortaya konacağını” söyledi. Kim ayrıca nükleer caydırıcılık kapasitesini güçlendirme politikasında “hiçbir değişiklik olmayacağını” belirtti.

Kim Yo-jong, “Düşmanın askeri tatbikatlarının ülkemizin temel çıkarlarına, askeri egemenliğine ve bölgedeki güvenlik ortamına ciddi bir tehdit oluşturduğu tespit edilirse, Kuzey Kore ordusunun bununla başa çıkmak için mevcut bütün imkânlarını kullanacağını” ifade etti.


Hindistan ve Pakistan, denizdeki çarpışmanın ardından karşılıklı suçlamalarda bulundu

Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
TT

Hindistan ve Pakistan, denizdeki çarpışmanın ardından karşılıklı suçlamalarda bulundu

Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)
Pakistan ve Hindistan bayrakları (yaygın)

Hindistan ve Pakistan, iki ülkenin donanmalarına ait gemilerin denizde çarpışmasının ardından dün karşılıklı suçlamalarda bulundu. Taraflar ayrıca birbirlerinin maslahatgüzarlarını çağırarak resmî protestolarını iletti.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, olayın salı günü Pakistan donanmasının kendi münhasır ekonomik bölgesinde devriye tatbikatı gerçekleştirdiği sırada meydana geldiğini açıkladı.

Yeni Delhi ise çarpışmanın uluslararası sularda gerçekleştiğini ve ciddi bir hasara yol açmadığını belirtti.

Hintli bir yetkili, olayın salı günü geç saatlerde Umman Denizi’nin kuzeyinde meydana geldiğini söyledi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre  yetkili yaptığı açıklamada, “Pakistan donanmasına ait bir gemi, rutin gözetleme görevi yürüten Hindistan savaş gemisine çok yüksek hızla yaklaştı ve profesyonellikten uzak ve güvensiz manevralar yaptı” dedi.

İslamabad ise buna karşılık, Hint gemisinin Pakistan donanmasına ait gemiye yakın mesafede “düşmanca manevralar” yaptığını ve bunun iki geminin çarpışmasına yol açtığını bildirdi.

İki ülke de karşı tarafın maslahatgüzarını çağırdı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Pakistan maslahatgüzarına, “Pakistan deniz unsurlarının kabul edilemez ve profesyonellikten uzak davranışları nedeniyle, Hindistan donanmasına ait bir unsura çarpmasına yol açan eylemlerine karşı sert bir protesto” iletildi.

Pakistan Dışişleri Bakanlığı ise Hindistan temsilcisinden, İslamabad’ın “bu düşmanca Hindistan eylemini şiddetle reddettiği” mesajını iletmesini istedi.

Bakanlık ayrıca uluslararası topluma, Hindistan’ı “düşmanca” yaklaşımından vazgeçmeye ve Güney Asya’da istikrarsızlığa yol açabilecek adımlardan kaçınmaya çağırması yönünde çağrıda bulundu.

Nükleer silahlara sahip iki rakip ülke Hindistan ve Pakistan arasında uzun süredir karşılıklı güvensizlik hâkim. İki ülke, 1947’de bağımsızlıklarını kazanmalarından bu yana, özellikle her iki tarafın da egemenlik iddiasında bulunduğu Müslüman çoğunluklu Keşmir bölgesi nedeniyle birçok kez savaştı.

İki ülke ayrıca uzun ve ağır tahkim edilmiş sınırları boyunca on binlerce asker konuşlandırıyor.

Mayıs 2025’te ise Keşmir’de çoğu Hindu olmak üzere 20’den fazla turistin silahlı kişiler tarafından öldürülmesinin ardından dört gün süren kanlı bir çatışma yaşandı.

Yeni Delhi saldırıdan İslamabad’ı sorumlu tutarken, Pakistan bu suçlamayı reddetti.


Filipinler Eski Devlet Başkanı Duterte, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
TT

Filipinler Eski Devlet Başkanı Duterte, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde hâkim karşısına çıktı

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, 16 Eylül 2026'da Hollanda'nın Lahey kentindeki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) görüntülendi (AFP)

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, binlerce kişinin ölümüne yol açan "uyuşturucu savaşı" kapsamında yöneltilen suçlamalar nedeniyle bugün ilk kez şahsen Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) karşısına çıktı.

81 yaşındaki eski devlet başkanı, daha önce Lahey'deki ilk duruşmasına video konferans yoluyla katılmış, ancak o tarihten bu yana sağlık durumunun kötüleştiğini belirten savunma ekibinin gerekçesiyle çok sayıda duruşmaya katılmamıştı.

Duterte, duruşmaya kravat takmadan koyu renk takım elbise ve beyaz gömlekle katıldı. Yüz ifadesi ciddi olan Duterte, duruşmanın başlaması sırasında çenesini ellerinin üzerine dayadı.

Başkan hâkim Joanna Korner, Duterte'nin mahkeme karşısına ilk kez şahsen çıktığına dikkat çekerek, sanığın hâkim heyetinden izin almasına gerek olmadan istediği zaman salondan ayrılabileceğini belirtti.

Duterte, 2013-2018 yılları arasında uyuşturucu kullanıcıları ve satıcılarına yönelik yürüttüğü kampanya sırasında en az 76 kişinin öldürülmesine karışmakla suçlanıyor. Eski devlet başkanı hakkında insanlığa karşı suç işlemekten üç ayrı suçlama bulunuyor.

Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin savunma ekibi, 16 Eylül 2026'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen ön duruşma sırasında (AP)
Filipinler Eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin savunma ekibi, 16 Eylül 2026'da Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde gerçekleştirilen ön duruşma sırasında (AP)

Duterte, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gibi dünyanın en ağır suçlarını işleyen kişileri yargılayan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanan ilk eski Asya devlet başkanı olma özelliğini taşıyor.

Korner, davanın görülmeye başlanması için 30 Kasım tarihini belirledi. Duruşmanın aylar, hatta yıllar sürmesi bekleniyor.

Bugünkü oturumda davanın mevcut durumu ile usule ve yargılamanın organizasyonuna ilişkin ayrıntılar ele alındı.

Savunma ve iddia makamı, sunulan delillerin kapsamı konusunda da tartıştı. Savcılık, dosyada yaklaşık 15 bin delil bulunduğunu belirtirken, savunma bu sayının 62 binden fazla belgeye ulaştığını öne sürdü.

Duterte'nin avukatı Peter Haynes, "Bu çok büyük bir hacim. Bu imkânsız" diyerek, duruşma başlamadan önce bu kadar çok belgeyi inceleme şanslarının bulunmadığını söyledi.

Haynes, "Davanın mevcut durumu kaotik. Müvekkilim daha genç ve sağlığı daha iyi olsaydı, sizden duruşmayı altı ay ertelemenizi isterdim. Ama öyle değil" ifadelerini kullandı.

Hâkim Korner, savcılığın çok sayıda belge sunmasını eleştirerek taraflardan dava dosyasının kapsamını daraltmak için birlikte çalışmalarını istedi.

Duterte'nin Mart 2025'te tutuklanmasından bu yana mahkemede yaptığı tek görünüm, ilk duruşmaya video konferans yoluyla katılması olmuştu. O oturumda Duterte'nin kafasının karışık ve yorgun göründüğü, sesinin ise güçlükle duyulduğu belirtilmişti.

Savunma ekibi, Duterte'nin yargılamayı takip edebilecek zihinsel yeterliliğe sahip olmadığını ve sağlık durumunun giderek kötüleştiğini savunuyor.

Uyuşturucuyla mücadele savaşı mağdurlarının yakınları, eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasının canlı yayınını izlerken slogan attı; Filipinler'in Quezon kentinde, 16 Eylül 2026 (Reuters).
Uyuşturucuyla mücadele savaşı mağdurlarının yakınları, eski Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmasının canlı yayınını izlerken slogan attı; Filipinler'in Quezon kentinde, 16 Eylül 2026 (Reuters).

Mağdur yakınları gelişmeyi memnuniyetle karşıladı

Duterte'nin uyuşturucuyla mücadele kampanyasında hayatını kaybeden bazı kişilerin yakınları, eski devlet başkanının mahkeme karşısına şahsen çıkmasını memnuniyetle karşıladı.

Duterte'nin devlet başkanı olduğu dönemde Ağustos 2017'de polis tarafından öldürülen Kian delos Santos'un 48 yaşındaki amcası Randy delos Santos, "Elbette artık şahsen katılabildiği için çok mutluyuz" dedi.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre Delos Santos yaptığı açıklamada, Duterte'yi fiziksel olarak iyi durumda görmelerinin, mağdurların uzun süredir beklediği adaleti sağlayacak sürecin başlangıcı olabileceğini düşündürdüğünü belirterek, sağlığının duruşmaların hızlanmasına yardımcı olmasını umduklarını söyledi.

Duterte'nin avukatları salı günü yayımlanan bir dilekçede, müvekkilinin "yeni bilgileri muhafaza etmesini ve anıları güvenilir şekilde hatırlamasını engelleyen ciddi bir hafıza bozukluğu" yaşadığını belirtti.

Hâkimler Duterte'nin yargılanmaya zihinsel açıdan uygun olup olmadığını değerlendiriyor. Mahkeme, üç uzmana Duterte hakkında tıbbi değerlendirme yapmaları talimatını verdi.

Değerlendirme raporu kamuoyuna açıklanmadı. Ancak Duterte'nin savunma ekibi rapordaki tıbbi bulgulara atıfta bulundu. Savunmaya göre testler, Duterte'nin 2007 veya 2008 yılında yaşadığını düşündüğünü, kendisini 84 veya 85 yaşında sandığını ve mevcut ABD başkanının adını hatırlayamadığını ortaya koydu.

Şubat ayında yapılan duruşmalarda savcılık, Duterte'yi önce Davao belediye başkanı olduğu dönemde, ardından devlet başkanlığı sırasında uyuşturucu satıcısı veya kullanıcısı olduğundan şüphelenilen binlerce kişinin öldürülmesinden sorumlu olmakla suçladı.

Savcı Julian Nicholls, savunmasının sonunda Duterte'nin "on yıllar boyunca kendi halkını, Filipinler'in çocuklarını öldürdüğünü ve bütün bunları ülkesi için yaptığını iddia ettiğini" söyledi.

Duterte'nin devlet başkanı olmadan önce belediye başkanlığını yaptığı Davao'ya atıfta bulunan Nicholls, "Kendisinin kurduğu bir suikast timini Davao'da yönetiyordu" iddiasında bulundu.

Duterte'nin uyuşturucuyla mücadele kampanyası sırasında hayatını kaybedenlerin gerçek sayısının binlerle ifade edildiği tahmin ediliyor. Mağdur avukatları, kapsamlı bir yargılamanın daha fazla ailenin başvuruda bulunmasını teşvik edebileceğini belirtiyor.

Duterte'nin avukatı Nicholas Kaufman, şubat ayında mahkemeye yaptığı açıklamada müvekkilinin suçsuzluğu konusunda "tamamen kararlı" olduğunu söylemişti.

Kaufman, UCM hâkimlerine sunduğu savunmada Duterte hakkındaki delillerin "kesinlikle yetersiz" olduğunu ve suçlamaların "açıkça yersiz ve siyasi saiklerle yöneltilmiş" bulunduğunu savunmuştu.

Duterte, sert suçla mücadele politikası nedeniyle çok sayıda kişinin desteğini aldığı Filipinler'de hâlâ geniş bir tabana sahip.