Eylül ayı Rusya- Ukrayna savaşına son verir mi?

Yaklaşan şiddetli kış, bir şifre. Moskova ise enerji krizinin yoğunlaşmasına bel bağlarken, Avrupalılara taviz vermeleri için baskı yapıyor.

Rusya- Ukrayna savaşı, askeri veya siyasi bir çözüm olmaksızın yedinci ayına girdi (AFP)
Rusya- Ukrayna savaşı, askeri veya siyasi bir çözüm olmaksızın yedinci ayına girdi (AFP)
TT

Eylül ayı Rusya- Ukrayna savaşına son verir mi?

Rusya- Ukrayna savaşı, askeri veya siyasi bir çözüm olmaksızın yedinci ayına girdi (AFP)
Rusya- Ukrayna savaşı, askeri veya siyasi bir çözüm olmaksızın yedinci ayına girdi (AFP)

Ahmed Abdulhekim
Siyasi veya askeri bir çözüm olmaksızın yedinci ayına giren Rusya- Ukrayna savaşının en belirgin yansımalarından biri olan Moskova ile Batı arasındaki enerji çatışması tırmanırken, savaş daha yoğun bir döneme giriyor. Özellikle de sert kış mevsiminin yaklaşması ve çatışmanın ekonomi, gaz ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerinin ne boyutta yoğunlaşacağına dair endişeler artıyor.
Bazı taraflar, Rusya’nın Avrupa’ya gaz ve petrol ihracatının yeniden başlamasının süresiz olarak ertelenmesinin, enerji fiyatları nedeniyle zaten yükselişte olan yaşamsal maliyetlerle birlikte eski kıtanın kış için yakıt sağlama konusundaki sorunlarını daha da kötüleştireceğini söylüyor. Bir başka  kesim ise özellikle Rusya, Ukrayna ve Kiev’i destekleyen Batı ülkeleri açısından savaşın dinamiklerinde değişikliklere neden olduğu için mevcut Eylül ayının, çatışmanın farklı bir seyrine tanık olacağına inanıyor.

Karar verici bir ay mı olacak?
Ukrayna’daki savaşı uzatma ve yankılarını genişletme beklentileri ortamında özellikle batı ülkeleri başta olmak üzere birçokları açısından geride kalan şifre, ‘gelecek kış’ ve ‘Avrupa ekonomilerinin Rusya’nın enerji kısıtlamalarından ne ölçüde kurtulduğu’ olmaya devam ediyor.
Michael Clarke, The Times gazetesine ‘Eylül ayı, Ukrayna’da neden önemli bir aydır’ başlığı ile yazdığı makalesinde “Özellikle son haftalarda çatışma tarafları arasında sahada yaşanan değişiklikler çerçevesinde bu Eylül ayı, Ukrayna’daki çatışmanın seyri için belirleyici olabilir” ifadesini kullandı. Clarke, “Bir hafta önce Ukrayna güçleri, Rusya kontrolündeki Herson şehrine karşı bir saldırı başlattı. Bu, çoğu hareketini ortaya koymak için daha soğuk bir kışa bel bağlayan Rus kuvvetlerinin hesaplarını karıştırdı. (Karadeniz’in güneyindeki) Herson’un kıştan önce geri alınması, Ukrayna için askeri bir son tarih ve Kiev’in Batı ile ilişkilerinde siyasi bir son tarih” gürüşünü dile getirdi.
Michael Clarke, “Artan Batı askeri desteği olmaksızın Ukrayna için her yerde yavaş yavaş kaybetmekten bir yerlerde kazanmaya geçiş mümkün olmaz. Batı’nın finansal desteği olmadan Ukrayna hükümeti, bir yandan hayatta kalma savaşı verirken bir yandan da faaliyetlerini sürdüremez” dedi. Clarke, ABD’nin Ukrayna’ya yapılan tüm askeri yardımın yüzde 70’inden fazlasını sağladığını, ancak Avrupa Birliği’nin (AB) yaptırımları sürdürmesinin ve Rus ekonomisine yatırım yapmamasının gerekli olduğunu belirtti.
Clarke, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, enerji baskısı yoluyla birçok ülkede yaptırım rejimini kırmak için Avrupa’nın daha fazla bölünmesini umuyor. Bu baskı, Moskova’nın Avrupa’ya, özellikle Almanya ve İtalya’ya baskı yaparak tavizler kazanmasını sağlayabilir. Ayrıca Rusya’nın, dostlarına ve Macaristan, Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan gibi kararsızlara sunabileceği tavizler karşılığında bunun olmasını umut ediyor. Tüm bu gelişmeler, Avrupa’nın üretimi azaltabilecek, ekonomik durgunluğu ve muhtemelen sosyal ve endüstriyel huzursuzluğu artırabilecek çok yüksek enerji fiyatları ve endüstriyel kesintiler ile kasvetli bir kışla karşı karşıya kalacağı bir zamanda yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak Michael Clarke’a göre önümüzdeki kış, gelecek yıldan itibaren Rus enerji kaynaklarına bağımlılıklarını azaltmak isteyen Avrupalılar için en iyi fırsat olacak.  Clarke ayrıca, Ukrayna’daki mevcut çatışmanın birkaç yıl boyunca Moskova ile Kiev arasında aralıklı bir çatışmaya dönüşebileceğini söyledi.

Rus baskısından kurtulma yeteneği
The Guardian gazetesinin haberine göre, Avrupa’nın kışı atlatabilmesinin Rusya’nın ana gelir kaynağını havaya uçurabileceğini ve dolayısıyla Batı’nın ‘Rus gazına olan bağımlılığından’ kurtulmanın eşiğine ulaşabileceğini belirtti. İngiliz ‘The Telegraph’ gazetesi de benzin fiyatlarındaki rekor artışlara rağmen Batı’nın, Vladimir Putin’in çökmekte olan imparatorluğuna karşı irade savaşına devam etmesi gerektiğini kaydetti. Gazete ayrıca, Rusya- Ukrayna savaşının ‘Putin’in imparatorluğu’ ile mücadele etmek ve yalnızca ona acıdıkları için değil, Avrupa ve küresel güvenlik için Kiev’e desteği sürdürmek de dahil olmak üzere, gerçekleri ortaya çıkardığını belirtti. Gazete ayrıca Rusya Devlet Başkanı’nın enerji kartını kullanıp, Batı’nın iradesini zayıflatarak savaştığını vurguladı.
The Telegraph’ın gözlemcilerden aktardığına göre Avrupa hükümetleri, şu anda ısınma ve yeme maliyetleri nedeniyle siyasi krizlerle karşı karşıya ve kış yaklaştıkça, irade testi daha şiddetli hale geliyor. Gözlemciler ayrıca, “Mevcut krizin derinliğine rağmen enerji arzı uzun süre bitmeyecek. Gelecek yıl artık Rus enerjisine bağımlı olmayan Avrupa özgürleşmiş bir kıta olacak ve karşılığında Rusya fakirleşecek” dedi.
Gazete, “Bugün Batı için en büyük tehlike, kendisini gerçekçi gören ve Rusya’nın kalıcı bir güç olduğunu ve çıkarlarını güvence altına alma hakkına sahip olduğunu söyleyen düşünce ekolüdür. O halde Putin ile konuşalım ve Ukrayna’nın makul bir anlaşmayı kabul etmesini sağlayalım. Ancak gerçekçilikten uzak, böyle bir yaklaşıma sahip olanlar, gerçekte ne olduğunu, yani Putin’in gerçekte ne yaptığını ve neden yaptığını görmezden geliyorlar” ifadelerine yer verdi. Gazete ayrıca, Batı’nın Putin’in çöken imparatorluğunun kalıcı gücünü desteklemesine ve yenilgisini desteklemesine gerek olmadığını vurgularken, Batı’nın Moskova’ya karşı ne kadar kararlı olduğuna dikkati çekti.
Eski kıta şiddetli bir kış olasılığına hazırlanırken ABD merkezli ‘New York Times’, gelecek kışın ve Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığının Putin’i ‘Batı’da bölünmeler ortaya çıkana veya Ukrayna ordusu ve hükümeti yok olana kadar’ savaşmaya teşvik ettiğini bildirdi. Gazete, tüm bu korkulara rağmen, görünürde net bir sonu olmayan ve altı aydan fazla süren savaşın ardından görünen gerçeklerin devam ettiğini açıkladı. Gazeteye göre Avrupa’nın Ukrayna ile dayanışması, ekonomik yaptırımların maliyetinden gelen önemli baskıya rağmen devam ediyor. Avrupalı liderler Moskova üzerindeki baskıyı sürdürmek için ABD’li yetkililerle yakın çalıştı. Washington’un Avrupa ile teması Soğuk Savaş’tan bu yana hiç olmadığı kadar güçlü.
Paris merkezli Stratejik Araştırmalar Kuruluşu’nun müdür yardımcısı Bruno Tertrais, “Gerçekten iyi tarafından bakmalısınız. Avrupa hâlâ savaş başlamadan önce çoğumuzun beklediğinden daha birleşik ve daha etkili. Ara sıra yaşanan anlaşmazlıklara ve gerginliklere rağmen Avrupa’nın yaptırımları destekleme ve artırma konusundaki yeteneği ve istekliliği somut gerçeklerdir” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Komisyonu’nun Ekonomik İşlerden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni, AB’nin depolama ve enerji tasarrufu önlemleri sayesinde Rus gaz arzının tamamen durdurulması durumunda ‘iyi hazırlanmış’ olduğunu söyledi. Como Gölü’ndeki Cernobbio’da ‘European House – Ambrosetti’ tarafından düzenlenen ekonomik forumun oturum aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Rusya’nın gaz silahını kullanımına direnmeye hazırız. Putin’in kararlarından korkmuyoruz ve Ruslardan sözleşmelere saygı duymalarını istiyoruz, ancak yapmazlarsa yanıt vermeye hazırız” dedi.
Rus devi ‘Gazprom’ şirketi, cuma günü Rusya’yı Almanya’nın kuzeyine bağlayan ve bakım çalışmalarındaki 3 gün bir aradan sonra cumartesi günü yeniden hizmete giren ‘Kuzey Akım (Nord Stream)’ doğalgaz boru hattının, herhangi bir son tarih vermeden türbin onarılana kadar herhangi bir ayar yapılmadan ‘tamamen’ durdurulacağını duyurdu.
Böylece Rusya, G7’nin cuma günü açıkladığı ve Rusya’nın ‘petrol fiyatı için bir tavan belirlemeyi kabul ederek elde ettiği’ enerji kazanımlarını hedef alan kararına yanıt vermiş oldu.
Cuma günü Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, boru hattı yoluyla Rusya’dan ithal edilen gazın fiyatına bir tavan koyma zamanının geldiğini belirtti.
Paolo Gentiloni ise, “AB’de gaz depolama durumu, koşullar bir ülkeden diğerine farklılık gösterse bile tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesi sayesinde şu anda yaklaşık yüzde 80’e ulaştı” dedi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı habere göre Brüksel’in son aylarda çok şey yaptığını, ama bugün daha fazlasını yapılabileceğini söyleyen Gentiloni, “Amaç, ekonomik silahların kullanılması yoluyla Ukrayna’daki savaşa karşı çalışan birleşik bir Avrupa stratejisi takip etmektir. Savaşa katılmıyoruz ve askeri tırmanışa katılmıyoruz. Ancak Ukrayna’yı destekliyoruz ve şimdi bunu, daha etkin bir şekilde yapmalıyız” ifadelerini kullandı.



Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.


Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
TT

Trump: Gazze’ye 10 milyar dolar yardımın önündeki tek engel Hamas

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında imzalanan mutabakat zaptını elinde tutarken (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Gazze için “Barış Konseyi”ne 10 milyar dolar sağlayacağını açıkladı ve bunu “savaş maliyetleriyle karşılaştırıldığında küçük bir rakam” olarak nitelendirdi. Trump, diğer üye ülkelerden gelen katkıların 7 milyar doları bulduğunu ve bağışların artmasının beklendiğini kaydetti.

Trump, “Barış Konseyi”nin açılışında yaptığı konuşmada, “Birlikte, yüzyıllar boyunca savaşın yıkımlarına maruz kalmış ve üç bin yıl süren katliamlarla boğulmuş bir bölgede kalıcı barış hayalini gerçekleştirebiliriz. Dünya, diğer çözülmemiş çatışmaların nasıl çözülebileceğini görmeli” dedi ve Birleşmiş Milletler’in çabalarını destekleyeceklerini vurguladı. Trump, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin Gazze yardım paketine 7 milyar dolardan fazla katkıda bulunduğunu açıkladı.

Gazze’ye odaklanan Trump, ateşkesin tüm rehinelerin (canlı ve ölü) serbest bırakılmasıyla sonuçlandığını ve Hamas’ın söz verdiği gibi silahlarını teslim edeceğini söyledi, aksi hâlde “sert bir karşılık” verileceğini belirtti. Trump, “Şu anda dünya, önümüzdeki tek engel olan Hamas’ı bekliyor” dedi.

cfvdfv
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Devlet Bakanı Adil Cübeyr, Perşembe günü Washington’da düzenlenen “Barış Konseyi” toplantısında (AFP)

Trump, toplantıya katılan ülkelerin yalnızca maddi katkıda bulunmadığını, bazı ülkelerin ateşkesi korumak ve kalıcı barışı sağlamak için personel göndermeyi taahhüt ettiğini kaydetti. Ortadoğu’nun “üç bin yıl boyunca imkânsız görülen bir barış” gördüğünü ifade eden Trump, bunun İran’ın nükleer kapasitesinin B-2 bombardıman uçaklarıyla yok edilmesinden kaynaklandığını belirtti ve bunun bölgesel barışın anahtarı olduğunu söyledi.

Norveç ve FIFA İşbirliği

Trump, geleceğe dönük planları da açıkladı; Norveç’in konseye ev sahipliği yapacağı, FIFA’nın Gazze’de projeler (futbol sahaları dahil) için 75 milyar dolar toplama kampanyasına katılacağı ve Japonya’nın bağış toplama girişimlerinde yer alacağı belirtildi. İran’a “barış yoluna katılma” çağrısı yapan Trump, aksi hâlde “farklı bir yol”la karşılaşacağını vurguladı ve İran’ın nükleer silaha erişimini önleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Trump, adını taşıyan Barış Enstitüsü’ne övgüde bulunarak, BM ile yakın koordinasyonu vurguladı ve konseyin bu çalışmaları güçlendireceğini ve performansı “denetleyeceğini” belirtti. “Barış savaştan çok daha ucuzdur” diyen Trump, konseyin “kararlı liderlikle imkânsızın mümkün hâle getirilebileceğini” gösterdiğini söyledi.

dsvfdv
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen “Barış Konseyi” toplantısından genel bir görünüm (AFP)

Konuşmasında ekonomik başarıları, Wall Street’teki gelişmeleri ve ilk yılında sekiz savaşı sona erdiren kişisel diplomatik başarısını öne çıkaran Trump, ekibini – Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, özel elçi Steve Witkoff, ve Jared Kushner dahil – “tüm zamanların en iyi ekibi” olarak nitelendirdi.

Trump, toplantıya katılan ülkelerin liderlerine teşekkür etti; Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’i örnek göstererek, Pakistan-Hindistan ve Ermenistan-Azerbaycan gibi çatışmaların çözümünde oynadığı rolü vurguladı. Arap ülkelerine de teşekkür etti.

Filistinli Katılım

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze için “Barış Konseyi” dışında bir “alternatif plan” olmadığını belirtti. Konsey koordinatörü Nikolay Mladenov, Perşembe günü, Hamas’ın etkisinden bağımsız bir Filistin Ulusal Polisi oluşturmak üzere başvuruların açıldığını duyurdu. Mladenov, “Sadece ilk birkaç saatte bin kişi başvuruda bulundu” dedi.

fvgthyju
Endonezya Cumhurbaşkanı, Perşembe günü Washington’da düzenlenen Barış Konseyi toplantısında (AFP)

Filistin yönetiminin Gazze işlerini yönetecek teknik komitesinin başkanı Ali Şaas kısa bir konuşma yaptı; hükümetin Gazze’de istikrar sağlama yetkisine sahip olduğunu, ancak zorlu şartlarda çalıştığını belirtti. Şaas dört önceliği açıkladı: güvenliği sağlamak, iki ay içinde 5 bin askeri eğitip konuşlandırmak, onurlu iş imkânları yaratmak, insani yardımların devamını ve temel hizmetlerin yeniden sağlanmasını temin etmek.

Trump, Perşembe günü 47’den fazla ülke liderinin, başbakan, dışişleri bakanı ve BM, AB, Dünya Bankası temsilcilerinin katıldığı konseyin ilk kurucu toplantısını açtı. Konseyin tartışmaları, yıkıcı savaşın ardından Gazze’nin yeniden inşası ve istikrarın sağlanmasına odaklandı.

fdbghyju
Washington’da Perşembe günü gerçekleştirilen Barış Konseyi toplantısından bir kare (AFP)

Bu zirve, BM Güvenlik Konseyi’nin ABD destekli ateşkes planını kabul etmesinden yaklaşık üç ay sonra gerçekleşti. Plan, iki yıl süreyle konseyin silahsızlanma ve Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesini öngörüyordu. Başlıca sorunlar, Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Gazze’den çekilmesi, yeniden inşanın boyutu ve insani yardımların akışı. Ateşkes hâlen kırılgan; taraflar ihlal iddialarını sürdürüyor.

Hamas’ın silahı sorunu

Trump yönetimi, Hamas’ı silahsızlandırma konusunda resmi bir plan açıklamadı. Mısır, Katar ve Türkiye ile görüşmelerin sürdüğü belirtiliyor. İsrail, Hamas ve diğer Filistin grupları silahsızlanmayı kabul etmeden geniş çaplı yeniden inşaya izin vermeyeceğini açıkladı. BM’de ABD Daimi Temsilcisi Mike Waltz, Hamas’a iki seçenek sunduklarını söyledi: “Kolay ya da zor yoldan silahsızlanma”.

Hamas, İsrail’in olası misillemelerinden endişe ederek silah teslim etmeye hazır görünmüyor. Hareket, Gazze yönetimini yeniden üstlenmiş ve ABD destekli teknik komiteye yetki devretmeye hazır. Ancak İsrail, komitenin Gazze’ye girişine izin vermedi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Hamas silahsızlanmadan yeniden inşa olmayacak” dedi.

Barış Gücü

Endonezya, yaklaşık 8 bin asker göndereceğini açıkladı. Arnavutluk, Fas ve Yunanistan’ın da Gazze’ye barış gücü olarak katılacağı belirtiliyor. Bu güç sınır konularını ele alacak, ancak Hamas’ın silahsızlanmasını denetleme yetkisine sahip olup olmayacakları belirsiz.

Gazze’deki Uluslararası İstikrar Gücü Komutanı General Jasper Gievers, beş ülkenin – Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk – katılımını duyurdu. Ayrıca Mısır ve Ürdün polis eğitimine destek verecek. Endonezya, gücün yardımcı komutanlığı görevini üstlenecek.

Eleştiriler

Fransa Dışişleri Sözcüsü Pascal Confavreux, Avrupa Komisyonu’nun toplantıya katılımını sürpriz olarak nitelendirdi; Komisyon’un üye ülkeleri temsil yetkisi olmadığını vurguladı. Fransa, konseyin faaliyetlerini BM kararlarıyla uyumlu hâle getirmeden katılmayacağını belirtti.

Eleştiriler, konseyin BM’nin rolünü azaltabileceği ve ABD’nin alternatif bir yapı kurmak istediği endişelerinden kaynaklandı. Başkan Trump’ın geniş yetkileri – ömür boyu başkanlık, üye kabul ve fon kullanımı üzerinde tek yetki – eleştirildi.

Analistler, başarının mali taahhütlerle değil, üç temel zorluğun çözümüyle ölçüleceğini belirtiyor: Hamas’ın silahsızlanması, İsrail’in Trump planına göre çekilmesi ve uluslararası ve yerel meşruiyete sahip istikrar gücü oluşturma kapasitesi.


Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
TT

Eski Güney Kore Devlet Başkanı, sıkıyönetim ilan ettiği gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı

Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)
Eski Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol (Reuters)

Güney Kore’nin eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 2024’ün sonlarında kısa süreli sıkıyönetim ilan etmesi nedeniyle bugün ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Seul Merkez Bölge Mahkemesi yargıcı Ji Gwi-yeon, karar duruşmasında “İsyan suçundan Yoon’u ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyoruz” ifadesini kullandı.

Böylece eski muhafazakâr lider, savcılığın talep ettiği idam cezasından kurtulmuş oldu.

Yoon Suk Yeol, 3 Aralık 2024 akşamı yaptığı sürpriz konuşmada sıkıyönetim ilan etmiş ve orduya Ulusal Meclis’e girme talimatı vermişti. Ancak askerler tarafından kuşatılan binaya yeterli sayıda milletvekili girmeyi başarmış, yapılan oylamada bu güç kullanımına karşı karar alınmış ve dönemin devlet başkanı geri adım atmak zorunda kalmıştı.

Sivil yönetim fiilen yalnızca altı saatliğine askıya alınsa da, söz konusu girişim ülkede derin ve uzun süreli bir siyasi krize yol açmıştı.

Gözaltında yargılanan Yoon, bu eylemleri nedeniyle nisan ayında görevden alınmıştı.

Mahkemenin, eski Savunma Bakanı Kim Yong-hyun’u da mahkûm etmesinin ardından, Yoon ile birlikte yargılanan diğer sanıklar hakkında da kısa süre içinde karar vermesi bekleniyor.