İsrail, Batı Şeria’daki tartışmalı kısıtlamalardan geri adım attı

İsrail, yabancıların Batı Şeria'ya girişindeki ‘tartışmalı kısıtlamalar’ konusunda geri adım attı

Morgan Cooper ve Salih Toteh, Batı Şeria'da yer alan Ramallah'taki restoranlarının önünde (AP)
Morgan Cooper ve Salih Toteh, Batı Şeria'da yer alan Ramallah'taki restoranlarının önünde (AP)
TT

İsrail, Batı Şeria’daki tartışmalı kısıtlamalardan geri adım attı

Morgan Cooper ve Salih Toteh, Batı Şeria'da yer alan Ramallah'taki restoranlarının önünde (AP)
Morgan Cooper ve Salih Toteh, Batı Şeria'da yer alan Ramallah'taki restoranlarının önünde (AP)

İsrail, yabancı ziyaretçilerin Batı Şeria'ya girişlerine ilişkin tartışmalı kurallardan bazılarını kaldırdı. Kaldırılanlar arasında ziyaretçilerin İsrail’i Filistinlilerle ilişkileri hakkında önceden bilgilendirmelerini gerektiren madde de yer alıyor.
Herhangi bir ziyaretçinin bir Filistinli ile evlilik sürecine gireceği taktirde bunu İsrail'e önceden haber vermesi kuralı, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ve Avrupa hükümetlerinin bu yöndeki baskısı ardından kaldırıldı.
İsrail hükümetinin Filistin topraklarındaki faaliyetlerinden sorumlu Koordinasyon Ofisi (COGAT), yabancıların Batı Şeria'ya girişleri ve ikametleri yönündeki prosedürler için yeni ve güncel bir belge yayınlamıştı. Söz konusu belgede, Batı Şeria'da yaşayan bir Filistinli ile resmi bir ilişkiye girecek yabancı pasaport sahiplerinin nişan veya düğünleri itibariyle 30 gün içerisinde İsrailli yetkililere haber vermeleri şart koşulmuştu.
Plana göre, 20 Ekim'de yürürlüğe girecek yeni prosedürün, iki yıllık bir deneme süresi olacak ve bunun sonunda durum değerlendirmesi yapılarak prosedürün yürürlükte kalıp kalmayacağına karar verilecek. COGAT’ın Şubat ayında yayınladığı talimatların temmuz ayında başlatılması planlanmış, ancak Yüksek Mahkeme’ye sunulan dilekçeler dolayısıyla önce Eylül ayına, ardından ise 20 Ekim'e ertelenmişti.
COGAT Şubat ayında taslağı web sitesinden kaldırmış, 4 Eylül 2022 tarihli 90 sayfalık yeni versiyon ile değiştirmişti. Yeni taslak, yabancı vizelerinin 90 günden 180 güne uzatılmasına imkan sağlıyor.
COGAT, Filistin üniversitelerindeki yabancı öğretim üyelerine ve öğrencilere ayrılan, başlangıçta 100 öğretmen ve 150 öğrenci ile kısıtlı tutulan kontenjanları da iptal etti. Aynı zamanda yeni metinde yabancıların yeni bir izin almadan önce Batı Şeria'yı altı ay süre ile terk etmeleri zorunluluğundan bahsedilmedi.
Bireysel hakları savunan İsrail merkezli HaMoked derneği, yeniden düzenlenmiş metnin de insanların hayatlarında büyük aksamalara neden olmaya devam edeceğini vurguladı. Derneğin yönetici direktörü Jessica Montell, “En şaşırtıcı bazı maddeleri çıkardılar. Asıl sorun şu: İsrail, eşlerden biri yabancı olduğu taktirde demografik durumla ilgili bariz siyasi nedenlerle binlerce ailenin bir arada yaşamasını hala engelliyor” vurgusunda bulundu.
İsrail, ABD ve Avrupa ülkelerinden yetkililerin eleştirileri ardından böyle bir değişikliğe gitmişti. Yayınlanan protokoller hakkında hala endişelerinin olduğunu söyleyen ABD’nin İsrail Büyükelçisi Tom Nides, şu açıklamalarda bulundu:
“Kudüs'teki ABD Büyükelçiliği ve ABD Filistin Meseleleri Ofisi, Şubat ayından bu yana bu hususta İsrail hükümeti ile yoğun bir iletişim içerisinde. Uygulamaya kadar olan 45 günlük süreçte ve deneme sürecinde bunu yapmaya devam edeceğiz. COGAT'ın Filistin akademik kurumları tarafından davet edilen bireylerin Batı Şeria'ya girmeye uygun olup olmadığını belirlemedeki rolü ve (Filistinlilerin)aile birliği üzerindeki olası olumsuz etkisi hususundaki protokollerle ilgili endişelerim sürüyor.”
ABD Büyükelçisi, tüm bu düzenlemelerin Filistin Yönetimi de dahil kilit paydaşlarla koordineli olarak geliştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
Filistin Yönetimi de İsrail’in yayınladığı belgeyi ve yapılan değişikleri reddetmişti. İsrail’in söz konusu planını “ırkçı uygulamalar” olarak nitelendiren Filistin Başbakanı Muhammed İştiyye, İsrail’in bu uygulama ile ABD ve Avrupa vatandaşları başta olmak üzere yabancı uyruklu Filistinlileri, Filistin'le dayanışma içinde olanları, gönüllü faaliyetler için Filistin'de ikamet eden yabancıları, yabancı şirket çalışanlarını ve Filistin üniversitelerindeki öğretim görevlilerini taciz etmeyi amaçladığını ifade etmişti. İsrail bu protokolleri uyguladığı taktirde ABD'nin İsraillilere ABD'ye ‘vizesiz’ giriş hakkı vermemesini talep eden İştiyye, Avrupa'nın İsrail'e Filistin'e ulaşmak isteyen hiçbir Avrupa vatandaşını engellemeyecek şartlar dayatmasını istemişti.
ABD, İsrail ile yaptığı görüşmelerde söz konusu belgeyi İsraillilerin vize almadan Washington'a gelişiyle ilişkilendirdi. İsrail medyasına yaptığı açıklamada Washington'un talimatların etkisini yakından izlediğini aktaran ABD'li bir yetkili, Washington’un iki yıllık deneme süresi boyunca İsraillilerin şeffaflık, adalet ve eşit muamele ile gerekli ayarlamaları yapacağını beklediğini dile getirdi.
“COGAT'ın Filistin akademik kurumları tarafından davet edilen bireylerin Batı Şeria'ya girmeye uygun olup olmadığını belirlemeye yönelik kurallarıyla ilgili endişeler sürüyor” vurgusunda bulunan yetkili, ABD’nin ilgili Filistin kurumlarının yeni yönergeleri şekillendirmede rol oynamasını sağlamak için COGAT’a baskı kurduğunu belirtti.
Üst düzey yetkili, İsrail ile uzun zamandır beklenen vize muafiyetiyle ilgili devam eden görüşmelerin paralel ilerlediğini, ancak COGAT’ın yayınladığı talimatlardan bağımsız olduğunu açıkça belirtti. Diğer yandan İsrail’in vize muafiyet programına katılmak için ‘karşılıklılık’ şartlarını karşılayabilmesi için bazı kurallarda ek değişiklikler yapması gerekeceğini de ifade etti. Aynı zamanda, “COGAT tarafından çıkarılacak bu politikalar, diğer ülke vatandaşları gibi ABD vatandaşları üzerinde de etkili olacak. Bunu yakından izleyeceğiz. Vizelerde karşılıklılık üzerine ilerlerken COGAT ve İsrail hükümetindeki diğer birimler ile görüşmelere devam edeceğiz” vurgusunda bulundu.



Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
TT

Washington, Suriye güçlerini Halep ve Tabka arasında "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı

Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)
Suriye ordusu dün Halep'in doğusundaki kırsal kesimde bulunan Meskene'ye girdi (AFP)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) komutanı Amiral Brad Cooper, Suriye hükümet güçlerini ülkenin kuzeyindeki Halep ve Tabka şehirleri arasındaki bölgede "herhangi bir saldırı eylemini" durdurmaya çağırdı ve Kürt güçleriyle aralarındaki "gerginliğin artmasını önleme" çabalarını memnuniyetle karşıladı.

Cooper, "Suriye hükümet güçlerini Halep ve Tabka arasında bulunan bölgelerdeki her türlü saldırı operasyonunu durdurmaya çağırıyoruz" diyerek, "Suriye'deki tüm tarafların gerginliğin artmasını önlemek ve diyalog yoluyla bir çözüm aramak için sürdürdüğü çabaları memnuniyetle karşılıyoruz" ifadelerini kullandı.


Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
TT

Uluslararası toplum Lübnan'da sadece ateşkes değil, silahsızlanma da istiyor

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda Lübnan ordusunu destekleyen afişler (Arşiv – AP)

Son günlerde, Lübnan resmî makamlarının 2006’da kabul edilen ve 2024’te güncellenen 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına bağlılık vurgusu ile, yalnızca ateşkesin kalıcı hale getirilmesini değil, silahların bırakılmasını ve gücün devlet elinde toplanmasını açıkça dile getirmeye başlayan uluslararası aktörlerin yaklaşımı arasındaki çelişki giderek belirginleşiyor. Bu yeni yaklaşım, Lübnan devletini son derece hassas bir siyasi ve güvenlik sınavıyla karşı karşıya bırakıyor.

İsrail’in artan askeri faaliyetleri ve Litani Nehri’nin güneyi ile kuzeyine yönelik hava saldırılarının sürmesi eşliğinde, Lübnan devleti 1701 sayılı kararın tüm hükümlerine bağlılığını ortaya koymaya çalışıyor. Resmî açıklamalarda, Lübnan ordusunun Mavi Hat boyunca görevlerini yerine getirdiği ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ile iş birliği içinde sükûneti sağlamaya çalıştığı vurgulanıyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Lübnan’ın ‘ateşkese bağlı olduğunu ve uluslararası yükümlülüklerine saygı gösterdiğini’ yineleyerek, 2006’dan bu yana geçerli olan çerçevenin korunması yönündeki iradeye işaret etti.

Ancak Lübnan’ın bu yaklaşımı Batılı başkentleri artık ikna etmiyor. Son dönemde ABD ve Avrupa’dan gelen açıklamalar, ‘uluslararası toplumun istikrarı yönetme aşamasından, değişimi dayatma aşamasına geçtiğini’ açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle Lübnan ordusunun güneyde sahadaki planını uygulamaya başlamasının ardından, silahların devlet otoritesi altında toplanması gerekliliği yönündeki söylem daha da güç kazanmış durumda.

Uluslararası silahsızlanma takvimi

Eski milletvekili Faris Said, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Lübnan’daki tüm yasadışı silahların tasfiyesi, özellikle de Hizbullah’ın silahları için bir takvim belirlediğinin artık netleştiğini, bunun yalnızca Litani Nehri güneyindeki silahları kapsayan 1701 sayılı karar ile sınırlı olmadığını söyledi.

Said, “Lübnan yetkilileri bu takvimden haberdar, ancak kamuoyuna açıklanmadı. Yetkililerin bu konuda ciddi adımlar atması gerekiyor, çünkü gecikme ülkeyi büyük siyasi ve güvenlik risklerine maruz bırakır” ifadelerini kullandı.

Said’e göre mevcut aşama, uluslararası yaklaşımda bir değişimi gösteriyor: “Artık odak sadece güneydeki durumu düzenleyen 1701 sayılı kararın uygulanmasında değil. Zira şimdi tüm milislerin silahsızlandırılması yönünde açık talepler öne çıkıyor” (yani 1559 sayılı karar). Said bu değişimi, ‘Lübnan siyasetinde silahın egemenliğine son verme iradesi’ olarak nitelendirdi.

Said ayrıca, “Lübnan’da Hizbullah tarafından yapılan sözlü tırmanış, gerçek durumla uyumlu değil. Hizbullah medyada tonunu yükseltiyor, ancak geniş çaplı bir askeri çatışmaya girişecek kapasitesi yok” değerlendirmesinde bulundu. Said, Hizbullah içinde iki eğilim olduğunu belirterek, birinin İran-ABD müzakerelerini beklediğini, diğerinin ise Hizbullah’ı çıkmazdan kurtaracak bir Arap çözümü arayışında olduğunu bildirdi.

 Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)Hizbullah tarafından Lübnan'ın güneyindeki Kaleviyeh köyüne yerleştirilen bir füze maketi… Duvarda “Silahlarımızı bırakmayacağız” yazıyor. (EPA)

1701 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasının geçmiş yıllarda Hizbullah’ın silahları ve siyasi sisteme derinlemesine nüfuzu nedeniyle aksadığını belirten Said, Hizbullah’ın seçim yasası ve mezhep ötesi ittifakları aracılığıyla kendisine bir siyasi güvenlik ağı oluşturduğunu söyledi.

Said sözlerini şöyle noktaladı: “Artık Lübnan devletinin zaman kaybetme lüksü yok. Devlet, BM gözetiminde tek bir masada oturup bekleyen meseleleri çözmeli ve müzakerelere parti mantığıyla değil, devlet mantığıyla başlamalı. Zamanla yarış içindeyiz; eğer bu yılı da aşarsak ve silah konusunda siyasi çözümler bulamazsak, tüm Lübnan’ın yeniden şiddet sarmalına gireceği düşüncesi gerçek olabilir.”

1701 sayılı karar artık uygulanabilir değil

Lübnan devleti, uluslararası meşruiyet politikasını savunmak zorunda kalırken, ülkedeki en etkili güçlerden Hizbullah, kararı kabul eden devletlerin yorumladığı şekliyle 1701 sayılı kararın sınırlarını tanımıyor.

Hukuk profesörü Dr. Ali Murad, “Lübnan, savaşın ve ateşkes anlaşmasının ortaya çıkardığı güç dengeleri ışığında son derece zor bir gerçeklikle karşı karşıya” dedi. Murad, İsrail’in, Lübnan hükümetinin son olarak silahları devletin elinde toplama çabalarına rağmen, ‘adım adım’ dengesini aştığını belirtti.

Murad, güç dengelerinin bugün her zamankinden daha fazla İsrail lehine döndüğünü, özellikle Suriye rejiminin çöküşü ve Hizbullah’ın yanıt verememesi sonrası, herkesin durumu objektif şekilde değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Murad, “2006’da kabul edilen 1701 sayılı karar, o dönemdeki koşullar değiştiği için artık uygulanabilir değil” ifadesini kullandı.

Mevcut durumun çok daha zor olduğunu belirten Murad, Hizbullah’ın o dönemde silahlarını karar gereği teslim etmemesinin, sonraki uygulamaları daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Murad, savaş sonrası kabul edilen yorum çerçevesinde ateşkesin artık uygulanabilir olmadığını, durumun daha karmaşık ve zor hale geldiğini vurguladı.

Murad, Lübnan devletinin dolaylı müzakere fikrini kabul etmesinin, ulusal çıkarı koruma sorumluluğunu beraberinde getirdiğini belirterek, bunun; saldırıların durdurulması, İsrail’in çekilmesi, tutukluların geri dönmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi açık hedefleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Murad, “Bu hedeflerin hiçbiri Hizbullah’ın silahlarıyla artık gerçekleştirilemez” dedi.

Murad sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “2006 versiyonu artık geçerli değil, mevcut ateşkes versiyonu ise gerçeklik tarafından aşılmış durumda. Lübnan devleti ve Hizbullah, durumu olduğu gibi değerlendirmeli, inkâr veya kaçma yoluna başvurmamalı.”


İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail: Hamas'ı iki ay içinde silahsızlandırın... yoksa savaşla karşı karşıya kalırsınız

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli gruplara silahsızlanmaları için iki aylık bir ültimatom verdi ve bunu uygulamak için yeniden askeri müdahale tehdidinde bulunarak, savaşı yeniden alevlendirebileceğini belirtti.

İsrail kaynakları, Tel Aviv'in bu ültimatomu ABD ile tam bir mutabakat içinde verdiğini ve silahsızlanma sürecinin niteliğini ve kriterlerini İsrail'in belirleyeceğini ifade etti.

İsrail medya kuruluşu Kanal 12'ye göre ordu şimdiden bir askeri operasyon senaryosuna hazırlanıyor ve ABD Başkanı Donald Trump, "Onlar (Hamas) bunu kolay yoldan da zor yoldan da yapabilirler" diyerek İsrail'in pozisyonunu güçlendirdi.

13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)13 Ocak 2026'da Gazze Şehri sahilinde yerinden edilmiş Filistinliler için kurulan bir kamp (AP)

Kanal haberinde, “Barış Konseyi ve teknokrat yönetim kurulduğu andan itibaren Hamas'a silahsızlanması için iki ay süre verilecek. Eğer bunu gönüllü olarak yapmazsa, İsrail ordusu müdahale edecek” ifadelerini kullandı.

İsrail'de bu tehditkar tavrın, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında tam bir anlaşmanın sonucu olduğu iddiası var.

İsrailli bir güvenlik kaynağı, Hamas'ın belirtilen süre içinde silahsızlandırılmaması durumunda "İsrail ordusunun şimdiden planlar hazırladığını" belirtti.

İsrail güvenlik teşkilatının değerlendirmesine göre Hamas hâlâ sahada faaliyet gösteriyor, zaman onların lehine işliyor ve hareket çatışmalar sırasında ağır hasar görmüş olsa da çöküşten çok uzak.

Güvenlik değerlendirmelerine göre, “örgüt hâlâ Gazze’nin bazı bölgelerinde otorite ve askeri kontrolü sürdürüyor, sahada faaliyet gösteriyor ve özellikle hâlâ etkin kontrolü altında bulunan bölgelerde silahlanmaya ve büyümeye devam ediyor… Ortaya çıkan geçiş dönemi (Hamas'a) hizmet ediyor ve yeteneklerini yeniden inşa etmesine, yeraltı altyapısını harekete geçirmesine ve bir savaş gücünü yeniden kurmasına olanak tanıyor.”

 Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)Gazze'yi yönetmekle görevlendirilen teknokrat komite dün Kahire'de toplandı (Reuters)

İsrail'deki bilgili kaynaklar, bu durum ışığında "mevcut aşamayı uzatmanın bir seçenek olmadığını" belirterek, "belirli ve sınırlı bir zaman çizelgesi belirlendiğini ve bu çizelgenin sonunda kesin bir karar verileceğini" vurguladı.

Siyasi ve güvenlik kaynakları, bu kararın ABD ile tam koordinasyon içinde alındığını ve Washington ile Tel Aviv arasında doğrudan varılan anlaşmaların bir parçası olduğunu doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu anlaşmalar, Hamas'ın silahsızlandırılmasının sadece belirtilen bir hedef değil, Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir ilerleme için bağlayıcı bir koşul olduğu konusunda da mutabakatı içeriyor.

Kaynaklar, İsrail'in "silahsızlanma" tanımının, kriterlerinin, nasıl doğrulanacağının ve ne zaman gerçek ve tamamlanmış sayılacağının tam kontrolüne sahip olacağını ifade etti.

İsrail kaynakları, kısmi bir dağılmanın veya sembolik bir adımın kabul edilmeyeceğini ve Hamas askeri yeteneklere sahip olduğu sürece "sarı hat’tan" geri adım atılmayacağını vurguladı.

İsrail, Hamas silahsızlandırılana kadar Gazze'de kurulan teknokrat hükümetle iş birliğinin sınırlı ve temkinli olmasına karar verdi.

Kaynaklar, İsrail'in teknokrat hükümetin bileşimini ve üyelerinin isimlerini incelediğini belirtti.

Tel Aviv'de hakim olan varsayım, Hamas'ın kendi isteğiyle silahsızlanmayacağı yönünde ve ültimatom, (askeri olarak) harekete geçmeden önce net bir zaman çerçevesi belirlemeyi de amaçlıyor.

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail'in uyarısı, yıkıcı bir savaştan iki yıl sonra geldi ve İsrail'in Hamas karşısında başka ne yapacağı bilinmiyor.

İsrail, Gazze Şeridi'ndeki her türlü silahı ortadan kaldırmak ve tüm tünelleri yok etmek istiyor.

Hamas, Gazze Şeridi'nde iktidarı teknokrat bir hükümete devredeceğini açıkladı, ancak silahsızlanacağına dair bir açıklama yapmadı.

ABD yetkilileri, Axios'a daha önceki bir raporda, Hamas'ın gizli iletişimlerde, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının başlangıcıyla eş zamanlı olarak ABD'nin silahsızlanma planını kabul etmeye istekli olduğunu ifade ettiğini söylemişti.

Rapora göre, Trump'ın Hamas'ı silahsızlandırma planı, tüneller ve silah fabrikaları gibi askeri altyapının imha edilmesi, füzeler ile ağır silahların İsrail'e karşı kullanılmasını engelleyecek depolama alanlarına yerleştirilmesiyle başlayarak, aşamalı olarak uygulanmasını öngörüyor.

Aynı aşamada, Gazze Şeridi'nde teknokrat bir hükümete bağlı, güvenlik ve düzeni sağlamaktan sorumlu ve Şerit içinde silah bulundurma yetkisine sahip tek kurum olacak bir polis gücü oluşturmak için çalışmalar sürüyor.

İnternet sitesi, bir ABD yetkilisinin Hamas'ın silahsızlanma konusunda "olumlu sinyaller" gönderdiğini söylediğini aktarırken, ateşkesin başarısının ve kalıcı bir barışa dönüşmesinin, hareketin silahlarını bırakmasına ve İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmesine bağlı olduğunu vurguladı.

Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, kişisel silahlarını teslim etmeye ve askeri faaliyetlerden vazgeçmeye istekli Hamas üyelerine özel af çıkarma olasılığını değerlendiriyor.